İŞLETME HAKKINDA GENEL BİLGİ
1. İŞLETME HAKKINDA GENEL BİLGİ
1.1 İŞLETMENİN TANITIMI
Ödevimi yaptığım işletme, SEBİLPEN Plastik ve Profil Tic. Ve San. A.Ş. 1996 yılında 5 ortak tarafından Sivas’ta kuruldu .Şirketin genel merkezi Sivas’ta, fabrika binası ise geçici olarak Sivas-Erzincan çevre yolunda 450 m2 kapalı ,1000 m2 açık alanda faaliyet göstermektedir. İşletme şu an sadece plastik (PVC) kapı ve pencere yapımında kullanılan 6 m uzunluğunda düz profil üretmektedir. Fabrika dahilinde hammaddenin saklandığı bir depo , makinaların bulunduğu bir alan ve idari işlerin yapıldığı bir büro bulunmaktadır.
FOTO 1-2-3 : Fabrika içi , dışı ve genel merkez görünümleri
FOTO 4:Üretilen plastik profiller
SEBİLPEN A.Ş. bünyesinde 3 tane makine (granül-kırıcı ,profil hattı ve mikser) ve 10 tane kalıp bulunmaktadır. Ayrıca karışım hazırlanması için bir terazi ve kalıpların temizliği için tornavida ,mengene ve tazyikli hava kullanılmaktadır. Kalıplar sayesinde talep edilen şekilde profiller üretmek mümkündür. İşletme talep gelmedikçe tek tip pencere çerçevesi imalinde kullanılan profilleri seri halde üretmektedir. İşletme genelde yurtiçi pazara ürün sunmakla birlikte Rusya, Azerbaycan, Kazakistan , Ukrayna gibi ülkelere de ürün ihraç etmektedir.
İşletmede çalışan işçiler arasında belli bir görev dağılımı yok . Çünkü makinaların geneli otomatik ve işçi müdahalesi gerektirmiyor. İşçiler günlük 8 saat mesai sonrası akşam saat 5.30’da işi bırakıyorlar ve şu an için (geçici fabrikada ) gece mesaisi söz konusu değil.8 saatlik mesaide yaklaşık 1250 m. profil üretilmektedir. Üretilen profiller 6’şar m. halinde kesilmekte ve bayilere gönderilmektedir. Bayiler profilleri gelen siparişe göre belirli ebatlarda keserek pencere çerçevesi montajını yapmaktadır. Şirketi şu an yurt çapında 56 bayisi bulunmaktadır .Ayrıca devamlı olarak bayi olmak için gelen başvurular işletmede üretilen profilin bir kanıtıdır.
Şirketin şu an üretim yaptığı fabrika geçici olarak faaliyettedir. Asıl fabrika yeri için belediyeye müracaat edilmiştir ama bazı bürokratik engellerden dolayı henüz cevap alınamamıştır. Bu da üretim hacminin artırılamamasına sebep olmaktadır.
İşletmedeki makinalar teknoloji bakımından oldukça yenidir. Hepsinin siparişi 1995 kışında verilmiş , 1995 sonlarına doğru Türkiye’ye ulaşmıştır. Kullanılan hammaddelerin çoğunluğu yurtdışından ithal edilmekte olup fabrikadaki depo kısmında saklanmaktadır. Hammaddeler belirli periyotlarda yurtdışından gönderilmektedir.
İşletme tamamen seri üretim yapmaktadır. Pencere ve kapı üretimi yanında uygun kalıp ve karışımlar kullanılarak plastik boru üretimi de yapmak mümkün.
FOTO 5: kullanılan hammadde ve deponun görünümü
1.2 İŞLETMENİN İLGİLİ SEKTÖR İÇİNDEKİ DURUMU
Plastik kapı ve pencere üretim sektörü (PVC) son yıllarda Türkiye’de çok hızlı gelişen bir sektör. Tahta ve alüminyum ürünlere karşı; uzun ömrü , dayanıklılığı , soğuğa ve sese karşı üstün direnci , paslanma , kokma , çürüme vb.. gibi doğal olaylara tepki vermemesi ve daha çevreci oluşu en göze çarpan ve daha çok tercih edilmesini sağlayan üstün yönleri.
PVC sektörü ayrıca tahta ve alüminyum ürünler gibi direkt olarak inşaat sektörüne bağlı değildir. Yani eski mekanlara bile sonradan monte edilebilir. Bunun bir sonucu olarak da pazarında büyük ve hakim şirketlerin bulunması söz konusu .Bunlara örnek olarak Fıratpen (İstanbul) , Egepen (İzmir) , Günerpen (Gaziantep) verilebilir.
SEBİLPEN A.Ş. PVC piyasasında çok yeni bir şirket .Bunun sonucu piyasada pek tanınmıyor ve gerekli reklamı sağlayamıyor. Mart ayında İ.T.Ü. Maslak Fuar Alanı’nda yapılan Plastik ve Ürünleri fuarına katıldı ve büyük dikkat topladı. Çünkü pek tanınmamasına rağmen mallarının kalitesi ve uygun fiyatı ile dikkat topladı ve birçok iş bağlantısı yaptı.
İşe birde Sivas açısından bakacak olursak ; bu ilimiz Türkiye dahilinde kış mevsimini en soğuk yaşayan ve hayatının her safhasında fazlasıyla hisseden bir konumda. Dolayısıyla PVC gibi ısı ve ses yalıtımı çok iyi olan bir ürünün Sivas’ta rağbet görmemesi imkansızdı ve öyle oldu. Bu ilgiden SEBİLPEN aslan payını aldı çünkü daha ucuz ve taşıma süresi elimine edilmiş durumdaydı.
Şirket asıl amaç olarak karlılığı gösterse de pazar payını büyütme , yeni ve daha verimli ürünler geliştirme ve en önemlisi Sivas’ta neredeyse yok denecek kadar az olan özel girişimli büyük ölçekli işletmelere bir ilk teşkil etmek ve lokomotif rolü oynamak da şirketin amaçları arasında belirtilmiştir.
1.3 PAZAR PAYI
SEBİLPEN A.Ş. daha önce de belirttiğim gibi pazarda çok yeni bir şirket . Bundan dolayı pazar payı henüz çok büyük değil . Ama Sivas ve çevre illeri düşünürsek (özellikle kışı çok soğuk geçiren ) SEBİLPEN A.Ş. devamlı büyüyen ve gelişen bir pazar payına sahip olduğu görülür. Üretiminin sınırlı oluşu yani geçici fabrikada faaliyet göstermesi pazar payını büyütememesinde önemli bir rol oynuyor.
PVC piyasasında genelde (makinaların ve hammaddenin çok pahalı ve ithal olması dolayısıyla ilk yatırımı çok yüksek) büyük ve az sayıda şirket söz konusu . Şirketin bu şirketler arasındaki pazar payı Türkiye bazında yaklaşık %7 civarındadır. Ama pazar payının Sivas’ta %60’ı , çevre illerde ise %35’i bulduğunu da ayrıca belirtmek isterim .
1.4 İŞÇİ SAYISI
İşletme dahilinde yaşları 22,22,38 ve 43 olan dört işçi çalışmaktadır. İşçiler arasında herhangi bir kıdem farkı ve hiyerarşi yok ama PVC konusunda tecrübeli olan bir işçi genelde yapılması gereken işleri belirtiyor ve usta konumunda. Daha önce de belirtildiği gibi makinalar oldukça yeni ve ileri teknolojiye sahip. Bundan dolayı makinalara işçi müdahalesi sadece ustanın gerekli bilgileri girmesi ve temizlik konusunda mevcut.
İşçiler arasında herhangi bir görev dağılımı yok fakat genel olarak incelersek ;
1. Ustabaşı kalıpların temizlenmesi , bilgilerin makinaya girilmesi ve oluşabilecek hataların düzeltilmesinden sorumlu.
2. Bir işçi karışımların hazırlanması ve mikser aletine boşaltılmasından sorumlu.
3. Diğer bir işçi granül makinasında kırılacak ıskarta profillerin makinaya konması ve çıkanların toplanması işinden sorumlu.
4. Son işçi ise paketleme işinden sorumlu.
1.5 İŞLETMENİN CİROSU
Şirketin cirosu doğal olarak bayi ve insanlardan gelen talebe bağlı. İşletme sahipleri şirketin cirosu hakkında net bir tahmin yapamamalarına rağmen tahmini olarak 1997 yılı cirosunun 120-130 milyar arasında olduğu tahmininde bulunuyorlar.
1.6 BU İŞLETMENİN SEÇİLİŞ NEDENİ
Daha önce de belirttiğim gibi SEBİLPEN A.Ş.’nin mazisi sadece iki senelik ve bu işletme memleketim olan Sivas’taki sayılı fabrikalardan biri. Bu işletmeyi ödev konusu olarak seçerken öncelikle yeni bir fabrika olması dolayısıyla birçok eksiğinin bulunacağını düşündüm. Ayrıca yapacağım bu çalışmanın Sivas’ta sonradan kurulacak fabrikalara bir örnek teşkil edeceğini düşünerek ,ergonomik açıdan eksikleri tamamlanmış bir işletmenin daha iyi bir örnek oluşturacağı varsayımından hareket ettim. Çünkü yapacağım bu çalışmadan çıkacak sonuçların yeni fabrika yapılırken dikkate alınacağına dair şirket yöneticilerinden söz aldım.
2. ÇALIŞMANIN YAPILDIĞI DEPARTMAN
2.1 BÖLÜMÜN TANITIMI
Tek bir kapalı alanda faaliyet gösteren işletmede bölümlerden bahsetmek pek mümkün değil. Ancak yapılan işin niteliklerine göre ; a) Karışım hazırlanması ve miksere konması
b) Kalıpların temizlenmesi
c) Granüle ıskartanın konması ve çıktıları boşaltılması
d) Paketleme bölümlerinden bahsedebiliriz.
Tek bir departmana bakarsam işletmede yeterli bilgiye ulaşamayacağımı düşündüğümden işletmenin tamamına bakmayı yeğledim. Ayrıca özellikle üzerinde durduğum departman karışım hazırlama ve miksere koyma bölümü.
2.2 ÇALIŞMANIN BU BÖLÜMDE SEÇİLME NEDENİ
Çalışmamın özellikle bu bölümde yoğunlaşmasının başlıca nedeni karışımın içinde bulunan ve insan sağlığını önemli derecede tehdit eden çok zehirli gaz ve tozlara karşı yeterli önlemin alınmamış olması .
Ayrıca bu bölümde çok çeşitli antropometrik eksiklikler bulmam da bu bölümü seçmemde önemli rol oynamıştır.
FOTO 6-7 :Hammaddeler, karışım hazırlanan bölüm ve mikser aleti
2.3 BÖLÜMÜN DİĞER BÖLÜMLERLE İLİŞKİSİ
Bu bölüm ve bu bölümde yapılan işler en temel ve başlangıç işleridir. Hazırlanan karışım mikser aletine konur , mikser aleti karışımı 155 C’ye kadar ısıtır daha sonra tekrar 42 C’ye kadar soğutur. Çıkan ürünler profil hattına gönderilir. Granülden çıkan çıktılar da miksere tekrar girmek zorundadır.
3. ERGONOMİK İNCELEME
3.1TEORİK BİLGİLER
3.1.1 ERGONOMİ HAKKINDA
Sanayileşme sürecinin ilk başladığı yıllarda iş ; insanlar için bir zahmet ve yorgunluktu .Günümüzde ise iş ; bireyin ve toplumun yaşantısını ve yaşam seviyesini ilerletmesi için yapılan etkinliktir. Yanı insan sağlığının ve rahatının çok önemli sayıldığı günümüzde , insanların hayatlarının çok büyük bir kısmını geçirdikleri ıs ortamında ne ölçüde sağlıklı , rahat ve güvende oldukları sorusu büyük bir önem arzetmektedir. Bir çok insan şu veya bu şekilde işiyle ilgili yakınmalarda bulunur ve işe isteyerek giden insan pek azdır. Çalışılan ortamın sıkıcılığı ve yorucu işler de insanların işten uzaklaşması ve sevmemesinde rol oynayan önemli faktörlerdir. Bu yüzden çalışma hayatında insanın sağlık ve güven içerisinde çalışmasını sürdürebilmesi , ölçülü iş yükü ile yeterli enerji ihtiyacının karşılanması , işyeri ortamının ve çevre koşullarının kontrolü ve iyileştirilmesi , iş stresinin azaltılması üzerinde durulması gereken önemli konular haline gelmiştir.
1948-49 yıllarında yapılan uçakların pilotları yüksek irtifa ve yüksek ivmeli pike uçuşlarında maruz kaldıkları etkiler dolayısıyla dayanma güçlerinin sınırına gelmişlerdir. Bu problemi çözmek için anatomistler , fizyologlar , psikologlar , işletme hekimlerinden oluşan bilim adamları grubu , insanın bulunduğu muhtelif ortamlara göre durumunu ve insanın verim yeteneğini araştırmışlardır . 1949 yılında çeşitli disiplinlere yayılmış olan bu araştırma sahasına “Ergonomi” adı verilmiştir .
Kelime anlamına göre ergonomi Yunanca iki kelime “ergon”(iş ,kurgu) ve “nomos” (kuram ,bilim ) kelimelerinin birleşmesinden meydana geldiği görülmektedir; o halde ergonomi yaklaşık olarak “çalışma kuralları, çalışma bilimi” anlamına gelmektedir
Esasen, ergonomiyi başlatanların insan ve teçhizat, çevre arasındaki bağlantıyla ilgilendikleri düşünülürse ikinci tür tanımların daha isabetli oldukları söylenebilir.
“Ergonomi , İnsan-Makina veya İş Sistemi dediğimiz sistemleri bilimsel olarak inceler. İnsana ait özellikleri (fiziksel-zihinsel ) , onların kullandıkları düzenekleri , içinde çalıştıkları çevreyi ve bir bütün olarak İş Sistemini konu edinir.”(ÖZOK 1981)
“İnsanı doğal yetenekleri içinde en uygun işe yerleştirmek, insan makine sistemlerinin bilimsel olarak incelenmesi veya insan ile onun kullandığı her türlü üretim aracının, yaptığı işin çevresinin incelenerek edilen bilgilerin bu ilişkiden doğan sorunlara çözümler bulunması için kullanılması.”(ÖZOK 1989)
“Ergonomi kişisel çalışma bilimidir. Ergonomi insan organizmasının özelliklerinin yeteneklerini araştırarak, insanın eşe, işin insana uyumu için gerekli şartları sağlar. Bu uyum, hem işyerlerinin insan vücuduna uygun olarak şekillendirilmesi, için etkisinin katlanılabilir uygun bir seviyede dizginlenmesi, çevre etkilerinin şekillendirilmesi ve hem de insan yeteneklerinin ekonomik tarzda kullanılması amacındadır.”(REFA1982)
“Ergonomi iş biliminin disiplinler arası bir sahası olup, çalışma sistemleri üzerinde araştırma ve uygulamalarla uğraşır. Ergonomi kişinin makinaya uyumunu sağlamak amacıyla, kişisel çalışmanın biyolojik, psikolojik ve sosyolojik şartlarını araştırır ve makinanın kişiye uyumunu sağlamak amacı ile de çevre şartlarının ve makinaların, insan verim yeteneğine ve zorlanma derecesine uygun olarak şekillendirilmesi ile uğraşır.”(HACKSTEIN)
“İnsan ve fiziksel çevresi arasındaki etkileşimin bilimsel yollardan araştırılması ve araştırma sonuçlarının fiziksel çevrenin dizaynı ve şekillendirilmesi esnasında kullanılması.” (MORAAL)
“Ergonomi iş yapmanın şiirsel yöntemidir”(ÖZOK)
Ergonomi işçi ile kullanıldığı makine ve ortam arasında en iyi uyumu sağlayarak minimum çabayla ve minimum zamanda maksimum verimi elde etme yollarını ortaya koyan bilim dalıdır.
Bu tanımların tamamında görüldüğü gibi ergonomi ne sadece insanla ne de sadece makinayla değil insan ve makinanın birbiriyle bir etkileşim halinde çalıştıkları bir sistemli ilgilenmektedir. Şu bir gerçektir ki bir sistemin en iyi şekilde çalışması için sistemi oluşturan parçaların çok iyi bir şekilde tanınması ve birbirlerine uyması şarttır. Bu uyumun sağlanması için de yapılacak her türlü çalışma ergonominin kapsamına girecektir diyebiliriz.
3.1.2 ANTROPOMETRİK AÇIDAN
Antropometri; insan vücudunun boyutları ile ilgilenen özel bilim dalıdır. Böyle bir bilim dalının doğmasına sebep şüphesiz ki çalışan insanların fiziksel rahatlıklarının ve beden yeteneklerini en üst düzeyde kullanabilmelerinin öncelikle, kullandıkları malzemelere, çalışma yüzeylerine ve hacimlerin onların boyutlarına uygun olması gerekliliğindendir.
Antropometri İnsanların ayakta dururken ya da otururken çevrelerindeki kontrol sistemlerine, malzemelere ve çeşitli işlem noktalarına uzanabilmeleri için; eğilme, uzanma ve dönme gibi hareketlerinin sınırlarını ölçmek de iş düzeni ve insan-tezgah, insan-makina gibi ara kesitlerin tasarımında optimizasyon açısından önemlidir.
Yapılacak antropometrik ölçümlerin iyi seçilmiş olması ve önceden belirlenmiş bir amaca dönük olması halinde; işlem alanları, insanların sığacağı hacimler, işyeri boyutları, işgörenlerin kullanacakları araç, gereç ve makinalar ile uyumu açısından önemli yararları vardır. Boyut sorunlarında, tüm çalışanların ve her tip insanın kullanımı söz konusu yer ve düzeneklerin bulunacağı unutulmamalıdır.
Bazı fiziksel boyutlandırmalarda en alt ve en üst yüzde dağılım değerleri kullanılabilir.
İnsanların sınırlı hareket alanlarında kapladıkları hacimler de antropometrik teknikler yardımıyla hesaplanır. Çalışılan hacimler incelenirken, belli i.ş görme düzlemlerinde, en üstün beceri ile çalışabildikleri boyutlar saptanmalıdır. Tezgah, masalar, çizim masaları, daktilo gibi yatay ve düz alanlarda optimal erişim ve iş görme alanlarının saptanması boyutlandırmada önemli bilgiler verir. Normal alan hesaplarında, işgörenin omuzları sabit halde, dirsek ekleminden hareketler ile elin işlem alanları, maksimum erişme noktalarının hesaplanmasında, gövde hareketleri ve omuz ekleminin de işlekliği gözetilir .
Kısa süreli olarak kullanılan oturma yerlerinin rahat ve özel olarak tasarlanmasına gerek yoktur. Bunun, tüm gün ve verimlilik zorlamaları altında iş görürken kullanılacak oturma yüzeyleri ve gereçlerinin bazı özelliklere sahip olması gerekir. Standartların; ekonomiklik, rahatlık ve fonksiyonellik önemli yer tutarken, ergonomik yaklaşımlarda ise, oturma yüzeyinde vücut ağırlığının desteklenmesi ve ağırlık dağılımı, oturak yüksekliği, derinliği ve çeşitli pozisyon değiştirme hareketlerine elverişli olması gibi özel gereksinimlere çözüm aranır. Oturulan yerin ön kısmının baldırlara baskı yapması önlenmelidir. Bunun için oturma yüksekliğinde, istatistik verilerde en kısa boylu bulgularının %5 dağılım karakteristikleri kullanılır. Böylece, oturan bir insanın baldırlarının altında yeterli bir boşluk kalarak, ön kenarın baldırları alttan kesmesi önlenir. Çalışma yerinin düzenlenmesinde; tasarlanan yerin ayarlanabilir yapılması, yüklenme ve zorlanma değerlerinin göz önüne alınması gereklidir. Tasarımların gerçekleştirilmesi sırasında insan vücut ölçülerinden istatistik verilerden elde edilen normal dağılım eğrisinden yararlanılır .
3.1.3 AYDINLATMA AÇISINDAN
İnsanın bilgi algılamasında en önemli algılayıcı(reseptör) gözdür. Bütün algılamanı %80-%90’ı göz kanalı ile gerçekleşir. Günümüzde pek çok sınai işte görme organı, organizmanın en fazla zorlanan bölümüdür. İş koşullarının doğurduğu yorgunluğun büyük bir kısmının göz zorlanmasından ileri geldiği tahmin edilebilir. Bu yüzden çalışma ortamları gözü yormayacak şekilde mümkün olduğunca aydınlık olmalıdır. İyi bir aydınlatmayla insan performansı %15 hatta bazen %40 oranında artabilir.
Göz zorlanması ve yorgunluk üzerine etkisi ile aydınlatma tekniği problemlerin anlayabilmek için bu tekniğin bazı temel kavramlarının bilinmesi gerekmektedir.
Gözün başlıca görevleri aşağıdaki kavramlarla tanımlanır:
a) Adaptasyon
b) Akomodasyon
c) Sabitleme
A) Adaptasyon: Gözün değişik aydınlıklara uyum sağlama sürecine adaptasyon adı verilir.
B) Akomodasyon : Gözün değişik uzaklıklara uyum sağlaması akomodasyon olarak adlandırılır
C) Sabitleme : Gözün üçüncü görevi sabitlemedir. Bu sayede gözlenen nesne gözün uyumu yoluyla, ışığa duyarlı tabakada görüntülenir.
Bir aydınlatma düzeninin niteliğini belirleyen faktörler:
a) Aydınlatma şiddeti
b) Eşdüzeyde aydınlatma
c) Işık yönü ile gölge etkisi
d) Işık dağılımı
e) Işıktan yararlanma
f) Göz kamaşmasının sınırlanması
g) Işığın rengi ve renksel yansıma
Son yıllardaki geniş kapsamlı araştırmalar, aydınlatma şiddetinin yükselmesi ile insan performansının arttığını, yorulmanın azaldığını, daha az iş kazasına rastlandığını göstermiştir.
Genç İşçiler
Lüks Yaşlı İşçiler
Lüks Artma Oranı(%)
Lüks
120 250 109
200 400 100
300 550 83
500 800 60
900 1100 22
Aynı performans koşullarında genç (ort. 20 yaş) ve yaşlı (ort. 60 yaş) işgörenler için ışık gereksinimi (Hettinger 1976)
Yaşlanmayla Birlikte Artan Işık Gereksinimi: Çalışma yerlerine personel yerleştirirken ışık gereksiniminin ilerleyen yaşla birlikte artma gösterdiği gözönünde tutulmalıdır. Yüksek görme kapasitesi gerektiren işler ya sadece genç işçilere yaptırılmalı ya da aydınlatma şiddeti yaşa göre ayarlanmalıdır.
Gün ışığı ile aydınlatmada, yüksek ölçüde eşdüzeylilik sağlamak ancak bir dereceye kadar mümkün olur. Çünkü bu durumda çalışma yerinde bakış alanına giren gökyüzünün yüksek ışık yoğunluğu ile kapalı alanın çok düşük ışık yoğunluğu arasında büyük ölçüde aydınlık farkları meydana gelmektedir.
Bununla birlikte gün ışığı ile aydınlatma, mesai ile dış dünya arasında ilişki kurarak bir dizi olumlu psişik etken yaratmaktadır. Ara çözümlerin gerçekleştirilmesinde belirtilen olumsuz etkiler, pencerelerdeki teknik önlemler (jaluzi gibi) ve de tavan duvarlarının uygun şekilde boyanmasıyla giderilmelidir.
Bir işin doğru ve çabuk yapılabilmesi için her şeyden önce iş konusunun iyi görünmesi gerekir. İşyerinin düzenlenmesinde şunlara dikkat edilmelidir:
Yeterli Bir Aydınlatma Yeğinliği ve Yeterli Bir Zemin ışıklılığı sağlanmalıdır:Işıklılık arttıkça görme yeteneği de artar. Işıklılık ise aydınlatma yeğinliğine ve nesnelerin yansıtma katsayılarına bağlıdır. Yansıtma katsayıları büyük olan zemin üzerindeki işaretler, yazılar veya cisimler kolaylıkla okunur veya görülürler.
Cisim İle Zemin Arasındaki Kontrast:Cisimlerde, üzerlerine yerleştirildikleri zemin arasında belirli bir renk kontrastı olursa cisimler daha iyi görülürler. Bu nedenle cisimlerin rengine uygun olarak, zeminin çok açık veya çok koyu renkli olmasına özen gösterilmelidir.
3.1.4 TİTREŞİM AÇISINDAN
İnsanların oturduğu yerler, temas ettikleri veya ellerinde tuttukları araç ve gereçler, her türlü makine ve araçların neden olduğu sarsıntılar, uzun dönemde zararlı etkiler yaratırlar. Titreşime maruz kalındığında algılama, titreşimin zaman içindeki değişimine, yönüne dikey ya da yatay oluşuna göre değişir.
Rezonans: Titreşimde, etkilenen vücut ile mekanik parça aynı frekansa erişirse buna rezonans denir.
Titreşime Maruz Kalan Kimsede Oluşan Fizyolojik Etkiler:
- Nefes tıkanması – Boğaz rahatsızlığı
- Göğüs ağrıları – Kendini rahat hissetmeme
- Çene rezonansı – Sindirim sistemi rahatsızlıkları
– Kas gerilmesi – Genel denge bozuklukları
- Sırt ve baş ağrıları – Göz yuvarında titreşme
Titreşim Etkilerinden Korunabilmek İçin Önlemler :
Teknoloji seçimi
Tasarımla ilgili olarak titreşimin kaynağından söndürülmesi
Mekanik dengesizliklerin giderilerek titreşimin önlenmesi
Demir sayısının değiştirilmesi ile rezonans sayısının azaltılması
Darbeler için sönümleyicilerin kullanılması
İnsan üzerine önleyiciler
3.1.5 GÜRÜLTÜ AÇISINDAN
Gürültü insanı rahatsız eden sestir. Sesin bu psikolojik yanı sadece sesin yoğunluğuna değil, sesin karmaşasının içerdiği enformasyona ve sesi algılayan insanın algılamasına bağlıdır.
Genel bir ilke olarak iş yerlerinde gürültüyü mümkün olduğu kadar azaltmalıyız. Özellikle presleme, haddeleme, taşlama, kıvırma vb.. işlemlerin yapıldığı eş istasyonlarında gürültülü oldukça fazladır. İnsan sağlığı açısından gürültünün en önemli etkisi, zamanla işitme yeteneğini azaltması veya tamamen ortadan kaldırarak sağırlığa sebep olmasıdır.
Sağırlığı başlıca iki ana nedene bağlayabiliriz. Bunlardan birincisi iç kulaktaki sinir hücrelerinin duyarlılığını yitirmesi şeklinde ortaya çıkar. Buna sinirsel sağırlık adı verilir. Diğeri ise dış veya orta kulakta meydana gelir bir arıza dolayısıyla ses dalgalarının iç kulağa iyi iletilmemesinden ileri gelen iletim sağırlığıdır.
Sinirsel sağırlık yüksek frekanslı seslerde özellikle belirgindir. Yaşlanmayla birlikte insanlardaki sinirsel sağırlık artar. Sinir hücrelerine yeniden tam duyarlılık kazandırmak mümkün olmadığından, bu tür sağırlığın tamamen giderilmesi söz konusu değildir. İletim sağınlığı orta kulakta ses ileten parçaların birbirlerine yapışması, iltihaplanması, dış kulakta tıkanma veya kulak zarının yırtılması gibi nedenlere bağlı olduğundan kısmen tedavi edilebilir. İşitme cihazları bu tür sağırlıkta daha etkilidir.
Ses dalgalarının şiddet ve yoğunluğu gürültü düzeyini tayin eder. Sesi dolayısıyla gürültüyü dB denen bir birimle ölçeriz. 1000 Hz”de 2.10 -4 mikrobarlık bir basınç “desibel (dB)” olarak adlandırılır. Böylece kaynağından yayılırken sesin yayıldığı ortamda doğurduğu basınç bize sesin şiddet ve yoğunluğunu değerlendirme olanağını verir.
Genel olarak 80 dB”den sonraki gürültü değerlerinin insan sağlığı için zararlı olduğu söylenebilir. Gürültünün azaltılmasında aşağıdaki önlemler düşünülebilir:
*Çalışırken gereksiz gürültüye neden olacak davranışlardan kaçınmak.
*Susturucular ve yalıtıcılar yardımıyla gürültüyü kaynağından azaltmaya çalışmak.
*Gürültüyü azaltmaya yardımcı üretim yöntemleri geliştirmek.
Şunun özellikle iyi bilinmesi gerekir ki biz farkında olsak da olmasak da gürültü sağlığımızı tahrip eder. Gerilimimizi artırır, vücudumuzun hormona dengesini bozar ve işitme yeteneğimizi azaltır. O halde çalışmamız sırasında kendi sağlığımız ve başkalarının sağlığı için gürültüyü mutlaka azaltmamız gerekir.
Endüstride Gürültü Üç Temel Nedenle Önemlidir:
Çalışanlar gürültüden rahatsız olur ve hoşlanmazlar .
Gürültü işitme kayıplarına sebep olur.
İş verimliliği üzerine olumsuz etki yapar.
Gürültünün Etkisi Şu Öğelere Bağlıdır;
A) Yüklenmenin Derecesine
Ses basıncı
Ses frekansı
B) Yüklenme Süresi
Sesin zaman içindeki gelişimi: Sesin azalması veya artması
Etkileme biçimi: Sesin sürekli veya kesikli olmasına bağlıdır, kesikli sesler sürekli seslere göre daha etkilidir.
Gürültüye Maruz Kalındığında İnsanlarda Oluşan Organik Değişiklikler:
Kan damarlarının daralması
Göz bebeklerinin büyümesi
Kalp atış hacminde azalma
Kan bileşiminde değişiklikler
Gürültüyü önlemek için:
Gürültünün Kaynaktan Kesilmesi:
Gürültü yapan makine ve sistemlere susturucu takılması
Gürültüye neden olan parçaların değiştirilmesi
Bakım ve yağlama hizmetlerinin devamlı ve düzenli yapılması
Titreşim ve dolaylı olarak ses yaratan makinelerin özel ve ses emici döşeme üzerine montaj
Gürültü yapan parçaların ses kesiciler ile örtülmesi
İşyerinde gürültü alınan önlemlere karşı hala 80dB‘in altına indirilememişse, işgörene kişisel koruyucular verilir. En ekonomik ve basit olanı kulak tıkaçlarıdır. Gürültülü işyerlerinde çalışanların periyodik olarak işitme testlerinden geçirilmesi bir önlem olabilir. Odiyometrik muayenelerde işitme kayıplarına yatkın insanlar ortaya çıkarılarak koruyucu önlemlerin geliştirilmesi yoluna gidilir.
3.1.6 KLİMA KOŞULLARI AÇISINDAN
Hava koşullarının insana etkisi değerlendirilirken, bu koşulların tek tek ölçülmesi ve değerlendirilmesi yeterli olmamaktadır. Tüm hava koşullarının insana olan ortak ve bileşik etkisinin incelenmesi ve değerlendirilmesi amacıyla efektif ısı globe termometre değeri ve kata değeri gibi ölçüler kullanılmaktadır.
Efektif ısı ölçümü:Normal giyimli kişiler için geçerli efektif ısının hesaplanması için, önce bir psikometre aracılığıyla havanın yaş termometre ve kuru termometre sıcaklığı ölçülür. Anemometre yardımı ile hava akım hızı ölçülür. Daha sonra nomogramlardan yararlanılarak efektif ısı değeri bulunur.
Efektif ısı değeri nemin ve hava akım hızının etkisini kapsamakla birlikte, radyant ısı etkisini içermez. Bu nedenle radyant ısının önemli olduğu yarlerde kuru termometre sıcaklığı yerine globe termometre ile ölçülen sıcaklık değeri okunarak aynı nomogramlar kullanılabilir.
Globe termometre değeri:Radyant ısının önemli olduğu yerlerde globe termometre değeri, radyant ısı yanında, hava sıcaklığı ve hava akım hızından da etkilendiğinden, söz konusu hava koşullarının toplu halde değerlendirilmesinde, ortamın termal durumunun iyi bir göstergesidir.
Kata değeri:Kata değeri bir kalibrasyon sayısının soğuma zamanına bölünmesi ile bulunur. Söz konusu soğuma zamanı, hava sıcaklığının, hava akım hızının ve radyant ısının etkisi altındadır. Bu nedenle, kata değeri, hava sıcaklığının, hava akım hızının ve radyant ısının toplu etkisini göstermekte de kullanılır. Ancak, kata değeri, hava nemini kapsamaz. Nem düzeyini de içeren bir değerlendirme yapılmak istendiğinde yaş hazneli kata termometre kullanılarak, yaş kata değeri bulunup kullanılabilir.
Hava koşullarının şüphesiz insan sağlığı üzerinde önemli etkileri vardır. Vücuttaki ısı dengesinin sağlanması fizyolojik bir gereksinmedir. Vücut bu dengeyi sağlayabilmek için dışarıya sürekli ısı verir. Dinlenme anında, kalp, solunum sistemi ve diğer iç organların çalışması sonucu yetişkin bir insan, dakikada yaklaşık olarak 1.6 kcal. ısı üretir. Fizik çalışma arttıkça bu ısı değeri de sürekli artar ve 8 misline kadar çıkabilir.
İnsan, vücudunda oluşan ısıyı dört ayrı yolla dışarıya atar. Bu yollar kondüksiyon (iletim), konveksiyon (taşınım), radyasyon (ışınım) ve buharlaşma yoluyla ısı atımıdır. İnsan sıcak ve soğuk ortamlarda kaldığı zaman vücudun fizyolojik tepkileri farklıdır. Sıcak havada deri altındaki kılcal damarlar genişler ve bir kan toplanması oluşur. Bu toplanma derinin ısı geçirgenliğini artırarak radyasyon ve konveksiyon yolu ile ısı geçişi artırır. Bunu yeterli olmadığı anlarda terleme düzeni uyarılır.
Soğukta ise periferik kılcal damarlar daralarak kanın çekilmesini böylece ısı geçirgenliğinin azalmasını sağlarlar. Bu düzenin yetersiz kaldığı durumlarda ise titreme, yani kasların çalışarak daha fazla biyokimyasal enerji üretmesi sağlanır.
Ortam sıcaklığı vücut sıcaklığına yaklaştıkça ısı alışverişi zorlanır. Vücutta bitkinliğe ve halsizliğe sebep olan bir ısı birikimi oluşur. Gerekli önlemler alınmazsa bu ısı birikimi ölüme sebep olan ısı şokuna neden olabilir. Fiziki çalışma başladıktan sonra vücut ısısı ve kalp atışları sürekli olarak artar ve belirli bir değerden sonra denge konumuna ulaşır. Vücudun ısı dengesinin korunmasında nem miktarı da çok önemlidir. Nem miktarı arttıkça terin buharlaşması zorlaşır ve biriken ter akar. Bu rahatsız edici bir durumdur. Aksi halde yani nem miktarının çok düşük olması durumunda ise ağızda ve burunda aşırı kuruma olur ve istenmeyen bir durum ortaya çıkar.
İnsan bedeni metabolik enerji yardımıyla belli bir iç ısıya ayarlanmıştır ve bunu koruyabilmek için 4 çeşit organik reaksiyona sahiptir:
Konveksiyon: Hareket halindeki bir akışkana ısı iletmek yoluyla ısıyı dışarı atmaktır. Bu akışkan genellikle hava veya sudur. Bu yolla ısı atımı ısı alışverişinin %30‘udur. Yalıtım ne kadar fazla ise, yayınım yolu ile ısı alışverişi o kadar az olacaktır.
Kondüksiyon: Bir katı cisme temas ederek ısıyı ona iletmektir.
Radyasyon: Hava ve katı çevre sıcaklığı 15.5 santigrat derece veya bağıl nemin %50 olduğu bir odada, normal giyinmiş sağlıklı ve yetişkin insan, oturduğu zaman ortaya çıkardığı ısının 45’ini radyasyon yolu ile çevreye verir. Güneşten gelen ısınım enerjisi 4200-6300 kj’dur .
Buharlaşma: Deri ve akciğerler yolu ile vücuttaki suyun buharlaşıp dışarıya verilmesi ile atılan ısıdır. 1 lt su buharlaşmak için 580 kcal ısı emer.
Dış sıcaklıkların 25 santigrat dereceden yüksek olunca konveksiyon ve radyasyonla iletim olmaz. Su buharlaşması yoluyla gerçekleşmesi gerekir.
İşçinin çalıştığı ortamdaki hava koşulları, vücudun ısı dengesini korumaya ne kadar uygunsa, kendini o kadar rahat hissedeceği ve çalışma kapasitesinin büyük bir kısmını rahatça kullanılabileceği açıktır.
Yüksek sıcaklık gibi düşük sıcaklığın da çalışma performansı üzerinde olumsuz etkileri olmakla beraber çok önemli değildir. Düşük sıcaklıkta kişinin algılama, düşünme, tepki ve refleks süreleri uzar, el becerisi azalır. Bu kötü etkiler etkin bir ısıtma, iyi giyinme ve kimyasal bazı kremler sayesinde giderilebilir.
Yüksek sıcaklığın ortaya çıkardığı sorunlar daha etkili, çözümleri ise zor ve pahalıdır. Efektif sıcaklık arttıkça insanların enerji tüketimleri yani yapabildikleri iş azalmaktadır. Aynı efektif sıcaklıkta insanların dayanıklılıkları farklıdır. Yüksek sıcaklık bıkkınlığa, dikkatsizliğe ve çabuk kızmaya sebep olduğundan 38 derece C üstünde iş kazalarında büyük bir artış vardır. İş kazalarının en az olduğu sıcaklık 19 derece C civarıdır.
Düşük sıcaklık da algılama, düşünme ve refleks sürelerini uzattığı için uyuşukluğa yol açar ve bunun sonucu olarak da iş kazalarında bir artış gözlenir. Fakat etkisi yüksek sıcaklık kadar değildir ve yasalar ve toplu sözleşmeler ile bazı alt sınırlar konmuştur.
Yüksek sıcaklık, başarının düşmesi ve iş kazalarının yanısıra, çabuk kızmaya sebep olduğu için iş huzurunun da bozulmasına, hata sayısının artmasına, kalitenin düşmesine, düşünsel çalışmanın azalmasına neden olduğu gibi terleme sonucu aşırı tuz kaybı yüzünden çabuk yorulma ve ani bayılmalara yol açabilir.
İstenmeyen hava koşullarına karşı alınacak önlemler aşağıdaki gibi sıralanabilir:
Soğuğa karşı alınacak önlemler:Çatı, kuzey duvarı ve tabanlar yalıtılmalıdır. Yörenin iklim koşullarına ve üretim prosesine bağlı olarak gerekli ısıyı, sıcaklığı ve ısıtma tipini seçmek lazımdır. Uygun yerlere çok sayıda ısıtıcı yerleştirmek az ve büyük ısıtıcılardan daha uygundur. Isı kaynağı çalışılan yerlerde olmamalıdır. Isıtıcılar içeri giren soğuk havanın ısıtılmadan insanlara ulaşmasını engelleyecek şekilde yerleştirilmelidir. El becerisi gerektiren işlerde çalışanların ellerine yöneltilmiş ışımalı ısıtıcılar kullanılmalıdır. Bu tür ısıtıcılar belirli bir süre ısıtılması gereken yerlerde, yüksek tavanlı binalarda, kapıları sık sık açılan yerlerde kullanılmaları sonucu çok yararlı olurlar.
Aşırı sıcağa karşı alınacak önlemler:Isı kaynakta kontrol edilmelidir. Isı kaynağı çalışma ortamının dışında olmalıdır. Eğer bu sağlanamıyorsa çalışma ortamının ortası yerine kenarlarına koymak, mümkünse geri kalan bölümlerden ayırmak ve ısıyı işçilere ulaşmadan evvel dış ortama atmak ilk çaredir.
• Oturarak çalışma için 19 – 21 santigrat erece
• Ayakta hafif çalışma için 18 santigrat derece
• Ayakta ağır çalışma için 15 – 17 santigrat derece
Sıcaklığın cinsiyete ve yaşa göre ayarlanması gerekir. Kadınlar ve 40 yaşından yaşlı erkekler için sıcaklık konforu 1 santigrat derece daha yüksek uygulanmalıdır.
İyi bir havalandırma sistemi kurulmalıdır. İyi bir havalandırma sistemi doğal veya mekanik olarak kurulabilir. Doğal havalandırma açılan pencere ve kapılar ile yapılır. Burada istenildiği kadar açılan pencere olması, hava dolaşımını engelleyecek yüksek engellerin olmaması ve pencerelerin çok parçalı olması doğal havalandırma için yeterli koşullardır. Mekanik havalandırma için en basit sistemler vantilatörlerdir. Bunlar portatif ve emici çatı vantilatörleri olmak üzere iki çeşitlerdir.
Ayrıca işçilerin sıcaktan etkilenmelerini daha aza indirmek için sıvı tedariği, tuz eksiğinin giderilmesi, aşırı kas çalışmasından kaçınılması, radyant ısıdan korunulması gibi önlemler de alınabilir.
Bütün bu önlemler istenilin çalışma ortamını sağlamıyorsa işçi sayısını azaltmak, çalışma süresini kısaltmak ve mola zamanlarını arttırmak başvurulabilecek diğer çarelerdir.
Nem konusunda alınacak önlemler:Bu konuda alınabilecek önlemler oldukça pahalıdır. Buharlaştırıcı serinleticiler ve özel klima cihazları yüksek bir ilk yatırım gerektirirler. Ayrıca üretim prosesi de her zaman nemin azaltılmasına izin vermeyebilir.
Çalışma sürelerinin düzenlenmesi, mola sürelerinin dinlenmeyi sağlayacak şekilde ayarlanması, kışın ya da yazın mesai başlama saatinin değiştirilmesi, molalar sırasında iş ortamından uzakta bulunulması.
Kassal çalışmalara göre çalışanlar aynı hacimde farklı miktarlarda havaya gereksinim duyarlar. Buna göre:
• Hafif bedensel işler: İnce mekanik işler, büro işleri ve teknik resim
• Orta ağır işler: Torna, marangozluk, kaynak.
• Ağır bedensel işler: Döküm
3.1.7 DİĞER FİZİKSEL KOŞULLAR
İnsan içinde yaşadığı ortamla derisi sindirim ve solunum organları aracılığıyla sürekli ilişki içindedir. Çalışılan ortamda toksik maddeler varsa, bu üç yoldan organizmaya girerler ve kişinin sağlığını tehdit ederler. Çalışanları toksik etkenlere karşı korumak amacıyla, işyeri ortamından özel yöntemlerle alınan gaz, sıvı ve toz örnekleri laboratuarlarda incelenerek toksik maddeler açısından ortamın değerlendirilmesi yapılır ve ortamda bulunan toksik maddelerin sağlığa zararlı düzeye çıkmamasına özen gösterilir. Atmosfer kirleticileri denilen bu toksik maddelerin, günde 8 saat olmak üzere uzun süre etkisinde kalındığında, insan sağlığına zararlı olmayan en yüksek konsantrasyonlarına, müsaade edilen maksimum konsantrasyon (mak) değeri denilmektedir. İşyeri ortamında toksik madde konsantrasyonunun mak değeri aşmaması gerekir.
Mola Zamanlarının Belirlenmesi:Gün boyunca vücudumuzun fizyolojik olarak iş yapabilme gücü değişir.
Enerji Gereksinimi:
Üç tür enerji:
1 .ESAS ENERJİ: Bir insanın yatar halde dururken organlarının çalışması için gerkli enerji miktarıdır.
• 70 kg. erkek için 1700 kcal
• 60 kg kadın için 1400 kcal
2.SERBEST ENERJİ: Bir insanın günlük ihtiyaçları için gerekli enerji.
• Erkek için 600 kcal
• Kadın için 400 kcal
3. İŞ ENERJİSİ : İşin yapılması için gerekli enerji
Hafif işler için 0-1000 kcal
Orta ağırlıkta işler için 1000-1600 kcal
Ağır işler için 1600-2000 kcal.
Çok ağır işler için 2000-3000 kcal
Dinamik kassal çalışmada iş yükü
İş yükü = Kuvvet * yol * sıklık
Statik kassal çalışmada iş yükü
İş yükü = Kuvvet * süre
3.2 UYGULAMA KISMI
3.2.1 ÇALIŞMA YERİNİN SEÇİM NEDENLERİ
Uygulama kýsmýna geçmeden önce hassasiyetle belirtmeliyim ki fabrikanýn þu anki yeri geçicidir ve eskiden depo olarak kullanýlmaktaydý. Bu çalýþma yeri düþünüldüðünde belirgin bazý ergonomik eksikliklerin olmasý ve bunlara getirilebilecek çözüm önerilerinn olmasý bu çalýþma yeri üzerinde durmamýn önemli sebeplerindendir. Özellikle çalýþma sýrasýnda iþçinin maruz kaldýðý zehirli tozlar ,vücut pozisyonu ve klima koþullarý açýsýndan görünen bazý eksiklikler bu çalýþma yeri ile ilgilenmeme sebep oldu.
3.2.2 ÇALIŞMA YERİNE AİT BİLGİLER
3.2.2.1 ANTROPOMETRİK AÇIDAN
Seçilen çalışma yerinde iş ,işçinin karışımı hazırlayıp miksere boşaltması şeklinde yapılıyor.
FOTO 8-9 işçi hammaddeyi miksere taşıyor ve boşaltıyor.
Antropometrik açıdan aksaklıklar daha karışım hazırlanırken göze çarpıyor. İşçi hammaddeyi almak için eğiliyor ve terazinin üstüne koyuyor. Hammadde kapları yer seviyesinde ve terazi 60 cm. yüksekliğindedir. İşçi ayakta çalıştığından dirsek yüksekliği 106 cm.’ye denk gelmektedir.
İşçi hazırladığı karışımı foto 8’de görüldüğü gibi eliyle taşıyor ve mikserin ağzına (115 cm.) kadar kaldırıp boşaltmak zorunda .
FOTO 10-11: :Kalıp temizlik için masaya taşınıyor ve işçinin ölçüleri uygun değil.
Foto10-11 ‘de görüldüğü gibi işçiler yaklaşık 350 kg. olan kalıbı masaya taşımak zorunda ve masanın boyutu(kalıpla birlikte 119cm.) işçi için uygun değil (işçi dirsek yüksekliği 109 cm.).
Paketleme bölümünde antropometrik açıdan uygun araç ve gereçler bulunmaktadır. İşçi dirsek yük. 118cm. ve masanın yüksekliği 110 cm.
FOTO 12-13:Paketlemede uygun araçlar var ve tekerlekli taşıyıcı.
3.2.2.2 AYDINLATMA AÇISINDAN
İşletme sadece sabah 8- akşam 5 arası çalışıyor. Yani herhangi bir gece mesaisi veya aydınlatma sorunu söz konusu değil. Çünkü yan taraf boydan boya pencere olduğundan her an gün ışığından faydalanabiliyor. Ama karışım hazırlama bölümünde yeterli ışık olmadığını gözlemledim. Ama buradaki aydınlatma sorunu 120 cm *2* 5 flüoresan ile halledilmiş durumda.
Fabrika dahilinde ;
• 120 cm. * 2 * 7 tane üretim yerinde
• 120 cm. * 2 * 5 tane depoda
• 120 cm. * 2 * 2 büroda olmak üzere 14 tane çiftli 120 cm.’lik flüoresan bulunmaktadır. Ama depo hariç diğerleri kullanılmıyor. Kışın havanın erken karardığı zamanlarda kullanılıyor. Kışın normal ve kalıp temizliği işleri gündüz yapılıyor. Çok hassas işler yapılmıyor.
FOTO 14-15: Aydınlatmada sorun yok ve flüoresanlar kullanılmıyor.
3.2.2.3 TİTREŞİM AÇISINDAN
Titreşim açısından bakıldığında herhangi bir sorun yok. Mikserden dolayı merdivenlerde titreşim olmaktadır ama bu titreşimin zaman içindeki değişimi çok küçük peryotlu olduğundan insan sağlığı için bir tehlike yaratmamaktadır. Ayrıca granülde tehlikeli olabilecek derecede titreşim vardır. Bu makinaya herhangi bir işçi teması olmadığından gözönüne almıyorum.
FOTO 16:titreşim yaratan granül makinası.
3.2.2.4 GÜRÜLTÜ AÇISINDAN
Fabrika içi genel gürültü düzeyi 80 dB’nin altındadır. Granül çalıştığı zaman aşırı derecede gürültü oluşturmaktadır. Bu gürültü sınır değerlerinin üstündedir. Günde yaklaşık kullanılma süresi aralıklı olarak 3-3,5 saattir.
3.2.2.5 KLİMA KOŞULLARI AÇISINDAN
Daha öncede belirttiğim gibi Sivas kış soğuğu bakımından ülkemizin en soğuk şehirlerinden biridir. Ayrıca fabrika binasının eskiden depo olarak kullanılıyor olması ve fabrika açılırken herhangi bir ön hazırlığın yapılmamış olmasından dolayı herhangi bir ısı yalıtımı ve havalandırma tertibatının olmadığını belirtmek isterim. Kış mevsiminde soğuklardan işçiler aşırı şekilde şikayetçidir. Kışın profil hattının 10 dk. durması durumunda içindeki su donmakta ve önemli maddi hasara yol açabilmektedir.
Fabrikada hava akımı çok azdır. Hammaddelerden dolayı çıkan zehirli gaz ve tozlar insan sağlığı açısından çok tehlikelidir.
Nem konusuna da değinmek istiyorum. Profil hattında profil çekilebilmesi için su lazımdır ve her an su ile işler yürümektedir. Suyun tamamı ortamdan çekilemediği için ve fabrika alt yapısı yeterli olmadığı için duvarlarda nem oluşmuştur.
FOTO 17-18 : havalandırma ve nem konusunda eksiklikler var.
3.2.2.6 DİĞER FİZİKSEL KOŞULLAR
İlk olarak işçilerin sağlığını ve performansını etkileyebilecek bazı faktörlerden bahsetmek uygun olacaktır.
Öncelikle zehirli gaz ve tozlardan bahsetmek istiyorum. Plastik sektörünün değişmez elemanları olan zehirli gaz ve tozlar insan sağlığını çok olumsuz ve tehlikeli biçimde etkilemektedir. Bu fabrikada da zehirli gaz ve tozlar karışım hazırlanırken ,mikser kapağı açılırken ve granül çıktıları boşaltılırken zehirli gaz ve toz çıkışı olmaktadır. Karışımı hazırlayan ve miksere boşaltan işçinin eldivenleri ve ağızlığı var ama bazen bunları takmayı ihmal ediyor. Granül makinasıyla ilgilenen işçinin eldiven ve ağızlık gibi önlemleri yoktur.
Hammaddelerden biri olan Toxic yanıcı bir madde olduğu bilindiği halde işçiler çekinmeden sigara içmektedir.
Fabrika bünyesi genel olarak tertipli ve temiz ama karışım hazırlama bölümü için aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Bunun sebebi de havada uçuşan tozların hemen değil zamanla aşağıya inmesidir. Her akşam işçiler hep beraber fabrikanın genel temizliğini yapmaktadır.
FOTO 19-20: mikserden gaz çıkışı olabilmektedir ve işçiler boşaldıkça temizlik yapmaktadır.
3.2.2.7 ÇALIŞMA YERİNDE İŞ ORGANİZASYONU
Çalışma yerindeki iş organizasyonuna göre günde yalnız bir vardiya sabah saat 08:00 ve akşam 17:00 arası çalışılmaktadır. Yaklaşık bir saat süren öğle yemeği molası ve 15 ‘er dk ‘lık iki çay molası vardır. Makinaların tamamının otomatik olmasından dolayı işçilere fazla iş düşmemekte ve işlerini vardiya bitimine kadar rahatlıkla yetiştirebilmektedirler. İşçiler ayrıca sigara molası vermemekte işlerinin başındayken sigaralarını içmektedirler.
3.2.3 MEVCUT DURUMLA OLMASI GEREKENİN KARŞILAŞTIRILMASI
3.2.3.1 ANTROPOMETRİK AÇIDAN
Karışım hazırlama bölümündeki terazi bu işi yapan işçinin ölçülerine göre daha aşağıda kalmaktadır. Normalde 60 cm. yüksekteyken antropometrik ölçülere göre 106-5=101 cm. yüksekte olmalıdır.
Karışımı miksere taşırken herhangi bir taşıyıcı kullanmamaktadır. Bunun yerine bir taşıyıcı veya el arabası kullanması hem işçinin sağlığı hem de zaman açısından önemli yararlar sağlayabilir. Mikserde makinanın dizaynından dolayı bir aksaklık var. O da makinanın ağzının çok yukarıda olması. İşçinin fazla yorulmaması için ayağının altına herhangi bir yükselti konması yararlı olur.
Kalıpların (350kg.) masa üstüne taşınması yerine oldukları yere bir lamba montesi ile ; hem işçiler kalıpları taşımak zorunluluğundan hem de temizleyen işçi kollarının askıda kalması derdinden kurtulur. Lamba montesinden ayrıca oturabileceği bir sandalye işçinin sağlığı açısından oldukça yaralıdır.
3.2.3.2 AYDINLATMA AÇISINDAN
Aydınlatma açısından şu an için bir sorun gözükmüyor fakat gece vardiyasına geçildiğinde önemli sorunlar çıkabilir. Bunun önlenmesi için üretim yeri ve karışım hazırlama bölümüne gün ışığına en yakın ışık türünden yeterli sayıda lamba konulmalıdır.
3.2.3.3 TİTREŞİM AÇISINDAN
Fabrikada titreşim açısından hiçbir sorun bulunmamaktadır.
3.2.3.4 GÜRÜLTÜ AÇISINDAN
Fabrikada tehlike düzeyinde gürültüyü sadece granül (kırma ) makinası yaratmaktadır. Buna çare olarak bu makinanın ortamdan izolesi veya ayrı bir bölüme konması ve burada çalışan işçiye kişisel koruyucular en basitinden kulak tıkaçları verilmelidir.
3.2.3.5 KLİMA KOŞULLARI AÇISINDAN
Fabrikanın belki de en büyük eksikliği hava koşulları ve tozlara karşı yeterli önlemin alınmamış olması. İlk olarak fabrikada iyi bir izolasyon ve sağlam bir ısıtma tertibatı kurulmalıdır. Bu hem işçiler açısından sağlıklı olur hem profil hattındaki suyun donmasını önler hem de nem faktörünü önemli ölçüde azaltır.
3.2.3.6 DİĞER FİZİKSEL KOŞULLAR
Karışım ve makinalardan oluşan zehirli tozların da daha işçiye ulaşmadan yokedilmesi lazımdır. Çünkü bu zehirli tozlar zamanla akciğer ve cilt kanserlerine sebep olabilmektedir.
Bunun için de ilk olarak tozları kaynağından yani çıktığı yerden kesmek lazımdır. Eğer mümkünse makinaların ağzına ve karışım hazırlama bölümüne birer davlumbaz veya aspiratör monte edilmelidir. Bu çok masraflı ise buralarda çalışan işçilerin tozlardan zarar görmemesi için gerekli giysiler alınmalı ve işçinin çalışırken bunu kesinlikle giymesi konusunda gerekli bilinç yerleştirilmeli gerekirse zorunlu kılınmalıdır.
Karışım bölümünde en az haftada bir kere temizlik yapılmalı ve zehirli maddeler ortamdan uzaklaştırılmalıdır.
4. SONUÇLAR VE ÖNERİLER
Yaptığım bütün gözlemler sonucu aslında işletmede düzeltilmesi gereken birçok problem olduğunu ancak bunların bazılarının yüksek maliyetli çözümleri olduğunu gördüm. Zaten geçici olarak bu binada çalışan işletmenin bu fazla maliyetli çözümleri dikkate alması olanaksız. Ben burada kısa vadede işe yarayacağını düşündüğüm ve çok az veya sıfır maliyetli çözümleri sunmak istiyorum.
• Karışım hazırlama bölümündeki terazi ve kaplar yaklaşık olarak 100 cm. yüksekliğe çıkartılacak şekilde altına gerekli araçlar konulmalıdır.
• Karışımı hazırlayan işçinin sağlığı açısından karışımın taşınması için bir el arabası ayarlanmalıdır.
• Kalıpların aydınlık bir yere taşınarak temizlenmesi yerine bulunduğu yerde temizlenmesi işçileri taşıma işinden kurtarır. Kalıpların bulunduğu yere seyyar bir lamba konması ve temizlik maddeleri için bir çekmece ayarlanması lazımdır. Ayrıca kalıplar işçinin boyuna göre aşağıda kaldığından işçiye ilişebileceği bir pandül iskemle ayarlanması gerekir.
• Profillerin paketlenmesi ayrı bir yerde yapıldığından işçi profilleri oraya taşımak zorunda. Eğer profiller ilk bulundukları yerde paketlenir ve taşıyıcı buranın paraleline taşınırsa işçi için büyük kolaylık sağlanmış olur. Bunu foto 21’de anlatmaya çalıştım.
FOTO 21: profiller işçinin aldığı yerde paketlenmeli ve taşıyıcı paralel konuma getirilmeli.
• Gürültüyü önlemek için çok gürültü çıkaran granül makinası diğer işçilerin rahatsız olmaması için mümkün olduğu kadar fabrika boş olduğunda (mesela yemek molası ve diğer mola zamanları sırasında ) tek işçi tarafından yapılmalıdır. Bu işçi ise mutlaka kulak tıkaçları kullanmalıdır. Uzun vadede ise makina mutlaka ortamdan izole edilmelidir.
• Özellikle kış mevsiminde fabrikaya belirli miktarda elektrikli ısıtıcı yerleştirilmeli işçilerin rahatsızlığı ve çok düşük sıcaklığın etkileri bir ölçüde hafifletilmelidir. Yalnız bu ısıtıcılar makinalara zarar vermeyecek ve herhangi bir yangın tehlikesi oluşturmayacak yerlere yerleştirilmelidir.
• Hammadde içindeki maddeler yanıcı olduğundan sigara ya yasaklanmalı veya işçilere dışarıda içme zorunluluğu getirilmelidir.
• Yaz mevsimi veya soğuğun rahatsız etmeyeceği zamanlarda havalandırma için özellikle miksere yakın ve karışım hazırlama bölümlerinde bir cam yerinden çıkarılarak hava akımı sağlanmalıdır.
• Özellikle zehirli tozlara maruz kalan işçilere eldiven , ağızlık ve koruyucu giysiler verilmelidir.
• İşçilere zararlı maddeler ve tozlar hakkında yeterli bilgi verilmeli , bir bilinç kazandırılmalı ve gerekirse giysileri ve koruyucu eşyaları kullanmaları konusunda her türlü zorunluluk konulmalıdır.
5. YENİ TASARIMIN GETİRECEĞİ YARARLAR
5.1 ÇALIŞAN AÇISINDAN
Yeni tasarımların ve alınacak önlemlerin çalışan açısından sağlayacağı faydalar öncelikle çalışanın sağlığını ilgilendiren konularda olacaktır. Taşıma işlerinin azaltılması işçinin sağlık sorunlarını azaltacaktır. Daha ergonomik koşullar altında çalışan bir işçinin sırt ağrıları , yorgunluk gibi sorunları olmayacaktır. Ayrıca zararlı tozların ortamdan uzaklaştırılması ileride işçinin hayatına malolabilecek hastalıklara yakalanmasını önler. Ayrıca sağlıklı bir çalışma ortamına kavuşan işçi işini de severek yapacaktır ve işin sebep olduğu stres ve benzeri zihinsel sorunlardan da uzak kalacaktır.
Havalandırma koşullarının iyileştirilmesi işçiye ayrı bir rahatlık getirecek, bu yüzden karşılaşılan sağlık problemleri ortadan kaldırılacaktır. Bunların bir sonucu olarak da işçi kendine daha fazla zaman ayırabilecek ve yararlı bir takım faaliyetlerle zamanını değerlendirebilecektir.
Gürültünün azaltılması ile işçiler işlerine daha iyi konsantre olabilecek ve dikkatleri çok fazla dağılmadan işlerini yürütebileceklerdir.
5.2 VERİMLİLİK AÇISINDAN
İşletme dahilindeki çalışanların daha rahat ve sağlıklı bir ortamda çalıştıklarını hissettiklerinde işçilerin performanslarında belirgin bir artışın olacağına inanıyorum. Bu performans artışı ile beraber işletmedeki verimlilik de azımsanmayacak ölçüde artacaktır. İşçiler işlerini bir yük olarak değil ,zevkli ve tehlikesiz bir uğraş olarak görmeye başlayacaklardır.
5.3 FİNANSAL AÇIDAN
Önerdiğim çözümlerin ve tasarıların işletmeye getireceği yük ya çok düşük maliyetli (kalıp temizleme bölümüne iskemle ve lamba)veya hiç maliyetlidir( havalandırma için camların çıkarılması gibi).
Eğer bu çözümler ve tasarılar işletmede uygulanırsa belirgin bir performans artışından daha önceki bölümde bahsetmiştik. İşletmede bu performans artışına bağlı olarak iş yapılma zamanı düşecek , ürün üretimi artacak ve işletmenin karı artacaktır.
6.KAYNAKLAR
• ERKAN, N. (1997) , Ergonomi , MPM Yayınları , Ankara .
• MPM-REFA İş Etüdü Yöntem Bilgisi, MPM Yayınları
• ÖZOK, A. F. (1982) , Küçük Sanayide Daha Verimli Nasıl Çalışabiliriz , Saygı, İstanbul .
• ÖZOK , A. F. (1988) , Türk Sanayi İşçileri Üzerine Antropometrik Bir Araştırma , Doğa Bilim Dergisi Müh./ Çevre , Cilt 5 , s. 161-168.