1995 Yılındaki Kriz Sonrasında Meksika Bankacılık Sistemi
1995 Yılındaki Kriz Sonrasında Meksika Bankacılık Sistemi*
I. Giriş
Meksika bankacılık sisteminde son yirmi yıl içerisinde önemli değişim süreçleri yaşanmıştır. 1982 yılındaki iç borç krizinin ardından ticari bankalar kamulaştırılmış ve 80’li yılların sonları ile 90’lı yılların başlarında başlayan finansal serbestleşme ve özelleştirme sürecinin ardından 1995 yılında bankacılık krizi gerçekleşmiştir.
Krizi sonrası dönemde etkin makroekonomik politikaların uygulanması, bankacılık sisteminin yeniden yapılandırılması ve Amerikan ekonomisine bağlantıların güçlendirilmesi Meksika ekonomisi ve finansal sisteminin şoklara karşı olan dayanıklılığını artırmış ve sağlıklı gelişmesi için gerekli koşulların oluşmasını sağlamıştır.
Meksika bankacılık sistemindeki yeniden yapılandırma sürecinde özellikle yabancı bankaların sisteme girmesiyle birlikte bankaların finansal göstergeleri önemli bir iyileşme göstermiştir. Meksika bankalarının finansal aracılıktaki az katılımları ve güçlenen sermaye yapısı nedeniyle bankacılık sistemi muhtemel sistemik problemlerin bir kaynağı olarak görülmemektedir. Bununla birlikte bankacılık sisteminin özel sektörü geniş ölçekte ve etkin biçimde kredilendirme gereği bulunmaktadır.
Bu çalışmanın amacı Meksika’daki krizinin makroekonomik boyutundan ziyade bankacılık sistemine yansıyan etkileri ve yeniden yapılandırma çalışmaları sonrasında bankacılık sisteminin profilindeki değişmelerin bir değerlendirmesinin yapılmasıdır. Çalışmanın ilk bölümünde Meksika bankacılık sisteminde 1995 yılında yaşanan krizi hazırlayan etmenlere özetle yer verilmiştir İkinci bölümünde ise kriz sonrasında bankacılık sistemine yönelik alınan tedbirler sonrasındaki gelişmeler ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Meksika bankacılık sisteminin bugünkü konumu ve rakamlarla bir profili çizilmiştir.
II. Bankacılık Sisteminde Krize Neden Olan Faktörler
1982 yılında Meksika’da yaşanan büyük borç krizi ve ardından uygulanan istikrar programı sürecinde ticaret bankaları kamulaştırılmıştır. Kamulaştırılan bankalar sıkı devlet kontrollerine tabi tutulmuştur; mevduat ve kredi faizleri ayarlanmış, krediler için ayrılacak karşılıklara ilişkin yüksek oranlar belirlenmiştir. Bir yanda büyük bütçe açığı diğer yanda yabancı sermeye ile finansman imkanında güçlükler yaşanması bankaları kamu sektörüne kredi vermeye yöneltmiştir. Sonuçta bankacılılık sistemi tarafından özel sektöre açılan kredilerde 1980’li yıllarda önemli bir düşüş gözlenmiştir.
1980’li yıllarda Meksika hükümeti finansal liberalizasyon ve deragülasyon sürecini başlatmıştır. Mevduat ve kredi faizleri serbest bırakılmış, toplam yükümlülüklerin yaklaşık yüzde 30’u oranındaki likidite yükümlülüğü kaldırılmıştır. 1990’lı yıllarda ise ticari bankalar ile finansal holding şirketlerinin oluşumu ve faaliyetlerine ilişkin yeni yasal düzenlemeler yapılmış, bankalar özel sektöre satılmıştır. Banka özelleştirilmesine yön veren en önemli iki temek unsur; şeffaflık ve gelir maksimizasyonu olmuştur. Ne var ki bu dönemde yabancı sermayenin girişine izin verilmemiştir.
Ekonomik alandaki reformların bir parçası da kamu sektöründeki özelleştirmelerdir. Çok sayıda kamu kuruluşunun özelleştirilmesi ile hem kamunun ekonomideki payı hem de kamunun borçlanma ihtiyacı önemli ölçüde azalmıştır. Diğer yandan kaynakların önemli bir bölümünün özel sektöre kredi olarak kullandırılması sağlanmıştır. Bunlarla birlikte Meksika bankalarının yabancı para yükümlülükleri hızla artmıştır.
Bir yandan finansal deregülasyon yaşanırken diğer yandan bankaların kamu yönetiminde bulunduğu uzun dönem boyunca bankacılık sistemindeki tecrübeli yönetici ve denetçiler sistem dışına çıkmıştır. Özel kesime açılan krediler ciddi ölçüde artmıştır. 1989-1994 döneminde, bankaların toplam kredi portföyü reel olarak ortalama yıllık yüzde 30 civarında artış göstermiştir. Aynı dönemde, özel sektöre açılan kredilerin GSMH içindeki payı ise yüzde 10’dan yüzde 40’lara yükselmiştir. Tahsili gecikmiş alacakların toplam krediler içindeki payı da artış göstermiş ve yüzde 2’den yüzde 8’e yükselmiştir.
Kaynak: Meksika Maliye Bakanlığı (BIS, 2001),
* 2000 yılı verisi Eylül itibariyle alınmıştır.
1994 yılında göreve başlayan yeni hükümet yüzde 15 oranında bir devalüasyon girişiminde bulunmuştur. Bu deneyim durumu düzeltmek yerine döviz krizini tetiklemiştir.
1994 yılında bankacılık sistemindeki kredilerin yaklaşık üçte biri Meksika bankaları tarafından açılan yabancı para cinsinden kredilerden oluşmuştur. Ancak bu krediler herhangi bir yabancı para gelir kaynağı olmaksızın açılmıştır. 1991-1994 yılları arasında kredi hacminde önemli bir genişleme olurken, yeni kredilerin bir kısmı sağlam finansal bünyesi olmayan şirketlere de açılmıştır.
1994 yılı sonunda, pezodaki değer kaybı ve yüksek faiz oranları 1995 yılının ilk aylarında da devam etmiştir. Reel gelirlerdeki kayıp nedeniyle borçluların borç servislerini sürdürebilme kapasiteleri de azalmış ve dolayısıyla banka bilançoları bozulmuştur. 1995 yılının ilk yarısında bankalar geri dönmeyen bu kredileri riskli aktiflere dahil ederek karşılık ayırmak yerine öncelikle faiz geri ödemelerini ertelemişler ya da yeniden yapılandırma yoluna gitmişlerdir. Ancak, bankaların aktif kalitesindeki kötüleşme asgari sermaye yeterlilik rasyolarının yüzde 8’in altına düşmesine , hatta bazı bankalarda eksi değere düşmesine neden olmuştur.
Meksika’da dış ticarete açık sektörler ile iç piyasa için üretim yapan sektörlerin bankacılık sistemindeki gelişmelerden etkilenmesi farklı olmuştur. İhracat yapan firmaların kriz sonrasında da yurtdışından finansman bulma olanakları kesilmediğinden banka kredilerindeki bozulmanın bu sektörün büyümesine etkisi çok büyük olmamıştır. Diğer yandan uluslararası piyasalarla bağlantısı olmayan sektörler kredi arzının azalmasından çok daha hızlı ve olumsuz yönde etkilenmiştir.
Prensip olarak milli gelirde büyüme sağlanarak şirketlerin karlılıklarının ve bireylerin gelirlerinin artması, böylece borçluların borçlarını geri ödeme yeteneği kazanması ve bankaların kredi olanaklarını genişletebilmesi hedeflenmiştir. Ancak, izlenen politika bankacılık problemlerinin çözümü için yeterli olmamıştır.
Bankacılık sistemindeki kriz etkileri temel olarak şöyle gelişmiştir.
i) Meksika bankaları, dış finansman sağladıklarından ihracata dayalı sektörlerin büyüme imkanını kullanamamışlardır. Dolayısıyla bankaların kredi portföylerindeki kalite ödeme güçlüğüne düşen müşterilerin artmasıyla giderek bozulmuştur, ii) bankaların yeni kredi açacak kaynakları çok azalmıştır, iii) Bankacılık sistemi ahlaki bozulma problemiyle karşı karşıya kalmıştır.
1990’lı yılların başından itibaren başlatılan reformlara rağmen kriz sonrasında bir çok Meksika bankası kredi portföylerini daraltmayı tercih etmişlerdir. Diğer yanda sağlıklı mali bünyeye sahip yabancı bankalar sisteme girerek lokal yatırımlara fon sağlamasında ve ekonomik büyümede önemli rol oynamışlardır.
Meksika deneyiminde gözden kaçırılmaması gereken en önemli husus; tahsili gecikmiş alacakların zaman içerisinde azalma eğilimi göstermemesidir. Dolayısıyla problemli kredilerdeki artışın bankacılık sisteminin sağlıklı bir şekilde faaliyet göstermesini etkilediğidir. Problemli kredilerin banka mevduatlarını koruma fonu olan Fobaproa’ya (Fund for Protection of Bank Savings) devredilmesinden sonra tahsili gecikmiş alacakların toplam krediler içindeki payı 1994 yılındaki yaklaşık yüzde 10 seviyesinden 1996 yılında yüzde 21’e yükselmiştir. Bu gelişmede, bankacılık düzenlemelerinde yapılan değişiklikle bankaların tahsili gecikmiş alacaklar için gecikmiş faiz alacaklarına ilave olarak karşılık ayırması etkili olmuştur.
Meksika krizinden alınacak en önemli ders önemli bir büyüme performansına karşın takipteki alacak sorununun kendiliğinden çözümlenemediğidir. Takipteki alacakların hızla artması bankacılık sisteminin performansını da olumsuz yönde etkilemiştir.
III. Kriz Sonrasında Bankacılık Sistemine Yönelik Tedbirler ve Sonrasındaki
Etkileri
1995 Ocak ayında Meksika hükümeti bir istikrar programı açıklamış ve sonrasında programa ilişkin alınacak önlemleri ortaya koymuştur. Bu programların temel hedefi cari işlemler açığının azaltılması, enflasyonun kontrol altında tutulması ve bankacılık sisteminin çökmesinin önlenmesidir. İstikrar programı, ABD ve Kanada hükümetlerinden Ocak ayı sonunda gelen 52 milyar dolar düzeyindeki kredi garanti paketi ile desteklenmiştir.
Meksika’da bankalar genişleyici kredi politikaları nedeniyle devalüasyon sonrasında çok zor durumda kalmışlardır.
Krizi bastırmak ve bankacılık sisteminde bir sistemik kriz oluşumunu önlemek amacıyla borçluları destekleyen ve banka bilançolarının iyileştirilmesine yönelik çeşitli önlemler alınmış ve programlar uygulanmıştır. Sistemik riskin önlenmesi için hükümetin uyguladığı kurtarma programı temel olarak dört unsurdan oluşmuştur, bunlar: a) bankaların acil dolar likidite ihtiyacının giderilmesi, b) tahsili gecikmiş alacakların bir kısmının hükümet tarafından karşılanması, c) bankaların yeniden sermayelendirilmesi, d) borçların yeniden yapılandırılmasıdır.
a) Meksika bankalarının yabancı para cinsinden borçlarının yaklaşık yüzde 75’inin kısa dönemli olması nedeniyle krizin hemen ardından bankalar yurtdışından sağladıkları kredilerini çevirmekte zorlanmışlardır. Meksika Merkez Bankası (Banco de Mexico) bankaların kısa dönemli yabancı para finansmanı sağlamak üzere dolar kredi penceresi oluşturmuştur.
b) Banka bilançolarındaki tahsili gecikmiş alacakların azaltılması için bankaların kredi portföylerinin bir kısmının, 10 yıl vadeli devredilemeyen hazine bonoları (Fobaproa bonoları) ile değiştirilmek üzere hükümete devredilmesi sağlanmıştır.
c) Bankalara, sermayelerini asgari yüzde 8 sermaye yeterliliğini karşılamaları için sermaye aktarmak üzere özel bir fon kurulmuştur (Procapte). Fon tarafından zor durumdaki bankalara sağlanan kredilerin 5 yıl içinde geri dönmesi veya sermaye yeterliliğinin yüzde 8’in altına düşmesi ile eksilen sermayenin tamamlanmaması durumunda açılan krediye eşdeğer oranda banka hissesinin devralınması koşulu getirilmiştir.
d) Borçluların desteklenmesi programı çerçevesinde ise ipotek kredileri yeniden yapılandırılmıştır. Büyük gruplar yanında küçük ve orta ölçekli firmalar da yeniden yapılandırma kapsamına alınmıştır. Banka-şirket anlaşmalarını koordine eden bir birim oluşturularak (Ubabe-Coordinating Unit for Bank-Enterprise Agrement) büyük grupların borç yeniden yapılandırmaları desteklenmiştir. Borç yeniden yapılandırma programı küçük firmalara da gönüllü olarak uygulanmıştır.
Alınan önlemlere rağmen kriz sonrasında bankacılık sisteminin sermayesi önemli ölçüde azalmıştır. Rekabet avantajını kaybetmek istemeyen bankaların çabalarının yanında, banka sermayesini güçlendirmek ve banka hissedarlarına ihtiyatlı banka yönetimi konusunda teşvik vermek suretiyle yoğun çaba sarf eden finansal otoritelerin aldıkları önlemlerin bir sonucu olarak konsolidasyon süreci başlamıştır.
1995 yılında bankacılık sistemindeki 32 bankadan sadece 22’si faaliyetini devam ettirebilmiştir. Kriz sonrasında bankalararası birleşmeler, satın-almalar ve yeni katılımcıların sektöre gelmesiyle önemli değişimler yaşanmıştır.
Bu çerçevede mevduata tam güvence yerine sınırlı bir mevduat sigorta uygulamasına geçilmiş, yeni ve daha sıkı sermayelendirme kuralları kabul edilmiştir. Çok uzun zaman dış rekabete kapalı olarak korunan Meksika bankacılık sistemindeki bankaların kriz sonrasında yeniden sermayelendirilmesi için sektöre yabancı sermaye girişini önleyen düzenlemeler kaldırılmıştır. Kanada ve ABD ile imzalanan Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması ile birlikte kurallar esnetilmiş ve bankacılık sektörünün aşamalı olarak yabancı rekabete açılmasını öngören çizelge benimsenmiştir. 1990’ların başlarında Meksika’da yerel bankacılık faaliyetlerinde bulunan ve toplam kredilerdeki payı yüzde 1’in altında olan tek bir banka bulunurken, hükümet söz konusu süreci hızlandırarak 1998 yılı sonuna kadar tüm kısıtlamaların giderilmesini sağlamıştır. Bugün bankacılık sisteminde yabancı bankaların lisans almasında, ulusal bankalar ile yabancı banklar, yabancı banka şubeleri ve kıyı bankaları açısından yasal bir ayrım bulunmamaktadır. Yabancı bankaların Meksika’da temsilcilik açma hakları da bulunmaktadır.
Yabancı bankaların Meksika bankacılık sistemine girişinin en çabuk ve yararlı etkisi sektörün yeniden sermayelendirmesine yaptığı katkı olmuştur. 1995-1998 yılları arasında yabancı bankaların Meksika’da açtığı kedilerdeki gelişme bu kredilerin çok daha istikrarlı olduğunu ve ekonomik şoklara ulusal bankalara göre daha az duyarlı olduğunu göstermektedir. Diğer yandan aynı çalışmada kredilerin seyrinde, kredi veren bankanın yabancı sermayeli olup olmadığı değil, esas olarak bankaların portföylerindeki takibe düşmüş kredilerin hacminin etkili olduğu belirtilmektedir (Goldberg: 2000).
Kriz sonrasında Meksika bankacılık sisteminin profilindeki en önemli değişiklik yabancıların sektör paylarındaki hızlı artış olmuştur. Yabancı bankaların toplam aktiflerdeki payı 1998 yılında yüzde 24 iken 2000 yılında yaklaşık yüzde 50’ye yükselmiştir. Ancak yabancı bankaların sisteme girişi farklı şekillerde olmuştur. Küçük ölçekli yabancı bankalar krizin ilk başlarında gelmiş ve kurumsal sektöre kredi sağlanmasında, devlet tahvilleri, türev ürünler ve para piyasalarında önemli rol oynamıştır. Bunlar perakendeci bankacılık alanına girmemişler, daha çok başkentte bulunan tek şubeli bankalar olarak hizmet vermişlerdir. Diğer yandan Citibank, Spanish BBVA, Canada’s Bank of Nova Scotia, BSCH gibi daha önce meksika bankacılık sisteminde küçük bir paya sahip olan yabancı bankalar özellikle perakende bankacılıkta önemli sektör payları bulunan Meksika bankalarını alarak sektördeki ağırlıklarını artırmışlardır. Aşağıdaki grafiklerde toplam aktiflerin yabancı sermayeli bankalar ile Meksika bankaları arasındaki dağılımı görülmektedir.
Toplam Aktiflerin Dağılımı (%)
IMF çalışmalarında yabancı bankaların Meksika bankacılık sisteminde gösterdikleri eğilimin genel olarak gelişmekte olan benzer ülkelerde de yaşandığına dikkat çekilmektedir. Buna göre yabancı bankalar ilk önce gelişmekte olan piyasaların bankacılık sistemlerine küçük şubeler olarak girmeyi tercih etmekte ve daha çok sermaye piyasalarında faaliyet göstermektedirler. Bazıları ise ulusal sermayeli perakendeci bankalarda azınlık hisseleri almayı tercih etmektedirler. Bir sonraki adımda ise hükümetlerin krizler sonrasında yeniden sermayelendirmeye tabi tuttukları bankaları satın almak yoluyla perakendeci pazarlara yönelmektedirler.
IV. Meksika Bankacılık Sisteminin Profili
Meksika finansal sistemin en önemli yapı taşı bankacılık sistemidir. Çünkü büyük finansal gruplar ticari bankalar tarafından yönetilmekte ve özel finasal hizmetler sunmaktadırlar. Kamu bankaları ise konut finansmanı ve kredilendirme faaliyetlerinde bulunmaktadır. Mali olmayan kuruluşlar ise finans kuruluşları, faktoring şirketleri, yatırım fonları, emeklilik fonları ve sigorta şirketlerini kapsamaktadır.
Tablo 1 Meksika Bankacılık Sistemi
(Eylül 2000) Banka sayısı * Sermaye
(milyar dolar) Aktiflerin yüzdesi(%)
Meksika sermayeli bankalar 14 6.9 51.6
Büyük ölçekli yabancı bankalar (1) 4 5.6 46.7
Küçük ölçekli yabancı bankalar (2) 13 0.7 1.7
*Aynı grup tarafından yönetilen bankalar tek bir banka olarak gösterilmiştir. Ayrı ayrı dahil edildiklerinde toplam banka sayısı 34’dür.
(1) Yabancı sermayesi çoğunlukta olan ya da Meksika sermayesi çoğunlukta olduğu halde yabancıların yönetimde kontrol yetkisi olan büyük ölçekli bankalar grubu.
(2) Perakendeci bankacılık alanında faaliyet göstermeyen, genelde tek şube ile kurumsal müşterilerine hizmet veren küçük ölçekli yabancı bankalar grubu.
1982 yılındaki borç krizinden sonra bankaların kamulaştırılmasıyla 50 civarında olan banka sayısı birleşme ve devralmalarla 1990’lı yılların başlarında 20’lere kadar gerilemiş, ancak yeniden genişleme sürecine girilmesiyle birlikte sektöre yeni bankalar katılmıştır. Kriz sonrasında bankacılık sistemindeki 32 bankadan 22’si faaliyetini devam ettirebilmiştir. 1995 yılından sonra ise birçok banka birleşmeleri ve devralmaları olmakla birlikte sektöre yeni girişler de olmuştur. 2000 yılı sonunda sektördeki toplam banka sayısı 34’dür.
Meksika krizinden sonra bankacılık sektörünün toplam aktifleri önemli ölçüde azalmıştır. Toplam aktiflerin GSYH (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) içindeki payı 1994 yılında yüzde 55 iken, 2000 yılında yüzde 37’ye gerilemiştir. Daha dikkat çekici bir gelişme ise özel sektöre açıklan kredilerin toplam aktifler içindeki payı aynı dönem itibariyle yüzde 78’den yüzde 22’ye gerilemesidir. Sektördeki daralma ancak 2000 yılının ikinci yarısından itibaren durmuş ve 2001 yılı sonlarında ise iyileşme başlamıştır. Diğer dikkat çekici bir gösterge ise sektördeki yoğunlaşmadır. En büyük beş bankanın (aynı gruplara ait bankalar tek bir banka kabul edilmek üzere) toplam aktifler içindeki payı 1994 yılında yüzde 65 iken bu oran 2000 yılında yüzde 76’ya yükselmiştir.
Yabancı bankaların bankacılık sistemindeki paylarının hızla artmasıyla birlikte, bankacılık sistemindeki toplam aktiflerdeki payları 2000 yılında yüzde 49’a yükselmiştir. Kredi ve tasarruf mevduatı toplamlarında yabancı bankaların payı aynı dönem itibariyle yüzde 46 ve yüzde 55’dir. Bankacılık sisteminin toplam sermayesinin yüzde 48’i yine yabancı bankalar tarafından yönetilmektedir.
Tablo 2 Meksika Bankacılık Sisteminde Banka Gruplarının Payları (%)
(Eylül 2000) Kredi Mevduat
Meksika sermayeli bankalar 54 45.0
Büyük ölçekli yabancı bankalar 44 54.9
Küçük ölçekli yabancı bankalar 2 0.1
100 100
Bankacılık sisteminin finansal göstergeleri hızlı bir iyileşme göstermektedir. 1997 yılında uygulamaya geçirilen yeni muhasebe kuralları ile bazı aktif ve pasif kalemlerin defter değerinden yeniden değerlendirilmesiyle bilançolarda önemli bir iyileşme kaydedilmiş ve hemen hemen tüm bankalar minimum yüzde 8’lik sermaye yeterliliğini karşılar duruma gelmişlerdir.1997–2000 döneminde tahsili gecikmiş alacakların toplam kredilere oranı yüzde 17.6’dan yüzde 8.5’e gerilemiş, ayrılan karşılıkların tahsili gecikmiş alacakları karşılama oranı yüzde 60’dan yüzde 115’e yükselmiştir. Aynı dönemdeki ortalama özkaynak karlılığının göreceli olarak düşük kalması ise karşılık uygulamasındaki yeni düzenlemelere bağlanmaktadır. Ancak bankacılık sisteminin karlılığının mevcut krediler için ayrılacak karşılık ihtiyacının tamamlanmasına bağlı olarak artma eğiliminde olduğu görülmektedir.(IMF, 2000)
Tablo 3 Meksika Bankacılık Sistemi Finansal Göstergeleri *(%)
1997 1998 1999 2000
Aktif Kalitesi
Tahsili geçikmiş alacaklar/Toplam krediler 11.1 11.3 8.9 5.8
Tahsili geçikmiş alacaklar/Toplam krediler (FOBAPROA hariç) 17.6 17.5 14.5 8.5
Tahsili geçikmiş alacak karşılıkları/Takipteki alacaklar 61.2 66.1 107.8 115.3
Kamuya ve FOBAPROA’ya açılan krediler/Aktif krediler 51.0 50.0 52.7 50.6
Karlılık
Aktif karlılığı 0.4 0.6 0.7 0.9
Özkaynak karlılığı 5.8 6.9 5.8 10.4
Net faiz gelirleri – karşılıklar/Ortalama aktifler 3.9 5.9 5.6 5.0
Faizdışı giderler/Krediler 7.5 7.4 7.9 8.0
Faizdışı giderler/Ortalama aktifler 4.6 5.1 5.1 4.8
Sağlıklı krediler/Çalışan sayısı 19.413 21.730 23.388 26.209
Sermaye Yeterliliği
Net sermaye/Kredi riskli aktifler 16.9 17.5 20.4 18.2
Net sermaye/Toplam riskli aktifler 13.6 14.4 16.2 14.2
Özkaynak/Aktifler 8.5 8.3 8.0 9.6
Likidite
Krediler/Aktifler 62.8 62.4 60.0 59.9
Krediler (FOBAPROA hariç)/Aktifler 36.7 37.4 34.5 39.7
Krediler/Mevduat 90.4 89.2 85.6 90.6
Likit aktifler/Mevduat 33.3 32.9 42.5 42.5
Kaynak: IMF (2000).
*Müdahale edilen bankalar dahil edilmemiştir.
Rekabet ve Yoğunlaşma
Son yıllarda pek çok Meksika bankası güçlü gruplar tarafından satın alınmış ya da birleşmeye gitmiştir. Konsolidasyon sürecinde otoritelerin temel yaklaşımı bazı bankaların finansal durumunu iyileştirmek amacıyla bunların daha güçlü bankalara katılması veya tasfiye edilmesi şeklinde olmuştur. Bankaların daha güçlü bankaların içine alınması şeklindeki yaklaşımlar ancak maliyetin tasfiye işleminden daha düşük olması durumunda benimsenmiştir.
Diğer yandan konsolidasyon süreci mevduat sigorta güvencesine konu kapsamın aşamalı olarak daraltılmasına, daha sıkı yeni sermaye yeterlilik kurallarının uygulamaya geçirilmesine ve bankaların rekabet edebilirlik güçlerine yönelik endişelere bağlı olarak da hızlanmıştır. Özellikle rekabet konusundaki endişeler Meksika bankacılık sistemindeki en büyük iki finansal grubun birleşmesi yönündeki gelişmelerle gündeme gelmiştir. Grupo Financiero Banamex-Accival, Grupo Financiero Bancomer’in kontrolünü ele geçirmeye çalışmıştır. Ancak Accival Grupo Financiero Bancomer daha küçük bir pazar payına sahip olan İspanyol BBVA ile birleşmeyi tercih etmiştir.
Tablo 4 Meksika’daki İlk On Bankanın Sektör Payı (Eylül 2001)
Aktif toplamı (Yüzde pay) Personel sayısı Şube sayısı
BBVA 25.5 27.934 1.803
Banamex 20.0 27.605 1.365
Serfin 7.7 6.618 567
Bital 7.5 14.917 1.359
Santander Mexicano 6.7 4.460 358
Mercantil del Norte 6.0 8.497 462
Citibak 5.9 3.713 195
Scotibank Inverlat 4.9 6.317 361
Inbursa 2.8 574 5
Sektör toplamı 100.0 104.556 6.616
Kaynak: CNBV Eylül 2001 Raporu.
Meksika’da banka birleşmeleri ve satın almaları Merkez Bankası ve Bankacılık Komisyonu görüşü alınmak üzere Maliye Bakanlığı tarafından onaylanmaktadır. Federal Rekabet Ofisi (The Federal Competition Bureau-CFC) ise herhangi bir şirket birleşmesinin rekabete aykırı olup olmadığını değerlendirmektedir. Anti-tröst yasalarına göre monopoller ve gerek rekabeti önleyen gerek azaltan hizmet ve ürünlerin üretimi, dağıtımı ve pazarlanmasına yönelik uygulamalar yasaklanmıştır. Birleşmelere yönelik değerlendirmelerde finansal otoriteler öncelikle birleşmenin etkili olacağı üç temel alanda değerlendirme yapmaktadırlar: Bunlar; kuruluşların etkinliği, sanayinin yapısı ve faaliyetlerin sürdürülmesi için yetkililerin yeterliliğidir.
Meksika bankacılık sistemi, yabancı banka girişleriyle artan yoğunlaşmaya rağmen oldukça rekabetçi bir piyasa yapısı sergilemektedir. Piyasadaki oyunculardan hiç birisi pazar gücüne sahip olmamakla birlikte, giderek artan yoğunlaşma “too big to fail” olgusunu güçlendirmektedir. Bu gelişmenin piyasa disiplini içinde olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması için denetimin güçlendirilmesi, düzenlemelerin sıkı biçimde uygulanması ve yabancı denetim otoriteleriyle işbirliğinde bulunulması yönünde Meksika otoritesi çabalarını sürdürmesi gerekmektedir.
Halihazırda hükümetin kapalı mevduat garantisini uzun yıllar sürdürmesine ve bankların finansal tablolarının kamuoyuna şeffaf biçimde açıklanmamasına bağlı olarak piyasa disiplini halen çok güçlü değildir. Mevduata tam güvencenin aşamalı olarak kaldırılması uygulaması 2003 yılında başlayacak ve 2005 yılında tamamlanacak ve güvence kapsamı her bir bankadaki mevduat hesabı için 100.000 ABD doları ile sınırlandırılacaktır.
Sistemik Riskin Yönetilmesi ve İstikrarın Sürdürülmesi
Meksika’da 1995 krizi sağlıklı bir ekonomik büyüme için finansal sistemdeki istikrarın korunmasının ne kadar da önemli olduğunu göstermektedir.
Finansal sistemlerin güvenirliliği ve etkinliğinin artırılmasında en önemli unsur; “banka hissedarlarının kendi bankalarının iyi yönetilmesini ve gerekli sermayeyi sağlamaları ve aldıkları riskler için gerekli karşılıkları ayırmaları için gerekli teşvikleri ortaya koyacak düzenleyici çerçevenin olmasıdır.”
Diğer önemli bir nokta ise “bankacılığın etkin ve karlı bir iş alanı olarak sürdürülebildiği bir ortamın bulunmasıdır. Bu amaçla sadece bankalarda tasarrufları bulunan alacaklıların değil aynı zamanda kreditörlerin de haklarını koruyacak bir yasal sistemin bulunması”dır. Yasal sistem kreditörlere alacaklarını zamanında geri almalarını ve kredi teminatlarını nakde çevirmek için gerekli unsurları sağlayabilmelidir. Meksika Kongresinde bu amaçları karşılamak üzere anlaşmazlıkların çözümü için belli zaman limitleri oluşturmak ve tasfiye olacak şirketler üzerinde ihtiyati karar yetkisini sınırlandırmak üzere iflas ve ipotek uygulamalarıyla ilgili yasaların çıkması sağlanmıştır.
Sistemik istikrarın sağlanmasındaki tek yol etkin ve iyi yönetilir kuruluşların olmasıdır. İstikrarın bir diğer dayanağı ise kuruluşların piyasalardaki genel sıkıntılara karşı koyabilme kapasitesine sahip olmalarıdır. Gelişmekte olan piyasa ekonomilerinde piyasalardaki problemlerin en önemli nedeni başka piyasalardaki krizlerin yayılma etkisidir. Asya, Brezilya ve Rusya’da yaşanan krizler yatırımcıların sıkıntılı durumlarda çok ani kararlarla bu piyasalardan çıkabileceklerini göstermiştir. Gelişmekte olan piyasalar göreceli olarak küçük sermaye piyasalarına sahip olmakta ve yatırımcıları ortak hareketlerine ve finansal krizlerde likiditedeki ani azalmalara karşı çok kırılgan bir yapı sergilemektedirler.
Gelişmekte olan piyasalarda bankalar bilançolarının önemli bir kısmı yabancı para cinsinden olduğu için önemli bir riskle karşı karşıyadırlar. Vade uyumsuzluğu ve yetersiz rezervler nedeniyle bankacılık sistemi kırılgan olmakta ve bu yapı nedeniyle de piyasalardaki sorunlar karşısında yabancı kreditörler tarafından kredilerinin döndürülmesinin durdurulması riskiyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Benzeri koşullarda, 1995 Meksika krizinde olduğu gibi merkez bankaları bankacılık sisteminde sistemik riskin önlenmesi için yabancı para cinsinden son ödeme mercii olarak önlem almaktadır. Meksika Merkez Bankası kriz sonrasında her bankanın yabancı para yükümlülükleri ve kalan vade yapılarına göre bankaların yabancı parada zorunlu likidite katsayılarını uygulamaya geçirmiştir. Ayrıca, bankaların sermayelerine göre yabancı para yükümlülükleri ve yabacı para cinsinden menkul kıymetlerine üst sınır getirmiştir.
Bugün Meksika bankalarının finansal aracılıktaki göreceli az katılımı ve güçlenen sermaye yapısı nedeniyle bankacılık sistemi muhtemel sistemik problemlerin bir kaynağı olarak görülmemektedir.
Düzenlemelere Yönelik Gelişmeler
Meksika ihtiyati bankacılık düzenlemelerinin güçlendirilmesi ve uluslararası standartlarda denetim kurallarının getirilmesi, muhasebe standartlarının yenilenmesi ve şeffaflık uygulamalarının yerleştirilmesi yönünde yoğun bir çaba harcamıştır.
Kriz sonrasında Meksika bankacılık sektörünün denetiminin güçlendirilmesi yönünde önemli adımlar atılmıştır. Özellikle bankaların risklerinin belirlenmesi ve izlenmesi konusunda gerekli bilgi ve teknoloji sistemleri iyileştirilmiş, bankalardaki uzaktan denetimlerin etkinliği artırılmıştır. Ancak denetim uygulamalarında halen uluslararası temel standartlara uyum konusunda eksiklikler bulunmaktadır. Özellikle bankacılık ve menkul kıymetler denetim otoritesi CNBV’nin (National Banking and Securities Commission) banka krizlerinin yönetimi sürecinde yıpranan kurumsal kredibilitesinin artırılması, politik müdahalelere karşı bağımsızlığının güçlendirilmesi ve kamuoyuna açıklanan bilgilere ilişkin yasal sınırlamaların gözden geçirilmesi gerekmektedir.
Diğer yandan, Meksika’da düzenleyici sermayenin tanımı halihazırda uluslararası standartlardan çok daha sıkı biçimde uygulanmakta ve mevcut düzenleme bankaların gerçek ekonomik sermayelerini yansıtmamaktadır. Tüm bankalar uluslararası standartlara uyumu sağlamak üzere aşamalı olarak 2003 yılı başında uygulamaya geçilecek olan yeni düzenleyici sermaye yükümlülüklerini karşılayabilecek duruma gelmiştir. Diğer yandan sorunlu bankaların sistem dışına çıkarılması ve tasfiye edilmesine yönelik düzenlemelerin etkin olarak uygulanması için yasal değişikliklerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. (Tablo 5)
Meksika bankacılık sistemindeki bankaların önemli bir bölümü finansal holdinglere aittir. Bu finansal holdinglerin çoğu aracı kurumlara, sigorta şirketlerine ve özel emeklilik fonlarına sahiptir. Bankaların ve finansal holdinglerin hem finansal hem de finans dışı faaliyetlerde bulunması politika yapanları düzenleyici altyapıyı yeniden gözden geçirmeye yöneltmektedir. Özellikle finansal holdinglerin denetimlerinin etkin olarak yapılabilmesi için mali sistemde rol alan denetim otoriteleri -CNBV, CNSF (National Insurance and Sureties Commission), CONSAR (National Pension Funds Commission)- arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerekmektedir.
Artan rekabet ve teknolojideki yeni gelişmeler bankaları karlılıklarını sürdürebilmek için yeni arayışlara yöneltmektedir. Bankalar müşteri bilgilerini işlerken ölçek ekonomilerinin avantajlarından yararlanmak, gelir kaynaklarını çeşitlendirmek ve ürün ve hizmet yelpazelerini genişletmek durumundadırlar. Dolayısıyla hem bankalar hem finansal gruplar birleşmeyi tercik etmekte ve faaliyetlerini sigorta, menkul kıymetler, telekominikasyon ürün ve hizmetleri gibi çeşitli alanlara yayarak büyümeye çalışmaktadırlar. Finansal, ticari ve teknoloji şirketleri arasındaki sınırlar çözüldükçe yaşanan gelişmeler bankaları ve finansal grupları yeni ve daha karmaşık riskler almaya zorlamaktadır.
Teknoloji ve finans alanındaki gelişmelerin hızlanması bankacılık ve ticaret kavramları arasındaki ayrıma yönelik geleneksel argümanları da değiştirmektedir. Ne var ki bankalar özel nitelikli kuruluşlar olarak kabul edildiği sürece risklerin finansal holdinglerden bankalara doğru taşınma riski düzenlemelere konu olacak önemli bir noktayı işaret etmektedir.
Düzenlemelerin çerçevesi ağırlıklı olarak dahili risk modelleri, piyasa disiplini ve şirket yönetimi gibi konulara daha fazla önem vermek üzere değişmektedir. Bu düzenlemelerin etkin olarak işlemesi için şeffaflık ve kamuoyuna bilgilendirme uygulamalarının etkin hale getirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla hem tasarruf sahipleri hem de yatırımcılar bankacılık sistemi hakkında daha fazla bilgiye erişim imkanı yakalayacaktır. Yeni teknolojiler ise bilginin toplanması, dağıtılması ve bilgi asimetrilerinin azaltılması için önemli katkı sağlayacaktır.
Tablo 5 Basel Etkin Denetim Prensipleri ile Meksika Bankacılık Denetim Sisteminin Karşılaştırılması
Basel Prensipleri- Başlıklar* Meksika Bankacılık Denetim Sisteminin Değerlendirmesi
Denetim Otoritesinin Tarafsızlığı, Yasal Bağımsızlığı, Yetki ve Sorumlulukları, Kaynakları(Prensip 1)
CNBV yasal olarak bankacılık denetimi ve düzenlemelerinden sorumlu kurum olarak tanımlanmakla birlikte, SHCP (Secretariat of Finance and Public Credit) ve Meksika Merkez Bankası’nın düzenleyici sorumlulukları bulunmakta ve dolayısıyla yetki paylaşımı parçalanmış durumdadır ve bu da kuralların ve düzenlemelerin uygulanmasını ve otoritenin hesap verebilirliğini olumsuz etkilemektedir. Ayrıca siyasi müdahale riski ve kurum bütçesindeki kısıtlamalar CNBV’nin operasyonel bağımsızlığını sınırlandırmaktadır.
Faaliyet İzni ve Yap (Prensip 2-5) SHCP bankacılık lisansı verilmesinden ve faaliyet izninin kaldırılmasından sorumludur. CNBV’nin yasal sorumluluğu SHCP’ye teknik destek vermekle ve başvuruda bulunan kuruluşun durumunu değerlendirmekle sınırlandırılmıştır.
İhtiyati Düzenlemeler ve Yükümlülükler (Prensip 6-15) Bankacılıkla ilgili ihtiyati düzenlemelerin sorumluluğu SHCP, CNBV ve Merkez Bankası arasında paylaşılmıştır. Örneğin sermaye ve risklerin dağılımı ile ilgili düzenlemeler SHCP tarafından yayımlanmakta ve bunlara ilişkin uygulama yetkilerine sahip olmaktadır. Düzenleyici çerçeve CNBV’nin denetim gücünün artırılması yönünde uluslararası standartlara uygun hale getirilmek üzere değiştirilmişse de halihazırda yeterli düzeyde değildir.
Aralıksız Denetim Yöntemleri(Prensip 16-20) CNBV bankacılık denetiminden sorumlu otoritedir, bunun için gerekli teknik donanıma da sahiptir. Bilgi sistemlerindeki gelişmeler ve bankaların karmaşık faaliyetlerinin izlenmesi yönündeki yeni tekniklerin kullanımı ile denetim işlevi iyileştirilmiştir. Ancak, denetimin daha fazla risk odaklı hale getirilmesi ve bu yönde yerinde denetimlerin etkinleştirilmesi gerekmektedir.
Bilgi Yükümlülükleri (Prensip 21) CNBV uluslararası muhasebe standartlarıyla uyumlu olarak bankaların finansal raporlamalarının kurallarını belirlemektedir. Bu kapsamda CNBV müsamaha etme yetkisine sahiptir ki bu da bankaların kamuoyu bilgilendirmelerinde bazı yanıltmaların kaynağını oluşturmaktadır. Son yapılan düzenlemelerle müsamaha koşulları sınırlandırılmıştır. İç denetime ilişkin kurallar oluşturulmamıştır. Bağımsız denetçilerin rolü ve CNBV ile ilişkileri konusunda çalışmalar sürdürülmektedir.
Basel Prensipleri- Başlıklar* Meksika Bankacılık Denetim Sisteminin Değerlendirmesi
Denetçilerin Yetkileri (Prensip 22) Son yapılan düzenlemelerle CNBV’nin denetim yetkileri güçlendirilmiş ve böylece problemli bankalar için gerekli önlemelerin alınmasına ilişkin yetkileri artırılmıştır. Ancak CNBV kamuoyundaki kredibilitesini artırmak yönündeki çabalarını sürdürmek durumundadır.
Sınır-ötesi Bankacılık (Prensip 23-25) Meksika, Arjantin, İspanya ile ikili işbirliği anlaşmaları yapmıştır. Son yapılan yasal düzenlemeler ile CNBV’nin sınır-ötesi işlemlerin denetimine ve bilgi paylaşımına yönelik yetkileri artırılmıştır.
Kaynak: (IMF, 2000)
* Tam metin TBB web sayfasında (www.tbb.org.tr) “Bankacılıkta Etkin Gözetim ve Denetime İlişkin Temel Prensipler” başlığı ile yer almaktadır. Original metin BIS’in (Bank for International Settlements) web sayfasında (www.bıs.org ) bulunmaktadır.
V. Değerlendirme ve Sonuç
1995 krizi uzun ve maliyetli bir kriz olmuş ve beraberinde Meksika bankacılık sisteminin yeniden yapılanmasını getirmiştir. Krizin üzerinden 6 yıldan uzun bir zaman geçmiş ve bankacılık sistemi şoklara çok daha dayanıklı hale getirilmiştir. Sektörün yeniden yapılandırılması sonrasındaki belirleyici özellikler, banka sermaye yapısının güçlendirilmesi, aktif kalitesinin iyileşmesi ve karlılığın artması, yabancı bankaların sektörde geniş katılımının olması ve bankaların aracılık faaliyetlerindeki rollerinin göreceli olarak azalması şeklinde tanımlanabilir.
Bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılmasına rağmen batık kredilerin tahsili halen tamamlanabilmiş değildir. Halihazırda bankaların birçoğunun portföyünde ağırlıklı olarak hazine bonosu bulunmakta ve bunların getirisi düşmektedir. 1994 yılında yüzde 55 olan banka aktiflerinin GSYH içindeki payı 2001 yılında yüzde 40’ın altındadır. Bu oran Arjantin, Brezilya ve Şili de ise sırasıyla yüzde 50, yüzde 60 ve yüzde 70’tir. Banka özkaynaklarının da GSYH’daki payı en düşük ülke Meksika’dır.
Meksika’da faktoring ve leasing şirketlerinden kredi birliklerine kadar birçok banka dışı kurum tarafından aracılık faaliyetleri yürütülmekte ve bu kuruluşlar finans sektöründe ağırlıklı bir paya sahiptirler. Meksika Merkez Bankası verilerine göre 2000 yılında özel sektöre açılan toplan kredilerin yüzde 53’ü banka-dışı kesimin açtığı kredileri temsil etmektedir. Ne var ki bankacılık sisteminin yeniden yapılandırılmasına yönelik halihazırda izlenen politikalar ve makro ekonomik istikrarın sürdürülmesi için alınan önlemler önümüzdeki yıllarda finansal piyasaların büyümesine katkıda bulunurken bankacılık sisteminin derinliğini de önemli ölçüde artıracaktır.
Kaynaklar
IMF, (2001), Mexico: Financial System Stability Assessment, Country Report No: 01/192.
CNBV (2001), Boletin Estadistico, Banka Multiple, National Banking and Securities Commission (Comision Nacional Bancaris y de Valores).
Kruger, Ai A. Tornell, (1999) The Role of Bank Restructuring in Recovering From Crises: Mexico 1995-1998, NBER Working Paper Series No 7042.
Martinez, Jose De Luna, (2000), Management and Resolution of Banking Crises: Lessons from the Republic of Korea and Mexico, World Bank Discussion Paper No: 413.
Goldber, L, (2000), Foreign and Domestic Bank Participation in Emerging Markets: Lessons from Mexico and Argentina, NBER Working Paper Series No 7714.
Graf, P (1999), Policy Responses to the Banking Crisis in Mexico Bank Restructuring in Practice, BIS, Policy Paper, No: 6.
Peria, Maria Soledad Martinez, (1998), Do Depositors Punish Banks for Bad Behavior?: Examining Market Discipline in Argentina, Chile and Mexico, World Bank Draft Paper.
http://www.banxico.org.mx
http://www.cnbv.gob.mx/
http://www.tbb.org.tr
