2001 YILINDA TÜRKİYE’DEKİ OTOMOTİV SANAYİİ
2001 YILINDA TÜRKİYE’DEKİ OTOMOTİV SANAYİİ
GiriÅŸ
1998 yılının 2 inci yarısında başlayan ve 1999 yılını da kapsayan olumsuz siyasal ve ekonomik koşulların ortadan kalkması, otomotiv sektöründe 2000 yılını olağan dışı bir yıl haline getirdi. Bu yıl toplam pazar 659 bin adede ulaşarak 1993 yılındaki satış rekorunu da kırdı. Ancak pazardaki bu gelişme ile birlikte 1993 yılında % 25 dolayında olan ithalat pazar payının iki katına çıkarak % 52 ye ulaştığı da dikkat çekici.
2000 yılında otomobil pazarı 1999 yılına göre % 62 artmasına karşılık, yerli satışlar ancak % 32 artarken ithal satışlar ise % 97 artış gösterdi ve ithalatın pazar payı ise % 55 e kadar çıktı. Bu pazar payı 1997 ve 1998 yıllarında % 35 iken, 1999 yılında artarak % 45 olmuştu. Bu oran, 2000 yılı Ekim ve Kasım aylarında % 64 kadar yüksek olarak gerçekleşti.
1989/1993 yıllarındaki istikrarlı yükselen talep, 1994 yılındaki krizle % 50 dolayında azaldı ve 1996 yılından sonra yeniden artışa geçti. Aslında Türkiye’de potansiyel bir talebin varlığı biliniyor. Ancak istikrarsız ortamlarda bu potansiyel talep, gerçek bir talebe dönüşemiyor ve bu ortamda en önce taşıt araçlarına olan taleb erteleniyor. 1998 yılının ikinci yarısında da bu görüldü. Erken seçim tartışmaları içinde G.DoÄŸu Asya krizinin dünyayı hızla saran etkileri karşısında yetersiz ve kararsız kalan siyasi irade, bu krizin Türkiye’de ek boyutlar kazanmasına da neden oldu. Hızla artan kamu iç borçlanma ihtiyacı ile aşırı yükselen reel faiz alternatif finansal yatırım olanakları saÄŸlarken, kriz sonucu daralan ekonomi ve bütün bunlara eklenen deprem felaketi talebi geriletti.
1999 yılının son çeyreğinde oluşan uygun siyasal ortam yanında dış ilişkilerde yaşanan olumlu gelişmeler, ekonomide olumlu etkilerini gösterdi ve makro ekonomik dengeler istikrar ortamı içinde kurulmaya başlandı. 2000 yılında artmış gibi görünen talep aslında, 1998 ve 1999 yıllarında ertelenen alımların bu yıl canlanması ile gelişti. Özellikle 2000 yılındaki araç alımına son derece elverişli koşulların her an ortadan kalkabileceği endişesi, gelecekteki talebi de önemli oranda öne çekmiş gözüküyor.
2000 yılında aşırı talep ile birlikte ithalatın pazar payının da büyük hızla arttığı, diğer bir deyişle talep artışının ithalata yönelişle büyük oranda desteklendiğini belirtmek gerekiyor. Bunda hiç şüphe yok uygulanan ekonomik modelin beklenmeyen sonuçlarının büyük etkisi bulunuyor. Uygulanan model bir yanda döviz kurlarını üç yıl boyunca çok sıkı bir denetim altında tutmayı hedeflerken, öte yanda enflasyon öngörülen hedefleri aşdı ve bazı para birimleri Türk Lirası karşısında göreceli olarak ucuzladı. Bunun sonucu özellikle EURO bölgesinden yapılan ithalat büyük bir desteğe kavuşmuş bulunuyor. 2000 yılında EURO ve bağlı DM ve FFr gibi Avrupa para birimlerinin değeri % 14.1 artarken, TÜFE % 39.1 artış gösterdi. Buna göre EURO ve bağlı para birimleri % 18 dolayında değer kaybetmiş yada, bu paralar ile yapılan ithalat bu oranda ucuzlamış bulunuyor.
2000 yılının Kasım ayındaki ekonomik kriz ve onu izleyen Şubat 2001 krizi, 2001 yılında toplam pazarın % 70 gibi büyük bir oranda gerileyerek 196 bin dolayına inmesine neden oldu. Burada 1993 yılından sonraki çöküşe göre daha büyük bir çöküş yaşandı. Büyük bir talep ile genişleyen 2000 yılındaki pazar karşısında oluşan bu aşırı çöküş pazarda 100 bin dolayında yerli ve ithal stok aracın ciddi sorunlar yaratmasına neden oldu.
2000 yılında toplam 431 bin adet üretim yapıldı, bu 1999 yılına göre % 44 artışı gösteriyor. Otomobil üretimi ise % 34 artışla 297 bin adet oldu. Bu dönemde toplam üretimin % 22 sini oluşturan 104 bin adet araç ihraç edildi. Otomobil ihracatı ise 90 bin adet ile üretimin % 30 una ulaştı. Buna karşılık ithalat % 93 gibi çok yüksek bir oranda artarak, 336 bin adet oldu.
İ ARALIK AYI ÜRETİMİ 12 AYLIK ÜRETİM % DEĞİŞİM
2000 2001 2000 2001 ARALIK 12 AY
OTOMOBİL  14.132 8.694 297.476 175.343 -38 -11Â
TİCARİ ARAÇLAR  8.787 7.359 133.471 95.342 -16 -29Â
   B.Kamyon 896 174 16.938 4.110 -31 -76Â
   K.Kamyon 654 107 11.410 2.573 -84 -77Â
   Kamyonet 5.364 6.367 68.807 76.672 19 11Â
   Otobüs  306 194 4.213 2.501 -37 -41Â
   Minibüs 998 255 20.597 6.486 -74 -69Â
   Midibüs 569 262 11.506 3.000 -54 -74Â
Taşıt Araçları Toplam  22.919 16.053 430.947 270.685 -30 -37Â
2001 yılında ise üretim % 37 azalarak 271 adet oldu. Otomobil ve kamyonet tip araçlarda toplam 192 adet ihracat üretimin daha da aşağıya düşmesini engelledi. Kamyon gibi araçlarda ise üretim % 77 gibi yüksek bir oranda daraldı.
2001 YILINDA TÜRKİYE’DEKİ OTOMOTİV SANAYİİ
Prof. Dr. Ercan TEZER
Otomotiv Sanayii DerneÄŸi Genel Sekreteri
GiriÅŸ
1998 yılının 2 inci yarısında başlayan ve 1999 yılını da kapsayan olumsuz siyasal ve ekonomik koşulların ortadan kalkması, otomotiv sektöründe 2000 yılını olağan dışı bir yıl haline getirdi. Bu yıl toplam pazar 659 bin adede ulaşarak 1993 yılındaki satış rekorunu da kırdı. Ancak pazardaki bu gelişme ile birlikte 1993 yılında % 25 dolayında olan ithalat pazar payının iki katına çıkarak % 52 ye ulaştığı da dikkat çekici.
2000 yılında otomobil pazarı 1999 yılına göre % 62 artmasına karşılık, yerli satışlar ancak % 32 artarken ithal satışlar ise % 97 artış gösterdi ve ithalatın pazar payı ise % 55 e kadar çıktı. Bu pazar payı 1997 ve 1998 yıllarında % 35 iken, 1999 yılında artarak % 45 olmuştu. Bu oran, 2000 yılı Ekim ve Kasım aylarında % 64 kadar yüksek olarak gerçekleşti.
1989/1993 yıllarındaki istikrarlı yükselen talep, 1994 yılındaki krizle % 50 dolayında azaldı ve 1996 yılından sonra yeniden artışa geçti. Aslında Türkiye’de potansiyel bir talebin varlığı biliniyor. Ancak istikrarsız ortamlarda bu potansiyel talep, gerçek bir talebe dönüşemiyor ve bu ortamda en önce taşıt araçlarına olan taleb erteleniyor. 1998 yılının ikinci yarısında da bu görüldü. Erken seçim tartışmaları içinde G.DoÄŸu Asya krizinin dünyayı hızla saran etkileri karşısında yetersiz ve kararsız kalan siyasi irade, bu krizin Türkiye’de ek boyutlar kazanmasına da neden oldu. Hızla artan kamu iç borçlanma ihtiyacı ile aşırı yükselen reel faiz alternatif finansal yatırım olanakları saÄŸlarken, kriz sonucu daralan ekonomi ve bütün bunlara eklenen deprem felaketi talebi geriletti.
1999 yılının son çeyreğinde oluşan uygun siyasal ortam yanında dış ilişkilerde yaşanan olumlu gelişmeler, ekonomide olumlu etkilerini gösterdi ve makro ekonomik dengeler istikrar ortamı içinde kurulmaya başlandı. 2000 yılında artmış gibi görünen talep aslında, 1998 ve 1999 yıllarında ertelenen alımların bu yıl canlanması ile gelişti. Özellikle 2000 yılındaki araç alımına son derece elverişli koşulların her an ortadan kalkabileceği endişesi, gelecekteki talebi de önemli oranda öne çekmiş gözüküyor.
2000 yılında aşırı talep ile birlikte ithalatın pazar payının da büyük hızla arttığı, diğer bir deyişle talep artışının ithalata yönelişle büyük oranda desteklendiğini belirtmek gerekiyor. Bunda hiç şüphe yok uygulanan ekonomik modelin beklenmeyen sonuçlarının büyük etkisi bulunuyor. Uygulanan model bir yanda döviz kurlarını üç yıl boyunca çok sıkı bir denetim altında tutmayı hedeflerken, öte yanda enflasyon öngörülen hedefleri aşdı ve bazı para birimleri Türk Lirası karşısında göreceli olarak ucuzladı. Bunun sonucu özellikle EURO bölgesinden yapılan ithalat büyük bir desteğe kavuşmuş bulunuyor. 2000 yılında EURO ve bağlı DM ve FFr gibi Avrupa para birimlerinin değeri % 14.1 artarken, TÜFE % 39.1 artış gösterdi. Buna göre EURO ve bağlı para birimleri % 18 dolayında değer kaybetmiş yada, bu paralar ile yapılan ithalat bu oranda ucuzlamış bulunuyor.
2000 yılının Kasım ayındaki ekonomik kriz ve onu izleyen Şubat 2001 krizi, 2001 yılında toplam pazarın % 70 gibi büyük bir oranda gerileyerek 196 bin dolayına inmesine neden oldu. Burada 1993 yılından sonraki çöküşe göre daha büyük bir çöküş yaşandı. Büyük bir talep ile genişleyen 2000 yılındaki pazar karşısında oluşan bu aşırı çöküş pazarda 100 bin dolayında yerli ve ithal stok aracın ciddi sorunlar yaratmasına neden oldu.
2000 yılında toplam 431 bin adet üretim yapıldı, bu 1999 yılına göre % 44 artışı gösteriyor. Otomobil üretimi ise % 34 artışla 297 bin adet oldu. Bu dönemde toplam üretimin % 22 sini oluşturan 104 bin adet araç ihraç edildi. Otomobil ihracatı ise 90 bin adet ile üretimin % 30 una ulaştı. Buna karşılık ithalat % 93 gibi çok yüksek bir oranda artarak, 336 bin adet oldu.
İ ARALIK AYI ÜRETİMİ 12 AYLIK ÜRETİM % DEĞİŞİM
2000 2001 2000 2001 ARALIK 12 AY
OTOMOBİL  14.132 8.694 297.476 175.343 -38 -11Â
TİCARİ ARAÇLAR  8.787 7.359 133.471 95.342 -16 -29Â
   B.Kamyon 896 174 16.938 4.110 -31 -76Â
   K.Kamyon 654 107 11.410 2.573 -84 -77Â
   Kamyonet 5.364 6.367 68.807 76.672 19 11Â
   Otobüs  306 194 4.213 2.501 -37 -41Â
   Minibüs 998 255 20.597 6.486 -74 -69Â
   Midibüs 569 262 11.506 3.000 -54 -74Â
Taşıt Araçları Toplam  22.919 16.053 430.947 270.685 -30 -37Â
2001 yılında ise üretim % 37 azalarak 271 adet oldu. Otomobil ve kamyonet tip araçlarda toplam 192 adet ihracat üretimin daha da aşağıya düşmesini engelledi. Kamyon gibi araçlarda ise üretim % 77 gibi yüksek bir oranda daraldı.
Türkiye, Uluslararası Para Fonu ile 1999 yılında imzaladığı “Yakın İzleme AnlaÅŸması” ile, bütçe, para politikası ve ekonomide yapısal reformlar konularında 2000-2002 yılları arasında temel makro ekonomik politikalarının izlenmesi konusunda görüş birliÄŸine varmıştı. Buna göre uygulanacak Stabilizasyon Programının Temel Hedefleri aÅŸağıdaki gibi belirlenmiÅŸti:
Tüketici enflasyonunu 2000 yılı sonunda yüzde 25′e , 2001 yılı sonunda yüzde 12′ye ve 2002 yılında yüzde 7′ye indirmek,
Reel faiz oranlarını makul düzeylere düşürmek,
Ekonominin büyüme potansiyelini arttırmak,
Ekonomideki kaynakların daha etkin ve adil dağılımını sağlamak.
Kasım 2000 tarihine kadar Programın kur çapası ve konsolide bütçe açığı ile ilgili hedefleri başarıyla tutturulmuş ve faiz hadleri de kur artışına intibak ederek düşmüştür. Faizlerin gerilemesi taşıt araçları, dayanıklı tüketim malları ve özel yatırım malları talebini arttırmış, kurların reel olarak değer kazanması ise ithalat talebini artırarak cari işlemler açığını hızla büyütmüştür. Bu açık 2000 yılı sonunda 9,7 milyar ABD Doları düzeyine yükselmiştir. Bunun sonucu Kasım 2000 ve onu izleyen Şubat 2001 tarihlerinde ekonomi uzun sürecek ve derinliği daha önceki krizlerden çok farklı olan bir kriz içine girmiştir. Nedenleri aşağıdaki gibi özetlenebilir:
Banka sisteminin sorunlu yapısı,
Dış varlıkların ve para tabanı artış hızının, ekonomideki hızlı büyümeye paralel artış sağlayamaması,
Cari işlemler açığı nedeniyle, dış borçlanma faizlerinin yükselmesi ve iç borçların dış borçla ikame edilme olasılığının azalması,
Programın uygulanacağına ilişkin güvenin sarsılması,
Yabancıların ellerindeki Türkiye Eurobond’larını satmaları sonucu, bankaların döviz ihtiyaçlarını artması ve ellerindeki kamu kağıtlarını satarak döviz talep etmeleri,
Yüklü kamu kağıdı portföyü taşıyan bankalarda likidite sıkıntısının ortaya çıkması
Sonuç olarak otomotiv sanayinde Aralık 2000 tarihinden bu yana motorlu taşıt araçlarına olan talep ortalama % 70 ve bazı ürünlerde % 80 e ulaşan oranlarda gerilemiştir. Otomotiv sanayii tarafından üretilen araçlar, otomobil ile yolcu ve yük taşıyan ticari araçlar olarak incelendiğinde ekonomik krizin talep üzerindeki etkileri görülebilir. Ekonomik kriz bireylerde gelirin reel anlamda azalmasına ve daralan ekonomi nedeni ile gelecek ile ilgili beklentilerde güven kaybına yol açmaktadır. Bu nedenle bireyler, tüketim ve yatırım harcamalarını kısarak ertelemekte ve geleceğin garantisi için döviz ve altın gibi diğer araçlara yönelmektedir. Bu bağlamda önce otomobil talebi büyük bir hızla gerilemekte ve bunu yatırım aracı olan ticari araçla izlemektedir.
İhracat Hamlesi
Yukarda özetlenen koşullarda otomotiv sanayiinde gerek araç üreticiler ve gerek aksam ve parça üreticilerinde önemli bir tahribat yaşandı. Sanayiinin rekabet gücünü olumsuz etkileyen koşullara rağmen sanayi ihracata yönelik projelerini ve yatırımlarını aksatmaksızın devam ettirdi. Aslında Gümrük Birliği öncesinde 1990 lı yılların başında yapılan stratejik planlama çalışmaları ve sanayiinin ihracata yönelik yeniden yapılanma süreci, ihracatta son yıllarda önemli kazanımlar sağladı. Şüphesiz iç pazarda yaşanan ard arda krizler nedeni ile ortaya çıkan aşırı talep değişiklikleri, bu kazanımların daha büyük boyutlu olmasını da engelledi.
2000 yılında ihracatın çoÄŸunlukla EURO bölgesine yapılması nedeni ile ihracatta da önemli deÄŸer kaybı ortaya çıkmasına raÄŸmen, otomotiv sanayii ihracatı % 6 artışla 2,4 milyar ABD Doları’na ulaÅŸtı. Sınai enflasyon endeksi 2000 yılında % 29,5 artarken, EURO ve baÄŸlı para birimlerindeki deÄŸiÅŸim sadece % 14.1 oldu ve diÄŸer deyiÅŸle ihracat fiyatlarına gerçek maliyet artışları yansıtılamadı. Bu durum sanayideki dış ticaret dengelerini büyük oranda olumsuz etkiledi. EURO’nun ABD Doları karşısında aşırı deÄŸer kaybı nedeni ile, aslında taşıt aracı ihracatı sayısında % 13 artış olmasına karşılık, ABD Dolar deÄŸerindeki artış düşük görülüyor.
UludaÄŸ İhracatçı Birlikleri’nin verilerine göre, sektör ihracatı 2001 yılında 2000 yılına göre % 43 gibi büyük bir artış göstererek toplam 3.4 milyar ABD Doları oldu. Taşıt aracı ihracatı % 65, aksam ve parça ihracatı ise % 26 arttı.
Otomotiv ana ve yan sanayi ihracatı (ABD Doları)
OSD’nde temsil edilen firmalardan alınan bilgilere göre, 1999 yılında toplam 92,051 taşıt aracı ihraç edilmiÅŸtir. Bu dönemde gerçekleÅŸen ihracat 1998 yılına göre % 143 oranında artmıştır. 2000 yılında toplam 104,226 taşıt aracı ihraç edilmiÅŸ ve ihracat 1999 yılına göre % 13 oranında artmıştır.
2001 yılında ise % 94 artış ile ihracat 200 bin araç sınırını aşmış ve toplam 201,843 adet taşıt aracı ihraç edilmiştir. 2000 yılında 81,874 adet otomobil olmak üzere, toplam 90,688 hafif araç ihraç edilmiştir. Bu dönemde gerçekleşen hafif araç ihracatı, 1999 yılına göre % 17 artmıştır.
2001 yılında ise 142,288 adedi otomobil olmak üzere, toplam hafif araç ihracatı 192,630 adet olmuÅŸtur. 2000 yılına göre 2001 yılında hafif araçların ihracatı % 112 oranında artmıştı Bu dönemde, TofaÅŸ 54,152 adet otomobil ve 44,886 adet hafif ticari araç olmak üzere toplam 98,175 adet hafif araç ve O.Renault ise 87,725 adet otomobil ihraç etmiÅŸtir. OSD’nde temsil edilen firmaların 2001 yılı motorlu araç ve aksam-parça ihracatı % 62 artışla toplam 1.825 milyar ABD Doları oldu. 30 Milyon ABD Doları üstünde ihracat yapan firmalar aÅŸağıdaki gibi sıralanıyor:
2001 yılında toplam üretim içinde ihracatın payı % 73, otomobilde ise % 81 gibi yüksek bir deÄŸere ulaÅŸtı. Bu dönemde iç pazar için üretilen otomobil 33,055 adet oldu. Bu üretim, 2001 yılı üretim kapasitesinin % 5 ini kapsıyor. Sınırlı sayıdaki ihracatla bile kapasitenin ancak % 25 ini kullanılabildi. Günlük otomobil üretim kapasitesi 2,300 adet otomobil olan sanayide: “iç pazara otomobil üretimi için yalnız 14 gün ve toplam otomobil üretimi için ise yalnız 76 gün çalışmak yeterli oldu”. Bu veriler yaÅŸanan krizin boyutunu gösteriyor.
Bu olumsuz koÅŸullara raÄŸmen sanayide ihracat projeleri hızla devam ediyor. Özelikle otomotibl ve hafif ticari araçlardaki geliÅŸmeler dikkat çekici. Bu alanda TofaÅŸ ve O.Renault tarafından baÅŸlatılan ihracat atılımına 2002 yılında Ford-Otosan, Toyota ve son olarak Hyundai-Assan katılacak. Bu suretle 2002 yılında toplam 300 bin araç ve 4.5 milyar ABD Doları ihracat hedefleniyor. Sanayi bu suretle sektörler arasındaki sıralamada 2inci sırayı alacak. 2005 yılındaki hedef ise “500 araç ve 7 milyar ABD Doları” olarak belirleniyor. Mercedes Benz Türk ve MAN firmalarının otorbüs ihracatı yanında Uzel, BMC, Karsan ve Otoyol tarafından yapılan ihracatında bu yıl geliÅŸmesi bekleniyor.
Sonuç ve Değerlendirme
Pazardaki aşırı ithalat ve yoÄŸun rekabet ile ihracattaki deÄŸer kayıplarına ek olarak yaÅŸanmakta olan ağır kriz ortamının yarattığı kan kaybına raÄŸmen, Türkiye’deki otomotiv sanayii küreselleÅŸme sürecindeki geliÅŸmesine büyük bir gayretle devam ediyor. Ancak yaÅŸanan krizin iÅŸgücü ve özellikle yan sanayimiz üzerindeki çok olumsuz etkilerinin ortadan kalkması hem zaman alacak hemde aşırı maliyete neden olacak. Çok iyi yetiÅŸmiÅŸ, üstün yetenekli insan gücü ile üretimde ulaşılan kalite süreci ve yüksek verimlilikle saÄŸlanan maliyet üstünlüğü, Türkiye’yi küresel pazarlar için yeni bir üretim merkezi haline getirmiÅŸ bulunuyor. 1990′lı yıllarda sürdürülen teknoloji yenileme yatırımları yanında, ortalama kiÅŸi başına yılda 50 saate varan sistematik eÄŸitim ile yönetim ve teknik yetenekleri çaÄŸdaÅŸ ölçülerde geliÅŸtirilen insan gücü ile sanayi bu düzeye ulaÅŸtı.
Bu kapsamda otomotiv sanayiinin Gümrük Birliği sürecininin yarattığı koşulları diğer sektörlere göre kendisinden beklenenin çok daha iyi analiz ederek değerlendirdiğini de gözden uzak tutmamak gerekiyor. Özelikle uluslararası teknik mevzuata uyum çalışmalarındaki başarı bir çok sektöre örnek olacak nitelik taşıyor. İhracatta ortaya konan başarı bunun en iyi kanıtını oluşturuyor. Ancak iç pazarda gerekli istikrar oluşturulmadan yalnız ihracatla bu sanayiinin varlığını sürdürmesinin mümkün olamayacağı artık çok iyi anlaşılmalı.
Otomotiv sanayii ulaştığı düzeyle, sadece bir üretim değil aynı zamanda sahip bulunduğu insan gücü ile bir Ar-Ge merkezi olma yolunda önemli adımlar atıyor. Ar-Ge uygulamasının varlığı yıllardan bu yana çok tartışılan bir konu iken bugün, birçok otomotiv sanayii kuruluşunda yoğun Ar-Ge desteği ile uluslararası pazarlar için araç ve komponentleri projeleniyor, uygulanıyor ve geliştirilen teknolojilerle ürün ve üretimde yeni başarılar sağlanıyor. Otomotiv sanayii, Üniversite-Sanayi işbirliğinde yeni ve verimli gelişmelere de önderlik ediyor. Yakın gelecekte özgün ürün ve teknoloji üretimine yönelik yeni hedefler tartışılıyor ve rekabet gücünün artık bu alanlarda da yoğunlaştırılması öngörülüyor.
Türkiye’deki otomotiv sanayiinde pazardaki aşırı ithalatın yarattığı olumsuz koÅŸullar yanında, yüksek ve dengesiz satış vergileri ile baskı altındaki talep, aşırı kapasite ve firma sayısından doÄŸan yapısal sorunlar devam ediyor. Sanayiinin Hükümetlerimize sunduÄŸu ayrıntılı raporlarda yer alan çözüm yollarının uygulamaya geçmesinin, otomotiv sanayiinin geliÅŸme sürecini çok daha hızlandıracağı kesin. Olumsuz koÅŸullara raÄŸmen elde edilen geliÅŸme hızı ve rekabet gücü ile küresel pazarlardaki baÅŸarıları bunun en önemli kanıtını oluÅŸturuyor. Ancak sorunların çözümünde uzun yıllara varan gecikmeler ve aymazlıklar, geliÅŸme sürecini de yavaÅŸlatıyor ve maliyetini yükseltiyor.
Teknolojinin ve sermayenin ülkeler ötesi ÅŸirketlerle yönetildiÄŸi bir dünyada, artık ulusal düzeyde üzerinde durulması ve özenle korunması gereken, üretimdeki “Katma DeÄŸer” in ülkede daha fazla oluÅŸmasının saÄŸlanması. Kısaca “Yerli Üretim” olarak tanımlanan “Katma DeÄŸer” in yurt içinde geliÅŸmesi, daha çok üretim ve daha çok istihdam ile toplumsal refahın da temel kaynağını oluÅŸturuyor. Bu nedenle otomotiv sanayii yaratacağı “Katma DeÄŸer” ile, her ülkede olduÄŸu gibi Türkiye’de de stratejik bir önem taşıyor.
Türkiye’deki otomotiv sanayiinin sahip olduÄŸu stratejik önem ve yüksek üretim potansiyelinin bu açıdan dikkatle ele alınması ve özenle geliÅŸtirilerek sürdürülmesi gerekiyor.