Geçmişten Günümüze Bilgi Yönetimi
Bilgi yönetiminin tarihçesi konusunda çok yazılıp çizildi batıda. BaÅŸlangıç noktası olarak farklı orijinler kabul edildi…
İnka Uygarlığının Quipus diye adlandırılan, ip üzerine atılan binlerce düğmelerle yaptığı uygulama, Luca Pacioli’nin 1494′de geliÅŸtirmiÅŸ olduÄŸu çift dizgeli muhasebe kayıt sistemi, Blais Pascal’ın 1642′de bulduÄŸu ilk hesap makinesi, Hermann Hollerith’in 1885 yılında geliÅŸtirmiÅŸ olduÄŸu delikli kart sistemine dayanan hesap makinesi, 1946 yılında ABD’de üretilen ENIAC isimli 30 tonluk ilk tamamen elektronik bilgisayar, bilgi hizmetlerinde çalışanların endüstride çalışanları geçtiÄŸi 1957 yılı gibi her birisi çok önemli kilometre taÅŸları farklı görüşlere göre baÅŸlangıç noktası kabul edildi.
Bilgi yönetiminin tarihi sürecine bakmadan önce bilgi yönetiminin kendi anladığımız şekilde bir tanımının yapmanın gerekli olduğunu düşünüyoruz.
Bilgi yönetimi, kayıtlı ya da kayıtsız organizasyon verilerini ve kişisel bilgi ve tecrübeye dayalı birikimleri, toplayıp, düzenleyip, kayıt altına alıp yararlı bilgi haline getirerek bunları doğru zamanlarda , doğru kimselerin, istenilen her yerden ulaşılabilmesini sağlayıp, organizasyonun entelektüel mülkünü arttırmak, tekrarlanan işlemlerin tamamının teknolojik araçlarla yapılmasını sağlamak ve bunun sonucunda pozitif iş neticeleri elde etmek amacıyla yapılan bir dizi teknolojik ve kültürel işlemlerdir.
Bu tanımın en sonundaki “…bir dizi teknolojik ve kültürel iÅŸlemlerdir.” Tabirine dayalı olarak bilgi yönetimi konusunu matematik ya da iÅŸletme tarihine dayandırmak yanlış olacaktır. Yukarıdaki tanım doÄŸrultuda konunun deÄŸiÅŸik yönlerinde Machlup ve Peter F.Drucker’ın 1970′lerdeki çalışmalarını görüyoruz. Konunun bir bütün olarak incelenmesine ise Peter F.Drucker 1993′de yayınlamış olduÄŸu “Post-Capitalist Society” kitabi ve yine 1990′lı yıllarda bu konunun babası sayılabilecek Nonaka ve Takeuchi ‘nin “Bilgi Åžirketi” kavramı üzerine yaptıkları çalışmalar ile baÅŸlanmıştır. “Bilgi”, Peter F.Drucker’ın “Post-Capitalist Society” kitabında, ticari iÅŸletmelerin en önemli öz kaynağı olarak kabul ediliyordu. 1970 sonralarında ise MIT ve Stanford Universite’lerinde enformasyon ve teknoloji transferi, kurumsal bir kaynak olarak bilginin tanımlanması ve geliÅŸtirilmesi, yapay iÅŸ zekaları gibi araÅŸtırmalar yapılmaya baÅŸlandı. 1980′lerin ortasında ise bilgi artık herkes tarafından bir rekabet faktörü olarak kabul ediliyordu ancak bilgi yönetimi batıda hala klasik ekonomiye girememiÅŸti ve hala yeterince bilgi yönetimi stratejileri geliÅŸtirilmemiÅŸti. Öte yandan Japonya’da ise bilgi yönetimi hem klasik ekonomiye girmiÅŸ, hem de sayısız miktarlarda strateji geliÅŸtirilmiÅŸti. Japon’ların bu ve benzeri sosyal konularda her zaman daha ileride olduÄŸu da dikkateti çeken bir baÅŸka konu. 19.yy Japon İmparatorluÄŸu’nun sloganı ‘Knowledge shall be sought throughout the world’ idi.
İş hayatında ise bu alanda yayınlanan iki etkili kitabın da etkisiyle Senge’nin “The fifth discipline” (1990) ile Nonaka ve Takeuchi’nin The knowledge-creating company (1995) ile ilk bilgi yönetimi uygulamaları 1990′ların ikinci yarısında ortaya çıkmaya baÅŸladı. Bu, aynı zamanda İnternet teknolojilerinin bütün dünyada popüler olduÄŸu tarihe de tekabül etmektedir. HaberleÅŸme altyapılarındaki iyileÅŸtirmeler ve yazılım endüstrisinin geliÅŸimi neticesinde bilgi yönetimi, ÅŸirketler için önemli bir rekabet avantajı saÄŸlayan faktör haline geldi.
Günümüze biraz daha yaklaşırsak;
2000 yılında Fortune 1000 ÅŸirketlerinin %96’sı ÅŸu an intranet kullanmakta ya da inÅŸa etmektedir,
Ernst&Young toplam danışmanlık kazancının %7’sini BY den kazanıyor ,
Buckman Laboratories toplam karının %7’sini BY’ne harcıyor ,
McKinsey&Company toplam karının %10′unu BY’ne harcıyor ,
BSI raporuna göre, İngiltere’deki büyük ÅŸirketlerin %80′i bilgi yönetim sistemini kullanıyor ve %96’sı da önümüzdeki 5 yıl içinde bilgi yönetim sistemi kullanmayı planlıyor.
Görünen o ki; bilgi yönetimi alanında dünyadaki harcamalar her geçen yıl artıyor. Rekabet kızışıyor, yarış daha da çetin bir hal alıyor. Pazardaki bu kıyasıya rekabette “bilgi” avantaj saÄŸlayan çok önemli bir faktör. Ülkemizde her ne kadar bu konuda pek bir araÅŸtırma yapılmamış, özel sektörde konu pek popüler olamamış olsa da sektörümüzdeki rakiplerimizden bir adım ötede olabilmek için bilgi ve bilgiyi yönetme becerisini edinmek zorundayız. Yakın gelecekte rekabetten avantajlı çıkacak olanların bilgiyi daha iyi yönetmeyi baÅŸarabilenlerin olacağını batıdaki örneklere bakarak ÅŸimdiden görüyor gibiyiz.
MelikÅŸah KarakaÅŸ
Bilgi Teknolojileri Uzmanı / Teknik Danışman