1.1 KREDİ RİSKİ

Aralık 30, 2009 - Yazar: editor2  
Kategori: ARŞİV

1.1 KREDİ RİSKİ
. GİRİŞ

Kredi vermek çoğu bankanın en temel faaliyetidir. Kredi işlemleri, bankaların ödünç alanların kredibilitesi konusunda doğru kararlar vermelerini gerektirir. Bu kararlar her zaman doğru olmayabilir ya da ödünç alanların kredibilitesi çeşitli faktörlere bağlı olarak zaman içerisinde azalabilir. Dolayısıyla, bankaların maruz kaldıkları en temel risk kredi riski, yani ödünç alan tarafın yapılan anlaşma gereklerine uymaması durumudur. Yalnızca kredi işlemlerinde değil diğer bilanço dışı işlemlerde de ( garanti ve kabuller, menkul kıymet yatırımları vb.) bankalar bu tür risklere maruz kalabilirler. Önemli bankacılık problemleri, bankaların aktif kalemlerindeki zararları doğru tespit ederek yeterli karşılığı ayıramamaları ve faiz gelirlerindeki ertelemeyi zamanında hesaplarına geçirememelerinden kaynaklanmaktadır.

Kredi alan gerçek kişi ya da tüzel kişilerle bağlantısı olan bir grubun taşıdığı önemli büyüklükteki riskler bankalar için yoğun bir kredi riski yaratacağı için sektördeki problemlerin de temel kaynağını oluşturur.

Kredi riskindeki yoğunluk ayrıca bir sektöre, cooğrafik bir bölgeye ya da aynı ekonomik faktörlerden kolayca etkilenebilecek diğer etmenlerle ilişkili kredilerin (finansal kaldıracın yüksek olduğu krediler) bulunmasına bağlı olarak da ortaya çıkabilir.

Kredibilitenin tarafsız olarak değerlendirilmeyeceği kaygısıyla banka sahiplerine ya da banka üzerinde doğrudan veya dolaylı olarak kontrol yetkisi bulunan kişi ya da kuruluşlara verilen krediler dikkatli biçimde kontrol edilmediği takdirde önemli problemlere yol açabilir. Bankanın büyük hissedarları, yan kuruluşları, bağlı ortaklıkları, yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticileri de bu kapsam içinde değerlendirilir. Ayrıca aynı aile ya da grup tarafından kontrol edilen şirketlere verilen krediler de bağlantılı krediler olarak kabul edilir. Bu ve benzer durumlarda banka ile ödünç alan arasındaki bağlantı kredi işleminde özel bir muameleyi gerektirebilir ve böylece kredi riskini artırabilir.

Bu bağlamda, kredi riskinin yönetiminin , üst yönetim tarafından, performans ölçümü, sermayenin birimler arasında kullanımı, fon yönetimi, provizyon ayırma ve kredi fiatlandırması gibi konular çerçevesinde stratejik bir araç kullanılması gereği ortaya çıkar.

1.2 KAPSAM

Bu çalışma kredi riskleri konusunda aşağıdaki dört konuyu ele alacaktır.
strateji
organizasyon
ölçüm
bilgi dağıtımı.

1- Stratejik bir araç olarak kredi risk yönetimi:

Bu bölüm, kredi riski yönetiminin üst yönetim tarafından stratejik bir araç olarak nasıl kullanabileceğini aşağıdakiler konular çerçevesinde ele almaktadır.
Performans ölçümü
Sermayenin birimler arasında kullanımı
Fon yönetimi
Provizyon ayırma
Kredi fiatlandırması

2- Kredi risk yönetimi organizasyon yapıları:

Bu bölüm kredi riskleri yönetiminde kullanılan değişik departmanlar arasında görev dağılımı, ilişkiler ve görev tanımlamalarını içeren organizasyonel yapıları aşağıdaki birimler arasında tanımlamayı amaçlıyor.
Kredi departmanı
Kredi komitesi
Risk yönetimi fonksiyonu
Risk yönetimi grubu ( komitesi )

Bu, geleneksel kredi değerlendirmesi yapısı ile entegre edilmiş risk yönetimi yapısını karşılaştırmakta ve her birinin avantaj ve dezavantajlarını tanımlamaktadır. Bunun yanında kredi riskleri yönetimi için kullanılan işlemleri içermektedir:

Kredi risk politika ve amaçlarının belirlenmesi
Portföy anlamında kredi risklerinin ele alınması
Kredi takip ve kontrolü
Risk kontrolü
Kredi risk metodları ve yönetimi bilgilendirme akışındaki gelişmeler.

Kredi risk yönetimi:

Bu bölüm kredi risklerinin ölçümü ve gelişmiş ülkelerde kullanılan metodları tanımlamaktadır.
Direkt kredi riski
Piyasa riski ile alakalı kredi riski
Kredi tutarı
Temerrüde düşme oranı ( ihtimali )
Temerrüde düşmüş kredilerin geri kazanılma durumu
Beklenen kredi kayıpları
Beklenmeyen kredi kayıpları

Değişik finansal ürünler için kredi riskinin hem sermaye piyasaları hem de bankacılık için nasıl hesaplandığını gösterdikten sonra, kredi riski enformasyonunun diğer risk yönetimi hesaplarıyla nasıl bir bütün olarak ele alınacağını tanımlar. Diğer risk yönetimi hesapları aşağıdaki unsurları içerir;
Kredi riskinin değerlenmesi
Performans ölçümü

Sonuncu olarak, bu bölüm kredi risk yönetim yapıların belirlenmesini ve kredilerin portföy anlamında değerlendirilip, yönetilmesini kapsayacaktır.

Kredi risk bilgilerinin değerlemesi:

En son bölüm kredi risk yönetimi bilgi kaynaklarını içerir.

Nominal değer
Piyasa değerleri
Temerrüde düşme oranları ( ihtimalleri )
Temerrüde düşmüş kredilerin geri kazanılma durumu

Bu bölüm iç ve dış araştırma kaynaklarından enformasyonun kullanımı ile ilgilidir.

2. KREDİ RİSKİ YÖNETİMİ

2.1 STRATEJİK BİR ARAÇ OLARAK KREDİ RİSKİ YÖNETİMİ

Strateji

Kredi risk yönetiminin geleneksel rolü tek bir karşı tarafa olan kredi tutarının oluşmasını engelleyerek potansiyel kayıpları limitlemektir. Bununla beraber, kredi risk yönetimine aşağıdaki işlemler için kullanılabilecek bir “iş geliştirme aracı” olarak bakılmalıdır;
Değişen ekonomik durumların etkisini değerlendirerek ve kontrol çalışmalarını daha fazla duyarlılığa haiz alanlarda yoğunlaştırarak, bir kuruluşu evvelden ön görülmeyen kayıplardan korumak.
Kazançlardaki dengeleri korumak için, tüm organizasyon içinde değişken satış kaynaklarını belirleyerek, bunların bütçeleme ve stratejik planlama üzerindeki etkisini azaltmak.
Sermayeyi doğru ve tutarlı bir performans bazlı ölçüme dayandırarak, organizasyonun kazanç potansiyelini artırmak.

2.1.1 İstenen risk seviyesinin tespiti

Şu anki mevcut kredi risk miktarı ölçülerek ve gelecekte oluşabilecek kredi risk miktarı projekte edilerek, her organizasyonun taşıyabileceği kredi risk seviyesini belirleyebilir. Her organizasyon, risk seviyesini tüm organizasyon veya iş birimi seviyesinde belirleyebilir.

Kredi riski seviyesini doğru belirleyebilmek için, kredi riski tüm organizasyonda tutarlı bir şekilde ölçülmelidir. Benzer şekilde eğer değişik riskler aynı tutarlı metotla değerlendiriliyorsa, bunları genel risk seviyesinin toplamını bulmakta kullanabiliriz. Örneğin kredi riski, piyasa riski ve likidite riski.

2.1.2 Performans ölçümü

Eğer riskler tüm organizasyonda daha tutarlı çerçevede ölçülebiliyor ise bunlar performans ölçüm amacıyla kullanılabilirler. Herhangi bir performans ölçümünde risklerin işin içine katılması, organizasyonda elde dilen getirilerin alınan risklerle ilişkilendirilip ölçülmesini sağlar. Bu da organizasyon bünyesinde alınan yüksek riske göre düşük bir getiri sağlaması durumunda, yüksek prim verilmeyerek veya performans ödüllendirilmeyerek, kazanç stabilitesi sağlanır.

Riskle ilişkilendirilen performans ölçümleri değişik iş aktivitelerinin birbiri ile kıyaslanmasında kullanılır. Bu, bir organizasyonun her seviyesinde uygulanabilir. Örneğin performans ölçümleri şunlarla ilşkilendirilebilir;
bütün olarak bir organizasyon
iş alanları
ürünler
karşı taraf yoğunlukları ( endüstriyel sektör, coğrafi bölgeler, kredi dereceleri kategorileri bazında)
karşı taraflar
personel-çalışanlar

performans ölçümleri mümkün olduğunca çok riskle ilişkilendirilmelidir. Sermaye piyasasındaki aktiviteler için tipik olarak hem piyasa hem de kredi riskleri söz konusu iken, bankanın normal kredilendirme faaliyetleri için yalnızca kredi riski söz konusdur.

Performans ölçümleri aynı zamanda sermayenin doğru dağıtılması, portföy değerlendirmesi, fiatlandırma ve personel ödüllendirmesi açısından çok değerli bir stratejik araçtır.

2.1.3 Sermayenin dağıtımı

Sermaye dağıtımı,üst yönetimin isteği doğrultusunda hangi faaliyetlerle ilgilenilmek isteniyorsa, bu iş aktivitilerine sermaye ayrılması işlemidir. Yüksek performans gösteren iş alanlarına sermaye ayrılması ile üst yönetim yüksek karlılık gösteren alanlara yöneldiğinden getirilerini maksimum düzeye çıkarabilir.

Sermaye, riske göre düzeltilmiş performans ölçümlerine dayandırılarak kredi riski ile ilişkilendirilir. Organizasyonun performansının ölçülebildiği her seviyesinde sermaye ayrımı yapılabilir.

Sermaye herhangi bir iş birimi ve ya aktivitenin riske atabileceği sermaye miktarını kontrol eden limitler çerçevesinde ayrılır. Beklenen ve beklenmeyen kredi kayıplarının hesaplanmasıyla, bir organizasyon efektif olarak kredi risklerinden dolayı ortaya çıkan riske maruz kalan sermaye miktarını hesaplar.

2.1.4 Portföy yönetimi

Portföy yönetimi, bir organizasyonun kredi portföyünün stratejik kararlar doğrultusunda değerlendirilmesi ve şekillendirilmesi işlemidir. Değişik kredi kategorilerinin performansı değerlendirerek, bir organizasyon hangi endüstri sektöründe ve coğrafi bölgelerde ve hangi şirket kategorilerinde kredi riski taşımayı istediğini berlirleyebilir.

Portföy yönetimi sermaye ayrılması işlemi yakından ilişkilidir ve riskte bulunan sermaye limitleri veya karşı tarafın risk tutarı limitleri yoğunlaşması kontrolü ile sağlanır.

2.1.5 Provizyon ayırma

kredi tutarlarının ölçümü, temerrüde düşme ihtimalinin ve temerrüde düşmenin gerçekleşmesi durumunda beklenen kaybın tahmini sayesinde organizasyonlar beklenen kayıpları öngörebilirler. Bundan dolayıdır ki , beklenen kayıplar karşılığında provizyon ayırabilmekte ve getiri tahminlerinde bunu hesaba katabilmektedirler. Beklenen kayıpları öngörerek ve bunları provizyonlarla ilişkilendirerek, organizasyonlar getirilerini sabit hale sokarlar.

2.1.6 Fiatlandırma

Eğer bir organizasyon beklenen ve beklenmeyen kredi kayıplarını hesaplayabiliyor ise, bunlardan yararlanarak kredi ürünlerini ve servislerini belirli bir karşı taraf göz önüne alındığında oluşacak riskleri yansıtacak şekilde fiatlandırmayı başarabilir. Örneğin, eğer bir organizasyon belirli bir karşı tarafın bütün yükümlülüklerinin %40’ında temerrüde düşeceğini öngörüyor ise bu karşı tarafla yaptığı tüm kredi anlaşmalarının %60’ı için istenen getirinin tüm anlaşmalardaki kaybı karşılayabiliyor olması gerekir.

Teoride eğer kredi riski doğru tahmin edilebiliyorsa ve fiatlandırmaya bu yansıyorsa, yapılacak işlerde karşılaşılan kredi riskleri için belirli bir limit seçmek gerekmez. Bununla beraber, riskler ön görülenin çok ötesinde gerçekleşebilir, dolayısıyla her halükarda, organizasyonları öngörülmeyen aşırı kredi kayıplarından korumak amacıyla limitlere ihtiyaç vardır.

2.2 ORGANİZASYON

2.2.1 Organizasyon yapıları

Kredi riski yönetiminde kullanılan organizasyon yapıları çok değişik olabilir. Kredi riskleri yönetimi ve kredi değerlendirme işlemi geleneksel olarak birbirinden ve diğer risklerin yönetiminden ayrı tutulmuştur. Bunun yanında, kredi risklerinin yönetimi diğer risklerle beraber yakın zamanlarda organizasyonun operasyonel iş birimlerinden ayrı, bağımsız faaliyet gösteren bir risk ölçüm birimi tarafından ele alınmaktadır.

Geleneksel kredilendirme yapısı: bu kredi organizasyonunun temel özellikleri;

krediler piyasa, likidite, operasyonel ve iş/olay risklerinden ayrı olarak yönetilir.
Her bir karşı tarafa ve sektöre olan kredi tutarı – kredi risklerinden öteye – yönetilmeye çalışılmaktadır.
Kredi değerlendirme işlemi komite bazlı olup kredi kabulü bireysek sorumluluk getirmemektedir.
Kredi komiteleri kredilendirmeyi tartışmak için sıkça toplanır fakat kredilendirme politikasının belirlenmesine ve kredilerin portföy anlamında yönetilmesine çok önem verilmez.
Kredi risklerinin ölçülmesi ve geleneksel bankacılık aktivitelerinin odaklandığı ticari kredilendirme değerlendirmelerinden oldukça farklıdır.
Değişik risk türlerinin yönetimi ve kontrolü için gerekli olan kapsamlı risk yönetim yapıları mevcut değildir.
Kredilerden elde edilen kar marjları azaldıkça, yetersiz risk yönetimi yeni ürünlere odaklanmaya engelleyecektir.
Risk yönetimi performans ölçümünü sağlayacak, sermaye dağıtımını ve getiri artışını sağlayıcı bir araç olmaktan çok kayıpları kontrol edici bir araç olarak kullanılmaktadır.

Entegre edilmiş risk yönetimi yapıları: bu tip yapılar genellikle organizasyonların riskin koordineli bir şekilde yönetilmesinin avantajlarının farkına vardıkları zaman ortaya çıkmıştır. Özellikleri;

bütün riskler için sorumluluk açık bir şekilde yönetim kurulu üyelerindedir.
Risk strateji ve politikası bütün risk kategorileri için tutarlı bir şekilde tüm organizasyon bazında kontrol edilir.
Riskler mümkün olduğunca standart metotlar kullanılarak ölçülür.
Bir organizasyonun tümünü kapsayan risk yönetimi fonksiyonu, risklerin günlük değerlendirilmesinden, ölçülmesinden ve gözlemlenmesinden sorumludur.

Bir kredi departmanı ve kredi komitesi risk yönetim yapısı içersinde faaliyet gösterirken mevcut tüm organizasyon çapında kabul görmüş risk politikalarını göz önüne almak zorundadır. Bu yapı her bir kredinin değerlendirilmesi ve portföy riskinin yönetilmesi için değişik beceri ve işlemlerin gerekli olduğunu baştan kabul eder. Bu yapının sağladıkları;

organizasyonun genel risk pozisyonunun ölçülebilmesi için risklerin toplanması
risk yönetim politikalarının ışığında alınan her krediyle ilgili kararın organizasyonun temel stratejik kararlarıyla uyum içerisinde olması
piyasa ve kredi risklerinden dolayı ortaya çıkan, beklenen ve potansiyel kayıpların ölçülebilmesi için özel birimlerin atanması ve bu birimlerin elde ettiği verilerin merkezi bir datawarehouse’da incelenmesi.
Kredi risk enformasyonunun performans ölçümü ve sermaye ayrılması amaçlı kullanılması.

Kredi risklerini diğer risklerle entegre edilmiş bir bütün olarak alan, risklerin merkezi bir risk birimi tarafından incelendiği ve her risk kategorisi için sorumlulukların net bir şekilde belirtildiği bir organizasyon yapısı bugün için bankacılık endüstrisinde en iyi uygulama olarak kabul esilmektedir.

2.2.2 Uygulama şartları (Yönetim komitesi, risk yönetim grubu, risk yönetimi fonksiyonu, risk yöneticileri, kredi komitesi, kredi departmanı, kredi kontrolü, risk kontrolü.)

Yönetim komitesi

Oraganizasyon genelinde kredi riski seviyesini belirler.
Risk limitlerini çerçevesinde iş sahası kredi sermayesini onaylar
Stratejik planlama dahilinde kredi ödemelerine dahil olur.

Risk yönetimi grubu

Organizasyonun kredi portföyünü yapılandırır
İş sahası bazında risk altındaki sermayesini ve konsantrasyon limitlerini geliştirir
Düzenli olarak organizasyonun tümünde ve iş sahası bazında risk altındaki sermayeyi limitler dahilinde kontrolünü yapar. Kredi risk metodolojisini ve raporlamasını onaylar.
Kredi risk amaçlarını ve politikasını onaylar.

Risk yönetimi fonksiyonu

Kredi riski ölçüm metotları geliştirir ve raporlama yapar.
Kredi riski amaç ve politikalarını belirler
İş sahası bazında risk altındaki sermayesini ve konsantrasyon limitlerini belirler
Günlük olarak risk altındaki kredi risk sermayesini limitlere göre kontrolünü yapar
Değişik iş stratejilerinin kredi risklerini analiz eder

Risk yöneticileri

Risk yönetim grubu tarafından gelen kredi risk bilgilerini derler
Kredi risk politikalarının ve metotlarının iş sahalarında kullanılmasını sağlar
Risk yönetim fonksiyonuna kesin ve güncel kredi risk bilgisi sağlar
Günlük olarak kredi riskini limitler dahilinde kontrol eder.

Kredi komitesi

Kredi risk departmanlarına limitlerin belirlenmesi ve uygulamasında destek sağlar
Karşı taraf limitlerini gözden geçirir ve onaylar
Limitlerin üzerine çıkan istisnai tutarların kontrolünü yapar
Büyük tutarlardaki işlemleri onaylar ve bazı hassas sayılabilecek kredileri gözden geçirir
Yeni açılan ve yenilenen kredileri analiz eder.

Kredi departmanı

Günlük olarak kredi tutarlarını karşı tarafın limitleri ile kontrol eder
Tek tek karlı taraf limitlerini belirler, karşı tarafların kredibilitesini ve hassas sayılabilecek kredilerin kontrolünü yapar. Ölçüm metotlarını belirlemek amacı ile risk yönetimi fonksiyonu ile birlikte çalışır. Derecelendirme danışmanlık servisleri ve finansal inceleme gibi kredilerle ilgili diğer iş bölümlerine rehberlik eder.

Kredi kontrolü

Kredi kontrolü tek tek her krediye uygulanır ve bu işlem şunları içerir;

Yeni kredi kabulleri analiz edilir ve kabul edilir.
Her bir karşı tarafa yönelik risk tutarları kontrolü için limitler belirlenir.
Mevcut krediler incelenir. Kredi incelemesi işlemleri ise aşağıdaki işlemleri içerir;
Karşı tarafların kredi dereceleri sürekli olara inceleme altında tutulur.
Potansiyel olarak zarar verici olabilecek risk tutarları gözlem altına alınır. Çok fazla risk oluşturup oluşturmadığı belirlenir ve limitler bu belirlenen değerler doğrultusunda yeniden ayarlanır.
Değişik iş senaryolarının veya makro-ekonomik oluşumların önemli krediler üzerindeki etkisi incelenir.

Risk kontrolü

Değişik ekonomik ve sektörel senaryoların krediler üzerindeki etkilerinin analizi
Limitlerin kontrolü
Taşınan risk tutarlarının limitlere göre değişimi

Bir portföyün kredi riski; karşı taraflardan, karşı taraf kategorilerinden, iş alanlarından ve bütün organizasyondan dolayı oluşabilir.
Kredi riski analizi, beklenen ve beklenmeyen kredi kayıplarını ortaya çıkarır ki bunlar değişik ekonomik ve sektörel senaryolar gerçekleşirse portföyün farklı noktalarını etkiler. Bu analiz, risk yönetimi grubuna yardım eden risk yönetimi fonksiyonu tarafından gerçekleştirilir.

Beklenen ve beklenmeyen kredi kayıplarının daha evvel çizilen limitlere karşı nasıl hareket ettiği belirlenir. Hem kredi portföy risklerinin hem de her bir kredinin taşıdığı bireysel risklerin limitlerinin konulması, onaylanması ve incelenmesinde değişik birimler arasındaki sorumlulukların belirlenmesi önemlidir.

2.3. ÖLÇÜM YÖNTEMLERİ

2.3.1 Kredi riski ölçüm özellikleri

Direk kredi riski: Direk kredi riski, herhangi bir karşı tarafın beklenen anapara veya faiz ödemesini gerçekleştirememesi sonucu oluşan kayıplardır. Bu risk tüm kredi ve gerçekten karşılığında menkul kıymet ödemesi beklenen ( bonolar gibi ) işlemlerinde ortaya çıkar.

Piyasa riskinden dolayı oluşan kredi riski: bir işlemin vadesi gelmeden karşı tarafın aktini gerçekleştiremeden ödeme zorluğu içine düşmesidir. Böylece söz konusu işlemin diğer tarafındaki organizasyon, kendi finansal yükümlülüklerini yerine getirebilmek için aynı işlemi yeniden yeni piyasa fiatlarından gerçekleştirmek zorunda kalır.
Risk bilanço dışı finansal enstrümanlarda alım-satım tarihi ile vade arasındaki sürede ortaya çıkar. Aynı zamanda daha süreler için ( 1 veya 2 gün ) alım-satım tarihi ile takasın gerçekleştiği tarih arasında da bu risk oluşur.

Yukarıdaki riskler için kredi risk yöneticileri aşağıdaki değişkenlerin ölçülmesi ile ilgilenirler;

2.3.2 Kredi riski ölçümünde kullanılan değişkenler

Kredi tutarı: ödenmesi beklenen tutardır ve vade sürecinin herhangi bir noktasında kayıp riskine maruzdur.
Temerrüde düşme oranı: herhangi bir karşı tarafın ödeme zorluğuna girme ihtimalini gösteriri. Bunlar risk derecesi için hesaplanır.
Temerrüde düşme halinde kredinin geriye dönme oranları: eğer karşı taraf ödeme zorluğuna girmiş ise kaybın boyutunu gösterir. Bunlar risk dereceleri bazında hesaplanır ve hem dış hem de iç bilgi kaynaklarından sağlanabilirler.
Beklenen kredi kayıpları: mevcut kredi tutarları bu kredilere ilişkin temerrüde düşme oranları ve geriye dönme oranları eğer geçerliyse bir organizasyonun oluşması muhtemel kredi kayıplarını gösterir. Beklenen kredi kayıpları, sermayeden ayrışan karşılıklar sayesinde, kredi fiatlandırmasında ve riske göre ayarlanmış performans ölçümlerinde beklenen/istenen getirilerle ilişkilendirilir.
Beklenmeyen kredi kayıpları: bir organizasyonun beklenen kayıplar üzerine ek olarak maruz kalacağı, daha önceden belirlenmiş bir güven aralığı için beklenen kayıplar ölçümünün dağılımındaki belirsizliği ve sapmayı gösterir ki bunun sebebi gerçekleşen kayıpların beklenen kayıplardan az veya çok olabileceğidir. Bu ölçüm kısa vadede oluşabilecek kayıplara karşı alınan bir önlemdir.

2.3 BİLGİNİN AKTARIMI ( RAPORLAMA )

Kredi riskini ölçmek için gerekli olan bilgiler aşağıdaki gibidir;

Nominal miktar ve piyasa değerleri: gelecekteki beklenen kredi değerinin hesaplanmasında kullanılır. Gerekli bilgi piyasa fiatlarından sağlanabilir. Bu bilgiler aynı zamanda piyasa riskinin hesaplanmasında da kullanılır. Kredi risk tutarı hesaplanırken, tutarlı olarak analiz edilmesi gereken parametreler; piyasa fiatları, piyasa volatilitesi ve güven aralıkları ‘dır.

Temerrüde düşme olasılığı ve geri kazanılma oranı: dışardan sağlanan veriler ve kurum içi yapılan araştırmalar kullanılarak ortaya çıkarılmış bir takım kalitatif ve kantitatif ölçümler kullanılarak belirlenmiştir. Kantitatif bilgiler, Moody’s, Standard&Poor’s, Z-testi modelleri, KMV Beklenen temerrüde düşme sıklığı gibi dış kaynaklardan sağlanabilir.

3. KREDİ RİSKİ UYGULAMALARI

3.1 DÜNYADA KREDİ RİSKİ UYGULAMALARI

Gelişmiş ülkelerde ticari bankaların almış oldukları en büyük risklerden biri olan kredi riskinin geçmişte bankalar arasındaki geleneksel tanımı, müşteriye kullandırılan bir kredinin problemli hale gelmesi yani karşı tarafın yükümlülüğünü yerine getiremeyerek krediyi geri ödememesi ile sınırlı kalmıştır. Bu riskten kaçınmak için geleneksel yaklaşımda bankalar ilk aşamada öncelikle “iyi kredi” verme üzerine yoğunlaşmıştır. Bankalar bünyelerinde kredi tahsis, onay ve izleme sürecini çeşitli kontrol noktaları koymak sureti ile oluşturmuştur. Bu süreç içinde bankalar, her bir firmayı tamamen kredi ve piyasa konusunda tecrübeli uzmanlarının firma hakkındaki istihbarat ve görüşlerine dayalı olarak değerlendirmişlerdir. Buna bağlı olarak da genelde piyasada “iyi” olarak tanınan büyük yada orta ölçekli firmalar bankaların kredi tahsis etmek istediği olmuş, diğer firmalarla ise risk değerlendirmesi sağlıklı olarak yapılamadığı için kredi riskine girilmemesi tercih edilmiştir.

Bankalar tahsis ettikleri kredileri güvence altına almak amacıyla borçlu firmadan güçlü teminatlar istemek sureti ile kredi riskine karşı korunma yoluna gitmiştir. Alınan teminatlar belirli marjlarla girilen riskin üzerinde tutulmuş, teminat miktarı azaldığında firmadan kredi riskinin azaltılması talep edilmiştir.

Kredi fiatlaması ise firmanın krediyi geri ödeyememe riski dikkate alınmadan sadece fonlama maliyeti üzerine berlirli bir spread eklenerek belirlenmiş ve kredi vadesi boyunca bu spread sabit tutulmuştur. dolayısı ile piyasa koşullarına bağlı olarak fiat açısından rekabet rekabet avantajı yaratılmıştır.

Geleneksel yaklaşımda bir müşterinin borcunu ödeyemeyerek temerrüde düşme riski raslantısal bir olay olarak algılanmış, temerrüt olasılığının istatistiksel analizi konusunda yapılan çalışmalar çok kısıtlı kalmıştır. Bankalar kredilerini vade sonuna kadar bilançolarında taşımak zorunda olduklarından ve geri ödemeleri sadece borçlanandan tahsil edebildikleri için, kredi riskine girilen firma zor duruma düştükten sonraki takip ve izleme aşamaları üzerine daha sık vakit harcanmıştır. Tahsili mümkün olmayan alacaklar, karşılık ayırmak sureti ile bilanço ve kar/zarar üzerine yansıtılmıştır.

1980’li yılların sonlarına doğru ve 1990’lı yılların başında farklı ülkelerden bir çok bankanın, ekonominin hızlı büyüme gösterdiği dönemlerde yüksek karlar, daralma gösterdiği dönemlerde ise önemli ölçüde zararlar raporlamaları üzerine, benzer ekonomik dönemlerde aynı sektör yada gruptaki firmaların güçlendiği veya zayıfladığı, kredilerin birbirleriyle olan korelasyon etkisinin dikkate alınmadığı, dolayısı ile geleneksel kredi riski yaklaşımının yeterli olmadığı tartışmalarını doğurmuştur. Bu dönemde aşağıda belirtilen nedenlere bağlı olarak kredi risk ölçümü, yönetimi ve analizlerinin önemi artmıştır.

Globalleşme ve özellikle yaşanan ekonomik durgunluk ile birlikte firmalar rekabet edemez duruma düşmüşler ve buna bağlı olarak da iflaslar gündeme gelmiştir.
Özellikle sermaye piyasalarının hızlı gelişimi ile birlikte büyük firmaların yanında orta ölçekli firmaların da sermaye piyasalarından direkt olarak kaynak temin edebilme imkanı artmıştır. Bu durum daha çok iç piyasada çalışan küçük ölçekli firmaların bankalar ile kredi ilişkisine girmelerine neden olmuştur.
Finans sektöründe yaşanan rekabetin hızla artmasıyla birlikte müşterilere uygulanan marjlar hızla daralmış ve risk-getiri ilişkisi daha da önem kazanmıştır.
Türev ürünlerin hızla artmasıyla bankaların taşımış oldukları kredi riski, bilançoda yer alan risklerin çok üzerinde çıkmıştır.
Teknolojinin hızla gelişimi ile birlikte, veri toplama ve biriktirmenin kolaylaşması ve buna bağlı yeni modeller ve tekniklerin hayata geçirilmesi kredi portföy analizlerinin önemini arttırmıştır.
Tüm bu gelişmelere ilave olarak uluslar arası uygulamalar özellikle BIS düzenlemeleri, bankaları kredi riski ölçümü, yönetimi ve analizi konularında yönlendirici olmaya başlamıştır.

Bu gelişmeler paralelinde etkin kredi riski yönetimi, müşteri verimliliğinin ön plana çıktığı, kredilerin bir portföy olarak izlendiği, portföyün beklenen değerinden ne kadar sapabileceğinin istatistiksel yöntemler ile hesaplandığı, risk-getiri ilişkisinin ölçüldüğü, sermaye ile ilişkilendirildiği ve kredi fiatlamasında risk unsurunun dikkate alındığı daha kapsamlı bir yaklaşım olarak belirlenmiştir.

3.2 TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNDEKİ GELİŞMELER

Uluslar arası piyasalarda yaşanan gelişmeler, finans piyasalarındaki küreselleşme, BIS gibi uluslar arası kurumların gelişmiş piyasaları yönlendiren düzenlemeleri ve Türkiye’nin de AB’ye katılma konusundaki ciddi çalışmaları Türk Bankacılık sektörünün de gelişmiş piyasalara uyum sağlamak yönünde yapısal bir değişikliğe gitmesini, gelişmiş risk yönetimi kültürü ve uygulamalarını benimsemesini ve yerleştirmesini zorunlu kılmaktadır.

Bu çerçevede Şubat 2001 ‘de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu ( BDDK ) tarafından yayımlanan ve uluslar arası düzenlemelere paralel olan, “ Bankalarda İç Denetim ve Risk Yönetimi Sistemlerinin Kurulmasına ve Faaliyetine İlişkin Yönetmelik” ile Türk Bankacılık sektörü için çok önemli bir adım atılmıştır. Her ne kadar söz konusu yönetmelikte kredi riski ölçüm standartları açık olarak belirtilmemiş olsa da piyasa riskinden sonra kısa zaman içinde kredi riskinin de ölçümünün yeni BIS düzenlemelerine uygun olarak uluslar arası standartlarda belirlenmesi ve uygulamaya geçilmesi kaçınılmazdır.

4. SONUÇ

Diğer ülkelerde 1980’li yılların sonu 1990’lı yılların başında önemi anlaşılmış olan kredi riskinin aynı derecede Türkiye için de önemli olduğu yaşanan son krizle ortaya çıkmıştır. Bu nedenledir ki tekrar karşılaşılması olası olan kredi riskinin iyi yönetimi ülkemize en azından gelecekte büyük avantajlar sağlayacaktır.

Özellikle önümüzdeki dönemde Türkiye’de uygulanmaya çalışılan yeni istikrar programının başarılı olması ve piyasalardaki volatilitenin belli bir dengeye oturması durumunda enflasyon ve reel fazilerin düşmesi, yatırımların ve büyümenin artması ile birlikte ekonomide canlanmanın yeniden sağlanması, Türk Bankacılık sektöründe bankaların kredi portföylerinde ciddi bir büyüme ve beraberinde alınan kredi riskinde de artış gösterecektir. Bankaların bu döneme risk yönetimi açısından hazırlıklı olarak girmeleri sektörün sağlıklı gelişimi açısından oldukça önemlidir.

KAYNAKÇA

ACTIVE Bankacılık ve Finans Dergisi, Mayıs – Haziran 2001, sayı 18

http://www.tbb.org.tr ; Eylül 1997 Bankacılıkta Etkin Gözetim ve Denetime İlişkin Temel Prensipler

http://www.tbb.org.tr ; Temmuz 1999 Kredi Riski Yönetimine İlişkin Temel İlkeler

Yorum yapın