<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ERPakademi &#187; Genel</title>
	<atom:link href="http://www.erpakademi.com/category/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.erpakademi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Jun 2010 15:27:30 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>TRANSPORTASYON MODELİNİN TANIMI</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/11/23/transportasyon-modelinin-tanimi/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/11/23/transportasyon-modelinin-tanimi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 21:57:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yazarcizer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=1666</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/11/23/transportasyon-modelinin-tanimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KÜRESELLEŞME NEDİR?</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/11/21/kuresellesme-nedir-2/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/11/21/kuresellesme-nedir-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 23:55:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yazarcizer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[BI]]></category>
		<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=1526</guid>
		<description><![CDATA[Küreselleşme, iktisadi, siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda bazı ortak değerlerin yerel ve milli sınırları aşarak dünya çapına yayılmasını ifade ediyor.
Ekonomiyi tarım toplumu, sanayi toplumu ve bilgi toplumu diye sınıflandırdığımızda her dönemin ihtiyaç duyulan ekonomik sistemi ve politikası farklı olmuştur. Her dönemin kendine göre amaç ve araçları vardır. Günümüzde sıkça ismi geçen küreselleşme bana göre liberalizmin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Küreselleşme, iktisadi, siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda bazı ortak değerlerin yerel ve milli sınırları aşarak dünya çapına yayılmasını ifade ediyor.<br />
Ekonomiyi tarım toplumu, sanayi toplumu ve bilgi toplumu diye sınıflandırdığımızda her dönemin ihtiyaç duyulan ekonomik sistemi ve politikası farklı olmuştur. Her dönemin kendine göre amaç ve araçları vardır. Günümüzde sıkça ismi geçen küreselleşme bana göre liberalizmin yeni versiyonudur. Ön koşulları ise rekabet, üretkenlik, serbest mübadele ve verimliliktir. Bu koşullar kapitalist düzeni andırmaktadır. Küreselleşme diyince ilk akla gelen tek bir ideoloji altında toplanmadır. Bu da ekonomik anlamda tekelci bir yaklaşımdır. Bir bakıma gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkeler üzerinde daha çok söz sahibi olmasıdır.<br />
Son yirmi yıldır, dünyanın neresinde olursa olsun ekonomik sosyal ve siyasal bütün değerlendirmelerde “küreselleşme” anahtar bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Kavram olarak sadece sosyo – politik çözümlemelerde değil, sinema sektöründen , müzikteki yeni akımlara sanatı, insanların tüketim alışkanlıklarından tutumlarına bütün kültürel dokuları derinlemesine etkilemiştir. Bu anlamıyla küreselleşme, yaşamın olduğu her alana sızmıştır.<br />
Küreselleşme, elde ettiği bu popülarite sayesinde pek çok çözümlemede de merkezi öbek olarak kullanılmıştır. Dar manasıyla, sermaye hareketlerinin dünyanın tümüne yayılması etkisi olarak ifadelendirilebilecek olan küreselleşmenin özellikle teknolojik gelişmelerin paralellerinde dünyayı bir finans piyasasına çevirdiği görülmektedir. “BM İnsani Kalkınma Raporu (HDR)’ ye göre her gün 1.5 trilyon dolardan fazla para el değiştirmektedir. (Bozkurt,2000,s:29)”. Fakat tüm bunlara rağmen küreselleşmeyi sadece finans piyasalarının etkinliğinin artması şeklinde yorumlamak sığ bir bakış açısına sahip olmak demektir. Çünkü “küreselleşme ekonomik olduğu kadar siyasal, teknolojik ve kültürel bir olgudur.(Giddens,2000,s:23)”.<br />
A)	KÜRESELLEŞMENİN ARKEOLOJİSİ:<br />
Aslında basit manasıyla, yani sermayenin etki alanının artması anlamında, küreselleşme, daha Endüstri Devrimi’nin başından itibaren varolan bir olgudur. Örneğin daha 18.yüzyılın başında ünlü iktisatçı A.Smith, “ekonomide bir işbölümü olduğunu ve ticaretin sınırlar ötesinde işlemesi gerektiğini (Aktan, 1994,s:24)” savundu. Ancak Endüstri Devriminin ilk döneminde uygulama alanı bulan bu görüş, piyasa mekanizmasının yapısı ağır sosyal sosyal şartları çözemeyince özellikle 19.yüzyılın ortalarından itibaren alternatif fikirlerin çıkması sonucunu doğurdu.<br />
Özellikle bunalımlı 1920’lerin ardında serbest piyasa modeline karşılık şüpheler artarken, “bu bunalıma karşı öne sürülen korportist alternatiflere karşı liberal yanıt “Keynesyenizm” oldu. (Ölmezoğulları,s:15)”.<br />
Keynesyen ekonomik anlayış, talep yanlı politikalarıyla satın alma gücü yaratılmasına dayanıyordu. Bu tip ekonomik politikaların sonucu olarak “Fordist” üretim organizasyonları doğdu. Fordist yapılanmalar, geniş ölçekli üretim birimlerinde yine çok sayıda iş görenin istihdam edilmesinden oluşmaktaydı. Standartlaştırılmış ve küçük parçalara ayrılmış işlerde çalışanlar yine standart ve eskiye oranla daha yüksek ücretler alıyorlardı. Bu yapı aynı zamanda Keynesyen ekonomik politikaların hedefleriyle örtüşmekteydi. Buradan hareketle Fordizmin yapısı genel olarak üç başlık altında toplanabilir;</p>
<p>1.	“Seri üretim kitlesel üretimi önceden varsayar<br />
2.	Fordizm korunmuş bir ulusal Pazar sistemiyle bağlantılıdır. Bu sistem seri üretim yapanların sabit giderlerini karşılamada da yardımcı olmaktadır.<br />
3.	Seri üretim modeli talepteki ani düşüşler karşısında duyarlıdır. Özellikle bunalım dönemlerinde ücretler yükseltilmiş, kredi olanakları arttırılmış, ücretsiz kesime yapılan maddi yardımlar da arttırılmıştır. Böylelikle talepteki ani düşüşler önlenmek istenmiştir. ( R. Murray,s;48) “.<br />
Ancak 1970’lerin başından itibaren bu yapı işlerliğini yitirmeye başlamıştır. İç pazarların doyması ve tüketicilerin seri üretim ürünleri yerine kendi kişisel ihtiyaçlarına cevap veren esnek tarzdaki ürünleri tercih etmesi, diğer bir deyişle “tüketicinin nazlanır hale gelmesi (Bozkurt,1996,s:50)”, hammadde fiyatlarının aşırı yükselmesi, Bretton – Wodds’la birlikte kurulan döviz sisteminin çözülmesi Keynesyen modelin sorgulanması sonucunu doğurdu. Keynesyen politikalar artık güvenini yitirmişti, çünkü teorinin en önemli tezlerinden yüksek enflasyonun beraberinde istihdam hacmini genişleteceği öngörüsü başarısız olmuştu. İstihdamın korunması için getirilen sosyal önlemler artık üretim yapabilmek için önemli bir külfetti, ayrıca sosyal dengeyi sağlamak için kamu harcamalarının boyutları oldukça büyümüştü ve bu durum devletin müdahalesini etkisizleştiriyordu.<br />
Böyle bir ortamda üretim sürecinde, çıkış noktasını yüksek teknolojiler oluşturdu. Ayrıca nispeten daha liberal politikaların uygulandığı Japonya ve diğer bazı Güneydoğu Asya ülkeleri bunalımı rahatlıkla atlattılar. Japon modeli ürün elastikiyetine dayanıyordu ve ileri teknoloji kullanımına elverişliydi. Bununla birlikte Amerikalı iktisatçıFreidman’nın yeni liberal – monetarist görüşleri hükümetler için ilgi çekici alternatifler oluşturuyordu.<br />
Artık ekonominin organizasyonu neo – liberal politikaların getirdiği ilkeler uyarınca yapılıyordu. Ulusal ekonomileri koruyan gümrük duvarları kaldırılmış, istihdam üzerindeki sosyal amaçlı korumalar zayıflatılmıştı. 1980’lerde anılan politikaları uygulan hükümetler dünya çapında iktidara gelmeye başladılar ( ABD’de Reagan, İngiltere’de Theatcher, Almanya’da Kohl, Türkiye’de Özal hükümetleri örnek olarak gösterilebilir). Ayrıca 1980’lerin sonunda liberal batı toplumlarının karşısındaki en önemli alternatif olan sosyalist modelde çözülünce “küreselleşmenin” kavram olarak da “küreselleşmesi” önünde hiçbir engel kalmadı.<br />
II.	KÜRESELLEŞMENİN ETKİLERİ VE GETİRDİĞİ SORUNLAR:<br />
A)	 Küreselleşmenin Ekonomik Etkileri ve Yeni Ekonomik Sorunlar:<br />
Küreselleşmenin etkilerini, bu bağlamda sorunlarını da, kategorilere ayırmak son derece güçtür (ve belki yanıltıcı olabilir). Bunu kabul ederek belki de bu kategorik bakışın etkilerin ve sorunların anlaşılmasına aynı zamanda bağlantılarının kurulmasına yardımı olabilir. Küreselleşmenin ekonomiye yaptığı en önemli etki, şüphesiz sermaye hareketlerine getirdiği müthiş akışkanlıktır. Küreselleşme sayesinde dünya finans piyasaları birbirine tarihte ilk kez entegre olmuştur. Burada finans piyasalarının günlük hacminin 1.5 trilyon dolardan fazla olduğunu hatırlatılması faydalıdır. Sermayenin bu inanılmaz hızla el değiştirmesi sonucu reel ekonominin payı da giderek azalmaktadır. Bu durum üretime ayrılan payların azalmasına neden olmaktadır.<br />
Bunun yanında küresel ekonominin en karakteristik özelliği uluslar arası şirketlere dayanmasıdır. “1970’li yıllarda çokuluslu şirketlerin sayısı birkaç yüzü geçmezken bugün sayıları 40.000’i aşmaktadır. Ayrıca dünyadaki belli başlı 200 şirketin global cirosu, bütün dünyadaki ekonomik faaliyetlerin ¼ ‘ünden fazladır. ( Rambert,s:27)”. Bu duruma başka bir çarpıcı örnek ise “General Motors’un cirosu Danimarka’nın GSMH’dan, Toyota’nınki de Norveç’in GSMH’dan fazla olmasıdır (Rambert,s:25)”.<br />
Uluslararası şirketler, küreselleşmenin en önemli ekonomik etkilerinin belirleyicisi olarak görülmektedir. Uluslar arası şirketler, “küreselleşmenin getirdiği mal ve hizmet üretiminin artmasının (İyibozkurt,s:37)” en önemli aracıdır. Bu şirketler artık hem ekonominin hem de üretimin yapılanmasında belirleyici hale gelmiştir. Uluslar arası şirketler, üretim faaliyetlerini tüm dünyaya yayarak aynı zamanda işgücü piyasalarını, hammadde piyasalarını ve pazarların hacmini geliştirmektedirler. Ancak bu şirketler izledikleri üretim politikalarıyla ülkelerin toplam gelirlerini ve bu gelirlerin dağılımını da önemli ölçüde etkilemektedir.<br />
Uluslar arası şirketlerin bu denli önemli hale gelmesi, çeşitli tepkisel akımların oluşmasında da etkili olmuştur. Özellikle bu yapıların sosyal hakların yeterince gelişmediği ülkelere yönelmesi bu tepkileri arttırmaktadır. “ Uluslar arası şirketler ekonomik avantajların gösterdiği yere yerleşecektir. Maliyetleri yerel hükümetlere yıkacaklar, rahatsız edilirlerde gitme tehdidini ortaya atacaklar ve hem ücretleri hem de sosyal maliyetleri aşağıya çekmeye çalışacaklardır. (Hırst, Thompson,s:15)”. Aynı zamanda bu şirketlerin ülkeler arasındaki gelir eşitsizliğinin en önemli nedeni olduğu öne sürülmektedir. “özellikle üçüncü dünya ülkelerinde bu şirketlerin sermaye sahiplerinin az olduğuna (Zurawicki,s:66)” dikkat çekilerek, bu gibi bir yapının küreselleşmeye “emperyalizmin yeni yüzü” niteliğini kazandırdığı savunulmaktadır.<br />
Küresel ekonominin başka bir önemli etkisi finans piyasaları üzerinde kuvvetle görülmektedir. Ancak bu yapının da bir çok problemi beraberinde getirdiği açıktır. Finansal hareketlerin çok hızlı gelişmesi yıkıcı etkilere nenden olmaktadır. Bu güçler hemen hiçbir sorumluluğu olmaksızın tüm dünyada rahatça hareket edebilmelerine karşın, eğer girdikleri piyasada umdukları kâr hadlerine ulaşmazlarsa hemen başka bir ülkenin piyasasına girebilmektedirler.<br />
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte hızını arttıran uluslar arası finans piyasaları, en küçük olumsuzluklara bile aşırı refleks vermektedirler. Böyle bir ortamda yaşanan ekonomik krizlerin etkileri ve alanı çok geniş çaplı olmaktadır. Asya krizi buna en iyi örnektir. “Kendi bölgesinde bile çok önemli bir olmayan Tayland’ın parasını devalüe etmeye zorlanmasıyla başlayan krizin nelere yol açabileceğini hiç kimse tahmin edememişti. Ancak Tayland’da başlayan kur depreminin yayılış hızı ve etki alanı gerçekten şaşırtıcıydı. Temmuzdan eylüle kadar geçen sürede Malezya, Singapur, Endonezya ve G. Kore’de keskin devalüasyonlar bir birini izliyor, hemen tüm Asya ülkelerinde ve binlerce kilometre uzaklıktaki Brezilya’da hisse senedi borsalarında büyük çaplı düşüşler yaşanıyordu (Uluagay, s:21)”<br />
Bu türden bir yapının kontrol edilmesi bir hayli güçtür. Gelişmiş ülkelerin hükümetlerinin aldığı önlemler yetersiz kalırken, gelişmekte olan ülkeler hem pastadan aldıkları payı arttırmak için teşvikler ve vergi indirimleri sonucu ortaya çıkan sorunları aşmakla uğraşırken, hem de böylesine ürkütücü bir yapıdan korunmak için gerekli mekanizmaları oluşturamamaktadırlar.<br />
Takip edilemeyecek kadar hızlı ve geniş finansal piyasalar ve uluslararası şirketlerin ana palanını oluşturduğu ekonomide, firmaların hedefleri ve örgütlenme biçimleri de farklılaşmaktadır. Küreselleşme, ulusal piyasaları yıkarken, pazardan pay alma yarışını da arttırmıştır. Artan serbest rekabet karşısında şirketler faaliyetlerini uluslararasılaştırırken aynı zamanda farklı kültürlere ve coğrafyalara ürün pazarlayabilecek esnek yapıyı oluşturmalarını da şart kılmaktadır.<br />
Bu şartlar göz önüne alındığında, firmalar hem işgücü hem de hammadde olarak daha esnek yapıya sahip olma gereği ortaya çıkar. Ayrıca teknolojinin getirdiği değişiklikler sonucunda benzer olarak değişen ve gelişen pazarların nabzını kavrayacak yönetsel tutumlar önem kazanmaktadır.<br />
A)	Küreselleşmenin Sosyal Etkileri ve Sosyal Sorunlar:<br />
Küreselleşmenin getirdiği sosyal etkileri ekonomik etkilerden ayırmak çok kolay değildir. Sosyal sorunlarla ekonomik sorunları en fazla yaklaştıran alan gelir dağılımıdır. Özellikle küreselleşmenin yeni bir dalga olarak ortaya çıktığı 1980’lerin başından itibaren hem ülkeler arasında hem de ülkelerin kendi içinde gelir dağılımı oranları giderek kötüleşmektedir. Bu konuda rakamlar çok çarpıcı gelişmeleri ifade etmektedir:</p>
<p>•	“Dünyanın en zengin ülkesiyle en fakir ülkesinin ortalama geliri arasındaki oran 19.yüzyılın sonlarında 9’a 1 iken, günümüzde bu oran 60’a 1’dir ( Birdsdall,s:27)<br />
•	“Dünya nüfusunun en yoksul 1/5’nin payı 1989 ile 1998 yılları arasında %2.3’ten %1.4’e düşmüştür. En zengin 1/5’in oranı ise yükselmiştir (Giddens, s:27)<br />
•	BM’in 1998 yılı insani kalkınma raporuna göre zenginlerin küresel gelirden aldıkları pay %75’ten %85’e yükselmiştir. Ayrıca Güneydoğu Asya nüfusunun %59’u günde 1 Dolardan az kazanmaktadır. Benzer olarak en zengin 225 kişinin mal varlığı Afrika kıtasının GSMH’a eşittir. (Kaplanseren,s:3)<br />
“Yapılan bir çok araştırma küreselleşme sürecinde ülkelerin yurtiçindeki gelir dağılımı adaletsizliklerini de arttırdığı görülmektedir. (İyibozkurt,s:291)”. Bu durum dünyanın en yüksek refah sahip ülkesi sayılan ABD için de geçerlidir. Örneğin “Amerikan halkının kişi başına düşen GSMH 1973 ve 1994 yıllarında reel olarak artmasına rağmen işçi kesiminin ¾’ünün ortalama ücreti %19 oranında gerilemiştir. Piramidin en altında yer alan nüfus 20 yıl öncesine göre %25 daha az ücret almaktadır (Bozkurt,2000,s:99)”. Ayrıca “halen her 8 Amerikalından 1’i fakirlik sınırında yaşamaktadır (Mc Ginn, Mc Cormick,s:21)”.<br />
Küreselleşme, gelir dağılımı bozukluğuna paralel olarak sosyal refah devleti anlayışının yıkılmasıyla birlikte işsizlik oranları artmıştır. Özellikle küresel rekabete vurgu yapan hükümetler, işgücü üzerindeki sosyal amaçlı koruma mekanizmalarını kaldırma eğilimindedirler. Özelikle Avrupa ülkelerinde bu yapı daha etkin bir şekilde görülmektedir. “Avrupalı işçilerin durgunluk dönemindeki işsizlikten korunmak için çaba sarf etmeleri sonucu, işçi çıkarmak uzun ve zor bir süreç haline geldi. İşten çıkarmanın yüksek maliyetini az sayıda firma karşılayabilir oldu. Avrupa ekonomisinde kimsenin yeni işçi almayı ve işçilerini işten çıkarmayı göze alamadığı bir döngü oluştu. Bu yeni koşullar altında Avrupalı firmalar genişlemek için işe almanın ve işten çıkartmanın maliyetinin o kadar yüksek olmadığı yerlere taşındılar (Thurow,s:107)”. Küreselleşmenin tanımı gereği mobilitesi yüksek olan sermayenin hareketliliğini daha da arttırmasına karşılık, mobilitesi düşük emek faktörünü aynı ölçüde rahatlatamamakta ve üzerindeki korumaları kaldırarak emek ve sermaye arasındaki farklılaşmayı arttırmaktadır.<br />
Ayrıca emek üzerindeki korumalar kaldırılırken sınai işgücünün yoğun olduğu endüstri toplumlarında yarı vasıflı – vasıfsız ile vasıflı işgücü ayrımına neden olmaktadır. Bu durum sanayi toplumunun ana aktörlerinden sendikaların gücünü törpülemektedir. Sendikalar küreselleşme sürecinde “son 20 yılda OECD ülkelerinde üye sayılarını %36’dan %27’e düşürmüştür (Tokol,s:141)”. Böylesine bir ortamda vasıfsız işçiler toplu pazarlık dolayısıyla yüksek ücret şansını hatta istihdam olanaklarını kaybederlerken, vasıflı işgücü bireysel pazarlık esnekliğinde işgücü piyasalarını esnekleştirmektedir.<br />
Özellikle hizmetler sektöründe istihdam edilen vasıflı işgücüne yapılacak dönüşüm için gerekli eğitsel faaliyetlerin ve bunların maliyetlerinin nasıl karşılanacağı önemli bir problem olarak durmaktadır. Öyle ki, bu ortamda sadece vasıfsız işçiler değil “teknolojik yeniliklerin çok kısa sürede neredeyse demode olacak şekilde hızlı bir gelişme sürecinde oluşu yüksek vasıflı elemanların sürekli kendilerini yenilemelerini de gerekli kılmaktadır (Kurtulmuş,s:149)”.<br />
Bu gelişmeler küreselleşmeye duyulan tepkileri arttırmaktadır. Tüm toplumsal değişimlerde olduğu gibi küreselleşmeye de en şiddetli tepkiler “kaybedenlerden” gelmektedir. “ilk tepki gösterenler zengin sanayileşmiş ülkelerdeki işçiler ve kimi işverenler olmuştur. Bu gruplar, işsizliğin tırmanışını, bazı sektörlerin ve firmaların rekabet gücünü kaybetmesine bağlamakta ve özellikle Asya ülkelerinin yükselen rekabet gücüne diş bilemektedirler (Uluagay,s:91)”.<br />
Özellikle son birkaç yıldır bu tepkiler daha organize bir biçimde dile getirilmeye başlanmıştır. 1999’da Seattle’da, 2000’de Melbourne’da ve Prag’da meydana gelen, zaman zaman şiddet yüklü, bu gösteriler buna en iyi örnektir. Bu gruplar kendilerine “İşçi Kitle Protestosu (The Economist,s:85)” adını verseler bile işçi örgütlenmeleriyle birlikte radikal sol ve gruplar bu oluşuma destek vermektedirler. Ayrıca bu gruplar daha fazla organize olarak küresel anlamda politikalar üretmeye başlamışlardır. Özellikle “İnsan hakları ve ekolojik duyarlılıklara sahip bir manifesto (The Economist,s:86)” hazırlığı içindedirler. Bu düzlemden bakıldığında bu tip oluşumlara “nostalji” havasında yaklaşmanın hatalı bir tutum olacağı açıktır.<br />
Eğer küreselleşmenin arkasındaki kamuoyu desteği sağlanamazsa getirdiği ağır sosyal problemlerin çözülmesi çok mümkün görülmemektedir. Bu anlamda problemlerin çözülmesi için sivil inisiyatiflere yol verilmesi gerekmektedir. Eylül ayında Prag’da yapılan IMF- Dünya Bankası ortak toplantılarında Dünya Bankası Başkanı Wolfenshon “dışarıda gösteri yapmaya çalışanlar doğru sorular soruyorlar. Bu soruları dinleyip çözüm bulmak bize düşüyor (Kumcu)” diyerek bu türden bir duyarlılığı yansıtmaktadır.<br />
C)	Küreselleşmenin Kültürel Etkileri:<br />
Küreselleşmeye her ne kadar bazı görüşler sadece ekonomik boyutu olan bir olgu olarak yaklaşsalar da, kültürel olarak da önemli bir dönüşümü ifade etmektedir. Özellikle yeni teknolojilerin kullanımıyla yeni kültürel kodlar tüm dünyaya rahatlıkla yayılmaktadır. Bu türden bir yapının getireceği, dünya çapında kendine özgü bir düzene sahiptir. “Gündelik tecrübe ve pratikleri dönüştüren yeni kültürel üretim ve yeniden üretim tekniklerinin ortaya çıkışının vurgulanması (Feathersone,1996,s:94) olarak tanımlanabilecek küresel kültürel dönüşüm, küreselleşmenin boyutlarının anlaşılmasında önemli bir sacayağını oluşturmaktadır.<br />
“Global bir kültürün varlığını savunanlar yerel olanın küreselleşmesiyle ve özgün yerel kültürel ürünlerin kozmopolitleşmesiyle artık bir global kültürün oluştuğunu ortaya atmaktadırlar (Keyman,s:41)”. Ancak bu global kültürün niteliği üzerinde farklı yorumlar yapılmaktadır. Bazı görüşler, bu türden bir kültürel yapının dünyanın farklı alanlarındaki çeşitliliği ortadan kaldırarak hem de iletişim kanallarını kullanarak “kültürel farklılık üzerinde bir hegemonya yarattığını(Wheller,s:359)” hem de bu durumun farklı kültürlerde farklı gerilimler yarattığını öne sürmektedirler. Ancak karşıt görüştekiler bu yapının alt kültürler üzerindeki baskıyı kaldırdığını ve “başkalarının sesinin tüm dünya yüzeyine yayılmasını sağladığına dikkat çekmektedirler (Wheller, s:359)”. Ancak herhalde global kültüre yapılan en radikal eleştiri küreselleşmenin kültürel motifleri kullanarak, kendi emperyalizmini yarattığı ve bu durumun sömürgecilikle aynı olduğudur.<br />
Benzer eleştiriler ve taraf oluşlar aslında tekrar tekrar gözden geçirilmek durumundadır. Zaten kültürel fonksiyonlar üzerine odaklanan sosyal bilimlerin metot ve içerik olarak önemli değişmeler yaşadığı bu dönemde bu türden çözümlemeler konunun algılanmasını zorlaştırır. Bu yorumlar yapılırken genellikle sosyolojinin endüstri toplumunu açıklamaya yönelik kuram ve kavramları kullanılmaktadır. Ancak bu yapının 21. Yüzyıl küresel toplumunda geçerliliği tartışma konusu yapılmaktadır. Anthony Smith’e göre bu anlayış “hizmet toplumunun birbirine bağlı yapılarının kavranması önünde bir engel teşkil etmektedir (A. D. Smith,s:175)”.<br />
Bir başka yönden bakıldığında küresel kültürün oluşumunun yok sayılması da anlamlı bir tepkiyi ifade etmez. Elbette, bu yapının getirdiği bazı olumsuzluklar olmasına rağmen önemli olan pozitif yönünün arttırılması için uğraş vermektir. Bu anlamıyla global kültür emperyalizmden farklıdır. “Çünkü emperyalizm etnik ya da ulusal bir ideolojiye sahipken bugünkü durum ideolojik ve ulusal karakteri aşmakta ve teknolojik altyapıyı da kullanarak kozmopolit bir yapıya bürünmektedir (A.D. Smith,s:176)”. Böylesine bir değişimin Helen, Roma ya da 18. Yüzyıldaki emperyalist yapıyla aynı başlık altında toplamak çok faydalı sonuçlar vermez. “Anılan dönemde kültürel yapılar küresel değil, hakim medeniyetin kendi sembol ve mitlerinin yayılmasından ibaretti. Ancak günümüzde yaşanan durumda kültür, zaman ve mekana bağlı değildir, ayrıca sembollerin karıştığı görülmektedir (A.D. Smith,s:177)”.<br />
Böyle karmaşık yapıya sahip küresel kültür farklı kaynaklardan beslenmektedir. Aslında tek bir küresel kültürün oluşmasının değil, değişik kültürlerin bir araya gelmesi ve oluşan kompleks yapının etki alanının genişlemesi söz konusudur.<br />
Küresel kültürün oluşum sürecinde olması bir birinden çok farklı görüşlerin ve öngörülerin bir arada bulunması sonucunu doğurur. Fakat buna rağmen küresel kültür üzerinde ortak noktalardan hareketle “global kültür, bolluk yaratan ürün yelpazesi, etnik yapılı yerel motifler ve bunların oluşturduğu genel insani değer ve ilgilerin bir arada bulunduğu, bütün bunların gelişen iletişim sistemleri ile bağlantılı olduğu yeni bir düzeni anlatmaktadır (A. D. Smith,s:127)”</p>
<p>III.	KÜRESELLEŞMENİN TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİLERİ<br />
Dünyada bir globalleşmeden söz ederken  Türkiye’nin konumu ve geleceği nasıl olur   veya nasıl olacak diye bir soru sormamız gerekir. Globalleşen dünyada bir çok kutuplaşmalar ve çeşitli bloklar oluşmaktadır. Türkiye bu gibi yapılara entegre mi olmalı yoksa , otarşik bir yapıda mı bulunmalıdır? Bütün bu sorulara cevap vermek için ülkelerin politikalarına bakmamız gerekir. Örneğin ABD’nin politikası menfaat politikasıdır, eğer bir şeyden çıkar sağlıyorsa ya da faydalı görünüyorsa ABD, o ise girer. ABD için ülkesinin menfaatleri en yüksek seviyededir. Yeri geldiğinde en azılı düşmanıyla bile dost olabilir. Küreselleşme bir taraftan gelişmiş ülkeleri daha zengin yaparken  diğer taraftan da fakir ülkeler daha fakir olmaktadır.Dünyanın giderek küresel bir yoksullaşmasından söz edilmektedir. Belli kurum ve devletler dünya ekonomisinin yarıya yakın payını alırken,diğer devletler daha azını almak zorunda kalıyor. Bu da küreselleşmenin devamında sekteye yol açmaktadır. Giderek küreselleşmeye karşı protestolar ve mitingler yapılmakta, yeni sosyal ve siyasal yapı biçimleri ortaya çıkmaktadır. Artık, küreselleşme taraftarları ve karşıtları diye belli gruplar var.<br />
Küreselleşme içinde Türkiye’ye baktığımızda etkin bir siyaset ve politikadan söz edemeyiz. Her ne kadar dünya küreselleşse de , her ne kadar ülkeler bir birine yakınlaşsa da, Türkiye etkin ve tavizsiz bir politika gütmedikten sonra ve daha da önemlisi iyi bir ekonomiye sahip olmadıktan sonra globalleşen dünyada herhangi bir söz hakkının bulunmayacağı çoğu tarafından bilinmektedir. Politikacılar da bunun bilincinde ve bundan dolayı AB’ye girmek için yoğun bir çapa harcamaktadırlar.Ayrıca küreselleşmenin getirdiği bir çok sorun da belirmektedir.<br />
Kürerelleşme ve ekolojik tehlike giderek önem kazanmakta, ulusal olan değersizleşmededir. İşte bu noktada bir ülke vatandaşından veya ulustan söz etmek de olanaksızlaşıyor. Artık, ülkeler politikalarını gözden geçirmekte ve baskıcı zihniyete sahip yönetimler yerini gederek demokratik yönetimlere bırakmaktadır. Bunda da etkin olan olgu ise kürerelleşmedir. Ülkeler içinde bir çok etnik unsurları barındırmaktadır ve bu topluluklar özerkliklerini isteme hakkına sahip olmaya başladılar küreselleşmeyle. Nitekim çoğu ülke politikaları da bu yönde bir politika gütmek zorunda kalmıştır. Bu çok kültürlülük siyasi doğruculuk ile ülke politikalarında güvence altına alınmaya çalışılmaktadır. Bu ABD’de totaliteryen bir yapıya dönüşürken, bizde ise başı boşluk söz konusudur.<br />
Küreselleşme postmodernizmin bir söylemi gibidir. Postmodernizmin söylemlerinde insana değer verilmekte, çoğulculuk önemsenmekte ve insanın topluma yabancılaşması hoş görülmemektedir ama, her zaman söylemler pratikte uygulanamamaktadır. Bildiğimiz gibi küreselleşme yeni bir kapitalizm oluşturmaktadır. Bu da yeni liberallerin politikalarından türemektedir. Fukuyama, dünyanın artık liberal ekonomi ve politikalara bağlı olacağını ve giderek liberal politikaların ülke politikalarını belirleyeceğinden söz etmektedir. Tabi ki bu da yeni bir kapitalizm oluşturacaktır.<br />
Bütün bu söylem ve beliren yapılara bakarsak, Türkiye için bir gelecek profili çizebilmek mümkün gözükmektedir. Türkiye’nin şu anki politikasına baktığımızda ABD yanlısı bir yanı var, bu da bize ileride Türkiye’nin de bu yeni liberal politikalara uyum sağlayacağı ve ülke içindeki sosyo-politik yapısını bu şekilde ayarlayacağı izlenimini bize vermektedir. Şunu da belirtmek gerekir ki, eğer Türkiye akıllı bir politika öne sürmezse yeni sosyo-ekonomik krizlere ulaşabilir. İlk önce Türkiye’nin yapması gereken; IMF’nin elinden kurtulması ve kendi sanayisini kurmasıdır. Yabancı sermayeden çok ülke vatandaşına güvenmeli, bir şey ortaya sunulurken vatandaşın fikri alınmalı ve daha doğrusu ülke içindeki çeşitli etnik kimliklere olanaklar sunulmalı,dışlanmamalı ve onlara  demokrasinin gereği olan her türlü etkinliğe katılma imkanı sunulmalı. Bu ülke içinde yaşayan bütün vatandaşlara sunulması gereken haktır ayrıca. Örneğin; insanlar istediği sendika ya da sivil toplum kuruluşlarına üye olabilmelidir. Ama Türkiye’de bu, pek de mümkün  değil, çünkü daha demokrasi kültürü, diyalojik demokrasi ve sivil itiraz gibi kavramlar gelişmemiştir. Hatta diyebiliriz ki, Türkiye’deki millet vekillerini çoğu bu kavramları dahi bilmemektedir. Bu gibi kavramları bilmeyenlerden nasıl böyle bir istekte bulunabiliriz ki? O zaman yapılması gereken politika yapanların bilgilenmesi ve değiştirilmesi gerekir. Bunu da yapacak olan halktır, halk da kendini yetiştirmeli ve sorumlu bir vatandaş olmalı, dahası hak ve özgürlüklerinin bilincinde olmalıdır.<br />
Özellikle son dönemde finans piyasalarında yaşanan ve etkileri global düzeyde görülen krizlerin engellenmesine yönelik olarak ciddi arayışlar söz konusu.Küresel düzeyde kuralların ve kurumların oluşturulmasında ciddi bir belirsizlik var. Bu konuda ulus devletler tek başlarına yetersiz kalmaktadır.Nitekim çokuluslu sermaye ulusal engellerle karşılaştığında kendisine çok daha cazip imkanlar sunan başka bir ülkeye çok hızlı bir şekilde gidebiliyor.<br />
Dünya Bankası, IMF, Dünya Ticaret Örgütü gibi kurumlar da Uluslar arası krizlere çözüm bulmada ve kuralları oluşturmada çok yetersiz kalmaktadır.Küresel bir yönetimin kurulması ve ülkelerin küresel düzeyde belli konularda işbirliği yapması küresel kuralların oluşturulmasında ve krizlerin çözümlenmesinde getirilen bir öneri ama, yakın bir dönemde küresel yönetimin etkin bir şekilde kurulması mümkün görünmemektedir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki gelişmişlik farkı ve eşitsizliğin giderek artması ülkeler arasında küreselleşmeye tepkileri arttırmaktadır.<br />
Enformasyon teknolojilerini kullananların küreselleşme sürecinde avantaj kazanması ve bu teknolojilere ve alt yapıya sahip ülkelerin gelişmiş ülkeler olması aradaki gelişmişlik farkını açmaktadır. Küreselleşme sürecinde gelişmiş ülkelerde de az gelişmiş ülkelerde de bu sürece tepkiler yükselmekte ve içe kapanmaya yönelik sesler gelmektedir. Milliyetçi partilerin ve ırkçı hareketlerin yükselişine bu süreçte tanık olunmaktadır. Gelişmiş ülkelerden az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere  yönelik olarak dolaylı ve doğrudan yardımların artması küresel huzursuzlukları azaltmada izlenebilecek bir yoldur. Ve bunun örnekleri de son dönemde sıkça görülmektedir. Buna rağmen özellikle bu süreçte hem sermaye hem de teknoloji ve insan gücü açısından çok geride bulunan bir çok Afrika ve üçüncü dünya ülkesinin durumu karamsar gözükmektedir.<br />
Sürekli öğrenme, ülke , kurum ve kuruluşlar açısından rekabette avantajın temel anahtarı olacaktır. Sendikalar geçmişten farklı olarak yeni işlevler yüklenmek zorunda kalacaklardır. Bilgi işçileri ve yeni ekonominin yükselişi sendikaların güç kaybının devam etmesine neden olacaktır. Sendikaların varlığını devam ettirebilmeleri amacıyla uluslar üstü sermaye gibi sendikalarında küresel gelişmeleri takip etme ve küresel düzeyde işbirliğine gitmeleri gerekmektedir.<br />
SONUÇ:<br />
Küreselleşme her şeyden önce bir olgudur ve buna karşı olmak ya da taraf olmak çok anlamlı tavırları ifade etmez. Eğer tarihin teleolojik olarak ileri giden bir düzlem olduğu düşünülürse, küreselleşme hiç şüphesiz ileri doğru atılmış bir adımdır. Elbette küreselleşmenin getireceği problemler de söz konusu olacaktır. Ancak problemler olgunun tamamen karşısında olmak refleksini geliştirirse bu tavır gerçekçi bir zemine oturmaktan uzaktır. Küreselleşme, toplumsal ve kültürel pek çok sürecin değişmesi anlamına gelecektir. Bu değişim süreci bilinene ideolojik yaklaşımları geçersiz kılmaktadır. Dolayısıyla bu ideolojik çerçevelerden yaklaşılması, sağlıklı ve kabul edilebilir çıkarımlar ortaya çıkarması beklenemez.<br />
Önemli olan tavır, küreselleşmenin bir fiili durum olduğunu kabul etmektir. Taraf olmak ya da karşı çıkmak yerine “durum belirlemeyi” önemli hale getiren bu süreçte, yeni durumun getirilerinin arttırılması ve olumsuzluklarının asgariye indirilmesi için çaba sarf edilmesi gerçekçi ve yapıcı bir tavır olacaktır. Yine küreselleşmenin ortaya çıkardığı durumun olumsuzluklarını öne çıkarmak ve karamsar tablolar çizmek nihilist bir tavrı beraberinde getirmekten öte her hangi bir işleyişe sahip olmayacaktır. İnsanlar yaşamlarına anlamlı bir şekilde sürdürebilmeleri için gelecek hakkında umut beslemek zorundadırlar. Belki de küreselleşme bu açıdan insanlık için iyi bir tecrübe olabilir.</p>
<p>KAYNAKÇA<br />
1.	http://www.isguc.org<br />
2.	http://askaptan.4mg.com/globallesme%20turkiye.htm<br />
3.	www.odevsitesi.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/11/21/kuresellesme-nedir-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>FİNANS NEDİR?</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/11/21/finans-nedir-2/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/11/21/finans-nedir-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 23:37:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yazarcizer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[B2B]]></category>
		<category><![CDATA[B2C]]></category>
		<category><![CDATA[BI]]></category>
		<category><![CDATA[FİNANS]]></category>
		<category><![CDATA[PAZARLAMA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=1490</guid>
		<description><![CDATA[Bireylerin veya finans-dışı kuruluşların internet veya benzer bir iletişim ağı kullanarak gerçekleştirdikleri  finansal işlemler elektronik finans işlemi olarak tanımlanmaktadır.
Bilgi ve iletişim teknolojilerinde son yıllarda yaşanan hızlı gelişim ve değişimler diğer sektörlerde olduğu gibi finansal sektörde de farklı iş modelleri ve kavramların ortaya çıkmasını sağlamıştır. İnternet, geleneksel dağıtım kanallarının yanında veya tek başına kullanılan bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bireylerin veya finans-dışı kuruluşların internet veya benzer bir iletişim ağı kullanarak gerçekleştirdikleri  finansal işlemler elektronik finans işlemi olarak tanımlanmaktadır.<br />
Bilgi ve iletişim teknolojilerinde son yıllarda yaşanan hızlı gelişim ve değişimler diğer sektörlerde olduğu gibi finansal sektörde de farklı iş modelleri ve kavramların ortaya çıkmasını sağlamıştır. İnternet, geleneksel dağıtım kanallarının yanında veya tek başına kullanılan bir dağıtım kanalı olarak 1990’ların ortalarından beri elektronik finans (e-finans) alanında işten-işe (Business to Business &#8211; B2B) ve işten-müşteriye (Business to Customer- B2C) işlemlerde etkin bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır.  Başta bankacılık olmak üzere finans alanında faaliyette bulunan kuruluşlar e-finansa önemli yatırımlar yapmakta ve yeni müşteri edinme ve mevcut müşteriyi elde tutmak için elektronik dağıtım kanallarını etkin olarak kullanmaktadır. Özellikle,<br />
-	ticari bankacılık ve bağlı hizmetler (Checking accounts; debit and credit card; payment services),<br />
-	aracılık (brokerage) ve bağlı güvenlik hizmetleri,<br />
-	fon (aktif) yönetimi,<br />
-	ipotek finansı ve<br />
-	sigortacılık<br />
alanlarında e-finans önemli bir gelişme göstermektedir.<br />
Ödeme sistemleri, elektronik ticaret platformları ve finansal bilgi ve uzman danışmanlık hizmetleri gibi bazı önemli B2B işlemler ile elektronik para (e-money) gibi B2C işlemler de e-finans uygulamaları arasında yerini almıştır. Birçok ülkede kullanılan ve kullanım hacmi önemli bir düzeye ulaşan akıllı kartlar (smart cards) ve diğer değer taşıyan cihazlar (stored-value devices)  ile yapılan işlemler ise e-finansın birer bileşeni olarak elektronik para ve transfer aracı olarak kullanılmaktadır.<br />
E-finansı nelerin oluşturduğu konusunda genel kabul görmüş tanımlar bulunmamakla birlikte bir finansal kuruluşun dahil olduğu  ve internet aracılığıyla yapılan herhangi bir işlem e-finans olarak  kabul edilmektedir. Bu çerçevede;<br />
E- finans işleminin bir ticari değer taşıması için ise sunulan hizmetlerle ilgili işlemlerde bir ödemenin gerçekleşmesi gerekmektedir.”<br />
II.  	E-FİNANS GELİŞİMİ<br />
Finansal sektörde internet kullanımının kısa sayılabilecek bir geçmişi olmasına rağmen, online kanallar kısa sürede önemli bir dağıtım kanalı olarak kabul görmüştür. Açık bilgisayar ağının (network) yaygın olarak kullanılmaya başlanması ve e-finans altyapısının ana çatısını oluşturan bu mimari üzerinde e-finans uygulamalarının düşük maliyetlerle ve kolayca kurulabilmesi olanakları küçük şirketlerin de B2B pazarına girmesinin yolunu açmıştır. E-finans uygulamaları ile şirketler banka hesaplarının yönetimi, fatura ödemeleri, fon (aktif ) yönetimi ve sigorta ürünleri gibi farklı ve geniş alanlarda bütün finansal ihtiyaçlarına uygun internet tabanlı sistemleri kullanmaya başlamıştır. İnternet kullanımının ileri düzeyde kullanıldığı OECD’ye bağlı gelişmiş ekonomilerde yapılan incelemeler küçük ve orta ölçekli kurumların en az yarısının finansal hizmetleri online olarak aldıklarını göstermektedir.<br />
B2C pazarında da benzer şekilde e-finans büyük bir gelişme göstermektedir.  Online olarak perakende finansal işlem yapan müşteri sayısı 1990’ların ortalarından itibaren her yıl ikiye katlanmakta olup, bu sayı OECD alanında toplam 40-50 milyon düzeyindedir. Bu gelişmelere rağmen, bu oran OECD ülkelerindeki toplam nüfusun yüzde beşinden daha az bir orana tekabül etmekte ve online kanallar üzerinden gerçekleştirilen işlemlerin toplam finansal işlemlerdeki payı sınırlı kalmaktadır. Bu aşamada, finansal kuruluşların müşterileriyle olan ilişkilerinin internet yoluyla köklü olarak değiştiğini söylemek erken bir sonuca varmaktır. Fakat, özellikle internet temelinde ilerlemiş finansal piyasalar ile internet kullanımına erken başlayan bazı piyasalarda önemli değişiklikler olmuştur.<br />
E-finansın gelişimi/yükselişi ülkelere göre farklılıklar göstermektedir. Bazı OECD ülkelerinde, online finansın piyasalardaki benimsenmesi beklenen düzeyi yansıtmamakta ve farklı piyasa alanlarında kullanım oranı (toplam nüfusa oranı) sıfır (0) ile yüzde 2,5 arasında değişmektedir.  Bu durum Kıta Avrupası’nın bazı büyük ekonomilerinde dahi görülmektedir.<br />
Algılamanın yüksek olduğu ülkeler arasında konuşma dili İngilizce olan ülkeler, İskandinav ülkeleri ve Kore göze çarpmaktadır. Kullanıcı oranlarındaki değişimler geniş anlamda ülkelere göre internete girişin kullanılabilirliğine (Grafik 1) bağlı olmakla birlikte bazı ek sektörel faktörler de bu gelişmede etkili olmaktadır.</p>
<p>III.	DÜNYADA E-FİNANS<br />
Bankacılık ve brokerage dışında e-finans daha çok B2B işlemlerle sınırlanmıştır.  Büyük kuruluşlarda, portföy yöneticileri kıdem tazminatı ve diğer fonların yönetiminin online yapılmasını sağlayan yeni sistemler  üzerinde çalışmaktadır. Perakende kısımda,  online ticareti yapılan kolektif yatırım ürünleri oranı  oldukça sınırlıdır. ABD’de 2000 yılında internet üzerinden yeni satışı yapılan menkul kıymet yatırım fonu oranı yüzde 5 olarak hesaplanmıştır (Tablo 1). Bu oran herhangi bir ülkede bugüne kadar gerçekleşmiş en büyük oranı temsil etmektedir.<br />
Tablo 1. Farklı alanlarda nüfusa göre e-finans kullanım oranları (yüzde, 2000)</p>
<p>Tasarruf Mevduatı	Kredi Kartları	Bireysel Krediler	Yatırım Fonu	İpotek Karşılığı Kredilere ait Hizmetler	Otomobil Sigortası</p>
<p>Fransa	5	-	-	1	-	-<br />
Almanya	10	1	-	2	-	1<br />
İtalya	3	-	-	1	-	1<br />
Hollanda	5	1	-	2	-	1<br />
İspanya	10	-	-	1	-	1<br />
İsveç	25	1	3	12	1	1<br />
İsviçre	3	1	-	1	-	1<br />
Britanya	25	5	-	2	-	3<br />
ABD	(Veri yok)	3	-	5	1	-</p>
<p>Kaynak:  JP Morgan</p>
<p>OECD ülkelerinde, ipotek karşılığı kredilerle ilgili online piyasalar yeterli ekonomik önemi henüz kazanmamıştır.  Çok az kuruluş kredi başvurularını online olarak almaktadır. Bu şekilde kredi veren kuruluşlar daha çok ABD ve Kuzey Avrupa ülkelerinde bulunmaktadır.  ABD’de internet kullanıcılarının yüzde 5’i online kredi için başvuruda bulunmuş veya başvuru yapmayı planlamaktadır. Ulusal farklılıkların bir diğer nedeni ise farklı piyasa yapılarından kaynaklanmaktadır. ABD ipotek piyasası daha aracı-yönelimlidir. Sektördeki aracılar diğer ülkelerdekine göre değer zincirlerini e-finans ürün ve hizmetlerinin son kullanıcıya kadar sunumu sürecindeki işlem ve işlevlerini internet tabanlı platformlara taşımaya daha isteklidir.</p>
<p>IV. 	E-FİNANSIN GELECEĞİNİ BELİRLEYEN FAKTÖRLER<br />
a)	Talep Faktörü<br />
E-finans müşterilerini etkileyen  üç değişik talep faktörü bulunmaktadır. Bunlar, işlemlerin güvenliği ve müşteri bilgilerinin verildiği satıcıya duyulan güven, e-finans hizmetlerine ait fiyatlar ve müşterilerin online dağıtım kanallarına yönelimlerini sağlayacak olan “uygunluğun algılanması”dır.<br />
İşlemlerin güvenliği diğer etkenlerden ayrı olarak müşteri çekinceleri arasında en önemlisini oluşturmaktadır. Olası müşterilerin diğer talep faktörlerini değerlendirmeden önce güven ve güvenlikle ilgili endişelerinin giderilmesi gerekmektedir. Bu endişeler giderildikten sonra, tüketiciler hizmet kalitesi ve fiyat ile ilgili değerlendirmelerini yapmaktadır. Ancak, perakende müşteriler fiyatlandırma konusunda hassas davranmaktadırlar. Örneğin, banka müşterileri yeni ve ek hizmetleri ücretsiz veya düşük ücretler karşılığı almayı tercih etmektedirler.<br />
Güven ve güvenlik konusunda olası e-finans müşterilerinin ifade ettikleri temel endişeler dört ana kategoride incelenebilir. Bunlar; karşı tarafın (hizmet veren tarafın) kimliği, online işlemlerin güvenliği, servislere kesintisiz erişim ve iletilen bilgilerin bütünselliğinin korunmasıdır.  Müşteri endişeleri bir bütün olarak aşağıda belirtildiği şekilde sınıflandırılabilir.<br />
-	E-finans servis sağlayıcılarının yetkilendirilmesi;  Servis sağlayıcı olmadıkları halde servis sağlayıcı olarak davranabilecek kuruluşlara ve sahtekarlıklara karşı müşterilerin koruması ve gerçek servis sağlayıcılara karşı duyulan güvensizliğin giderilmesi.<br />
-	İnkar edememe; Müşterilerin istem dışı gerçekleştirdikleri işlemlere karşı korunma garantisi ve gerçek işlemlerin gecikmeden ve başkası tarafından değiştirilmeden yerine getirilmesi.<br />
-	Yeterli müşteri desteği; Müşteri şikayetlerinin ele alındığı bir sistemin varlığı ve ortaya çıkan yeni ürün ve gelişmelerle ilgili müşterilerin yeterli oranda bilgilendirilmesi ve desteğin sağlanması .<br />
-	İş devamlılığı garantisi; Büyük hacimli işlem yapan müşterilerin iletişim bağlantısının kesilmesi dolayısıyla karşılaşabilecekleri olası kayıplara karşı güvensizliğin giderilmesi.<br />
-	Veri bütünlüğü ve gizlilik; Müşteri verilerinin istenmeyen değişikliklere karşı korunması ve yetkisiz kişiler tarafından kullanımının engellemesi. Son dönemlerde finansal kuruluşlara yönelik olarak yapılan “hacker” atakları bu endişeleri daha da artırmaktadır.<br />
Kısaca, müşteri güvensizliği, büyük işlemlerin taşıdığı riskten, iş ilişkilerinin sürekliliğinden ve online hizmetlerin karmaşıklığından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, müşteriler uzun vadeli bir ilişkiye neden olabilecek işlemlerden kaçınmaktadır. E-finans satıcıları ve otoriteler bu durumun yeterli ve gerekli bilgilerin müşterilere verilmesi ve eğitim ile aşılacağı inancındadır.<br />
Fiyatlar açısından müşterilerin e-finans ürünlerini kullanmaları iki farklı kapsamda değerlendirilebilir. 1) Tamamıyla yeni veya eklenmiş ürünlere ait fiyatlar ve 2) Dağıtım kanallarına göre mevcut hizmetlere ilişkin uygulanan farklı fiyatlar. Bu iki kategori ile sınırlı olarak uygulanan fiyatların müşteri duyarlılığını çok fazla etkilediği söylenemez. Bunun önemli bir nedeni, online dağıtımın ilk evrelerinden beri piyasa sahibi finansal kuruluşların farklı fiyat uygulamak istememeleridir. Satıcıların sanal ortamdaki taşıma maliyetlerini düşük tutmaları ve tüketicilerin farklı-rakip ürünlere ait bilgilere kolayca erişebilmeleri müşterileri olumlu yönde etkilemiştir. Fiyatlardaki bu esneklik bir çok ülkede e-brokerage alanında başarının nedeni olarak değerlendirilmektedir. İlk defa e-finans hizmeti alan müşteriler fiyatlar konusunda daha duyarlı davranmaktadır.<br />
Göstergeler, finansal kuruluşların e-finans hizmetlerini standart fiyatlarla sunmaya eğilimli olduklarını ve bunun online dağıtım kanalının temel satış kanalı olmasına yardımcı olduğunu doğrulamaktadır. Pazar alanlarına ve ulusal önceliklere göre kalite parametreleri değişmekle birlikte e-finansı cazip kılan nedenler aşağıdaki şekilde özetlenebilir:<br />
-	Zamandan tasarruf.  Müşteriler hizmetleri mekandan bağımsız olarak hızlı ve gerçek zamanlı erişerek alabilmektedir.<br />
-	Gelişmiş erişim. Daha çok finansal hizmet daha çok insan tarafından alınmakta ve perakende hizmet çeşitliliği artmaktadır.<br />
-	Fiyat ve hizmetlerin kolayca karşılaştırılması. Birleşik ve finans portalların ortaya çıkışı ile birlikte müşterilerin ürün ve fiyat karşılaştırması yapması kolaylaşmıştır.<br />
Son olarak müşterilerin dağıtım kanalları (online satıcılar) arasında bir tercih yapmaları, anlaşmazlıkların giderilmesi için gerekli mekanizmaların varlığı ve telafilerin yasal olarak giderilmesine dayanmaktadır. Anlaşmazlıkların giderilmesi için yapılması gereken en basit mekanizma müşterinin yanında fiziksel olarak var olmaktır ancak bu şekilde sorunlar yüz yüze görüşülerek giderilebilir. Bütün OECD ülkelerinde, finansal kuruluşların müşterilerin sorunlarını meşru temellerde ele aldığını denetleyen  mekanizmalar bulunmaktadır. Fakat, online dağıtım kanallarının yeni olması dolayısıyla, özellikle sınır ötesi işlemlerde müşteri sorunlarının çözümü önemli bir eksikliktir.<br />
b) Tedarik faktörü<br />
Finansal kuruluşların hizmetleri internet aracılığıyla sunma yönündeki yaklaşımları diğer ürün ve dağıtım kanallarına olan yaklaşımlarından fazla bir farklılık göstermemektedir. Esas olarak, online hizmetlerle yeniş müşteri kazanmak ve mevcut müşterileri korumak, müşteri başına düşen maliyetleri indirmek, kanallar arası çatışmayı engellemek  ve geleceğe yönelik şirketlerin iyi bir pozisyon almasını sağlamak, tedarik fonksiyonunda öne çıkmaktadır.<br />
Yeni müşteri kazanma ve mevcut müşterileri koruma:  Piyasaya erken giren bir çok kuruluş iyi dizayn edilmiş web siteleri aracılığıyla büyük oranda müşteri çekerken piyasaya geç giren kuruluşlar müşteri tabanlarını korumada zorlanmaktadır. Müşteri sadakati e-finansın başarısında önemli bir etken olmakla birlikte bu sektörlere göre değişmektedir. Yapılan çalışmalarda, bankacılık sektöründe müşteri sadakatinin diğer sektörlere göre daha yüksek olduğu anlaşılmaktadır.<br />
Fiyat ve maliyetler:  İnternet ile birlikte kuruluşlar daha az yatırım yaparak rakip kuruluşların iş alanlarına girebilmekte ve iş hacmi ve hizmet kalitesi bakımından aynı düzeyi yakalayabilmektedir. Bunun için mevcut dağıtım kanalları yerine internet tabanlı dağıtım kanallarını kendi bünyelerinde kurmakta veya dış kaynak kullanarak aynı hizmetleri vermektedirler. E-finans piyasasına giren kuruluşlar arasında dış kaynak kullanımı yaygın olmakla birlikte bankacılık sektöründe özellikle yabancı bankalar piyasaya doğrudan girmeyi tercih etmektedir.<br />
Online dağıtım kanalları, bayii ilişkilerinin online sistemler üzerinden yürütülmesi arka ofis (back-office) ve teknik yardım hizmetlerinin dış kaynak kullanılarak yerine getirilmesi maliyetlerin düşmesine olumlu etki yapmıştır.<br />
Ürün ve işlemler: Bir birinden farklı belirli online ürünlerin pazarlamasında güvenliğin sağlanması önemli bir sorun olarak görünmektedir. Satıcılar online hizmetleri geleneksel ürünlerle rekabet etmek için değil bu ürünleri destekleyen veya tamamlayan bir hizmet olarak sunmaktadır.<br />
Piyasa katılımcıları, kendi iç prosedürlerini online dağıtım platformları ile entegre edebilen stratejiler izleyen kuruluşları başarılı olarak  değerlendirmektedir.<br />
Dağıtım kanalları rekabeti: Dağıtım kanalları arasındaki rekabet müşterilerin ürünlere ve hizmetlere erişim olanaklarının artırılması alanında olmaktadır. Finansal kuruluşlar, dağıtım kanalları arasındaki rekabeti kabul etmekte ancak pazarlama ve dağıtım sürecinde yer alan bağımsız kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen işlemlerden dolayı çıkabilecek sorunlardan endişe duymaktadır.</p>
<p>Geleceğe yönelik stratejiler: Finans sektöründe faaliyette bulunan bütün kuruluşlar kendi e-finans birimlerini kurarak veya yan şirketleri aracılığıyla pazarda geleceğe yönelik pozisyonlarını almaktadır. İş planları, yeni finansal ürünler ve geleceğe yönelik dağıtım sistemlerinin oluşturulmasına dayanmaktadır. İleriki aşamalarda, finansal pazarın büyüklüğü kuruluşların başarılı olması için gerekli potansiyeli oluşturmakta ve az yatırımla daha fazla kazanç sağlama olanakları sunmaktadır. Online müşteri potansiyeli istenilen düzeyde olmayan ve sınırlı sayıda müşteriye sahip e-sigorta ve menkul kıymet piyasasında çok sayıda operatörün varlığı gelecekle ilgili beklentilerin yüksek olmasından kaynaklanmaktadır.</p>
<p>V.	TÜRKİYEDE E-FİNANS<br />
1990 lı yılların ortasında gelişmeye başlayan e-finans günümüzde finansal kurumların ürün ve hizmetlerini internet ortamına taşımalarını sağlamıştır. e-finans içerik ve uygulamaları gelişimini :<br />
- Haber ve Bilgi<br />
- İnteraktif uygulamalar<br />
- İşlem yapılabilirlik<br />
- Gerçek Zamanlı ve Kişiselleştirilmiş servisler<br />
şeklinde kademeli olarak sürdürmektedir. e-finans platformları sayesinde finans bilgisi edinmek isteyen ve/veya finansal işlemlerini gerçekleştirmek isteyen müşteriler derinlikli, karşılaştırılabilir ve doğru bilgiye hızla ulaşabilmektedir. Internet ortamında uygulanması sebebiyle e-finans gerek müşteri gerekse finans dünyası için maliyet indirimi getirmekte olup, aynı zamanda yoğun rekabetin yaşanmasına yolaçmaktadır.<br />
Günümüz e-finans platformlarında bankacılık işlemlerinin bir çoğunun gerçekleştirildiği gibi, poliçe satın alma, menkul kıymet alım satım vb. işlemler gerçekleştirilebilmektedir. Süratle gelişen internet teknolojileri çerçevesinde e-finans platformlarının gelişiminde platformların:<br />
- İleri seviyede esnek olabilmesi<br />
- Hızlı ölçeklenebilirliği<br />
- Müşteri ve tedarikçi entegrasyonu<br />
- Çok katmalı yapı<br />
- Teknolojik gelişmeleri uygulayabilirlik<br />
özellikleri ön plana çıkmaktadır. Bu özelliklere sahip olmayan e-finans platformlarının çağın gerisinde kalması kaçınılmaz gözükmektedir.<br />
Birkaç on yıl içinde şu anki görünümünün tamamen değişmesi muhtemel olan e-finans platformlarında:<br />
- Sınır tanımaksızın<br />
- Günün 24 saati işlem yapılabilen<br />
- Farklı dillerde faaliyet gösteren<br />
- Sofistike değerlendirme araçları ile elektronik danışmanlık rolü üstlenebilecek<br />
e-finans uygulamalarını görmemiz mümkün olacaktır.”</p>
<p>KAYNAKÇA<br />
1.	turk.internet.com<br />
2.	www.tbb.org.tr<br />
3.	www.activefinans.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/11/21/finans-nedir-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Azdırma Tezgahları</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/11/19/azdirma-tezgahlari-3/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/11/19/azdirma-tezgahlari-3/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 22:33:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yazarcizer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[BI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=1424</guid>
		<description><![CDATA[1.	Azdırma Tezgahının Tanıtımı
Freze tezgahlarının, dişli açmada yetersiz kalmalarından ya da diş açma işini istenen kalitede yapamamalarından ötürü azdırma tezgahlarının önemi daha belirginleşmiştir. Azdırma tezgahları, yuvarlanma metodu ile dişli çark açan özel tezgahlardır (Ek 1). Bu tezgahlar sayesinde, dişli çarklarda arzulanan düzgünlük ya da kalite elde edilmiş olur. Azdırma tezgahı adını azdırma frezesi denilen kesici ucundan-çakısından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1.	Azdırma Tezgahının Tanıtımı</p>
<p>Freze tezgahlarının, dişli açmada yetersiz kalmalarından ya da diş açma işini istenen kalitede yapamamalarından ötürü azdırma tezgahlarının önemi daha belirginleşmiştir. Azdırma tezgahları, yuvarlanma metodu ile dişli çark açan özel tezgahlardır (Ek 1). Bu tezgahlar sayesinde, dişli çarklarda arzulanan düzgünlük ya da kalite elde edilmiş olur. Azdırma tezgahı adını azdırma frezesi denilen kesici ucundan-çakısından almıştır. Azdırma frezeleri (Ek 2), sağ ve sol yönlü olarak yapılan özel kesicilerdir. Görünümleri vida biçimindedir ancak azdırma tezgahında her modülden tek çakı olarak bulunur ve bir tezgah tüm modülleri açamaz. Tezgahın kapasitesine göre modülleri de sınırlı olur. Örneğin; 0.5, 0.75, 1, 1.25, 1.5, 1.75, 2 gibi.Azdırma takımlarında dişlerin sırtı tornalanmış ve taşlanmış yüzeyleri vardır. Büyük takımlarda talaş oyuklarına helis verilerek dişlerin sürekli bir şekilde kavranmaları ve işlenen yüzeylerden kesintisiz olarak ayrılmaları sağlanır. Bu şekilde titreşimler de önlenmiş olur. Azdırma tezgahında işlenecek parçaya göre çeşitli tipte çakılar kullanılabilir. En yaygın olan çakı ise hava çeliğinden yapılan çakılardır. Ayrıca, titanyum alaşımlı zincir dişli çakılar ise daha sağlam oldukları için işleme kapasitesini yaklaşık olarak üç kat artırabilirler. Kesme sırasında kullanılan çeşitli sıvılar, kesme sırasında sürtünme kuvvetlerinden dolayı ortaya çıkabilecek çeşitli kırılmalara karşı alınan bir önlemdir. </p>
<p>2.	Azdırma Tezgahonda Gerçekleşen İşlemler</p>
<p>Azdırma tezgahonda işlenecek parçalar 3 çeşit işleme tabi olabilirler:</p>
<p>a)	Düz dişli açma: Düz dişli açma işleminde parçanın ekseniyle dişlerin yönü paraleldir. Diğer bir şekilde ifade etmek gerekirse; parça düz bir yüzeye konulduğunda dişlerle yüzey arasında dik açı olduğu gözlenir.<br />
b)	Helisel dişli açma: Bu işlemde, parçanın ekseniyle dişlerin yönü paralellik göstermez. Parça düz bir yüzey üzerindeyken dişler ile yüzey arasındaki açının dar açı olduğu gözlenecektir. Çakı tezgaha yerleştirilirken belli bir açı verilmesi gerekmektedir.<br />
c)	Nihayetsiz çark: Tanjansiyel başlık gerektiren bu işlem her tezgahta yapılmaz.</p>
<p>3. Azdırma Tezgahınında İşlem Sırası </p>
<p>Ek 3 de bir azdırma tezgahı parça işlerken gösterilmiştir. Azdırma tezgahında işlem sırası aşağıda verildiği gibidir.</p>
<p>a)	İş parçası, tezgahın özeliğine uygun bağlama araçlarıyla tablaya tesbit edilir. Dişli çevresi komparatörle yapılan karşılaştırmalarla kontrol edilir.<br />
b)	Azdırma dişli tezgahlarının doğru olarak ayarlanması çok önemlidir. Tezgahın ayarlarının ve kontrollerinin işleme başlanmaddan önce yapılması tavsiye edilir.<br />
c)	Açılacak dişli düz ise, azdırmanın eğim açısı çakı üzerinden alınarak takıldığı gövdeye verilir.<br />
d)	İş parçasıyla çakının dönüş oranı yani iş ve çakı, bir vida ile çarkı döndürüyormuş gibi düşünülerek, tezgah çark donanımları yapılmalıdır. Bunun için, dişli, diş sayısına göre bölüm dişli çarkları kataloğundan alınarak ilgili yerine takılır (Tam otomatik tezgahlarda bu donanımlar sadece kollarla yapılır.).<br />
e)	Dişlinin açılabilmesi için çakının diş derinliği verildikten sonra, işin dönmesiyle oranlı olarak düşey konumda ilerlemesi yine çark donanımlarıyla sağlanır.<br />
f)	Eğer dişli çark helis dişli ise, kesme sırasında azdırmanın dişleri arasında zorlanarak işin kaymasını önlemek ve helis açısını çıkarabilmek için çakıya göre daha hızlı dönmesi gerekir.<br />
g)	İşlem bitinceye kadar kesme yağı kullanılır. Böylece çakının zorlanması önlenerek düzgün yüzey elde edilmesi sağlanır. </p>
<p>4.	Azdırma Tezgahında İşleme Uygulaması</p>
<p>Ek 4 te, azdırma tezgahında işlenecek bir parçanın teknik çizimi ve de işleme için gerekli olan çeşitli veriler verilmiştir.<br />
Azdırma tezgahının çalışmasıyla ilgili olarak DİŞSAN Redüktör ve Dişli Sanayii ziyaret edilmiştir. </p>
<p>Görüşülen Kişiler	: Yük.Mak.Müh. Aydın YALÇIN<br />
Adres		: İMES Sanayi Sitesi. E-501 Sok. No.19<br />
Telefon		: 0 (216) 364 30 02</p>
<p>İş parçası azdırma tezgahına girmeden önce de çeşitli işlemlerden geçirilir. İşletmeye hammadde olarak gelen parça önce demir testeresiyle kesilir. Demir testeresiyle kesilerek belirli bir boyuta getirilen parça daha sonra torna tezgahına gider. Torna tezgahında işlenen ham malzeme azdırma tezgahında işlenmeye hazır hale getirilir. Azdırma tezgahına getirilen bu parça malafaya sabitlenir. Bu parçayı işlemek için uygun azdırma bıçağı modülüne göre seçilir. Bu aşamada ise, işleme için gerekli ölçüler göz önünde bulundurularak kafa ayarı ve helis açısı ayarı yapılır. Ayrıca diş sayısına göre taksimat çarkı ayarlanır. Tezgaha sabitlenen iş parçasının tam düzgün dönmesi için salgı komparatörleri ile tespit edilen salgısı alınır. Sonraki aşamada ise, kesici uç iş parçasına % 5 kadar deydirilerek suport sıfırlanır ve işleme başlatılır. İşleme otomatik olarak yapılırken kontrol ölçüleri de periyodik olarak alınır. İş parçası aşağıdan yukarıya doğru hareket ederken, çakı ise kendi ekseni etrafında döner. Azdırma tezgahında parçanın işlenmesi sona erdikten sonra ise bu parça freze tezgahına götürülür. Bu tezgahta kamalar açılır. Son olarak ise taşlama tezgahına götürülen parçanın kalitesini artırmaya yönelik işlemler yapılır. </p>
<p>5.	Azdırma Tezgahında Maliyet</p>
<p>Azdırma takım tezgahlarında maliyet, diğer bütün takım tezgahların olduğu gibi değişken bir kavramdır. Talaşlı takım tezgahlarında maliyeti etkileyen çok çeşitli maliyetler vardır. Azdırma takım tezgahları için bunlardan başlıcaları; işin yapılmakta olduğu ülke, işçilik, iş adedi, tezgah amortismanları, işleme süreleri, tezgah bedeli, üretim yöntemi ( kütle üretimi, parti üretimi veya siparişe göre üretim), tezgahın boşta bekleme ve temizlik maliyetleri ve benzerleridir. Toplam maliyet hesaplarında gerekli veriler ise zamanlar ve birim maliyetlerdir. Burada ele alınan zamanlar; iş parçasının bağlanma süresi (t1), iş parçasının sökülme süresi (t2), tezgah temizliği süresi (t3), ölçme süresi (t4), tezgah ayarları süresi (t5), işleme dışı süre (t);</p>
<p>t=t1+t2+t3+t4+t5  olarak bulunur.</p>
<p>İş parçası için esas işleme süresi; tF olsun.<br />
Buradan yola çıkılarak toplam işleme süresi tT=t+tF  olarak ifade edilir.</p>
<p>Giydirilmiş işçi ücreti M olarak alındığında (işleme sürelerinin birimine göre bu büyüklüğn birimine de dikkat edilmelidir.) toplam işleme maliyeti;</p>
<p>C=MxtT  olarak hesaplanır.</p>
<p> Örneğin; Ek 4 te verilen parça için;<br />
                t1=t2= 1 dak.<br />
t3= 5 dak.<br />
t4= 2 dak.<br />
t5= 20 dak.<br />
t= 1+1+5+2+20= 29 dak<br />
Esas işleme süresi: tF= 30 dak.<br />
Toplam işleme süresi: tT=t+tF= 30+29=59 dak. olur.<br />
Giydirilmiş işçi ücreti: M= 15 $ / saat= 0.25 $/dak<br />
Toplam maliyet: C=MxtT=0.25&#215;59= 14.75$ bulunur.<br />
Bu parçanın işlenmesindeki takım ve donanım maliyeti= 2$ ise<br />
Genel maliyetler: CG=14.75+2= 16.75 $ olarak  hesaplanır.	</p>
<p>Kaynaklar</p>
<p>•	İPEKÇİOĞLU, Nusret, ”Frezecilik”, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1994<br />
•	DİNÇMEN, Murat, “Takımlar ve Takım Takım Tezgahları”, Karadeniz Üniversitesi Basımevi, 1984</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/11/19/azdirma-tezgahlari-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DÜZGÜN İŞLEYEN BİR OFİS OLUŞTURMANIN ANAHTARI</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/11/19/duzgun-isleyen-bir-ofis-olusturmanin-anahtari/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/11/19/duzgun-isleyen-bir-ofis-olusturmanin-anahtari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 22:01:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yazarcizer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[BI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=1419</guid>
		<description><![CDATA[BÖLÜM 1
BİLGİ EDİNME YOLUYLA PLANLAMA VE DÜZENLE :
DÜZGÜN İŞLEYEN BİR OFİS OLUŞTURMANIN ANAHTARI 
 Çoğu şirketlerde işler yürür çünkü ‘’biz her zaman böyle yapmışızdır’’ yaklaşımı hakimdir.Doğaldır hakimdir.Doğaldır ki bir şey işliyorsa,hele iyi işliyorsa,hiç dokunulması istenmez.Değişiklik olsun diye değişiklik yapmayın.Bununla birlikte işleri daha iyi yapmanın,etkililik ve üretkenliği artirmanın yolları varsa,onları yürürlüğe koyun.
  Karşılacağınız en büyük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BÖLÜM 1</p>
<p>BİLGİ EDİNME YOLUYLA PLANLAMA VE DÜZENLE :<br />
DÜZGÜN İŞLEYEN BİR OFİS OLUŞTURMANIN ANAHTARI </p>
<p> Çoğu şirketlerde işler yürür çünkü ‘’biz her zaman böyle yapmışızdır’’ yaklaşımı hakimdir.Doğaldır hakimdir.Doğaldır ki bir şey işliyorsa,hele iyi işliyorsa,hiç dokunulması istenmez.Değişiklik olsun diye değişiklik yapmayın.Bununla birlikte işleri daha iyi yapmanın,etkililik ve üretkenliği artirmanın yolları varsa,onları yürürlüğe koyun.<br />
  Karşılacağınız en büyük sorularda biri,sizden önce o işte bir başkasının çalıştığı ve ‘’hiç sorunun bulunmadığı’’ gerçeği olabilir.Yapılacak iiler planlanması,sorunların ortaya çıkmasını beklemeden sizin birşeyler yapmanız anlamına gelir.Ynai neyin yapılması gerektiğini öngörme,doğabilecek olası ‘’dar boğazları’’ ve onlara en iyi şekilde nasıl baş edilebileceğini teşhiz etme demektir.</p>
<p>Yapılacak işler planınızı uygulamaya geçirme</p>
<p>     1.Patronunuz için yapmak zorunda olduğunuzu düşündüğünüz en önemli altı görevi belirleyin ve sıralayın.</p>
<p>      *Tekliflerin vade tarihlerini gözle<br />
      *Kazanılmış/kaybedilmiş teklif raporlarını hazırla<br />
      *Satış müdürleri aylık toplantıları düzenle<br />
      *Müşteri randevularına işlerlik kazandır.<br />
      *Müşterilerle yazıma dosyası tut.<br />
      *Satış hedefleri için raporlar hazırla<br />
    2.Formun solundaki’’Yapılacak işn tanımı’’sütununa uygun düşen maddeleri girin.<br />
    3.En yüksek önem ve zorluk derecesinde 6 taneyi seçip,1’den 6’ya sıralama kullanarak,PATRONUNUZUN GEREKSİNİMİNE GÖRE her maddenin önem ve derecesini seçin ve ‘’Önem’’ sütununa listeleyin.<br />
    4. Şimdi her maddeye bakın ve her işin alacağı zaman ve size çıaracağı güçlük açısından sıralamayı yapın.Sıralama değerini ‘Zorluk’sütuna girin.<br />
    5.Son olarak,eğer varsa sorunları ‘Düşünceler’sutununa yazın.</p>
<p>     Herşeyden önce,patronnuzun görevi yerine getirilmesi için yapmak zorunda olduğu işleri belirlediniz.Sonra bu görevlerin sizin için taşıdığı önem ve zorlu ortaya koydunuz.İki sutunu sıralamaya sokmakta,size göre iş inceliği ile iş zorluğunun ile de aynı derecede olmadığını görebiliriz.Son olarak,’Düşünceler’’bölümünü kullanarak,eğer varsa göz önünde bulundurulacak özel noktaları ortaya çıkarmayı başardınız.Bu paket ilerleme çin gerekebilecek değişiklikleri deneyip uygulaya ilmenizin yanısıra yapılacak işler konusunda planlama yapmanızı sağlar verdiği öncelikler sırasını ve revizyon gerekip gerekmediğini gözden geçirme fırsatını elde etmiş olur.<br />
     Sizin oturup çalışmasından önce yöneticinizin kendi tablosunu hazırlamasını bile isteyebilirsiniz.Görevler hakkında kafasında açıklığa kavuşmuş olur.Bu,aradaki ilişkiyi hem de personeli için yararlı bir idari kolaylık süreci haline dönüştürür.<br />
     Düşünün ki birden fazla patron için çalışıyorsunuz?<br />
      Sekreter ve yönetici asistanları genellikle aynı anda iki veya daha fazla patron için çalıştıklarından bu güzel bir sorudur.YAPILACAK İŞLER PPLANLAMA LİSTESİ bir tek patronun verdiği görevlere dayalıdır.Eğer sayıda patron varsa,her birinin kendi öncelikler sırasının bulunması ve birbirlerininden farklılık göstermesi söz konusu olabilir.<br />
   Doğaldır ki patronlar farklı işlevler içinde olduklarında listeler birbirlerine hiç benzemeye bilir.Bu da demektir ki birden fazla listeyle çalışacaksınız.Yapacağımız düzenleme sayesinde görev ve talimatlar arasındaki çelişkileri hemen görebileceksiniz.Böylelikle hem hangi işlere öncelik verileceği konusunda patronların kendi aralarında tartışmaları sağlamış olur,hemde nerelerde yardım görmeniz gerektiği ortaya çıkar.<br />
   Elbette bu dmek değildir ki öncelikleinizi yeniden düzenlemeizin gerekeceği ‘’acil’’ durumlar olmaycak yada patronlarınızdan biri önce kendi işini yapmanız için baskı yapılacak.Ama YAPILACAK İŞLER PLANLAMA LİSTESİNİ kullanmanın bazı kriz durumlarını daha rahat öğüz gerebilir bir düzeye indirdiğini ve ‘’birden fazla patron için çalışma’’olayında yararlı olduğunu kesinlikle göreceksiniz.<br />
Bir başka planlama aracı<br />
   Yapılacak işleri planlama sürecinde yardımını güreceğiz bir başka araç da duvara asacağız ‘’BİR BAKIŞTA BÜTÜN BİR YIL TAKVİMİ’’ olacaktır. Bu takvimler çok önemlidir çünkü bir bakışta bütün bir yılın günlerini görebilirizsiniz.İşler planlanırken,daha önceden verilmiş diğer görevlerle olası çakışmalar görebilmenizin yanısıra yıl içerisindeki resmi ve dini tatilleri de kolaylıkla bulup çıkara bilirsiniz.Bu takvimler renkli fosforlu kalemlerle işaretlenmek ve gerektiğinde silip düzeltmeler yapabilmek için artık plastik yüzeyle kaplanmış olarak üretilmekteler.Böyle bir takvimi masanızın yakınında bir yere asmakla gereksinim duyacağınız bilgileri elinizin altında tutmuş olacaksınız.<br />
   Bu örnekleri geleneksel izleme sistemleri ile karşılaştırmak önemlidir.Biz burada,yapılması gerekkenleri ve başarılı çalışmanın önünde çıkabilecek engelleri tahmin etmenin yollarını inceliyoruz.<br />
   Kişisel değerlendirme<br />
   Yöneticiler sekreter ve asistanlarından görmek isteyebileceği en ses getirici ilerlemeler nelerdir?<br />
    *Ekip çalışmasında yatkın ol,kurum içerisindeki diğer kişilerle daha fazla ilgilen.<br />
    *Müşterilerle nasıl ilgilenileceğini öğrenirken beceriler geliştir.<br />
    *Daha düzenli ol ve ayrıntılara önem ver.<br />
    *İşine ve işinin gerektirdiği görev ve sorumluluklara daha fazla özen göster.<br />
    *Şirket hedeflerinine ulaşmada daha fazla insiyatif kullan.<br />
    *Hatırlama becerilerini geliştir ve işinde uygula.<br />
    Kişisel değerlendirme,’’kendini geliştirme’’programını başlatmanın temelidir.Kendinizi tanımanız,zayıf ve güçlü yönlerinizi,nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadığınızı bilmeniz,potansiyel sorun alanlarını düzeltmek için gerekli becerileri kazanmanın anahtarıdır.<br />
   Ama doğaldırki bu kolay bir işlem değildir ve çözümler de bulunamayabilir.Örneğin ekip çalışması ile ilgili bir numaralı araştırma sonucu.Bazı insanlar yalnız çalışmayı sever,bazılarıda grup çalışmasını.Bu durumda iki seçeneğiniz vardır.Birincisi o türde bir ofiste iş bulmak.İkincisi ise personelin bir üyesi olarak grup ortamında çalışmak.Eğer ikinci seçenekten yanaysanız,gruba katılmak için çaba göstermek zorundasınız.<br />
   Demek ki seçiminiz,gireceğiniz ortamın sizi nasıl etkileyeceği konusunda sizin kendi değerlendirmenize bağlıdır.Ama bir seçim yapmak durumunda değilseniz ne olur?Diyelimki yeni bir gruba transfer oldunuz.O zaman,bunun sizin için stresli bir ortam olacağını bilmeniz çok önemlidir.Yani kendinizi koşullara uydurmanız gerekebilir.<br />
   Aynı düşünce yukarında sıraladığımız diğer ‘’kendini geliştirme’’alasları için de geçerlidir.Sorunlara ne derecede katkıda bulunduğunuzu ölçebilmediğiniz için ofisteki rolünüz hakkında öznel olmak zorudasınız.Ancak bunu yaptıktan sonra,düzeltimesi gereken alanlardaki olumsuz yönleri azaltmak veya ortadan kaldırmak için diğer ilave etmeye başlayabilirsiniz.<br />
  Diğer yöntemler nelerdir?Yöneticilerin ve diğer çalışanların öğütlerini istemek.İlave eğitim peşinde koşmak.Aynı derecede önemli olarak,ilerleme gereksinimi duyulan noktlar işteki stres faktörlerine de dayanıyor olabilir.Aşağıda sekreterlerin üzerine yüklenen stresin en önemli altı nedenini bulacaksınız.bunların her biri  iş performansı sorunlarını ve ilerleme eksikligi görülen alanlara yol acıyor olabilir.Bunları bilirseniz,kişisel degerlendirme çabalarınızın bir parçası olarak yeni yöntemler araştırabilir ve bu stres faktölerini azaltabilirsiniz.<br />
   *Araya girme biciminde rahatsız edilmeler<br />
  *İlerleme fırsatının olmayışı<br />
  *Kararlarda ortak edilmeyiş<br />
 *Yönetıcilerle iletişim eksikligi<br />
 *Yetersiz ücret ve yararlanma<br />
 *Kötü çalışma kosulları<br />
  Şimdi artık kendi kişisel degerlendirmenizi etkileyen bazı faktörlerin kavramış durum dasınız ve patronunuzun ‘’sag kolu’’olabilmenize yardımcı olacak öncelikleri belirleye bilirsiniz.<br />
Bilgi değerlendirmesi<br />
   İşlerin daha düzgün yürümesine katkıda bulunmak için kendiizi daha iyi tanımanızın yanısıra ofisteki bilgi akışınıda nasıl işledigi hakkında daha fazlabilgi edınmeniz gerekmektedir ofis içi bigi akışının önemli bir kanalı halinde gelmeniz için bazı ipuçları şunlar.<br />
    Hiçbir iş fildişi kulesinin yanlızlıgında yürütülemez.şu halde, patronunuzun aktif bir sekreteri ya da asistanı olarak ne olup bittiğini bilmek zorundasınız.içinde yer alabileceginiz iletişim biçimleri arasında ofis içi yazışmalar,müşterilerle yazışmalar,dosyalar,sevkiyat raporları,toptancı fiyat ihtarları,kota talepleri,vs.bulunabilir.<br />
    Böylesi bilgi araçları iyi tutulmuş dosyalar(Bölum11’de göreceksiniz),ince düşünceli yanıtlar ve bilginin nereye yerleştirildiğini bilmeyi gerektirir.bu kagıt parçaları,patronunuzun hergün karşılaştıgı’’evrak yükünün’’büyük bir bölümünü oluştururlar.bu evrak yükünü patronunuz için kolay baş edilir bir hale getirmekle ve onun daha üretken çalışmasını sağlamakla kendi değerinizi artırmış olursunuz.<br />
    Patronunuz bir toptancıyla rakip bir firmaya bir uçuş programıyla, vs. ilgili parçasının nerede olduğunu bulmanızı istediğinde her zaman için hazır olun.Bunu işin başarmaya değer bir parçası,onu ilginç kılan bir yönü olarak değerlendirin.,şte bu görevi başarıyla yerine getirilmeniz için iki ana strateji;<br />
    Birinci iki adım,ne arayacağınızı ve onun nerede bulanacağınızı bilmenizdir.ikinci adım,kaynak bilgi dosyalarını sürekli güncel turmaktır.<br />
    Elinizin altındaki bilgi<br />
   Bilginin yerini bilmek,onu sadece ‘’bulmaktan’’fazla bir anlam taşır.Onu bir kez bulduktan sonra,ona bir daha gereksinim duyup duymayacağınızı bilmeniz gerekmektedir.Bu durumda ya onu bir tür kaynak konumuyla saklarsınız,yada üretken bir biçimde kullanabileceğinizden fazla bir bilgi arasında kaybolmamak için dikkate almassınız.İhtiyacınız olan bilgi bazan düşündüğünüzden de yakında olabilir.<br />
   Bunu başarabilmek için oturup  kişisel değerlendirme ile bilgi değerlendirmesini birleştirin .Etkili bir şekilde yanıtlayamadığınız tüm soruları kişisel planın temeli ollarak kullanın.Patronunuzla ‘’sekronize’’oldukça,beraber çalışmanız daha iyiye gidecek ve tüm işleriniz daha düzgün olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/11/19/duzgun-isleyen-bir-ofis-olusturmanin-anahtari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saha Araştırması</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/11/19/saha-arastirmasi/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/11/19/saha-arastirmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 21:37:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yazarcizer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[BI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=1401</guid>
		<description><![CDATA[Modern psiko-sosyolojik tekniklerle , güvenilir saha araştırmaları yapılması ve objektif verilerin elde edilmesine kadar , insan faktörünün iş yaşamındaki davranışları konusunda çeşitli varsayımlar ve sübjektif yaklaşımlar ile yetinilmiştir. Bu dönemde insan davranışlara genellikle biyolojik bir mantık ile değerlendirilerek , çalışanların gizli bir yarışma içinde bulunduğu , olumsuz tutum ve davranışların altında da yakın çevre ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Modern psiko-sosyolojik tekniklerle , güvenilir saha araştırmaları yapılması ve objektif verilerin elde edilmesine kadar , insan faktörünün iş yaşamındaki davranışları konusunda çeşitli varsayımlar ve sübjektif yaklaşımlar ile yetinilmiştir. Bu dönemde insan davranışlara genellikle biyolojik bir mantık ile değerlendirilerek , çalışanların gizli bir yarışma içinde bulunduğu , olumsuz tutum ve davranışların altında da yakın çevre ve toplumun değer yargılarına karşı bir isyan özentisi bulunduğu kabul ediliyordu. Psiko-sosyolojide de genellikle insan davranışları ve insan zekası esas alınıyor ve insanların davranışlarında aşırı bir bencilliğin hakim olduğu düşünülüyordu.</p>
<p>Günümüz endüstrilerinde insan tabiatının ve endüstriyel toplum içindeki davranışlarının incelenmesi ise yeni davranış ve beklentilerin ortaya çıktığını belgelemiştir. Bu nedenle de ,insanların iş verimini korumak ve optimal bir düzeye getirebilmek için yeni yöntem ve önlemlerin bulunması sorunu ortaya çıkmıştır. Böyle bir yaklaşımda psiko-sosyolojik temellere inerek çeşitli tip insanların işbaşındaki davranışlarını değerlendirmek yanında , iş görenlerin tüm davranışlarında içinde yaşadıkları sosyolojik ortam ve genel psikolojik streslerin de etkilerini incelemek önemli olmaktadır. İş hevesi kayıpları , uyum güçlükleri, iş kazaları, devamsızlık ve benzeri sorunların tek tek incelenmesi zorunludur. Ayrıca elemanların seçimi ve hangi elemana hangi görevin verileceği de bu açıdan çok önemli bir sorundur. Şimdi eleman seçimi ve dağıtımı ile ilgili üzerinde durulması gereken noktalara değinelim.</p>
<p>1-Eleman Seçimi<br />
Bir örgütün etkinliğini sağlayan faktörlerin başında ,işyerinde bulunan üretim araç ve gereçlerinin yeterliliği gelmektedir . Bu araç ve gereçleri kullanacak veya bazı işlevleri gerçekleştirecek çalışanların işe ,işyerine uygunluğu önemli olduğu kadar , çalışanların üretim faktörlerini iyi bir şekilde koordine edip amaçlara yöneltmesi de gerekmektedir. Günümüzde başarılı bir örgüt olmak için en üstün teknik olanaklardan yarar sağlamak yetmemektedir. Örgüte en iyi ve en uygun elemanı bulmak gerekmektedir. Bu gereklilik eleman seçimini gündeme getirmektedir.<br />
Ayrıca doğru eleman seçiminin gerçekleştirilmesi için önce çalışanın yapacağı işin belirlenmesi gerekir . bu da bir iş analizi ve iş tanımı çalışması ile sağlanır. Seçime dönük iş analizinin temel yaklaşımı işi yapacak olan kişinin bu işleri başarabilecek niteliklere sahip olması gerekmektedir. </p>
<p>2-Kariyer Planlama<br />
          Kariyer planlama  ; çalışanın fırsatların , seçeneklerin ve sonuçların farkına varması , kariyeri ile ilgili hedefleri belirlemesi , bu kariyer hedeflerine ulaşmada yön tespiti ve zaman planlaması yapmasını sağlayacak iş, eğitim ve diğer gelişimsel faaliyetlerin programlanması işlemidir. İyi ve etkin bir kariyer planlama çalışanların ilgi ,ideal ve yeteneklerine göre doğru göreve yerleştirilmesini kolaylaştıracaktır. Ayrıca çalışanların gelecekleriyle ilgili somut hedefleri olması hem onların yaptığı işe motivasyonunu artıracak    hem de morallerini yükseltecektir.</p>
<p>3-Performansın Takdir Edilmesi ve Değerlendirilmesi<br />
Örgüt yönetiminde performans değerleme yöneticinin daha önceden belirlenmiş standartlarla çalışana ilişkin sonuç raporlarından aldığı bilgilere dayanarak , iş davranışlarını analiz ederek çalışanın başarısını ölçme ve değerleme olgusudur. Çalışanların örgüt içindeki başarısını ; kişisel özellik ve yetenekleri  , işini başarma arzusu , yönetimin bu arzuyu harekete geçirebilme kabiliyeti ve sağlanan çalışma ortamı belirler. Genel olarak performans değerlemede iki temel amaç  vardır : Birincisi , o andaki performansın kalitesini , çalışanın başarılı ve başarısız olduğu noktaları belirlemektir. İkinci temel amaç ise , örgütün yönetim potansiyelini belirlemektir. Bu amaç üst düzey  yönetim pozisyonlarında yer alacak kişilerin saptanması ve bu kişilerin söz konusu pozisyonların gereklerine uygun olarak geliştirilmesi faaliyetlerini kapsar. Çalışanların performanslarının değerlendirildiğini bilmesi onların işlerini daha dikkatli ve önemseterek yapmalarını sağlayacaktır. İyi çalışanın  yaptığının karşılığını alacağını bilmesi onun işe isteğini artıracaktır. Daha  uzun vadede  ise görev dağılımında performansları  bilmek doğru kişiyi doğru yere yerleştirmede kolaylık sağlayacaktır.</p>
<p>4-Eğitim<br />
Eğitimi  çalışanların aday  veya asil  olarak işe girişinden , çeşitli nedenler ile işinden ayrılışına kadar geçen süre içinde  bilgi , beceri ve davranışlarında kalıcı ve sürekli değişiklik yapmaya dönük etkinlikler olarak tanımlayabiliriz.  Örgütün çalışanlarından tam randımanlı faydalanabilmesi için elemanlarının potansiyellerini artırması ve onları bu potansiyellere göre görevlendirmesi gerekir. Örgütün bunu başarabilmesinde en önemli noktaların başında eğitim gelmektedir. İşe yeni başlayanlara yapacakları  işin yanında tüm örgüt hakkında oriyantasyon verilmelidir. Unutulmamalıdır ki katedral yapıyorum diyen bir taş ustası taş kırıyorum diyene göre hem daha iyi çalışacak hem de daha mutlu olacaktır. Eğitimle örgüt potansiyeli tam değerlendirilip çalışanlar eğitimlere gösterdikleri ilgi ve kazandıkları başarılara  göre görevlendirilmelidir. Bu yaklaşım çalışanların yaptıkları işe yabancılık çekmemesini  sağlayacak kendilerine güvenlerini artıracaktır.</p>
<p>5-Güdüleme<br />
Güdüleme , bir insanı belirli amaçlar için harekete geçiren güç demektir. İnsanlar örgüte bir amacı gerçekleştirmek için gelirler. Bu amaç üretim veya hizmet olabilir. Bu yüzden çalışanlara hizmetleri karşılığında çeşitli şeyler vaadedilir ve böylece kendileri belli bir yöne doğru devamlı olarak özendirilir. İnsanları harekete geçiren , yönlerini belirleyen umutları, inançları ve ihtiyaçları vardır. Çalışanlar , yaptıkları işten ve çalışma ortamından memnun oldukları zaman daha verimli çalışabilirler . Güdüleme çağımızın yönetim psikolojisinin en önemli unsurlarından biri haline gelmiştir. Çalışanlara görev dağılımında öncelikle ,bir işi iyi yapmanın yolunun , o işi  yapmayı gerçekten istemekten geçtiği unutulmamalıdır. Çalışanlar işlere yerleştirilirken onların fikirleri alınmalı ve istekleri bilinmelidir  ve çalışanın içindeki istek hep canlı tutulmaya çalışılmalıdır. Bu ise insan faktörünün öne çıkarılması çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve tanınma ve ödül sistemlerinin oluşturulmasıyla mümkün olabilir. </p>
<p>                İŞİN İNSANCILAŞTIRILMASI VE VERİMLİLİK AÇISINDAN<br />
                                 YÖNETİCİYE DÜŞEN GÖREVLER</p>
<p>Modern işyerlerinde sosyal hizmetlerin yaygınlaştığı çağımızda ergonomik yaklaşımlar ile , çalışanların dünyasının daha rahat , verimli ve insanca bir düzeye ulaştırılması için çabalar da artmıştır. İnsan  faktörü  mühendisliği yaklaşımlarının öncüleri daha çok uygulamalı  psikoloji alanından geldiği için ,çevre etkileri ve iş koşullarındaki her çeşit değişken bu bilim dalı teknikleri ile ele alınmıştır. Ergonomik yaklaşımlarda çok disiplinli bir yaklaşım benimsendikten sonra da , insan-makine-çevre girişimleri için iş ve hareket fizyolojisi , iş etüdleri , metot yaklaşımları , biyomekanik  , uygulamalı psikoloji ve sosyoloji gibi uğraş alanlarının katkısı ile yeni atılımlar gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>İşçinin kirlenip pislenmesi  , işyerindeki yetersiz aydınlatma , gürültü , toz, is, duman , zehirli gaz ve buharlar gibi etkenlerle mücadele yanında ,işçilere daha düzenli çalışma koşulları , beslenme , giyim, koruyucu araç ve gereç temini gibi önlemlerle  insancılaştırma yaklaşımları yavaş bir tempoda  da olsa giderek  daha çok benimsenmekte ve iş görenler için daha doyurucu psiko-sosyal iş ortamı ümidi belirmiş durumdadır.<br />
Bunun için alınabilecek önlemler ve yapılması gerekenlerden bazıları aşağıda maddelenmiştir.</p>
<p>1- Bedensel Gereksinimleri Gözetmek<br />
•	 İş yeri koşullarının sağlıklı ve güvenli olması<br />
•	 Çalışanların iş yükünün onların beden gücüne ve genel yeteneklerine göre verilmesi<br />
•	 Araç gereç ve makinaların her türlü güvenlik önlemlerinin alınmış olması<br />
•	 İş yeri ortam koşullarının rahat ve sağlıklı olması</p>
<p>2- 	Beklentilerin Gözetilmesi<br />
•	Hakçasına ücret vermek<br />
•	Terfi olanaklarının bulunması ve prim hakedişlerinin gözetilmesi<br />
•	Sosyal güvenlik koşullarının sağlanması<br />
•	Her türlü tazminatın düzenli ödenmesi<br />
•	Yeterli sigorta güvencesinin sağlanması ve emeklilik haklarının işletilmesi </p>
<p>3- Güvenlik Sorunları<br />
•	 Çalışanlara hakçasına davranılması<br />
•	 Tutum ve davranışların değişmezliği<br />
•	 Gelecek güvencesinin korunması<br />
•	 Her türlü hakların titizlikle korunması</p>
<p>4- İşe Uyum Sorunları<br />
•	 İşe girişte ve işbaşında eğitim olanaklarının verilmesi<br />
•	 İş ve işlem gruplarında demokratik ilişkilerin korunması<br />
•	 İletişim kolaylıklarının ve danışma olanaklarının sağlanması</p>
<p>5- Statü Sorunları </p>
<p>•	 Görev tariflerinin yapılmış olması<br />
•	 Tüm çalışanların görev ve unvanının belirtilmiş olması<br />
•	 Meslek ve ücret sınıflamasının hakça olması<br />
•	 Kurum içi ilişkilerde statü ve organizasyonun belirlenmesi<br />
•	 Örgüt şemasının ve yetki ilişkilerinin açıklıkla belirlenmesi</p>
<p>6- 	Sosyal Gereksinmeler</p>
<p>•	 İş grupları arasında kaynaşma<br />
•	 Eğlence ve dinlence  fırsatları ve olanaklarının sağlanması<br />
•	 Sosyal etkinliklerin teşvik edilmesi<br />
•	 Hobi ve heves gruplarının teşvik edilmesi</p>
<p>7- 	Genel Yaklaşımlar</p>
<p>•	 Hedeflerin saptanması<br />
•	 Görevlerin dağıtımı<br />
•	 İş koşullarının iyileştirilmesi<br />
•	 Ücret adaleti<br />
•	 Teşvik ve primlerin kullanılması<br />
•	 Terfi ve ödüllendirmeler<br />
•	 Katılımcılığın teşvik edilmesi<br />
•	 Planlı işletmecilik<br />
•	 İş ve işlem kolaylaştırma<br />
•	 Devamlı teknolojik aşama<br />
•	 Her düzeyde etkin ve devamlı iletişim<br />
•	 Çalışanlara sahiplik etmek<br />
•	 Devamlı eğitim , gelişim ve terfi fırsatları hazırlamak</p>
<p>       KAYNAKÇA:<br />
ERSEN Haldun ; Toplam Kalite ve İnsan Kaynakları İlişkisi   Alfa Basım Yayım , 1997</p>
<p>ERKAN Necmeddin ; Ergonomi ,   MPM   yayınları  1997</p>
<p>     İŞBİLİME                                  GİRİŞ</p>
<p>ÖDEV  NO :    2<br />
ÖĞRETİM  ÜYESİ : PROF.DR. AHMET FAHRİ ÖZOK   </p>
<p>Y.UĞUR PABUÇCU<br />
0796-357</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/11/19/saha-arastirmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AKIM MAKİNALARI DENEY RAPORU</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/11/19/akim-makinalari-deney-raporu-3/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/11/19/akim-makinalari-deney-raporu-3/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 21:30:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yazarcizer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[BI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=1394</guid>
		<description><![CDATA[AKIM MAKİNALARI DENEY RAPORU
Pompa : Akışkanı belli bir debi yüksekliğe elektrik motoru vasıtasıyla basmaya yarayan alete denir.
Çark , kanat hareketini milden alır , mil hareketi motordan alarak işlemini tamamlar. Mil sabit olmalı , gövde sabit olmamalı.  
Santrfüj pompa : Gövdeleri pirinç veya dökme demirden olabilir. Su gelen gövde , ara gövde , çark , [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AKIM MAKİNALARI DENEY RAPORU</p>
<p>Pompa : Akışkanı belli bir debi yüksekliğe elektrik motoru vasıtasıyla basmaya yarayan alete denir.<br />
Çark , kanat hareketini milden alır , mil hareketi motordan alarak işlemini tamamlar. Mil sabit olmalı , gövde sabit olmamalı.  </p>
<p>Santrfüj pompa : Gövdeleri pirinç veya dökme demirden olabilir. Su gelen gövde , ara gövde , çark , dış gövde , sızdırmazlık elemanlarından oluşur.<br />
Santrfüj  pompa düşük veya yüksek seviyeden , çarktan su geçer , su yön ve hız kazandıktan sonra çıkış ağzından basınçla çıkar.  </p>
<p>H=f(v’)<br />
n=tek bir devir sayısı için<br />
n’=yüksek devir için<br />
n’’=düşük devir için</p>
<p>Pompa etiketinden anlaşılacağı gibi debi azaldıkça basma yüksekliği artar.</p>
<p>10 mss   saatte 3metreküp<br />
15 mss   saatte 2 metreküp<br />
20 mss   saatte 1 metreküp<br />
24 mss   saatte 0.75 metreküp</p>
<p>Pompa çarkı ters yönde döndürülmemelidir. Çarkın döndürme yönü kontrol edilmelidir. Aksi halde su basılmaz. Su boşa döner. Elektrik motorunun enerjisi suya aktarılır , suyun ısınmasına neden olur.<br />
Suyun basılabilmesi için açık hava basıncını yenmesi gerekir. Bunun için boru ağzı açık olmalı.<br />
               h= 10 mss<br />
 Dirsek ve sürtünme kayıpları hesaba katılırsa  h=7/8 olur</p>
<p>Paralel bağlı pompa sistemi :</p>
<p>Daha kısa zamanda iki ayrı koldan su basmaya yarar. Amaç debiyi arttırmaktır.</p>
<p>Seri bağlı pompa sistemi : </p>
<p>            h</p>
<p>Debi sabit kalacak basma yüksekliği artacak.</p>
<p>V=*D*n/60</p>
<p>30 m için , 20 lt/dk<br />
28 m için , 40 lt/dk<br />
24 m için , 60 lt/dk<br />
20 m için , 80 lt/dk</p>
<p>Yapılan deneyde ilk olarak paralel çalıştırdık debi arttı , daha kısa sürede su basıldı , yükseklik sabit kaldı.<br />
Seri bağlı sistemlerde pompaların aynı özelliğe sahip olması gerekir. Debide değişiklik olmazken basma yüksekliği arttı.</p>
<p>    H<br />
2	Boru karakteristik eğrisi<br />
                                        4<br />
                                                    6<br />
                         1<br />
                                     3                                        H=P(V)   </p>
<p>                                                    5</p>
<p>                                                                      V</p>
<p>Çark düşük güçte test pompası 4 tanedir.</p>
<p>Dişli pompa : İki diş birlikte çalışarak pompalama yapar. Buna dişli pompa denir. Daha çok yağlama yapar. Dişli pompa için yapılan deneyde 60 lt su 250 m de basıldı. </p>
<p>Diyaframlı pompa : Pistonlu pompa gibi çalışır. Kesikli çalışırlar , debileri küçüktür. Mil gelip gitme hareketini yaptıkça buradaki boşluğa su dolar ve suyu basıp iletir. Bilye emme zamanında yukarı kalkıp kanalı açar. Bilyelerden biri açılıp diğeri kapanır. Kimyasal maddelerin basılmasında kullanılır.<br />
Pistonlu pompa ile yapılan deneyde dişli pompada dolan suyu , bu kez daha kısa bir sürede doldurduk. Bunun sebebi dişli stroğundan daha düşük olduğu içindir. </p>
<p>Türbin : Suya verilen enerjiyi kinetik enerjiye çevirerek suyun türbin kanatlarına çarpmasını sağlıyor. Kanatların dönmesiyle mile hareket vererek enerji elde edilen mekanizmalardır. </p>
<p>Perton türbini : Pompanın çarkı suyu döndürüyor ve moment yaratıyor.</p>
<p>Frensiz türbin : Giriş basıncı emme basıncıyla aynıdır. Hareketli ayar kanatları suyun debisini ayarlar. </p>
<p>- Makina96 -</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/11/19/akim-makinalari-deney-raporu-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Renault ön Askı Sistemi</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/11/10/renault-on-aski-sistemi/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/11/10/renault-on-aski-sistemi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 00:38:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yazarcizer</dc:creator>
				<category><![CDATA[ARŞİV]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[BI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=972</guid>
		<description><![CDATA[GİRİŞ
Motorlu taşıtlar,karşılanabilir bir masrafla ve güvenli bir şekilde,yolcu ve yük ulaşımını sağlayan kompleks makinelerdir.Eşya ve insanların taşıtlarla taşınması,eski çağlardan beri insanların ilgisini çeken ve modern dünyanın vazgeçilmez temel ihtiyaçlarından birisidir.Bu amaçla ortaya çıkan ve hızla gelişen otomotiv sektörü,ekonomik boyutları ve yayılması,iş sahaları ,ana teçhizat yatırımları,iç ve dış satışlar bakımından,dünya endüstrisinde çok önemli bir yere sahipir.Oldukça [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>GİRİŞ</p>
<p>Motorlu taşıtlar,karşılanabilir bir masrafla ve güvenli bir şekilde,yolcu ve yük ulaşımını sağlayan kompleks makinelerdir.Eşya ve insanların taşıtlarla taşınması,eski çağlardan beri insanların ilgisini çeken ve modern dünyanın vazgeçilmez temel ihtiyaçlarından birisidir.Bu amaçla ortaya çıkan ve hızla gelişen otomotiv sektörü,ekonomik boyutları ve yayılması,iş sahaları ,ana teçhizat yatırımları,iç ve dış satışlar bakımından,dünya endüstrisinde çok önemli bir yere sahipir.Oldukça geniş yan sanayii bu endüstrinin sınırlarını daha da zorlamakta vegenişletmektedir.Konforlu,güvenli,süratli,ekonomik özel taşıtların ve iyi yolların tercih edilmesi,şehirlerin genişlemesine,geniş park yerlerine sahip iş ve alışveriş merkezlerinin, nüfusun yoğun olduğu merkezlerden kenarlara kaydırılmasına olanak sağlamış,böylelikle insanların yaşama biçimlerinde de birtakım değişikliklere yol açmıştır.</p>
<p>Bu çalışmada;modern dünyada bu denli önemli yer tutan karayolu taşıtlarında,rahat sürüş ve yüksek hızlara erişmeyi mümkün kılan askı donanımları incelenmiştir.</p>
<p>1.	ASKI DONANIMI</p>
<p>Eğer aracın aksları doğrudan doğruya şasiye bağlansaydı sürüş sırasında yoldan,yolun engebelerinden gelebilecek bütün titireşim ve darbeler araca iletilecekti.Böyle bir durumda da rahatlıkla sürüş ve yüksek hızlara erişme mümkün olmayacaktı.Halbuki modern otomobillerle gidiş oldukça rahattır ve kolaylıkla yüksek hızlara erişilebilir.Bu,doğrudan doğruya iyi düzenlenmiş bir askı sistemiyle ulaşılmış bir sonuçtur. Askı donanımı aracın minimum bir aşağı-yukarı salınma hareketiyle ileri gitmesine imkan verir,yol ile lastik arasında teması kaybetmeden viraj almayı sağlar.Yol yüzeyinin pürüzleri ve bu pürüzlerin oluşturduğu darbelerin aracın gövdesine geçerken emilmeleri askı donanımının görevlerindendir.</p>
<p>2.	ASKI DONANIMINI OLUŞTURAN ELEMANLAR VE YAPILARI</p>
<p>2.a.Yaylar ve Yayların Görevi:</p>
<p>Motorlu taşıt aracının şasisi araca bindirilmiş yükü,aktarma organlarını ve motoru taşır.Şasi çerçevesi ise yaylar tarafından taşınarak tekerleklere bindirilir.Yaylar tekerlekler ile dingil arasına yerleştirilir.(ŞEKİL-1)</p>
<p>Şekil-1 Tofaş marka bir otomobilin ön askı donanımı<br />
Yaylar enerji depolarlar. Bir taşıt aracının üzerinde yolun darbesinden doğan enerji çok kısa bir zaman birimi içinde yaya iletilir ve yay sıkışmak suretiyle bu enerjiyi alır;sonra da oldukça yavaş bir salınım hareketiyle bu enerjiyi bırakır.Böylece yoldan gelen darbeler yay üzerinde emilmiş olur.Aracın yükü yaylar üzerinden tekerleklere ve dolayısıyla yere ulaşır.Yük yayları basmaya çalışır ve yolun engebeleri bu basılma hareketini daha da fazlalaştırır.<br />
Genellikle yaylar aynı prensiplere göre çalışırlar.Çok yapraklı bir yay salınıma geçerken üç kuvvetin altındadır:Aracın yükünden doğan baskı kuvveti,iç gerilimlerden doğan kuvvetler,birbiri üzerinden kaymaya çalışan yapraklar arasındaki sürtünme kuvveti gibi kuvvetler özellikle çok yapraklı yayların çalışmasına etkiyen kuvvetlerdir.Yol darbesinden gelen basılma kuvveti,aracın yükü altında basılmakta bulunan yayı daha da basmaya çalışır.Bu hareket yay tarafından depolanmış bulunan gerilimi ve enerjiyi artırır.Basılma hareketi durunca yay derhal açılmaya çalışır.Açılma salınımı sırasında yay normal durumuna gelirken ya da denge konumundan geçerken yolun engebesinden veya darbesinden doğan gerilim ortadan kalkar.Fakat yayın depolamış olduğu enerji kaybolmaz.Araç ağırlığının bu yukarıya olan ani kalkışı ve ani hareketi bunu kinetik enerji haline dönüştürür.Araç ağırlığının bu yukarıya olan hareketi ve kinetik enerji sonuçta potansiyel enerjiye dönüşür ve yay tarafından depolanarak sonraki salınım çalışmaları için kullanılır.</p>
<p>2.b.Yayların Çeşitleri:</p>
<p>Günümüz araçları üzerinde,askı donanımını meydana getiren yaylar çeşitlidir.Bunları şöyle sıralamak mümkündür:<br />
•	Yaprak yaylar<br />
•	Helisel yaylar<br />
•	Burulma çubuklu yaylar<br />
•	Hava yayları<br />
Yayların helisel ve burulma çubuklu olanları daha çok ön askı donanımlarında kullanılır.Ancak bazı araçlarda arka askı donanımında da helisel yaylar kullanılmaktadır.</p>
<p>2.b.1.Yaprak Yaylar:</p>
<p>Taşıt araçlarının daha çok arka askı donanımlarında kullanılan yaprak yaylar;tek ve çok yapraklı yaylar olarak sınıflandırılabilir.Tek yapraklı yay,orta kısımlarda kalın ve uçlara yaklaşıldıkça incelen yapıda olan bir yaydır.Yay çeliğinden yapılır.Çelik yaprak yayın verimi,çeliğin gerilme biçim ve durumuna ve gerecin içindeki bütün partiküllerin eşit bir şekilde gerilmesine bağıdır.<br />
Tek yapraklı yay,eğer her yanı eşit kalınlıkta olan bir yay biçiminde yapılırsa ve ortasından bağlanarak uçlarından yüklenirse iki levye gibi çalışmaya başlar.Levye üzerindeki moment etkisinden dolayı yaprak üzerindeki gerilim sıfırdan başlayarak merkezde maksimuma erişir.Gerilim her yanda eşit olmayacağından böyle bir yay zayıf sayılır.<br />
Diğer taraftan farklı kalınlıktaki yaprakların üst üste konulmasından meydana getirilen yaprak yaylar bir dereceye kadar verimli olabilirler.Özellikle uçlarda bağlantının sağlanması için yay gözüne imkan verirler.Aynı kavise sahip bu yayların gerilmeye başlaması sırasında ince olan daha fazla gerilir.Bu nedenle yayın verimi zayıflar.<br />
Bu sorunun çözümü için ince olan yaya daha fazla bir kavis verilir.Yapraklar merkez cıvatası ile birbirle<br />
rine tesbit edildikten sonra ince yaylar,araç yükünün bütün yaya bindiği yönde salınım yapmaya çalışarak önceden gerilmiş olurlar. Kalın yaylar ise aynı anda zıt yönde salınım yaparlar.Bu nedenle negatif yönde ön gerilimle yüklenirler.Aracın yükü toplanmış bulunan çok yapraklı yaya binince ince yaylar üzerindeki gerilim artar,kalın yaylar üzerindeki negatif gerilim azalır.Bütün yaprakların aynı derecede gerilim altına girebileceği yapım imkanı da vardır.</p>
<p>Yayların Özellikleri:</p>
<p>Otomobilin askı donanımı için en ideal yay yol darbelerini çabucak emen ve normal konumuna yavaşça dönen yaydır.Böyle bir yay bulmak zordur.Fazla esnek bir yay veya yumuşak bir yay fazla harekete ve yaylanmaya müsade edeceğinden sürüşü zorlaştırır.Sert ya da esnekliği az bir yay yaylanmayı ve salınım hareketini azaltır,sürüş rahatlığını bozar.Bir yayın yumuşaklığı veya sertliği onun esneklik sınırı ile ifade edilir.Yayın esneklik sınırı yayı 25,4mm esnetmek için gereken ağırlık miktarı ile belirtilir.Yayların esneme- leri bütün çalışmaları boyunca aynı kalır.Bu,Hook kanununun bir gereğidir.Yay üzerine binen yükle orantılı olarak basılır veya çekilir.</p>
<p>3.YAYLAR ÜZERİNDEN HAREKETİN İLETİMİ</p>
<p>Arka askı donanımına yerleştirilen yaprak yayların salınım ve yaylanma görevlerinin dışında da görevleri vardır.Taşıtın gücü döndürme momenti biçiminde arka tekerleklere uygulanınca ve tekerlek yerin göstermiş olduğu dirence karşı döndürülmeye zorlanınca bir karşı tepki görür.Ortaya çıkan reaksiyon torku ya da momenti;arka aks muhafazasını(arka köprüyü) tekerleğin dönüş yönünün zıttı bir yönde döndürmeye çalışır(ŞEKİL-2).Bu hareketin oluşturduğu torka arka köprü torku denir.</p>
<p>Şekil-2 Yaprak yaylı arka askı sisteminde arka köprü torkunun oluşması</p>
<p>Arka askı donanımındaki yayların bir görevi de arka köprü torkunu kendi üzerine alarak yok etmek ve bunu faydalı bir hale dönüştürmektir.Arka köprü torkunun aracın şasisine itici bir kuvvet gibi iletilmesini sağlamak ve meydana gelen burulmayı bertaraf etmek üzere iki çeşit hareket iletme sistemi  geliştirilmiştir:<br />
Bunlar:Hoçkis  ve Tork Tüpü hareket iletme sistemleridir. (Şekil-3)</p>
<p>Şekil-3 Hoçkis ve tork tüpü hareket iletme sistemleri<br />
3.a.Hoçkis Sistemi:</p>
<p>Hoçkis hareket iletme sisteminde arka köprü torku yaylar tarafından şasiye iletilir.Yukarıda açıklandığı gibi arka köprü torkunun yarattığı burulma,yayları kurmaya çalışır.Yayın kurulmaya çalışması,ön bağlantı ucunu yukarı,arka bağlantı ucunu aşağı bastırmaya çalışır.Frenleme sırasında da bu hareket meydana gelir.Bu çalışma sırasında yay bir miktar esnemek suretiyle arka köprüde oluşan burulmayı kendi üzerine alır ve bağlantı uçları aracılığı ile şasi çerçevesine iletilir.</p>
<p>3.b.Tork Tüpü Sistemi:</p>
<p>Günümüzün pek az taşıt aracında kardan mili kapalıdır.Bu tip kardan milinin diferansiyel tarafında üniversal mafsal yoktur.Arka köprü bir bakıma ön üniversal mafsala kadar bir parça halinde uzanır.Arka köprü burulmaya çalışırken kardan milini örten boruyu eğmeye çalışır.Boru bu kuvvet karşısında esnemek suretiyle arka köprü torkunu karşılarken ön bağlantısı aracılığı ile transmisyon bağlantısı üzerinden şasiye iletir.Böylece şasi üzerinde itici bir kuvvet kazandırılmış olur.</p>
<p>4.YAPRAK YAYLARIN YAPISI</p>
<p>Daha çok arka askı donanımlarında kullanılan yaprak yay birkaç uzun plakadan ya da yapraktan oluşur. Şekil-4 arka tekerleklerde bağlanmış bulunan tipik bir yaprak yay sistemini göstermektedir.Şekil-5 ise yaprak yayın uçlarının şasi çerçevesine bağlanmış biçimini göstermektedir.<br />
Yaprak yay birkaç ince yapraktan ve bu yaprakların üst üste bindirilerek bağlanmasından oluştuğu için yaylanma hareketi sırasında kırılmaz;eğilmeye çalışabilir.</p>
<p>Şekil-4 Yaprak yaylı askı donanımı</p>
<p>Şekil-5 Tipik bir yaprak yay ve şasiye bağlanma şekli</p>
<p>Yay yaprakları ya da plakaları bir merkez cıvatası tarafından birbirine bağlanırlar.Merkezden uçlara doğru kaymayı önleyici kelepçelerle yapraklar birbirine tutturulmuştur.Kelepçeler yaprakları bir hizada tutmaya çalışır ve yaylanma hareketi sırasında yaprakların birbirinden ayrılmasını engeller. ŞEKİL-5.Diğer taraftan çoğu yaprak yaylarda yayların yaprakları arasına özel bazı pullar konulmak suretiyle eğilme sırasında birbiri üzerinde kaymalarına imkan sağlanmıştır.Böylece yayın kırılması önlenir.<br />
Yukarıda da belirtildiği gibi bazı araçlar tek yapraklı yayları kullanmaktadır.Tek yapraklı yay da çok yapraklı yay gibi çalışır ve bağlanır.Yayın yaprağı merkezden çevreye doğru incelerek gider.Yani ortada kalın uçlarda incedir. ŞEKİL-6 tek yapraklı yaydan meydana gelen bir askı donanımını göstermektedir.</p>
<p>Şekil-6</p>
<p>Şekil-4 ve şekil-5 te görüldüğü gibi yayın yaprakları farklı uzunluktadır.En uzun yaprağın ön ucu kıvrılmak suretiyle bir yay gözü meydana getirilmiştir.Yay gözü yay askısına bir cıvata ile asılmıştır.Cıvata ile askıdaki yuvası arasına kauçuk bir burç yerleştirilmiştir.Bir bakıma askı cıvatası doğrudan doğruya burç içinde çalışır ve böylece madenin madene teması izole edilir (Şekil-7).Kullanılan kauçuk burçlar iki görev yapar: Titreşimleri üzerlerine alarak emerler ve kendi yapılarında yokederek şasiye iletilmesine engel olurlar.Diğer taraftan yaylanma ve salınım çalışması sırasında yay eğilmeye çalışırken yay gözünün ileri-geri bükülmesine müsade eder.</p>
<p>Şekil-7 Yay gözünün yay askısına bağlanmasında kullanılan burç</p>
<p>Ana yaprak yayın arka ucu da bir yay gözü meydana getirecek şekilde bükülmüştür.Arka taraftaki yay gözü bir yay küpesi üzerinden aracın şasisine bağlanmıştır.Yay küpesi yayın eğilmeye çalışması sırasında yay boyunun değişmesine olanak verir.Aracın sürüşü sırasında yolun çukur ve tümsekleriyle karşılaşması araçta aşağı-yukarı gelişn bir hareket doğurur.Aracın bu değişen hareketi yayın iki ucu arasındaki mesafenin değişmesine yol açar.Yay küpesi bir salıncak gibi harekete geçerek bu mesafenin uzunluk olarak değişmesine müsade eder.Yay küpesi genellikle yayın arka ucunda bulunur.Üzerinde kauçuk burçlar vardır.Bunlar,titre- lerin emilmesine imkan vererek şasiye geçmesine engel olurlar. ŞEKİL-8 sökülmüş bir yay küpesini göstermektedir.<br />
Yayın ortası iki tane U cıvatası ile arka aksın muhafazasına bağlanmıştır.Daha doğrusu yay U cıvataları vasıtasıyla arka köprüye asılmıştır.Şasi çerçevesinin arka köprü üzerine gelen kavisli kısmında kauçuk tamponlar vardır.Aracın tümseklere binmesi ya da çukurlara girmesi sırasında oluşan yaylanma hareketi aşırı dereceyi bulursa arka köprü şasiye çarpabilir.Bu sırada meydana gelebilecek böyle bir hareketi tamponlamak gerekir.Kauçuk tamponların amacı bu görevi yapmak ve bir bakıma çarpışmayı yumuşatmaktır.Aracın üze- rinde fazla bir yük olduğu zaman da aşırı basılma şasi çerçevesini arka köprüye yaklaştırır ve çarptırabilir.Bu tamponlar birer amörtisör değildir fakat bazı şokları kısmen karşılayabilir.</p>
<p>Şekil-8</p>
<p>5.TRAVERS TİPİ YAPRAK YAYIN BAĞLANTISI</p>
<p>Bazı araçlarda iki yaprak yay yerine tek bir yay kullanılır ve bu yay arka köprüye bir travers gibi bağlanır.Böyle bir bağlantı arka tekerleklerin ayrı ayrı askıya alınmasını sağlar.Yani arka askı donanımı müstakil ve serbest bir askı donanımı haline gelir.Diğer taraftan arka aksların üzerinde birer üniversal mafsal bulunur.Böylece tekerleklerin serbest ve birbirinden farklı salınımları mümkün olur.</p>
<p>6.AĞIR HİZMET TİPİ ARKA ASKI DONANIMI</p>
<p>Ağır hizmet tipi araçlarda kullanımakta olan yaprak yay,hafif araçlarda görülenin aksine arka köprüye bindirlmiş bulunmaktadır.Bu tür araçlarda ana yaprak yayın üzerinde bir de yardımcı yay vardır.Yardımcı yay,ancak aşırı yüklenme hallerinde çalışmaya başlar.Aracın ani olarak tümseklere binmesi halinde aşırı derecede bir sıkışma meydana gelebilir.Bu durumda ana yaprak yay büyük miktarda esneme hareketine girişirken yardımcı yayın uçları şasi çerçevesinin üzerindeki tamponlara kadar dayanır.Böylece kendi gerilimini ana yayın gerilimine ilave eder. ŞEKİL-9 gerek ön gerekse arka askı donanımı yardımcı yaprak yayla donatılmış bulunan ağır hizmet tipi aracın askı donanımını göstermektedir.</p>
<p>Şekil-9</p>
<p>Helisel Yaylar:</p>
<p>Motorlu taşıtların daha çok ön askı donanımlarında kullanılmakta olan yaylar helisel yaylardır.Ancak günümüzün birçok aracının arka askı donanımında da helisel yaylar kullanılmaktadır.Helisel yaylar özel yay çubuklarından ısıl işlem altında bükülmek ve sarımlar haline getirilmek suretiyle yapılırlar.Sonradan uygun gerilimin verilebilmesi için ısıl işlemlerden geçirilirler.Genellikle yayın bir ucu şasi çerçevesine diğer ucu ise aksa ya da askı tertibatına bağlanır.Titreşimlerin transferini engellemek için kauçuk takoz ve pabuçlar kullanılır. ŞEKİL-10<br />
Helisel yay ancak 1930’lardan sonra amerikan araçlarında çok kullanılmaya başlanmıştır.Helisel yay bir bakıma bir burulma çubuğu gibidir;daha doğrusu burulma çubuğunun bükülerek sarımlar haline getirilmesin- den ibarettir.Çünkü burulma çubuğu gibi bükülmeye çalışmak suretiyle görevini yapar.Bükülme kuvvetinin kuvvet kolu,yayın kendi yarıçapıdır.Genellikle bükülme yayın en alt ve en üst sarımları hariç olmak üzere bütün diğer sarımları üzerinde eşittir.Meydana gelen gerilme üniformdur.En alt ve en üst sarımlara ölü sarımlar demek yerinde olur.</p>
<p>Şekil-10</p>
<p>7.HELİSEL YAYLI ÖN ASKI DONANIMI</p>
<p>Ön askı donanımı arka askı donanımından daha karışık bir yapıya sahiptir.Ön askı sistemi ön tekerlek- lerin direksiyon isteklerine imkan sağlamak üzere tekerleklerin sağa sola dönmelerine ve aşağı yukarı salınım yapmalarına müsade etmelidir.Şekilde görülen uzun ve kısa kolu askı sistemlerinde alt ve üst salıncak kolları farklı uzunluktadırlar.Genellikle üst salıncak kolu daha kısadır.Helisel yay bir ucunda şasi çer- çevesi diğer ucunda salıncak kolunun arasına sıkıştırılmıştır.Şekilde gösterilen sistemde yay şasideki yay oturağı ile alt salıncak arasına oturtulmuştur.Alt ve  üst salıncakların iç tarafları aracın şasisine mihver milleri ile bağlanmıştır.Dış tarafları ise dingil başlarına diğer bir deyişle direksiyon deve boyununa tesbit edilmişler- dir.Dingil başları ya da direksiyon deve boyunları küresel mafsallar aracılığı ile salıncak kollarına bağlanmış- lardır.  ŞEKİL-11 Bu küresel mafsallar dingil başlarının direksiyon için yanlara dönmelerine imkan verirler. Tekerlekler dingil başlarına bağlanırlar.Bu bakımdan dingil başlarının küresel mafsalların oluşturduğu eksen etrafında dönmeleri tekerleklerin de sağa sola dönmelerine imkan verir.Böylece aracın manevra yapması olanağı doğar.</p>
<p>Şekil-11  Ön askı donanımında kullanılan küresel mafsalların kesitleri</p>
<p>ŞEKİL-12 da hareket halindeki bir aracın tekerleklerinin bir tümseğe binmesiyle ortaya çıkan durum görülmektedir. ŞEKİL-13 ise bunun aksi bir durumu göstermektedir.Tekerin bir çukura girmesiyle meydana gelebilecek durum gösterilmiştir.Tekerin tümseğe binmesiyle tekerlek yukarıya doğru hareket eder.Şekilde bu hareket noktalı çizgiyle gösterilmiştir.Yukarıya doğru olan bu hareket sırasında iki salıncak kolu da yukarıya doğru hareket ederler daha doğrusu yukarıya doğru salınırlar.Helisel yay alt salıncak kolu ile aracın şasisi arasında sıkışmaya başlar.<br />
Tekerleğin çukurla karşılaşması ile aşağıya doğru bir hareket gelişir ve salıncak kolları aşağıya doğru salınmaya başlarlar.Bu ise yayın açılmasına müsade eder.Bu çalışma sırasında oldukça azaltılmış salınma,araç üzerindeki yolcuların rahatlıkla gitmelerine olanak verir.Yayların salınma hareketlerini daha da yumuşatmak için amortisörler kullanılır.</p>
<p>Şekil-12</p>
<p>Şekil-13</p>
<p>8.Yayı Salıncak Kolunun Üst Tarafına Yerleştirilmiş Bulunan Helisel Yaylı Ön Askı Donanımı:</p>
<p>Diğer bir helisel yaylı ön askı donanımında yay üst salıncak kolu ile yay kulesi arasına yerleştirilmiştir. Yay kulesi araç gövdesinin ön uzantısında meydana getirilmiştir.Sistemin çalışması diğerinin aynıdır. ŞEKİL-14 Tekerleğin tümseğe binmesi ya da çukurlara girmesi halinde yayın sıkışması ya da açılmaya çalışması aynıdır.Kontrol kolları ya da salıncak kolları aynı şekilde açılıp kapanırlar.Şekilde alt salıncak kolunun bir tek noktadan şasiye mihverlendiği görülmektedir.Bu sistemde alt salıncak kolunun ileri geri dönmesine engel olmak için bir dayanak çubuğu kullanılır.<br />
Bu dayanak çubuğuna fren reaksiyon çubuğu da denir.Alt salıncak kolunun dış tarafı ile aracın şasisi arasına bağlanır.Frenleme sırasında ve aracın kasislere girip çıkması halinde alt salıncak kolunun ileri geri dönmesine engel olur.</p>
<p>Şekil-14</p>
<p>9.DENGE ÇUBUĞU</p>
<p>Dayanma çubuğunun dışında çoğu araçlarda iki alt salıncak kolunu birbirine bağlayan denge çubuğu veya kaymayı önleyici bir çubuk da vardır.Denge çubuğu yaylanmadaki büyük farklılıkları karşılar ve direksiyona olan hakimiyeti kolaylaştırır.Araç gövdesinin yana yatma ve devrilmeye eğilimini engellemeye çalışır.<br />
Araç dönüş yaparken ortaya çıkan merkezkaç kuvvet karoseriyi yana yatmaya zorlar.Karoserinin bu hareketi dışta bulunan yayı bastırır,içtekini ise açmaya çalışır.Yayların birbirine zıt durumdaki bu çalışması denge çubuğunu burulmaya zorlar.Çubuğun burulmaya karşı gösterdiği direnç yayların boyutlarında yaratılmak istenilen farklılığa karşı koyar ve bunun sonucu olarak karoseri aşırı yatma eğiliminden kurtarılmış olur.<br />
Denge çubuklarının yanı sıra yukarıda belirtililen dayanma çubuğunun kullanıldığı yapımlar da vardır. İleri geri kaymayı önler.</p>
<p>10.ÖN ASKI SİSTEMİNİN GEOMETRİSİ</p>
<p>Geometri,düzlem yüzeyleriyle açılar arasındaki bağıntıyı ifade eder.Ön askı donanımı ile ilgili olmak üzere geometri tekerleklerin aşağı yukarı salınımları sırasında ön askıyı oluşturan parçalar arasındaki açıyı ifade eder. ŞEKİL-15 ön askı geometrsini göstermektedir.Alt salıncak kolu üst salıncak kolundan uzundur. Daha doğrusu bu kol daima uzun kabul edilmiştir.Bağlantı noktası dingil başının dikey hareket etmesine imkan verecek şekildedir.Çünkü üst kolun çizeceği yay daha kısa kalacaktır.Aynı anda dingil başı ile aracın tekerleği küresel mafsal üzerinden sağa sola dönme imkanı bulurlar ve böylece aracı istenilen yönde sürme yani manevra yapma hareketi sağlanmış olur.<br />
Dingil başının ön aks dikmesinin ya da direksiyon deve boynunun aşağı yukarı salınımlar sırasında dikey hizalanmayı bozmadığına dikkat etmek gerekir.Bu,tekerlekleri de dikey doğrultuda tutmayı sağlar. Direksiyon kontrolu ve lastiklerin aşınması açısından bu istenen bir durumdur.Şekilde görülen ön askı donanımının geometrisi bu dikey doğrultuyu meydana getirir ve böyle kalmasını temin eder.</p>
<p>Şekil-15  Ön askı donanımı geometrisi.Tekerlek ve ön aks yukarı aşağı hareket ettiği zaman alt ve üst salıncak kolları yayların sıkışmasına veya açılmasına sebep olurlar.</p>
<p>11.SEBEST ÖN ASKI DONANIMI VE SABİT DİNGİLLİ ÖN ASKI SİSTEMİ</p>
<p>Taşıt araçlarının ön askı sistemlerini serbest ve sabit dingilli olarak ikiye ayırmak mümkündür.Sabit dingilli ön askı donanımı daha çok ağır hizmet tipi araçlarda kullanılmaktadır.Otomobillerde ise en çok<br />
kamyonetlerle sınırlandırılmıştır.Eski tip bazı otomobillerde de sabit dingilli sistemlere rastlamak mümkün- dür.Sabit dingillerde helisel yay yerine yaprak yaylar kullanılır ve ön düzen geometrisi oldukça değişiktir. Salıncak kolları bulunmadığından aracın önü doğrudan doğruya yaylarla birlikte inip kalkar.Serbest askı donanımlarında ise helisel yaylar kullanılır ve her tekerleğin diğerine bağlı olmadan serbestçe salınması mümkündür.<br />
Serbest askı donanımları da başlık pimli ve küresel mafsallı olmak üzere ikiye ayrılırlar.Başlık pimli sistem (king-pim) yavaş yavaş terk edilmektedir;ancak hala bazı eski araçlarda bunlara rastlanmaktadır. Küresel mafsallı sistem çok daha yaygındır.Başlık pimli sistemlerde bir aks başı dikmesi vardır ve başlık pimi aracılığı ile salıncak kollarına bağlanmıştır.Küresel mafsallı sistemde dingil başı yerine küresel mafsalların oluşturduğu direksiyon deve boynu vardır.Aslında buna da dingil başı denilebilir.Fakat biçimi tamamen değişiktir. ŞEKİl-16</p>
<p>Şekil-16<br />
Serbest ön askı donanımlarının ikisinde de ön düzen geometrisi hemen hemen aynıdır.Sadece verilen ön düzen açılarının ayarlanması şekli farklıdır.Genellikle küresel mafsallı olanlarda şimler vardır,diğerinde ise kamlar bulunur.</p>
<p>12.YAYLI VE YAYSIZ YÜK</p>
<p>Yaylı yük,otomobilin yaylar tarafından desteklenen kısımları ile yüklerini;yaysız yük ise yaylar tarafın- dan desteklenmeyen ve taşınmayan yüklerini ifade eder.Şasi çerçevesi ve bu çerçeveye bağlanan parçalar yaylı yüklerdir.Çünkü ağırlıkları yaylar tarafından taşınmaktadır.Tekelekler ve teker aksları,arka aks kovanı ve diferansiyel;yaylar tarafından taşınmazlar;onun için yaysız yüktürler.Genel olarak yaysız yükün mümkün olduğu kadar düşük tutulması istenr.Çünkü yaysız yük sürüşün rahatını bozar.Örneğin bir tekerlek hafif ise yolun yüzeyinden etkilenerek aşağı yukarı salınır ve fakat bu salınma şasiye etkide bulunmayabilir.Fakat ağırlığı artınca yapacağı salınımlar aracın içindekiler tarafından daha da hissedilecektir.Bir an için yaylı ve yaysız yüklerin eşit olduğunu kabul edersek :yaysız yük yolun düzgün olmayan yüzeyinden etkilenerek aşağı yukarı salınımlara başlar ve aynı hareketi yaylı yüke de yaptırmak ister;daha doğrusu yaylı yük yaysız yükle birlikte salınıma zorlanır.Bu nedenle yaysız yük çok düşük tutulmalıdır.Aracın tüm yükünün sadece çok az bir kısmını kapsamalıdır.</p>
<p>13.ÇİFT DİNGİLLİ,HELİSEL YAY KULLANAN SERBEST ÖN ASKI SİSTEMİ</p>
<p>Bu askı donanımı genelde kamyonet tipi taşıtlarda bulunur.Önde iki tane dingil vardır ve her teker ayrı olarak bu dingillerden birinin dingil başlarına bağlanmıştır.Dingiller bir uçtan diğerine uzanmazlar.Birer uçta<br />
tekerleklere diğer uçlarda şasiye tesbit edilmiştir.Tekerleklerin bulunduğu tarafta dayanak kolları vardır ve ileri geri kaymaları önlemeye çalışırlar.Tekerleklerin bulunduğu tarafta kolların daha doğrusu dingillerin üzerine helisel yaylar yerleştirilmiştir.Her dingil ve kendisine bağlı tekerlek serbestçe salınım yapabilecek yapıdadır. ŞEKİL-17</p>
<p>Şekil-17 Serbest askılı,çift dingilli ve helisel yaylı ön askı donanımı</p>
<p>c.Burulma çubuklu ön askı donanımı:</p>
<p>Askı donanımlarında kullanılmakta olan burulma çubuğu uzun bir çelik çubuktan ibarettir.Bunlar otomobil ön askı sisteminde iki tanedir.Çubuğun bir ucu hareketsiz bir yere bağlanır,diğer ucu ise dönebilecek serbestliktedir.Burulma çubuklarının ön uçları önde alt salıncak kollarına tesbit edilirler,arka uçlar ise şasinin çapraz kollarından birine bağlıdır.Aracın ön kısmında başlayacak salınım hareketi alt salıncak kolları üzerinden burulma çubuğunu burulmaya,döndürmeye çalışır.Çubuğun burulmaya karşı göstereceği direnç bir yay etkisi bırakır ve böylece salınım yumuşatılmış olur.Aracın ağırlığı çubukların üzerinde bir başlangıç sıkışması oluşturur.Aracın tümseklere binmesi ya da kasislere girmesi çubuğu daha da burmaya çalışarak salınıma katılmasını sağlar.Çubuğun dönmeye karşı göstereceği direnç oranında salınım yumuşatılmış olur. ŞEKİL-18 de burulma çubuğu tek olarak gösterilmiştir.</p>
<p>Şekil-18</p>
<p>14.YAPRAK YAYLI ÖN ASKI DONANIMI</p>
<p>Günümüzün çoğu otomobillerinde ön askı donanımı ya helisel yaylıdır,ya da burulma çubukludur. Amerikan yapımı araçların dışındaki bazı diğer yapımlarda özellikle ağır hizmet tipi araçlarla kamyonlarda yaprak yaylı ön askı donanımı kullanılmaktadır.Kamyon ve ağır hizmet tipi araçlarda kullanılmakta olan sabit dingilli ön askı donanımlarından yukarıda söz edildi.<br />
Bazı araçlarda ön askı sisteminde kullanılan yaprak yay bir travers gibi yerleştirilmiştir.Bu tür yayın iki ucu şasiye tesbit edilmiştir,orta kısmı serbesttir,kaymayı önlemek için orta kısım ile şasi arasına gergi çubuğu yerleştirilmiştir.Çalışma sırasında yayın her iki ucu salıncak gibi etki gösterir.Çünkü ön aks başının alt kısmı bağlanmıştır.</p>
<p>d.Havalı askı donanımı ve otomatik seviye kontrolü:</p>
<p>Havalı askı donanımında,askı sistemi için kullanılmakta olan yaylar yerine hava hücreleri ya da hava yayları kullanılır.Hava yayı tertibatı,metal bir hücre içine yerleştirilen esnek bir torbadan ibarettir.Torba diye adlandırılan hava çantası basınçlı hava ile doludur ve aracın ağırlığını üzerinde taşır.Sürüş sırasında tekerlek yolun tümseğine çarptığında hava daha da sıkışır ve yoldan gelen bu darbeyi ve şoku absorbe eder.Hava hücreleri için gerekli basınçlı havayı motor tarafından döndürülen bir hava kompresörü temin eder.<br />
Havalı askı donanımlarının birinde dört adet gaz doldurulmuş yay ünitesi vardır ve her biri birer tekerlek tarafından kullanılır.Bunlara “Hydragas” (sıvı-gaz) yayları denmektedir. ŞEKil-19</p>
<p>Şekil-19<br />
Her ünitenin sızdırmaz yapıdaki hücresi yüksek basınç altında nitrojen gazıyla doludur.Bu hücrenin altında ise ikinci bir hücre vardır ve su esaslı bir sıvı ile doldurulmuştur.Tekerlek yolun tümseği ile karşılaş- tığı zaman sıvı yukarıya doğru itilir ve gazı sıkıştırır.Buna ilave olarak her yandaki iki ünite arka ile önü bir- birine bağlayacak şekilde irtibatlandırılmışlardır.Bu bakımdan sol ön tekerlek bir tümsek ile karşılaştığı zaman sol ön üniteden bir kısım sıvı bir boru üzerinden arka sol üniteye yollanır.Bu,sol arka tekerleği de kaldırır.Böylece yolun pürüzünden doğan şok sol ön ve arka tekerlekler arasında bölüşülmüş olur.Bu,gidişin daha rahat olmasını sağlar.<br />
Havalı askı donanımında yayların yerine kullanılan hücrelere hava yastığı demek de mümkündür.Bu yastıkları basınçlı hava ile dolu bulundurulan kompresör sistemi,devamlı olarak 21 kg/cm  basınçtaki hava ile besler.Basılan hava bir depoda toplanır ve buradan iki ayrı yoldan geçerek dört hava yastığına ulaşır. Devrelerdeki hava bir regülatör tarafından 11 kg/cm  ye kadar düşürülür.<br />
Düşürülen hava basıncı,seviye düzenleme subapları aracılığı ile dört hava yastığı ya da hücresine iletilir. Yastıktaki hava basıncı yetersiz seviyeye düşünce aracın o tarafı alçalır ve bu hareket ise bağlantıdaki seviye düzenleme kolunu,subabı açacak pozisyona doğru iter ve o tarafa gidecek havanın miktarını arttırır.Şekil-20<br />
Aracın kapısı açılmaya başlayınca,havalı askı donanımının selenoidi anahtar aracılığı ile bataryaya bağlanır ve selenoidin subabı açılır.Böylece 21 kg/cm  basıncındaki hava seviye düzenleme subaplarına alınır.Eğer hava yastığı artan yükün etkisi ile basılmış ve sıkıştırılmış ise seviye düzenleme subabı gerekli hava basıncını çabucak düşük durumdaki yastığa verir ve tekrar uygun seviyeye gelmesini sağlar.Aracın yükü azaldığı zaman ise seviyede yükselme olur.Böyle bir durumda da düzenleme subabı fazla havayı serbest bırakarak yastığın seviyesini düşürür.Böylece aracın yataylığı ve seviyesi her yanda kontrol altına alınır.</p>
<p>Şekil-20</p>
<p>15.OTOMATİK SEVİYE KONTROLÜ</p>
<p>Otomatik seviye kontrolünün amacı;aracın özellikle arka kısmının yere olan mesafesini arka köprü üzerindeki yükün değişmesine bağlı olmaksızın belirli bir değerde tutmaktır.Bunun için geliştirilen seviyeleme düzeninde kompresör,hava tankı ,basınç regülatör subabı,seviyeleme subabı,özel yapıdaki amörtisör ve bu parçaları birbirine bağlayan gerekli boru bağlantıları vardır.</p>
<p>a.Seviye kontrolünün hava basınıcına olan ihtiyacı:</p>
<p>Bu sistem için gereken hava basıncını sağlamak üzere iki kademeli bir kompresör kullanılmaktadır. ŞEKİL-21 Böyle bir kompresörün kesit resmi de ŞEKİL-22 de gösterilmiştir.Kompresörün emme stroku sırasında kayıcı distribütör subabı,ki pistona bağlı bir çubuk bağlantısından hareket alır;motorun vakumundan B hücresine atmosferik basıncın ise A hücresine geçmesine müsade eder.Bu,diyaframı,pistonu depoya doğru hareket ettirmek üzere iter.Çek valf(1) açılır ve birinci basamak hava ile dolar.<br />
Piston emme strokunun sonuna ulaştığı zaman,distribütör subabın vakumu A bölmesine,atmosferik basıncı ise B bölmesine almasına imkan verir.Bu ise pistonu tekrar 1 nolu çek valfe doğru iter ve çek valfi kapatır.Piston hareketine devam ederken önündeki havayı sıkıştırır.<br />
Basınç altındaki hava pistonun deliğinden geçerek 2. çek valfe ulaşır ve havanın ikinci kademe silindirine geçer.Piston strokunu tamamlayınca distribütör subap tekrar vakumun yönünü değiştirir ve diyaframın öteki tarafına (B bölmesine) etkimesini sağlar.Bu durumda piston 3 nolu çek valfe doğru gitmeye zorlanır.Piston hareket ederken iki iş yapar:<br />
1.Silindirin ikinci kademesindeki havayı sıkıştırır.Bu,2 nolu subabı kapar ve 3 nolu subabı açar;sıkış- tırılmış havanın depoya dönmesine müsade eder.Aynı anda taze hava 1 nolu subap üzerinden çekilir.<br />
2.Piston bu çalışmasını,ileri geri hareketini depodaki basınç eşit oluncaya kadar devam ettirir.Bu noktaya erişilince dengelenmiş bir konuma ulaşır ve kompresör,bir miktar hava kullanıp azalıncaya kadar çalışmaz. ŞEKİL-21 deki ünitenin balans basıncı deniz seviyesinden olan yüksekliğe bağlı olarak 10-19 kg/cm  arasında değişir.<br />
Depodan sisteme geçen havanın basıncı basınç regülatör subabı tarafından yaklaşık 9 kg/cm de tutulur. Bu,seviyeleme subabını ve amörtisörleri hasara uğramaktan korur. ŞEKİL-23</p>
<p>Şekil-23</p>
<p>b.Seviyeleme veya yükseklik kontrol hesabı:</p>
<p>Seviyeleme subabı aracın şasisine cıvatalarla bağlanmıştır.Bir aşırı hareket levyesi çubuk bağlantıları aracılığı ile arka aks muhafazasına veya kontrol koluna tesbit edilmiştir.<br />
Araca yükün binmesi ya da yükünün azalması hallerinde şasi çerçevesi ile akslar arasındaki mesafe de değişir.Mesafedeki değişme aşırı hareket levyesini tahrik eder,kontrol subabının daha fazla havayı almasına ya da fazla havayı boşaltmasına yol açar.Bu,şüphesiz yüke göredir ve eğer yük fazla ise içeriye fazla havanın alınmasına,yük az ise havanın bir kısmının boşalmasına sebebiyet verir.<br />
ŞEKİL-24 araca yük bindiği zaman seviyeleme subabının çalışmaya başladığı durumu göstermektedir Aşırı hareket levyesi yukarıya doğru itilir ve kontrol mili kolunun emme subabını açması sağlanır.Bu,amörti- söre havanın girmesine müsade eder.Amörtisör aracı,şasi ile akslar arasındaki mesafe yük öncesi mesafenin aynı oluncaya kadar,kaldıracaktır.Bu noktada aşırı hareket levyesi subabı kapatacaktır.</p>
<p>Şekil-21</p>
<p>Şekil-22</p>
<p>Şekil-24</p>
<p>Kasislere girme sırasında ortaya çıkacak olan ani meafe değişmelerini engellemek,daha doğrusu aşırı hareket levyesinin tahrik edilmesinin önüne geçmek amacıyla subaba bir zaman geciktirme mekanizması ilave edilmiştir. ŞEKİL-25<br />
Seri ve hızlı bir hareket sırasında aşırı hareket levyesi kontrol subabının mili etrafında döner ve onu hareket ettirmez.Bir yay ile yüklenmiş bulunan plancır geriye doğru hareket ederek aşırı hareket levyesinin hareketine müsade eder.Geciktirme pistonu,subap mili levyesinin hızlı hareketini yavaşlatır.Bu piston silikon sıvısı ile doldurulmuş bulunan bir silindirin içinde çalışır.Normal geciktirme 4-18 saniye arasındadır.</p>
<p>Şekil-25<br />
c.Özel amortisörler:</p>
<p>Otomatik seviyeleme kontrol sistemi ile birlikte özel yapıdaki amortisörler kullanılmaktadır.Bunlara süperlift amortisörler denmektedir.Normal amortisöre sadece kauçuk bir gövde geçirilmiştir.Kauçuk gövde dış ve iç amortisör bölmeleri arasında bir sızdırmazlık sağlar ve böylece bir hava haznesi meydana getirir. ŞEKİL-26<br />
Kontrol subabından gelen hava amortisör hava haznesine alınınca,amortisör uzamaya zorlanır.Bu hareket aracı kaldırır.Amortisörlerden havanın boşaltılması ise aracın seviyesini düşürür.Kauçuk gövdenin<br />
sürtünmesini engellemek amacı ile 0,6-1 kg/cm  arasındaki minimum bir basınç amortisörlerde muhafaza edilmektedir.Otomatik seviye kontrol sisteminin komple bir devre şeması ŞEKİL-27 de gösterilmiştir.</p>
<p>Şekil-26</p>
<p>Şekil-27</p>
<p>Tofaş Şahin marka otomobillerde kullanılan arka askı donanımı</p>
<p>Arka askı şu kısımlardan meydana gelmiştir:iki helezon yay ile birlikte çift tesirli teleskopik hidrolik amortisörler,iki alt ve iki üst olmak üzere dört adet itme çubuğu,bir adet yanlama çubuğu,arka aks kovanının yukarısında sağda ve solda gövdeye yerleştirilmiş birer adet lastik takoz,bir de diferansiyelin yukarısında bir adet lastik takoz.<br />
Helisel yaylar esnek yastıklarla üstte gövdeye altta da arka aks kovanı üzerine kaynaklı yay tablalarına oturtulmuştur.<br />
Yanlama ve itme çubukları arka köprüye ve gövdeye cıvata ve somunlarla tesbit edilmiş olup mafsal vazifesi gören cıvataların üzerine lastik burçlar geçirilmiştir.Çubukların uç kısımlarındaki halkalara oturan bu lastik burçlar yük ve titreşimlerin bir kısmını gidermektedirler.</p>
<p>Renault ön askı sistemi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/11/10/renault-on-aski-sistemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tele Çalışma Geleceğin Çalışma Şekli Olabilir mi?</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/10/30/tele-calisma-gelecegin-calisma-sekli-olabilir-mi-2/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/10/30/tele-calisma-gelecegin-calisma-sekli-olabilir-mi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Oct 2009 17:55:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[BI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=687</guid>
		<description><![CDATA[Gelişmiş ve gelişmekte olan bazı ülkelerde uygulanan standart dışı çalışma şekilleri arasına, tele çalışma adı ile yeni bir çalışma biçimi girmiş ve giderek yaygınlaşmıştır.
Tele çalışmanın tartışılmaya başlandığı yıllarda, telefon ve bilgisayar yardımıyla evde çalışma fırsatı olarak algılanmış olan tele çalışma, zaman içinde çok sayıda çalışma şekli kavram içine dahil edilmiştir. Hangi çalışma şekillerinin tele çalışma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gelişmiş ve gelişmekte olan bazı ülkelerde uygulanan standart dışı çalışma şekilleri arasına, tele çalışma adı ile yeni bir çalışma biçimi girmiş ve giderek yaygınlaşmıştır.</p>
<p>Tele çalışmanın tartışılmaya başlandığı yıllarda, telefon ve bilgisayar yardımıyla evde çalışma fırsatı olarak algılanmış olan tele çalışma, zaman içinde çok sayıda çalışma şekli kavram içine dahil edilmiştir. Hangi çalışma şekillerinin tele çalışma terimi içine gireceği konusunda ülkeler arasında fikir birliği bulunmamaktadır.</p>
<p>Ülkelere göre farklılık gösteren bu kavram evde; geleneksel işyerinden çok eve yakın yerleşimlerde çalışma şekli olan, işin daha düşük maliyetli ve coğrafik olarak farklı uzaklıktaki yerlere transfer edilmesi esasına dayanan bir çalışma şekli sayılabilir.</p>
<p>”Yeni teknolojilerin iletişim imkanlarını kullanarak temin ettiği bir çalışma şekli” olarak tanımlanan tele çalışma Avrupa Birliği’nde ”işçiler, kendi hesabına çalışanlar, ev işçileri tarafından tümü veya önemli bir bölümü müşteriden, işverenden, geleneksel işyerinden uzakta bir mekanda yapılan, yeni bilgi teknolojileri ve telekomünikasyonunun etkin biçimde kullanıldığı çalışma şekli” olarak tanımlamıştır. Tele çalışma tanımlarına bakıldığında, bu tanımların üç temel kavram üzerinde durduğunu göstermektedir. Bunlar organizasyon, mekan ve teknolojidir. Uzaktan çalışma ve yeni teknoloji kullanımı aynı zamanda organizasyonel değişim anlamına gelmektedir.</p>
<p>Tele çalışma ABD, Kanada, Japonya, Avusturalya ve AB ülkelerinde hızla yaygınlaşmaktadır. Bu ülkelerin yanı sıra Singapur, Malezya, Brezilya gibi gelişmekte olan ülkelerde de belirgin bir artış gözlenmektedir. Ekonomik, sosyal ve teknolojik yapıya bağlı olarak farklı ülkelerde farklı gelişim gösteren tele çalışmanın giderek büyük boyutlara ulaştığı görülmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Atilla Filiz</p>
<p>Mak.Muh.(MBA)</p>
<p>ATİ Mühendislik Eğitim Yön. Danışmanlık</p>
<p>atidanisman@ttnet.net.tr</p>
<p>http://www.atillafiliz.com</p>
<p>ile<a href="http://74.125.77.132/search?q=cache:X8FZtaIXaeYJ:www.bilgiyonetimi.org/cm/pages/mkl_gos.php%3Fnt%3D626+site:bilgiyonetimi.org&amp;cd=68&amp;hl=tr&amp;ct=clnk&amp;gl=tr">http://www.bilgiyonetimi.org/cm/</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/10/30/tele-calisma-gelecegin-calisma-sekli-olabilir-mi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üniversitelerimize Toplu Bakış Ve Yayın Etkinliklerinin Çeşitli Göstergelerle Analizi</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/10/27/universitelerimize-toplu-bakis-ve-yayin-etkinliklerinin-cesitli-gostergelerle-analizi/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/10/27/universitelerimize-toplu-bakis-ve-yayin-etkinliklerinin-cesitli-gostergelerle-analizi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 09:37:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversitelerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversitelerimize Toplu Bakış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=499</guid>
		<description><![CDATA[ 
1. GİRİŞ
Bilindiği gibi, üniversitenin yerine getirmek ile yükümlü olduğu iki ana görevi vardır. Bunlardan birincisi, ulusal plan hedefleri içinde ülkenin gereksinimi olduğu disiplinlerde nitelikli meslek adamları yetiştirmek, daha açık bir deyişle günümüzde olağanüstü bir hızla çoğalan bilimsel bilgi birikiminden yararlanabilen, sürekli yeni bilgiler üretebilen ve varolan teknolojileri en verimli ve etkin şekilde kullanabilen insangücünün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: 'Times New Roman';font-size: medium;line-height: normal"> </span></p>
<p><strong>1. GİRİŞ</strong></p>
<p>Bilindiği gibi, üniversitenin yerine getirmek ile yükümlü olduğu iki ana görevi vardır. Bunlardan birincisi, ulusal plan hedefleri içinde ülkenin gereksinimi olduğu disiplinlerde nitelikli meslek adamları yetiştirmek, daha açık bir deyişle günümüzde olağanüstü bir hızla çoğalan bilimsel bilgi birikiminden yararlanabilen, sürekli yeni bilgiler üretebilen ve varolan teknolojileri en verimli ve etkin şekilde kullanabilen insangücünün yaratılmasıdır. İkinci görevi ise temel ve uygulamalı araştırma-geliştirme projeleri yaparak yeni bilgiler, teknolojiler üretmek, bunları yayın etkinlikleri (makale, bildiri, kitap) ve patent yoluyla topluma / ekonomiye en etkin biçimde kazandırmaktır. Birinci görev üniversitenin &#8220;eğitim-öğretim&#8221; işlevini, ikinci görev ise, &#8220;bilimsel araştırma yapma&#8221; işlevini açıkça tanımlar. Toplum tarafından üniversite&#8217;ye atfedilen bu görevler birbirini besleyen, tamamlayan, ayrılmaz özellikler arzeder. Diğer kelimelerle bu iki yararın oluşturduğu &#8220;bileşke&#8221;&#8216;nin büyüklüğü üniversitenin toplumun &#8220;beşeri ve ekonomik kalkınması&#8221;&#8216;na sağladığı &#8220;katkı&#8221;&#8216;yı belirler.</p>
<p>Üniversitelerimizin üstlendiği bu görevleri ne ölçüde yerine getirdiği kamuoyunda süregelen sorgulamalara konu olmaktadır (Bkz.Genişletilmiş kaynakça). Bu çalışmanın kapsamında üniversitelerimizin uluslararası atıf endekslerince [Fen (Temel Bilimler+ Sağlık Bilimleri+Mühendislik) "SCI" ve Sosyal Bilimler "SSCI"] taranan dergilerde yayınlanan toplam bilimsel etkinliklerin<sup> </sup>kimi yükseköğretim göstergeleri (öğrenci / öğretim üyesi, proje sayısı/öğretim üyesi) ile ilişkileri olup olmadığı araştırılmış, daha sonra DPT&#8217;çe geliştirilen &#8220;Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Endeksi&#8221; (Dincer, Özaslan ve Satılmış, 1996) temel alınarak, hem yayın etkinliklerinin hem de diğer konu edilen göstergelerin bölgeler bazında değişimleri, istatistiksel büyüklükleri ile birlikte ortaya çıkartılmıştır. Ayrıca, makroekonomik ölçekte varolan &#8220;bölgesel eşitsizlikleri&#8221; belirli ölçüde iyileştirmek  amacıyla  üniversitelerimizin  neler  yapabilecekleri  ele  alınmıştır. İncelenen konunun bütünselliğini sağlamak üzere üniversitelerimize ait  sayısal değerlendirmeler de belirli bir ayrıntı içinde işlenmiştir.</p>
<p><strong>2. </strong><strong>Üniversitelerimizin Kısa Kimliği</strong></p>
<p>Üniversitelerimizin bugünkü durumuna ilişkin kimi sayısal değerlendirmeler (Aytaç ve arkadaşları, 2001 ve Karakütük, 2001) aşağıda özetlenerek verilmiştir :</p>
<p>· 1981 yılı itibariyle üniversitelerin sayısı 19 iken, bu sayı 1990 yılında 29&#8242;a yükselmiş, 2001 yılında ise 78 (Devlet üniversitesi 53, vakıf üniversitesi 22, onay bekleyen vakıf üniversitesi sayısı : 3) olmuştur. Üniversite sayısındaki toplam artış % 155, sadece devlet üniversite-lerindeki artış hızı % 83 düzeyindedir.</p>
<p>· 1999-2000 yılı itibariyle toplam öğretim elemanı sayısı 64169&#8242;dur. Akademik ünvanlara göre dağılım oranları şöyle oluşmaktadır :  Profesör : % 12.8, Doçent : % 7.4, Yrd. Doçent : % 14.2, Diğer (öğretim görevlisi, okutman, uzman, çevirici vb) : % 26.3, Araştırma görevlisi : % 39.3. Öğretim elemanlarında artış oranları 1983-1984 dönemine kıyasla şu değerlerde gerçekleşmiştir : Profesör : % 351, Doçent : % 83, Yrd. Doçent : % 278, Diğer : % 236 ve Araştırma Görevlisi % 218. Profesör ünvanında gözlenen artış oranının diğer akademik ünvanlardaki artış oranından yüksek olması burada dikkat çeken bir olgudur.</p>
<p>· 1999-2000 yılı itibariyle yükseköğretim sistemimizde kayıtlı toplam öğrenci sayısı 1,412,248&#8242;dir. Fakülte, 4 yıllık yüksek okul, açık öğretim ve mesleki yüksek okullarda kayıtlı öğrencilerin oransal dağılımları sırasıyla söyledir : % 46.7, % 3.3, % 34.6 ve % 15.4. Açıköğretim öğrencileri hariç olmak üzere önlisans, lisans ve lisansüstü öğrenci sayısı 1,091,805 değeri dikkate alındığında, 2000-2001 öğretim yılı için &#8220;öğrenci/öğretim üyesi&#8221; büyüklüğü  45 olarak belirlenmektedir.  Anılan büyüklük (1980-1981) öğretim yılı için 46&#8242;dır. Vakıf üniversiteleri açısından ise aynı büyüklük 45&#8242;dir. Vakıf üniversitelerine kayıtlı öğrenci sayısının toplamı 27367 olup, yükseköğretim ve örgün öğretim içindeki oranları sırasıyla % 1.9 ve % 3 mertebelerindedir. 2000-2001 öğretim yılı itibariyle vakıf üniversiteleri açısından aynı büyüklük 45&#8242;dir. Kimi ülkelerdeki lisans programlarında öğretim üyesi başına öğrenci sayısı şöyledir :  Kore : 20, İspanya : 17, Polonya : 10, Finlandiya : 16, Yunanistan : 16. Ülkemiz için aynı program bazında anılan büyüklüğün 35 olduğu gerçeği bize Türk Yükseköğretim sisteminin çok ciddi &#8220;<strong>akademik altyapı</strong>&#8221; sorunu ile karşı karşıya olduğuna işaret etmektedir. Yükseköğretimdeki &#8220;okullaşma oranı&#8221;&#8216;nın 1999 yılında % 27.7 buna karşın Avrupa ortalamasının  % 47.8 olması, sözü edilen sorunun varlığını başka açıdan ortaya koymaktadır.</p>
<p>·  2000-2001 öğretim yılı itibariyle devlet üniversitelerimizde öğretim gören lisansüstü öğrenci (Yüksek lisans+doktora+tıpta uzmanlık) sayısı 85709 olup GATA ve hastaneler dikkate alındığında toplam sayısı 90661 olmaktadır. Toplamın ~% 60&#8242; ı  İstanbul, Ankara ve</p>
<p>İzmir Üniversitelerinde bulunmaktadır. 2000-2001 yılı itibariyle öğretim alanlarına göre toplam lisansüstü (yüksek lisans+doktora+tıpta uzmanlık) öğrencilerinin (99183) dağılımları şöyledir : Dil ve Edebiyat % 2.7, Matematik ve Fen Bilimleri % 7.7, Sağlık Bilimleri % 18.5, Sosyal Bilimler % 12.5, Uygulamalı Sosyal Bilimler % 30.6, Teknik Bilimler % 21.8, Ziraat ve Ormancılık % 4.4 ve Sanat % 1.8&#8242;dir. 1984-1985 dönemine ait dağılım oranlarıyla karşılaştırıldığında Sosyal+Uygulamalı Sosyal Bilim alanlarında yaklaşık % 18 artış, Teknik Bilimlerde  ise % 14&#8242;lük bir azalma dikkati çekmektedir. Aynı öğretim yılında vakıf üniversitelerinde öğrenim gören lisansüstü öğrenci sayısı ise 4655 olup devlet üniversitelerine ait değerin ancak % 18&#8242;i kadardır. Sadece doktora öğrenimi gören öğrenci sayısı değerlendirildiğinde de aradaki fark çok daha düşündürücü olmaktadır. Şöyle ki, vakıf üniversitelerinde doktora öğrenimi gören öğrenci sayısı 256, devlet üniversitelerimizde ise 21492&#8242;dir (ÖSYM 2001). Gerek lisansüstü öğretim gören öğrencilerin büyük çoğunluğunun üç büyük şehirde toplanmaları gerekse vakıf üniversitelerinde doktora eğitim-öğretiminin cılızlığı, bir kez daha altyapı eksikliklerinin varlığını göstermektedir. Yukarıdaki veriler tekrar gözönüne alındığında şu sonuç daha da netleşmektedir :</p>
<p><strong>Vakıf üniversiteleri, devlet üniversitelerinin  çok büyük bedeller karşılığında yetiştirdiği öğretim üyelerini bünyelerine transfer ederek eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürmektedir. Devlet üniversiteleri bu duruma karşı etkin önlemler geliştiremezse ileriki dönemlerde devlet üniversitelerimizdeki öğretim üyesi sayısı ciddi bir şekilde azalarak varolan öğretim üyesi başına öğrenci sayısı çok daha artacaktır.</strong></p>
<p>· Üniversite öğretim üyelerimizin yıllık brüt aylıklarının -satınalma paritesi gücü kullanılarak- ABD Doları cinsinden hesaplanan değerleri olağanüstü küçüktür. 2000 yılı itibariyle yardımcı doçent, doçent ve profesör ünvanlı öğretim üyelerinin yıllık brüt değerleri aynı sırada 15740 $, 18644 $ ve 26187 $ düzeyindedir. Bir karşılaştırma yapabilmek amacıyla dünya ölçeğinde ücretlerin göreceli olarak en düşük olduğu ülke G.Afrika alındığında, aynı bazda yıllık brüt değerler Yrd.Doçent : 23641 $, Doçent : 29909 $ ve Profesör : 39918 $ &#8216;dır (DPT 2000). Kuşkusuz bu yorumsuz tablo birçok bakımdan önemlidir. Birincisi, yükseköğretim kurumlarımızın temel öğeleri olan akademisyenler ciddi geçim sıkıntısı içindedirler. İkincisi ise geleceğin öğretim üyeleri olabilecek nitelikli mezunlar üniversite yerine başka kurumlara tercihlerini yapmaya neden olmaktadır.</p>
<p>· Toplam  eğitim harcaması /Gayri Safi Yurt  İçi Hasılası (GSYİH) ve Yükseköğretim harcaması / GSYİH  büyüklükleri 1995 yılı itibarı ile sırasıyla 2.4 ve 0.9&#8242;dur. Aynı eğitim harcama büyüklükleri örneğin G.Kore&#8217;de % 6.2 ve % 1.9 şeklinde gerçekleştirilmiştir. 1995-2000 dönemi için Yükseköğretim harcamasının toplam bütçe ve GSMH içindeki ortalama  payı sırasıyla  % 2.8  ve  %  0.83  düzeylerindedir. Yükseköğretim  kurumlarında</p>
<p>öğrenci başına yapılan harcamaya satın alma gücü -1995- bazında bakıldığında ülkemizde bu değer 1538 $ -açık öğretim hariç- iken G.Kore&#8217;de 5203 $, Finlandiya&#8217;da 7315 $, İtalya&#8217;da 5013 $&#8217;dır. YÖK (2000) kaynağına göre bu harcamanın düzeyi ise, o yılki dünya ortalamasının yarısından azdır. Yapılan sınırlı sayısal değerlendirmeler üniversitelerimizin nasıl bir altyapı içinde eğitim-öğretim ve araştırma etkinliklerini sürdürdükleri konusunda bazı ipuçları vermektedir.</p>
<p><strong>3. </strong><strong>Üniversitelerimizin Yayın Etkinliklerinin Analizi</strong></p>
<p><strong>3.1 </strong><strong>Genel</strong></p>
<p>Bu bölümde kullanılan yayın etkinlikleri [2000 yılına ait SCI, SSCI endekslerine giren yayın sayısı (<a href="http://www.ulakbim.gov.tr/" target="_blank">www.ulakbim.gov.tr</a>)], 1999-2000 Yükseköğretim İstatistikleri (ÖSYM yayın no 2000, 5) verisi olan öğretim üyesi sayısı ve üniversitelerimize ait öğrenci / öğretim üyesi sayısı oranı Kayalıca ve Ak (2002) kaynağından temin edilmiştir. Devam etmekte olan proje sayıları 9.Cumhurbaşkanına sunulan rapor (Mart 2000, Ankara), üniversitelerin bulundukları illere ait sosyo ekonomik &#8220;gelişmişlik endeks değerleri&#8221; için  Dincer, Özaslan ve Satılmış (1996), iller itibarı ile kişi başına GSYİH (DİE, 2001, 1999 verisi) için Küçüker (2001) kaynağından yararlanılmıştır. Analize konu edilen tüm veriler topluca EK Çizelge 1&#8242;de gösterilmiştir. İncelenen konuların  değerlendirilmesi ayrı başlıklar altında aşağıda sunulmuştur.</p>
<p><strong>3.2 </strong><strong>(1979-1999) Döneminde Öğretim Üyesi Başına Yapılan Toplam Yayın Etkinlikleri</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="656" height="106" align="left" valign="top">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>
<div>
<p>Şekil   1979-1999 döneminde  10 Öğretim Üyesi (Prof.Dr.+Doç.Dr.+Yrd.Doç.Dr.) başına düşen</p>
<p>yayın* sayısının değişimi.</p>
<p>* Kabul : Geçmiş yıllara ait SSCI/SCI yayın oranı olarak, 1999 ve 2000 yılına ait  SSCI/SCI yayın oranının ortalaması olan  0.037 değeri esas alınmış, toplam yayın (SCI+SSCI)=1.037 SCI ifadesi ile hesaplanmıştır.</p></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman';font-size: medium;line-height: normal">İncelenen dönemde 10 öğretim üyesi başına düşen toplam yayın etkinliklerinin değişimi Şekil 1&#8242;de gösterilmiştir. Açıktır ki 1990&#8242;lı yılların başından itibaren yayın etkinliği değişiminde çok belirgin bir artış gözlenmiştir. Anılan artışı denetleyen belli başlı faktörler o tarihlerde Tübitak&#8217;ça uygulanan teşvik programı, üniversitelerde akademik yükseltmelerde  SCI ve SSCI tabanlı yayınların ön plana çıkartılması ve sağlık bilimlerinde gerçekleştirilen yayınlar için ilaç firmalarınca sağlanan dolalı ve dolaysız katkılardır. 2000 yılı için 10 öğretim üyesi başına  ~3.5 adet yayın yapıldığı kestirilebilir.</span></p>
<p><strong>3.3 </strong><strong>Öğretim Üyesi Başına Yayın Etkinliği &#8211; Öğretim Üyesi Başına  Doktora + </strong><strong>Tıpta Uzmanlık Öğrenimi Gören Öğrenci Sayısı</strong></p>
<p>Şekil 2&#8242;de anılan değişkenler arasında çıkartılan regresyon ifadeleri görülmektedir. Ayrıca, değişkenlere ait hesaplanan ortalama değer &#8220;<sub> </sub>&#8221; ve standart sapma &#8220;S&#8221;  büyüklükleri aynı şekil üzerinde işlenmiştir. Açıktır ki artan doktora ve tıpta uzmanlık  öğrenimi gören öğrenci sayısı ile yayın sayısı da artmaktadır. İlginçtir ki aynı değişkenler arasında eğimleri çok farklı olan lineer ifadeler sözkonusudur. Daha açık deyişle, <strong>I . </strong>gruba giren üniversitelerin aynı öğrenci sayısı için gerçekleştirdikleri yayın sayısı <strong>II . </strong>gruba giren üniversitelere ait yayın sayısından daha büyüktür. Ülke geneli itibariyle Hacettepe Üniversitemiz  -incelenen büyüklükler bazında- 1.sırada yer almaktadır.</p>
<p><strong>3.4 Öğretim Üyesi Başına Yayın Etkinliği -Öğretim Üyesi Başına Devam Eden </strong><strong>Araştırma Proje Sayısı</strong></p>
<p>İncelenen değişkenlerin arasındaki ilişki Şekil 3&#8242;de görülmektedir. Aynı şekil üzerinde ülke geneli için hesaplanan istatistiksel büyüklükler  (ortalama değer &#8220;<sub> </sub>&#8221; ve standart sapma &#8220;S&#8221;) işlenmiştir. Genel olarak artan araştırma proje sayısıyla yayın etkinliği de artmaktadır. Bu sonuç bir anlamda üniversitenin sanayi ile geliştirdiği işbirliğinin düzeyini açıklamaktadır. Artış trendini (1:1 doğrusu) izleyen küme içinde devlet üniversitelerinden İstanbul Teknik, Boğaziçi, Erciyes, Gaziantep, Harran, İnönü, Niğde, Ege, Marmara, Kırıkkale, Trakya, Osmangazi,  Pamukkale, Atatürk, Sakarya) vakıf  üniversitelerinden  Bilkent,   Başkent,  Sabancı, İstanbul Kültür, Doğuş yer almaktadır. İlginçtir ki vakıf üniversitelerinden Koç, öğretim üyesi başına proje sayısı ve yayın sayısı ile en iyi konumda yer almaktadır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>3.5 Öğretim Üyesi Başına Yayın Sayısı-Sosyo Ekonomik Gelişmişlik Endeksi Arasındaki ilişki</strong></p>
<p>Dikkate alınan değişkenler arasındaki ilişki araştırmasının sonuçları Şekil-4&#8242;de takdim edilmiştir. Ayrıca, sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksi (<strong>I</strong>), fert başına düşen gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH)  ve coğrafi bölgelerin ulusal gelirden aldıkları paya göre öğretim üyesi başına düşen; &#8220;öğrenci sayısı&#8221;, &#8220;yayın sayısı&#8221; ve &#8220;araştırma projesi&#8221; büyüklüklerinin -53 devlet üniversitesi- aldıkları değerler istatistiksel parametreleriyle (minimum, maksimum, ortalama değer &#8220;<sub> </sub>&#8220;, standart sapma &#8220;S&#8221;, değişkenlik katsayısı V=S/<sub> </sub>x100, %)  birlikte Çizelge 1&#8242;de topluca belirtilmiştir.</p>
<p>Şekil 4 ve Çizelge 1 birlikte değerlendirildiğinde şu sonuçlar elde edilmektedir :</p>
<p>· Öğretim üyesi başına yapılan &#8220;yayın etkinliği&#8221; üniversitelerin bulunduğu illerin &#8220;sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksi&#8221;&#8216;nden bağımsızdır. Aynı sonuç öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısında da göze çarpmaktadır. Buna karşın, öğretim üyesi başına devam etmekte olan proje sayısının özellikle I. ve II. derecede gelişmiş illerde daha yüksek olduğu gözlenmektedir.</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td colspan="24" width="728" valign="top">Çizelge 1  İllerin sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksleri (<strong>I</strong>), fert başına GSYİH ve GSYİH&#8217;dan aldıkları paylara göre coğrafi bölgelerin, 53 devlet  üniversitesinde öğretim üyesi başına öğrenci sayısı, yayın sayısı ve proje sayısı ileistatistiksel değişimleri <strong> </strong></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" rowspan="2" width="152" valign="top"><strong>Gösterge</strong></td>
<td colspan="2" rowspan="2" width="72" valign="top"><strong>Devlet</strong></p>
<p><strong>Üniversitesi</strong></p>
<p><strong>Sayısı</strong></td>
<td colspan="6" width="168" valign="top"><strong>Öğretim Üyesi Başına Öğrenci Sayısı</strong></td>
<td colspan="5" width="168" valign="top"><strong>Öğretim Üyesi Başına</strong></p>
<p><strong>Yayın Sayısı</strong></td>
<td colspan="9" width="168" valign="top"><strong>Öğretim Üyesi Başına</strong></p>
<p><strong>Araştırma Projesi Sayısı</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="32" valign="top"><strong>Min.</strong></td>
<td width="40" valign="top"><strong>Maks.</strong></td>
<td width="32" valign="top"><strong><sub><img src="http://209.85.229.132/images2/m2_image015.gif" border="0" alt="" width="15" height="18" /></sub></strong></td>
<td colspan="2" width="32" valign="top"><strong>S</strong></td>
<td width="32" valign="top"><strong>V</strong></td>
<td width="32" valign="top"><strong>Min.</strong></td>
<td width="40" valign="top"><strong>Maks.</strong></td>
<td width="32" valign="top"><strong><sub><img src="http://209.85.229.132/images2/m2_image017.gif" border="0" alt="" width="15" height="18" /></sub></strong></td>
<td width="32" valign="top"><strong>S</strong></td>
<td width="32" valign="top"><strong>V</strong></td>
<td colspan="2" width="32" valign="top"><strong>Min.</strong></td>
<td colspan="2" width="39" valign="top"><strong>Maks.</strong></td>
<td colspan="3" width="33" valign="top"><strong><br />
</strong></td>
<td width="32" valign="top"><strong>S</strong></td>
<td width="32" valign="top"><strong>V</strong></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="24" width="728" valign="top">Sosyo Ekonomik Gelişmişlik Endeksi <strong> </strong>(<strong> </strong><strong>I </strong>) *</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="152" valign="top"><strong>I. derecede gelişmiş iller</strong> (1.56 £  <strong>I</strong> &lt; 4.88)</td>
<td colspan="2" width="72" valign="top">17</td>
<td width="32" valign="top">6.3</td>
<td width="40" valign="top">70.6</td>
<td width="32" valign="top">31.7</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">17.5</td>
<td width="32" valign="top">55</td>
<td width="32" valign="top">0.00</td>
<td width="40" valign="top">0.75</td>
<td width="32" valign="top">0.30</td>
<td width="32" valign="top">0.20</td>
<td width="32" valign="top">65</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.08</td>
<td colspan="3" width="40" valign="top">1.76</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.52</td>
<td width="32" valign="top">0.57</td>
<td width="32" valign="top">110</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="152" valign="top"><strong>II.derecede gelişmiş iller</strong></p>
<p>(0.5 £  <strong>I</strong> £ 1.0)</td>
<td colspan="2" width="72" valign="top">10</td>
<td width="32" valign="top">21.2</td>
<td width="40" valign="top">70.2</td>
<td width="32" valign="top">41.8</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">17.2</td>
<td width="32" valign="top">40</td>
<td width="32" valign="top">0.05</td>
<td width="40" valign="top">0.37</td>
<td width="32" valign="top">0.19</td>
<td width="32" valign="top">0.09</td>
<td width="32" valign="top">47</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.07</td>
<td colspan="3" width="40" valign="top">1.57</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.58</td>
<td width="32" valign="top">0.57</td>
<td width="32" valign="top">98</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="152" valign="top"><strong>III.derecede gelişmiş iller </strong></p>
<p>(-0.28 £  <strong>I</strong> &lt; 0.5)</td>
<td colspan="2" width="72" valign="top">18</td>
<td width="32" valign="top">32.1</td>
<td width="40" valign="top">282.7</td>
<td width="32" valign="top">83.3</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">60.1</td>
<td width="32" valign="top">72</td>
<td width="32" valign="top">0.08</td>
<td width="40" valign="top">0.52</td>
<td width="32" valign="top">0.20</td>
<td width="32" valign="top">0.11</td>
<td width="32" valign="top">54</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.08</td>
<td colspan="3" width="40" valign="top">1.28</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.36</td>
<td width="32" valign="top">0.32</td>
<td width="32" valign="top">89</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="152" valign="top"><strong> IV.derecede gelişmiş iller </strong></p>
<p>(-0.66 £  <strong>I</strong> &lt; -0.28)</td>
<td colspan="2" width="72" valign="top">6</td>
<td width="32" valign="top">42.8</td>
<td width="40" valign="top">70.3</td>
<td width="32" valign="top">55.6</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">11.3</td>
<td width="32" valign="top">20</td>
<td width="32" valign="top">0.08</td>
<td width="40" valign="top">0.37</td>
<td width="32" valign="top">0.19</td>
<td width="32" valign="top">0.11</td>
<td width="32" valign="top">59</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.08</td>
<td colspan="3" width="40" valign="top">1.13</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.38</td>
<td width="32" valign="top">0.38</td>
<td width="32" valign="top">100</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="152" valign="top"><strong>V.derecede gelişmiş iller </strong></p>
<p>(<strong>I</strong> &lt; -0.66)</td>
<td colspan="2" width="72" valign="top">2</td>
<td width="32" valign="top">45.4</td>
<td width="40" valign="top">55.6</td>
<td width="32" valign="top">50.5</td>
<td colspan="3" width="64" valign="top" bgcolor="#E5E5E5"></td>
<td width="32" valign="top">0.22</td>
<td width="40" valign="top">0.27</td>
<td width="32" valign="top">0.25</td>
<td width="32" valign="top" bgcolor="#E5E5E5"></td>
<td width="32" valign="top" bgcolor="#E5E5E5"></td>
<td colspan="2" width="32" valign="top" bgcolor="#E5E5E5"></td>
<td colspan="3" width="40" valign="top" bgcolor="#E5E5E5"></td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">1.26</td>
<td width="32" valign="top" bgcolor="#E5E5E5"></td>
<td width="32" valign="top" bgcolor="#E5E5E5"></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="24" width="728" valign="top">Fert Başına GSYİH  ($/fert)</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="152" valign="top">3500  $ &lt;</td>
<td colspan="2" width="72" valign="top">18</td>
<td width="32" valign="top">6.3</td>
<td width="40" valign="top">70.6</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">33.0</td>
<td width="29" valign="top">18.4</td>
<td width="32" valign="top">56</td>
<td width="32" valign="top">0.00</td>
<td width="40" valign="top">0.75</td>
<td width="32" valign="top">0.29</td>
<td width="32" valign="top">0.20</td>
<td width="32" valign="top">67</td>
<td width="30" valign="top">0.09</td>
<td colspan="2" width="41" valign="top">1.76</td>
<td colspan="3" width="31" valign="top">0.50</td>
<td colspan="2" width="34" valign="top">0.54</td>
<td width="32" valign="top">108</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="152" valign="top">2500 &#8211; 3500 $</td>
<td colspan="2" width="72" valign="top">16</td>
<td width="32" valign="top">21.2</td>
<td width="40" valign="top">167.6</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">57.0</td>
<td width="29" valign="top">35.4</td>
<td width="32" valign="top">62</td>
<td width="32" valign="top">0.11</td>
<td width="40" valign="top">0.27</td>
<td width="32" valign="top">0.17</td>
<td width="32" valign="top">0.05</td>
<td width="32" valign="top">31</td>
<td width="30" valign="top">0.07</td>
<td colspan="2" width="41" valign="top">1.57</td>
<td colspan="3" width="31" valign="top">0.39</td>
<td colspan="2" width="34" valign="top">0.50</td>
<td width="32" valign="top">127</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="152" valign="top">2000 &#8211; 2500 $</td>
<td colspan="2" width="72" valign="top">10</td>
<td width="32" valign="top">32.1</td>
<td width="40" valign="top">282.7</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">85.6</td>
<td width="29" valign="top">71.3</td>
<td width="32" valign="top">83</td>
<td width="32" valign="top">0.08</td>
<td width="40" valign="top">0.52</td>
<td width="32" valign="top">0.22</td>
<td width="32" valign="top">0.14</td>
<td width="32" valign="top">65</td>
<td width="30" valign="top">0.14</td>
<td colspan="2" width="41" valign="top">1.28</td>
<td colspan="3" width="31" valign="top">0.55</td>
<td colspan="2" width="34" valign="top">0.36</td>
<td width="32" valign="top">64</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="152" valign="top">1500 &#8211; 2000 $</td>
<td colspan="2" width="72" valign="top">5</td>
<td width="32" valign="top">42.8</td>
<td width="40" valign="top">131.9</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">66.8</td>
<td width="29" valign="top">37.1</td>
<td width="32" valign="top">55</td>
<td width="32" valign="top">0.08</td>
<td width="40" valign="top">0.32</td>
<td width="32" valign="top">0.20</td>
<td width="32" valign="top">0.09</td>
<td width="32" valign="top">47</td>
<td width="30" valign="top">0.08</td>
<td colspan="2" width="41" valign="top">1.13</td>
<td colspan="3" width="31" valign="top">0.41</td>
<td colspan="2" width="34" valign="top">0.41</td>
<td width="32" valign="top">100</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="152" valign="top">1000 &#8211; 1500 $</td>
<td colspan="2" width="72" valign="top">4</td>
<td width="32" valign="top">44.1</td>
<td width="40" valign="top">63.3</td>
<td colspan="2" width="35" valign="top">52.1</td>
<td width="29" valign="top">9.1</td>
<td width="32" valign="top">17</td>
<td width="32" valign="top">0.13</td>
<td width="40" valign="top">0.37</td>
<td width="32" valign="top">0.25</td>
<td width="32" valign="top">0.10</td>
<td width="32" valign="top">40</td>
<td width="30" valign="top">0.12</td>
<td colspan="2" width="41" valign="top">1.26</td>
<td colspan="3" width="31" valign="top">0.57</td>
<td colspan="2" width="34" valign="top" bgcolor="#E5E5E5"></td>
<td width="32" valign="top" bgcolor="#E5E5E5"></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="24" width="728" valign="top">Coğrafi Bölgeler</td>
</tr>
<tr>
<td width="104" valign="top"><strong>Bölgeler</strong></td>
<td colspan="2" width="72" valign="top"><strong>GSYİH&#8217;den aldığı pay</strong></td>
<td width="48" valign="top"><strong>Üni.</strong></p>
<p><strong>say.</strong></td>
<td width="32" valign="top"><strong>Min.</strong></td>
<td width="40" valign="top"><strong>Maks.</strong></td>
<td width="32" valign="top"><strong><br />
</strong></td>
<td colspan="2" width="32" valign="top"><strong>S</strong></td>
<td width="32" valign="top"><strong>V</strong></td>
<td width="32" valign="top"><strong>Min.</strong></td>
<td width="40" valign="top"><strong>Maks.</strong></td>
<td width="32" valign="top"><strong><br />
</strong></td>
<td width="32" valign="top"><strong>S</strong></td>
<td width="32" valign="top"><strong>V</strong></td>
<td colspan="2" width="32" valign="top"><strong>Min.</strong></td>
<td colspan="3" width="40" valign="top"><strong>Maks.</strong></td>
<td colspan="2" width="32" valign="top"><strong><br />
</strong></td>
<td width="32" valign="top"><strong>S</strong></td>
<td width="32" valign="top"><strong>V</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="104" valign="top">Marmara</td>
<td colspan="2" width="72" valign="top">% 38</td>
<td width="48" valign="top">13</td>
<td width="32" valign="top">15.9</td>
<td width="40" valign="top">100.4</td>
<td width="32" valign="top">45.8</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">25.6</td>
<td width="32" valign="top">56</td>
<td width="32" valign="top">0.00</td>
<td width="40" valign="top">0.47</td>
<td width="32" valign="top">0.22</td>
<td width="32" valign="top">0.16</td>
<td width="32" valign="top">73</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.08</td>
<td colspan="3" width="40" valign="top">1.60</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.45</td>
<td width="32" valign="top">0.52</td>
<td width="32" valign="top">115</td>
</tr>
<tr>
<td width="104" valign="top">Ege</td>
<td colspan="2" width="72" valign="top">% 17</td>
<td width="48" valign="top">10</td>
<td width="32" valign="top">6.3</td>
<td width="40" valign="top">282.7</td>
<td width="32" valign="top">74.4</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">81.1</td>
<td width="32" valign="top">109</td>
<td width="32" valign="top">0.05</td>
<td width="40" valign="top">0.30</td>
<td width="32" valign="top">0.18</td>
<td width="32" valign="top">0.08</td>
<td width="32" valign="top">46</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.08</td>
<td colspan="3" width="40" valign="top">1.57</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.40</td>
<td width="32" valign="top">0.46</td>
<td width="32" valign="top">115</td>
</tr>
<tr>
<td width="104" valign="top">İç Anadolu</td>
<td colspan="2" width="72" valign="top">% 16</td>
<td width="48" valign="top">11</td>
<td width="32" valign="top">20.2</td>
<td width="40" valign="top">167.6</td>
<td width="32" valign="top">50.8</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">42.8</td>
<td width="32" valign="top">84</td>
<td width="32" valign="top">0.17</td>
<td width="40" valign="top">0.75</td>
<td width="32" valign="top">0.32</td>
<td width="32" valign="top">0.19</td>
<td width="32" valign="top">59</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.11</td>
<td colspan="3" width="40" valign="top">1.76</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.44</td>
<td width="32" valign="top">0.50</td>
<td width="32" valign="top">113</td>
</tr>
<tr>
<td width="104" valign="top">Akdeniz</td>
<td colspan="2" width="72" valign="top">% 12</td>
<td width="48" valign="top">6</td>
<td width="32" valign="top">28.0</td>
<td width="40" valign="top">86.1</td>
<td width="32" valign="top">55.4</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">23.7</td>
<td width="32" valign="top">43</td>
<td width="32" valign="top">0.08</td>
<td width="40" valign="top">0.27</td>
<td width="32" valign="top">0.15</td>
<td width="32" valign="top">0.08</td>
<td width="32" valign="top">54</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.07</td>
<td colspan="3" width="40" valign="top">1.47</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.85</td>
<td width="32" valign="top">0.53</td>
<td width="32" valign="top">62</td>
</tr>
<tr>
<td width="104" valign="top">Karadeniz</td>
<td colspan="2" width="72" valign="top">% 9</td>
<td width="48" valign="top">5</td>
<td width="32" valign="top">49.1</td>
<td width="40" valign="top">70.3</td>
<td width="32" valign="top">61.5</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">8.0</td>
<td width="32" valign="top">13</td>
<td width="32" valign="top">0.09</td>
<td width="40" valign="top">0.25</td>
<td width="32" valign="top">0.16</td>
<td width="32" valign="top">0.08</td>
<td width="32" valign="top">48</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.18</td>
<td colspan="3" width="40" valign="top">1.02</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.46</td>
<td width="32" valign="top">0.34</td>
<td width="32" valign="top">73</td>
</tr>
<tr>
<td width="104" valign="top">G.Doğu Anadolu</td>
<td colspan="2" width="72" valign="top">% 5</td>
<td width="48" valign="top">3</td>
<td width="32" valign="top">41.1</td>
<td width="40" valign="top">63.3</td>
<td width="32" valign="top">51.7</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top" bgcolor="#DFDFDF"></td>
<td width="32" valign="top" bgcolor="#DFDFDF"></td>
<td width="32" valign="top">0.27</td>
<td width="40" valign="top">0.52</td>
<td width="32" valign="top">0.38</td>
<td width="32" valign="top" bgcolor="#DFDFDF"></td>
<td width="32" valign="top" bgcolor="#DFDFDF"></td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.08</td>
<td colspan="3" width="40" valign="top">0.34</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.25</td>
<td width="32" valign="top" bgcolor="#DFDFDF"></td>
<td width="32" valign="top" bgcolor="#DFDFDF"></td>
</tr>
<tr>
<td width="104" valign="top">Doğu Anadolu</td>
<td colspan="2" width="72" valign="top">% 3</td>
<td width="48" valign="top">5</td>
<td width="32" valign="top">32.1</td>
<td width="40" valign="top">55.6</td>
<td width="32" valign="top">44.6</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">8.3</td>
<td width="32" valign="top">18.7</td>
<td width="32" valign="top">0.13</td>
<td width="40" valign="top">0.32</td>
<td width="32" valign="top">0.24</td>
<td width="32" valign="top">0.07</td>
<td width="32" valign="top">29.7</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.12</td>
<td colspan="3" width="40" valign="top">1.26</td>
<td colspan="2" width="32" valign="top">0.45</td>
<td width="32" valign="top">0.54</td>
<td width="32" valign="top">120</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="24" width="728" valign="top">* <strong>1.derecede gelişmiş iller</strong> : İstanbul (İstanbul 1933, İstanbul Teknik 1944, Yıldız Teknik 1982, Boğaziçi 1971, Mimar Sinan 1982, Galatasaray 1994, Marmara 1982, Gebze Yük. Tek. Enst. 1992), Ankara (Ankara 1946, Gazi 1982, ODTÜ 1959, Hacettepe 1967), İzmir (Ege 1955, Dokuz Eylül 1982, İzmir Yük.Tek. Enst. 1992), Kocaeli 1992, Bursa (Uludağ 1975) ; <strong>2.derecede gelişmiş iller</strong> : Eskişehir (Anadolu 1973, Osmangazi 1993), Antalya (Akdeniz 1982), Adana (Çukurova 1973), Mersin (1992), Muğla (1992), Aydın (Adnan Menderes 1992), Balıkesir 1992, Kayseri (Erciyes 1978), Denizli (Pamukkale 1992) ; <strong>3.derecede gelişmiş</strong> <strong>iller</strong> : Edirne (Trakya 1982), Sakarya 1992, Isparta (Süleyman Demirel 1992), Çanakkale (Onsekiz Mart 1992), Zonguldak (Karaelmas 1992), Konya (Selçuk 1975), Kırıkkale 1992, Kütahya (Dumlupınar, 1992), Gaziantep 1987, Bolu (Abant İzzet Baysal 1992), Afyon (Kocatepe 1992), Niğde 1992, Manisa (Celal Bayar 1992), Trabzon (Karadeniz Teknik 1955), Samsun (Ondokuz Mayıs 1975), Hatay (Mustafa Kemal 1992), Malatya (İnönü 1975), Elazığ (Fırat 1975) ; <strong>4.derecede gelişmiş iller</strong> : Sivas (Cumhuriyet 1974), Kahramanmaraş (Sütçü İmam 1992), Erzurum (Atatürk 1957), Tokat (Gaziosmanpaşa 1992), Şanlıurfa (Harran 1992), Diyarbakır (Dicle 1973) ;<strong>5.derecede gelişmiş iller</strong> : Van (Yüzüncü Yıl 1982), Kars (Kafkas 1992)</td>
</tr>
<tr>
<td width="104"></td>
<td width="48"></td>
<td width="24"></td>
<td width="48"></td>
<td width="32"></td>
<td width="40"></td>
<td width="32"></td>
<td width="3"></td>
<td width="29"></td>
<td width="32"></td>
<td width="32"></td>
<td width="40"></td>
<td width="32"></td>
<td width="32"></td>
<td width="32"></td>
<td width="30"></td>
<td width="2"></td>
<td width="39"></td>
<td width="0"></td>
<td width="1"></td>
<td width="30"></td>
<td width="2"></td>
<td width="32"></td>
<td width="32"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman';font-size: medium;line-height: normal"> </span></p>
<p>· Üç büyük ilde (İstanbul, Ankara, İzmir) öğretim üyesi başına gerçekleştirilen yayın etkinliklerinde büyük bir dağılma diğer deyişle değişkenlik katsayısının çok yüksek olduğu gözlenmektedir. Örneğin, en gelişmiş il özelliğini taşıyan İstanbul&#8217;da bulunan üniversitelerin yaptıkları yayın etkinliğinde  değişkenlik  katsayısı  ~ % 100 düzeyindedir. Üç büyük ilin dışında kalan illerdeki üniversitelerin gerçekleştirdikleri ortalama yayın sayısı (<sub> </sub>=0.19 yayın/öğretim üyesi) olup değişkenlik katsayısı ise V= % 53&#8242;dir. Bu küme içinde kalan örneğin Gaziantep, Harran, Erciyes ve İnönü Üniversitelerimizin yayın üretme başarımları çok daha büyük gelişmişlik düzeyinde bulunan illerin kimi üniversitelerine kıyasla daha yüksektir. Diğer kelimelerle, sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksi yönünden daha gerice bulunan illerdeki üniversitelere sağlanacak yeterli altyapı (kapalı alan, laboratuvar, teknik araç-gereç, kütüphane vb) yatırımları bu üniversitelerin yayın üretme başarımlarını daha yüksek düzeylere taşıyabilecektir.</p>
<p>· Sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksi açısından <strong>II</strong>.derecede gelişmiş iller içinde yer alan Osmangazi ve Adnan Menderes Üniversiteleri öğretim üyesi başına ~ 21 öğrenci ile tüm anadolu üniversiteleri içinde en iyi konumda bulunmaktadır.</p>
<p>· GSYİH &#8216;dan aldığı pay bazında bakıldığında 3.sırada bulunan İç Anadolu Bölgesi ve en düşük paylardan birine sahip olan G.Doğu Anadolu Bölgesi diğer bölgelere kıyasla öğretim üyesi başına ortalama yayın ve ortalama araştırma projesi sayısı bakımından daha öne çıkmaktadır. Bu sonuç, büyük ölçüde ülke genelinde araştırma ve yayın başarıları ile önde olan Hacettepe ve ODTÜ Üniversitelerinin İç Anadolu Bölgesi&#8217;nde yer alması ile ilintilidir.</p>
<p><strong>4. </strong><strong>SONUÇLAR VE ÖNERİLER</strong></p>
<p>Bu çalışma çerçevesinde incelenen konulardan çıkartılabilecek belli başlı sonuçlar ve çözüm önerileri şöyle sıralanabilir :</p>
<p>· Bir toplumun en üst düzeyli öğretim ve araştırma kurumu konumunda bulunması gereken üniversitelerimiz, bir çoğu sistemden kaynaklanan çok yönlü ve ciddi sorunlar nedeniyle işlevlerini layıkıyla yerine getirebildikleri söylenemez. Üniversitelerimiz kendilerine atfedilen klasik eğitim ve araştırma işlevlerinin dışına taşarak, sahip olduğu &#8220;<strong>içsel gücü</strong>&#8221; harekete geçirerek, ülkemizin 1980&#8242;li yıllarından beri sürüklendiği toplumsal, kültürel ve ekonomik çöküşlerin aşılmasında, toplumun aydınlatılmasında ve &#8220;<strong>küreselleşme</strong>&#8221; gerçeğine hazırlanmasında &#8220;yol gösterici&#8221; olmalıydı. Özellikle yönetim erkini elinde bulunduranların çoğunda ciddi ölçüde  sorunları &#8220;algılama noksanlığı&#8221; sözkonusudur. Bize göre de asıl sorun tam bu noktadan kaynaklanmaktadır. Sorunun çözümü ise düşünür Toffler&#8217;in ifadesinde açıkça gösterilmektedir : &#8220;<em>Değişimin sorumluluğu bizlerdedir. Kendimizden başlamamız gerekiyor. Gözlerimizi yeni olana, şaşırtıcı ve radikal görünene erkenden kapamamayı öğrenmeliyiz&#8221;.</em></p>
<p>· Ülkemizde % 25 dolayındaki  &#8220;yükseköğretim okullaşma oranı&#8221; çok özenle hazırlanmış bir proje kapsamında en az % 50 düzeyine çıkartılmalıdır. Burada gözetilecek temel ilke milli gelirimizi reel anlamda yükseltebilecek &#8220;beşeri sermayemiz&#8221;&#8216;in çağdaş kalitede oluşturulmasıdır.  Bu projenin gerçekleştirilmesi için gereken her türlü &#8220;mali kaynak&#8221; biran önce seferber edilmelidir.</p>
<p>· 1990&#8242;lı yılların başından itibaren 10 öğretim üyesi başına özellikle SCI tabanlı yayın sayısında çok belirgin bir artış gözlenmektedir (Şekil 1). Bu artışa etki eden faktörlerin ; Tübitak tarafından uygulanan teşvik programı, üniversitelerde akademik yükseltmelerde SCI ve SSCI tabanlı   yayınların  önem  kazanması  ve  sağlık  bilimlerinde  gerçekleştirilen  yayınlar için ilaç</p>
<p>firmalarınca sağlanan dolaylı ve dolaysız katkılar olduğu ileri sürülebilir. Benzer bir veri tabanı</p>
<p>[örneğin, Milli kütüphanemiz 1923-1999 dönemine ait 566,627 makalenin veri tabanını elektronik ortamda CD  (2002) olarak hizmete sunmuştur] çalışması türkçe yayın etkinliklerimiz (makale+bildiri+kitap) için de ivedilikle gerçekleştirilmeli ve hakemli yerli dergilerdeki makaleler, bildiri ve kitap çalışmaları akademik yükseltmelerde yeniden oluşturulacak bir ölçüt sistemiyle  değerlendirilmelidir.</p>
<p>· Öğretim üyesi başına yayın sayısı, öğretim üyesi başına doktora+tıpta uzmanlık eğitimi gören öğrenciler arasında eğimleri birbirindan farklı, lineer modda iki regresyon ifadesi çıkartılmıştır (Şekil 2).  Keza öğretim üyesi başına devam eden araştırma projesi sayısının da yayın sayısı üzerinde  belli ölçüde etkili bir parametre olduğu ortaya konmuştur (Şekil 3).</p>
<p>· Öğretim üyesi başına yayın sayısı üniversitelerin bulundukları illerin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeylerinden bağımsızdır (Şekil 4, Çizelge 1, Ek 1). Sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksi bakımından göreceli olarak geri bölgelerde yer alan illerdeki kimi üniversitelerimizin  SCI+SSCI tabanlı yayın yapma başarımlarının Ankara, İstanbul ve İzmir&#8217;deki kimi üniversitelerden yüksek olduğu gözlenen bir olgudur.</p>
<p>· Sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksi göreceli olarak düşük olan illerdeki üniversitelerimizin altyapı eksiklikleri ivedilikle tamamlanarak, bulundukları yöre için &#8220;<strong>fiziksel-beşeri</strong> <strong>kalkınma motoru</strong>&#8221; görevini üstlenmelidirler. Bunun için üniversitelerin yöredeki küçük ve orta boy işletmelerle çok etkili, uzun erimli ve organik işbirliğinin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu amaca yönelik olarak da altyapı teknik olanaklarının ortaklaşa kullanılması, bu işletmelerde çalışan mühendislere yüksek lisans ve doktora tezleri yaptırılarak kuruluşların teknoloji geliştirme ve üretme kabiliyetlerinin üst düzeye çıkartılması sağlanmalıdır.</p>
<p><strong>GENİŞLETİLMİŞ KAYNAKÇA</strong></p>
<p>Alpkaya, F., Ercan, F., Mıhçı, H., Önder, İ.,Özuğurlu, M., Özbudun, S., Demirer, T.,      <strong><em>Eğitim : Ne için ? Üniversite : Nasıl ? YÖK : Nereye ? </em></strong>Öğretim Elemanları Sendikası, Ütopya yayınları No 13, Ankara, 1999.</p>
<p>Arıoğlu, E., &#8220;<strong>Üniversitelerimizin Yayın Üretme Performanslarının Değerlendirilmesi</strong><em>&#8220;, Dünya Gazetesi</em>, Sayfa 6, İstanbul, 20 Temmuz 191.</p>
<p>Arıoğlu,E., Girgin,C. <strong>&#8220;1974-2001 Döneminde Ülkemizdeki Bilimsel Yayın Performansının Kısa Değerlendirilmesi</strong>&#8220;, <em>Bilim ve Ütopya Dergisi</em>,  Mayıs 2002.</p>
<p>Arıoğlu, E., Girgin C., &#8220;<strong>Ülkemizin Yayın Sıralamasına Eleştirisel Bir Bakış</strong>&#8220;,<em> Bilim ve Ütopya Dergisi</em>, sayı 106, Mart 2003.</p>
<p>Ataünal, A., <strong><em>Türkiye&#8217;de Yükseköğretim 1923-1998</em>,</strong> Milli Eğitim Bakanlığı Yükseköğretim Genel Müdürlüğü, Ankara, 1998.</p>
<p>Aytaç, M., Aytaç, S., Fırat, Z., Bayram, N.,Keser, A<strong><em>., Akademisyenlerin Çalışma Yaşamı ve Kariyer Sorunları</em></strong>, Uludağ Üniversitesi Araştırma Fonu İşletme Müdürlüğü, Proje no 99/29, Uludağ Üniversitesi Merkez  Kütüphanesi, Bursa, 2001.</p>
<p>Balcı, M<strong>. &#8220;Türkiye 2002 Yılında Bilimsel Makale Sayısında 22&#8242;nciliğe Yükseldi</strong>&#8220;,                                          <em>Cumhuriyet Bilim Teknik</em>, sayı 829, 8 şubat 2003.</p>
<p>9. Cumhurbaşkanına Sunulan Rapor &#8220;<strong>Üniversitelerin Fakülte, Yüksekokul ve Enstitüleri, Akademik-İdari Kadroları Bilim Çalışmaları, Yayın Sayısı-Araştırma Projesi Sayısı</strong>&#8221; Mart 2000, Ankara.</p>
<p>Demir, R.,<strong> <em>Üniversitenin Bugünü ve Yarını</em></strong>, 2. Baskı, Palme yayıncılık, Ankara, 1996.</p>
<p>Dincer, B., Özaslan, M., Satılmış, E. &#8220;<strong>İllerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması</strong>, Yayın no : 2466, <em>Devlet Planlama Teşkilatı</em>, Ankara, 1996.</p>
<p>DPT &#8220;<strong>Yükseköğretim, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı</strong>&#8220;, <em>Özel İhtisas Komisyon Raporu</em>, Ankara, 2000.</p>
<p>Gürüz, K.,<strong> <em>Dünya&#8217;da ve Türkiye&#8217;de Yükseköğretim, Tarihçe ve Bugünkü Sevke ve İdare Sistemleri</em></strong><em>,</em> Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi, ÖSYM Yayınları 2001-4, Ankara, 2001.</p>
<p>Karakütük, K. <strong><em>Öğretim Üyesi ve Bilim İnsanı Yetiştirme -Lisansüstü Öğretimin Planlaması- </em></strong>Genişletilmiş 2.baskı, Anı Yayıncılık, Ankara, 2001.</p>
<p>Kayalıca, M.Ö., Ak, M.Z., &#8220;<strong>SCI ve SSCI&#8217;deki Makale Sayıları Üzerine Bir Not</strong>&#8220; <em>Bilgi (5) , </em>İstanbul, 2002.</p>
<p>Kayalıca,Ö.,Ak,Z. &#8220;<strong>Atıf İndekslerine Göre Türkiye&#8217;de Bilimsel Üretim ve Üniversitelerimiz</strong>&#8220;, <em>I. Ulusal Bilgi, Ekonomi ve Yönetim Kongresi Bildiriler Kitabı</em>, <em>,</em>Kocaeli Üniversitesi, Mayıs 2002, s.301-<em>317.</em></p>
<p>Korkut, H. <strong><em>Sorgulanan Yükseköğretim</em></strong>, Geliştirilmiş 2.Baskı, Anı yayıncılık, Ankara, 2002.</p>
<p>Köksoy, M. <strong><em>Yükseköğretimde Kalite ve Türk Yükseköğretimi için Öneriler</em></strong>, 2.Baskı, İstanbul Kültür Üniversitesi Yayınları, No 2 , İstanbul, 1998.</p>
<p>Küçüker, C. &#8220;<strong>Türkiye&#8217;de Kentsel Ekonomik Gelişmeler</strong>&#8220;, <em>Türkiye Ekonomisi Sektörel Analiz</em>, (Ed: Prof.Dr. Ahmet Şahinöz), <em>Türkiye Ekonomi Kurumu</em>, İmaj Yayınevi, 2001, Ankara, s. 457-489.</p>
<p>Mutlu, L. <strong><em>Yükseköğretimin Finansmanı,</em></strong><em> </em>TÜSİAD , Yayın no 10/287, İstanbul, 2000.</p>
<p>Onat, A. <strong><em>Türkiye&#8217;de Doğa Bilimleri Gelişmeler ve Süreklilikler, Dünya&#8217;da ve Türkiye&#8217;de Bilim, Etik ve Üniversite</em></strong>, Türkiye Bilimler Akademisi, Ankara, 2000.</p>
<p>ÖSYM &#8220;<strong>2000-2001 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatisikleri</strong>&#8220;, <em>Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi</em>, Ankara, 2001.</p>
<p>Türkiye Bilimler Akademisi &#8220;<strong>Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin 75.Yılında Bilim</strong>&#8221; &#8220;<em>Bilanço 1923-1998&#8243;  Ulusal Toplantısı</em>, Cilt I ve II, Ankara, 1999.</p>
<p>Türkiye Üniversite-Sanayi İşbirliği 1.Şurası, <strong>Şura Raporları</strong>, Editörler : A.Öztürk, G.Önal, N.Eğrican, L.Özkale, İ.T.Ü  Ayazağa Kampüsü, 1994.</p>
<p>Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği,  &#8220;<strong>Yükseköğretimde Sorunlar ve Çözümler</strong>&#8221; , Editörler : T.Saylan ve Z. Üskül, İstanbul, 1990.</p>
<p>Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği, &#8220;<strong>Cumhuriyetimizin 75.Yılında Üniversitelerimiz</strong>&#8220;   Editörler : F.Adaman, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, İstanbul, 2000.</p>
<p>Widman, H<strong> <em>Atatürk ve Üniversite Reformu</em></strong> , Çeviren : A.Kazancıgil ve  S.Bozkurt,Yayın no 159, Kabalcı yayınevi, İstanbul, 1999.</p>
<p>Yurtsever, E., Gülgöz, S., Yedekçioğlu, Ö.A., Tonta, M. <strong><em>Sağlık Bilimleri, Mühendislik ve Temel Bilimlerde Türkiye&#8217;nin Uluslararası Atıf Dizinindeki Yeri</em> 1973-1999</strong>, Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları, Haziran 2002, Ankara.</p>
<p>EK Çizelge 1 Üniversitelerimize  ait   kimi  göstergeler  (öğretim  üyesi  sayısı, endekse  giren  toplam  yayın vb) ve bulundukları  illerin gelişmişlik endeksleri</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td rowspan="4" width="24" valign="top"></td>
<td rowspan="4" width="112" valign="top"><strong>Üniversite</strong></td>
<td rowspan="3" width="48" valign="top"><strong>Öğretim Üyesi</strong></p>
<p><strong>Sayısı</strong></td>
<td rowspan="3" width="48" valign="top"><strong>Öğretim</strong></p>
<p><strong>Üyesi Başına Öğrenci Sayısı</strong></td>
<td colspan="2" width="112" valign="top"><strong>Devameden</strong></p>
<p><strong>Araştırma Projeleri</strong></td>
<td colspan="3" width="128" valign="top"><strong>Endekse Giren Yayınlar</strong></td>
<td rowspan="4" width="72" valign="top"><strong>Öğretim Üyesi Başına Yayın</strong></p>
<p><strong>Sayısı</strong></p>
<p><strong>(6)/(1)</strong></td>
<td rowspan="4" width="80" valign="top"><strong>Öğretim Üyesi Başına Araştırma Projesi</strong></p>
<p><strong>adet/öğr.üye.</strong></p>
<p><strong>(7)= (3) / (1)</strong></td>
<td rowspan="4" width="48" valign="top"><strong>Kişi Başına GSYİH</strong></p>
<p><strong>($/kişi)</strong></p>
<p><strong>(8)</strong></td>
<td rowspan="4" width="64" valign="top"><strong>İlin</strong></p>
<p><strong>Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Endeksi</strong></p>
<p><strong>(9)</strong></td>
<td width="0" height="36"></td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="56" valign="top"><strong>1997-1998</strong></td>
<td rowspan="2" width="56" valign="top"><strong>1998-1999</strong></td>
<td width="32" valign="top"><strong>SCI</strong></td>
<td width="32" valign="top"><strong>SSCI</strong></td>
<td width="64" valign="top"><strong>Toplam</strong></td>
<td width="0" height="5"></td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="32" valign="top"><strong>(4)</strong></td>
<td rowspan="2" width="32" valign="top"><strong>(5)</strong></td>
<td rowspan="2" width="64" valign="top"><strong>(6) = (4)+(5)</strong></td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="48" valign="top"><strong>(1)</strong></td>
<td width="48" valign="top"><strong>(2)</strong></td>
<td colspan="2" width="112" valign="top"><strong>(3)</strong></td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">1</td>
<td width="112" valign="top">Abant İzzet Baysal</td>
<td width="48" valign="top">171</td>
<td width="48" valign="top">61.2</td>
<td width="56" valign="top">6</td>
<td width="56" valign="top">31</td>
<td width="32" valign="top">19</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">19</td>
<td width="72" valign="top">0.11</td>
<td width="80" valign="top">0.18</td>
<td width="48" valign="top">3308</td>
<td width="64" valign="top">0.15</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">2</td>
<td width="112" valign="top">Adnan Menderes</td>
<td width="48" valign="top">160</td>
<td width="48" valign="top">21.2</td>
<td width="56" valign="top">13</td>
<td width="56" valign="top">252</td>
<td width="32" valign="top">27</td>
<td width="32" valign="top">1</td>
<td width="64" valign="top">28</td>
<td width="72" valign="top">0.18</td>
<td width="80" valign="top">1.58</td>
<td width="48" valign="top">2762</td>
<td width="64" valign="top">0.57</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">3</td>
<td width="112" valign="top">Afyon Kocatepe</td>
<td width="48" valign="top">111</td>
<td width="48" valign="top">131.9</td>
<td width="56" valign="top">13</td>
<td width="56" valign="top">27</td>
<td width="32" valign="top">16</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">16</td>
<td width="72" valign="top">0.14</td>
<td width="80" valign="top">0.24</td>
<td width="48" valign="top">1772</td>
<td width="64" valign="top">-0.23</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">4</td>
<td width="112" valign="top">Akdeniz</td>
<td width="48" valign="top">353</td>
<td width="48" valign="top">28</td>
<td width="56" valign="top">-</td>
<td width="56" valign="top">225</td>
<td width="32" valign="top">95</td>
<td width="32" valign="top">2</td>
<td width="64" valign="top">97</td>
<td width="72" valign="top">0.27</td>
<td width="80" valign="top">0.64</td>
<td width="48" valign="top">2972</td>
<td width="64" valign="top">0.98</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">5</td>
<td width="112" valign="top">Anadolu</td>
<td width="48" valign="top">414</td>
<td width="48" valign="top"></td>
<td colspan="2" width="112" valign="top">B.Y</td>
<td width="32" valign="top">75</td>
<td width="32" valign="top">1</td>
<td width="64" valign="top">76</td>
<td width="72" valign="top">0.18</td>
<td width="80" valign="top"></td>
<td width="48" valign="top">3387</td>
<td width="64" valign="top">1.01</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">6</td>
<td width="112" valign="top">Ankara</td>
<td width="48" valign="top">1446</td>
<td width="48" valign="top">24.2</td>
<td width="56" valign="top">234</td>
<td width="56" valign="top">60</td>
<td width="32" valign="top">514</td>
<td width="32" valign="top">14</td>
<td width="64" valign="top">528</td>
<td width="72" valign="top">0.37</td>
<td width="80" valign="top">0.16</td>
<td width="48" valign="top">3828</td>
<td width="64" valign="top">3.32</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">7</td>
<td width="112" valign="top">Atatürk</td>
<td width="48" valign="top">764</td>
<td width="48" valign="top">44.1</td>
<td width="56" valign="top">43</td>
<td width="56" valign="top">91</td>
<td width="32" valign="top">96</td>
<td width="32" valign="top">1</td>
<td width="64" valign="top">97</td>
<td width="72" valign="top">0.13</td>
<td width="80" valign="top">0.12</td>
<td width="48" valign="top">1488</td>
<td width="64" valign="top">-0.55</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">8</td>
<td width="112" valign="top">Balıkesir</td>
<td width="48" valign="top">165</td>
<td width="48" valign="top">66</td>
<td width="56" valign="top">27</td>
<td width="56" valign="top">40</td>
<td width="32" valign="top">19</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">19</td>
<td width="72" valign="top">0.12</td>
<td width="80" valign="top">0.20</td>
<td width="48" valign="top">2623</td>
<td width="64" valign="top">0.57</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">9</td>
<td width="112" valign="top">Boğaziçi</td>
<td width="48" valign="top">364</td>
<td width="48" valign="top">21</td>
<td width="56" valign="top">202</td>
<td width="56" valign="top">218</td>
<td width="32" valign="top">143</td>
<td width="32" valign="top">16</td>
<td width="64" valign="top">159</td>
<td width="72" valign="top">0.44</td>
<td width="80" valign="top">0.58</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">10</td>
<td width="112" valign="top">Celal Bayar</td>
<td width="48" valign="top">226</td>
<td width="48" valign="top">58.4</td>
<td width="56" valign="top">16</td>
<td width="56" valign="top">21</td>
<td width="32" valign="top">59</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">59</td>
<td width="72" valign="top">0.26</td>
<td width="80" valign="top">0.08</td>
<td width="48" valign="top">3136</td>
<td width="64" valign="top">0.31</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">11</td>
<td width="112" valign="top">Cumhuriyet</td>
<td width="48" valign="top">331</td>
<td width="48" valign="top">42.8</td>
<td width="56" valign="top">37</td>
<td width="56" valign="top">105</td>
<td width="32" valign="top">62</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">62</td>
<td width="72" valign="top">0.19</td>
<td width="80" valign="top">0.32</td>
<td width="48" valign="top">1902</td>
<td width="64" valign="top">-0.41</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">12</td>
<td width="112" valign="top">Çanak. Onsekiz Mart</td>
<td width="48" valign="top">101</td>
<td width="48" valign="top">100.4</td>
<td width="56" valign="top">7</td>
<td width="56" valign="top">19</td>
<td width="32" valign="top">13</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">13</td>
<td width="72" valign="top">0.13</td>
<td width="80" valign="top">0.19</td>
<td width="48" valign="top">3376</td>
<td width="64" valign="top">0.35</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">13</td>
<td width="112" valign="top">Çukurova</td>
<td width="48" valign="top">536</td>
<td width="48" valign="top">35.2</td>
<td width="56" valign="top">667</td>
<td width="56" valign="top">908</td>
<td width="32" valign="top">129</td>
<td width="32" valign="top">1</td>
<td width="64" valign="top">130</td>
<td width="72" valign="top">0.24</td>
<td width="80" valign="top">1.47</td>
<td width="48" valign="top">3304</td>
<td width="64" valign="top">0.82</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">14</td>
<td width="112" valign="top">Dicle</td>
<td width="48" valign="top">272</td>
<td width="48" valign="top">50.9</td>
<td width="56" valign="top">29</td>
<td width="56" valign="top">15</td>
<td width="32" valign="top">71</td>
<td width="32" valign="top">2</td>
<td width="64" valign="top">73</td>
<td width="72" valign="top">0.27</td>
<td width="80" valign="top">0.08</td>
<td width="48" valign="top">1659</td>
<td width="64" valign="top">-0.61</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">15</td>
<td width="112" valign="top">Dokuz Eylül</td>
<td width="48" valign="top">745</td>
<td width="48" valign="top">39.9</td>
<td width="56" valign="top">111</td>
<td width="56" valign="top">123</td>
<td width="32" valign="top">181</td>
<td width="32" valign="top">3</td>
<td width="64" valign="top">184</td>
<td width="72" valign="top">0.25</td>
<td width="80" valign="top">0.16</td>
<td width="48" valign="top">4019</td>
<td width="64" valign="top">2.71</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">16</td>
<td width="112" valign="top">Dumlupınar</td>
<td width="48" valign="top">65</td>
<td width="48" valign="top">282.7</td>
<td width="56" valign="top">11</td>
<td width="56" valign="top">14</td>
<td width="32" valign="top">5</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">5</td>
<td width="72" valign="top">0.08</td>
<td width="80" valign="top">0.20</td>
<td width="48" valign="top">2091</td>
<td width="64" valign="top">0.09</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">17</td>
<td width="112" valign="top">Ege</td>
<td width="48" valign="top">1074</td>
<td width="48" valign="top">22.9</td>
<td width="56" valign="top">164</td>
<td width="56" valign="top">262</td>
<td width="32" valign="top">252</td>
<td width="32" valign="top">6</td>
<td width="64" valign="top">258</td>
<td width="72" valign="top">0.24</td>
<td width="80" valign="top">0.20</td>
<td width="48" valign="top">4019</td>
<td width="64" valign="top">2.71</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">18</td>
<td width="112" valign="top">Erciyes</td>
<td width="48" valign="top">345</td>
<td width="48" valign="top">58.1</td>
<td width="56" valign="top">201</td>
<td width="56" valign="top">232</td>
<td width="32" valign="top">125</td>
<td width="32" valign="top">2</td>
<td width="64" valign="top">127</td>
<td width="72" valign="top">0.37</td>
<td width="80" valign="top">0.63</td>
<td width="48" valign="top">2312</td>
<td width="64" valign="top">0.53</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">19</td>
<td width="112" valign="top">Fırat</td>
<td width="48" valign="top">412</td>
<td width="48" valign="top">32.1</td>
<td width="56" valign="top">49</td>
<td width="56" valign="top">71</td>
<td width="32" valign="top">107</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">107</td>
<td width="72" valign="top">0.26</td>
<td width="80" valign="top">0.15</td>
<td width="48" valign="top">2439</td>
<td width="64" valign="top">-0.02</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">20</td>
<td width="112" valign="top">Galatasaray</td>
<td width="48" valign="top">51</td>
<td width="48" valign="top">26.1</td>
<td width="56" valign="top">-</td>
<td width="56" valign="top">11</td>
<td width="32" valign="top">1</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">1</td>
<td width="72" valign="top">0.02</td>
<td width="80" valign="top">0.22</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">21</td>
<td width="112" valign="top">Gazi</td>
<td width="48" valign="top">1212</td>
<td width="48" valign="top">38.3</td>
<td width="56" valign="top">125</td>
<td width="56" valign="top">133</td>
<td width="32" valign="top">276</td>
<td width="32" valign="top">1</td>
<td width="64" valign="top">277</td>
<td width="72" valign="top">0.23</td>
<td width="80" valign="top">0.11</td>
<td width="48" valign="top">3828</td>
<td width="64" valign="top">3.32</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">22</td>
<td width="112" valign="top">Gaziantep</td>
<td width="48" valign="top">155</td>
<td width="48" valign="top">41.1</td>
<td width="56" valign="top">69</td>
<td width="56" valign="top">37</td>
<td width="32" valign="top">78</td>
<td width="32" valign="top">2</td>
<td width="64" valign="top">80</td>
<td width="72" valign="top">0.52</td>
<td width="80" valign="top">0.34</td>
<td width="48" valign="top">2037</td>
<td width="64" valign="top">0.2</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">23</td>
<td width="112" valign="top">Gaziosman Paşa</td>
<td width="48" valign="top">89</td>
<td width="48" valign="top">70.3</td>
<td width="56" valign="top">38</td>
<td width="56" valign="top">20</td>
<td width="32" valign="top">8</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">8</td>
<td width="72" valign="top">0.09</td>
<td width="80" valign="top">0.33</td>
<td width="48" valign="top">2030</td>
<td width="64" valign="top">-0.48</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">24</td>
<td width="112" valign="top">Gebze Yüksek Tekno.</td>
<td width="48" valign="top">51</td>
<td width="48" valign="top">-</td>
<td width="56" valign="top">77</td>
<td width="56" valign="top">86</td>
<td width="32" valign="top">24</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">24</td>
<td width="72" valign="top">0.47</td>
<td width="80" valign="top">1.60</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">25</td>
<td width="112" valign="top">Hacettepe</td>
<td width="48" valign="top">1237</td>
<td width="48" valign="top">20.2</td>
<td width="56" valign="top">309</td>
<td width="56" valign="top">90</td>
<td width="32" valign="top">894</td>
<td width="32" valign="top">33</td>
<td width="64" valign="top">927</td>
<td width="72" valign="top">0.75</td>
<td width="80" valign="top">0.25</td>
<td width="48" valign="top">3828</td>
<td width="64" valign="top">3.32</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">26</td>
<td width="112" valign="top">Harran</td>
<td width="48" valign="top">103</td>
<td width="48" valign="top">63.3</td>
<td width="56" valign="top">33</td>
<td width="56" valign="top">33</td>
<td width="32" valign="top">38</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">38</td>
<td width="72" valign="top">0.37</td>
<td width="80" valign="top">0.32</td>
<td width="48" valign="top">1235</td>
<td width="64" valign="top">-0.66</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">27</td>
<td width="112" valign="top">İnönü</td>
<td width="48" valign="top">302</td>
<td width="48" valign="top">45.9</td>
<td width="56" valign="top">69</td>
<td width="56" valign="top">89</td>
<td width="32" valign="top">95</td>
<td width="32" valign="top">1</td>
<td width="64" valign="top">96</td>
<td width="72" valign="top">0.32</td>
<td width="80" valign="top">0.26</td>
<td width="48" valign="top">1711</td>
<td width="64" valign="top">-0.18</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">28</td>
<td width="112" valign="top">İstanbul</td>
<td width="48" valign="top">1908</td>
<td width="48" valign="top">30.7</td>
<td width="56" valign="top">2789</td>
<td width="56" valign="top">1257</td>
<td width="32" valign="top">469</td>
<td width="32" valign="top">8</td>
<td width="64" valign="top">477</td>
<td width="72" valign="top">0.25</td>
<td width="80" valign="top">1.46</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">29</td>
<td width="112" valign="top">İstanbul Teknik</td>
<td width="48" valign="top">847</td>
<td width="48" valign="top">15.9</td>
<td width="56" valign="top">349</td>
<td width="56" valign="top">474</td>
<td width="32" valign="top">394</td>
<td width="32" valign="top">8</td>
<td width="64" valign="top">402</td>
<td width="72" valign="top">0.47</td>
<td width="80" valign="top">0.49</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">30</td>
<td width="112" valign="top">İzmir Yüksek Tekno.</td>
<td width="48" valign="top">53</td>
<td width="48" valign="top">6.3</td>
<td width="56" valign="top">51</td>
<td width="56" valign="top">36</td>
<td width="32" valign="top">16</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">16</td>
<td width="72" valign="top">0.30</td>
<td width="80" valign="top">0.82</td>
<td width="48" valign="top">4019</td>
<td width="64" valign="top">2.71</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">31</td>
<td width="112" valign="top">K.Maraş Sütçü İmam</td>
<td width="48" valign="top">111</td>
<td width="48" valign="top">62.5</td>
<td width="56" valign="top">153</td>
<td width="56" valign="top">97</td>
<td width="32" valign="top">9</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">9</td>
<td width="72" valign="top">0.08</td>
<td width="80" valign="top">1.13</td>
<td width="48" valign="top">1662</td>
<td width="64" valign="top">-0.45</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">32</td>
<td width="112" valign="top">Kafkas</td>
<td width="48" valign="top">58</td>
<td width="48" valign="top">55.6</td>
<td width="56" valign="top">71</td>
<td width="56" valign="top">75</td>
<td width="32" valign="top">13</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">13</td>
<td width="72" valign="top">0.22</td>
<td width="80" valign="top">1.26</td>
<td width="48" valign="top">1223</td>
<td width="64" valign="top">-0.75</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">33</td>
<td width="112" valign="top">Karadeniz Teknik</td>
<td width="48" valign="top">443</td>
<td width="48" valign="top">66.6</td>
<td width="56" valign="top">409</td>
<td width="56" valign="top">496</td>
<td width="32" valign="top">107</td>
<td width="32" valign="top">1</td>
<td width="64" valign="top">108</td>
<td width="72" valign="top">0.24</td>
<td width="80" valign="top">1.02</td>
<td width="48" valign="top">2231</td>
<td width="64" valign="top">-0.03</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">34</td>
<td width="112" valign="top">Kırıkkale</td>
<td width="48" valign="top">159</td>
<td width="48" valign="top">42.5</td>
<td width="56" valign="top">28</td>
<td width="56" valign="top">39</td>
<td width="32" valign="top">45</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">45</td>
<td width="72" valign="top">0.28</td>
<td width="80" valign="top">0.21</td>
<td width="48" valign="top">3687</td>
<td width="64" valign="top">0.14</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">35</td>
<td width="112" valign="top">Kocaeli</td>
<td width="48" valign="top">303</td>
<td width="48" valign="top">70.6</td>
<td width="56" valign="top">35</td>
<td width="56" valign="top">50</td>
<td width="32" valign="top">64</td>
<td width="32" valign="top">2</td>
<td width="64" valign="top">66</td>
<td width="72" valign="top">0.22</td>
<td width="80" valign="top">0.14</td>
<td width="48" valign="top">6236</td>
<td width="64" valign="top">1.74</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">36</td>
<td width="112" valign="top">Marmara</td>
<td width="48" valign="top">753</td>
<td width="48" valign="top">56.3</td>
<td width="56" valign="top">102</td>
<td width="56" valign="top">187</td>
<td width="32" valign="top">172</td>
<td width="32" valign="top">5</td>
<td width="64" valign="top">177</td>
<td width="72" valign="top">0.24</td>
<td width="80" valign="top">0.19</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">37</td>
<td width="112" valign="top">Mersin</td>
<td width="48" valign="top">227</td>
<td width="48" valign="top">42.7</td>
<td width="56" valign="top">-</td>
<td width="56" valign="top">17</td>
<td width="32" valign="top">26</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">26</td>
<td width="72" valign="top">0.11</td>
<td width="80" valign="top">0.07</td>
<td width="48" valign="top">3299</td>
<td width="64" valign="top">0.69</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">38</td>
<td width="112" valign="top">Mimar Sinan</td>
<td width="48" valign="top">245</td>
<td width="48" valign="top">17.8</td>
<td width="56" valign="top">6</td>
<td width="56" valign="top">21</td>
<td width="32" valign="top">1</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">1</td>
<td width="72" valign="top">0</td>
<td width="80" valign="top">0.09</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">39</td>
<td width="112" valign="top">Muğla</td>
<td width="48" valign="top">79</td>
<td width="48" valign="top">70.2</td>
<td width="56" valign="top">25</td>
<td width="56" valign="top">27</td>
<td width="32" valign="top">4</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">4</td>
<td width="72" valign="top">0.05</td>
<td width="80" valign="top">0.33</td>
<td width="48" valign="top">3976</td>
<td width="64" valign="top">0.62</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">40</td>
<td width="112" valign="top">Mustafa Kemal</td>
<td width="48" valign="top">96</td>
<td width="48" valign="top">86.1</td>
<td width="56" valign="top">58</td>
<td width="56" valign="top">123</td>
<td width="32" valign="top">9</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">9</td>
<td width="72" valign="top">0.09</td>
<td width="80" valign="top">1.28</td>
<td width="48" valign="top">2281</td>
<td width="64" valign="top">0.19</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">41</td>
<td width="112" valign="top">Niğde</td>
<td width="48" valign="top">106</td>
<td width="48" valign="top">167.6</td>
<td width="56" valign="top">23</td>
<td width="56" valign="top">25</td>
<td width="32" valign="top">23</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">23</td>
<td width="72" valign="top">0.22</td>
<td width="80" valign="top">0.23</td>
<td width="48" valign="top">2836</td>
<td width="64" valign="top">-0.28</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">42</td>
<td width="112" valign="top">Ondokuz Mayıs</td>
<td width="48" valign="top">427</td>
<td width="48" valign="top">60.3</td>
<td width="56" valign="top">223</td>
<td width="56" valign="top">134</td>
<td width="32" valign="top">106</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">106</td>
<td width="72" valign="top">0.25</td>
<td width="80" valign="top">0.52</td>
<td width="48" valign="top">2328</td>
<td width="64" valign="top">-0.04</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">43</td>
<td width="112" valign="top">ODTÜ</td>
<td width="48" valign="top">672</td>
<td width="48" valign="top">21</td>
<td width="56" valign="top">1140</td>
<td width="56" valign="top">1230</td>
<td width="32" valign="top">380</td>
<td width="32" valign="top">29</td>
<td width="64" valign="top">409</td>
<td width="72" valign="top">0.61</td>
<td width="80" valign="top">1.76</td>
<td width="48" valign="top">3828</td>
<td width="64" valign="top">3.32</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">44</td>
<td width="112" valign="top">Osmangazi</td>
<td width="48" valign="top">349</td>
<td width="48" valign="top">22.7</td>
<td width="56" valign="top">56</td>
<td width="56" valign="top">49</td>
<td width="32" valign="top">64</td>
<td width="32" valign="top">3</td>
<td width="64" valign="top">67</td>
<td width="72" valign="top">0.19</td>
<td width="80" valign="top">0.15</td>
<td width="48" valign="top">3387</td>
<td width="64" valign="top">1.01</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">45</td>
<td width="112" valign="top">Pamukkale</td>
<td width="48" valign="top">211</td>
<td width="48" valign="top">44.9</td>
<td width="56" valign="top">36</td>
<td width="56" valign="top">35</td>
<td width="32" valign="top">46</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">46</td>
<td width="72" valign="top">0.22</td>
<td width="80" valign="top">0.17</td>
<td width="48" valign="top">2787</td>
<td width="64" valign="top">0.5</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">46</td>
<td width="112" valign="top">Sakarya</td>
<td width="48" valign="top">267</td>
<td width="48" valign="top">64.7</td>
<td width="56" valign="top">29</td>
<td width="56" valign="top">30</td>
<td width="32" valign="top">34</td>
<td width="32" valign="top">1</td>
<td width="64" valign="top">35</td>
<td width="72" valign="top">0.13</td>
<td width="80" valign="top">0.11</td>
<td width="48" valign="top">2702</td>
<td width="64" valign="top">0.15</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">47</td>
<td width="112" valign="top">Selçuk</td>
<td width="48" valign="top">581</td>
<td width="48" valign="top">81</td>
<td width="56" valign="top">315</td>
<td width="56" valign="top">357</td>
<td width="32" valign="top">99</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">99</td>
<td width="72" valign="top">0.17</td>
<td width="80" valign="top">0.58</td>
<td width="48" valign="top">2324</td>
<td width="64" valign="top">0.22</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">48</td>
<td width="112" valign="top">Süleyman Demirel</td>
<td width="48" valign="top">326</td>
<td width="48" valign="top">77.7</td>
<td width="56" valign="top">164</td>
<td width="56" valign="top">54</td>
<td width="32" valign="top">36</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">36</td>
<td width="72" valign="top">0.11</td>
<td width="80" valign="top">0.50</td>
<td width="48" valign="top">2220</td>
<td width="64" valign="top">0.34</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">49</td>
<td width="112" valign="top">Trakya</td>
<td width="48" valign="top">396</td>
<td width="48" valign="top">50.8</td>
<td width="56" valign="top">29</td>
<td width="56" valign="top">71</td>
<td width="32" valign="top">61</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">61</td>
<td width="72" valign="top">0.15</td>
<td width="80" valign="top">0.18</td>
<td width="48" valign="top">3397</td>
<td width="64" valign="top">0.41</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">50</td>
<td width="112" valign="top">Uludağ</td>
<td width="48" valign="top">604</td>
<td width="48" valign="top">58.4</td>
<td colspan="2" width="112" valign="top">B.Y</td>
<td width="32" valign="top">104</td>
<td width="32" valign="top">2</td>
<td width="64" valign="top">106</td>
<td width="72" valign="top">0.18</td>
<td width="80" valign="top"></td>
<td width="48" valign="top">3270</td>
<td width="64" valign="top">1.56</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">51</td>
<td width="112" valign="top">Yıldız Teknik</td>
<td width="48" valign="top">388</td>
<td width="48" valign="top">37</td>
<td width="56" valign="top">79</td>
<td width="56" valign="top">66</td>
<td width="32" valign="top">45</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">45</td>
<td width="72" valign="top">0.12</td>
<td width="80" valign="top">0.19</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">52</td>
<td width="112" valign="top">Yüzüncü Yıl</td>
<td width="48" valign="top">250</td>
<td width="48" valign="top">45.4</td>
<td colspan="2" width="112" valign="top">B.Y</td>
<td width="32" valign="top">66</td>
<td width="32" valign="top">1</td>
<td width="64" valign="top">67</td>
<td width="72" valign="top">0.27</td>
<td width="80" valign="top"></td>
<td width="48" valign="top">1109</td>
<td width="64" valign="top">-0.95</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">53</td>
<td width="112" valign="top">Z.Karaelmas</td>
<td width="48" valign="top">135</td>
<td width="48" valign="top">49.1</td>
<td width="56" valign="top">29</td>
<td width="56" valign="top">39</td>
<td width="32" valign="top">15</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">15</td>
<td width="72" valign="top">0.11</td>
<td width="80" valign="top">0.25</td>
<td width="48" valign="top">3209</td>
<td width="64" valign="top">0.36</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">54</td>
<td width="112" valign="top">Atılım</td>
<td width="48" valign="top">26</td>
<td width="48" valign="top">26.4</td>
<td colspan="2" width="112" valign="top">B.Y</td>
<td width="32" valign="top">1</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">1</td>
<td width="72" valign="top">0.04</td>
<td width="80" valign="top"></td>
<td width="48" valign="top">3828</td>
<td width="64" valign="top">3.32</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">55</td>
<td width="112" valign="top">Bahçeşehir</td>
<td width="48" valign="top">10</td>
<td width="48" valign="top">28.3</td>
<td width="56" valign="top">-</td>
<td width="56" valign="top">-</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">0</td>
<td width="72" valign="top">0</td>
<td width="80" valign="top">-</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">56</td>
<td width="112" valign="top">Başkent</td>
<td width="48" valign="top">107</td>
<td width="48" valign="top">30.9</td>
<td width="56" valign="top">112</td>
<td width="56" valign="top">167</td>
<td width="32" valign="top">101</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">101</td>
<td width="72" valign="top">0.94</td>
<td width="80" valign="top">1.31</td>
<td width="48" valign="top">3828</td>
<td width="64" valign="top">3.32</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">57</td>
<td width="112" valign="top">Beykent</td>
<td width="48" valign="top">27</td>
<td width="48" valign="top">32.1</td>
<td width="56" valign="top">15</td>
<td width="56" valign="top">7</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="32" valign="top">1</td>
<td width="64" valign="top">1</td>
<td width="72" valign="top">0.04</td>
<td width="80" valign="top">0.56</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">58</td>
<td width="112" valign="top">Bilkent</td>
<td width="48" valign="top">188</td>
<td width="48" valign="top">51.2</td>
<td width="56" valign="top">232</td>
<td width="56" valign="top">264</td>
<td width="32" valign="top">139</td>
<td width="32" valign="top">55</td>
<td width="64" valign="top">194</td>
<td width="72" valign="top">1.03</td>
<td width="80" valign="top">1.32</td>
<td width="48" valign="top">3828</td>
<td width="64" valign="top">3.32</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">59</td>
<td width="112" valign="top">Çağ</td>
<td width="48" valign="top">10</td>
<td width="48" valign="top">62.2</td>
<td width="56" valign="top">-</td>
<td width="56" valign="top">-</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">0</td>
<td width="72" valign="top">0</td>
<td width="80" valign="top">-</td>
<td width="48" valign="top">3299</td>
<td width="64" valign="top">0.69</td>
<td width="0" height="7"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">60</td>
<td width="112" valign="top">Çankaya</td>
<td width="48" valign="top">42</td>
<td width="48" valign="top">47</td>
<td width="56" valign="top">3</td>
<td width="56" valign="top">2</td>
<td width="32" valign="top">5</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">5</td>
<td width="72" valign="top">0.12</td>
<td width="80" valign="top">0.07</td>
<td width="48" valign="top">3828</td>
<td width="64" valign="top">3.32</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">61</td>
<td width="112" valign="top">Doğuş</td>
<td width="48" valign="top">10</td>
<td width="48" valign="top">101.2</td>
<td width="56" valign="top">4</td>
<td width="56" valign="top">5</td>
<td width="32" valign="top">3</td>
<td width="32" valign="top">1</td>
<td width="64" valign="top">4</td>
<td width="72" valign="top">0.40</td>
<td width="80" valign="top">0.50</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">62</td>
<td width="112" valign="top">Fatih</td>
<td width="48" valign="top">65</td>
<td width="48" valign="top">51</td>
<td width="56" valign="top">-</td>
<td width="56" valign="top">18</td>
<td width="32" valign="top">35</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">35</td>
<td width="72" valign="top">0.54</td>
<td width="80" valign="top">0.28</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">63</td>
<td width="112" valign="top">Haliç</td>
<td width="48" valign="top">20</td>
<td width="48" valign="top">12.5</td>
<td width="56" valign="top">-</td>
<td width="56" valign="top">-</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">0</td>
<td width="72" valign="top">0</td>
<td width="80" valign="top">-</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">64</td>
<td width="112" valign="top">İstanbul Bilgi</td>
<td width="48" valign="top">77</td>
<td width="48" valign="top">63.7</td>
<td width="56" valign="top">2</td>
<td width="56" valign="top">15</td>
<td width="32" valign="top">4</td>
<td width="32" valign="top">2</td>
<td width="64" valign="top">6</td>
<td width="72" valign="top">0.08</td>
<td width="80" valign="top">0.12</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">65</td>
<td width="112" valign="top">İstanbul Kültür</td>
<td width="48" valign="top">18</td>
<td width="48" valign="top">66.9</td>
<td width="56" valign="top">-</td>
<td width="56" valign="top">8</td>
<td width="32" valign="top">6</td>
<td width="32" valign="top">3</td>
<td width="64" valign="top">9</td>
<td width="72" valign="top">0.50</td>
<td width="80" valign="top">0.44</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">66</td>
<td width="112" valign="top">Işık</td>
<td width="48" valign="top">20</td>
<td width="48" valign="top">56.8</td>
<td width="56" valign="top">22</td>
<td width="56" valign="top">26</td>
<td width="32" valign="top">10</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">10</td>
<td width="72" valign="top">0.50</td>
<td width="80" valign="top">1.20</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">67</td>
<td width="112" valign="top">Kadir Has</td>
<td width="48" valign="top">64</td>
<td width="48" valign="top">7.1</td>
<td width="56" valign="top">-</td>
<td width="56" valign="top">44</td>
<td width="32" valign="top">4</td>
<td width="32" valign="top">1</td>
<td width="64" valign="top">5</td>
<td width="72" valign="top">0.08</td>
<td width="80" valign="top">0.69</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">68</td>
<td width="112" valign="top">Koç</td>
<td width="48" valign="top">54</td>
<td width="48" valign="top">18</td>
<td width="56" valign="top">175</td>
<td width="56" valign="top">251</td>
<td width="32" valign="top">33</td>
<td width="32" valign="top">22</td>
<td width="64" valign="top">55</td>
<td width="72" valign="top">1.02</td>
<td width="80" valign="top">3.94</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">69</td>
<td width="112" valign="top">Maltepe</td>
<td width="48" valign="top">38</td>
<td width="48" valign="top">20.2</td>
<td width="56" valign="top">3</td>
<td width="56" valign="top">-</td>
<td width="32" valign="top">4</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">4</td>
<td width="72" valign="top">0.11</td>
<td width="80" valign="top">0.08</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">70</td>
<td width="112" valign="top">Sabancı</td>
<td width="48" valign="top">41</td>
<td width="48" valign="top">6.1</td>
<td width="56" valign="top">-</td>
<td width="56" valign="top">3</td>
<td width="32" valign="top">20</td>
<td width="32" valign="top">4</td>
<td width="64" valign="top">24</td>
<td width="72" valign="top">0.59</td>
<td width="80" valign="top">0.73</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="9"></td>
</tr>
<tr>
<td width="24" valign="top">71</td>
<td width="112" valign="top">Yeditepe</td>
<td width="48" valign="top">65</td>
<td width="48" valign="top">71.0</td>
<td width="56" valign="top">2</td>
<td width="56" valign="top">7</td>
<td width="32" valign="top">12</td>
<td width="32" valign="top">0</td>
<td width="64" valign="top">12</td>
<td width="72" valign="top">0.18</td>
<td width="80" valign="top">0.11</td>
<td width="48" valign="top">4135</td>
<td width="64" valign="top">4.88</td>
<td width="0" height="12"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman';font-size: medium;line-height: normal"> </span></p>
<p><strong> Açıklama :</strong></p>
<p>B.Y = Bilgi yok</p>
<p><em><strong>Kaynaklar</strong></em><strong> :</strong></p>
<p>(1), (2), (4), (5) Kayalıca, Ö., Ak, Z. &#8220;Atıf İndekslerine Göre Türkiye&#8217;de Bilimsel Üretim ve Üniversitelerimiz&#8221;, <em>I. Ulusal Bilgi, Ekonomi ve Yönetim Kongresi Bildiriler Kitabı</em>, s.301-317 (öğretim üyesi ve öğrenci sayıları 1999-2000 Yükseköğrenim<em> </em>İstatistikleri OSYM Yayınları No 2000-5&#8242;e aittir. SCI ve SSCI endekslerince taran dergilerdeki yayın sayıları wwww.ulakbim.gov.tr adresindeki 2000 yılına ait verilerdir. Öğretim üyesi sayısı Profesör, Doçent ve Yrd. Doçent &#8216;lerin toplamıdır. Öğrenci sayısı ilgili kaynakta ön lisans ve lisans öğrencilerinin toplamı olarak alınmıştır).</p>
<p>(3) 9.Cumhurbaşkanına Sunulan Rapor &#8220;Üniversitelerin Fakülte, Yüksekokul ve Enstitüleri, Akademik-İdari Kadroları Bilim Çalışmaları, Yayın Sayısı-Araştırma Projesi Sayısı&#8221; Mart 2000, Ankara.</p>
<p>(8) Küçüker, C. &#8220;Türkiye&#8217;de Kentsel Ekonomik Gelişmeler&#8221;, 2001,  Tablo 5 (1999 verileridir)</p>
<p>(9) Dincer, Özaslan, Satılmış &#8220;İllerin Sosyo Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması&#8221; ,1996, Tablo 6 (1996 verileridir)</p>
<p>Not : (7) 1997-1998 ve 1998-1999 dönemine ait araştırma projeleri arasındaki fark ³ 2 kat ise büyük olan değer esas alınmıştır, &lt; 2 kat  ise iki dönemin ortalama değeri alınmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/10/27/universitelerimize-toplu-bakis-ve-yayin-etkinliklerinin-cesitli-gostergelerle-analizi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
