TÜRKİYE’DE FACTORING UYGULAMALARI
Türkiye’de Factoring’in Gelişimi
Türkiye’de factoring uygulaması, diğer finansal yeniliklerde olduğu gibi, bankalar tarafından başlatılmıştır. Bunun nedeni ise bankaların sektördeki tecrübeleri, piyasa ve müşteriler hakkında oluşturdukları veri tabanlarının genişliği ve müşterileri ile yakın ilişki kurabilmeleridir.
Türkiye’de factoring uygulamalarında ilk adım mayıs 1988’de İktisat Bankası bünyesinde atılmış ve Facto-Finans Alacak Alımı A.Ş. adı altında Türkiye’nin ilk factoring kuruluşu oluşturulmuştur. Bu kuruluş aynı zamanda Türkiye’deki ilk FCI (Factors Chain International) üyesidir.
Factoring’de yurt içi ve yurt dışı potansiyelin hızla artması, bu hizmetin giderek daha fazla tanınması ve birçok endüstride kullanılmaya başlanması, diğer bankaları da bu alana çekmiştir. Aktif Finans Factoring A.Ş., İş Factoring A.Ş., Demir Factoring A.Ş., Heller Factoring A.Ş., Tekstil Factoring A.Ş., Dış Factoring A.Ş., Toprak Factoring A.Ş. Türkiye’nin ilk factoring kuruluşlarındandır.
1994 yılında yaşanan ve ekonomi dünyasını sarsan kriz, factoring sektöründe de işleri durma noktasına getirmiştir. Sektörde faaliyet gösteren firmaların çoğu, alacaklarını tahsil etmekle uğraşırken, yeni müşterilerini kabul edemediler. Kriz bitene kadar sadece çok itibarlı müşterilerin çok küçük hacimli işleri dışında yeni işlem yapmayı düşünmediler. Bazı şirketler yeni özkaynaklarla mali yapıyı güçlendirme yolunu seçerken, bazıları da risklerini sıfırlamaya yöneldiler. Birçok factoring firması, özellikle kendilerini banka kredileri ile fonlayanlar, bunların uyguladığı kredi faiz oranını müşterilerine aynen yansıtmak zorunda kaldılar.
1995 yılında Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın factoring şirketleri için 75 milyar TL’lik sermaye şartını koyması ile 11 firmanın faaliyetine son verilmiştir.
Türkiye’de factoring sektörünün işlem hacmi 1999 yılında reel olarak %45 oranında artmıştır. 1999 yılında ekonomideki negatif büyüme (-&6.4) rağmen factoring şirketleri ortalama %5 büyüme gerçekleştirmişlerdir. Bunun nedeni, bankaların kredi piyasasından çekilmesi olmuştur. Bu durum da factoring sektörüne yaramıştır.
2000’de işlem hacmi 6 milyar $’ın üzerine çıkmıştır. Ancak bunda yurt içi factoring’in etkisi daha fazla olmuştur. 1999’da tekstildeki kriz nedeniyle bankalar, bu kesime yönelik kredilerini durdurunca factoring’e ilgi artmıştır. Böylece işlem hacminin yaklaşık 5.4 milyar $’ı yurt içinden elde edilmiştir. Yurt dışı factoring’in işlem hacmi ise 990 milyon $’da kalmıştır. Bunun nedeni ihracatta yaşanan gerilemeden kaynaklanmaktadır. Bu iş hacmiyle Türkiye, dünya factoring pazarında ancak %0.9’luk bir pay almaktadır.
Tablo-1’de görüldüğü gibi Türkiye, factor kuruluşu sayısında ABD’nin ardından gelmektedir. Ancak firma başına düşen işlem hacimleri dikkate alımdığında Türkiye, dünyanın en orantısız ülkelerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Yıldan yıla düşen kâr marjları nedeniyle eleme ve birleşmelerin kaçınılmaz olacağı kesindir.
Yurt içi factoring’in Türkiye’de gelişme şansı daha fazladır. Çünkü factoring, enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde tercih edilen bir finansman yöntemidir.
3.2 Türkiye’de Factoring’in Önündeki Sorunlar
Factoring işlemi Türkiye’de ilk kez yapılmaya başlandığından beri karşılaşılan en önemli sorun, factoring’in ne olduğunun piyasada tam olarak bilinmemesidir. Factoring, yanlış tanıtımlar ve denetimsiz birçok yeni factoring şirketinin kurulması gibi sebeplerden dolayı yanlış tanınmaktadır. Alıcı firmalar, borçlarının bir başka firmaya devredilmesi olayına sıcak bakmamakta ve satıcı firmalar ile yaptıkları sözleşmelere, alacağın temlikini yasaklayıcı hükümler ekleyebilmektedir.
Piyasada, sadece finansal sıkıntısı olan şirketlerin factoring kurumuyla çalıştığına dair çok yanlış bir fikir hakimdir. Factoring işlemine girildiğinde, borçlulara karşı satıcı firmanın finansal sıkıntı içinde olduğu izleniminin doğacağı düşünülmektedir. Hatta bazı borçlu firmalar factoring’i kesinlikle reddederek, eğer factoring uygulanacak olursa bir daha aynı satıcı firma ile çalışamayacaklarına dair tutumlar içinde olabilmektedirler.
Factoring’e bu derece karşı olmalarının sebebi, eğer factoring uygulanırsa borçlarını zamanında ödemek durumunda kalacaklar, yani vadesini geçiremeyecekler; dolayısıyla da yan sanayiyi kullanamayacaklardır. Büyük ölçekli firmalar, parayı 15-20 gün geciktirerek enflasyonist ortamda bu parayı değerlendirmektedirler.
Türkiye’de factoring şirketlerinin karşılaştıkları bir diğer sorun da, yüksek maliyet sorunudur. Maliyetleri arttıran nedenlerden birisi, factorlerin müşterilerine yaptıkları ön ödemeler için BSMV’ye (Banka Sigorta Muameleleri Vergisi) tabi olmalarıdır. Factorler bankalardan kredi aldıklarında söz konusu tutar üzerinden %5 BSMV ödemekte, müşterilerine ön ödeme yaptıklarında söz konusu tutar üzerinden tekrar %5 BSMV ödemektedirler. Dolayısıyla factoring işlemlerinin işletmelere maliyeti yükselmektedir.
Türkiye’de yaşanan diğer bir sorun da satışların açık hesap yerine genellikle çek ve senet gibi belgeler karşılığı yapılmasıdır. Böylece factor kuruluşlarının gerçek anlamda tahsilat fonksiyonlarının önemi azalmaktadır.
Factoring’in Türk ekonomisini doğrudan etkileyen kayıt dışı ekonominin önüne geçememesi en önemli sorunlardan birisidir. Bunun nedeni de faturanın kıymetli evrak sayılmamasıdır. Yıl içinde yüksek meblağlarda çek-senet piyasada el değiştirmektedir. Bu çekler, kayıt dışı ekonominin çekleridir. Belgelenemeyen bu işler, devleti vergi kaybına uğratmaktadır. Factoring ise bu kayıt dışı ekonomiyi engellemek için biçilmiş kaftandır. Çünkü faturayı şart koşmaktadır. Fatura şart olunca da temellük edilen çekler, kayda alınmış olmaktadır. Devletin vergi kaybına uğramaması için faturanın kıymetli evrak sayılması gerekmektedir.
Dünyada factoring’in gelişmesinde en önemli etken, factor kuruluşlarının üstlendikleri riski dağıtabilmeleri yani reasüre edebilmeleridir. Oysa Türkiye’de kredi sigortası, sigortalanabilecek konular arasında yer almamaktadır. Böyle bir sigorta mekanizmasının gündeme getirilmesi, Türkiye’de yurt içi factoring sisteminin geliştirilmesine ve gayri kabili rücu factoring işleminin uygulanabilmesine olanak sağlayacaktır.
İhracatçılar, yapacakları ihracatın finansmanı amacıyla döviz ya da prefinansman kredisi kullanarak birtakım teşvik unsurlarından yararlanmak suretiyle diğer fon kaynaklarına göre daha ucuz bir fon sağlama imkanına kavuşmaktadırlar. Ancak factoring şirketlerinin ana faaliyet konuları dışında başka işle uğraşamamaları ve dolayısıyla ihracatçı belgesine sahip olamamaları nedeniyle Türkiye’deki bankalardan döviz kredisi ve yurt dışından prefinansman kredisi kullanmaları mümkün değildir.
Factoring faaliyetlerinin döviz kazandırıcı faaliyet olarak kabul edilmesiyle birlikte söz konusu şirketler:
• Yurt içindeki bankalardan döviz kredisi kullanabilecekler,
• KKDF (Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu) kesintisi ve BSMV’ye tabi olmayacaklardır.
Ayrıca factoring’in Türkiye’de hukuki bir çerçeveye oturtulamaması da yine sektörün en önemli sorunlarındandır.
Diğer taraftan, Türkiye’de factoring şirketleri yeterli uzmanlığa henüz ulaşamamışlardır. Sektördeki hizmet kalitesinin arttırılabilmesi özellikle gelecekte ekonomi içerisinde önemli bir paya sahip olacak factoring sektörünün imajı ve gelişimi açısından çok önemli olacaktır. Bu dalda hizmet verecek factoring firmalarının altyapı yatırımlarına öncelikle eğilmeleri, daha çok kalite ve hizmete yönelik çalışmalarda bulunmaları gerekmektedir.
Türkiye’de geri dönülemez factoring’den ziyade, geri dönülebilir factoring sözleşmeleri yapılmaktadır. Bunun nedeni, istihbarat sisteminin yeterince gelişmemiş olması ve bilgi bankası yokluğundan dolayı kredi sigortası sisteminin yurt içi factoring işlemlerine uygulanamamasıdır.