Teknoloji Devrimleri ve Ekonomik Düzen

Teknoloji Devrimleri ve Ekonomik Düzen

Son yüzyılda,dünya çapında bir değişim rüzgarı esmekte ve devletler bu değişime ayak uydurmaya çalışmaktadır.Bu değişimi yakalayamayanlar ise çağdışı kalmaya mahkum oluyor.
Değişim rüzgarı iki boyutta incelenmekte,bir yanda teknoloji devriminin haberleşmede yarattığı olağanüstü hızlanma ve alan genişlemesi,öbür yanda ekonomik gelişmenin toplumdaki etkileridir.Günümüzde üçüncü sanayi devrimi diye anılan bu devrimle iç içe geçmiş gibi gözüken ikinci bir değişim boyutu var:Serbest piyasa ekonomisi-serbest dış ticaret-serbest sermaye hareketleri.Bu değişimin temelinde sermayenin düşen kar haddini artırmak için küreselleşme baskısı vardır.ABD askeri ve ekonomik gücüyle küreselleşme olgusuna en büyük katkıyı yapan ülkedir.ABD; Dünya Bankası,Dünya Ticaret Örgütü, IMF,OECD uluslararası kurumlardaki etkinlikleri ile küresel boyutta etki oluşturan bir dünya gücü oluşturmaktadır.
Birinci ve İkinci Sanayi Devrimlerinde Benzer ve Farklı Boyutlar
Birinci sanayi devrimi buhar makinasının 18.yüzyıl sonunda İngiltere de sanayide uygulanmasıyla ve kol gücünün ikamesiyle başlamıştı.Devrim,buhar makinasının demiryollarında ve denizyollarında uygulanmasıyla 19.yüzyılın ortasında dünya pazarının oluşmasını sağladı.İngiltere 17.yüzyıldan itibaren fetihlerle iyice güçlendi ve büyük bir imparatorluk haline geldi.
İkinci sanayi devrimi içten patlamalı motorların icadı ve sanayiye uygulanmasıyla güç aldı;buna haberleşme,ulaştırma ve tıp alanındaki yenilikler eklendi.ABD,Almanya ve Fransa da bu yarışa katıldılar.Bilimsel buluşların getirdiği sermayenin küreselleşmesi ikinci sanayi devriminde son buluyor.
Tek merkezli Dünya ve Yeni Ekonomik Düzen
İkinci Dünya Savaşından en az zarar en çok yarar ile çıkan ülke ABD oldu.Silah sanayisi,bilimadamları,stok artısı,yeni buluÅŸlar,atom çekirdeÄŸinin parçalanması,besin konularında ABD çok büyük geliÅŸmeler gösterdi.IMF’den Dünya Bankası’na,GATT’a kadar birçok yeni uluslararsı örgüt kuruldu.Dolar savaÅŸ sonrası çok deÄŸerlendi.SavaÅŸtan önce İngiltere,Almanya,Japonya… gibi birçok güçlü ülke varken savaÅŸtan sonra tek bir güç tek bir merkez oluÅŸtu.

Yeni Ekonomik Düzen ve Ulus-Devlet
Bu süreçte sosyalleşme askıya alındı bunun ateşleyicisi ‘Washington Consensus’ diye bilinen ABD Hazinesi,çok uluslu devletler(ÇUŞ) ve Wall Street üçlüsünün temsil ettiği ABD kaynaklı ‘finans kapital’ vardı.Amaç büyük sermayenin hiçbir dirençle karşılaşmadan dünya pazarında karını artırmaktı.

Ulus Devletlerin Ekonomideki Gücünün Aşındırılması
Ulus devletlerin aşındırılmasında iki boyut devreye girdi.Birincisi ulus-devlet ekonomi düzlemindeki yetkilerini giderek ulus-üstü kurumlara devretme durumuyla karşı karşıya kaldı.Bunun bir ayağını ulus-üstü küresel çapta üyesi olan örgütler çerçevesinde alınan kararlar oluşturuyordu.İkinci ayağı bölgesel anlaşmalarla kurulan eski imparatorluklara alan genişliği ve nüfus büyüklüğü itibariyle benzese de yapısı farklı olan bölgesel işbirliği anlaşması oluşturuyordu.
Ulus-devlet erkinin aşılmasında ikinci boyut yerel yönetimlerin giderek güçlenmesi merkezi devletin olanaklarının yetki ve sorumluluklarının kendi içinde alt birimlere devredilmesi oluyor.
Küresel boyutta bu yeniden yapılanmanın amacı:Mal,hizmet,her biçimiyle sermaye için dünya pazarı serbestleşme/özelleştirme yoluyla kurulurken, yerel yönetimler doğrudan küresel pazarla ilişki kuracak;ulusal pazar, ulusal sermaye ve emeğe ilişkin ekonomi düzlemindeki işlevleri,yetkileri ve sorumlulukları açısından ulus-devlet erki ez aza indirilmiş bir örgüte dönüşecek.
Merkez’de ve Çevre’de Ulus-Devletin farklı konumu
‘Merkez ‘olarak tanımlanan ileri düzeyde sanayileşmiş,sayısı yirmibeş civarındaki ülkeler Bilgi Çağı’na girmiştir.Son elli yılı aşan sürede kapitalizmi ile birlikte bu ülkelerde kamu harcamalarının GSMH içindeki oranı giderek artmıştır.Bu devletler bölgeselleşme yolunda yeni birleşimler oluşturmakta ve krizleri Çevre’ye aktarmakta;kendileri açısından küçülen ulus-devlete doğru değişimi akılcı bir karar olarak uygulamaktadırlar.
Yeni Ekonomik Düzen Nereden Kaynaklanıyor?
Yeni ekonomik düzen 1970’li yıllarda patlak veren bir dizi ekonomik ve siyasal olayın sonucunda stratejik bir plan olarak ABD tarafından gündeme getirilmiştir.AB ve Japonya,ABD ile uluslararası bir platformda mücadele ederek kendi çıkarlarını korumaya çalışıyor.
Post-Modern Dünyanın Sanallıkları
Kavramsal çerçeve değiştirilmiş;ekonomik büyüme ,gelir bölüşümünün düzenlenmesi,sanayileşme ve tarımı geliştirme gibi alanlardan yada insana odaklanmaktan insan haklarına,özelleştirmeye,piyasaları serbestleşmeye kaydırılmış,ulus-devlet tek kötülük kaynağı olarak öne çıkarılmıştır.

BİRİNCİ BÖLÜM
2000’li Yılların Başında Dünya Ekonomisinin Yapısı

Dünya ekonomisi bir orman gibi çeşitli canlılardan oluşur.Aslandan başlayıp gözle görülemeyecek kadar küçük bakterilere kadar uzanan canlı zenginliği,dünyada ülkeler biçiminde var.Dünya ekonomisi kavramı bu nedenle bir soyutlamadır.Bu bölümde yapılan sınıflandırma da soyutlamalara dayanıyor;Merkez ile Çevre arsındaki ayırım incelenmektedir.
21. Yüzyıl Başında Merkez ve İç Yapısı
Yeni yüzyıl başlarken Dünya ekonomisinin işleyiş biçimini,yakın geçmiş olayları kadar,tarihsel gelişmenin şekillendirdiği ‘yapı’ ve bu yapıyı pekiştiren ideolojik,konjonktürel ve teknolojik süreçler belirler.Bu yapıda çeşitli hiyerarşik bir sıralama olduğu görülmektedir.Tepede ‘Merkez’de; dünya ekonomisinin gidişatını ekonomik güçlerinin büyüklüğü ile belirleyen,kuralları koyan,bu kuralların kabulünü sağlayacak yönetim ve denetimi gerçekleştiren ileri düzeyde gelişmiş,Bilgi Çağı’na girmiş ülkeler var.
Gelişmekte olan ülkelerin oluşturduğu,dünya ekonomisini etkileme gücünden yoksun,Merkez’in kararlarına uyan ülkeler takımı ise’Çevre’yi oluşturmaktadır.
ABD’nin Yeri ve Üstünlüğü
ABD hem askeri hem teknolojik-ekonomik gücü hem de dünya ekonomisindeki etkinliği ile en üst düzeyde olan Merkez’deki ülkedir.ABD’yi G-7 olarak biline Japonya,Almanya,İngiltere;Fransa,Kanada ve İtalya takip eder.
ABD, para birimi olan’ABD Doları’ ile de zirvedeki yerini korumaktadır.Diğer bir üstünlüğü ‘ingilizce’nin bir dünya dili haline gelmiş olmasıdır.Buna teknolojinin getirdiği haberleşme-iletişim olanakları,dünya sinema ve TV filmleri sanayilerinde ABD’nin neredeyse tekel oluşturması,internet dilinin ingilizce olması eklendiğinde ABD’nin üstünlüğü görülmektedir.
Merkez’in içinden ABD’nin bu üstünlüğüne açıkça karşı koyan tek ülke Fransa’dır.Fransa ‘euro’ ile ‘dolar’a,ABD’nin Avrupa’daki varlığına,Fransızcayı ve kendi kültür ürünlerini koruyarak ABD’nin yaygınlaşan kültür etkinliğine karşı koymaktadır.
Merkez’in Dünyayı Etkileme ve Düzenleme Gücü
Yeni Buluşlar ve Teknolojiyi Değiştirme Gücü
Merkez’deki ülkeler teknik güce sahip ve yeni buluşlara açık oldukları için dünya ekonomisini etkileyebiliyorlar.Ayrıca serbest piyasa ve siyasal rejim olarak demokrasi Merkez’in etkileme alanını genişletiyor.Merkez yeni buluşları bilimsel düzeyde yaratmakla kalmıyor,aynı zamanda bu buluşları sanayiye uygulayıp satılabilir mal ve hizmet olarak pazarlıyor.Zamanı geldiğinde bu teknolojiyi de satıyor.Üretim sürecinde Merkez’in gücü,temel sermaye mallarının üretimini ve teknik bilgilerini elde tutmasıyla büyüyor.Patent haklarının iyi korunmasıyla Çevre ülkerinin gelişmesi engelleniyor.
Haberleşme,Düşünce Kalıpları oluşturma ve Pazarlamada Etkenlik
Medyadan internete ‘iletişim kanalları’ haberleri ve bilgiyi yayarken tüm dünyada fikirlerin oluşumu etkileniyor.Bilgi kaynakları ingilizce olunca toplumsal değer yargıları kaçınılmaz olarak Merkez’in değerelrinden etkileniyor.

Finans Gücü,Araçları ve Kurumlarda Etkenlik
Merkez’in en büyük gücü finans kaynaklarını elinde tutması ve finans piyasalarına tam egemen olmasıdır.Başta ABD Doları,Japon Yeni ve Alman Markı sadece değişim aracı değil aynı zamanda rezerv parası olarak talep edilmektedir.Finans gücü Merkez’in çeşitli kurumları,IMF,Dünya Bankası ile bir bütündür.
Uluslararsı Kurumlarda Etkenlik
İki büyük savaş arasındaki yıllarda,ülke sayısı arttıkça küresel çapta kurumlara gereksinim duyulmuş ve ‘Milletler Cemiyeti’ ortaya çıkmıştır.İkinci Dünya Savaşı sonunda ABD’nin öncülüğünde Birleşmiş Milletler,IMF,GATT gibi örgütlenmeler başlamıştır. Bu kurumlar merkez’in iç düzenini sağlamaktadır.
Artan Tekel Gücü ve Destekçi Ulus-Devlet
Teknoloji,tekel gücünün başlıca kaynağı ve bunun yaratıcısı olan dev boyutlu firmalar ellerindeki teknolojiyi diğer firmalara aktarmayarak,rekabeti önlüyor ve tekeli oluşturuyor.Diğer bir tekel unsuru ‘marka’ yaratmaktıır.marka oluşturma,buna koşut olarak düşünce oluşturma becerisinden doğuyor,reklamlarda markalaşmayı destekliyor.
Merkez’in Dışında Kalan Ülkeler:ÇEVRE
Çevre;Merkezdışı dünyanın nüfus çoğunluğuna rağmen,ekonomi alanında zayıf olan ve yeni ekonomik düzeyde de giderek kötüleşen ülkeler takımıdır.Merkez içinde olduğu gibi Çevre de kendi içinde büyük ayırımlar vardır.Düşük gelirli,orta gelirli ve yüksek gelirli ülkeler olarak gruplara ayrılmaktadırlar.
Merkez’in teknolojik devrimi ile safdışı bıraktığı Çevre ülkeleri;Merkez için hammadde ve emek kaynağı olarak önemini yitirse de önemli birer Pazar olma özellikleri halen devam etmektedir.

İKİNCİ BÖLÜM
Kriz,’Yeni Ekonomik Düzen’in Doğuşu ve Gelişimi

Yeni ekonomik düzen,1980’li yılların başında ABD’de ‘muhafazakarlar’ın piyasa ekonomisini kamu müdahalelerinden arındırma eylemiyle başladı.Ardından serbestleşme rüzgarı Doğu Bloku’nu parçalarken SSCB’nin dağılmasıyla,serbest piyasa yanlısı olan ABD bu politikaları ruslara kabul ettirmeye başladı.
Eski Dünya Ekonomik Düzeni ve Yıkılşı
Dünya başlıca iki ideolojik kampa bölünmüştü.Bir kamp ABD’nin öncülüğünde serbest piyasa ekonomisine,diğeri SSCB’nin güdümünde merkezi planlamaya bağlıydı.Her kamp kendi etki alanını genişletmek için dönemin az gelişmiş ülkelerine tavizler veriyor,bunları kendi çerçevesine çekmeye çalışıyordu.Bu bunalım sürerken Merkez içinde iç çatışmalar şiddetlendi.
Dünya ekonomisinde ‘stagflasyon’ yaşanırken fiyatlar yükseldi ve kar haddi düştü.
Yeni Ekonomik Düzene Geçiş
Hem Merkez’de hem Çevre’de devletin ekonomiye müdahalesi ve düzenlemeleri olağan hale gelmişti.Makro ekonomik politikalar kamu harcamalarını genişletti.Yeni ekonomik düzenin temel amacı;evrensel boyutta serbest piyasa ekonomisine geçmek,bütün ülkelerin tek pazar halinde dünya pazarını oluşturması ve mal-hizmet-sermaye hareketlerinin tam serbestleşmesiyle küreselleşmenin sağlanmasıdır
Merkez’de Sermayenin Kar Haddinin Düşüşü ve Duraklama
Kapitalizmin sağlıklı işlemesi sermaye birikimi ve büyümenin sürmesine bağlıdır.Konjontürel olarak sermayenin kar haddinin düşmesi ve büyümenin tıkanması ekonomide durgunluğu ortaya çıkarmıştı.Bu durumu aşmak için yeni politikalar geliştirildi.daha önceki dönemde varolan serbest piyasa ekonomisi her yerde denetime alınmaya başlandı.Yeni teknolojiler devreye sokulduİ;ihracat artırıldı,işçilere yol verilip üretim daraltıldı,hükümetler kamu harcamalarını artırdılar.
Merkez’de Gelişme ve Duraklama
Yeni ekonomik düzenle birlikte;düşük ve orta gelirli ülkeler,petro-doların yeniden dolaşıma sokulmasıyla kredi kurumlarından aldıkları borçları ödeyemeyerek krizle sarsılmışlar ve GSMH’larında önemli düşüşler olmuştur.
Merkez’in içindeki sürtüşme ise giderek artmakta ABD,AT,Japonya üç ası oluşturarak Çevre’den farklılaşmıştı.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Yeni Küresel Düzenlemeler ve Çevre

ABD-AB, ABD-Japonya, ABD-Çin çekişmesi,bölgeselleşmenin kesinleşmesi,nüfus bölgeleri paylaşımı ve soğuk savaş sonrası eğilimler 1980’li yıllarla birlikte yürürlüğe giren Merkez ve Çevre’nin yeni ekonomik düzene uyuşturulması ile ilgili ipuçlarıdır.
IMF ve Dünya Bankası
IMF ve Dünya Bankası,1944’de ABD öncülüğünde yapılan Bretton Woods Toplantıları sonunda ortaya çıkmıştır.IMF, Bretton Woods para sisteminin çöküp,doların altına ayarlanmasını,Dünya Bankası ise savaştan doğan zararların giderilmesi sonrasında Avrupa’da işlev değişimine girdi.Merkez,IMF’nin yönetim kurulunude egemen ve istediği kararları çıkartabilme gücünde olduğu için kredilerin kaynağıdır.Çevre ülkesi iç ve dış ortamdaki olumsuzluklar nedeniyle dış kredi bulmakta zorlanıyorsa,IMF’in istekleri doğrultusunda IMF’den borç alabilir.

GATT’tan DTÖ’ye
Başta GATT sinai malların korunmacılığın üye ülkeler arası anlaşma yoluyla azaltılması ve dış ticarette ’en fazla kayrılan ülke’ ilkesinin geçerli kılınması amacıyla ortaya çıktı.Ancak GOÜ’nün Batı’ya katılmasıyla korumacılığı azaltma dayatılmadı.Bu durum 80’lerde silinmeye başlandı.Küreselleşmenin merkez tarafından devreye sokulması ile yeni düzenlemeler gerekti.Merkez kendi içinde kozlarını eşite yakın paylaşırken Çevre’ye ağır külfetler getirdi.Tarım ürünleri,dokuma-giyim,diğer sınai mamüller,entellektüel haklar konularındayeni anlaşmalar yapıldı.Bunların sonucunda GATT(genel gümrük tarifeleri ve ticaret anlaşmaları) yerini DTÖ’ye(Dünya ticaret örgütü) bıraktı. DTÖ üyelerini serbestleştirme,devlet müdahalesinden arındırmada bir GATT-UR anlaşması oldu.
Çevre İçi Yeni Mali Düzenlemeler
Çevre ülkelerinin borç ödeyememesi sonucu bankalar zor duruma düşmüş,aktarılan fonlar azalmıştı.Oysa uluslararası piyasada fon boldu ve bunlara karlılıgı artıran alanların bulunması gerekiyordu.Bu ülkelerin para ve sermaye piyasalarının geliştirilmesi ve küreselleşme ile olabilirdi.Paraların konvertibilite olması ve cari işlemlerin yanında tüm sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesi böylece ortaya çıkmıştır.Çevre’nin çoğunlukla gelişme politikası gösteren ve düşük ücretli ama yüksek becerili işgücü bulunan,zengin doğal kaynakları olan kesimi,uluslararası sermaye hareketlerinden farklı etkilendiler.
Çevre’nin Artan Göreli Geriliği ve Kültürel Ayrımcılık
Batı uygarlığının getirdiği rasyonel düşünce ve akılcı davranış öğelerinden yoksun olan Çevre 1980’li ve 1990’lı yıllarda göreli geriliğin arttığına tanık oldu.Kişi başına gelir farklarının açıldığı ve dış borçların büyüdüğü bir ortamda Merkez Çevre karşısında ‘kültürel ayırımcılık’ gibi bir felsefeyi benimsemiş durumdadır.Kültürel ayrımcılık ve durguluk dünya barışını tehdit etmektedir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Merkez’de Bölgeselleşme,Nüfuz Bölgeleri Paylaşımı

19.yüzyılın ortalarında başlayan sermayenin küreselleşmesi süreci,iki boyutta bir çeşit bölgeselleşme yoluyla küresel bölgeselleşmeye karşı koymuştu.Birincisi Sanayi Devrimi’ni yaşayan devletlerin kurduğu sömürge imparatorluklarıydı.İkincisi .ortak dili,kültürü ve benzer etnik kökeni olguğu halde küçük boyda prensliklere,krallıklara bölünmüş olan halklar tek bir ulus-devlet etrafında toplanıyordu.Böylece küreselleşmenin rekabet baskısı,yeni yapılanmalarla buna dayanacak birimleri yaratıyordu.
Günümüzdesiyasal boyutları farklı olsa da,aynı baskı benzer sonuçları bölgeselleşme hareketi yaratıyor.Küreselleşme süresince bir kısım yetkilerini ulus-devlet,bölgeselleşmede bunları ulus-üstü bölgesel oluşuma bırakmaktadır.
Merkez’de Bölgeselleşme ve Nüfuz Alanları Paylaşımı
1990’lı yılların başında Merkez yoğunlaşan durgunlukta koşut biçiminde hem aralarındaki kozları paylaşacak,hem sermayenin kar haddini artıracak hem de Çevre’yi kendisinin istediği biçimde kalıplaştıracak bir dizi kuruma yeni şeklini verdi;başta kendi aralarında bölgeselleşme hareketinin ivme kazanması gelmektedir.
ABD,APEC(Asya Pasifik işbirliği) yoluyla Güneydoğu Asya ve Uzakdoğu bölgesindeki dinamik ülkeleri kendi çevresinde toplarken;AB, Japonya,Güney Kore ve Çin ile yakınlaşmaya başlamıştı.SSCB’nin Ortadoğu’dan çekilmesi ile oluşan boşluğun ABD tarafından doldurulması için AB bir nüfuz alanı paylaşımı başlattı.
Günümüzde bölgeselleşme ve nüfuz alanı için karşılıklı mücadele eşitler arasında birinci olmayı ABD garantiliyor gibi gözükmektedir.Ancak bu ticari çatışmanın gelecekte savaşa dönüşüp dönüşmeyeceğini şimdiden kestirmek zor.
Çevre’de Bölgeselleşme
Çevre’de bölgeselleşme hareketleri Merkez’le birkaç biçimde bağlantılı olarak gelişti.Bir şekli;Merkez’in kendi coğrafi alanında ve nüfuz bölgesindeki GOÜ(gelişmekte olan ülkeler)’yü kendisine katmasıyla oldu.İkinci şekli;GOÜ’nün kendi aralarında oluşturdukları gümrük birliği ve serbest ticaret anlaşmalarıdır.Ulaştırma-haberleşme,enerji gibi alanlarda da ortak yatırımları ve girişimleri hedefleyen anlaşmalar da bulunmaktadır.

BEŞİNCİ BÖLÜM
Sermaye Hareketlerinin SerbestleÅŸmesi,
‘Finans Kapital’ ve Mali Krizler

Son on yılda sermaye hareketlerinin serbestleşmesini üç değişik boyuttta incelemek gerekir.Birincisi;finans kapital yani akışkan fonlar halinde mali piyasalar arsında hareket eden kısa vadeli parasal sermaye,ikincisi;gittiği ülkede fiziksel yatırım yapan istihdamı ve üretim kapasitesini genişleten dolaysız yabancı sermayedir.Bunlara ikisinin melezi diye bakılabilecek üçüncüsü eklenmelidir.bunlar;özelleştirilen KİT’leri satın almak yada borsada özel/tüzel şirketlerin en az %51 hissesini ele geçirmek yoluyla getirdiği parasal fonları üretime yönlendirileceği varsayılan dolaysız yatırımlardır.
Sermayenin Küreselleşmesine Geçiş
19.yüzyılınikinci yarısında emperyalizm kuramını geliştiren sosyalist düşünürler kapitalizmin mal ihracatından sonra ulaştığı aşamayı’semaya ihracı aşaması’olarak tanımlarlar.Bu süreç Birinci Dünya Savaşı’yla son bulmuş,finans kapital’in serbest dolanımı kısıtlanmıştı.19.yüzyıl sömürge-yarı sömürge durumundaki topraklarda doğal kaynakların işletilmesine yönelik büyük çapta Batı yatırımına tanık oldu.Serbestleşme 1980’li yıllardan sonra bunlar üzerindeki denetimin kalkmasını sağladı.Bugün,düne oranla sermaye hareketlerini uyaran tek yenilik özelleştirmedir.
1980’li yılların başından beri Merkez hem kendi içinde mali piyasaları ve sermaye hareketlerini giderek her türlü denetimden arındırma yoluna girdi hem de Çevre’yi kendine sermayesinin gereklerine uydurdu.Çevre’ye küreselleşme son moda,kaçınılmaz bir olgu olarak sunuldu.
1980’li yıllarda bütün piyasalar serbestleşirkeniMerkez’in sermayesine talep arttı.Finans pazarlarının serbestleşmesi,durgunlukta çok bollaşan yatırılanilir fonların dünyanın her yanında en karlı alanları bulup karlılığı artırabildiği için önemlidir.Karlılığı artırmanın en etkin yollarından biri de teknolojik gelişmedir.hem firmaya patent süresince tekel gücü verir hem de verimliliği artırır.
Sermayenin Küreselleşme Biçimleri ve Koşulları
Dolaysız Yatırımlar
Sermayenin küreselleşme biçimlerinden biri,çokuluslulaşma yoluyla şirketlerin dış ülkelerde dolaysız yatırım yaparken küresel düzeyde kar planları yapmalarıdır.İkinci Dünya Savaşı sonrası başlayan ABD şirketlerinin yatırımları Batı Avrupa ve Latin Amerika’dan 1960’lı yıllarda Uzakdoğuya kaydı.
ÇUŞ’un GOÜ’ye yatırım yapma nedenlerinden birincisi;emek-yoğun mallar yada bir nihai malın emek yoğun parçaları için ücretlerin daha düşük,sosyal giderlerin daha az ve işçi haklarının daha kısıtlı olmasıdır.İkincisi;doğayı çok kirleten sanayilerin bu konuda yasal kısıtlaması olmayan yada daha az lan GOÜ’ye kaymasıdır.Üçüncüsü;geçmişte yüksek gümrük duvarlarını aşamayan Merkez şirketlerinin eskiyen teknolojik donanımı bu korunmuş pazarlara taşımasıdır.Ancak bu dolaysız yatırımların en büyük kısmı Merkez’in içinde gerçekleşir.
Kısa Vadeli Parasal Sermaye ve Mali Krizler
Dışsal mali serbestleşme,
a)Yurt sakinlerinin dış piyasada serbestçe borçlanmasını ve yurt sakini olmayanların serbestçe iç mali piyasalarda plasman yapabilmesini
b)Yurt sakinlerini dışarı serbestçe sermaye trasfer edip yabancı varlık kalemlerini tutabilir,yurt sakini olmayanlar da aynı şekilde iç mali piyasalarda boçlanabilir
c)Yurt içinde sakinler yabancı paralar üzerinden bütün işlemleri yapabilir.
Bu üç öğeden ilk ikisi ödemeler bilançosunun sermaye hesabı serbetliğinin gereğidir,üçüncü ise mali serbestleşmeyi oluşturur.
Faiz Arbitrajı ve Mali Krizler
Sermaye orta derecede gelişmiş ülkelere kamu açıklarının borçlanmayla karşılanması durumunda,faiz-arbitrajından kar etmek için aktarılıyor.Cari işlem açıklarının büyümesiyle develüasyon beklentisiyle rizikoyu artırırken mali krizlere yol açıyor.Kısavadeli dış borçlar artarken,döviz rezervlerinin,dolayısıyla ödeme gücünün azalması borç alma deresini azaltır.Bu da krize yol açabilir.
Spekülatif Fon Akımları ve Mali Krizler
Spekülasyonların üç özelliği var.Birincisi;her çıkışın bir inişi olmalı,spekülatif çıkışların bir noktada çöküşle sonuçlanmasıdır.İkincisi; spekülasyon ‘sıfır toplamlı bir oyun’olması,yani kazananlar karşısında daima kaybedenlerin bulunması,genel toplamda spekülasyonla hiçbir gelir yaratılamamasıdır.
Bazen siyasal bazen de ekonomik olaylarla beklentiler değişebilir.Fiyatların dorukta olması talebi düşürür.Satışların başlaması bu kez de spekülasyon metalarının fiyatları düşürmesiyle sonuçlanır.Bunu ekonomik kriz izler,hisse senetlerinin değer kaybetmesine neden olur.
Karapara Aklanması ve Mali Krizler
Sermaye hareketlerinin serbestleşmesi,gelişmiş yada gelişmekte olan ülkelerde ‘kayıtdışı’denilen ekonominin büyümesine yol açmaktadır.Kayıtdışı ekonominin bir bölümü kayıtiçi firmaların vergi kaçırmak,sigorta primi ödememk veya az ödemek gibi uygulamalarla ilgilidir.Uyuşturucu ticareti ile oluşan fonlar ‘karapara’niteliğindedir.’Karapara’ ise yasal ticari kanallara girerek aklanmakta ve ekonomik krizlere neden olabilmektedir.

Finansal Serbestleşmenin Çevre’de ve Merkez’de Getirisi
Kısa vadeli parasal sermaye hareketleri mali ve onu izleyen reel kesim krizlerine neden oluyorsa,hükümetler bunu önlemek için politikaları neden devreye sokmuyorlar?
Bunun nedeni,orta gelirli Çevre ülkelerinin artık resmi dış yardımlardan,uluslararası banka kredilerinden eskiden olduğu gibi yararlanamaması;bu nedenle uluslararası fonları çekerek bol dış kaynağa ulaşmak olanağı bulmaya çalışmasıdır.
İstikraralı ,enflasyonsuz büyümeye erişen Merkez ülkelerine karşılık büyük çapta mali sermaye giren Çevre ülkelerinde yaşanan düşük büyüme ve mali krizler,bir zamanların gözde keynes’ci kuramına göre beklenenin tam tersidir.
Keynes’ci kuramda serbest mali sermaye hareketleri ve bunun Çevre etkileri bulunmamaktadır.

ALTINCI BÖLÜM
Tekelleşmenin,Teknolojik ve Örgütleşme Değişmelerinin
Sosyal Boyutu
Geçmişte üretilen ekonomi öğretilerinin yaratılan üretim değerinde emek katkısına öncelik veriliyor ve hatta klasik iktisatçılar değerin kaynağı ve ölçütü olarak insan emeğini alıyorlardı.Yeni ekonomik düzende artık sadece vasıflı emeğin önemi ortaya çıktı.Kriz döneminde zayıf firmalar aklanır ve kalan firmalarda yaşayabilmek için kendilerini güçlendirerek yolları,yöntemleri kullanarak büyük dönüşümleri gerçekleştirirler.Teknolojik yeniliklerin devreye girmesi,firmaların yeni örgütleme biçimlerinin uluslararası boyuta taşınması işbirliği ve birleşmelerle dev firmalar tekeli oluştururular.Bu tekelleşme rekabeti azaltmakta ve Çevre ülkelerinin kendi içinde ve Merkez’le işbirliği yolları tükenmektedir.Böylece yeni ekonomik düzen sermayenin kar hadlerini yükseltme sürecinde,firma düzeyinde değişmelerle bir yanda işsizlik bir yanda geliri çok yüksek çalışan kesimi üretirken,Merkez dahil her yerde uyum sağlayamayanları ve güçsüzleri düzenin dışına itiyor,marjinalleştiriyor.
Merkez’de Teknolojik değişmenin ve Üretim Örgütlenmesinin Yeni Biçimleri
Sermayenin kar haddindeki düşüşe ve şiddetlenen rekabete karşı koymak için,Merkez firmaları teknolojik yeniliklerin ve yeni firma örgütleşmesi biçimlerinin yaratılmasında büyük yol katettiler.yeni teknolojiler kendilerini birkaç alanda ortaya koymakatadır.bunlardan en önemlisi mikro-elektronik temelli otomasyondur.Bu işgücünün, üretimde sermayeyle büyük ölçüde ikame olanağını getirdi.Bu da Merkez’de sermayenin kar haddinde artışa neden oldu.
Merkez’de Tekelleşmenin Güçlenmesi
Merkez bölgeselleşme ve küresel serbestleşme yoluyla ithalatta ve ihracatta korumanın kalkmasıyla iç ve dış pazarını genişletirken,firmalar arasındaki birleşmeler ortaya çıkmaya başladı.tek pazarın yaratılması,merkez’in kendi içinde artan sermaye yoğunluğu ile işten çıkarmalar ve istihdam azalışı yaratması,ücretlerin ve hisse senetlerinin değerlerinin artması Merkez’de gelir bölüşümünü sermaye lehine bozmuştur.
Dev firmaların tekelleşmesinin Çevre’ye etkileri büyük olmuştur.Ellerindeki finans kaynaklarından yararlanarak kriz dönemlerinde yada özelleştirme sırasında Çevre’nin rekabete dayanamayan küçük/orta büyüklükteki firmalarını ele geçirmektedir.
Merkez-Çevre İlişkilerinde Yeni Bir Dönüşüm
Merkez firmalarının hızla devreye soktuğu teknolojik yenilikler,bir yanda Merkez’de işsizliği artırıp,gelir bölüşümünü işçilerin aleyhine bozarkaen,aynı zamanda Çevre açısından da köklü değişmeler getirdi.Merkez teknolojik devrimle üstünlüğü ele geçirirken GATT-UR anlaşmaları ile Çevre’nin üstün olduğu alanalarda serbestliğe geçti,patent ve telif hakkı konularında tekel gücünü destekledi.
GSYİH ve İhracat Artışı Farkları ve Sonuçları
Sermaye yoğun yeni teknolojilerin iç üretim yapısı ve ihraç edilen mal çeşitlerine rekabet gücü üstünlüğü verdiği bir ortamda,eğer bir kısım ülkeler gayrisafi yatırım artış hızında ciddi yükseliş gerçekleştiremiyorsa,ne teknolojideki değişmeyi izleyebilir,ne de üretimini artırabilir.Dış borç ödeme baskısı altında olanlar, sermaye hareketlerinin serbestleştiği bir süreçte, iç tasarruf-yatırım oranını gereken düzeye yükseltme eğilimleri güçleşir.
Sonuç olarak;Merkez’de verim artışı hızlanırken Çevre’nin büyük kısmı bu gelişmeleri izleyemiyor.Piyasa mekanizması birincillerin parasına değer kazandırırken,ikincillerden para transferi ortaya çıkıyor.

YEDİNCİ BÖLÜM
Ulus-Devletin Daralan Ekonomik ve Toplumsal İlişkileri:
Etkiler ve Tepkiler
Ulus-devlet Avrupa’da reformasyon ve Fransız devrimi arasındaki dönemde ortaya çıkan,devletin denetiminde tam hak sahibi olan bir sınıfın doğuşuyla ortaya çıkmıştır.1970’li yıllara kadar temel niteliği bozulmadan gelen bu model,dünya savaşları sırasında ulus-devlet modeli içnde yükselen otoriter devlet modeline rağmen temel özelliğini yitirmedi.1980’lerden sonra küreselleşme süreci başladı.Bu süreçte ulus-devletin sınırları aşılmaya başlandı.
Günümüzde ulus-devlet olgusu GOÜ’de işlevini halen yitirmedi.
Ulus-Devletin Daralan Ekonomik İşlevi
Sanayi Devrimi de ulus-devlet olgusu da birden bire ortaya çıkan kavramlar değildir.Bu olgular yüzyıllar süren hazırlık aşamalarından geçmiştir.Günümüzde GOÜ zenginleşmelerini sağlayacak aşamalardan yoksundur.Bu ülkelerin ekonomik hedefleri dış baskılar altında saptırılarak küreselleşmenin patronlarının karlarına hizmet eden yapay gündem maddeleri halini alıyor.Bunun sonucu olarak sosyal denge bozuldu.
Kamunun ekonomide işlevinin artması 1930 Bunalımı ile GOÜ’de sağlam ekonomi kurumlrına dayanarak ortaya çıktı.Bu dönemde GOÜ Dünya Bankasından borçlanarak kamu altyapı tesislerini kurmaya başladı,bu kez küreselleşme özelleştirmeyi dayattı.Özelleştirme dış borçlarının faizlerini ödeyemeyen GOÜ ülkelerinin kullandığı bir yoldur.Özelleştirme,sermaye hareketlerinin küreselleştiği günümüz dünyasında teknoloji ve finansın önemini ortaya koyuyor.Özelleştirme kamu yararı yerine özel kesimin karlılığını artırıyor.
GOÜ ulus-devlet yanında Seignorage hakkını da önemli ölçüde kaybetti.Buna sebep olan unsur da mali piyasalardaki serbestleşme ortamıdır.Mali serbestleşme para politikası araçlarını kullanma gücünü sınırlar.Hükümet kendi sermayesinin başka yerlere gitmesini önlemek ve yabancı yatırımları kendi ülkesine çekmek için vergi yükünü düşürmelidir.
1930 Bunalımından sonra oluşan işsizlik Keynes’ci politikaların kullanımıyla giderilmeye çalışıldı.Enflasyondan sonra makro iktisat bir değer hedefi haline geldi.Fakat günümüzde istikrar denilince fiyat istikrarı akla gelmektedir.Ayrıca işsizliği gidermek için Keynes’ci politikalar kullanılmamaktadır.IMF istikrar programları;ekonomiyi daraltan,işsizliği artıran politikalardır.GOÜ için IMF ve Dünya Bankası izleyeceği politikaları belirliyor.Ulus-devlet için bu politikaları izlemek ağır yaptırımlara bağlıdır.
Doğal Kaynakların Korunması İşlevi
Doğanın tahrip edilmesi yada doğal olanın dönüştürülmesi gibi konularda devletin dışsallıklara müdahale etmesi gerekir.Bu doğa tahribini önlemeyen ülkeler için sanayileşmeyi yavaşlatmayı da kapsayan bazı yaptırımlar vardır.Doğa tahribini önleme tahribat yapan firmaya önemli bir maliyet getirir.Merkez ülkeler bu amaçla firmalara yaptırım uygulayıp maliyetlerini yükseltirken diğerleri aynı surumluluğu göstermiyorsa birinciler rekabet gücünü kaybederken ikinciler rekabet üstünlüğü saşlamış olur.Soruna önem verilmesinin diğer nedeni ise dış ticaretin korunmasıdır.
Aşırı Akımların Yükselişi ve Tepkiler
Ulus-devletin yerine getirdiği işlevlerin başında etnik yada dinsel kimliği ne olursa olsun vatandaşlara güvenlik,hukusal eşitlik ve adalat sağlanması gelir.
Ekonomik bağlamda ise iktisadi ajanların sermayesine güvenli bir pazar ve büyümeyi sağlayacak ortamı yaratmak,para arzını düzenlemek,makro istikrarı sağlamak,küreselleşmeye dek başlıca ekonomik ve sosyal işlevi oldu.Ancak küreselleşme bu işlevlerin yerine getirilmesini engelliyor.Bunun sonucu olarak iç çatışmalar,dağılmalar,ayrılma talepleri gündeme geliyor.
Ulus-Devlet ve Demokrasi
Demokrasi ulus-devletin bütünlüğü için önemli bir faktördür.Sosyal ulus-devlet bütünlüğü içinde.büyümeden herkese bir pay verebilmekte ve toplum sınıfları oluştururken bunların çıkarlarını savunabilme özgürlüğü sağlamaktadır.
Siyasal partiler toplumsal sınıfların sözcüleri olarak ortaya çıktılar.Böylece tüm sınıflar parlamentoda temsil edilmektedir.Ancak günümüzde partiler hemen hemen birbirlerinin kopyası haline geldiler.hepsi serbest piyasa ekonomisi,
küreselleşme, finans kapitalinin egemenliği taraftarı oldular.Demokratik özgürlük artık ulus-devletin parçalanması ile birlikte gidiyor.
Ulus-Devletin Diğer İşlevleri
Ulus-devletin siyasal ve toplumsal işlevlerinden biri de güvenliği korumaktır.
Merkez’de ulus-devletin Güney’e karşı korunma ihtiyacı ortaya çıkmıştır.
Çevre’de ise ulus-devletler arası çatışmalar devam etmektedir.Bunların sürmesi için Merkez büyük çaba harcıyor.Çünkü Merkez’in giderek büyüyen silah sanayisine pazar bulması gerekli.Diğer taraftan;etnik-dinsel bölünmelerin denetim altında tutulması ulus-devletin işlevini bir süre daha sürdürmesini sağlıyor.Ulus-devlet,güvenliğin yanında eğitim,AR-GE,sağlık alanlarında da işlevilerini sürdürmektedir

SEKİZİNCİ BÖLÜM
Yeni Ekonomik Düzenin Yarını(2010-2020)

İnsanlık tarihinde en görülmedik olayların birbirini izlediği,sürekli olacağı varsayılan birçok olgunun sessizce yada biraz gürültüyle tarihe karıştığı,inanılmaz çelişkilerin yaşandığı,en yerleşik düzenlerin bile kısa sürede allak bullak olduğu bir çeyrek yüzyıl yaşandı.(1970-2000)Olayların bu ivmesi bize gelecek için sinyaller veriyor.Yarının neler getirebileceğine bakarken iki unsuru ele almak gerekir.İlki;büyük bir olasılıkla nereye gidebileceği kestiren eğilimler,ikncisi;gittiği yön ve biçimi belirsiz eğilimlerdir
Merkez ve Çevre İlişkilerinde Yönü Belli Eğilimler ve Çelişkileri
Bugüne kadar yeni ekonomik düzenin gösterdiği gelişim ve bu gelişimin Merkez ile Çevre üzerinde oluşturduğu etkiler gözönüne alındığında;yönü belli olan eğilimler üç ana başlıkta toplanabilir.Bunlar
a)nüfus artışı farkları
b)Çevre’nin giderek artan dış borçları ve tükenen ödeme olanakları
c)Çevre’ye Merkez’den kültürel etkiler olarak sıralanabilir.
Çevre ele alındığında yeni ekonomik düzenle bağdaşmayan hızı ve önlenemez nüfus artışının olumsuz etkilerinin bertaraf edilmesinin temelinde sanayileşme yoluyla hızlanan kentleşme,köylülükten işçiliğe toplumsal sıçrama,
erkek-kadın tüm bireyler için eğitim-yaşam standartlarına yükselme ve üretim aracı olmaktan çıkıp tüketim malı statüsü kazanan çocuk faktörü yer alır.Teknolojik devrimlerle rakipsiz hale gelecek olan Merkez ile rekabette Çevre’nin giderek güçlenen handikapları bulunmaktadır.Ancak gelişen iletişim ve ulaşım olanakları,Merkez’in kendisini Çevre’de olup bitenlerden kısmen soyutlamasını önleyebilir.sanayileşmemiş,çağdaşlaşmamış,yalnızca nüfusu artmış Çevre’den yayılan göçlere,salgınlara,kargaşalara Merkez kayıtsız kalmayacaktır.
Çevre giderek artan dış borçlarını ödeyemeyeceğinden,Merkez müdahalesi artacaktır.Ancak Çevre’nin tepkisinin de aynı oranda şiddetleneceği düşünülürse sömürge savaşlarının canlanması da ihtimal dahilindedir.
Yeni ekonomik düzenle Merkez’in yaymaya çalıştığı demokrasi,fakirleşen Çevre’de varolmayan geniş tabanlı bir orta sınıfın ve uluslararası bazda kolay değiştirilemeyen ilkelerin yarattığı çelişki görülecektir.
Merkez’in Kendi İçinde Yönü Belli Eğilim ve Çelişkileri
Nüfuz alanı rekabeti ve uzay teknolojisi yarışı ile yaşanacak Merkez baskısıyla büyümesi yavaşlayan Çevre’den sıyrılan eski SSCB ve Çin gibi ülkeler yoğun direniş göstereceklerdir.Yeni pazarlar açılmaz,stagflasyona bağlı krizler patlarsa Batı Avrupa’da bölgesel blokların konumu ticari savaşta şiddetin artacağının habercisidir.Rekabette geri kalan korumacılığa yönelecektir.Euro dolara alternatif bir rezerv parasıdır,ancak değer kaybettikçe bu işlevi sınırlı hale gelir.
Sermayeyi tekelleştiren teknolojik gelişimlerin yaratacağı çekişme ve büyüme buluşları hızlandırırken, devrimi yakalayamayan yani zarar görenler için durum tehlikelidir.Tarımsal üretime alınan darbe Çevre’de tepki oluşturacak Merkez’i giderek güçlendirecektir.

2010 Sonrasında Görünüm Ne Olabilir?
Yeni ahlaki ilkelerle düzenlenecek toplumlarda dinsel ve ırkçı akımların yada kültürel milliyetçiliğin etkisiyle ayrımcılık pekişecektir.Teknolojik gelişmeler insanlar ve toplumlar arasındaki ilişkileri altüst ederken bunu yenecek ve artan suç-vahşet-tehdit ortamını yok edecek yeni bir hümanist akımın çıkması kısa vadede imkansız.
Artan müdahale ve sorunlar ‘yeni-yeni düzen’ getirirken,doğadaki herşey gibi yeni düzen de çelişkilere,sorunlara veya beklenmeyen dış etkenlere yenilerek tarih olacaktır.
Kesin olan bugünkü yeni-düzenin,Fukuyama’nın söylediğinin aksine,
‘tarihin,ideolojinin sonu’ olmadığı.Dünya daha çok şeylere sahne olacaktır.

Leave a Reply

borsa yorumlarý  magazin  spor  sosyete  futbol  haberler