<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ERPakademi</title>
	<atom:link href="http://www.erpakademi.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.erpakademi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 17 Jan 2010 00:27:36 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>ISO 9000 İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/iso-9000-ile-ilgili-temel-bilgiler/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/iso-9000-ile-ilgili-temel-bilgiler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 00:27:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor2</dc:creator>
				<category><![CDATA[ÜRETİM VE LOJİSTİK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/2010/01/16/iso-9000-ile-ilgili-temel-bilgiler/</guid>
		<description><![CDATA[ISO 9000 İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER
ISO: International Standardization Organization &#8211; Milletlerarası Standardizasyon Teşkilatı
Standardizasyon: Standardizasyon, belirli bir faaliyetle ilgili olarak ekonomik fayda sağlamak üzere ilgili tarafların yardım ve işbirliği ile belirli kurallar koyma ve bu kuralları uygulama işlemidir.
Standard: Standart; standardizasyon çalışması sonucu ortaya çıkan belge, doküman veya eserdir.
Kalite: Bir ürün veya hizmetin belirlenen veya olabilecek ihtiyaçları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ISO 9000 İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER<br />
ISO: International Standardization Organization &#8211; Milletlerarası Standardizasyon Teşkilatı<br />
Standardizasyon: Standardizasyon, belirli bir faaliyetle ilgili olarak ekonomik fayda sağlamak üzere ilgili tarafların yardım ve işbirliği ile belirli kurallar koyma ve bu kuralları uygulama işlemidir.<br />
Standard: Standart; standardizasyon çalışması sonucu ortaya çıkan belge, doküman veya eserdir.<br />
Kalite: Bir ürün veya hizmetin belirlenen veya olabilecek ihtiyaçları karşılama kabiliyetine dayanan, özelliklerinin toplamıdır.<br />
Kalite Güvencesi: Ürün veya hizmetin, kalite içi belirlenen istekleri karşılamak maksadıyla, yeterli güveni sağlaması için gereken planlı ve sistematik faaliyetlerin bütünüdür.<br />
Kalite Planı: Belirli bir ürün, hizmet, sözleşme veya proje ile ilgili özel kalite uygulamalarını, kaynakları ve faaliyet sıralarını veren dokümandır.<br />
Kalite Tetkiki: Kalite ile ilgili faaliyetlerin ve sonuçlarının, planlanan düzenlemelere uyup uymadığının, bu düzenlemelerin etkili olarak uygulanıp uygulanmadığının ve amaca ulaşmak için uygun olup olmadığının sistematik ve tarafsız olarak incelenmesidir.<br />
Muayene: Bir ürün veya hizmetin bir veya birden fazla özelliğinin ölçme, deney ve mastarlama gibi işlemlere tabi tutularak, sonuçların belirlenen şartlara uygunluğunun kıyaslanmasıdır.<br />
Ürün : Genel anlamıyla, bir organizasyonun girdilerini belli bir süreçten geçirdikten sonra elde ettiği çıktıdır. Kara Harp Okulu’nun ürünü : Kara Harp Okulu kalite politikasında belirtilen nitelikleri sağlamaya dönük olarak harbiyelilere, akademik, askeri, fiziki, liderlik alanlarında bilgi, beceri, nitelik açısından kazandırılan “katma değer hizmet” ürün olarak tanımlanmaktadır.<br />
Müşteri : Müşteriler iki boyutta incelenmektedir: 1.iç müşteri 2. Dış müşteri. İç müşteri, organizasyon içinde çalışan herkesi kapsar. Dış müşteri ise, organizasyonun dışında olan ve organizasyonun ürün ve hizmetlerini kullananları kapsar. Örneğin, Kara Harp Okulu&#8217;nun iç müşterileri, görev yapan subaylar, astsubaylar, harbiyeliler, sivil memurlar, erbaş ve erleri kapsar. Dış müşteriler ise başta sınıf okulları olmak üzere bütün birlikleri kapsar.<br />
Taşeron :Bir işi yapmayı üstlenen kimseden iş alan kişi yada kurumdur. Kara Harp Okulu için, Kara Harp Okulu’na kaynak sağlayan birimlerdir. (As.lise, sivil lise, misafir öğrenci sağlayan ülkeler ve eğitim öğretim malzemesi sağlayan işletmeler)<br />
Tedarikçi :Kalite Güvence Sistemini uygulayacak olan firma veya kurumun kendisidir.<br />
ISO 9000 KALİTE GÜVENCE SİSTEMİNİN GELİŞİMİ<br />
Sanayi Devrimi öncesi kalite anlayışı ustalık şeklindeydi. Bir üretici ürettiği mamulün nitelikleri başka bir ifadeyle kalitesi oranında “usta” sıfatı kazanıyordu. Dolayısıyla üretim ve kalite olguları iç içe geçmişti. Sanayi devrimini takiben üretim adet ve çeşitlerinin bir patlama yaşaması, kalite olgusunun geri planda kalmasına neden oldu. Dünya savaşları, nitelikli işgücünün yerini yeterli endüstri kültürüne sahip olmayan kişilere bırakması sonucu doğurdu. Bu durumla eşzamanlı olarak savunma sanayi ve nükleer teknolojideki gelişmeler muayene faaliyetlerinin ve istatistiksel yöntemlerin ön plana geçmesine yol açmış, fakat muayene faaliyetleri süreç sonunda bozuğu sağlamdan ayırmak olarak algılandığından, “yüksek kaliteye ancak yüksek maliyetlerle ulaşılabilir”, “kalitede yoğunlaşma verimliliğin düşmesine yol açar” gibi yanlış kanaatler yerleşmiştir. Sonuç olarak bitmiş mamulün muayeneye tabi tutulması yerine, muayeneye gerek bırakmayacak şekilde üretim sisteminin güvenceye alınması düşüncesi gelişmiş ve nükleer enerji, uzay havacılık ve genelde savunma sanayiinde sektörel kalite sistemleri ortaya çıkmaya başlamıştır.<br />
ISO 9000 Kalite Güvencesi standardının temeli 1963 ‘de A.B.D.’ de savunma teknolojisindeki yüksek kalite talepleri nedeniyle hazırlanan MIL-Q-9858’e dayanır.1968’de bunu bu kez NATO için hazırlanan ve tüm NATO üyesi ülkelerde askeri Kalite Güvencesi standardı olarak kabul edilerek yürürlüğe giren AQAP ( Allied Qality Assurance Publication – Müttefik Kalite Güvencesi Yayını) standartları almıştır. Günümüzde firmalar savunma sanayiine girebilmek için kalite sistemlerinin ilgili AQAP standardına uygunluğunu belgelendirmek zorundadırlar.<br />
Globalleşen dünyada uluslar arası ticari ilişkilerin artması ve daha önemlisi kompleks bir hal alması ISO tarafından 1987 ‘de ISO 9000 serisi Kalite Güvencesi standardının yayınlanmasına ve 1988’ de bunun Avrupa Standartları Örgütü ( Comite Europeen de Normalisation) tarafından EN 29000 serisi Kalite Güvencesi standardı olarak alınmasına yol açmıştır. Halen Avrupa, A.B.D. ve Japonya dahil dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde geçerli genel amaçlı Kalite Güvencesi Standardı ISO 9000’dir. Ve değişik kodlarla ülke diline çevrilerek, İngilizcesiyle birlikte yayınlanmaktadır. Ülkemizde TS ISO 9000 Almanya’da DIN ISO 9000, , Fransa’da Nfx50 131-133, İngiltere’de BS 5750&#8230;<br />
ISO 9000 STANDARLAR SERİSİNİ TANITIMI<br />
ISO 9000 serisi şu standartlardan oluşmaktadır.<br />
ISO 9000 	Kalite Yönetimi ve Kalite Güvencesi Standartları Seçim ve Kullanım Kılavuzu<br />
ISO 9001 	Kalite Sistemleri-Tasarım/Geliştirme, Üretim tesis ve hizmette Kalite Güvencesi Modeli<br />
ISO 9002 	Kalite Sistemleri, üretim ve tesiste Kalite Güvencesi Modeli<br />
ISO 9003 	Son Muayene ve Deneylerde Kalite Güvencesi Modeli<br />
ISO 9004 	Kalite Yönetimi ve kalite sistemleri elemanları kılavuzu<br />
ISO 9004-2 	Hizmetler için kılavuz kalite sözlüğü<br />
ISO 9005 	Kalite sözlüğü<br />
ISO 10011-1 	Kalite sistemleri Tetkiki-Kılavuz, Tetkik<br />
ISO-10011-2 	Kalite Sistemleri Tetkiki-Kılavuz, Kalite Sistemi Tedarikçileri için Nitelendirme Krıterleri<br />
ISO 10011-3 	Kalite Sistemleri Tetkiki – Kılavuz, Tetkik Programlarının Yönetimi<br />
ISO 9003 çok sınırlıdır. Sadece “son muayene ve deney” konularını kapsamaktadır. ISO 9001 ve ISO 9002’nin aralarındaki yegane fark ISO 9001’de “Tasarım” ve “Servis” hususlarını yer alması, 9002’de ise bunlara yer verilmemesidir. ISO 9000’in diğer standartları ise Kalite Güvence Sisteminin kavramlarını açıklamak, uygulamada yönlendirici ve yardımcı olmak amacıyla hazırlanmış, rehber olarak kullanılabilecek dokümanlardır.<br />
ISO 9001 KALİTE GÜVENCE SİSTEMİ<br />
ISO 9001 standardı aşağıdaki 20 maddeden oluşmaktadır.<br />
1.Yönetim Sorumluluğu<br />
2. Kalite Sistemi<br />
3. Sözleşmenin Gözden Geçirilmesi<br />
4. Tasarımın Kontrolü<br />
5. Doküman ve Veri Kontrolü<br />
6. Satın alma<br />
7. Müşterinin Temin Ettiği Ürünün Kontrolü<br />
8. Ürün Tanımı ve İzlenebilirliği<br />
9. Proses Kontrolü<br />
10. Muayene ve Deney<br />
11. Muayene, Ölçme ve Deney Teçhizatının Kontrolü<br />
12. Muayene ve Deney Durumu<br />
13. Uygun Olmayan Ürünün Kontrolü<br />
14. Düzeltici ve Önleyici Faaliyetler<br />
15. Taşıma, Depolama, Ambalajlama, Muhafaza ve Sevkıyat<br />
16. Kalite Kayıtlarının Kontrolü<br />
17. Kuruluş İçi Kalite Tetkiki<br />
18. Eğitim<br />
19. Servis<br />
20. İstatistik Teknikler<br />
1.Yönetim Sorumluluğu<br />
1.1 Kalite politikasının tespiti,<br />
1.2 Sorumluluk ve Yetkilerin Düzenlenmesi<br />
1.3 Kalite Organizasyonun Oluşturulması<br />
1.4 Kaynakların Tahsisi<br />
1.5 Yönetim Temsilcisinin Belirlenmesi<br />
1.6 Yönetimin gözden Geçirmesi<br />
2. Kalite Sistemi<br />
2.1 Kalite Sistemini Anlatan Kalite El Kitabının ve maddelerini anlatan prosedürlerinin hazırlanması<br />
2.2 Kalite Sistemini işleten prosedürlerin hazırlanması<br />
2.3 Kalite planlamasının yapılması<br />
2.4 İş talimatlarının hazırlanması ve standartlığının temin edilmesi<br />
3. Sözleşmenin Gözden Geçirilmesi<br />
3.1 Sözleşmenin Sürekli gözden geçirilebilmesi için dokümante edilmiş prosedürler oluşturulmalı<br />
3.2 Gözden geçirme faaliyetinin icrası<br />
3.3 Sözleşmedeki değişikliklerin nasıl yapılacağının anlatılması<br />
3.4 Sözleşmelere ait kayıtların muhafaza edilmesi<br />
4. Tasarımın Kontrolü<br />
4.1 Tasarımla ilgili genel hususların belirlenmesi<br />
4.2 Tasarım ve geliştirme planlaması<br />
4.3 Kuruluş ile ilgili ve teknik ilişkilerin belirlenmesi<br />
4.4 Tasarım Girdilerinin Belirlenmesi<br />
4.5 Tasarım Çıktılarının Belirlenmesi<br />
4.6 Tasarımın Gözden Geçirilmesi<br />
4.7 Tasarımın Doğrulanması<br />
4.8 Tasarımın Geçerliliği<br />
4.9 Tasarım Değişiklikleri<br />
5. Doküman ve Veri Kontrolü<br />
5.1 Genel esasların belirlenmesi<br />
5.2 Doküman veri onayı ve yayını<br />
5.3 Doküman veri değişiklikleri<br />
6. Satın alma<br />
6.1 Genel esasların belirlenmesi<br />
6.2 Taşeronların değerlendirilmesi<br />
6.3 Satın alma verileri<br />
6.4 Satın alınan ürünün tedarikçi tarafından doğrulanması<br />
6.5 Satın alınan ürünün müşteri tarafından doğrulanması<br />
7. Müşterinin Temin Ettiği Ürünün Kontrolü<br />
Müşterinin temin ettiği ürünün doğrulanması, depolanması, bakımının kontrolünün yapılması amacıyla dokümante edilmiş prosedürler oluşturulmalı, sistemin sürekliliği sağlanmalıdır<br />
Müşterinin temin ettiği ürün, müşterinin kendi malı olan fakat sözleşmede belirtilen şartları karşılamak amacıyla tedarikçi tarafından kullanılan ürüne verilen isimdir.<br />
8. Ürün Tanımı ve İzlenebilirliği<br />
ÜRÜN :<br />
Seri Numarası<br />
Üretim Tarihi<br />
Parti No<br />
Bar-Kod<br />
gibi araçlarla izlenebilmelidir.<br />
9. Proses Kontrolü<br />
9.1 Üretim, tesis ve servisi tanımlayan ve olmaması durumunda kaliteyi olumsuz yönde etkileyebilecek dokümante edilmiş prosedürler<br />
9.2 Uygun üretim, tesis ve servis teçhizatının kullanılması ve uygun çalışma ortamının sağlanması<br />
9.3 Referans standartlara/kodlara, kalite planlarına ve /veya dokümante edilmiş prosedürlere uyulması<br />
9.4 Uygun proses parametrelerinin ve ürün karakteristiklerinin izlenmesi ve kontrolü,<br />
9.5 Uygun olduğu taktirde, proseslerin ve teçhizatlarının onaylanması,<br />
9.6 En açık şekilde belirtilen işçilik kriterleri(yazılı standartlar, temsili numuneler veya açıklayıcı resimler gibi),<br />
9.7 Proses yeterliliğinin devamını sağlamak için teçhizatın gerekli bakımı<br />
10. Muayene ve Deney<br />
10.1 Genel hususların düzenlemesi<br />
10.2 Girdi muayene ve deneylerinin yapılması<br />
10.3 Proses sırasında muayene ve deneylerin yapılması<br />
10.4 Son muayene ve deneylerin yapılması<br />
10.5 Muayene ve deney kayıtlarının tutulması<br />
11. Muayene, Ölçme ve Deney Teçhizatının Kontrolü<br />
11.1 Genel Hususların belirlenmesi(Ölçme, Metroloji, kalibrasyon, Ölçü standardı, Ölçüm belirsizliği, Referans malzeme)<br />
11.2 Kontrol prosedürlerinin oluşturulması<br />
11.3 Kayıtların tutulması<br />
12. Muayene ve Deney Durumu<br />
Yapılan muayene ve deneylere göre ürünün uygunluğunu veya uygunsuzluğunu gösterecek şekilde uygun araçlarla tanımlanmalı ve idame ettirilmelidir.<br />
13. Uygun Olmayan Ürünün Kontrolü<br />
Uygun olmayan ürünün incelenmesi ve elden çıkarılması ve buna yönelik sistemin kurulması<br />
14. Düzeltici ve Önleyici Faaliyetler<br />
Düzeltici Faaliyetlerin İcrası:<br />
Müşteri Şikayetleri ve Ürün uygunsuzluklarına ilişkin raporların etkin bir şekilde ele alınması, sebeplerinin araştırılması, kontrollerin yapılması.<br />
Önleyici Faaliyetlerin İcrası:<br />
Tespit edilen problemlere yönelik olarak uygun bilgi kaynaklarını kullanarak önleyici tedbirler almak, önleyici faaliyet gerektiren problemlerle uğraşmak için gerekli adımları belirlemek,kontroller yapmak,yönetim gözden geçirmesi esnasında sunmak.<br />
15. Taşıma, Depolama, Ambalajlama, Muhafaza ve Sevkıyat<br />
15.1 Genel hususların belirlenmesi,<br />
15.2 Taşıma,<br />
15.3 Depolama,<br />
15.4 Ambalajlama,<br />
15.5 Muhafaza etme,<br />
15.6 Sevkıyat<br />
16. Kalite Kayıtlarının Kontrolü<br />
Kalite kayıtlarının tanımlanması, toplanması, tasnifi, ulaşılması, dosyalanması, muhafazası, bakımı ve elden çıkarılması için dokümante edilmiş prosedürler oluşturmalı ve sürekliliği sağlanmalıdır<br />
Kalite kayıtları; okunabilir olmalı, ilgili ürünleri tanımlayabilir olmalı, saklama süreleri belirlenmeli, kolaylıkla ulaşılabilmeli, muhafazası temin edilmeli, saklama süreleri belirlenirken mantık ölçüleri ve kanuni süreler göz önüne alınmalıdır.<br />
17. Kuruluş İçi Kalite Tetkiki<br />
17.1 Planlanmış ve dokümante edilmiş olmalı,<br />
17.2 Tedarikçi bağımsız olmalı,<br />
17.3 Prosedürlere uygun olarak yapılmalı,<br />
17.4 Sonuçlar dokümante edilmeli ve sorumlu yönetim personeline haber verilmeli,<br />
17.5 Yönetim personeli zamana bağlı olarak düzeltici faaliyetleri yürütmeli<br />
17.6 Her türlü uygunsuzluk tespit edilmeli,<br />
18. Eğitim<br />
18.1 Eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi,<br />
18.2 Eğitim planının hazırlanması,<br />
18.3 Kaliteyi etkileyen faaliyetleri uygulayan tüm personelin eğitimi sağlanmalı,<br />
18.4 Eğitim performansı değerlendirilmeli,<br />
18.5 Eğitimle ilgili kayıtlar tutulmalı19.1 Servis hizmetinin gereklerinin tedarikçi, hizmet veren servis kuruluşları ve kullanıcılar tarafından en açık şekilde belirlenmesi,<br />
19. Servis<br />
19.2 Servis faaliyetlerinin planlanması,<br />
19.3 Servis birimlerinin ve testlerin yapımında kullanılan ölçü ve test aletlerinin kalibrasyonlarının yapılması,<br />
19.4 Servise yönelik dokümantasyonun hazırlanması ve muhafazası,<br />
20. İstatistik Teknikler<br />
20.1 İstatistik teknik ihtiyaçlarının belirlenmesi,<br />
20.2 Prosedürlerin oluşturulması,<br />
20.3 Kullanılacak istatistik tekniklerin belirlenmesi,<br />
20.3 İstatistiksel kalite kontrolün yapılması(Veri toplama, analiz etme, yorumlama, çözüm teklifleri getirme, </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/iso-9000-ile-ilgili-temel-bilgiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÜRETİLEN DÜDÜKLÜ TENCERE’nin İMALAT PROSESİ</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/uretilen-duduklu-tencere%e2%80%99nin-imalat-prosesi/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/uretilen-duduklu-tencere%e2%80%99nin-imalat-prosesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 00:27:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor2</dc:creator>
				<category><![CDATA[ÜRETİM VE LOJİSTİK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/2010/01/16/uretilen-duduklu-tencere%e2%80%99nin-imalat-prosesi/</guid>
		<description><![CDATA[ ÜRETİLEN DÜDÜKLÜ TENCERE’nin İMALAT PROSESİ
	Genel olarak basit bir ürünün üretilmesi için birçok işlem gereklidir. Düdüklü tencere genelde basit bir yapı göstermesine karşın son haline gelmek için birçok işlemden geçmelidir. Tenecere’nin imalatı için ilk adım hammaddenin ambardan seçilmesidir. İşletmemizde düdüklü tencere yanında irili ufaklı yüzlerce ürün üretilmektedir. Buna göre üretilecek her madde için seçilecek sacın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> ÜRETİLEN DÜDÜKLÜ TENCERE’nin İMALAT PROSESİ</p>
<p>	Genel olarak basit bir ürünün üretilmesi için birçok işlem gereklidir. Düdüklü tencere genelde basit bir yapı göstermesine karşın son haline gelmek için birçok işlemden geçmelidir. Tenecere’nin imalatı için ilk adım hammaddenin ambardan seçilmesidir. İşletmemizde düdüklü tencere yanında irili ufaklı yüzlerce ürün üretilmektedir. Buna göre üretilecek her madde için seçilecek sacın boyu farklı olmalıdır. Ambardaki saclar çeşitli boylardadır. Örneğin aşağıdaki şekil seçile sac kesilecek yuvarlak plakaların boylarının tam katı olcak şekilde seçilmediği durumda atılacak kısmı gösteriyor. Üretilecek düdüklü tencere için gerekli yuvarlak levhaların boyu daha önceden belirlidir. Bu sebeple sac seçilirken buna göre hammadde seçimi yapılmalı en az zayiatı verecek malzeme seçilmelidir.</p>
<p>Yanlış malzeme kullanılırsa atılacak ıskarta kısım.</p>
<p>Şekil 1. hammaddenin ambardan seçilmesi.</p>
<p>Aşağıda fabrika içinde ürünün üretilmesi sürecinde geçen işlemlerin resimleri yer alıyor. Düdüklü tencerenin üretiminde ilk işlem malzemenin ambardan seçilmesidir. CNC kesiciye takılan hammaddeler belirli boylarda kesildikten sonra preslenir. Hammaddenin son şeklini alabilmesi için yıkama, puntalama, tavlama, çakma, polisajlama, zımparalama kulp takma gibi onlarca işlemden geçmesi gerekir. Aşağıda resimleri verilen bu aşamaların daha ilerki kısımlarda zaman ve metod etüdleri’de yapılmıştır. </p>
<p>2.1) Fabrika İçi İmalat Resimleri</p>
<p>2.1.1)	Rulo Sacın Ambardan Seçilmesi</p>
<p>Üretimde ilk aşamanın yuvarlak levhalar halinde kesilecek saın ambardan seçilmesi olduğunu söylemiştik. Aşağıda malzemelrin depolandığı ambarı görülmektedir. Resimde ambarın sadece bir kısmı görülmektedir. Rulo saclar taşıyıcı vinç aracılığıyla kızağa yerleştirilir. Kızak CNC kesicinin bir parçasıdır. Taşıyıcı vince bağlanan malzeme kumanda yardımıyla hareket ettirilir ve kızağa yerleştirilir.</p>
<p>Resim 1. Malzeme ambarından genel bir görünüş.</p>
<p>Ancak ambar yukardaki şekilde görülenden daha büyüktür. Resim çekilen yerin arka kısımlarıda depo olarak kullanılmaktadır. Bu kısımlara taşıyıcı vinç yetişememektedir bu sebeple burdan yapılacak malzeme taşımalarında fork lift kullanılmaktadır. Malzeme ambarı ve CNC kesicinin olduğu odalar yanyanadır. Resimdeki kısmın sağ tarafı CNC kesicinin bulunduğu kısımdır. Malzeme aradaki yaklaşık 5 m lik kısmı taşıyıcı kızak aracılığyla kat eder. </p>
<p>2.1.2) CNC Kesici</p>
<p>	CNC kesici makine dört kısımdan oluşur. </p>
<p>		1 Kızak<br />
		2 Besleyici<br />
		3 Kesici<br />
		4 Kontrol Paneli</p>
<p>	malzeme ambarının resminde taşıyıcı kızağın şekli görülmektedir. Taşıyıcı kızağa yerleştirilen rulo saclar besleyiciye taşınır. Aşağıda besleyicinin önden ve arkadan olmak üzere iki resmi görülmektedir. </p>
<p>	Resim 2. Besleyici arkadan görünüş. </p>
<p>Rulo levha besleyiciye arka kısmından takılır. Levhaların boylarının farklı farklı olduğunu söylemiştik, bu sebeple besleyicinin yan yüzeyleri hareketlidir. Rulo sacın boyunagöre bu yüzeyler sağa sola genişletilir. Amaç kesici kısma gönderilen sacın merkezini sabit tutarak sacın kesiciye düzgün bir şekilde gönderilmesini sağlamaktır. </p>
<p>	Besleyici de kendine özel bir kontrol paneline sahiptir. Burdan besleyicinin yan yüzeylerinin açıklığı, besleyici dönme hızı gibi ayarlar belirlenir. Bu kısmın çalışması seritli printer’lara benzer rulo levhalar işlenmek için tıpkı kağıt gönderilir gibi gönderilir. </p>
<p>Resim 3. Besleyici önden görünüş.</p>
<p>Aşağıda ki resimde kontrol paneli ve kesici görülmektedir. </p>
<p>Resim 4. Kontrol paneli ve kesici<br />
	Kesici kısmın kesilecek parçaya göre belli kalıpları vardır. Kesici sacları düz olarak kesebildiği gibi bunları yuvarlak olarak da kesebilmektedir. Kesicinin dakikadaki vuruş sayısı sacın kalınlığına ve alaşımlarına göre değişir. Kesilen saclar makine tarafından yan tarafa taşınarak istiflenir. Kontrol paneli ise kesme işleminin programını yapıldığı kısımdır. Kesmede kullanılacak gerekli veriler burdan girilir. Bu kısımda genellikle bir kiş çalışmaktadır. </p>
<p>	2.1.3) Malzemelerin Geçici Olarak Depolanması</p>
<p>Burdan çıkarılan malzemeler direk olarak işlenmeye gönderilmez. Taşıyıcılara yüklenen levhalar geçici olarak depolandıkları ambara taşınır. Üretim sırası gelen parça ise ambardan alınarak işleme konulur. Buralardaki taşıma işlemi elle çekilen arabalar yardımıyla yapılabilmektedir. </p>
<p>	Resim 5. İlk mamul ambarı</p>
<p>	Ağır malzemelerin taşındığı işlemlerde fork liftler kullanılıyor. </p>
<p>	2.1.4) Presleme</p>
<p>	Malzemenin ilk olarak şeklini almaya başladığı kısım preslemedir. Depodan presin yanına taşınan malzemenin üzerine presleme işleminden önce yağlayıcı vazifesini görecek bor yağı sürülür. Bu şekilde malzemenin patlaması önlenmiş olur. Burda kullanılan presler hidrolik preslerdir. </p>
<p>	Resim 6.) İşletmede kullanılan hidrolik preslerden biri. </p>
<p>	Preslemede malzeme presin yan tarafındadır. Alınan malzemeye sünger yardımıyla bor yağı sürülür daha sonra presin altına konulur. </p>
<p>		Çalışan</p>
<p>	         Sac levhalar<br />
					    Bor Yağı<br />
Şekil 2.) Preslemede Çalışan İşcinin Durumu<br />
2.1.5) Ön Yıkama<br />
Üzeri metal tozu ile kaplanan malzemeler ön yıkamaya gönderilir. </p>
<p>		Resim 7.) Ön Yıkama İşlemi</p>
<p>	Ön yıkamadan çıkan malzemeler taşıyıcılar yardımyla diğer işlemlere gönderilir. </p>
<p>2.1.6) Taban Puntalama</p>
<p>Taban puntalama yapılırken alt tarafa alüminyum bir plaka konulur bunun üzerine de daha önceden hazırlanmış sac levhalar yerleştirilir daha sonra bu üç parça birbirine puntalanır.</p>
<p>Resim 8.) Taban Puntalama</p>
<p>					Şekil 3.) Tencereye alüminyum<br />
					altlık montesi.</p>
<p>Yukaradi şekilde tencerenin alt kısmına punalanacak olan alüminyum ve sav levhalar daha ayrıntılı bir şekilde görülmektedir. </p>
<p>	2.1.7) Tavlama</p>
<p>	Tavlama işleminde amaç tabanı çakılcak olan tencerenin ısı ile yumuşatılması ve çakma işleminin daha sağlam sonuçlanabilmesidir. </p>
<p>	Resim 9.) Tavlama İşlemi</p>
<p>	Tavlama işleminde kullanılan fırın LPG ile çalışmaktadır. Bu fırın kullanılmadan bi kaç saat önce ısıtınması için açılmalıdır. Fırın üzerinde devamlı olarak dönen bir şerit vardır. Bu şerit üzerine bırakılan tencereler fırının içinden geçerek istenilen sıcaklığa getirilir. Bu şeritlerin dönme hızı kontrol paneli yardımıyla ayarlanmaktadır. Kısımda üç işci çalışmaktadır ancak üç işci sadece fırında değil fırından alınan tencerelerin tabanlarının çakılmasında kullanılan preslerdede çalışmaktadır. </p>
<p>	2.1.8) Taban Çakma<br />
	Tavlama fırınından çıkarılan tencerelerin tabanı pres yardımıyla çakılır. </p>
<p>	Resim 10.) Taban Çakma<br />
	2.1.9) Boğaz Kesme<br />
	Presleme işleminde fazlalık olarak kalan boğaz kısımlarından kemer şeklinde bir kesme işlemi yapılır. </p>
<p>Resim 11.) Boğaz Kesme</p>
<p>	2.1.10) Isıl İşlem<br />
Boğaz kıvrılmaya gönderilecek malzemelrin kıvrılcak kısımlarının çatlamaması için buraların ısıtılması gerekir. Bunun için elektrikli ocaklar kullanılır. Beton bir yuvanın içinde elektrik ısıtıcıları bulunu buraya konulan malzeme ısıtıldıktan sonra kıskaç yardımıyla çıkarılır. Kullanılan kıskaca rağmen çalışan eldiven takmak zorundadır. </p>
<p>Resim 12.)Isıl işlem</p>
<p>2.1.11) Polisaj İşlemleri</p>
<p>	Polisajlama yüzeyleri parlatmak amacıyla yapılan bir işlemdir. Tencere üretiminde iki tür polisaj işlemi yapılmakta: </p>
<p>	Dış Polisaj<br />
	İç Polisaj</p>
<p>Dış Polisaj </p>
<p>Polisaj makinesine aynı anda 8 tane tencere yerleştirilebilmektedir. </p>
<p>	Resim 13.)Dış Polisaj</p>
<p>Bu işlemde yüzeydeki ince bir tabaka kaldırılarak ısıl işlemde rengi matlaşan malzemenin tekrar parlak bir görünüş alması sağlanır. Dış polisajlamadan çıkan malzemenin iç polisaja gönderilmesi iki makine arasına kurulmuş bir bant yardımıyla yapılır. Banttan akan malzemeler son kısma geldiğinde burdaki bir tele çarparak bantın hareketini durdurur bu şekilde işçinin olmadığı durumlarda malzemelerin banttan düşmesi engellenmiş olur. </p>
<p>	Aşağdaki resimde parçaları dış polisajdan iç polisaja gönderen bant sistemi görülüyor.</p>
<p>	Resim 14.) Polisaj makinaları arasındaki bant sistemi</p>
<p>İç polisaj<br />
Bu işlemde yapılanlar dış polisajdakilerine benzer ancak polisajlama işlemi dış değil iç yüzeye uygulanır.</p>
<p>Resim 15.) İç Polisaj</p>
<p>2.1.12) Boğaz Kıvırma</p>
<p>	Bu kısımda üretilen tencerelerin boğazları iç kısma doğru kıvrılır.Ayrıca boğazı kıvrılan malzemelrin iç kısımlarına lastik geçirilerek sızdırmazliık sağlanmış olur. </p>
<p>	Resim 16.) Boğaz Kıvırma</p>
<p>	Boğaz kıvırma işleminden geçen malzemeler daha sonra lastik takılacak makinaya gönderilir. Aşağıda lastik takılan makinenin resmi verilmiştir. Bu makine aslında bir prestir ancak lastik takılma işlemi bu makina da yapıldığından buna lastik takma makinesi diyoruz.</p>
<p>	Resim 17.) Lastik Takma İşlemi</p>
<p>2.1.13) Yıkama<br />
	Yaklaşık olarak son şeklini alan malzeme ikinci yıkama işleminden geçirilir.<br />
Bundan sonra malzeme üzerinden toz kaldıracak başka bir işlem daha yapıladığından bu işleme son yıkama işlemi de denmektedir.</p>
<p>	Resim 18.) Son Yıkama İşlemi</p>
<p>2.1.14) Taban Zımparalama</p>
<p>	Yıkama işleminden çıkarılan malzemeler zımpara makinesine gönderilir. Bu makine iki kısımdır. İlk kısımda şerit zımpara yer alır ve bu kısım hareketlidir ikinci kısımda ise tencere bulunur. Buraya yerleştirilen tencerenin taban kısmına hareketli zımpara dokundurularak zımparalama işlemi gerçekleştirilir.</p>
<p>	Resim 19.) Taban Zımparalama</p>
<p>	Bu kısımda bir kişi çalışır. Zımpara şeritleri kolay eskidiğinden sık sık değiştirilmelidir. Zımparalama işlemi fazla beceri gerektirmeyen bir işlemdir.</p>
<p>2.1.15) Kulp Puntalama<br />
Tencere son şeklini burda alır. Buraya kadar çeşitli işlemlerden geçen tencerenin son olarak yan kulpları punta makinesinde puntalanır. Tencere sabit bir yerleştirildikten sonra kulp punta yerleştirici üzerine takılır. İlk kulp puntalandıktan sonra tencere elle 180 derece döndürülür ve ilk kulpun takıldığı yerin tam karşısına ikinci kulp takılır. Burda kullanılan kulplar işletmede üretilmemektedir. Bunlar dışarıya fason yaptırılmaktadır. </p>
<p>	Resim 20.) Kulp Puntalama</p>
<p>	Kulp takan makine hidrolpik sistemle çalışmaktadır. </p>
<p>2.1.16) Poşetleme-Etiketleme<br />
	tencerenin üretiminin son aşaması poşetlemedir. Poşetleme esas olarak bir üretim olmamasına rağmen ürünün üretim aşamasının sona ermesi için bu kısım gereklidir.<br />
	Burda poşetleme yanında kalite kontrolu işlemi de yapılmaktadır. Kalite kontrolu poşetlemeyi yapan işci tarafından yapılmaktadır. Malzeme 1., 2. veya 3. sınıf olmak üzere üç kaliteye ayrılır. Bu işlem tecrübe gerektiren bir işlemdir. Kalitelerine göre ayrılan ürünler üst kısımda yer alan paketlama bölümüne gönderilmek üzere asansöre yerleştirilir.</p>
<p>Resim 21.) Poşetleme İşlemi</p>
<p>	Poşetleme işleminde iki işçi çalışmaktadır. İkinci çalışan etiketleme işlemini yapmaktadır. Ürünler üst kata çıkarılırken taşıyıcı arabalar kullanılır. Bu şekilde malzelmeler daha düzenli bir şekilde taşınabilmektedir. </p>
<p>	2.1.17) Paketleme<br />
	Paketleme işlemi önceden ütü imalathanesi olarak kullanılan ikinci katta yapılmaktadır. </p>
<p>	Resim 22.) Paketleme</p>
<p>	Aşağıda işletme genelinde çektiğim resimler yer almaktadır.</p>
<p>	Resim 23.) Taşıma işlemini gerçekleştiren fork lift.<br />
2.2. İşletmenin Ürün Yelpazesi<br />
Aşağıda işletmede üretilen ürünlerin bir resmi yer almaktadır.</p>
<p>	Resim 24.) Fabrikanın Ürün Yelpazesi</p>
<p>3.	İŞ ETÜDÜ<br />
3.1	İş Etüdünün Tanımı<br />
İş etüdü iş gücü,  makina, malzeme ve teçhizattan en yüksek verimlilik düzeyinde yararlanmak için insan yapısına en uygun çalışma şeklini belirlemek üzere işin yeni metodunu geliştirmek ve geliştirilen metodun standart zamanını hesaplamaktır.<br />
Endüstride tüm olarak pratik ve etkili bir düzenin kurulması ve aksamadan işletilmesi, yani prodüktif çalışması için en alt kademeden başlayarak çalışmaların düzenlenmesi gerekir. Bunun için her işçinin ve çalışanın yaptığı iş en ufak ayrıntılarına kadar incelenmeli verimli, kolay, ekonomik yöne dönülmelidir. İş sistemlerinin incelenmesi ve düzenlenmesine ilişkin yöntem ve deneyimlerin, çalışan kişinin iş yapabilme gücünü ve gereksinimlerini de gözönüne alarak, işin iyileştirilmesi ve işletmenin daha ekonomik çalışması amacıyla uygulanmasına  İŞ ETÜDÜ denir. İnsanla, makineyle ve ya her ikisiyle birden yapılan işleri bütün yönleriyle etüd etmek, ele alınan işin verimini etkileyen faktörlerin tümünü sistematik bir yolla incelemek ve geliştirmek için kullanılan tekniklerin hepsine birden iş etüdü denilmektedir. Bir işin analizinde kullanılan sistematik bir prosedür olarak da tanımlamak mümkündür. Üretken birimlerin faaliyetlerini sistematik bir yaklaşımla tanımlamak, geliştirmek, standartlaştırmak ve ölçmek için metod etüdü ve iş ölçümü denilen iki ana teknik kullanılır.<br />
	İş etüdü, gelişme olanağı yaratabilmek amacıyla, belirli bir olayı ya da etkinliği ekonomiklik ve etkenlik yönünden etkileyen tüm kaynakları ve etmenleri dizgesel olarak araştırmaya yönelik ve insan çalışmasını geniş kapsamda inceleyen bir teknik olup özellikle metot (yöntem) etüdü ve zaman etüdü teknikleri için kullanılan genel bir terimdir.<br />
İş etüdü verimlilikle doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle mevcut kaynaklardan sağlanacak üretimi, çok az ya da hiç yatırım gerektirmeksizin, arttırmak amacıyla çok yaygın olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>3.2.	 İş Etüdünün Amaçları</p>
<p>Tüm üretim sistemlerinde iş etüdünün kullanılmasının nihai amacı verimliliği arttırmaktır. Bunun için bir takım alt amaçlar gerçekleşmelidir. Tanımlanmış bir iş ile ilgili faaliyetler bu işin yapılmasından beklenen fonksiyonlar dikkate alınarak değerlendirilir.</p>
<p>1.Gereksiz faaliyetlerden kurtulmak: Elde edilmesi beklenen somut sonuçlardan biridir. Amacın temel felsefesi, bir işi yapmanın onu en az hareketle gerçekleştirme prensibi olarak ifade edilir. Burada elemine edilmeye çalışılan faaliyetler genelde emek ile ilgilidir. Tanımlanmış bir işin yapılışında, gereksiz faaliyetlerden kurtulmak genel olarak üretim miktarını arttırırken dolaylı olarak da mekanizasyona ve otomasyona geçişi kolaylaştıracaktır.</p>
<p>2.Gerekli faaliyetleri mümkün olan en ekonomik şekilde düzenlemek: İş etüdünün bir varsayımına göre, bir işin yapılış biçiminin hiçbir zaman optimal çözümü yoktur.Her zaman daha iyi bir çözüm bulunabilir.Bu yüzden iş etüdü dinamik bir yapıya sahiptir. Mekanizasyonun artması ve azalan haftalık çalışma saatleriyle birlikte iş etüdünün önemi artmaktadır.</p>
<p>3.Uygun çalışma yöntemlerini standartlaştırmak: Burada gerçekleştirilmeye çalışılan, uygun olduğuna kara verilen yöntemin tanımlanması ve standartlaştırılmasıdır. Tanımlamaktan amaç işin yapılış şeklini formal olarak belirlemektir. Standartlaştırmada ise işin yapılış biçimi, kişiye ve zamana bağlı olmaksızın hep aynı hareketlerle sağlanmaya çalışılır. Böylece işin kimin tarafından ve ne zaman yapıldığı farketmez.</p>
<p>4.İş ile ilgili doğru zaman standartlarını saptamak: İş etüdünün nihai amacı olan verimlilik arttırmanın analitik ifadesi, bu amacın gerçekleştirilmesi ile sağlanır.İşe uygun nitelik taşıyan işçinin belirli bir faaliyeti normal hızda ne kadar standart zamanda yapabileceğini tespit etmekle ilgilidir. Planlama, programlama, maliyet tahmini, işçi ücretlerinin kontrolü ve teşvikli sistemin oluşturulmasına yönelik çalışmalara temel oluşturulur.</p>
<p>	5.Üretimde kullanılan faktörlerden yararlanma oranını arttırmak: Verimlilik artışının temel göstergelerinden biridir.Başta emek olmak üzere üretim faktörlerinden yararlanma oranı artar. Aynı faktör kullanımı ile daha fazla çıktı elde edilir.</p>
<p>	3.3.	İş Etüdünün Önemi ve Yararları<br />
Uzun dönemde verimliliği arttırmanın en iyi yollarından biri yeni süreçler geliştirmek ve daha modern fabrika ve donatım kurmaktır. Oysa bu tür bir yaklaşım büyük sermaye gerektirir ve eğer sermaye araçları yerli olarak yapılamıyorsa dış kaynaklara ihtiyaç duyulur. Ayrıca verimlilik arttırma sorununa sürekli ileri teknoloji alımı ile yaklaşılmak istenmesi de iş olanaklarını çoğaltmayı engelleyici bir ortam oluşturabilir. İş etüdü, verimliliği arttırma sorununa, dizgesel bir çözümleme yöntemiyle, mevcut işlemlerin, süreçlerin ve iş yöntemlerinin etkenliğini arttırarak çözümleme yönünden yaklaşır. Böylece verimlilik artışına çok az ya da hiç sermaye yatırımı gerektirmeksizin katkıda bulunur.<br />
İş etüdünün başlıca yararları aşağıda özetle belirtilmiştir:</p>
<p>İşi yeniden düzenleyerek bir fabrikanın ya da işleyen bir birimin verimliliğini arttırma yoludur. Bu yöntem normal olarak yapı ve donatım için çok az yatırımı gerektirir veya hiç gerektirmez.</p>
<p>Dizgeseldir. İster ilk uygulamaların çözümlenmesinde, ister yeni uygulamaların geliştirilmesinde olsun, bir işlemin etkenliğini etkileyen faktörlerden hiçbirinin göz ardı edilmemesini ve işlemle ilgili bütün olayların göz önünde tutulmasını sağlar.</p>
<p>Etken bir üretim planlaması ve denetimi için temel sayılan performans standartlarının saptanmasında şimdiye kadar geliştirilmiş en doğru yoldur.</p>
<p>Başarılı iş etüdü uygulamaları sonucunda arttırımlar hemen kendini gösterir ve bu başarılı uygulama süresince artırım sağlanmasına devam edilir.</p>
<p>Her yerde uygulanabilen bir &#8220;araç&#8221;tır. El işlerinin yapıldığı ya da makinenin kullanıldığı yerlerde de başarıyla uygulanır. (sadece yapım atölyelerinde değil, ofislerde, dükkanlarda, laboratuarlarda, toptancı ve perakendeci hizmet endüstrilerinde ve lokantalarda bile uygulanır.</p>
<p>Yönetimin elinde en etkin bir inceleme aracıdır. Bir sorunlar dizisini incelerken, onu etkileyen bütün diğer etmenlerin zayıflığını yavaş yavaş ortaya çıkaracağı için, herhangi bir örgütün etkenliği incelenmeye başlandığında vazgeçilmez bir yardımcı olur.</p>
<p>İş etüdü dizgesel olduğu ve belli bir işlemin etkenliğini etkileyen bütün öğelerin dolaysız gözlemiyle yapılan araştırmaları kapsadığı için, bu işlemi etkileyen bütün öğelerin yanlış ve kusurlu taraflarını hemen ortaya çıkarır.</p>
<p>3.4	İş Etüdü Teknikleri</p>
<p>İş etüdü metot etüdü ve zaman etüdü tekniklerini kapsamaktadır. İş etüdü çalışması sırasında metot etüdüne başlamadan önce ergonomik tasarım çalışmasının yapılmış olması gerekir. İş etüdünün aşamaları; ergonomik tasarım, metot etüdü ve zaman etüdü olarak ifade edilebilir. İş etüdünün teknikleri olan metot ve zaman etüdü aşağıda tanımlanmıştır.<br />
Metot etüdü, daha kolay ve etken yöntemlerin geliştirilmesi, uygulanması ve maliyetlerin düşürülmesi amacı ile, bir işin yapılışındaki mevcut ve önerilen yolların dizgesel olarak kaydedilmesi ve eleştirilerek incelenmesidir.<br />
Zaman etüdü ise, nitelikli bir işçinin, belli bir işi, belli bir çalışma hızıyla(performansla) yapması için gereken zamanı saptamak amacıyla geliştirilmiş tekniklerin uygulamasıdır.</p>
<p>3.5.	İş Etüdü Çalışmalarının Temal Aşamaları<br />
Tam bir iş etüdü çalışması 8 ana aşamadan oluşur. Bunlar aşağıdaki gibi sıralanabilir.</p>
<p>Etüdü yapılacak işin veya sürenin seçimi<br />
Eldeki verilerin incelemeye en uygun hale getirilmesi amacına dönük olarak, en uygun kayıt tekniğini kullanarak dolaysız gözlemle meydana gelen olayların kayıt edilmesi<br />
3. Kaydedilen olayların eleştirilerek incelenmesi ve yapılan her şeyin sırasıyla işin amacı, yapıldığı yer, yapılma sırası, yapan kişinin yapıldığı yol bakımından gözden geçirilmesi<br />
4. Bütün çevre koşullarını hesaba katarak en ekonomik yöntemin geliştirilmesi<br />
5. Seçilen yöntemin kapsadığı iş miktarının ölçülmesi ve bu işin yapılması için gerekli standart zamanın hesaplanması.<br />
6. Yeni yöntemin ve buna bağlı zamanın tanımı<br />
7. Yeni yöntemin uygulanması, standart hale getirilmesi<br />
8. Yeni standardın iyi bir denetimle sürdürülmesi.</p>
<p>	İş etüdü, gelişme olanağı yaratabilmek için, belirli bir olayı ya da etkinliği ekonomiklik ve etkenlik yönünden etkileyen tüm kaynakları ve etmenleri dizgesel olarak araştırmaya yönelik ve insan çalışmasını geniş kapsamda inceleyen bir teknik olup özellikle metot etüdü ve iş ölçüm teknikleri için kullanılan genel bir terimdir.<br />
	İşyerlerinde işlemlerin incelenmesi ve düzeltilmesi yeni bir şey değildir. İlk insan çabalarının örgütlendirilmesi çalışmaları ile birlikte yetenekli yöneticilerde araştırma ve geliştirmeye yönelik çalışmalara başlamıştır. İş etüdü başarı sağlar, çünkü hem sorunların incelenmesinde ve hem de çözümlerin ortaya çıkmasında dizgeseldir. Dizgesel inceleme zaman alır, onun için, çok küçük firmalar dışında diğer bütün firmalarda iş etüdü çalışmalarını yönetiminin işinden ayırmak gereklidir. İş etüdünün bazı özelliklerini şöyle özetleyebiliriz.</p>
<p>1. İşi yeniden düzenleyerek bir fabrikanın ya da işleyen bir birimin verimliliğini arttırma yoludur. Bu yöntem normal olarak yapı ve donatım için çok az yatırımı gerektirir ya da hiç gerektirmez.<br />
2. Dizgeseldir. İster ilk uygulamaların çözümlenmesinde, ister yeni uygulamaların geliştirilmesinde olsun, bir işlemin etkenliğini etkileyen etmenlerden hiçbirinin savsaklanmamasını ve işlemle ilgili bütün olayların göz önünde bulundurulmasını sağlar.<br />
3. Etken bir üretim planlaması ve denetimi için temel sayılan performans standartlarının saptanmasında şimdiye kadar geliştirilmiş en doğru yoldur.<br />
4. Başarılı  iş etüdü uygulamaları sonucunda artırımlar hemen kendini gösterir ve bu başarılı uygulama süresince artırım sağlanmasına devam edilir.<br />
5. Her yer de uygulanabilen bir araçtır. El işlerinin yapıldığı ya da makinelerin kullanıldığı yerlerde *de başarıyla uygulanır.<br />
Yönetimin elinde en etken bir inceleme aracıdır. Bir sorunlar dizisini incelerken, onu etkileyen bütün diğer etmenlerin zayıflığını yavaş yavaş ortaya çıkaracağı için, herhangi bir örgütün etkenliği incelenmeye başlandığında yetkin bir silah olur. </p>
<p>İlk üç basamak metod etüdünün ve iş ölçümünü ortak basamaklarıdır. Geriye kalanların üçü metod etüdüne, ikisi iş ölçümüne aittir. Seçim, kayıt, inceleme, geliştirme, ölçüm,  saptama, yerleştirme ve sürdürme sırası önemlidir.<br />
İş etüdü dizgesel olduğu ve belli bir işlemin etkenliğini etkileyen bütün öğelerin dolaysız gözlemiyle yapılan araştırmaları kapsadığı için, bu işlemi etkileyen bütün öğelerin yanlış ve kusurlu taraflarını ortaya çıkarır. Örneğin; gözlem üretim işindeki bir işçinin zamanının malzeme gelmesini beklemek ya da makinenin bozulması nedeniyle boş durmak yüzünden kaybolduğunu gösterebilir. </p>
<p>	İş etüdü, bir firmanın iyi ya da kötü bütün etkinliklerini ortaya çıkarır. O, insanların iyi bir göstergesidir ve bu yüzden ustalık ve dikkatle ele alınmalıdır. Hiç kimse kendisinin sergilenmesinden hoşlanmayacağı için iş etüdü uzmanı insanı ele alırken iyi bir yaklaşım kullanmaz ise, yönetici ve işçilerin düşmanlığını kazanır ve bu, işini istediği gibi yapmasını engeller.<br />
İş etüdü disiplinler arası bir bilim alanıdır.İş etüdünde aşağıdaki bilim dallarının bilgilerinden yararlanılır.</p>
<p>İşbilim, özellikle işin insana uyumunu sağlamakta temel olarak ergonomi ve çalışma pedagojisi<br />
İşletme ekonomisi,özellikle en önemli ürünlerin seçiminde karar desteği olarak, çeşitli çözümlerin maliyetlerinin karşılaştırılmasında ve maliyetlerin ön ve kesin hesaplarında maliyet muhasebesi<br />
Verilerin hazırlanması ve değerlendirilmesinde istatistik<br />
İnsanların birbirleriyle olan ilişkilerinde ve iş hukuku bakımından, işletmedeki durumları açısından yararlanabilecek bulgular sağlanabildiği ölçüde sosyal bilimler ve hukuk</p>
<p>İş etüdünün başarıyla uygulanabilmesi için bunların ötesinde ilgili iş dalındaki teknolojik yöntemleri bilmek ve bunların uygulamasında deneyim sahibi olmak gereklidir.</p>
<p>İş etüdü dizgesel olduğu ve belli bir işlemin etkenliğini etkileyen bütün öğelerin dolaysız gözlemiyle yapılan araştırmaları kapsadığı için, bu işlemi etkileyen bütün öğelerin yanlış ve kusurlu taraflarını ortaya çıkarır. Örneğin; gözlem üretim işindeki bir işçinin zamanının malzeme gelmesini beklemek ya da makinenin bozulması nedeniyle boş durmak yüzünden kaybolduğunu gösterebilir. </p>
<p>	İş etüdü, bir firmanın iyi ya da kötü bütün etkinliklerini ortaya çıkarır. O, insanların iyi bir göstergesidir ve bu yüzden ustalık ve dikkatle ele alınmalıdır. Hiç kimse kendisinin sergilenmesinden hoşlanmayacağı için iş etüdü uzmanı insanı ele alırken iyi bir yaklaşım kullanmaz ise, yönetici ve işçilerin düşmanlığını kazanır ve bu, işini istediği gibi yapmasını engeller<br />
İş etüdü 2 aşamadan oluşur<br />
1) Metod Etüdü<br />
2) Zaman Etüdü</p>
<p>4.METOD ETÜDÜ<br />
4.1.	Metod Etüdünün Tanımı<br />
Metot etüdü, daha kolay ve etken yöntemlerin geliştirilmesi, uygulanması ve maliyetlerin düşürülmesi amacı ile, bir işin yapılışındaki mevcut ve önerilen yolların dizgesel olarak kaydedilmesi ve eleştirilerek incelenmesidir.<br />
Metot etüdü iş kapsamının azaltılmasında kullanılan temel tekniklerden biridir. Özellikle malzeme ya da işçilere ilişkin gereksiz hareketlerin yok edilmesi ve yetersiz yöntemler yerine iyi yöntemlerin konmasıyla uğraşır.</p>
<p>Metot Etüdünün konuları şunlardır:</p>
<p>Süreçlerin ve yöntemlerin düzeltilmesi.<br />
Fabrikanın, atölyenin, işyeri düzeninin, tesisat ve donatım tasarımlarının düzeltilmesi.<br />
İnsan gücünde arttırım sağlanması ve aşırı yorgunluğun azaltılması.<br />
Malzeme, makine ve insan gücünün kullanılmasının düzeltilmesi.</p>
<p>Metot etüdü, yeni sistemlerin tasarımı ve mevcut sistemlerin optimizasyonu sürecinde yer alan önemli bir aşamadır. İyileştirme çalışmaları için gerekli ön hazırlıklar yapılmış olmalıdır. Özellikle ergonomik tasarımın iyi yapılmış olmalıdır. Ergonomik tasarım yapılmadan metot etüdü çalışmalarına başlanması istenilen seviyede optimizasyonun gerçekleştirilmesini engeller. Çalışma koşullarının iyileştirilmiş olması metot etüdüne başlanması için yapılması gereken önemli bir hazırlıktır. Çalışma koşullarını insancalaştırmak için antropometrik tasarım yapılmalı, kullanılan makine ve teçhizatın ölçüleri insan vücuduna uygun hale getirilmelidir. Ayrıca sıcaklık, gürültü, ışık ve titreşim gibi çevre koşulları da insan sağlığını olumsuz etkilemeyecek şekilde ayarlanmalıdır.<br />
Metot etüdü çalışana göre veya malzemeye göre yapılabilir. Metot etüdünün amacı işin görülmesi esnasında yapılan çalışmanın verimliliğini azaltan gereksiz işlemlerin ortadan kaldırılmasıdır. Verimli bir çalışma için hareket ekonomisi ilkelerine uygun bir çalışma düzeni hazırlanmalıdr. Bu çalışma düzenini hazırlarken hizmet üreten ve mal üreten işletmelerde farklı noktalara dikkat etmek gerekir.Metot Etüdü; insanlar, makinalar veya insan-makina sistemlerince gerçekleştirilen işlemlerin daha kolay, daha düşük maliyet ile, daha yüksek kalite ile, daha verimli, daha kısa sürede ve daha insancıl bir ortamda yapılabilimesi amacıyla, mevcut metotun incelenmisi, kaydedilmesi, analizi ve eleştirisi yoluyla yeni metotlar geliştirmede kullanılan bir yaklaşımdır. Genel bir matematiksel yönü yoktur. Gözlem, görüşme ve döküman inceleme yoluyla toplanan bilgiler esas alınır, adım adım daha iyiye ulaşma yolu ile etüt sürdürülür. Amaç iş veya işler ile işi yapan veya yapanlar arasındaki ilşkileri inceleyerek, işin en etkin verimli nasıl yapılabileceğini belirlemektir. Metot etüdünün uygulanması, iyi bir gözlem, etkin beşeri ilişkiler ve ikna kabiliyeti, yeterli bilgi vğe yaratıcılık, çalışana işbaşı eğitimi ve katılım ile uygulama cesareti ve yönlendirme esaslarına dayanır.<br />
Metot etüdü, daha kolay ve daha etken yöntemlerin geliştirilmesi, uygulanması ve önerilen yolların dizgesel (sistematik) olarak kaydedilmesi ve eleştirilerek incelenmesidir.<br />
Frank Gilbreth tarafından ortaya atılan “hareket etüdü” “metot etüdü”ile aynı alanı kapsamakla birlikte, bugünkü uygulamada hareket etüdü yerine çok daha yaygın olarak “metot etüdü” terimi kullanılmaktadır. Amerikan Makine Mühendisleri Derneği tarafından yayınlanan Sanayi Mühendisliği Terimleri adlı yayında, metot etüdü terilmleri için ayrı tanımlar verilmektedir. Hareket etüdü terimi burada, bir işyerindeki el ve göz hareketlerinin etüdü için kullanılmaktadır. Bununla birlikte “hareket etüdü”terimi birçok Amerikan kitaplarında metot edüdü terimi ile aynı anlamda kullanılmaktadır.<br />
4.2. Hizmet Üreten İşletmelerde Metod Etüdü<br />
Hizmet üreten işletmelerde işler büro ortamında görüldüğünden ve evrak sirkülasyonuna dayalı olduğundan metot etüdü çalışmalarında bu özelliğe dikkat edilmelidir. Büro ortamında yapılan metot etüdü çalışmalarında masa ve bilgisayar, faks gibi büro donanımlarının yerleşimi ön plandadır. Özellikle ortak kullanımda bulunan fotokopi makinesi türü araçlar çalışanların büroda mümkün olan en az hareketle ulaşabilecekleri noktalara konulmalıdır. Ayrıca yapılan işlem için sürekli onay vermek konumunda olan amirlerin de büro yerleşimindeki konumları işlerin görülme zamanını arttırıcı etki yapmayacak şekilde belirlenmelidir. Çalışanın masasında bulunabilen bilgisayar, printer vb. araçlar da çalışmasını kolaylaştıracak şekilde düzenlenmelidir.<br />
Örneğin, bir banka şubesini metot etüdü çalışmaları açısından incelersek yukarıda anlatılanları somutlaştırmış oluruz. Banka için hedef müşterilere en kısa sürede en iyi hizmeti verebilmektir. Hizmetin kalitesini arttırabilmek ve özellikle de süreyi azaltabilmek için iyi bir metot etüdü çalışmasının yapılmış olması gerekir. Metot etüdü açısından bankada en önemli çalışma yerleşim düzeninin istenilen nitelikte yapılmasıdır. Veznedarların ve diğer görevlilerin kullandıkları formlar kolay ve kısa sürede ulaşabilecekleri yerlere konulmalıdır. ayrıca printer gibi zaman zaman ortak kullanılması gereken araçlar da kullananların işlerini yavaşlatmayacak bir düzende yerleştirilmelidir. Ayrıca yapılan işlemlerde onayı alınması gereken servis şefi veya müdürünün yerleşim pozisyonu da çalışanların fazla mesafe katetmeden işlerini görebilmelerine olanak sağlamalıdır.<br />
4.3. Mal Üreten İşletmelerde Metod Etüdü<br />
Mal üreten işletmelerde üretim insan makine sistemlerinin etkin bir şekilde kullanımıyla gerçekleştirildiğinden metot etüdü çalışmaları da çeşitlilik arzetmektedir. Verimli bir çalışma için çalışma yerindeki tezgahların ve depo, atölye gibi bölümlerin konumlarının işlerin mümkün olan en kısa sürede görülmesini sağlayacak şekilde tasarlanmış olması gerekir. Mal üreten işletmelerde metot etüdü çalışmaları aşağıda belirtilen şekillerde yapılabilir.<br />
Malzeme akışı esnasında katedilen mesafeyi mümkün olduğu kadar azaltarak tezgahların ve çalışanların bekleme zamanlarını kısaltmak.<br />
Tezgah yerleşimini malzeme akışı da dikkate alınarak, fabrika içerisinde ergonomik şartları sağlayacak şekilde kullanım sıklık ve sıralarına göre yeniden belirlemek.<br />
İşçilerin aynı anda kontrol edebilecekleri işlem süresi uzun olan veya nümerik kontrollu tezgahları bir araya toplayarak işgücü kaybını azaltmak.<br />
Montaj yapan işçilerin çalışma ortamlarını gerekli parçalara kolay ulaşabilecek şekilde yeniden tasarlayarak standart zamanları en aza indirmek.<br />
Örneğin, torna ve frezelerin bulunduğu bir ortamda iş parçası önce tornalandıktan sonra frezede işlenmeye gidiyorsa ve tezgahlar düzensiz yerleştirilmişse tezgahlar arasındaki malzeme taşıma işlemi önemli ölçüde zaman kaybına neden olur. Bu zaman kaybı aynı zamanda tezgahların ve işgücünün etkin bir şekilde değerlendirmesine de engel olacağından verimlilik üzerinde olumsuz etki yapar. Ayrıca parça işlendikten sonra elle montaj söz konusu ise eklenecek parçalar standart zamanı kısaltıcı bir düzen içinde yerleştirilmiş olmalıdır.</p>
<p>İşletmelerin temel amaçları verimlilik düzeyini yükseltmek kapasite ve kaliteyi artırmak, maliyetleri düşürmek ve çalışma ortamını insalcıllaştırmaktır. Bu amaçlara uaşmak için ise işgücü, makine, malzeme ve teçhizattan oluşan iş sistemlerinde kullanılan iş yöntemlerinin yeniden tasarımı ve tasarlanan iş yöntemlerine ait standart zamanların bulunması gerekir. İş etüdü bu amaçlara ulaşmak için gerekli olan yöntemleri sağlamaya çalışır. Bu yöntemlerden işlerin veya işyerlerinin yeniden tasarımı, metod etüdü ; yeniden tasarlanmış olan yani metod etüdü yapılmış olan yöntemlerin yeni standart zamanların hesaplanması ise zaman etüdü olarak adlandırılır. Metod etüdü daha kolay ve daha etken yöntemlerin geliştirilmesi, uygulanması ve maliyetlerin düşürülmesi amacıyla bir işin yapılışındaki mevcut ve önerilen yolların sistematik olarak kaydedilmesi ve incelenmesidir. Anlaşıldığı gibi işletmelerin amacına ulaştırmak için metod etüdü; metod etüdünüde tam anlamıyla gerçekleştirmak için kaydetme ve kaydettiğini inceleme işlemi çok önemlidir. Bütün çalışmanın başarısı, uygulanacak  yöntemde yer alan bütün olayların kaydedilmesine bağlıdır.<br />
Olayları kaydetmenin normal yolu, onları yazmaktır. Oysa modern endüstride çok görülen karmaşık süreçlerin kaydıne uygun olmamaktadır. Özellikle dakikası dakikasına kaydının tutulması gereken yerlerde bu zorluk kendini daha çok belli etmektedir. Yapılışı birkaç dakika süren basit işlerde neler yapıldığının açıklanması sayfalar dolusu olabilir. Ayrıca yazıların bütün ayrıntıları kapsayıp kapsamadığına da dikkat edilmelidir. Bu zorlukları önlemek için  başka kayıt tekniklerinden ve araçlarından yararlanılmaktadır. Böylece bilgilerin ayrıntılı olarak ve standart formlara kaydedilmesi sağlanmaktadır ve bu formlar bütün metod etüdçüler tarafından kolayca anlaşılabilmektedir.</p>
<p>Metod etüdü , daha kolay ve daha etken yöntemlerin geliştirilmesi , uygulanması ve maliyetlerin düşürülmesi amacıyla , bir işin yapılışındaki mevcut ve önerilen yolların sistematik olarak kaydedilmesi ve eleştirilerek incelenmesidir.</p>
<p>            Metot etüdünün konuları şunlardır :</p>
<p>Süreçlerin ve yöntemlerin düzeltilmesi,<br />
Fabrikanın , atölyenin , işyerinin düzeninin , tesisat ve donatım tasarımlarının düzeltilmesi,<br />
İnsan gücünde artırım sağlanması ve aşırı yorgunluğun azaltılması,<br />
Malzeme , makine ve insan gücünün kullanılmasının düzeltilmesi,<br />
Daha iyi çalışma koşullarının geliştirilmesi.</p>
<p>            Bunların yan ısıra metot etüdünde uygulanan temel yöntemin basamaklarını şu şekilde sıralayabiliriz :<br />
Sorunun TANIMLANMASI,<br />
Sorunla ilgili bütün olayların TOPLANMASI,<br />
Durumun eleştirilerek tarafsız olarak İNCELENMESİ,<br />
İzlenebilecek yolların GÖZDEN GEÇİRİLMESİ,<br />
Kararın UYGULANMASI,<br />
Gelişimin İZLENMESİ.<br />
          Tüm bu çalışmaların gerçekleştirilebilmeleri amacıyla kullanılan şema ve diyagramlarla ilgili bilgiler de aşağıda verilmiştir.<br />
Sorunun TANIMLANMASI<br />
	Metot etüdü çalışmaları bir yandan işletmeye süre ve maliyet açısından bazı yükler getirirken, çalışmanın tamamlanmasından sonra doğrudan ve dolaylı olarak bir çok tasarruflar ve getiriler sağlayacaktır  bir iş seçilirken onun ekonomik faktörlerine, beşeri faktörlerine,ve teknik faktörlerine bakılır.<br />
Sorunla ilgili bütün olayların TOPLANMASI<br />
	Metot etüdüne ilişkin uygulamalarda unutulmamalıdır ki aşağıda sözü edilen kayıt ortamları, uygun bir kombinasyon içerisinde birlikte kullanılır. Çünkü her biri olayın ayrı bir yönünü ele alır ve analiste bununla ilgili bir yönünü ele alır. Kayıt ortamlarının bu özellikleri, yeri geldikçe açıklanacaktır.<br />
Durumun eleştirilerek tarafsız olarak İNCELENMESİ<br />
Bu aşamaya gelindiğinde analist, metot etüdüne konu edilen faaliyet veya süreç ile ilgili gerçek sistemin, uygun kayıt ortamlarından oluşan sembolik bir modelini hazırlamıştır. bu modeli inceleyen ilgili kişi veya kişiler gerçek bir sistemde çalışmanın nasıl nerede kim tarafından ve nasıl olduğunu bilmelidir.<br />
İzlenebilecek yolların GÖZDEN GEÇİRİLMESİ<br />
	Mevcut metoda karşı geliştirilen bir metot , genel olarak yer, emek, malzeme, enerji ve zaman ile ilgili kullanımları mevcuda göre daha etken ve verimli sağlamalıdır.<br />
Kararın UYGULANMASI<br />
Geliştirilen metotta yeni metodun sisteme uygulanması konusunda 3 ana yaklaşım söz konusudur. Bunlar aşağıdaki gibidir.<br />
Radikal yaklaşım<br />
Muhafazakar yaklaşım<br />
Ilımlı yaklaşım<br />
4.4. Metod Etüdünün Uygulama Sahası<br />
4.4.1. Metot Etüdü üretim sislemlerinde aşağıdaki seviyelerde uygulanır:<br />
Fabrikalar arası ilişkilerde,<br />
Fabrikadaki atölyeler arası ilişkilerde,<br />
Atölye içindeki iş istasyonları arası ilişkilerde,<br />
İş elemanları (insan, makina, alet vb.) arası ilişkilerde,<br />
İş elemanları- iş ortamı ilişkilerinde,<br />
Makina-insan, insan-insan ilişkilerinde,<br />
İnsan-diğer iş elemanları arası ilişkilerde,<br />
Sadece insan hareketlerinin incelenmesinde.</p>
<p>4.4.2	Genel olarak etüt çalışmalarında aşağıda aşamaları belirtilen genel problem çözme sistematiği uygulanır:</p>
<p>1.	Problemin tanımlanması<br />
2.	Problemin analizi<br />
3.	Secenek çözümlerin belirlenmesi<br />
4.	Seçenek çözümlerin karşılaştırılarak değerlendirilmesi<br />
5.	Seçilen çözümün uygulanması.</p>
<p>4.4.3. Metot etüdünde benzer şekilde aşağıdaki aşamalar<br />
gerçekleştirilir;<br />
Etüdü yapılacak iş belirlenir,<br />
İşin yapılış sırası, işçi makina, teçhizat, malzeme ve iş ortamı ile ilgili bilgiler gözlem, görüşme ve dökümanlar yardımıyla belirlenir.<br />
İş elemanları arasındaki ilişkiler belirlenir.<br />
Toplanan bilgiler uygun metot etüdü tekniği şema veya grafiklerine aktarılır.<br />
Mevcut metot süre, miktar, kalite, maliyet, verimlilik, iş güvenliği, iş sırası, makina ve teçhizat kullanımı, insancıl çalışma koşulları açılarından eleştirisel bir gözle analız edilir.<br />
Eldeki olanaklar  dikkate alınarak seçenek yöntemlar adı geçen amaçların önem sırasına göre değerlendirilir ve en uygunu seçilir.<br />
Seçilen yeni yöntemin deneme çalışmalrı yaptırılır, iş başı eğitimleri gerçekleştirilir.<br />
Yeni yöntem izlenir, uygulama aksaklıkları çözümlenir,<br />
Yeni yöntem ile ilgili dökümanlar dosyalanır,</p>
<p>4.4.4. Etüdü yapılacak işin seçiminde aşağıda belirtilen ekonomik,teknik ve psikolojik etmenlere dikkat edilmelidir:<br />
Sürekli tekrar eden işler (örneğin imalat veya montaj hattı işlemleri)<br />
Darboğaz durumundaki işler (diğer üretim işlerini geciktiren veya onlarda boş kapasite yaratan işler)<br />
Sık veya sürekli malzeme taşıma gerektiren işler<br />
Katma değeri (malzeme üzerine eklenen değeri)fazla olan işler<br />
Yoğun işgücü zamanı gerektiren işler<br />
Yeterli teknik bilginin bulunduğu işler<br />
Metot değişikliğinin işçiler üzerinde fazla psikolojik tepkiye neden olmayacağı işler</p>
<p>Metot etüdü ; insanlar, makinalar veya insan makina sistemlerince gerçekleştirilen işlemlerin daha kolay, daha güvenli , daha düşük maliyet ile daha yüksek kalite ile, daha verimli, daha kısa sürede  ve daha insancıl ortamda yapılabilmesi amacıyla, mevcut yöntemin incelenmesi, kaydedilmesi analizi ve eleştirisi yoluyla yeni metotlar  geliştirmede kullanılan bir yaklaşımdır. Genel bir matematiksel yönü yoktur. Gözlem, görüşme ve döküman inceleme yoluyla toplanan bilgiler esas alınır., adım adım daha iyiye  ulaşma yoluyla  ile etüt sürdürülür. Amaç iş veya işler ile işi yapan  veya yapanlar arasındaki  ilişkileri inceleyerek, işin en etkin  ve en verimli nasıl yapabileceğini belirlemektir. Metot etüdünün uygulanması, iyi bir gölem, etkin beşeri ilişkiler ve ikna kabiliyeti, yeterli bilgi ve yaratıcılık, çalışana işbaşı eğitimi ve katılım ile uygulama cesareti ve yönlendirme esaslarına dayanır.</p>
<p>Metot :  Prosesin departmanlara ayrılmış şekilleridir. Herhangi bir departmanda, imalat faaliyetlerine yönelik çalışmaların yapılış biçimidir.<br />
Faaliyet : İş parçası üzerinde fiziksel, konumsal veya yapısal değişiklik ortaya çıkaran bir çalışma birimidir.<br />
Proses :Bir imalat çalışması olarak hammaddenin mamul hale gelinceye kadar arka arkaya geçirdiği faaliyet dizisidir.</p>
<p>4.5 Seçilen İşe Ait Bilgi Toplama ve Kaydetme<br />
Etüt edilecek işin seçiminden sonra temelsıradaki ikinci basamak, uygulanan yöntemde yer alan bütün olayların kaydedilmesidir. Bütün çalışmanın başarısı, bu olayları doğru bir şekilde kaydetmeye bağlıdır, çünkü bu kayıtlar, hem olayların eleştirilerek incelenmesine hem de düzeltilen yöntemin geliştirmesine ilişkin bilgileri vereceklerdir. Bu nedenle kayıtların anlaşılır ve açık bilgileri vermesi gerekir,<br />
Olayları kaydetmenin normal yolu, onları yazmaktır. Oysa bu yöntem modern endüstride çok görülen kamaşık süreçlerin kaydına uygun olmamaktadır. Bu zorluk özellikle dakikası dakikasına kaydının tutulması gereken işlem yada süreçlerde ortaya çıkmaktadır. Yapılışı birkaç dakika süren çok basıt bir işte tam olarak neler yapıldığının açıklanması için dikkatli olarak gözden geçirilmesi gerekir. Bu zorlukları önlemek için başka kayıt tekniklerden ve araçlardan yararlanılmaktadır. Böylece bilgilerin ayrıntılı olarak ve satndar formalara kaydedilmesi sağlanmaktadır. Ayrıca bu formlar bütün metot etüdü görevlileri tarafından kolayca anlaşılabilmektedir.</p>
<p>	4.6. Metod Etüdünde Kullanılan Şemalar<br />
	Bu teknikler içinde en çok kullanılanlarıdır. Her biri özel bir amaca göre kullanılan çok çeşitli standart şema tipleri vardır. Bu bölümde ve daha sonraki bölümlerde bunların her biri sırayla açıklanacaktır. Şimdilik bu şemaların iki gruba ayrıldığını belirtmek yeterli olacaktır.<br />
	Etüdün ikinci adımında mevcut metodu oluşturan iş elemanları yapıldığı sıra ile yazılır. Bunlar bazı sembollern ile diyagramlar üstünde belirtilir. Ancak daha önce de belirtildiği gibi metot etüdü bir üretim sisteminde farklı seviyelerde uygulanabilmektedir. Dolayısıyla farklı şema ve diyagramlar kullanılmaktadır. Metot etüdünde kullanılan şema ve diyagramlar aşağıdaki şekilde sınıflandırılmaktadır:</p>
<p>Prosesi Esas Alan Şemalar<br />
1.	Temel Proses Şeması<br />
2.	İş Akış Semaları (İşçiye, Malzemeye veya Donatıma göre)<br />
3.	İki El Proses Şeması<br />
Zamanı Esas Alan Şemalar<br />
1.	Çoklu Faaliyet Şeması<br />
2.	SIMO Şemaları (simultaneous Motion Cycle Charts)<br />
Hareketleri Esas Alan Diyagramlar<br />
Akış Diyagramı<br />
İp Diyagramı<br />
Çok Boyutlu Diyagramlar (Cyclegraphs ve Chronocyclegraphs)<br />
Gezi Şemaları</p>
<p>Temel Süreç Şeması: Yalnız temel işlem ve yoklamaların baştan sona sıralanak kaydedildiği ve sürece ilişkin genel bir görünüş veren bir süreç şemasıdır.Bir temel süreç şemasını hazırlarken yalnızca yapılan belli başlı işlemlerin ve bunların etkenliğini sağlayan yoklamaları kaydedilmesi gerekir. Bu kayıtta işlemlerin kim tarafından ve nerede yapıldığı yazılmaz. Böyle bir şemayı hazırlamak için, sadece işlem ve yoklama simgeleri gereklidir.<br />
Simgeler ve sıraları ile ilgili olarak verilen bilgiye ek olarak her işlemin ya da yoklamanın niteliğine ilişkin kısa bir not simgelerle verilir ve eğer biliniyorsa, bunlar için ayrılan süre de eklenir.<br />
İş Akımı Şeması: Bir ürün ya da yöntemle ilgili tüm olayların akışın, uygun süreç şeması simgelerini kullanarak sırasıyla belirleyen bir süreç şemasıdır.<br />
-İşçi tipi: İşçinin ne yaptığını kaydeden iş akımı şeması<br />
-Malzeme tipi: Malzemenin nasıl taşındığını ya da nasıl işlendiğini kaydeden iş akımı şeması.<br />
-Donatım tipi; Aracın nasıl kullanıldığını kaydeden iş akımı şeması.<br />
Çok daha karışık olduğu için, iş akımı şeması, bir temel süre şemasıyla gösterilebilecek kadar çok işlemi kapsamına alamaz. Bir montajın her asal parçası için ayrı bir akım şeması hazırlamak çok daha kullanışlıdır. Böylece her parçaya ilişkin tüm taşıma, gecikme vedepolama etkinlikleri birbirinden bağemsız olarak incelenebilir. Bu yapı nedeniyle iş akımı şemaları genellikle tek hattan oluşur.<br />
Sınıflandırmadı kullanılan diyagram kavramının şemadan farkı, diyagramların hareketleri şemalardın daha açık oılarak göstermesidir. Buna karşılık Gezi Şemaları diye adlandırılan teknik, şema olarak bilinmesine karşılık, diyagram özelliğig taşıdığı için Cgrubu içine alınmıştır. Daha fazla bilgi (AKAL,1991) kaynağından elde edilebilir.<br />
Metot etüdü uygulanacak işin özellikleri dikkate alınarak, yukarıdaki şema veya digyagramlardın biri ya da birkaçı seçilerek mevcut metot kaydedilir. Örneğin Temel Proses Şemasını bir elektrik motoru üretimin tümüne yönelik olarak, İş Akış Şemasını (İşciye Göre) bir garsonon masa hazırlama işine yönelik olarak, İki El Proses Şemasınıbir işçinin masa başında yaptığı kapak montaj işine yönelik olarak kullanmak uygundur. Şema ve diyagramlarının oluşturulmasındaki en önemli husus işin bütünüme ait her noktanan atlanılmadan kaydedilmesidir. Bu amaçla, metot etüdünde iş, başlangıç ve bitiş anları belirli iş elemanlarına ayrılarak kaydedilir. İşin elemanlarına ayrılması bu elemanların ileride ayrı ayrı eleştirisel bir gözle değrlendirmesi açısından da gerekli olacaktır. İş elemanlarının sağlıklı bir şekilde belirlenebilmesi, çok sayıda iyi yapılmış gözleme, görüşmelere, flim kamerası çalışmalarına, döküman incelemelerine ve diğer veri toplama yöntemlerinin kullanımına bağlıdır. Ayrıca yukarıda belirtilen şema ve diyagramlara yönelik standar matbu formların kullanımı hata olasılığını azaltacaktır.<br />
İşlem ve iş elemanlarının proses şemalarında kullanımında ASME (American Society of Mechanical Engineers) tarafından önerilen ve Şekil 1.’de verilen semboller kullanılmaktadır.<br />
Mevcut metotun şemalara aktarılması ile iş elemanları arasındaki ilişkiler dahna belirgin hale gelmiş olur. Bundan sonra yapılacak olan, mevcut metotda yer alan her iş elemanının sistematik bir şekilde eleştirisel sorular sorarak analizidir. Özellikle taşıma ve gecikme (bekleme) faaliyetlerinin ortadan kaldırılmasına veya azaltılmasına, bazı faaliyetlerin birleştirilmesine çalışılır. Metot geliştirme çalışması bize neyin(what), niçin (why), nrede (where), ne zaman (when) kim tarafından (who) ve nasıl (how) yapılmasının en uygun olacağını söylemelidir.<br />
Yukarıda verilen öneriler ışığında iş elemanlarının tamamen veya kısmen ortadan kaldırılması, başka iş elemanları ile birleştirilemesi, yeniden düzenlenmesi veya basitleştirlesi yoluyla mevcut metot geliştirilerek seçenek yeni metotlar bulunmaya çalışılır.<br />
Yeni metot ve metotlar geliştirildikten sonra yine şema veya diyagramlara aktarılır. Böylece mevcut ve yeni metotlar karşılaştırılarak zaman, kalite, maliyet, verimlilik, iş güvenliği, insancıl iş ortamı açılarından elde edilen faydalar görülmüş olur. Bu faydalar özet olarak şemalarda belirtilir. Ayrıca yeni metodoun uygulama maliyeti getirmesi durumunda katlanılan maliyetin geri dönüşüne yönelik hesaplamalar çalışmaya eklenir.<br />
Bundan sonraki aşama seçilen yeni yöntem için yönetimin onayını almak, deneme çalışmaları yyaptırmak, işbaşı eğitimlarini gerçekleştirmek ve uygulamayı izleyerek çıkan aksaklıkları çözümlemektir. Yapılan çalışmalara ait dökümanlar mutlaka dosyalanmalıdır, yöntem değişikliklerinde gerekli revizyonlar yapılmalıdır.<br />
Metod etüdünde kullanılan şema ve diyagramlar çeşitli açılardan üretimdeki prosesleri, işlemleri veya hareketleri analiz etmekte kullanılamaktadır. Örneğin, temel proses şemasını bir elektrik motoru üretiminin analizinde, işçiye göre proses şemasını bir aşçının yemek hazırlama işinin analizinde, iki el prose şemasını bir işçinin gerçekleştirdiği montaj işinin analizinde  kullanmak uygundur. Bir insan-makina sisteminde hareketleri zaman skalası üzerinde değerlendirmek istediğimizde ise çoklu faaliyet şemasını, bir işçinin vücut uzuvlarının, özellikle ellerinin hareketlerinin zaman ölçeğine göre ayrıntılı olarok belirlemek için SIMO şemalarını kullanmak daha uygun olmaktadır.Özetle üretim faaliyetlerini proses veya işlem düzeyinde incelememiz ve geliştirmemiz mümkündür.<br />
Seçilen işlerin standart şekilde kaydedilmesini sağlamak amacıyla tüm dünya ülkeleri  tarafından bilinen ortak semboller kullanılmaktadır. Günümüzde yaygın olarak kullanılan sembol grubu Amerika Makine MühendisleriOdası (ASME) tarafından önerilenlerdir. (ASME) sembolleri olarak bilinen bu semboller şunlardır. </p>
<p>	        Proses  şemasında ASME ( American society of Mechanical Engineers) tarafından önerilen ve aşağıdaki tobloda semboller kullanılmaktadır.</p>
<p>		Şekil 4.) Proses Şemasında Kullanılan semboller<br />
Bir metod etüdçüsünün mevcut metodu tüm gerçekliği ile izleyebilmesi ve yeni metodu geliştirebilmesi özellikle sendika, ustabaşı ve üst yönetimle rasyonel ilişkilerde olması ile mümkündür.</p>
<p>Şemalar ve diyagramlar işlerin özel bir şekilde kaydedilmesinde önemli rol oynar. Her biri özel bir amaca göre kullanılan çok çeşitli standart şema tipleri vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir: </p>
<p>4.6.1.	Prosesi Esas Alan Şemalar<br />
4.6.1.1.Temel Proses Şeması<br />
Yalnız temel işlem ve yoklamaların baştan sona doğru kaydedildiği ve sürece ilişkin genel bir görünüş veren süreç şemasıdır. Bu şema hazırlanırkenyalnızca, yapılan belli başlı işlemlerin ve bunların etkenliğini sağlayan yoklamaların kayddilmesi gerekir. Kayıt esnasında işlerin kimler tarafından ve nerede yapıldığı yazılmaz, bu şemayı hazırlamak için sadece işlem ve yoklama simgeleri gereklidir. </p>
<p>4.6.1.2.İş akımı şeması<br />
Bir süreç ana hatları ile ortaya konduğu zaman daha fazla ayrıntıya girilebilir. Bunun için ilk basamak bir iş akımı şeması hazırlamaktır. </p>
<p>İş akımı şeması bir ürürn ya da yöntemle ilgili tüm olayların akışını, uygun süreç şeması simgelerini kullanarak belirten bir şemadır.<br />
	İş akımı şeması – İşçi tipi: İşçinin ne yaptığını kaydeden iş akımı şemasıdır.<br />
	İş akımı şeması – Malzeme tipi: Malzemenin nasıl taşındığını ya da nasıl işlendiğini kaydeden iş akımı şemasıdır.<br />
	İş akımı şeması – Donatım tipi: aracın nasıl kullanıldığını kaydeden iş akımı şemasıdır.<br />
Bu amaçla işin incelenmesi süreç aşamasından çıkıp faaliyet aşamasına geçer. İşlem akış şemasında sistemin faaliyetleri hakkındaki bilgiler  yukarıda anlatılan beş sembol ile  kaydeder. İşlem akış şemalarının başlıca üç tip vardır. Bunlar işçi, malzeme ve donatımdır. İşçi tipli şema hazırlanırken işçinin yaptıkları,malzeme ve donatımla ilgili hazırlanırken ise malzemenin taşınması veya donatımın nasıl kullanıldığı ifade edilir.<br />
İşlem akış şemaları genel olarak ana işlemler şemasına benzer fakat ondan çok daha karmaşık ve karışıktır. İşlem akış şemaları genel olarak dar kapsamlı olan ve sistemin tamamını özlü şekilde anlatmak yerine seçilmiş faaliyetlerin detayına inerek kayıt ortamı hazırlar. Bu özelliklerinden dolayı işlem akış şemalarının etütçüye getirdiği bazı yararlar vardır. Bunlar kısaca şunlardır:</p>
<p>* Sitemdeki faaliyetlerin detayına inmek ve bu grupları anlaşılır hale getirmek.<br />
* Seçilen faaliyetleri işlem,depo, muayene gibi sınıflandırmak<br />
* Doğrudan imalat ile işleme katkısı olmayan taşıma, bekleme ve depo gibi faaliyetler arasındaki oranı belirlemek.<br />
* Malzeme iletimimdeki uzaklıkları belirlemek.<br />
İş akımı şemaları, temel süreç şemasına bir ölçüde benzer. Ancak ondan çok daha karmaşık ve detaylıdır. Dolayısıyla daha dar kapsamlı ve sistemin tamamı yerine, seçilmiş faaliyetlerle ilgili detaylı bilgileri edinmek üzere kullanılır. Bu özelliği ile iş akımı şemaları analize yardımcı olmak üzere ilave bazı bilgilerin elde edilmesine olanak sağlar. Bu bilgiler ve hizmet ettikleri amaçları dört ana başlık altında toplayabiliriz.<br />
-Sistemdeki veya süreçteki adımlarla ilgili daha detaylı tanımlar yapmak ve böylece her adımdaki faaliyet gruplarını daha iyi anlaşılabilir hale getirmek.<br />
-Seçilen faaliyetleri işlem, muayene, taşıma, depolama, bekleme ve karma faaliyet özelliklerine göre sınıflandırmak.<br />
-Doğrudan imalat ile ilgili ve katkısı yüksek işlem ile imalata katkısı olmayan taşıma, depolama ve bekleme gibi faaliyetler arasındaki oranı belirlemek.<br />
-Malzeme iletimindeki uzaklıkları belirlemek.<br />
Kısaca iş akımı şemaları temel süreç şemalarına benzer bir yolla hazırlanır, fakat işlem ve yoklama simgelerine ek olarak taşıma gecikme ve depolama simgeleri de kullanılır.</p>
<p>4.6.1.3 Çift El Şeması<br />
Endüstriyel uygulamaları itibari ile en yaygın kullanım alanına sahip mikrohareket etüdü kayıt ortamıdır. Montaj ve fabrikasyona yönelik şlemlerde ellerin etkinliklerinin birbirleriyle olan ilişkisinin kaydedildiği şemalardır.<br />
Çift el şeması, genellikle yinelenen işlemler için kullanılır ve iş akımı şemalarından daha ayrıntılı olarak tutulur. Bunun iin iş akımı şemalarında tek bir faaliyet olarak gösterilen etkinlikler burada bir çok elemanlara ayrılmış olarak gösterilebilir.<br />
Çift el proses şemalrında kullanılan semboller diğerleriyle aynı olmasına karşılık taşıdığı anlamlar bakımından farklılıklar göstermektedir. </p>
<p>İşlem: Araç malzeme ve parçaları kavrama koyma bırakma hareketlerinde kullanılır.</p>
<p>Muayene: Nadir kullanılır, nesneyi yoklayan ellerin kaydedilmesini         sağlar.</p>
<p> Taşıma: Elin veya kolundeğişik yönlere yaptığı taşıma faaliyetlerini ifade edilir. </p>
<p>                         Tutma: Eldeki işin araç veya malzemenin tutulma durumunu gösterir. </p>
<p>4.6.2. Zaman ölçekli şemalar<br />
4.6.2.1.Çoklu etkinlik şeması:<br />
Çoklu etkinlik şeması, birden çok nesnenin etkinliklerinin ortak bir zaman ölçeği içinde birbirleri ile ilişkili olarak kaydedildiği bir şemadır.<br />
Bir zaman ölçeği ile birlikte, değişik işlerin ve makinaların etkinliklerini gösteren ayrı ayrı kolonlar çizilince, şema, süreç sırasında işler tarafından boş geçirilen süreyi (etken olmayan süreyi) açık olarak gösterecektir. Şemanın etüdü, etkin olmayan sürenin uzatılması için bu etkinliklerin yeniden düzenlenmesini olanaklı kılar.<br />
Çoklu etkinlik şeması, gerektiğinden fazla boş geçen sürenin hoş karşılanmadığı çok pahalı fabrikalardaki yığın – üretim sürecinde ve bakım onarım işlerinde çalışan işçi gruplarını örgütlemede çok yararlıdır. Aynı zamanda, bir işçinin ya da işçilerin bakması gerekli makinaların sayısını saptamada da kullanılabilir. </p>
<p>4.6.3. Hareketleri gösteren diyagramlar</p>
<p>İşe katılan vücut organlarının hareket yörüngelerini saptamak ve iş ile ilgili bir takım ilkeler ortaya çıkarmak amacıyla kullanılır. Oldukça pahalı olan bu çalışmalar genellikle laboratuvar  düzeyinde gerçekleştirilir. Hareket yörüngesinin tesbiti için işçinin ellerine irer ışık kaynağı bağlanır ve sürekli çalışan bir fotoğraf makinası ile çalışma yörüngesi çizgisel olarak tesbit edilir. </p>
<p>4.6.3.1. İp diyagramları</p>
<p>İp diyagramı, metod etüdünün en basit ve en yararlı tekniklerinden biridir. İp diyagramı, işçilerin, malzemenin ya da donatımın, belirli olaylar dizisi boyunca hareket yollarını izlemek ve ölçmek için iplik dolaştırılarak yapılan ölçekli bir plan ya da modeldir.<br />
Metot etüdüne konu olan sistemin süreç içerisindeki hareket yolları ve yoğunluğunu ölçekle belirten bir diyagramdır. Bu diyagram diğer şemalar gibi süreçlerin detayına inmeden  sürecin tamamını gösterir. Konu olan sistemin krokisi üzerinde çalışanların, hammaddenin, hangi iş istasyonları arasında aktığını ve hangi yoğunlukta olduğunu gösterir.</p>
<p>İşyerinde işçilerin, düzensiz aralarla malzeme ile ya da malzemesiz olarak yaptıkları hareketlerinden doğan çeşitli etkinlikler vardır. Bu etkinlikler endüstride, ticarette ve hatta evde sık sık görülür. Bu tür etkinlikleri kaydetmekte ve icelemede kullanılan tekniklerden biri ip diyagramıdır. İp diyagramı, metot etüdünün en basit ve en yararlı tekniklerinden biridir.</p>
<p>	İp diyagramı, işçilerin, malzemenin ya da donatımın, belirli olaylar dizisi boyunca hareket yollarını izlemek ve ölçmek için iplik dolaştırılarak yapılan ölçekli bir plan ya da modeldir.</p>
<p>	İp diyagramı, akım diyagramlarının özel bir şekli olup, çizimde kullanılan iplerle dolaşılan yerlerin ölçülmesi sağlanır. Bu nedenlerle ölçeğe çok uygun olarak çizilmeleri gerekir. Oysa herhangi bir akım diyagramında, uzaklıklar diyagram üzerinde verildiği için bu diyagramların ortalama bir ölçeğe göre yapılmaları yeterli olmakta, ip diyagramlarında olduğu gibi tam doğruluk gerekmemektedir. İp diyagramının hazırlanmasına da diğer metot etütleri gibi başlanır; dolaysız gözlemle bütün ilgili olaylar kaydedilir. İp diyagramları, akım diyagramları gibi iş akımı şemalarına yardımcı olarak kullanılırlar. İkisi birden gerçekte ne yapıldığını açıkça ortaya koyarlar. Bununla beraber, her zaman olduğu gibi, yeni bir yöntem geliştirilmeden önce; gereksiz bütün etkinliklerin ortadan kaldırıldığına emin olmak için ayrıca iş akımı şemasının da eleştirilerek incelenmesi gerekmektedir.</p>
<p>		İp diyagramları, malzemenin hareketlerinin çizilmesinde de kullanılır. Bu tip diyagramlar bazen malzemenin ne kadar uzağa taşındığını kolayca gösterebilmek için hazırlanırlar. İp diyagramları genellikle, işçilerin hareketlerini çizerek göstermekte kullanılır.</p>
<p>		İş etüdü uzmanı, ilgilendiği işçiyi işini yaptığı sırada bir noktadan diğerine hareket ederken izler. İşçinin hareket ettiği her noktayı ve eğer bu hareketler uzunsa varış ve ayrılma zamanlarını yöntemli bir şekilde not eder. Etüt sırasında çeşitli makinelere, depolara ve diğer noktalara numara, harf ya da herhangi bir işaret verilirse, uzun uzun yazmaya gerek kalmaz.</p>
<p>		Kaydetme işi, iş etüdü uzmanı işçinin hareketlerini gösterecek yeterli bilgiyi elde ettiğine emin oluncaya kadar sürer. Bu süre, birkaç saat, bir gün ya da daha uzun bir zaman olabilir. Böylece uzman işçi tarafından yapılan bütün hareketlere ve bunların birbirlerine göre ne kadar sık tekrarlandığına ilişkin bilgilerin tümünü elde edebilir. Uzman, işçinin yaptığı hareket dizisinin sadece bir bölümünü gözlerse yaptığı etüt yetersiz kalır ve onu yanlış sonuçlara götürebilir. Bu etüt sırasında işçinin hareketlerinin yalnızca bir bölümü gözlenmiş olur. Ayrıca böyle bir etüt sırasında işçi, çalışma devresindeki hareket yollarını değil, başka hareket yollarını kullanmış olabilir. Bu nedenle ancak iş etüdü uzmanı gerekli bilgiyi tam olarak elde ettiğine inanınca ip diyagramı yapılabilir.<br />
	İp diyagramı önerilen değişiklikleri yönetime, deneticilere ve işçilere açıklamak için çok yararlı bir yoldur. Eğer ilk işyeri yerleştirme düzenini ve geliştirilmiş yeni işyeri yerleştirme düzenini gösteren iki ayrı diyagram yapılırsa aradaki ayrım canlı bir şekilde ortaya çıkacaktır. Bu durumda değişikliği kabul ettirmek zor olmayacaktır. Özellikle işçiler, bu etütlerin sonuçlarını görmeyi ve çalışırken ne kadar yol katetmeleri gerektiğini bilmeyi çok isterler. Birinin kişisel çabalarını azaltma fikri, hemen herkese çekici görünür.<br />
İp diyagramı, akım diyagramlarının özel bir şekli olup, çizimde kullanılan iplerle dolaşılan yerlerin ölçülmesi sağlanır. Bu nedenlerle ölçeğe çok uygun olarak çizilmeleri gerekir. Oysa herhangi bir akım diyagramında uzaklıklar diyagram üzerinde verildiği için bu diyagramların ortalama bir ölçeğe göre yapılmaları yeterli olmakta, ip diyagramlarında olduğu gibi tam doğruluk gerekmemektedir. İp diyagramları akım diyagramlar gibi iş akımı şemalarına yardımcı olarak kullanılırlar. İkisi birden gerçekte ne yapıldığını açıkça ortaya koyarlar. İp diyagramları, malzemenin hareketlerinin çizilmesinde de kullanılır. Bu tip diyagramlar bazen malzemenin ne kadar uzağa taşındığını kolayca gösterebilmek için hazırlanırlar.</p>
<p>4.6.3.2. Cyclegraph Tekniği:</p>
<p>Bir film üzerine vücut organlarının hareketlerinin, o organa bağlı bir ışık kaynağı aracılığıyla kaydedilmesidir. </p>
<p>      4.6.3.3. Chronocyclegraph Tekniği</p>
<p>Cyclegraph’ın özel bir şeklidir. Bu teknikte elektrik akımı, ışık kaynağının yanıp sönmesini sağlayacak şekilde kesikli olarak verilmektedir. Böylece hareketin hızını ve yönünü saptamak mümkün olmaktadır. </p>
<p>4.6.3.4. Gezi şemaları</p>
<p>İp diyagramarı özellikle önerilmiş bulunan bir değişikliğin yararlarını açıklamak için önceki durum ile, değişiklikten sonraki durumun gösterilmek istenildiği anlarda, atelyelerde işçi ve malzemelerin hareketlerinin eleştirilerek incelenmesinde kullenılacak en etkili ve düzgün bir kayıt tekniğidir. Karmaşık yollar arasında eğer çok fazla hareketlilik varsa ip diyagramlarının hazırlanması çok zaman alır. Üstelik  bu durmlarda diyagram, çapraz hatlarla birbirine girmiş karmaşık bir görünüş alır. Hareketlerin böyle çok karmaşık olduğu durumlarda çok daha çabuk ve kolay hazırlandığı için Gezi Şemaları kullanlmaktadır.<br />
Gezi şeması, işçilerin, malzemenin ve donatımın belli bir zaman süresince çeşitli işyerleri arasındaki hareketlerini sayısal olarak çizelge üzerinde gösteren bir kayıt tekniğidir. Gezi şemaları genellikle içinde daha küçük kareler olan büyük bir kare biçimindedir. Küçük karelerin her biri  bir iş durağını göstermektedir.<br />
Gezi şemaları konu olan sistemin içindeki faaliyetleri arasındaki iş akış yoğunluğunu göstermek amacıyla hazırlanır. Bu şema da gidilen muhtemel yerler ile hareket merkezlerini gösteren satır veya sütunlardan oluşur. Buradaki her gidiş veya geliş ilgili satır veya sütunun birleştiği yere not edilir.</p>
<p>4.7. Mevcut Metodun Kaydedilmesi<br />
Etüt edilecek işin seçiminden sonra temel sıradaki ikinci basamak, uygulanan yöntemde yer alan bütün olayların kaydedilmesidir.Çalışmaların başarısı, olayları doğru bir şekilde kaydetmeye bağlıdır.Bunun nedeni ise kayıtlar, hem olayların eleştirilerek incelenmesine, hem de düzeltilen yöntemin geliştirilmesine ilşkin bilgileri vereceklerdir. Bu nedenle kayıtların anlaşılır ve açık bilgiler vermesi gerekir.</p>
<p>Şemalar ve diyagramlar bu kayıtteknikleri içinde en çok kullanılanlarıdır.Her biri amaca görekullanılan çok çeşitli standart şema tipleri vardır.Metot etüdünde kullanılan şema ve diyagramlar aşağıda gruplanmakta ve sıralanmaktadır.</p>
<p>4.8. İşyeri Yerleştirme</p>
<p>Metot Etüdü çalışmaları sırasında işi mikro düzeyde analiz etmenin yanı sıra gerek duyulan bir diğer çalışma; işçi, malzeme ve iş parçasının fabrika içi ve atölyelerdeki dolaşımının incelenmesi ve fabrika yerleşim düzeninin iyi düşünülerek yapılmamış olması gerekse fabrikanın genişlemesi, sürecin değişmesi gibi nedenlerle iş yerleştir düzeni verimliliği olumsuz etkileyebilmektedir.</p>
<p>Sonuçta işçiler, malzemeler, donanımlar, iş parçaları süreç boyunca gereksiz uzunlukta ve hatalı rotalar izleyerek fabrika içerisinde hareket etmek zorunda kalmaktadır. Bu hareketler ise ürünün değerine hiçbir katkı yapmayan aksine enerji , zaman  ve iş gücü kaybına yol açan faaliyetler olmaktadır.Metot Etüdü kapsamında işyeri yerleştirme yolu ile bu tür gereksiz dolaşımların elimine edilmesi de yer almaktadır.</p>
<p>İşyeri yerleştirme düzeni (plant layout), fabrikadaki makina ve donanım yerlerinin, hammadde girişinden, bitmiş ürünün depoya girişine kadar izlediği üretim süreci boyunca, düşük maliyet, kolay akış ve en az dolaşım ilkeleri doğrultusunda planlanması ve belirlenmesi sonucunda elde edilir.</p>
<p>Mevcut teknoloji içinde her işletme iş istasyonlarında bu konularda çalışma yapmak ve vermliliği arttırmanın yollarını armak zorundadır.Esasen bir işin tamamını veya elemanlarının standart zamanını bulabilmek için önce Metot Etüdü çalışmalarının tamamlanması<br />
gerekir. </p>
<p>4.9. METOT ETÜDÜNDE KULLANILAN FORMLAR</p>
<p>4.9.1. İp Diyagramları<br />
	Bu diyagramlar, işçilerin, malzemelerin yada donanımların belirli olaylar dizisi boyunca hareket yollarını izlemek ve ölçmek için iplik dolaştırılarak yapılan ölçekli bir plan yada modeldir. Çizimde kullanılan ipliklerle dolaşılan yerlerin ölçülmesi gerekir. Ölçeğe uygun çizilmeleri bu yüzden çok büyük önem taşır. Bu işlemde kullanılan formlar basit örneği aşağıda verilmiştir.</p>
<p>İKİ EL PROSES ŞEMASI<br />
ETÜT NO: 	SAYFA NO:<br />
BÖLÜM: 	YÖNTEM:<br />
YAPILAN İŞİ ÖZETİ 	MEVCUT/ÖNERİLEN<br />
	HAZIRLAYAN:<br />
İŞÇİLER                                                  SİCİL NO	TARİH:<br />
	ONAYLAYAN:<br />
	TARİH:<br />
Zaman<br />
(çıkış)	Zaman<br />
(varış)	Zaman<br />
(geçen süre)	…………………’a<br />
hareket	NOTLAR	   </p>
<p>TOPLAM	   </p>
<p>Tablo 1- Örnek ip diyagramı formu<br />
4.9.2.Çoklu Etkinlik Şeması<br />
Örnek: Bir pota içinde katalizörün yoklaması<br />
    saatler<br />
            0          </p>
<p>            1</p>
<p>            2</p>
<p>           3</p>
<p>           4</p>
<p>			     Çalışma süresi			            Etken olmayan süre									    			</p>
<p>Bu şema; herhangi br nesnenin(işçi, makine, ya da donatım) bir başkası ile olan ilişkilerinin, ortak bir zaman ölçeği üzerinde, birlikte tek şema üzerinde kaydedilmesi gerektiğinde kullanılır.<br />
Bir zaman ölçeği ile birlikte, değişik işçilerin ve makinaların etkinliklerini gösteren ayrı ayrı kolonlar çizilince , şema, işçiler tarafından boş geçirilen (etken olmayan)  süreyi açık olarak gösterir.<br />
Şema, etken olmayan sürenin istenmediği çok pahalı fabrikalardaki yığın-üretim sürecinde ve bakım-onarım işleirnde çalışan işçi gruplarını örgütlemede çok yararlıdır</p>
<p>	Çoklu etkinlik şemaları, birden çok nesnenin (işçi, makine yada donanımın) etkinliklerinin ortak bir zaman ölçeği üzerinde birbirleri ile ilişkili olarak kaydedildiği bir şema türüdür.<br />
	Bir zaman ölçeği ile, değişik işçilerin ve makinelerin etkinliklerini gösteren ayrı  kolonların çizilmesi ile şema, süreç sırasında işçiler tarafından boş geçirilen süre açık olarak göstererek bu sürelerin azaltılmasına yönelik olarak büyük kolaylık sağlar.</p>
<p>Metot etüdü  formlarının temel özellikleri,  incelenen işin tüm aşamalrının tek bir form üzerinde gözlenebilmesini sağlamaktır.<br />
Her işin içeriğine uygun formlar bulanabilir. Işletmeler kendilerinin iş akışlarına uygun formlar oluşturabilirler. Bu konuda belirli bir standart yoktur.<br />
Endüstri devriminden sonra,  Gilbreth’ların haırlamış oldukları ilk metot etüdü formları, kullanım amaçlarını sağlayacak özelliklere sahiptir. Ama  endüstrinin değişik kollarındaki  imalat proseslerinin farklılıklar göstermesi   bu metot etüdü formlarının geliştirilmelerine neden olmuştur.<br />
Proses akışı içerisinde bu temel formların daha da basitleştirildiği görülmektedir.<br />
Biçimi ne olursa olsun bir metot etüdü şeması veya formu  dizayn edilirken, temel olarak  iş akışının tüm aşamalarını içerecek şekilde geliştirilmelidir.<br />
Bu bağlamda  amaca uygun geliştirilmiş metot etüdü formu, işin tanımını,   işlemi yapan işçinin kim olduğunu, formu dizayn edenin kim olduğunu,  incelemelerin tarihini ve zamanını,  toplam değerlendirme sonuçlarını,  incelemenin mevcut durum mu yoksa önerilen durum mu olduğunu, eğer önerilen durum ise karşılaştırma sonuçlarını içermelidir.</p>
<p> İş Akış Şeması  (işçiye, malzemeye ve donanıma göre)  &#8211; örnekli- (proses esaslı)<br />
 İki El Proses Şeması     (proses esaslı)<br />
 Çoklu Faaliyet Şeması    (zaman esaslı)  -örnekli-<br />
 Simo Şeması  (zaman esaslı)<br />
 İş  Akış Diyagramı ( hareket esaslı )  -örnekli-<br />
 İş akış şeması (hareket esaslı) -örnek bir şema-<br />
 İp diyagramı  -örnek bir diyagram-<br />
 Basit hareket etüt formu  (zaman esaslı)<br />
 Gezi Şeması  -örnek  bir diyagram-<br />
 Standart  iş formu -örnek bir form-<br />
İş akımı şemaları, özellikle işçi hareketlerinin izlenebildiği şemalardır. Bu şemalarda işçilerin hareketleri varolan plan üzerine oklarla çizilir. Farklı işçiler için farklı oklar kullanmak da işlemin anlaşılırlığı açısından tavsiye edilir. Malzemeyi takip eden ip diyagramlarından en büyük farkı, işçi takip edildiği için taşınan miktarların şema üzerinde belirtilmemesidir.</p>
<p>Şemanın en büyük avantajı hangi işçinin, hangi işler için ne kadar yol kat etmesi gerektiğinin saptanabilmesidir. Bu sayede özellikle taşımaların ve hareketlerin indirgenmesine ait çalışmalar görsel ve işlemsel rahatlık kazanırlar. Yeni düzenlemelerin sonuçları derhal görülebilir, ayrıca değerlendirme yapılması kolaydır.</p>
<p>Öte yandan, ip diyagramlarında olduğu gibi, dezavantaj işlemlerin görülememesidir. İşlemlere yada sürelere ait çalışmalar başka formlar üzerinde yapılmalıdır.</p>
<p>4.9.3.İş Akış Şeması</p>
<p>BÖLÜM : 	Sayfa No:1<br />
YAPILAN İŞİN  ÖZETİ :	FAALİYET	MEVCUT	ÖNERİLEN	TASARRUF<br />
MEVCUT YÖNTEMİN	İŞLEM<br />
AÇIKLAMASI	TAŞIMA<br />
	BEKLEME<br />
	KONTROL<br />
	STOKLAMA<br />
	UZAKLIK (m)<br />
	ZAMAN<br />
(Adam/Saat)<br />
İŞİN TANIMI	MİKTAR	UZAKLIK	ZAMAN	SEMBOL	AÇIKLAMA<br />
		(m)	(sn)	¡	ð	D	o	 		   </p>
<p>                            Toplam										 </p>
<p>Bu formda, işin akış yapısı detaylandırılmıştır. Belirli işaretlerin –anlamlarına uygun şekilde-  altındaki sütunlara, işlem sırasında yapılıp yapılmadığına dair işaret konur . İşin  tanımı kısmına kısa bir açıklamadan sonra kaç kez tekrarlandığı ayrı bir kolona yazılır.  Kaç metre yi ne kadar zamanda aldığı da belirtilir. Tablonun en   alt kısmındaki toplam bölümüne de ait olduğu sütunun toplam değerleri yazılır.<br />
İşlem ile ilgili detaylar formun baş kısmında verilmektedir.<br />
Karşılaştırmalar sırasında toplam satırının değerleri bize kolaylık sağlayacaktır. Form istenilen miktarda  uzun tutulabilir.  </p>
<p>Basit Hareket Etüt Formu</p>
<p>İp diyagramının  forma dökülmüş halidir. Etütçünün ,işçi tarafından yapılan tüm hareketlerin  ne kadar zaman aldığını ve ne  kadar mesafeye kat edilmesine neden olduğunu açıkça görmesini sağlar. Bir noktadan çıkış ve hedef noktaya varış zamanları arası fark zaman harcamasını, aradaki mesafeler de kat edilen yolu göstermek üzere, toplam değerleri alt satıra yazılır. Bu sayede genel bir değerlendirme  rahatlıkla yapılabilir.<br />
       Arka sayfada bir  örnek boş şema verilmiştir.</p>
<p>Çoklu etkinlik şeması:</p>
<p>Bu şemada işçinin ve makinenin ayrı ayrı çalışma zamanlarının büyüklükleri görülmektedir. İşçinin, işini yaparken makinenin çalışma zamanlarıyla çakışması istenen durumdur. Bazı zamanlar vardır ki  işçinin makine işleme devam  ederken bir şekilde başında durması veya kontrol etmesi gerekir. Amaç bu bahsedilen zamanlar dışında makine işleme zamanları ile işçinin makineye parça hazırlama ve ya herhangi başka bir işle uğraşma zamanlarının çakıştırılması suretiyle sistemden maksimum verimi almaktır.<br />
          Takip eden sayfada bir örnek tablo verilmiştir.</p>
<p>4.9.4. İşci Hareket Formu</p>
<p>Bu etüt formunda adı geçtiği gibi, iki elin aynı anda veya farklı zamanlarda hangi hareketlerle uğraştığını gösterir. Bu etüt yapılırken antropometrik ilkelerden simetri şartlarına uymak gerekir. Yani sağ ve sol elin hareketlerinin zıt  yönlerde olması gerekir. Dikkat edilmesi gereken bir nokta ise el hareketlerinin birbirleriyle olan uyumudur. Aynı iş akış şemasında olduğu gibi işaretlerin altlarındaki sütunlara nokta koyulur, toplam değerler de aşağıdaki ayrı incelenmiş bölüme yazılır.  Mevcut yöntemle önerilen yöntemin karşılaştırılmasında toplam değerler bize kolaylık sağlayacaktır.  </p>
<p>İşçi Hareket Etüt Formu<br />
ETÜT NO: 	SAYFA NO:<br />
BÖLÜM: 	YÖNTEM:<br />
YAPILAN İŞİ ÖZETİ 	MEVCUT/ÖNERİLEN<br />
	HAZIRLAYAN:<br />
İŞÇİLER                                                  SİCİL NO	TARİH:<br />
	ONAYLAYAN:<br />
	TARİH:<br />
Zaman<br />
(çıkış)	Zaman<br />
(varış)	Zaman<br />
(geçen süre)	…………………’a<br />
hareket	NOTLAR	   </p>
<p>TOPLAM	 </p>
<p>Çoklu Faaliyet Şeması</p>
<p>4.9.5. Simo Şeması</p>
<p>SIMO ŞEMASI<br />
Resim no. ve ismi		Film no:<br />
		Şema no:<br />
İŞLEM:		Sayfa no:<br />
		Şemayı çizen:<br />
İŞÇİ:		Tarih	   </p>
<p> Simo şemaları, genellikle film çözümlemelerine dayanılarak, ortak bir zaman ölçeği üzerinde bir yada birkaç işçinin . vücutlarının çeşitli organları ile yaptıkları Therblig’lerin yada Therblig gruplarının  kaydedildikleri şemalardır.<br />
Simo şeması işçi iş akımı şemasının en küçük hareketlerini gösteren şeklidir. Simo şemaları büyük hızlarla yapılan  kısa süreli işlemler için kullanılırlar.  Bu hareketleri , yavaşlatılabilen yada  istenilen noktada durdurulabilen film kayıtları ile izlemek gerekmektedir. belirli zamanlarda verilen hareketler  Wink ( dakikanın 2000’de biri ) ile ölçülürler. </p>
<p>4.9.6. İki El Proses Şeması</p>
<p>İKİ EL PROSES ŞEMASI<br />
ETÜT NO: 	SAYFA NO:<br />
BÖLÜM: 	YÖNTEM:<br />
YAPILAN İŞİ ÖZETİ 	MEVCUT/ÖNERİLEN<br />
	HAZIRLAYAN:<br />
İŞÇİLER                                                  SİCİL NO	TARİH:<br />
	ONAYLAYAN:<br />
	TARİH:<br />
SOL EL İŞ TANIMI	¡	ð	D	o	Ñ	¡	ð	D	o	Ñ	SAĞ EL İŞ TANIMI	   </p>
<p>TOPLAM<br />
MEVCUT<br />
ÖNERİLEN<br />
TASARRUF										 </p>
<p>Çoklu etkinlik şemaları, gerektiğinden fazla boş geçen sürelerin hoş karşılanmadığı çok büyük sermaye yatırımı yapılan fabrikalardaki yığın üretim sürecinde ve bakım–onarım işlerinde çalışan işçilerin örgütlenmesinde çok yararlıdır. Aynı zamanda, bir işçinin yada işçilerin bakması gerekli olan makinelerin sayısının hesaplanmasında kullanılabilir. Şema düzenlenirken işçilerin yada farklı makine ve işçilerin etkinlikleri, çalışma süresi ve boş süre olarak  kaydedilir. Ölçümlerde büyük bir doğruluk olmasında gerek yoktur. Aşağıda örnek bir çoklu etkinlik şeması örneği verilmiştir.</p>
<p>4.9.7.Gezi Şemaları<br />
	Gezi şeması, işçilerin, malzemenin ve donanımın belli bir zaman süresince çeşitli işyerleri arasındaki hareketlerin, sayısal olarak çizelge üzerinde gösteren bir kayıt tekniğidir.<br />
İp diyagramlarının kullanılmasının zor olduğu karmaşık yollarda bulunan çok fazla hareketli yöntemlerde tercih edilir. Anlaşılması ve hazırlanması ip diyagramlarına göre çok daha fazla kolay olan bu diyagramlarda kullanılan şemalara bir örnek aşağıda verilmiştir.<br />
Hareketin başladığı yer (çıkış)</p>
<p>	1	2	3	4	5	6	7	8	9	10<br />
1<br />
2<br />
3<br />
4<br />
5<br />
6<br />
7<br />
8<br />
9<br />
10<br />
Tablo 2- Örnek gezi şeması formu</p>
<p>Mevcut İş Akış Şeması</p>
<p>	Geliştirilen metod uygulanmaya başlandıktan sonra kontrol edilerek denetlenmeli ve eski metoda dönme önlenmelidir. Ortaya çıkacak problemler metod etüdçüsü tarafından çözümlenmeye çalışılmalıdır. 	</p>
<p>D. Mevcut  Metodun Analizi ve Düzeltilmiş Metodun Geliştirilmesi    </p>
<p>İşlerin sistematik olarak kaydedilmesini takiben işi oluşturan her iş elemanı aşağıda verilen bir dizi soru yardımıyla eleştirilerek incelenir:</p>
<p>Amaç işin gereksiz elemanlarını ortadan kaldırmak, mümkün durumlarda iş elemanlarını birleştirmek, gerekiyorsa iş elemanlarının sırasını yeniden düzenlemek ve iş elemanlarını ergonomik ilkeler doğrultusunda basitleştirmektir.</p>
<p>KONU<br />
SORULAR	   </p>
<p>Amaç	Ne iş yapılıyor?<br />
İşin yapılmasıniçin önemli?	   </p>
<p>Yer	Nerede yapılıyor?<br />
Niçin o yerde yapılıyor?	   </p>
<p>Sıra	Ne zaman yapılıyor?<br />
Niçin o sırada yapılıyor?	   </p>
<p>Kişi	Kim yapıyor?<br />
Niçin o kişi yapıyor?	   </p>
<p>Yöntem     	Nasıl yapılıyor?<br />
Niçin o yöntemle yapılıyor?	 </p>
<p>Yukarıdaki soruların sorulması ve “ne yapılmalıdır ?”, “nerede yapılmalıdır ?”, “ne zaman yapılmalıdır?”, “kim yapmalıdır?” , “nasıl yapılmalıdır? “ sorularının yanıtlanması ile yeni, daha etkin bir metot kendiliğinden oluşmaya başlayacaktır. Bundan sonraki adım, bir iş akımı şeması üzerinde önerilen yöntemin kaydını yapmak olacaktır.Böylece mevcut ve önerilen yöntemi karşılaştırma imkanı elde edilecektir.</p>
<p>5 ZAMAN ETÜDÜ</p>
<p>	Üretim ve hizmetleri planlama çalışmaları zaman boyutu içinde yapılır. Planlanan tüm faaliyetlerin ne zaman bitirilebileceği, ancak her prosesin süresinin hesaplanması veya tahmin edilerek birleştirilmesi yolu ile bulunabilir. Böylece belirli bir sürede gerçekleştirilebilecek faaliyetlerin miktarı da saptanabilir. Ayrıca mamül maliyetinin belirlenmesinde faaliyetin çalışan tarafından istenilen sürede tamamlanıp tamamlanmadığının değerlendirilmesinde üretim faaliyetleri ile ilgili standart zaman değerlerine ihtiyaç vardır. Metot etüdü çalışmalarında mevcut metot ile geliştirilmiş metodu karşılaştırırken yine bu değerlere ihtiyaç duyulur. Üretim faaliyetleri uygulama sürelerini belirleme çalışmalarını zaman etüdü başlığı altında topladığımızda, zaman etüdü kalifiye bir işçinin, belli bir işi, belirli bir çalışma hızı ile yapması için geçen sürenin belirlenilmesi amacıyla geliştirilen tekniklerin uygulamasıdır diyebiliriz.<br />
Belirli bir işin standartlaşmasında , işin tanımlanması gereken sürenin hesaplanmasının ayrı bir yeri vardır .bu düşünceyle Taylor işin stamdart süresininin hesaplanmasında ayrı bir yeri varadır. Daha sonraları Bodeux bu yöndeki çalışmlara standart tempo hızını da ilave etmiş ve ona yönelik çalışmalar yapmıştır. Zaman etüdü, belirli koşullar altında yapılan belli bir işin öğelerinin zamanını ve derecesini kaydederek ve bu yolla toplanan verileri çözümleyerek, o işin tanımlanan bir çalışma hızında (performansta) yapılabilmesi için gereken zamanı saptamakta kullanılan bir iş ölçme tekniğidir<br />
Üretim ve hizmetleri planlama çalışmaları zaman boyutu içinde yapılır. Planlanan tüm faaliyetlerin ne zaman bitirilebileceği ancak her faaliyetin süresinin hesaplanması veya tahmin edilerek birleştirilmesi yoluyla bulunabilir. Böylece belirli bir sürede gerçekleştirilebilecek faaliyetlerin miktarı da saptanabilir. Ayrıca mamul maliyetinin belirlenmesinde, faaliyetin çalışan tarafından istenen sürede tamamlanıp tamamlanmadığının değerlendirilmesinde üretim faaliyetleri ile ilgili standart zaman değerlerine ihtiyaç vardır. Metod etüdü çalışmalarında mevcut metod ile geliştirilen metod karşılaştırırken gene bu değerlere gereksinme duyulur. Üretim faaliyetleri uygulama sürelerini belirleme çalışmalarını Zaman Etüdü başlığı altında topluyoruz. Bir tanım yapmak gerekirse Zaman Etüdü kalifiye bir işçinin, belli bir işi, belirli bir çalışma hızıyla yapması için geçen sürenin belirlenmesi amacıyla geliştirilen tekniklerin uygulanmasıdır.<br />
Zaman etüdünde standart zamanı belirlenecek iş seçildikten sonra, iş ile ilgili tüm bilgiler toplanır, gözlem ve görüşmeler yapılır, ilgili dokümanlar incelenir, iş elemanlarına ayrılır, uygun zaman etüdü tekniği iş elemanlarının normal koşullardaki uygulanma süreleri belirlenir, kişisel ihtiyaç, dinlenme ve işi geciktirici paylar ilave edilerek standart zamana ulaşılır.</p>
<p>5.1. Zaman Etüdünün Amacı<br />
Metot etüdü iş kapsamının azaltılmasında kullanılan temel tekniklerden biridir. Özellikle malzeme ya da işçilere ilişkin gereksiz hareketlerin yok edilmesi ve yetersiz yöntemler yerine iyi yöntemlerin konmasıyla uğraşır. Zaman etüdü ise nedeni ne olursa olsun herhangi bir etken işin yapılmadığı sürenin yani etken olmayan sürenin araştırılması, azaltılması ve sonucunda da yok edilmesiyle uğraşır.<br />
Zaman etüdü, sadece etken olmayan sürenin varlığını ortaya çıkarmakla kalmaz, aynı zamanda işin yapılması için standart zaman saptanmasında da kullanılabilir.</p>
<p>	Zaman etüdünün amaçları:</p>
<p>1. Mamül maliyetinin bulunması.<br />
2. İş için gerekli insan gücünün saptanması.<br />
3. Üretim planlama ve kontrol.<br />
4. İş ekiplerinin, iş yüklerinin dengelenmesi.<br />
5. Teşvikli ücret sistemlerine bir temel oluşturması.<br />
6. Alternatif üretim yöntemlerinin seçilmesi.<br />
7. İçte yapma/dışarıdan alma kararlarının verilmesi.<br />
8. Makina alımında çeşitli seçeneklerin değerlendirilmesi.</p>
<p>	Zaman etüdünde incelenecek iş seçildikten sonra, iş ile ilgili tüm bilgiler toplanır, sistematik bir şekilde ve eleştirisel bir bakış açısı ile analiz edilir, uygun zaman etüdü tekniği ile işin elemanlarının uygulama süreleri ölçülür, dinlenme, kişisel ihtiyaç, mecburi gecikme payları dikkate alınarak standart zaman belirlenir.</p>
<p>5.2. Zaman Etüdünün Aşamaları<br />
Etüt edilecek işin seçilmesi.<br />
İşin yapıldığı koşullarla ilgili bütün verilerin, yöntemlerin ve bunlardaki hareket öğelerinin kaydedilmesi.<br />
En etken yöntem ve hareketlerin kullanıldığına ve verimli olmayan yabancı öğelerin, verimli öğelerden ayrıldığına emin olmak için, kaydedilen verilerin ve en küçük öğelerin eleştirilerek incelenmesi.<br />
Her öğeye ait yapılan işin miktarının, en uygun iş ölçümü tekniği kullanılarak zaman cinsinden ölçülmesi.<br />
Zaman etüdünün kullanıldığı durumlar için ayrıca dinlenme, kişisel gereksinme ve rastlantısal durumları kapsayacak payları da ekleyerek işlem için standart bir zamanın bulunması.<br />
Belirlenen etkinlik ve yöntemlere ait zaman standartlarını saptayarak, bunlarla ilgili etkinlik ve dizilerin ve işlem yöntemlerinin açık ve seçik olarak tanımlanması.</p>
<p>	Zaman etüdü için başlıca 4 yöntem kullanılmaktadır:<br />
1. Sentetik Zamanlar Yöntemi.<br />
2. Analitik Tahmin Yöntemi.<br />
3. Kronometraj Yöntemi.<br />
4. İş Örnekleme Yöntemi.</p>
<p>5.3. Zaman Etüdünde Kullanılan Yöntemler<br />
5.3.1 Sentetik Zamanlar Yöntemi</p>
<p>	Yöntemin esası sürekli araştırmalar sonucu uzman kişiler  tarafından hesaplanan işleri oluşturan eleman zamanlarının, ele aldığımız işi oluşturan elemanlara göre seçilerek bir araya getirilmesi böylece tüm iş için zamanın hesaplanmasıdır.<br />
Dolaylı iş ölçümü tekniklerindendir. üretim sistemindeki işçi makina faaliyetleri kurumları ve araştırmacılar tarafından birtakım sınıflandırmalara tabii tutulmuşlardır. Daha sonra bu faaliyetleri için zaman etüdleri yapılarak sentetik veriler olarak bilinen bazı temel süreler ve katsayılar hesaplanmıştır. Bu sistemde iş, elemanlarına ayrıldıktan sonra bu iş elemanları da uzanma. kavrama, çevirme vb. temel hareket bileşenlerine ayrılmakta, bu bileşenlere ait zaman değerleri önceden uzun araştırmalar sonucu hazırlanmış olan tablolardan alınmaktadır Daha sonra söz konusu zaman değerleri iş elemanları ve iş düzeyinde birleştirilerek standart zamana ulaşılmaktadır.</p>
<p>Sentetik zamanlar yöntemi, temel beden hareketleri için hesaplanmış zamanlardan (bunlar hareketin doğal özelliğine ve yapıldığı andaki koşullara göre sınıflandırılmıştır) yararlanarak belli bir performans düzeyinde yapılan işin zamanının saptanmasında kullanılan bir zaman etüdü tekniğidir.<br />
Bu yöntemin en yaygın kullanılan şekli MTM (Methods-Time Measurement) olarak bilinen Metot-Zaman Ölçümleridir.</p>
<p>Önceden belirlenmiş zaman sistemleri , insan tarafından tam etilenebilen işlem öğelerinin yapılmaları için gerekli öngörülen zamanların saptanabileceği tekniklerdir.Önceden belirlenmiş zaman sistemlerinin çalışma yöntemlerinin düzenlenmesinde yol göstrici olarak önemi büyüktür.</p>
<p>	1- Önceden belirlenmiş zaman sistemleri tablolarında gösterilen zamanlar, akış türleri olan işlem öğelerine ilişkin öngörülen zamanlardır.</p>
<p>	2- Önceden belirlenmiş zamanlar yardımıyla verilen zamanı saptarken etkilenebilen faaliyet zamanları da saptanabilir.</p>
<p>	3- İş akışlarının analizi ve iş yönteminin işlem öğeleri yardımı ile tanımlanması, iş etüdünün ayrıntılara en fazla inen tekniğdir. Bu ayrıntılı açıklamalarda iş düzenlenmesinde buna bağlı olarak üretim araçları ve dononımlarının tasarımında ve de iş parçalarının montaja uygun tasarımında yaralanılır.	</p>
<p>       Ayrıca önceden belirlenmiş zamanların kavram ve yöntemleri, zaman ölçümlerinde ölçme noktalarının tanımlanmasında, performans değerlendirmesinde etkenlik ve çalışma yoğunluğunun açıklanmasında büyük kolaylık sağlar.<br />
 Sentetik Zamanlar Yönteminin Değerlendirilmesi<br />
Sentetik zamanlar yönteminin zaman etüdüne göre pek çok yararları vardır. Bu yöntem belli bir hareket için nerede yapılırsa yapılsın tek bir zaman verir. Zaman etüdünde ise böyle bir hareket söz konusu değildir, işlemi oluşturan hareket dizeleri ölçülür. Doğrudan gözlemlerle yapılan ölçümler ve tempo takdirleri bazen tutarsızlık yaratabilir. Standart zamanlar yöntemi, tempo takdirini ve doğrudan gözlemleri ortadan kaldırdığı için standart zamanların saptanmasında daha tutarlı bir yol olabilir.<br />
Standart zamanlar yönteminin belirtilen yararlarının yanında zorluklaı da vardır. Bu zorlukların başında, yöntemlerin çokluğu ve çeşitliliğinden dolayı uzun zaman alması gelir. </p>
<p>5.3.2 Analitik Tahmin Yöntemi </p>
<p>	Bir ölçmeden ziyade zamanların tahmin edilmesi prensibine   dayanır.Özellikle mühendislik proje ve bakım işleri gibi uzun süreli ve yekrarlı olmayan işlere uygulanır.Sentetik zamanlar yönteminde bileşenlerin süreleri bir dakikanın  binde biri olmalarına karşın, bu yöntemde bileşenler genellikle birkaç altına inecek kadar bölünemezler.</p>
<p>	Analitik tahmin söz konusu işleri çok yakından tanıyaan uzman kişilerin ecrübe vebilgileri,geçmiş iş kayıtlarının değerlendirilmesi veya istatistik analiz yolu ile yapılabilmektedir.</p>
<p>5.3.3 Kronometraj Yöntemi<br />
Kronometraj yöntemi, belirli koşullar altında yapılan belirli bir işin öğelerinin zamanını ve temposunu kaydederek ve bu yolla toplanan verileri çözümleyerek, o işin tanımlanan bir çalışma hızında (performansta) yapılabilmesi için gereken zamanı saptamakta kullanılan bir zaman etüdü tekniğidir.<br />
Kronometre veya elektronik saat kullanarak iş elemanlarının yapılma süreleri ve yapılma hızları (tempoları) belirlenerek işin, toplamına yönelik standart zamana ulaşılır. Zaman etüdü olarak da bilinen bu teknik nisbi olarak en doğru ve gerçekçi zaman standartlarının hesaplanmasında yardımcı olur. Analist sistemdeki iş elemanlarını işin yapılmasın sırasında kronometre yardımıyla ölçer bu ölçümü yeterli sayıda tekrarlar. Daha sonra uygun işlemlerden geçirerek her faaliyetin standart zamanını hesaplar.   </p>
<p>Kronometraj yöntemi, işin öğelerinin zamanının ölçülerek işçinin temposu ile çarpılamsı ile hesaplanan değerlere belirli payların eklenmesi ile standart zamanların bulunmasıdır. Tempo takdiri, gözlemcinin standart hız kavramına göre, işçinin çalışma hızının (performans) değerlendirilmesidir. Standart performans, belirli bir yöntemi bilmeleri ve uygulamaları, işlerine kendilerini verebilmeleri için özendirilmiş olmaları koşuluyla nitelikli işçilerin aşırı bir çaba göstermeksizin bir iş günü ya da vardiya süresince, doğal olarak erişebilecekleri ortalama üretim düzeyidir.<br />
             TN = TF . H           TS = TN + P.TN<br />
TF : Fiili süre       TN : Normal süre      TS : Standart zaman      H : Tempo    P : Pay yüzdesi<br />
Yukarıda belirtilen formüller yardımıyla standart zaman hesabı yapılabilir. Bu formüllerdeki pay yüzdelerinin tespitinde işin niteliğine bağlı olarak kişisel gereksinme ve yorgunluk faktörleri öz önünde bulundurulur.<br />
Kronometraj yöntemi sentetik zamanlar ve analitik tahmin yöntemleri için belirtilen uygulama işleri dışında kalan işlere uygulanmaktadır. Yani çok kısa veya uzun süreli işler dışındaki işlere uygulanmaktadır. Yöntemin esası belirli bir kalite ve miktardaki işi bir işçinin insancıl koşullarda üretebilmesi için gerekli zamanın bulunmasıdır.<br />
İnsancıl koşullar kavramı ile işçiye üretim zamanının yanısıra dinlenmesi, kişisel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için de zaman verilmesi kastedilmektedir.<br />
Kronometraj bir işçi tarafından yapılan işlemin bir zama etüdcüsü aracılığıyla doğrudan gözlemlenmesi ve zamanın kronometre gibi zaman ölçeri ile ölçülmesi şeklinde yapılır. Etüde başlamadan önce şu koşulları gerçeklemek çalışmanın etkinliğini arttıracaktır.<br />
Yapılan işin ve işyerinin metod etüdleri ile geliştirilmiş olması.<br />
İşçinin görüldüğü bölüm yetkilisinin iş etüdünü blmesi ve etüdcü tarafından önemi kabul ettirirlmiş olmalıdır.<br />
Zaman etüdü için gereken işçinin yetkililerin onayıyla seçilmesi.<br />
Zaman etüdü yapılacak gün ve saatlerin yetkililerin onayıyla saptanması.<br />
Söz konusu işçi, ustabaşı ve gerktiğinde sendika ile temas kurularak ve çalışmanın faydası anlatılarak onlardan destek alınması.</p>
<p>Bu koşulların tümü veya birçoğu sağlanmaya çalışıldıktan sonra zaman etüdcüsü zaman etüdünün aşağıda açıklanan safhalarını izleyerek çalışmasını tamamlar:</p>
<p>Standart zamanı hesaplanacak iş, işçi, kullandığı makina ve gereçler ile ilgili tüm bilgileri toplanarak çalışma sistemi belirlenir.<br />
İşin tümü sırasıyla başlangıç ve son anları belirli bileşenlerine ayrılır. Bir öneri olarak süresi beş saniyeden az olan bileşenler ardışığı bir başka bileşenle birleştirilir.<br />
Etüdcü her bileşen için geçen zamanı gözleyerek zaman etüdü formuna kaydeder.<br />
İşçinin çalışma temposu belirlenir.<br />
İşçinin insancıl gereksinmelere ait zaman payı hesaplanır.<br />
İşi gecikitirici etmenlerin zaman payı belirlenir.<br />
İşin standart zamanı hesaplanır.</p>
<p>5.3.3.1. Standart Zaman Hesabı<br />
a) Standart Zamanların Belirlenmesinde Dinlenme Payları</p>
<p>a. İnsan vücudu pozisyonu :                          Eğilme ve Uzanma  = % 2<br />
b. Bedensel çaba :                                         Fazla ağır olmayan yükler = % 2<br />
c. Beceri :                                                      Fazla beceri gerektirmeyen işler = % 0<br />
d. Zihinsel çaba :                                          % 0-25 yoğunluk- basit işler = % 0<br />
e. Göz çabası :                                              Dikkat gerektiren işler = % 1<br />
f. Monotonluk :                                             Orta = % 1<br />
g. Gürültü :                                                  Sürekli &#8211; Yüksek = % 3<br />
h. Aydınlatma :                                            Yetersiz = % 2<br />
ı. Çevre koşulları :                                       Rahatsızlık veren atölye koşulları = % 4<br />
                                                                    Toplam Dinlenme Payları =  % 15 	</p>
<p>b) Belirli ve Belirsiz İş Geciktirici Paylar<br />
Diğer taraftan işçinin kontrolü dışında belirli ve belirsiz işi geciktirici nedenler vardır. Dolayısıyla bunlar içinde bazı zaman payları eklemek gereklidir. Belirli işi geciktirici nedenler, işin gereği olarak yapılması gereken genellikle periyodik özellikteki nedenlerdir. Bunlar; takım, kalıp değiştirme, aparat takma, deneme üretim vd. Her işlem tipi değiştiğinde, yapılan iş hazırlıkları, yağlama, makina ve çevre temizlikleri, işlem sırasında gereken takım bileme, malzeme getirme ve götürme ve benzeri normal olarak çıkması beklenen işlerdir. Bu işlerin normal zamanı benzer şekilde bulunarak, bazıları işlemin normal zamanına ilave edilir, bazıları ise hazırlık zamanı olarak ayrıca hesaplanır, bazıları ise kapasite için günlük çalışma süresinden düşülür. İşlemin normal zamana ilave edilmesi durumunda, belirli işi geciktirici nedenin kaç işlemde bir tekrar ettiği belirlenerek, söz konusu nedene ait süre tekrarlanma sayısına bölünerek bir işlem başına düşen kısmı bulunur. Bulunan süre ya doğrudan ya da normal zamanın yüzdesi olarak işlemin normal zamanına ilave edilir. </p>
<p>	Belirsiz işi geciktirici nedenler ise, takım kırılması, malzemenin hatalı olması, malzemenin zamanında gelmemesi, makina arızası, hatalı bilgi vd. işçinin kontrolü dışında olan ve önceden belirlenemeyen nedenlerdir. Bunların oluşma anları ve sürelerini saptamak oldukça zor olduğundan, üretim sistemi ve işlemin özelliklerini iyi tanıyan kişilerin ve etütçünün bilgi ve deneyimine göre normal zamanın yüzdesi olarak belirlenir. Hiçbir tahmin yapılmaması durumunda normal zamanın % 0 ila % 3&#8242;ü arasında bir oran olarak alınabilir. </p>
<p>İş elemanı ve tempolar ölçüldükten ve gerekli paylar belirlendikten sonra ele alınan iş veya iş elemanları için standart zamanlar hesaplanabilir. Hesaplama formülü şu şekildedir. </p>
<p>Normal Zaman    NZ = (ort t) * (ort T)<br />
Standart Zaman   SZ = NZ ( 1+k+d)+g   şeklinde hesaplanır.<br />
NZ : Normal Zaman<br />
t     : Ölçülen İş Elemanı Süresi<br />
T   : İş Elemanının Temposu<br />
ort. T : Ortalama tempo (yapılan gözlemlerde takdir edilen tempo değerleri toplamının gözlem sayısına bölünmesi ile bulunur veya o iş elemanı veya tüm işlem için genel olarak belirlenen tempo değeridir. )<br />
k : Kişisel ihtiyaç payı (yüzde olarak kullanılır.)<br />
d : Dinlenme payı (yüzde olarak kullanılır.)<br />
g1 : Belirsiz işi geciktirici paylar (normal zamanın yüzdesi olarak kullanılır.)<br />
g2 : Belirli işi geciktirici paylar ( normal zaman birimi olarak kullanılır.)</p>
<p>	Standart zaman değeri üretim planlama, teşvikli ücret vd. faaliyetlerde Saatlik Üretim Miktarı olarak kullanılır. Dolayısıyla standart zaman aşağıdaki şekilde saatlik üretim miktarına dönüştürülür. </p>
<p>Saatlik Üretim Miktarı = 60 / SZ.</p>
<p>5.3.4. İş Örneklemesi Yöntemi<br />
 İş örneklemesi bir faaliyetin yapılış yüzdesini tesadüfi gözlemler yoluyla belirleme yöntemidir.Eğer gözlem sayısı yeterli büyüklükte tutulursa ,bir işçinin hangi yüzde ike çalıştığını veya boş beklediğini belirli bir hata payıyla da olsa belirleyebiliriz. Ayrıc abu işçinin belli bir süre içinde kaç parça ürettğin saptarsak, bir parça için gerekli zamanı hesaplayabilir ve gerkli payları da ekleyerek standart zamanı hesaplayabiliriz. Geçerli bir zaman standartı elde etmek için gözlelerin rassal zamanlarda ve normal şartlarda yapılması gerekmektedir.<br />
İş örneklemesinin temeli, fabrikada rastgele aralıklarla turlar yapmak ve bu turlarda, hangi makinelerin çalıştığını, hangilerinin durduğunu, nedenlerini de belirterek kaydetmektir. Masraflı ve pek pratik olmayan sürekli gözlem yönteminden ayrı olarak örnekleme temelde olasılık kuramına dayanır. Bu nedenle örnek hacminin yeterince büyük olması gereklidir. Örnek hacminin temsil edici nitelikte olup olmadığına ilişkin güvenilirliği de belirli bir güvenlik düzeyine göre açıklayabiliriz.<br />
Güvenlik Düzeyi ve Örnek Hacminin Saptanması<br />
Güvenlik düzeyinin saptanması için normal dağılım eğrisinden yararlanılır. Normal dağılım eğrisi yardımıyla istenilen güvenlik düzeyine ait katsayı (Z) tespit edilir.<br />
Normal dağılım eğrisinden bulunan bu Z güvenlik derecesi katsayısı aşağıdaki formülde yerine konularak gerekli  gözlem sayısı bulunur:</p>
<p>n: Gözlem sayısı 		p: Göz önüne alınan iş elemanının oranı<br />
hp: p&#8217;nin doğruluk derecesi (0,01 £ hp £ 0,10)<br />
Z: Güvenlik derecesini veren katsayı<br />
Formüldeki p değerinin tespit edilebilmesi için öncelikle bir miktar gözlem yapılmış olması gerekir. Örnek olarak bu gözlemlerin sayısı 100 olabilir. Bu ilk gözlemler sırasında iş elemanının oranı hesaplanarak formülde yerine yerleştirilir. Bulunan gözlem sayısına ulaşılıncaya kadar gözlem yapmaya devam edilir.<br />
İş Örneklemesinin Kullanılışı<br />
İş örneklemesi çok yaygın olarak kullanılır. Çok değişik ve çeşitli durumlarda yararlanılabilecek basit bir tekniktir. Ayrıca düşük maliyetli ve kronometraja göre daha az tartışmalı bir tekniktir. İyi bir iş örneklemesi ile nerede metot etüdünün uygulanmasına gerek duyulduğu, nerede malzeme aktarım sisteminin geliştirilmesinin ve nerede daha iyi üretim yöntemlerinin kullanılması gerektiği belirlenebilir.</p>
<p>5.4. Verimliliği Arttırmanın Dolaysız Yolları<br />
Verimlilik hemen her zaman, yeni ve gelişmiş makine v donanıma yatırım  yapmakla büyük ölçüde artırılabilir. Uzun dönemde verimliliği artırmanın en etkili yollarından biri yeni süreçler geliştirmek  ve daha modern fabrika ve donatımlar kurmaktır. Oysa bu tür yaklaşımlar büyük sermaye  gerektirir ve eğer sermaye araçları yerli olarak yapılamıyorsa dış kaynak gereksinimi doğar. Ayrıca verimlilik artırma sürekli ileri teknoloji kullanarak yaklaşmak iş olanaklarını da çoğaltma hedefini engelleyici bir unsur olarak gözükmektedir.<br />
Fakat verimliliği  artırma sorununa dizgesel bir çözüm yöntemi olan iş etüdüyle, mevcut işlemlerin, süreçlerin  ve iş akış yöntemlerinin etkinliğini artırarak çözümleme yönünden yaklaşır. Böylece verimlilik artışına çok az ya da hiç ek sermaye yatırımı gerektirmeksizin katkıda bulunur.  </p>
<p>5.5.Zaman Etüdünde Kullanılan Formlar</p>
<p>1.	Etüd tablosunda kullanılan formlar<br />
1.1.Zaman etüdü ön formu:  Etüdün ilk ve giriş sayfası olup, etüt ile ilgili temel bilgiler, işlemin öğeleri ve öğelerin bitiş noktaları ile ilgili bilgiler kaydedilir. Etüdün ilk devreside bu safyfaya kaydedilebilir. Bu formda etüd ile ilgili her bilgiyi verebilecek bir başlık vardır, yalnız işyeri düzeninin taslak planı verilmemektedir. Eğer işyeri planı çok basitse sayfanın arkasına çizilebilir, değilse başka bir kağıda çizilerek eklenebilir.<br />
1.2. Zaman etüdü devam formu: Daha sonraki devrelerin kaydı için bu form kolonlara ayrılmış olup, yalnız etüd ve sayfa numarası için üstte gerekli bir yer bırakılmıştır. Bu etüd formu genellikle iki taraflı olarak kullanılmaktadır. Arka sayfada başlık gerekli değildir.<br />
1.3.Kısa devreler için etüd formu: Kısa devre etüdlerinde kısa devreli işler için kullanılan basit bir türdür. </p>
<p>2.	Etüd bölümünde kullanılan formlar</p>
<p>2.1.Çalışma formu: Etüd sırasında kaydedilenlerin çözümlenmesinde ve işlem öğelerine ait temsili zamanların elde edilmesinde kulanılır. Çözümlemenin çeşitli yoları ve bunlar için de değişik formlar vardır. Bu nedenle etüdçülerin çoğu etüd kağıtları ile aynı boyda olan çizgili kağıtları kullanmayı daha uygun bulmaktadır.<br />
2.2.Etüd özet formu: Bu forma öğelerin seçilmiş ve saptanmış zamanları çokluk sayıları ile birlikte geçirilir. Bu form etüd sırasında elde edilen bütün bilgileri içermektedir. Başlık, zaman etüdü ilk formunda verilen bilgileri ayrıntılı olarak kapsamaktadır. Tamamlanmış etüd özet formları diğer formarın en üstüne konarak dosyaya kaldırılır. Özet formları da diğer etüd formları ile aynı boydadır.<br />
2.3.Etüt çözümleme formu: işlemle ilgili olarak yapılan bütün etüt sonuçları etüt özet formundan  alınarak bu form üzerine geçirilir. Etüt çözümleme formu belli bir işlemle ilgili bütün etüt sonuçlarını gösterir, kimin tarafından ya da ne zaman yapıldığı önemli değildir. Bu formdan işlemin  öğelerine ait temel zamanlar çıkarılır.<br />
Görüldüğü gibi iş etüdü yapılabilmesi, bilgilerin doğru olarak kaydedilmesi ve bu kaydedilen bilgilerin harkes tarafından rahatça anlaşılabilmesi için bir çok form ve şemalar kullanılmaktadır. İş etüdü esnasında yapılan işin özelliklerine göre bunların çoğu kullanılmaktadır.</p>
<p>5.6. Şemaların Zaman Ölçeği ile Gösterilmesi<br />
5.6.1.Çoklu Faaliyet Şeması</p>
<p>	Çoklu etkinlik şeması, birden çok nesnenin ( işçi, makine ya da donatımın ) etkinliklerinin ortak bir zaman ölçeği üzerinde birbirleriyle ilişkili olarak kaydedildiği bir şemadır.<br />
	Bir zaman ölçeğiyle birlikte, değişik işçilerin ve makinaların etkinliklerini gösteren ayrı ayrı kolonlar çizilince, şema, süreç sırasında işçiler tarafından boş geçirilen süreyi açık olarak gösterecektir. Şemanın etüdü, etken olmayan sürenin azaltılması için bu etkinliklerin yeniden düzenlenmesini sağlar.<br />
	Çoklu etkinlik şeması, gerektiğinden fazla boş geçen sürenin hoş karşılanmadığı çok pahalı fabrikalardaki yığın-üretim sürecinde ve bakım-onarım işlerinde çalışan işçi gruplarını örgütlemede çok yararlıdır. Aynı zamanda, bir işçinin ya da işçilerin bakması gerekli makinelerin sayısını saptamada da kullanılabilir.<br />
	Şemayı yaparken, işçilerin ya da farklı makine ve işçilerin etkinlikleri, çalışma süresi ve boş süre yönünden kaydedilir. Buradaki süreler, çalışma süresi ya da boş sürenin uzunluklarına göre, saat ya da kronometre ile ölçülür. Ölçülerde çok fazla doğruluk lazım değildir, fakat zamanlama, şemanın etkili olabilmesi için yeter derecede doğru yapılmalıdır.</p>
<p>5.6.2. P.M.T.S. Şeması</p>
<p>		Önceden hesaplanmış zaman standardı, temel beden hareketleri için hesaplanmış zamanlardan yararlanarak belli bir performans düzeyinde yapılan bir işin zamanının saptanmasında kullanılan bir iş ölçme tekniğidir. Tanımından da anlaşılacağı gibi P.M.T.S. sistemleri, temel hareketlere ilişkin standart zaman verilerinden işlem zamanlarının bileşimini sağlayan tekniklerdir.<br />
	P.M.T.S. sistemlerinin, zaman etüdüne göre pek çok yararları vardır. Bu sistemler, belli bir hareket için, nerede yapılırsa yapılsın bir tek zaman verir. Zaman etüdünde ise, böyle bir hareket söz konusu değildir, işlemi oluşturan hareket dizileri ölçülür. Direkt gözlemlerle yapılan ölçümler ve derecelendirmeler bazen tutarsızlık yaratabilir. P.M.T.S. sistemi, derecelendirmeyi ve doğrudan gözlemleri ortadan kaldırdığı için standart zamanların saptanmasında daha tutarlı bir yol olabilir.<br />
	Çeşitli işlemlerin zamanları standart zaman çizelgelerinden çıkarılabileceği için, üretime geçmeden önce ve hatta sürecin tasarım aşamasında, belli bir işlemin standart zamanını saptamak olanaklıdır. Bu, P.M.T.S. sistemlerinin en büyük yararıdır. Belirli işlemler için zaman standartlarının saptanması konusunda da P.M.T.S. sistemleri uygulanması çok zor olmayan ve diğer yöntemlere göre daha az zaman gerektiren sistemlerdir. Bunlar özellikle çok kısa süreli yineleyici devreleri olan, mesela elektronik endüstrisindeki montaj işlerinde çok yararlıdır.<br />
	Uygulama açısından, her eyden önce evrensel uygulama niteliğine sahip  sistemler vardır, bunlar her yerdeki işlere uygulanabilirler. M.T.M.-1, 2 ya da 3 ve İş Etmeni sistemleri bunlar arasındadır. İkinci olarak bazı mesleklere ilişkin veriler vardır, örneğin büro işleri ve bazı üretim işleri. Son olarak en az genel olan sistemler vardır: Özel fabrikalar ya da atölyeler için geliştirilmiş özel veri sistemleri. Bu veriler geçerlilikleri onaylanmadan başka yerlerde kullanılamazlar</p>
<p>5.6.3. Çift El Şeması<br />
		Endüstriyel uygulamalarda kullanılan en yaygın kayıt ortamıdır. Genellikle fabrikasyon işlerinde işçilerin sağ ve sol ellerinin dizgesel olarak birbiriyle  etkileşimlerini sağlar.<br />
		Çift el şeması bir faaliyette genellikle yinelenen işlemler için kullanılırlar. Bu kayıtlar daha önce bahsettiğimiz işlem akış şemalarından daha ayrıntılıdır. İşlem akış şemalarında tek bir etkinlik olarak gösterilen faaliyetler burada daha çok elemanlara bölünmüş halde gösterilir. Çift el şemalarında yine daha önce öğrendiğimiz semboller kullanılır ama anlam olarak biraz daha farklıdır.</p>
<p>5.6.4. Simo Şeması<br />
		Simo şeması yine metot etüdünde kullanılan kayıt ortamlarındandır. Simo şeması çalışanın çalışması sırasındaki ellerinin veya kollarının zaman tutularak kaydetmeye yarar.<br />
	Genel olarak etüt yapılacak sistemdeki bir süreç kameralarla filme alınırsa bu faaliyette tam ve kesin bir kayıt ortamı oluşur. Bundan dolayı bu film ile ilgili biz metot etüdü yapabiliriz. Eğer bu filme alma tekrarlı olarak devam ederse biz bu  film ile zaman etüdü hazırlayabiliriz. İşte SİMO şemaları  bu tür film kayıtları ile oluşur. Genel olarak söyleyebiliriz ki SİMO şemaları bu tür film çekimlerine dayanarak bir veya daha fazla işçinin vücut hareketlerinin therblig’ lerinin veya gruplarının kayıt edildiği kayıt ortamlarıdır.</p>
<p>5.7. Hareket Diyagramları<br />
	İşe katılan çalışanın vücut organlarının hareket ettiği yerleri saptamak ve bunlara göre bir takım ilkeler ortaya koymak için kullanılır. Oldukça pahalı olan bu teknik çalışanların ellerine bir ışık kaynağı konulmasıyla ve devamlı çalışan ve sistemin çalışma yörüngesini gösteren bir fotoğraf makinası ile oluşturulur.<br />
	Buraya kadar olan şema, diyagram ve formlar genellikle metot etüdünün kaydedilmesinde ve seçiminde kullanılır. Bundan sonraki formlar ve listeler metot etüdündeki mevcut metodun irdelenmesi ve incelenmesi kısmıyla,  daha iyi bir metodun geliştirilmesi aşamasında kullanılır.</p>
<p>5.8. Sorgulama Cetveli<br />
	Bu  aşamaya kadar olan şema ve formlar genellikle fabrikasyon ağırlıklıdır. Bu şemalar genellikle işin yapıldığı yerdeki işleri konu alır.<br />
	Eleştirisel inceleme ve irdeleme yaklaşımıyla, yaratıcı problem çözme hedefinin gerçekleştirilmeye çalışıldığı bu aşamada, tartışmalardan ve analizlerden  beklenen sonuçların etkin bir biçimde elde edilmeye başlandığı bu aşamada sorgulama formundan mutlaka yararlanmalıdır.<br />
	Sorgulama  cetvelinde kısaca söz etmek gerekirse dört ana bölümden oluştuğunu söyleyebiliriz.<br />
	Birinci bölümde metot etüdüne konu olan sistemle ilgili sorular vardır. Bunlar işin ne için yapıldığı, kimin yaptığı ve nasıl yapıldığı sorularıdır.<br />
		Üçüncü bölümde ise mevcut metodu geliştirmeye yönelik sorulardır. Bunlar eğer metot da ki herhangi bir sürecin iyileştirilip iyileştirilmeyeceğini sorgular.<br />
	Son bileşende  ise alternatif metot sorgulanır. Alternatif metodun eski metoda göre enerji, yer, emek  ve zamanı daha verimli kullanılıp kullanılmadığı araştırılır.</p>
<p>		5.9. Standart Zamanlar</p>
<p>Çeşitli iş ölçme metotları ile belirli standart şartlarda yapılan işler için gerekli zaman değerleri elde edilir. Bu değerler “ Standart Zaman “lar olarak adlandırılırlar. Bir standart zamanın elde edilebilmesi için:</p>
<p>Ölçülen ünitenin ,<br />
İşi yaparken izlenen metodun,<br />
İş şartlarının,<br />
Kullanılan makina ve teçhizatın,<br />
İşi yapacak kimseden istene özelliklerin,<br />
Çalışma temposunun,<br />
İş kalitesinin</p>
<p>kesin olarak belirlenmesi gerekir.</p>
<p>	Buna göre standart zaman şu şekilde tarif edilir : Verilen metot, araç ve gereçleri kullanarak, belli şartlar altında, iş için gerekli maharete sahip ve yetiştirilmiş bir işçinin normal tempo ile çalışarak, o işi yapması için gerekli olan zamandır.</p>
<p>	Normal Tempo; fiziksel ve zihinsel yetenekleri yönünden yaptığı işe uygun ve o işte yeter derecede yetişmiş bir işçinin normal iş şartlarında, mesai süresi boyunca aynı tempoyu devam ettirebileceği ve mesai süresi sonunda kendini tükenmiş hissetmeyeceği çalışma temposudur. Normal Tempo, sarfedilen gayret ve enerji, hız ve işi yapmaktaki etkinlik derecesi göz önüne alınarak belirlenir. Tempoyu karakterize eden sayısal değere “ Tempo Faktörü “ dendiğine göre normal tempo için bu değer 1.00 ‘dır.</p>
<p>	Normal temponun daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmak için alçak ve yüksek tempoları da tarif etmek yerinde olur.</p>
<p>	Alçak Tempo; tipik iş şartlarında icra edilen tempodur. İşçiler genelde sıkı bir kontrol altında olmaktan uzaktırlar. Iş standartları yoktur. İşçinin üretim mikterı kaydedilmez. Gerksiz gecikmeler ve duraklamalar toleransla karşılanır. Alçak temponun tempo faktörü 0.833 olarak kabul edilmektedir.</p>
<p>	Yüksek Tempo; normal tempoyla yapılan üretimin 1.30 katının meydana getirilmesi için gerekli olan tempodur. Genellikle işçinin bu temponun üstüne çıkmasına müsaade edilmez. Çünkü bu taktirde işçi mesai süresinde hem enerjisinin tümünü harcar hem de uzun zaman sürecinde kendisinde bir takım sıhhi bozukluklar meydana gelebilir.Tarifinden de anlaşılacağı gibi yüksek tempo faktörü 1.30 olarak alınmaktadır. İşçinin bu tempodan da yüksek bir tempoda çalışması dikkatini etkileyerek, kendisine olan zararları dışında işletme içinde de bir takım kayıplara yol açabilir. Çalışma derecesi ve ücretler arasındaki ilişkinin Şekil ‘deki grafik ile açıklanması mümkündür. Bu grafiğe göre :  </p>
<p>Şekil 5.) Çalışma Derecesi ve Ücretler Arasındaki İlişki</p>
<p>Fizyolojik maksimum, uzun süre çalışıldığında herhangi bir sağlık problemi doğurmadığı halde işçinin enerjisinin tümünü işte harcadığını göstermektedir. Oysa ki işçinin evinde ve boş zamanlarında harcamak üzere bir miktar daha enerjiye ihtiyacı vardır. Bu ise enerjinin ancak bir sosyolojik maksimuma kadar kullanılması sonucunu doğurur. </p>
<p>	Fizyolojik minimum, işçinin işini yapabilmesi için vücudun normal ihtiyacı dışında hiçbir ek enerjiye ihtiyaç duymadığı seviyedir. Bunun anlamı işçinin en alçak tempoda çalışmasıdır ki bu da yüksek üretime dayanan yüksek hayat standardı anlayışı ile bağdaşmaz. Bundan dolayı işçinin belli bir hayat seviyesinde yaşaması ve işletmenin belli bir seviyede üretim yapabilmesi için gerekli olan bir enerji seviyesi vardır ki bu da sosyolojik minimuma tekabül eder.</p>
<p>	Aynı yorumlama tarzı alınan ücretler için yapılırsa, ücretlerin de kanunla tespit edilen bir minimum seviyesi bulunduğu, fakat toplu sözleşmelerle bu seviyenin üstünde bir toplu sözleşme minimum ücreti bulunduğu görülür. Ayrıca ücretlerin ekonomik olarak bir maksimum seviyesi vardır. Bu seviye işletmenin karının ve ilave yatırımlar için ayrılan paranın da işçilere yatırılması anlamına gelir. Bu durum sözkonusu olamayacağına göre, işletmelerin normal olarak ödeyecekleri maksimum bir ücret seviyesinin saptanmasına gerek vardır.</p>
<p>	Bu açıklamaların ışığında sosyolojik maksimum, sosyolojik minimum, toplu sözleşme minimumu, normal maksimum doğrularının sınırladığı ve pratik gerçekliliği olan bir alan ortaya çıkar (Şekil 1.4’deki taralı alan). Şayet işletmede Teşvikli Ücret Sistemi uygulanıyorsa, işçinin alacağı ücret, onun ortaya koyduğu tempoya ve dolayısıyla harcadığı enerjiye göre değişen ve bu alan içinde bulunan herhangi bir seviyededir. Bu durumda işçi, normal temponun üstünde bir tempo ile çalıştığı taktirde işini, o iş için saptanan standart zamandan daha kısa bir sürede bitirir. Bu koşullarda işçi, normal tempodakine göre daha fazla enerji harcar ve bunun karşılığında alacağı ücret de artar. Dolayısıyla bir işletmede Teşvikli Ücret Sistemi ile çalışılıyorsa bu alanda sağ üst tarafa kayılır. Başka bir deyişle işçiler, sosyolojik maksimum enerji seviyesine tekabül eden bir tempo ile çalışmaya eğilim gösterirler ve aldıkları ücret de normal maksimuma yaklaşır. Eğer işletmede Teşvikli Ücret Sistemi uygulanmıyorsa işçi hangi tempoda (enerji seviyesinde) çalışırsa çalışsın aynı ücret alacağını bildiğinden temposunu arttırmaya gerek duymaz ve bu halde alanın daha ziyade sol alt taraflarında bulunur.<br />
A. Standart Zamanların Kullanım Alanları</p>
<p>	Standart zamanlar endüstrinin en çok kullandığı ölçülerden biridir. Bu zamanlar, Teşvikli Ücret Sistemlerinden başka başlıca aşağıdaki alanlarda kullanılmaktadır:</p>
<p>	1. Planlama ve Programlama</p>
<p>	İşletmelerdeki işlerin zamanında, yürüyebilmesi, gerçekçi bir planlamaya ve bu planların zamanında uygulanmasına bağlıdır. Plan ve programlar nihai mamulün öngörülen zamanda gerçekleştirilebilmesi için her bir elemanın işlem süresinin ne olması gerektiğini belirler. İnsangücü ve makina kapasitesi ise ancak standart zamanlar yardımıyla saptanabilir.İş yükünün kapasiteyi aşması durumunda plan ve programlar ona göre değiştirilir veya alternatif yollar aranır.</p>
<p>	2.Metotların Saptanması </p>
<p>	Üretilen her parça, hammadde veya yarımamul halinden başlayarak ve çeşitli işlemler sonunda boyut, ağırlık ve yapı bakımından çeşitli form değişikliklerine uğrar. Parçalara uygulanan işlemler fiziksel, kimyasal ve elektriksel olabilir.İşlemler el ile ya da mekanik bir şekilde önceden belirli metotlara göre yapılır. Teorik olarak belli  bir iş için üretimde kullanılan bütün araçların en iyi bir şekilde kullanıldığı bir tek metot varsa da, pratikte bugün en iyi denilen bir metot teknolojik gelişmeler dolayısıyla belli bir zaman sonra eskiyebilir ve en iyi olmaktan çıkar.</p>
<p>	Bir işletmenin izleyeceği metotlar, işletmenin olanakları ile sınırlıdır. En iyi metodun seçimi için çeşitli metot ve kullanılacak gereçler içinde işletme için maliyet yönünden en uygun olanının aranıp bulunması gerekir. İşte standart zamanlar, bir işn yapılması için uygulanan çeşitli metotlar arasında maliyeti fazla olanların ( uzun zaman alan veya tezgah ve tertibatı gerektirenlerin) hesaplanmasında ve işletim üretim araçlarının bu yönden en iyi bir şekilde kombine edilmesinde de en önemli araçtır.  </p>
<p>3. Stok Kontrolü   </p>
<p>	Hammadde stokları bir işletmede satış hacmine göre değişen en önemli yatırımları oluştururlar. Gereksiz fazla stok yatırımları ya da hammaddenin gerektiğinde elde bulunmaması bir çok işletmenin başarısızlık sebepleridir.</p>
<p>	Mevcut ve gelecekteki satış hacmi, hammadde ve yarımamul miktarının bir ölçüsüdür. Ham ve yarımamul maddeler ısmarlanırken, ısmarlama tarihi ile teslim tarihi arasındaki süre gözönüne alınmalıdır. İmalat süresi ancak standart zamanlar yolu ile bilinebilir. Satış hacmine göre ayarlanan imalat miktarları için saptanan stok değerleri ancak standart zamanların bilinmesi ile kontrol edilebilir. Standart zamanlar olmadan sadece istatistiki kayıtlara dayanarak yapılan hesaplar işletmeyi zarara uğratabilir.</p>
<p>4. Standart Maliyetler </p>
<p>	Bir mamulün fiyatına giren başlıca masraflar; malzeme, işçilik ve genel masraflardır. Malzeme masrafları kolaylıkla hesaplanabilir. Aynı şekilde işçilik ve genel masrafların da sağlıklı bir şekilde hesaplanabilmesi gerekir. Direkt işçilik standart zamanlar cinsinden ifade edildikten sonra uygun katsayılar ile endirekt işçilikler ve genel masraflara geçilebilir. Bu konuda da daha önce elde edilen ve standartlara uymayan bilgilerin kullanılması belki işe yarayabilir; ama işletmenin başarısı alacağı kararların, gerçek verilere dayanması ile mümkündür ve bu konuda standart maliyetler bugünün modern endüstrisinde hayli önemli bir yere sahiptir.</p>
<p>5. Verimlilik Saptanması</p>
<p>	İşletmede mevcut makina, araç ve gereçlerin veriminin ne olduğunun araştırılmasında, bir işçinin çalıştırılabileceği makina sayısının saptanmasında, standart zamanlara ihtiyaç vardır. Böylelikle alınması gerekli tedbirlerin ne olması gerektiği daha sağlam verilere dayanmış olur.</p>
<p>6. İşgücü Planlaması </p>
<p>	İşletme içindeki iş yükünün uygun bir şekilde iş istasyonlarına dağıtılmaması iyi bir programlama yapılsa dahi işlemlerin aksamasına yol açabilir. Bazı iş postalarında ihtiyaç duyulan iş gücü miktarı ve dolayısıyla kaç kişinin çalışması gerektiği standart zamanlar aracılığı ile çoğu defa net olarak planlanabilir.</p>
<p>7. İş Standartları </p>
<p>Saptanan standart zamanlara göre her iş postasında ortalama olarak ne kadar bir tempo ile çalışıldığının bilinmesi ve dolayısıyla iş standartlarının elde edilmesi sadece Teşvikli Ücret Sistemlerine baz olmasından dolayı değil, fakat gerek yöneticilerin ve gerekse çalışanların görevlerini ne derece yerine getirdiklerini göstermesi bakımdan önemlidir.</p>
<p>Bir işletmede çeşitli ölçü birimlerinin standart zamanlar aracılığı ile zaman birimleri cinsinden ifade edilmesi değerendirme bakımından birçok kolaylıklar sağlar. Bu sayede değişik karakterdeki faaliyetlerin aynı birim ile ölçülmesi kolaylıkla gerçekleştirilebilmektedir. </p>
<p>8. Mamul Projelendirme  </p>
<p>	Mamullerin projelendirilmeleri esnasında metot, malzeme ve tasarım yönünden çeşitli alternatifler arasında bir seçim yapmak ancak standartlarla mümkündür.</p>
<p>	9. Yerleştirme ve Taşıma</p>
<p>	Zaman standartları, tezgahların yerleştirilmesinde ve taşıma problemlerinde de önemlidir. Malzemenin departmanlar arası ve departman içindeki taşınma durumu tezgah ve tertibatın seçimine ve işlemlerin sırasına etki eder. Şayet ham ve mamul malzemenin taşıma standartları mevcutsa çeşitli alternatifler arasında en uygun olan durum tespit edilebilir.</p>
<p>	10. Beşeri İlişkiler<br />
	Çalışanların nezaretçilerle olan ilişkileri yönünden de standart zamanların oynadığı rol önemlidir. Standart zamanlar aracılığı ile işlerin kimler tarafından yapılacağı, işleri kimin yöneteceği, işlem metotları ve standart olmayan metotların neler olduğu saptanır. Bunlar ise işletme içinde iyi bir çalışma atmosferinin doğmasında gerekli ön şartlardır.</p>
<p>	11. İş Değerlendirme<br />
	Zaman standartları işlerin göreceli değerlerinin saptanmasında da yardımcı olur. İş tariflerinin hazırlanmasında, her bir eleman için harcanan zamanın saptanarak fiziksel ve zihinsel gayret derecesinin elde edilmesinde faydalı olur. Böylelikle nezaretçiler yönettikleri elemanların iş değerleri ile standart performanslarını da kıyaslamak olanağı bulurlar.</p>
<p>B. İş Ölçüm Metotları<br />
Standart zamanların belirlenmesinde kullanılan İş Ölçüm Metotları Şekil 1.5 ‘de özetlenmektedir.  </p>
<p>	“İş Ölçümü”  terimi çalışan kimselerin, makinaların ya da gözlenebilen herhangi bir durumun zaman yönünden kantitatif olarak değerlendirilmesi anlamına gelmektedir. Çoğu defa “İş Ölçümü” teriminin Kronometraj veya Sentetik Zamanlar Metudu ile sınırlı olduğuna dair bir kanaat vardır. Oysa ki bu iki metodun dışında bu konuda uygulanabilen diğer metotlar da bulunmaktadır. </p>
<p>   6. Tablolar 	1	 	 	 	 	 	 	 <br />
BÖLÜM:	Fabrika Geneli	 	FAALİYET	 	MEVCUT	 	 <br />
YAPILAN İŞİN ÖZETİ:	Tencere İmalatı		İŞLEM		22	 <br />
 				 	 		 	 <br />
 				TAŞIMA<br />
 </p>
<p>		18	 <br />
 				 	 		 	 <br />
 				BEKLEME		5	 <br />
 				 	 		 	 <br />
 				KONTROL		1	 <br />
 				 <br />
 </p>
<p>		 	 <br />
 				STOKLAMA	 	2	 <br />
HAZIRLAYAN:	Lokman DEMİRYÜREK	UZAKLIK (m)	 	258	 <br />
TARİH:	15.01.2001			ZAMAN		69.5	 <br />
ONAYLAYAN:	Bilge Metal			(Adamxsaat)	 	 	 <br />
TARİH:	15.01.2001		 		 		 	 <br />
 			 		 		 	 <br />
ı 	ı<br />
Simge</p>
<p>	ı<br />
 	 	 	 	 	 	 	 <br />
Rulo Sac Depoda	 	 	 	 	 	 	 	 <br />
Taşıyıcı Kızağa	5	 	 	 	 	 	 	Vinç Aracılığıyla<br />
Besleyici Makinaya	5	 	 	 	 	 	 	Taşıyıcı Kızakla<br />
Besleyiciye Bağlama	 	 	 	 	 	 	 	Kontrol Panelinde Ayarlanır<br />
Pul Kesme	 	2	 	 	 	 	 	CNC ile<br />
Tüm Malzemenin Taşıyıcıya Yerleştirme	 	10	 	 	 	 	 	 <br />
Depolamaya	75	1,2	 	 	 	 	 	Fork Liftle<br />
Geçici Depolama	 	 <br />
 </p>
<p>	 	 	 	 	 <br />
Prese Taşıma	25	1	 	 	 	 	 	Hidrolik Pres<br />
Presleme İşlemi	 	0,7	 	 	 	 	 	1 İşci<br />
Ön Yıkamaya	4	1	 	 	 	 	 	Taşıyıcı Araba ile<br />
Ön Yıkama	 	3	 	 	 	 	 	2 İşci<br />
Puntaya	20	1	 	 	 	 	 	Taşıyıcı Araba ile<br />
Taban Puntalama	 	0,3	 	 	 	 	 	3 makina, 3 İşci<br />
Tüm Malzemenin Puntalanması	 	15	 	 	 	 	 	 <br />
Fırına	15	0,5	 	 	 	 	 	Araba<br />
Tavlama İşlemi	 	2	 	 	 	 	 	LPG li Fırında<br />
Taban Çakma Presine	2	0,1	 	 	 	 	 	Taşıyıcı Arabalar<br />
Taban Çakma 	 	0,05	 	 	 	 	 	3 İşci<br />
Tüm Malzemenin Çakılmasını Bekleme	 	5	 	 	 	 	 	 <br />
Boğaz Kesiciye	9	1	 	 	 	 	 	Taşıma Arabası ile<br />
Boğaz Kesme	 	0,1	 	 	 	 	 	1 işci<br />
Isıl İşleme	6	0,15	 	 	 	 	 	 <br />
Boğazın Isıl İşlemi	 	2	 	 	 	 	 	 <br />
Polisaja	9	2	 	 	 	 	 	Araba ile<br />
Dış Polisajlama	 	1,2	 	 	 	 	 	1 İşci<br />
İç Polisaja	5	0,1	 	 	 	 	 	Bant Yoluyla<br />
İç Polisajlama	 	1,2	 	 	 	 	 	1 İşci<br />
Polisaj İşleminin Tüm Ürünlere Uygulanması	 	5	 	 	 	 	 	 	 </p>
<p>Kıvırma Makinesine	10	0,5<br />
 </p>
<p>	 	 	 	 	Araba ile<br />
Boğaz Kıvırma	 	0,2	 	 	 	 	 	1 İşci<br />
Forma Çekiciye	5	0,3	 	 	 	 	 	 <br />
Boğaz&#8217;a Forma Çekme	 	0,4	 	 	 	 	 	 <br />
Yıkamaya	8	0,2	 	 	 	 	 	Araba ile<br />
Son Yıkama	 	3	 	 	 	 	 	Asitli Suda Yıkama<br />
Yıkama İşleminin Tüm Ürünlere Uygulanmasını Bekleme	 	6	 	 	 	 	 	 <br />
Zımpara Makinesine	2	0,5	 	 	 	 	 	Taşıma<br />
Taban Zımparalama	 	0,2	 	 	 	 	 	 <br />
Puntaya	2	0,05	 	 	 	 	 	Zımpara Makinesinin Yanında<br />
Kulp Puntalama	 	0.5	 	 	 	 	 	 <br />
Kapağın Kapatılması	 	0,05	 	 	 	 	 	Fason Alınan Kapaklar<br />
Kalite Kontrol	 	 	 	 	 	 	 	Aynı Yerde<br />
Kaliteye Göre Ayırma	 	 	 	 	 	 	 	Elle Yapılıyor<br />
Poşetlemeye	1	0,5	 	 	 	 	 	 <br />
Poşetleme	 	0,2	    	 	 	 	 	1 İşci<br />
Paketleme Bölümüne	10	2	 	 	 	 	 	Asansörle Üst Kata<br />
Paketleme İşlemi	 	3	 	 	 	 	 	5 İşci<br />
Depoya	40	5	 	 	 	 	 	Arabalarla<br />
Depolama	 	 	 	 	 	 	 	 	 </p>
<p>Önceki Metotda göze çarpan en önemli özellik taşıma mesafesinin fazlalığıdır. Basit bir tencere üretilirken yaklalık 0,5 km yol katetmektedir. Yapılan önerilen metodla bu yol mesafesi kısaltılmıştır tabii bu parçanın toplam üretim süresinide azaltmıştır. Önceki metod incelendiğinde yapılan işlemler arasında beklemelerin fazlalığı görülür, bunun sebebi parça bir işleme girdikten sonra ikinci işleme geçerken belirli sayıya ulaşılması beklenmektedir. Bu şekilde üretim yapıldığında parça ambardan ilk çıktığında son makina boşta durur parçanın son makinaya gelmewsi için belli bir sürenin geçmesi gerekir. Ayrıca en son parti işlendiğinde ilk üretimi yapan makinalar boşta kalır. Bu şekilde hep bir kısım makina atıl kapasitede çalışır. Geliştirdiğim metodda bu atıl kullanılan makineler ortadan kalkıyo ve parçanın toplam işleme zamanı büyük ölçüde düşüyor. Üretilen tencereler ikinci makinaya taşınırken arabalara konuluyor ve 72 tanesi bir arabada olunca diğer işleme geçiliyor ancak üretim makinaları arasına bant sistemleri konulursa parça diğer makinaya zaman kaybetmeden geçiyor. İkinci makinada üretilen parça bittiğinde diğer parça gelmiş oluyor ve aradaki zaman kaybı kalkıyor. Bant sistemi kurmak fazla yatırım gerektirmeyen bir işlem olduğundan bu işlem ucuz bir maliyetle halledilebilmektedir. Aşağıda düzeltilmiş yöntemin iş akış diyagramı verilmektedir.<br />
Bu şekilde yapılacak bir iyileştirme ile kazanılacak zaman % 80 lere yaklaşmaktadır.</p>
<p>Şekil</p>
<p>Yukardaki resimdende anlaşılabileceği gibi taşıma zamanları işlemin büyük bir kısmını oluşturmaktadır.</p>
<p>6.2. Düzeltilmiş Metod</p>
<p>ı 	ı<br />
Simge</p>
<p>	ı<br />
 	 	 	 	 	 	 	 <br />
Rulo Sac Depoda	 	 	 	 	 	 	 	 	   </p>
<p>Besleyici Makinaya	5	 	 	 	 	 	 	Taşıyıcı Kızakla<br />
Besleyiciye Bağlama	 	 	 	 	 	 	 	Kontrol Panelinde Ayarlanır<br />
Pul Kesme	 	2	 	 	 	 	 	CNC ile	   </p>
<p>Prese Taşıma	25	1	 	 	 	 	 	Hidrolik Pres<br />
Presleme İşlemi	 	0,7	 	 	 	 	 	1 İşci<br />
Ön Yıkamaya	4	1	 	 	 	 	 	Taşıyıcı Araba ile<br />
Ön Yıkama	 	3	 	 	 	 	 	2 İşci<br />
Puntaya	20	1	 	 	 	 	 	Taşıyıcı Araba ile<br />
Taban Puntalama	 	0,3	 	 	 	 	 	3 makina, 3 İşci	   </p>
<p>Fırına	15	0,5	 	 	 	 	 	Araba<br />
Tavlama İşlemi	 	2	 	 	 	 	 	LPG li Fırında<br />
Taban Çakma Presine	2	0,1	 	 	 	 	 	Taşıyıcı Arabalar<br />
Taban Çakma 	 	0,05	 	 	 	 	 	3 İşci	   </p>
<p>Boğaz Kesiciye	9	1	 	 	 	 	 	Taşıma Arabası ile<br />
Boğaz Kesme	 	0,1	 	 	 	 	 	1 işci<br />
Isıl İşleme	6	0,15	 	 	 	 	 	 	 </p>
<p>Boğazın Isıl İşlemi	 	2<br />
 </p>
<p>	 	 	 	 	 <br />
Polisaja	9	2	 	 	 	 	 	Araba ile<br />
Dış Polisajlama	 	1,2	 	 	 	 	 	1 İşci<br />
İç Polisaja	5	0,1	 	 	 	 	 	Bant Yoluyla<br />
İç Polisajlama	 	1,2	 	 	 	 	 	1 İşci<br />
 	 	 	 	 	 	 	 	 <br />
Kıvırma Makinesine	10	0,5	 	 	 	 	 	Araba ile<br />
Boğaz Kıvırma	 	0,2	 	 	 	 	 	1 İşci<br />
Forma Çekiciye	5	0,3	 	 	 	 	 	 <br />
Boğaz&#8217;a Forma Çekme	 	0,4	 	 	 	 	 	 <br />
Yıkamaya	8	0,2	 	 	 	 	 	Araba ile<br />
Son Yıkama	 	3	 	 	 	 	 	Asitli Suda Yıkama<br />
 	 	 	 	 	 	 	 	 <br />
Zımpara Makinesine	2	0,5	 	 	 	 	 	Taşıma<br />
Taban Zımparalama	 	0,2	 	 	 	 	 	 <br />
Puntaya	2	0,05	 	 	 	 	 	Zımpara Makinesinin Yanında<br />
Kulp Puntalama	 	0.5	 	 	 	 	 	 <br />
Kapağın Kapatılması	 	0,05	 	 	 	 	 	Fason Alınan Kapaklar<br />
Kalite Kontrol	 	 	 	 	 	 	 	Aynı Yerde<br />
Kaliteye Göre Ayırma	 	 	 	 	 	 	 	Elle Yapılıyor<br />
 	 	 	 	 	 	 	 	 	   </p>
<p>Paketleme Bölümüne	10	2	 	 	 	 	 	Asansörle Üst Kata<br />
Paketleme İşlemi	 	3	 	 	 	 	 	5 İşci<br />
Depoya	40	5	 	 	 	 	 	Arabalarla<br />
Depolama	 	 	 	 	 	 	 	 	 </p>
<p>6.3. İnsan Makina Şemaları</p>
<p>İNSAN MAKİNA ŞEMALARI	 <br />
ETÜT NO:            03                                                                                                               SAYFA NO:	 <br />
BÖLÜM:Fabrika Geneli<br />
İŞİİıışıışıışı 	 <br />
 	 <br />
 	 <br />
 	 <br />
 	 	   </p>
<p>HAZIRLAYAN: Lokman DEMİRYÜREK<br />
TARİH: 15.01.2001<br />
ONAYLAYAN: Bilge Metal<br />
TARİH: 15.01.2001<br />
 	 	 	 	 	 <br />
İşlem No	Yapılan İşlem	İNSAN	MAKİNA	 <br />
1	Besleyiciye	Boş Zaman	Rulo Levhayı Taşıma          64 sn	 <br />
2	Besleyiciye Bağlama	Kontrol Panelini Yönetiyor	Rulo Levha Bağlanıyor	 <br />
3	Pul Kesme	Denetliyor	Levhaları Yuvarlak Olarak Kesiyor  3 sn	 <br />
4	Prese Taşıma	Malzemeyi Prese taşıyor	Pres Boşta	 <br />
5	Presleme İşlemi	Boş Zaman	Presleme İşlemi                   42 sn	 <br />
6	Ön Yıkamaya	Malzemeleri Taşıyor	Ön Yıkama Makinesi Boşta	 <br />
7	Ön Yıkama	Boş Zaman	Yıkama İşlemi 59 sn	 <br />
8	Puntaya	Malzemeyi taşıyor	Punta Boşta	 <br />
9	Taban Puntalama	Boş Zaman	Taban Puntalanıyor 57 sn	 <br />
10	Taban Çakmaya	Malzemeyi Taşıyor	Cakıcı Pres Boşta	 <br />
11	Taban Çakma	Boş Zaman	Taban Çakılıyor  3 sn	 <br />
12	Boğaz Kesiciye	Malzemeleri Taşıyor	Makina Boşta	 <br />
13	Boğaz Kesme	Boş Zaman	Boğaz Kesiliyor 1.1<br />
14	Isıl İşleme	Malzeme Taşınıyor	Makina Boşta<br />
15	Isıl İşlem	Boş Zaman	Isıl İşlem Uygulanıyor 120 sn<br />
16	Polisaj Departmanına	Malzeme Taşınıyor	Polisaj Makinası Boşta<br />
17	Dış Polisaj	Boş Zaman	Polisajlama 72 sn<br />
18	 	 	 <br />
19	İç Polisaj	Malzeme Taşınıyor	İç Polisaj Makinesi boşta<br />
20	Polisajlamanın Yapılması	Boş Zaman	Polisajlama 70 sn<br />
21	Kıvırma Makinesine	Malzeme Taşınıyor	Makina Boşta<br />
22	Boğaz Kıvırma	Boş Zaman	Boğaz Kıvırma 14.5 sn<br />
23	Forma Çekiciye	Malzeme Taşınyor	Forma Çekici Boşta<br />
24	Boğaz’a Forma Çekme	Boş Zaman	Forma Çekme 23.5 sn<br />
25	Yıkamaya	Malzeme Taşınyor	Yıkama Makinası Boşta<br />
26	Son Yıkama İşlemi	Boş Zaman	Malzeme Yıkanıyor 179 sn<br />
27	Zımpara Makinesine	Malzeme Taşınyor	Zımpara Makinası Boşta<br />
28	Taban Zımparalama	Boş Zaman	Taban Zımparalanıyor 12.8 sn<br />
29	Puntaya	Malzeme Taşınyor	Punta Boşta<br />
30	Kulp Puntalanması	Boş Zaman	Puntalama İşlemi 28.8	 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/uretilen-duduklu-tencere%e2%80%99nin-imalat-prosesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/toplam-kalite-yonetimi-21/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/toplam-kalite-yonetimi-21/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 00:26:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor2</dc:creator>
				<category><![CDATA[ÜRETİM VE LOJİSTİK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/2010/01/16/toplam-kalite-yonetimi-21/</guid>
		<description><![CDATA[TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ
Günümüz koşullarında kuruluş yöneticiliği klasik usullere göre yapılmaktadır. Yani en üst makam işin genel tanımını yapmakta, bu genel tanım daha alt kademelere inildikçe ayrıntılandırılmakta, ve en alt kademede de uygulanmaktadır. Uygulayıcının işi tarif edildiği şekilde yapmaktan başka sorumluluğu bulunmamaktadır. İş ile ilgili geliştirme faaliyetlerini düşünme ve planlama daha üst kademelerin görevidir. Oysa bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ</p>
<p>Günümüz koşullarında kuruluş yöneticiliği klasik usullere göre yapılmaktadır. Yani en üst makam işin genel tanımını yapmakta, bu genel tanım daha alt kademelere inildikçe ayrıntılandırılmakta, ve en alt kademede de uygulanmaktadır. Uygulayıcının işi tarif edildiği şekilde yapmaktan başka sorumluluğu bulunmamaktadır. İş ile ilgili geliştirme faaliyetlerini düşünme ve planlama daha üst kademelerin görevidir. Oysa bir işi en iyi o işi yapan bilir. Bu nedenle işle ilgili geliştirme faaliyetlerine bizzat o işi yapanların katılımının sağlanması, işin başarı şansını artıracaktır. İşi bizzat yapanlar işin içerisinde üst kademedeki insanların hiçbir zaman göremeyeceği ve bilme olasılıklarının bulunmadığı pek çok sıkıntıyı yaşarlar ve o sıkıntının giderilmesine yönelik düşünceler geliştirirler. Aynı şekilde işte sıkıntı olmasa bile işin geliştirilmesi ile ilgili ilginç ve orijinal fikirler geliştirilir. Ancak bu düşünceleri ve ilginç ve orijinal fikirleri çoğunlukla kendilerinde saklı kalır, daha üst kademelere iletilemez. İşte bu düşünce ve fikirlerin yani yaratıcılığın özendirilmesi ve desteklenmesi işin kalitesini ve başarı oranını artırıcı yönde etki yapacaktır. Bu felsefeden yola çıkılarak, en alt kademeden üst kademelere doğru bir iletişim artışı gereği ortaya çıkmış ve neticede toplam kalite yönetimi uygulamalarına ulaşılmıştır. Böylece bir işletmede çalışanların tamamının, sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getiren, ancak bunun yanında yaptığı işin daha verimli yapılması, iş süreçlerinin geliştirilmesi konusunda sürekli düşünen ve belirlenmiş çeşitli sistematik katılım yöntemleri ile bu düşüncelerini ve becerilerini sisteme katan, yani yeni bir çalışan davranışı sergilemesini gerektiren, yöneticilerin de çalışanları teşvik edici, katılımını sağlayıcı, inisiyatif kullanmayı, sorumluluk almayı ve yenilikler yaratmayı teşvik eden bir insan kaynakları planlama sistemi kurmasını gerektiren bir oluşum ortaya çıkmıştır.<br />
Toplam kalite yönetimi, tüm sosyal paydaşların dengeli bir şekilde mutlu kılınmasıdır.<br />
Toplam Kalite Yönetimi’ni, salt mekanik unsurları ile değerlendirip, artık modası geçti diyen “guru”lar var. TKY’ nin yerini alacağını söyledikleri şeyler, hepsi kendi icadı olan yeni kavramlar. Ancak dikkatli bakıldığında, söyledikleri, Toplam Kalite Yönetiminin belli parçaları. Bunu niçin yapıyorlar? Profesyonel danışmanlık yaşantılarını devam ettirebilmek için yeni ve kendilerine özgün jargon icat etmekle yükümlü kılıyorlar kendilerini. Ama bu jargonun ifade ettikleri zaten toplam kalite yönetiminin içinde var.<br />
Sizlerle toplam kalite yönetiminin ne olup ne olmadığını tartışmak istiyorum:<br />
Toplam Kalite Yönetimi, salt iş dünyasında veya sanayi şirketlerinde kullanılabilecek, onlara özgü bir şey değildir. Bir yönetimin söz konusu olduğu her yerde kullanılabilir.<br />
Toplam Kalite Yönetimi, ISO 9000 veya ISO 14000 değildir. Bunlar, TKY’nin minimum gerekleridir. Bunlar olmadan TKY olmaz; ama sadece bunlarla da TKY olmaz.<br />
Toplam Kalite Yönetimi, Genel Müdür tarafından alt kademelere delege edilebilecek bir olgu değildir.<br />
Toplam Kalite Yönetimi, ayrı bir mali bütçe ile özel bir departman tarafından yönetilen bir şey değildir.<br />
Toplam Kalite Yönetimi, “Kalite Çemberleri” değildir. Bunlar, TKY’nin bir önceki aşaması olan TKK (Toplam Kalite Kontrolü)’nin unsurlarıdır ve çalışanların katılımı kavramının oluşmasında öncülük yapmışlardır.<br />
Toplam Kalite Yönetimi, Balık kılçığı diyagramları, problem çözme teknikleri veya pareto analizleri değildir, ama bunlar TKY’de kullanılan unsurlardır.<br />
Toplam Kalite Yönetimi, ödül almak için uygulanan ve ödülle kalitenizi belgeleyerek bunu PR olayı yaparak satışlarınızı artırmak için kullandığınız bir şey hiç değildir.<br />
Toplam Kalite Yönetimi, fabrikalarınızda kuş, civciv besleme demek de değildir.<br />
Çalışanın sendikalı veya sendikasız olması, Toplam Kalite Yönetimini etkilemez. Ancak TKY uygulanan işyerlerinde ezilen ve hakları gasp edilen olmadığından, sendikanın da klasik söylemleri değiştirmesi gerekir.<br />
Toplam Kalite Yönetimi nedir?<br />
Toplam kalite yönetimi; bir kuruluşun mevcut olan tüm faaliyetlerinin sürekli olarak iyileştirilmesi ve bu çalışmalar içerisinde görev alan tüm çalışanların sürekli iyileştirme çalışmalarına kesin ve aktif olarak katılmasıyla çalışanlar, hizmetten veya üretilenlerden faydalananlar ve bütün olarak toplumun memnun edilerek maksimum kazancın sağlanmasıdır.<br />
Toplam Kalite Yönetimi her şeyden önce bir yönetim felsefesidir. Bu felsefe, insanın mutluluğunu esas alır. İnsan çalışanlarınızdır, insan müşterilerinizdir, insan ortaklarınızdır, insan bayilerinizdir, insan tedarikçilerinizdir, insan toplumdur. Şu anda insanlarla çalışıyoruz, yarın da insanlarla çalışacak isek, temelinde insan yatan bu felsefenin modası hiçbir zaman geçmeyecektir. Toplam Kalite Yönetimi, bir şemsiyedir ve esnek bir kavramdır; insanın mutluluğunu esas alan her türlü yönetim aracı bu şemsiyenin altına girer. Toplam Kalite Yönetimi, tüm sosyal paydaşların dengeli bir şekilde mutlu kılınmasıdır.<br />
Toplam Kalite Yönetimi demokrasidir. Herkes fikrini serbestçe söyleyebilmeli ve herkes yönetime ve kararlara bir şekilde katılabilmelidir. Çalışanların önerilerini dinleme, onlara değer vermek ve ödüllendirmek gerekir.<br />
Toplam Kalite Yönetiminde iletişim çok önemlidir. Tüm çalışanlarınızla çift yönlü ve sağlıklı iletişim kurmanız gerekir. Özellikle kurumunuzun vizyon ve misyonunu tüm çalışanların bilmesi, hedefe ulaşmada sinerjiyi sağlar. Bu iletişimi hızlandırmak için yalın organizasyona geçilmeli, hiyerarşi yok edilmeli ve açık kapı politikaları uygulanmalıdır.<br />
Toplam Kalite Yönetimi “devamlı iyileştirme”yi esas alır. Tüm süreçlerinizi yeniden gözden geçirip nasıl daha iyi olabilir, nasıl daha hızlı olabilir diye sorgulamak ve devamlı iyileştirme yapmak gerekir. Bunun için ekip çalışmalarına, çalışanların önerilerine gereksinim vardır.<br />
Kıyaslama ve ölçümler gereklidir. Tüm süreçlerinizde metrikler belirlemeli ve bunlardaki iyileşmeyi “dünyada en iyiler” ve “sektöründe en iyiler” ile kıyaslamalısınız.<br />
Toplam Kalite Yönetiminde iç ve dış müşteriler belirlenmeli, onların beklentileri karşılanmalıdır.<br />
Gümrük duvarlarının ve korumacılığın kalkması sonucu, uluslararası kuruluşlar, küreselleşen dünyanın her yerinde rakip olarak karşımıza çıkmaktadır.<br />
Müşterilerin seçenek olanakları ve teknolojik beklentileri artmakta, hatalara karşı hoşgörüsü giderek azalmaktadır. Müşteriler artık standartlara uygun, beklentilerini aşan ürün ve hizmetleri; topluma, çevreye saygılı, müşteri için en iyiyi yapmaya hazır, kendisi ile satış sonrasında rahat bir diyalog kurabileceği ve kendi personelini tatmin etmiş, güler yüzlü kuruluşlardan temin etmektedir.<br />
Müşterilerin bu davranış biçimi, ister istemez Toplam Kalite Yönetimi felsefesini getirmektedir ve getirmeye devam edecektir.</p>
<p>K A Y N A K L A R  :<br />
www.tanjuargun.com<br />
www.sitetky.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/toplam-kalite-yonetimi-21/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÜKETİCİ KREDİLERİ</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/tuketici-kredileri-3/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/tuketici-kredileri-3/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 00:26:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor2</dc:creator>
				<category><![CDATA[ÜRETİM VE LOJİSTİK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/2010/01/16/tuketici-kredileri-3/</guid>
		<description><![CDATA[1.1.TÜKETİCİ KREDİLERİ
	Bir mal ya da hizmetin satın alınması amacına bağlı olarak ya da olmaksızın, ticari amaçlar dışında gerçek kişilere , belli faiz, taksit ve ödeme şartlarında geri ödenmek üzere kullandırılan krediler tüketici kredisi olarak tanımlanmaktadır.
	Tüketici kredileri , ülkeler , bankalar ve banka dışı tüketici kredi kurumları , konu ve müşteri itibariyle farklılık arz etmektedir. Ancak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1.1.TÜKETİCİ KREDİLERİ<br />
	Bir mal ya da hizmetin satın alınması amacına bağlı olarak ya da olmaksızın, ticari amaçlar dışında gerçek kişilere , belli faiz, taksit ve ödeme şartlarında geri ödenmek üzere kullandırılan krediler tüketici kredisi olarak tanımlanmaktadır.<br />
	Tüketici kredileri , ülkeler , bankalar ve banka dışı tüketici kredi kurumları , konu ve müşteri itibariyle farklılık arz etmektedir. Ancak esas itibariyle,<br />
	a)Doğrudan nakit şeklinde ve<br />
	b)Mal ve hizmet satın alımının finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla , kullandırılan krediler olmak üzere iki tür tüketici kredisi tanımlanmaktadır.<br />
	Tüketici kredilerinde vade , kullanıcının ihtiyaçlarına bağlı olmakla beraber genelde3 ila 18 ay cıvarındadır.<br />
	Faiz oranı , piyasa koşullarına ve bankaların plasman politikalarına bağlı olarak değişmektedir.<br />
	Konut , araba ve dayanıklı tüketim malları alımının finansmanı ve daha birçok konuda tüketici kredisi kullanma imkanı bulunmaktadır.<br />
	Halihazırda bankacılık sektöründe faaliyet gösteren bankaların yarısından fazlası tüketici kredisi kullandırmaktadır. Ayrıca 545 sayılı KHK ile değişik 90 sayılı KHK hükümlerine göre faaliyet gösteren finansman şirketleri de tüketici kredilerini kullandırmaya yetkilendirilmiştir. 1996 yıl sonu itibariyle 4 finansman şirketi faaliyet göstermektedir.</p>
<p>1.2.TÜKETİCİ KREDİLERİNİN OLUMLU VE OLUMSUZ YÖNLERİ<br />
	Banka ve Tüketici finansman şirketleri , tüketicilere olduğu kadar üretici ve satıcılara da birçok olanak sağlamaktadır. Tüketiciler , ihtiyaç duydukları mal ve hizmetleri nakit para kullanmaksızın alma imkanına kavuşurken , üretici ve satıcılar da mallarının parasını peşin olarak tahsil edebilmektedir.<br />
	Artan rekabet şartları altında faaliyet gösteren bankaların tüketici kredileri kullandırmaları , ilave plasman yoluyla bu bankaların kar kaynaklarını artırmaktadır. Öte yandan , yoğun tüketici kredisi kullandırılması , bankalar için riskin dağıtılması sonucunu beraberinde getirmektedir.<br />
	Tüketici kredileri yoluyla efektif talep artmakta , bu da üretimi ve dolayısıyla milli geliri artırmakta ve ekonomik faaliyet hacmini canlı tutmaktadır. Öte yandan tüketici refahı da artmaktadır.<br />
	Bu kredilerin aşırı kullanımının , insanları gereksiz tüketime iteceği , tasarrufları azaltacağı ve gelecekteki tasarrufların bugünden harcanması sonucunu doğuracağı ve böylelikle de reel yatırımlarda düşme görüleceği ileri sürülmektedir . İlave olarak , yoğun tüketici kredisi kullanımının talep artışı yoluyla enflasyonist etki doğuracağı da ileri sürülmektedir. Ayrıca , ithalat eğilimi yüksek bazı gelişmekte olan ülkelerde bu tip kredilerin dış ticaret  dengesini bozucu etki yaratacağı da savunulan görüşler arasında dır. Bu görüşlerin haklı yönlerinin olması mümkün görülmekte birlikte , kesin yargıya ancak ampirik çalışmaların neticesinde varılması gerekmektedir.<br />
	Öte yandan , artan bireysel tüketici kredileri hacminin , ekonomik daralma dönemlerinde konjonktürden etkilenmesi neticesinde bu tip kredilerin dalgalanmalara olan esnekliğinin yüksek olması nedeniyle önemli tutarda risk teşkil etmesi mümkündür. Bir başka deyimle , bu tip işlemlerde kredi değerliliği konusu önem kazanmaktadır.<br />
BÖLÜM 2.<br />
TÜKETİCİ KREDİSİ UYGULAMASINDA FİNANSMAN ŞİRKETLERİ VE 90 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME VE İLGİLİ MEVZUAT</p>
<p>2.1.ÖDÜNÇ PARA VERME İŞLERİ HAKKINDA 90 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME<br />
	Ödünç para verme işleri ile uğraşanların faaliyetleri ve denetlenmelerine ilişkin esaslar 90 sayılı KHK’de 5/4/1983 tarih ve 2810 sayılı Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca 30/9/1983 tarihinde kararlaştırılmış ve 6/10/1983 tarih ve 18183 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış ve 6/10/1983tarih ve 18183 sayılı Resmi Gazetenin mükerrer sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.</p>
<p>2.1.1.AMAÇ<br />
	90 Sayılı KHK’nin amacı , faiz veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya ipotek almak süretiyle sürekli olarak ödünç para verme işleriyle uğraşan gerçek kişilerin ve finansman şirketleri ile faktoring şirketlerinin faaliyetlerinin düzenlenmesi.</p>
<p>2.1.2.KAPSAM<br />
	İkrazatçılar , finansman şirketleri ve faktoring şirketleri bu KHK hükümlerine tabidir.</p>
<p>2.1.3.TANIMLAR<br />
	Kanun Hükmünde Kararname’de geçen;<br />
Finansman şirketi: Devamlı ve mutad iştigal konusu olarak her türlü mal ve hizmet alımını kredilendirmek üzere ödünç para veren tüketici kredi şirketlerini,<br />
	Bakanlık: Hazine Müsteşarlığı’nın bağlı olduğu Bakanlığı,<br />
	Müsteşarlık: Hazine Müsteşarlığı,<br />
İfade etmektedir.</p>
<p>2.1.4.KURLUŞ VE FAALİYET ŞARTLARI<br />
	Finansman şirketleri Müsteşarlığın ön izni ile kurulurlar. Bu şirketlerin ;<br />
Anonim şirket olmaları,<br />
Sermayelerinin Müsteşarlıkça belirlenen miktardan az olmaması,<br />
Sermayelerinin %10 ve daha fazlasına sahip ortakları ile , yönetim kurulu üyeleri , genel müdürleri , genel müdür yardımcıları ve 1. dereceden imza yetkililerin:<br />
35 sayılı KHK ile ek ve değişiklikleri uyarınca haklarında tasfiye kararı alınanlar,<br />
Müflis veya konkordato talep etmemiş ,<br />
Vergi kaçakçılığı veya vergi kaçakçılığına teşebbüs suçlarından dolayı hüküm giymemiş ,<br />
Ağır hapis veya 5 yıldan fazla hapis yahut zimmet , ihtilas , irtikap , rüşvet , hırsızlık , dolandırıcılık , sahtecilik , inancı kötüye kullanma , dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlardan mahkum olmamış kişiler olması,<br />
gerekmektedir.<br />
	Finansman şirketleri kuruluşlarının ticaret siciline tescili tarihinden itibaren en geç 180 gün içinde faaliyet izni almak için Müsteşarlığa başvururlar. Süresi içinde başvurmayanlara izin verilmez.</p>
<p>2.1.5.DÜZENLEME YETKİSİ<br />
	Müsteşarlık , TCMB’nın görüşünü alarak , finansman şirketlerinin kuruluş ve faaliyetleri ile ilgili usul ve esasları düzenlemeye yetkilidir.<br />
	Müsteşarlık , TCMB’nın görüşünü alarak bu KHK hükümlerine göre faaliyette bulunacak finansman şirketlerinin uygulayacakları faiz oranları ile alacakları masraf ve gelirlerin azami oranlarını tespite veya serbest bırakamaya yetkilidir.<br />
	Finansman şirketleri ;<br />
	a)Ana faaliyet konuları dışında başka işle iştigal edemezler,<br />
	b)Teminat mektubu veremezler,<br />
	c)Mevduat veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı para toplayamazlar . Sermaye Piyasası Kanununa göre menkul kıymet ihracı ile uluslararası piyasalardan ödünç para alınması bu hükmün dışındadır.<br />
	Finansman şirketlerinin ana sözleşme değişikliklerine izin verilebilmesi Müsteşarlıktan uygun görüşünün alınmasına bağlıdır.<br />
	Müsteşarlık bu KHK’nin uygulanmasını izlemek amacıyla , Finansman şirketlerinden belirleyeceği esaslar ve örneklere uygun olarak cetvel rapor ve mali tablolar istemeye , mali bünyeleri ve kaynaklarının kullanımı ile ilgili standart rasyoları ile mali tablolarının gerekli gördüğü takdirde yayımlanmasına ilişkin usul ve esasları , TCMB’nın da görüşlerini alarak tespite yetkilidir. İlgili kişi ve kuruluşlar bu cetvel , rapor ve mali tabloları Müsteşarlığa tevdi etmek ve tespit edilecek rasyolara uymak zorundadırlar.</p>
<p>2.1.6.DENETLEME<br />
	Kanun Hükmünde Kararnameye tabi gerçek ve tüzel kişilerin faaliyetleri Müsteşarlıkça denetlenir.<br />
	Maliye Bakanlığı da , bu KHK’ ye tabi gerçek ve tüzel kişileri her halükarda denetleme yetkisini haizdir.<br />
	Bu KHK’ye tabi gerçek ve tüzel kişiler , denetim elemanlarınca istenecek her türlü bilgiyi vermek , defter ve belgelerini ibraz etmek ve incelemelere hazır tutmak zorundadır.<br />
	Müsteşarlık bu KHK’ye tabi gerçek ve tüzel kişilerden her türlü bilgi ve belgeyi talep edebilir.</p>
<p>2.1.7.PARA VE HAPİS CEZALARI<br />
	KHK’nin Kuruluş ve faaliyete geçme şartları düzenleme yetkisi ve denetleme konusundaki maddelerinde yazılı yükümlülük ve sorumlulukları yerine getirmeyenler 100.000 liradan 500.000 liraya kadar ağır para cezasına çarptırılırlar.<br />
	Bu suçların tekrarı halinde cezalar 3 katına çıkarılarak hüküm olunur.<br />
	Bakanlar Kurulu , bu maddede yazılı parasal miktarları 1983 yılı temel olmak üzere , Ticaret Bakanlığınca yayımlanan toptan eşya fiyatları indeksinin gerektirdiği sınırları aşmamak kaydıyla artırmaya yetkilidir.</p>
<p>2.2.ÖDÜNÇ PARA VERME İŞLERİ HAKKINDA KHK’NİN GEÇİCİ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞTİRİLMESİNE İLİŞKİN 545 SAYILI KHK’NİN GEÇİCİ MADDESİ<br />
	Geçici 1. Madde KHK’de yapılması öngörülen düzenlemelere ilişkin yönetmenliklerin 6 ay içinde hazırlanarak yürürlüğe konulacağı hükme bağlanmıştır.</p>
<p>2.3.FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN KURULUŞ VE ÇALIŞMA ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK<br />
	Kararnamenin 13. Ve geçici 1. Maddesi gereği 26/7/94 tarih ve 22002 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelik aşağıda değerlendirilmiştir.</p>
<p>2.3.1.AMAÇ VE KAPSAM<br />
	Yönetmeliğin amacı , Ödünç Para Verme İşleri Hakkında 30/9/83 tarihli ve 90 sayılı KHK’nin 545 sayılı KHK ile değişik 13 üncü maddesi hükümleri çerçevesinde , devamlı ve mutad iştigal konusu olarak her türlü mal ve hizmet alımını kredilendirmek üzere ödünç para veren finansman şirketlerinin kuruluş ve çalışma esas ve kurallarını belirlemektir.<br />
	Yönetmelik hükümleri , taksitli satış , basım ve yayım yoluyla kapsamlı satış ve kapıdan satışlar ile bu satışları yapan gerçek ve tüzel kişilere uygulanmaz.</p>
<p>2.3.2.TANIMLAR<br />
	Bu Yönetmelikte geçen;<br />
	a)Finansman Şirketi: Devamlı ve Mutad iştigal konusu olarak her türlü mal ve hizmet alımını kredilendirmek üzere ödünç para veren tüketici kredi şirketlerini,<br />
	b)Finansman Şirketi Faaliyet İzin Belgesi: Faaliyette bulunmasına izin verilen finansman şirketlerinin merkezleri adına düzenlenen imzalı soğuk damgalı belgeyi,<br />
	c)Finansman Şirketi Şube İzin Belgesi : Finansman şirketlerinin Müsteşarlıkça açılmasına izin verilen şubeleri için bulundukları mahallin adı belirtilmek süretiyle düzenlenen imzalı ve damgalı belgeyi,<br />
	d)Şube : Münhasıran finansman şirketine bağlı olarak çalışan idaresi yönetim kurulu kararıyla atanan yönetici vasıtasıyla yürütülen mahalli teşkilatı,<br />
	e)Tüketici : Malı veya hizmeti özel amaçlarla satın alarak nihai olarak kullanan veya tüketen gerçek veya tüzel kişiyi,<br />
	f)Satıcı : Kamu kurum ve kuruluşları da dahil olmak üzere tüketiciye mal satan veya hizmet sunan gerçek veya tüzel kişiyi,<br />
	g)Mal : Ticaret konusu taşınır eşyayı,<br />
	h)Müsteşarlık : Hazine Müsteşarlığını ,<br />
ifade etmektedir.</p>
<p>2.3.3.KURULUŞ İZNİ<br />
	Kurucular , finansman şirketi kuruluşu için gerekli bilgi ve belgelerle birlikte , ön izin almak üzere Müsteşarlığa başvuruda bulunurlar.<br />
	Müracaatları Müsteşarlıkça uygun görülenlere ön izin verilir.</p>
<p>2.3.4.KURULUŞ İZİN ŞARTLARI<br />
	Finansman şirketlerinin kuruluşlarına izin verilebilmesi için ;<br />
	a)Anonim şirket şeklinde kurulmaları,<br />
	b)Ödenmiş sermayelerinin 200 milyar TL’ndan az olmaması ,<br />
	c)Hisse senetlerinin tamamının nama yazılı olması ve nakit karşılığı çıkarılması ,<br />
	d)Sermayenin %10 ve daha fazlasına sahip ortakların ,<br />
	1)35 sayılı KHK ile ek ve değişiklikleri uyarınca haklarında tasfiye kararı alınmamış olması ,<br />
	2)Müflis veya konkordato talep etmiş olmamaları,<br />
	3)Ağır hapis veya 5 yıldan fazla hapis yahut zimmet , ihtilas , irtikap , rüşvet , hırsızlık , dolandırıcılık , sahtecilik inancı kötüye kullanma , dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlardan mahkumiyetlerinin bulunmaması ve vergi kaçakçılığı veya vergi kaçakçılığına teşebbüs suçlarından dolayı hüküm giymemiş olmaları ,<br />
	e)Tüzel kişi ortakların %10 ve daha fazla paya sahip olan ortaklarının ,bu maddenin (d) bendinde sayılan şartları taşımaları,<br />
	f)Tüzel kişi ortakların , mali bünyelerinin , şirketin kuruluşunda taahhüt ettikleri sermaye miktarını karşılayabilir düzeyde olması ,<br />
gerekmektedir.<br />
	Bu maddede belirtilen ödenmiş sermaye tutarı , kredi konusu sektörler itibariyle Müsteşarlıkça artırılabilir. Ancak , bu tutar , belirlenen 200 milyar liranın 5 katını aşamaz.</p>
<p>2.3.5.İZİN İÇİN İSTENEN BİLGİ VE BELGELER<br />
	Finansman şirketinin kuruluşunda aşağıdaki bilgi ve belgeler istenir;<br />
	a)Şirket ana sözleşmesi,<br />
	b)Gerçek kişi kurucu ortakların,<br />
		1)Ayrıntılı özgeçmişleri, nüfus kağıdı örnekleri , ikametgah ilmuhaberleri kururcu tanıtım formları,<br />
		2)Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin (d) bendinde yer alan şartları haiz olduklarına dair ilgili mercilerden alınan belgeler ,<br />
	c)Tüzel kişi kurucu ortakların bir önceki faaliyet yılına ait bilanço ,kar-zarar tabloları ve faaliyet raporların ile kurucu tanıtım formları,<br />
	d)Şirketin kurulması ile ilgili olarak hazırlanan ve yapılması düşünülen kredilendirme işlemlerine ve kredi konusu mal ve hizmet türlerine ilişkin açıklamaları içeren rapor,</p>
<p>2.3.6.FAALİYETE GEÇİŞ ŞARTLARI<br />
Finansman şirketleri , kuruluşlarının Ticaret Siciline tescili tarihinden itibaren en geç 180 gün içinde faaliyet izni almak için Müsteşarlığa başvururlar.<br />
	Ancak bu süre , ön izin tarihinden itibaren 9 ayı geçemez.<br />
	Başvuru sırasında aranacak bilgi ve belgeler şunlardır;<br />
	a)Ana sözleşmenin yayımlandığı Ticaret Sicil Gazetesinin bir nüshası,<br />
	b)İmza yetkisini haiz kişilerin noter tasdikli imza sirküleri ,<br />
	c)Genel Müdür ve genel müdür yardımcıları ile 1.derece imza yetkisine sahip olan yöneticilerinin yüksek öğrenim gördüklerine ve Yönetmeliğin 4. Maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan şartları haiz olduklarına ilişkin belgeler,<br />
	d)Uygun hizmet birimlerinin kurulmuş olduğunu , bu birimler için yeterli personel kadrosunun oluşturulduğunu , iç kontrol sisteminin kurulduğunu ve personelin bunu uygun görev tanımları ile yetki ve sorumluluklarını gösterir bilgi ve belgeler.</p>
<p>2.3.7.İZİN BELGESİ VE ALENİYET<br />
	Faaliyette bulunmaları uygun görülenlere , Müsteşarlıkça “Finansman Şirketi Faaliyet İzin Belgesi” verilir. İzin belgesi , herkesin görebileceği şekilde , işyerinde asılı bulundurulur.</p>
<p>2.3.8.FAALİYET İZNİNİN İPTALİ<br />
	Verilen izne uygun olarak belge tarihini izleyen 1 yıl içinde faaliyete geçilmemesi veya faaliyete sürekli olarak 1 yıl veya daha fazla ara verilmesi halinde Müsteşarlıkça verilen faaliyet izin belgeleri iptal edilir.<br />
	Denetlemeler sonucu bu Yönetmelik hükümlerine ve genel mevzuata aykırı işlem yapıldığının tespit edilmesi veya bu Yönetmelik uyarınca Müsteşarlıkça verilen faaliyet izin belgeleri iptal edilir.<br />
	Denetlenmeler sonucu bu Yönetmelik hükümlerine ve genel mevzuata aykırı işlem yapıldığının tespit edilmesi veya bu yönetmelik uyarınca Müsteşarlık tarafından istenen bilgi ve belgelerin süreleri içerisinde gönderilmemesi halinde Müsteşarlıkça finansman şirketlerinin ve şubelerinin faaliyetleri 1 ay süreyle geçici olarak durdurulur ve iki yıl içerisinde faaliyetleri iki kez geçici olarak durdurulan finansman şirketlerine bu tedbir üçüncü kez uygulanmaz faaliyet izin belgeleri iptal edilir.<br />
	Faaliyet izni bulunmayanlar ve faaliyet izni iptal edilenler faaliyette bulunmaz ; ticaret unvanlarında , ilan ve reklamlarında veya işyerlerinde faaliyette bulundukları izlenimini yaratacak hiçbir kelime , deyim ve işaret kullanamazlar.</p>
<p>2.3.9.HİSSE DEVRİ VE ANA SÖZLEŞME DEĞİŞİKLİĞİ<br />
	Sermayenin %10 ve daha fazlasını temsil eden veya bir kişiye ait sermaye payının bu oranı aşması sonucunu veren hisse senedi devirleri , Müsteşarlığın iznine tabidir. Yeni ortakların , kurucu ortaklarda aranan şartları taşımları ve bu Yönetmeliğin 5. Maddesinde sayılan belgeleri Müsteşarlığa ibraz etmeleri zorunludur.<br />
	Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca finansman şirketlerinin ana sözleşme değişikliklerine izin verilebilmesi , Müsteşarlığın uygun görüşünün alınmasına bağlıdır.</p>
<p>2.3.10.ŞUBE AÇILMASI VE İZİN BELGESİ<br />
	Finansman şirketleri merkezlerinin dışında şube açabilirler. Şube açılması Müsteşarlığın iznine tabidir. Finansman şirketlerinin şube açmalarına izin verilebilmesi için;<br />
	a)Şube açılmasına duyulan ihtiyacı ve potansiyel iş hacmini belirleyen bir raporun finansman şirketince hazırlanması,<br />
	b)Hizmetin gerektirdiği yeterli mekan ve teknik donanımın sağlanmış , iş yerinin amaca uygun olarak tefriş edilmiş olması ,<br />
	c)Bu Yönetmeliğin 4. Maddesinin (d) bendinde belirtilen nitelikleri haiz en az lise mezunu bir müdür veya şube sorumlusu ile şubenin ihtiyacına uygun yeterli personelin sağlanmış olması ,<br />
	d)Her bir şube için , Yönetmeliğin 4. Maddesinin (b) bendinde belirtilen miktarın yarısının , ödenmiş sermayeye eklenmesi ,<br />
	şartları aranır.<br />
	Şubeler , Müsteşarlıktan izin alındıktan sonra , 90 gün içerisinde Ticaret Siciline tescil ve ilan ettirilerek faaliyete geçerler. Finansman şirketleri , şubelerinin faaliyete geçişini en geç 30 gün içerisinde müsteşarlığa bildirirler.<br />
	Müsteşarlıkça şubelere ayrıca “Finansman Şirketi Şube İzin Belgesi” verilir. Bu belge herkesin görebileceği şekilde şubelerde asılı bulundurulur.</p>
<p>2.3.11.FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN YAPAMAYACAKLARI İŞ VE İŞLEMLER<br />
	Finansman şirketleri ,<br />
	a)Ana Faaliyetleri dışında başka işle iştigal edemezler,<br />
	b)Teminat mektubu veremezler,<br />
	c)Mevduat veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı para toplayamazlar . Sermaye Piyasası kanununa göre menkul kıymet  ihracı ile mali piyasalardan ödünç para alınması bu hükmün dışındadır.</p>
<p>2.3.12.FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN FAALİYETLERİ VE GENEL SÖZLEŞME ZORUNLULUĞU<br />
	Yönetmelikte belirtilen şartları yerine getirerek “Finansman Şirket İzin Belgesi” almış finansman şirketlerinin başlıca işlevi , devamlı ve mutad meslek halinde her türlü tüketim malı ve hizmet alımını kredilendirmek suretiyle , tüketicinin finansmanını sağlamaktır.<br />
	Finansman şirketleri , kredilendirecekleri mal ve hizmetleri temin eden satıcılarla önceden genel bir sözleşme yaparlar. Genel sözleşmede mal ve hizmetin teminine ilişkin genel şartların yanında , tüketiciye uygulanacak faiz ve diğer masraflar serbestçe belirlenir . Genel sözleşmenin bir örneği imza tarihinden itibaren 30 gün içinde Müsteşarlığa gönderilir.<br />
	Finansman şirketlerince açılan krediler , genel sözleşmedeki esaslara göre tüketicinin nam ve hesabına mal veya hizmetin teslim ve temini ile birlikte , doğrudan satıcıya ödenir. Ancak kredi geri ödemeleri , adına kredi açılanlar tarafından finansman şirketlerine yapılır.</p>
<p>2.3.13.YAZILI SÖZLEŞME ZORUNLULUĞU<br />
	Yönetmelik hükümlerine göre kendilerine faaliyet izni verilen finansman şirketlerinin; tüketicilerle kredi işlemleri , mal üreten ya da hizmet arz eden satıcılarla finansman ilişkisi , taraflar arasında yapılacak yazılı sözleşmelere dayandırılır.<br />
	Söz konusu Sözleşmelerde ;<br />
	a)Tüketicinin kredi Sözleşmesinden doğan yükümlülüğün , kredi konusu malın ve hizmetin tesliminden önce başlamayacağına ,<br />
	b)Erken geri ödemelerde tüketicinin hangi oranlarda faiz indirimine hak kazanacağına,<br />
	c)Başlangıçta belirlenen kredi şartlarının , sözleşme süresi içinde tüketicinin aleyhine değiştirilemeyeceğine , ilişkin hükümlerin bulunması, ayrıca sözleşme hükümlerinin açık ve kolayca okunabilir olması ve tüketiciyi yanıltıcı ifadeler içermemesi gerekir.</p>
<p>2.3.14.BİLGİ VERME<br />
	Finansman şirketleri,<br />
	a)Yıllık bilanço , kar-zarar cetvelleri ile faaliyet raporunun birer örneğini , genel kurul toplantılarının yapılmasını takip eden ayın sonuna kadar,<br />
	b)Şekil ve kapsamı Müsteşarlıkça belirlenecek istatistiki tabloları istenilen sürelerde, Müsteşarlığa gönderirler.<br />
2.3.15.DENETİM<br />
	Finansman şirketlerinin faaliyetleri , Müsteşarlık ve Maliye Bakanlığının denetim elemanlarınca denetlenir.<br />
	Finansman şirketleri , denetim elemanlarınca istenecek her türlü bilgiyi vermek , defter ve belgeleri ibraz etmek ve incelemeye hazır tutmak zorundadırlar.<br />
	Şirketin mali tablo ve raporları bağımsız denetleme kuruluşlarına denetlettirilir , denetleme raporunun bir örneği Müsteşarlığa gönderilir.</p>
<p>2.4.YURTDIŞINDA TÜKETİCİ KREDİLERİ UYGULAMASI<br />
2.4.1.AMERİKA’DA<br />
	Tüketici kredileri ile ilgili düzenlemeler, 1960’lı yıllardan itibaren tüketici kredilerinin hızla yaygınlaşması üzerine ortaya çıkan problemlere çözüm bulmak amacıyla uygulamaya konmuştur. Düzenlemeler; tüketici kredileri ile ilgili kanunlar , açıklayıcı kanunlar ve medeni kanun ile tüketici kredilerinin kullandırılması , toplanması ve raporlanması alanındaki ihmallere karşı koruyucu önlemlerden oluşan kanunlar olmak üzere temelde üç grupta toplanmaktadır. Tüketici kredileri ile ilgili kanunlarda , temel olarak düzenlemeler yapma yetkisi Federal Reserve Guvernorler Kurulu’ndadır.<br />
	Mevduat toplayan kurumlar için Tüketici kanunlarının uygulanmasında , öncelikle sorumluluk federal denetim biriminde bulunmaktadır. Perakende satış yapan mağazalar ile finans şirketleri dışındaki kreditör kurumlar için Federal Ticaret Komisyonu , Tüketici Kredileri Kanunlarının uygulanmasında birincil sorumluluğa sahiptir. Komisyonun fonksiyonunu tüketici şikayetlerini değerlendirerek yerine getirmektir.<br />
	Amerika’da konuyla ilgili temel Kanunlar aşağıda verilmiştir<br />
Kredi vermede doğruluk yasası<br />
Federal Reserve’in Z düzenlemesi<br />
Tüketici Kiralama Yasası<br />
Federal Reserve’in M Düzenlemesi<br />
Gayrimenkul Ödeme Prosedürleri Kanunu<br />
Ev ve Şehir geliştirme İdaresinin X Düzenlemesi<br />
Eşit fırsat Kanunu<br />
Federal Reserve’in B Düzenlemesi<br />
Ev İpoteği Açıklama Kanunu<br />
Federal Reserve’in C Düzenlemesi<br />
Adil Konut Kanunu<br />
Adil Kredi Raporlama Kanunu<br />
Adil Borç Tahsil Uygulamaları Kanunu<br />
Finansal Gizlilik Hakkı Kanunu<br />
Federal Ticaret Komisyonu Geliştirme Kanunu<br />
Federal Reserve Sistemi ,Bankalararası Çek Takas Merkezi ve EFTS Hizmetleri aracılığıyla ödemelerin transferi ile ilgilidir. Fed’in ödemeler sistemine aktif katılımı piyasada tarafların istikrarlı davranışlarının devamını sağlamaktadır. Ayrıca , bankalar ve diğer mevduat kurumları , federal düzeyde ve genel olarak sayısız düzenleme ve denetlemeye tabidirler. Finansal kurumların özel faaliyetleri aynı zamanda Federal Ticaret Komisyonu , Menkul Kıymetler Komisyonu , Hazine Departmanın gözetimindedir. Federal Reserve Güvernörler Kurulu 1978 Elektronik Transfer Kanunu’nun yürürlüğe girmesinde önemli bir rol oynamıştır.<br />
Kağıda dayalı ödeme işlemleri ; sahtekarlık durumlarında veya çekte tahrifat ve çek ödemesini durdurma hakkı konularında sorumlulukları belirleyerek tüketicinin korunmasını düzenleyen Ticaret Kanunu’na tabidir. Federal Reserve Guvernörler Kurulu’nun düzenlenmesi için yetki içermektedir. Buna göre , J Düzenlemesi ; federal Reserve Sisteminin Bankalararası Çek takas kuralları ve EFTS konusunda hükümler koymuştur. Ayrıca modern ödeme sistemlerinde tüketicinin korunması için Elektronik Fon Transfer Kanunu ve Federal Reserve’in E Düzenlemeleri bulunmaktadır.</p>
<p>2.4.2.İNGİLTERE’DE<br />
İngiltere’de 1974 yılında Tüketici Kredisi Kanunu çıkarılmıştır. Kanun ; denetim , tüketicinin bilgilendirilmesi ve korunması konusunda ayrıntılı hükümler ihtiva etmektedir. Yasanın en önemli özelliği , finans kurumlarının kredi açabilmeleri için Lisans Sistemini getirmesidir. Lisans verme bankaları iki yönden etkilemektedir. Eğer tüketici kredisi vermek ve Kanun’da sayılan diğer kredi verme işlemleriyle uğraşmak istiyorlarsa bankalar da lisans almak zorundadır. Ayrıca , bazı düzenlenmiş anlaşmalarla tüketici kredisi veren diğer mali kurumları bankalar finanse edecekleri zaman onların lisans sahibi olması gerekmektedir.<br />
Merkez Bankası aktif bir biçimde ödeme takas hizmetleri birliğinin tam üyesi olarak , sistemde yer almaktadır. Aynı zamanda banka olarak , takasa girmektedir. Banka’nın ana politika konusu , tüm takas faaliyetlerinin istikrarını ve gerçekleşmesini ve etkinliği temin etmektedir. Ödeme sisteminde kamu ağırlıklı başka bir düzenleyici kurum yoktur. Ayrıca , 1987’deki Bankalar Kanunu’na göre , Merkez Bankası İngiltere’de faaliyet gösteren ve mevduat kabul eden kurumların denetiminden sorumludur. Mevduat Koruma Kanunu , mevduat sahipleri tarafından yapılan ödemelerde , ihmal durumlarında düzenlemeler öngörmektedir. 1986 Yapı Kurumlar Kanunu , halihazırda , geniş yelpazede ödeme hizmetleri sunmasına izin vererek aynı zamanda bu kurumların Yapı Kurumları Komisyonu tarafından denetlenmesi konularında hükümleri içermektedir. Ayrıca 1973 Ticaret Kanunu ve Yasak Ticari Uygulamalar Kanunu ; kartel anlaşmaları , rekabet dışı yasak uygulamalar konusunda ve EFTS ile ilgili hükümler ihtiva etmektedir.<br />
BÖLÜM 3</p>
<p>TÜKETİCİ FİNANSMANI ŞİRKETLERİ</p>
<p>	Tüketici Finansmanı Şirketleri, münhasıran tüketicilere kredi vermek amacıyla kurulan, kredi kurumlarından biridir. Bu bölümde öncelikle genel olarak tüketiciyi kredilendiren kurumlardan kısaca bahsedilmekte, daha sonra da Yurtdışında ve Türkiye&#8217;de Tüketici Finansmanı Şirketleri&#8217;nin tanımı, türleri, gelişimi, yasal dayanağı ve örnekleri üzerinde durulmaktadır.<br />
“Tüketici Kredi Kurumlan : Amerikan ekonomisindeki tüketicilere kullandırılan kredilerin çoğunu aracı kurumlar (ticari bankalar, mevduat bankaları ve mevduat ve kredi kurumları) oluşturur. (Örneğin; 1988 Şubatı itibariyle tüketicilere kullandırılan 625 milyar USD ipoteksiz kredinin 578 milyar USD kadarını, bir başka ifadeyle %90&#8242;ını aracı kurumlar açmıştır. Aracı kurumlar aynı zamanda taksitsiz krediler ve ipotekli ev kredilerinde de en büyük paya sahiptir. Genel olarak herbir finansal kurum, tüketici kredilerinin bir ya da birkaç türünde branşlaşmak isterse de, son yıllarda bu kurumların kullandırdıkları kredilerde bir çeşitlenme eğilimi başlamıştır. Bu çeşitlendirmenin en önemli sonucu da bütün büyük kredi kurumlarını direkt bir rekabete zorlamasıdır.”</p>
<p>3.1 YURTDIŞINDA FİNANSMAN ŞİRKETLERİ<br />
Yurtdışında finansman şirketleri, 70-80 yıllık bir geçmişe sahip olup, geniş bir uygulama alanı bulmuşlardır. Aşağıda tüketici finansmanı şirketlerinin tanımı, türleri ve yurtdışı uygulamaları hakkında bilgiler verilmiştir.<br />
3.1.1 FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN TANIMI VE TÜRLERİ :<br />
	“Finansman şirketleri tüketicilere ve kuruluşlara otomobilden, iş ekipmanlarına, tıbbi malzemelerden, ev araç gereçlerine kadar çok geniş bir yelpazede kredi kullandıran kurumlardır. Batı&#8217;da uzun bir geçmişe sahip olan bu şirketler, binlerce küçük kredi ofisi ile tüketici1ere direk ulaşarak kredi kullandırırlar. Ancak genellikle kredilere uygulayabilecekleri faiz oranı veya maksimum kredi miktarı ile ilgili olarak devlet yasa1arıyla sınırlandırılmışlardır.”·<br />
	“Amerika&#8217;daki uygulamada bu tür şirketlere &#8220;Finance Company&#8221;, İngiltere&#8217;deki uygulamada ise &#8220;Finance House&#8221; ya da “Secondary Banks”-İkincil Banka&#8221; denilmektedir. Fakat yasal açıdan finansman şirketleri banka değildir. Aşağıda kısaca Amerika ve İngiltere&#8217;deki uygulamalar hakkında bilgi verilmektedir”<br />
	a) İngiltere : Büyük Britanya&#8217;da Finans evlerinin ana iştigal konusu taksitli satışların finansmanıdır. Finans evleri bir malı büyük bir iskonto ile peşin olarak üretici veya satıcıdan alır ve bunu tüketiciye taksitle daha yüksek bir fiyatla satar. Bu amaçla alıcı ile satıcı arasında taksitli satış anlaşması imzalanır. Bu işlemleri yürütebilmek için finans evleri ticari bankalardan büyük tutarlarda kredi kullanırlar veya kamudan bankalara göre daha yüksek faiz hadleri ile mevduat toplarlar. Bu yüzden İngiltere&#8217;de finans evlerine ikincil banka (secondary banks) denilmektedir. 	Bu duruma rağmen bu tür kuruluşlar yasal açıdan banka sayılmazlar. İngiltere&#8217;deki uygulamada finans evleri, bankalar, sonra da bir üst kuruluş olan Finans Evleri Birliği (Finance Houses Association) tarafından denetlenir. İngiltere&#8217;de Finans Evleri Birliği 1945 yılında Londra&#8217;da kurulmuş olup, Ülkedeki büyük ve önemli finans evleri bu Birliğin üyesi bulunmaktadır.<br />
	b) Amerika : Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde finansman şirketleri tüketicilere ve küçük iş adamlarına ödünç veren kuruluşlardır.	Bu yüzden, finansman şirketlerinin müşterileri tipik olarak banka müşterilerine göre kredi alma standardı daha düşük ve bu bakımdan bankalara başvuramayan gruplardır. Tasarruf kurumlarından farklı olarak, finansman şirketleri tüketiciden mevduat kabul edemezler.&#8221;<br />
&#8220;Otoritelerin çoğu bu endüstrideki firmaları üç gruba ayırır: tüketici finansmanı şirketleri, satış finansman şirketleri, ticari finansman şirketleri:<br />
i) Tüketici Finansmanı Şirketleri (Consumer Finance Companies) :<br />
Tüketici finansmanı şirketleri (Consumer Finance Companies), çok sayıda bireysel kredi kullandırdıklarından aynı zamanda küçük kredi şirketleri olarak bilinirler. Kredilerinin büyük bir kısmını otomobil kredileri ve ev gereçleri oluşturmaktadır. Bununla birlikte hastane harcamaları, eğitim ve tatil giderleri, ev tadilatı ve enerji faturaları da tüketici finansmanı şirketlerinin kredilerinin odağı olmaya başlamıştır. Tüketici kredileri pek çok finansal kurum için en karlı plasman yöntemidir. Bununla birlikte, bu kredilerin diğerlerine oranla daha fazla risk taşıdığı, maliyetli olduğu da kanıtlanmıştır. Ancak, kredi veren kurum faiz oranlarını yüksek tutarak bu maliyetleri dengeler. Genel olarak tüketici kredileri piyasası kurumsal kredilere göre daha az rekabetçi bir piyasa olduğu için kredi kurumları açısından daha avantajlıdır.<br />
ii) Satış Finansman Şirketleri (Sales Finance Companies) :<br />
Satış Finansman Şirketleri (Sales Finance Companies), otomobil ve diğer dayanıklı tüketim ürünleri satan bayilerden taksitli satışların senetlerini satın almak suretiyle tüketicilere dolaylı krediler verirler. Bu şirketlerin çoğu bir bayi ya da üretici tarafından kontrol edilen (captive) firmalardır. Bunların ana fonksiyonu sponsor firmanın ürün ve hizmetlerini kredilendirerek satışlarını arttırmaktır. Bu tür satıcı finansmanı şirketlerine sahip olan kuruluşlara General Motors, General Electric, Motorola, Sears ve Wards örneği. verilebilir. Genellikle satış finansman şirketleri perakendeci bayilere sözleşmenin vade, minimum ödemeler ve kredi oranlan gibi kabul edebilecekleri unsurlarını önceden bildirirler. Çoğunlukla bu şirketler, bayilere satış yapıldığı zaman dolduracakları bir kontrat formu verirler. Hemen ardından bu kontrat bayi tarafından finansman şirketine satılır.<br />
iii) Ticari Finansman Şirketleri (Commercial Finance Companies) :<br />
Ticari Finansman Şirketleri (Commercial Finance Companies), çogunlukla şirketlere kredi kullandırırlar. Bu şirketlerin büyük bir kısmı küçük ve orta ölçekli üretici ve toptancılara alacak senetleri finansmanı ya da faktoring hizmeti temin eder. Alacak senedi finansmanı yoluyla ticari finansman şirketi alacak senetlerini elinde bulunduran firmaya doğrudan bir nakit kredi açmış olur. Alternatif olarak finansman şirketinin alacak senetleri olan firmanın bu hesaplarını uygun bir orandan iskonto ederek satın alacağı bir faktoring düzenlemesi yapılabilir. Ticari finansman şirketlerinin pek çoğu bugün kredi verme hizmetlerini sadece alacakların finansmanıyla sınırlamaz, aynı zamanda iş makineleri ve diğer sabit kıymetlerle teminatlandırılan krediler de verir. Bunların yanında uçak, demiryolu araçları ve büyük ekipmanların alımı için finansal kiralama hizmeti verdikleri gibi kısa vadeli teminatsız nakit krediler de verirler.<br />
Finansman şirketlerinin türleri arasındaki farkların üzerinde çok fazla durmaya gerek yoktur. Büyük şirketler üç alanda da aktiftirler. Bunun yanında, bugün pek çok finansman şirketi kredi çeşitlerini işletme sermayesi kredilerinden, finansal kiralama planlarına, ve sermaye yatırımlarını destekleyen uzun vadeli kredilere kadar çeşitlendirmişlerdir. Finansman şirketlerinin verdikleri krediler içinde en önemli yeri tutan kurumsal kredilerdir, ikinci sırada tüketici kredileri gelir, bunu da az miktarda ipoteklere verilen krediler izler.&#8221;<br />
&#8220;Bu sınıflamanın dışında Amerika&#8217;da yüzde yüz sermayesi ana şirketin elinde bulunan finansman şirketleri &#8220;Captive Finance Companies&#8221; diye adlandırılır. Bu tip finansman şirketlerinin asıl amacı ana şirketten mal alan tüketicileri finanse etmektir. General Motors Acceptance Corporation &#8220;General Motors&#8221; mamullerini satın alan müşterilere kredi veren kuruluşlara örnek olarak gösterilebilir.<br />
Amerika&#8217;da finansman şirketleri bulundukları eyaletin yasalarına göre çalışırlar. Fakat bu arada uymaları gerekli federal kurallar da mevcuttur. Bu tür yasal düzenleme daha çok tüketici işlemleri, ödünç vadeleri, müşteriden alınacak faiz oranı ve tahsilat işlemlerinde odaklaşır. Bu sınırlandırıcı düzenlemeler, finansman şirketleri ile ticari bankalar arasındaki her gün artan rekabetten kaynaklanmaktadır. Bu yüzden Amerika&#8217;da finansman şirketlerinin büyümesi ve gelişmesi tüketiciye kredi veren diğer benzer kuruluşlara göre yavaşlamış durumdadır&#8221;</p>
<p>3.1.2 FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN YURTDIŞINDAKİ GELİŞİMİ:<br />
	&#8220;Finansman şirketlerinin, aktif olarak çok sayıda küçük kredi ofisi ile tüketiciye doğrudan, veya bayilerden taksit senetlerini satın almak suretiyle dolaylı olarak kredi Kullandırmalarının uzun bir geçmişi vardır. Ancak yakın zamanlarda, finansman şirketleri kurumlar arasındaki rekabetin değişmesinden etkilendi.<br />
	Yaygın şube ağının olmayışı onların, bu kredileri talep ederken rahatlığı tercih eden tüketici ünitelere ulaşmalarında bir dezavantaj oluşturuyordu. Sonuç olarak hem ticari bankalar hem de banka olmayan özel mevduat kurumları finansman şirketlerinin aleyhine tüketici kredileri pazarının büyük bir kısmını ellerinde tuttular. Örneğin Ulusal Rezerv Kurulu (Federal Reserve Board)&#8217;un derlediği datalara göre, 1950&#8242;de finansman şirketleri tarafından verilen krediler finansal kurumların açtığı kredilerin %45&#8242;ini oluşturmaktaydı. Bu oran 1987 yılında %23&#8242;e düştü. Aynı periyotta kredi üniteleri tüketici kredileri pazarındaki paylarını üçe katladılar. Uzmanların çoğu şu anda finansman şirketleri için en hızlı büyüyen pazarın tüketiciye yönelen finansal hizmetlerden ziyade kurumlara yönelik krediler olduğu görüşündeler. İpoteklere verilen krediler, ekipmanların finansal kiralaması için verilen kredilerdir , finansman şirketlerinin verdiği krediler arasında en hızla artan kredilerdir. Finansman şirketleri yakın zamanlarda, düşük faizler ve reklam yoluyla bankaların ve diğer kredi ünitelerinin pazarından otomobil kredilerinde önemli bir pay almayı başardılar.&#8221;<br />
3.1.3 FİNANSMAN ŞİRKETLERİNIN FON KAYNAKLARI :<br />
&#8220;Finansman şirketlerinin kaynak yaratmada en çok başvurdukları yöntemler banka kredileri, finansman bonosu ihracı ve yine bankalara, sigorta şirketlerine ve mali olmayan kurumlara sattıkları uzun vadeli tahvillerdir. Bu kaynaklardan hangi dönemlerde hangilerine daha sıklıkla başvurduklarını faiz oranları belirler. Uzun vadeli faiz oranlarının yüksek olduğu dönemlerde, bu firmalar kaynak olarak kısa vadeli banka kredilerini ve finansman bonosu ihracını tercih ederler. Uzun vadeli faizlerin düşük olduğu dönemlerde ise tahvil ihracına ağırlık verirler.”</p>
<p>3.1.4 FİNANSMAN ŞİRKETLERINİN NİTELİKLERİNDE SON GELİŞMELER :<br />
&#8220;Finansman endüstrisi yakın zamanlarda önemli ölçüde değişti. Kredi üniteleri ile mevduat ve kredi kurumlarında (savings &amp; loans) olduğu gibi finansman şirketlerinin de sayısı, şirket hacimlerinin artmasına rağmen, azalma trendinde. Ulusal Rezerv Kurulu&#8217;nun bir araştırmasına göre Amerika&#8217;da 1960&#8242;da 6.400 den fazla finansman şirketi varken, 1980&#8242;de 2.000 bağımsız firma bulunabildi. Büyük bankaları olan holdingler yeni finans şirketleri kurdukları için 1970&#8242;lerde firma sayısında bir miktar artış yaşandı.<br />
Finansman endüstrisinin popülasyonundaki bu uzun vadeli trendi ekonomideki bazı gelişmeler zorunlu hale getirdi. Yükselen maliyetlerin baskısı, pazarın genişlemesi, yenilik ihtiyacı ve diğer finansal kurumlarla olan yoğun rekabet finansman şirketlerini daha büyük hacim ve verimlilikle çalışmaya teşvik etti. Pek çok küçük şirket daha büyüklere satıldı. Azalan sayılarına rağmen finansman şirketleri Amerika&#8217;da aracı kurumlar arasında en hızlı gelişenidir ve kurumsal ve bireysel krediler pazarında potansiyel bir güç olmağa devam etmektedir.&#8221;</p>
<p>3.1.5 YURTDIŞINDAKİ FİNANSMAN ŞİRKETLERİNE BİR ÖRNEK: CETELEM<br />
Cetelem firması sadece Fransa&#8217;da 2.600 çalışanı 170 ofisi ve diğer Avrupa Ülkelerinde (İtalya, İspanya, Belçika ve Portekiz) 1.000 çalışanı ve 93 ofisi ile &#8220;Tüketici Kredisi&#8221; konusunda hizmet vermektedir. Tüketim malları ve motorlu araç finansmanını, satış noktaları ve doğrudan pazarlama kanalları ile sağlamaktadır. 1994 yılı rakamları ile kredi hacmi 59.7 milyar FF (yaklaşık 465 trilyon (1994 yıl sonu dolar kuru:38.765 TL; 12 milyar USD) civarındadır.<br />
Yaklaşık 40 yıldır faaliyetini sürdürmekte olan Şirkette hemen tüm işlemler bilgisayar desteği ile yürümektedir. Şirketin ana birimlerini şu başlıklar altında incelemek mümkündür:<br />
Tahsilat grubu,<br />
Voice Authorization merkezi,<br />
Bölge müdürlüğü (ofis), Satış noktası (Coforama),<br />
Bilgi İşlem Merkezi,<br />
Cofıca (motorlu araç kredileri şirketi)<br />
i) Tahsilat Grubu :<br />
Tamamen kağıtsız bir ofis yaratılmaya çalışılmıştır ve neredeyse tüm organizasyon bilgisayar tarafından yapılmaktadır. Her görevliye gün başında 100 ödeme problemi olan tüketici atanmaktadır. Bu seçim yapılırken müşteriler özellikle daha önceden kendisini arayan görevli ile eşleştirilmekte ve bunun psikolojik olarak fayda sağladığı düşünülmektedir.<br />
Terminallere bağlanmış otomatik telefon arayıcılar yardımı ile müşterinin telefonu çevrilmekte, eğer telefon meşgul ise otomatik olarak sırada arkalara atılmakta, cevap vermiyor ise sıradan çıkartmaktadır. Ortalama 100 kişiden 40&#8242;ı ile görüşmek mümkün olabilmektedir. Görüşme sırasında . ekranda kişinin kredi tarihçesi ile ilgili tüm detay izlenebilmekte ve yapılan görüşmenin sonucu da ayrıca sisteme kaydedilebilmektedir.<br />
Müşterilerin her ay sonunda %3.9&#8242;u normal ödeme alışkanlığı ve kabul edilebilir risk seviyesinin dışında bir duruma geçmektedir. Bu durumdaki müşteriler önce mektup daha sonra telefon ile uyarılarak normal hesap durumuna döndürtümeye çalışılmaktadır. Sadece %0.09 oranında yasal yollara başvurulmak zorunda kalınmaktadır.<br />
Çalışanlar genelde lise mezunu ve iş başı eğitim dışında özel bir eğitim almıyorlar.<br />
ii) Ses Otorizasyon Merkezi (Voice Authorization Center) :<br />
Telefon ile gelen provizyon isteklerinin bilgisayar sistemine girildiği ve alınan onay kodunun bildirildiği merkezde genelde öğrenciler çalışmaktadır. Bir ışıklı pano yardımı ile kaç kişinin görevde olduğu, kaç telefonun o anda cevaplandığını, hatta bekleyenlerin sayısını, kaç kişinin vazgeçip telefonu kapattığını ve ortalama kaç kez çalmada cevap verilebildiğini izlemek mümkündür.<br />
Merkez sorumlusu panodan elde ettiği verilere göre gerekirse diğer bölümlerden yardım almak yolu ile cevaplama süresini makul bir oranda tutmaya çalışmaktadır.<br />
iii) Bölge Müdürlüğü :<br />
Her bölge müdürlüğü veya ofis kendi içinde pazarlama ve operasyon olarak iki alt bölümden oluşmaktadır. Operasyon satış noktalarından gelen sözleşmelerin doğruluğunu kontrol etmekte, satış noktaları ile konuşarak yardıma ihtiyaçları olup olmadığını belirlemekte gerekirse eğitimli öğrencileri bu mağazalara göndererek satışları arttırmaya çalışmaktadır. Ayrıca belirli bir kadro sürekli olarak satış noktalarını dolaşarak problemleri çözmeye çalışmaktadır.<br />
Bilgisayarı ve yazıcısı olan mağazalar, sistemden otomatik olarak provizyon alıp sözleşmeyi yazdırmakta ve daha sonra da bu ofise göndermektedirler. Büyük olan mağazalardan günlük bu belgeler toplanırken, küçüklerden posta vb yöntemler ile alınmaktadır.<br />
Sistemin ürettiği provizyon numarasının son digiti operasyon merkezine bilgi vermek için kullanılmaktadır. Son hanesi 9 olan sözleşmeler ayrıca incelenmekte, bordro, kimlik vb belgelerin bulunması aranmaktadır. Sistemin provizyon vermediği kişiler için ise (yasal olarak sistem red cevabını otomatik verememekte ancak araya bir operatör konularak bu cevap iletilmekte) telefon ile gelen istek doğrultusunda ana sistemde scoring yapılmakta, cevap buradan alınan bilgiye göre aktarılmaktadır.<br />
	Yazıcısı  olmayan mağazalar, sistemden aldıkları bilgiyi elle sözleşmeye aktarmaktadırlar. Bu bilgiler daha sonra ofıs&#8217;te sisteme girilmektedir. Bilgisayarı olmayan mağazalar ise telefon yolu ile provizyon talep edip formu elle doldurmaktadırlar.<br />
	iv) Satış Noktası :<br />
	Örnek olarak Coforama mağazası ele alınırsa, krediler bölümünde 7 terminal bulunmaktadır. Bunlar yardımı ile kredi talepleri realtime olarak sisteme girilip değerlendirilmekte ve merkez bilgisayarda yapılan scoring sonucuna göre provizyon alınabilmektedir. Ayrıca eğer Aurore kartı var ise ödemeyi bununla da yapmak mümkün olmaktadır. Satış noktası görevlilerin eğitimi için Cetelem 1994 yılında toplam 1.500 kurs düzenlemiş ve bu konuda pazarda eğitime en çok önem veren kuruluş olduklarını belirtmekteler.<br />
	v) Bilgi İşlem Merkezi :<br />
	Bu merkezde yaklaşık 120 kişi görev yapmaktadır. 8 alt müdürlükten (işletim, sistem, uluslararası ilişkiler, güvenlik, dahili destek, dış cihazlar, koordinasyon, araştırma- geliştirme) oluşan merkezde bir ana bilgisayar ve 6 orta boy sistem (provizyon vermekte kullanılan) bulunmaktadır. Ayrıca toplam 2.500 sayfa/dakika kapasiteli 4 laser yazıcı ayda ortalama 6 milyon sayfa döküm (ekstre, mektup vb). almaktadır. Kadronun 55 kişisi geliştirme ve araştırma bölümünde, 25 kişisi ise işletim bölümünde görev yapmaktadır. Özellikle ana sistemde görece eski bir teknoloji kullanılmaktadır. Provizyon sistemi ise en azından açık sistem mimarisine uygun bilgisayarlarda çalışabilmektedir (Sun sistemleri).<br />
	Toplam 1.000 GB bilgi saklama kapasiteli sistemde halen 11 milyon civarında müşterinin bilgisi tutulmaktadır. Bunun yaklaşık 8.5 milyonu aktif müşterilerden oluşmaktadır. Dış bağlantılar için l70 hat sürekli açık tutulmakta, bu hatlar üzerinden günde ortalama 1.1 milyon transaction sisteme gelmektedir. Yoğun saatler 11.00 ve 16.00 civarları olmaktadır.<br />
	Doğrudan ana bilgisayara bağlı terminal sayısı 2.500 civarında olup bu sayıya satış noktalarında kullanılan cihazlar dahil değildir. Bu terminallere bağlı yazıcı sayısı ise (genelde matrix) 1.200 civarındadır. Aylık iletişim maliyeti 1.6 milyon FF (340.000 USD), ana bilgisayar sisteminde kullanılan yazılımların lisans ücreti ise aylık 500.000 FF (100.000 USD) şeklindedir.<br />
vi) Cofica :<br />
Cetelem&#8217;in bir alt şirketi olan Cofıca motorlu araç kredisi vermektedir. Bilgisayar sistemini Cetelem ile ortak kullanmakta ancak, satış noktalarında farklı uygulamalarda kullanabilmektedir (Video konferans gibi). Cofıca, 1994 yılında 255.000&#8242;i Fransada olmak üzere toplam 305.000 araç finanse etmiştir. 350.000 Aurore kartı kullanımda bulunmaktadır. 4 milyar USD&#8217;lik kredi hacmi ile pazarın %13.2&#8217;sine sahiptirler.</p>
<p>3.1.6 YURTDIŞINDAKİ FİNANSMAN ŞİRKETLERİNE DİĞER BİR ÖRNEK: GENERAL ELECTRİC CAPİTAL CORPORATION (GE CAPİTAL)<br />
General Electric, ABD&#8217;de hizmet veren bir şirkettir. 12 iş alanında faaliyet göstermektedir. 60 milyar USD gelirleri, 5.1 milyar USD net geliri olan global bir firmadır. 12 iş alanı aşağıdaki gibidir :<br />
Motor<br />
Bilgi hizmetleri<br />
Elektrik Dağıtımı ve kontrolü<br />
Plastik<br />
NBC<br />
Sağlık Sistemleri<br />
Aydınlatma<br />
Endüstriyel ve Güç Sistemleri<br />
GE Capital Services<br />
Makine ve teçhizat<br />
Uçak Motorları<br />
Taşıma Sistemleri<br />
General Electric&#8217;in yan şirketlerinden biri olan GE Capital Şirketinin perakende finansal hizmet (Retailer Financial Services) paketi çok geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır :</p>
<p>-Tüketici kart programları<br />
-Uygulama Prosesi<br />
-Kredi Otorizasyonu<br />
-Risk Yönetimi<br />
-Ödeme Prosesi<br />
-Direk Emtia Programları<br />
-Müşteri Hizmetleri<br />
-Geri Ödemelerin Tahsilatı<br />
-Tüketici ve Ticari Hukuki Uzmanlık<br />
-Düzenli Hesap Dökümleri<br />
-Pazarlama Sistemleri ve Raporlama<br />
-Müşteri Hizmeti Grubu<br />
-Program Yöneticisi ve Pazarlama Desteği<br />
-Fonlama<br />
	GE Capital Şirketinin vermiş olduğu tüketici hizmetlerini; tüketici kredi kartları, otomobil finansmanı, taksit ve ipotek hizmetleri diye gruplamak mümkündür. Şirketin 71 milyon kredi kartı hesabı vardır. Şirket özel etiketli kredi kartları üretiminde bir numaradır. 400.000: otomobil satışını finanse etmiştir. 1 numaralı non-captive firmadır. Yani sermayesinin tamamı ana şirketin elinde değildir ve dolayısıyla sadece ana şirketin mal ve hizmetlerini kredilendirmez. 85 milyar USD tutarında ev ipoteği için hizmet vermektedir, bu anlamda ipotek hizmeti konusunda en hızlı büyüyen şirkettir. Finansal kurumlar vasıtasıyla satılan yatırım ürünlerini temin eden şirketler arasında bir numaradır.<br />
GE Capital Şirketinin tüketici kredi kartı grubunun yapılanması da dört birimde gerçekleşmiştir;<br />
Perakende finansal hizmetler- NA.Inc.<br />
GE İş hizmetleri, Inc.<br />
GE Tüketici Kartı Hizmetleri<br />
Uluslararası Tüketici Finansal Hizmetleri<br />
Tüketici kredi kartları hizmetleri; Masterkart ve Visa, &#8220;GE Rewards&#8221; Kart, Exxon Co-Branded Master kart ve Bankkart Hizmetlerinin en üst 15 ihraççısı olmak üzere bir hayli geniştir.<br />
Bu uluslararası kartlar; Avusturya, Kanada, Honk Kong, Hindistan, Endonezya, Meksika, Norveç, İspanya, İsveç ve İngiltere gibi ülkelerde kullanımdadır.<br />
GE Capital Şirketinin risk yönetimi konusunda kullandığı temel araç kredi scoring modelidir. Bu yöntem, müşteri istatistiklerine ve demografık öğelere dayanır. Gelecekteki performansın tahminleri üzerine score hesaplanır. Geçmişteki performans için de her bir score seviyesinde oranlar tespit edilir.<br />
GE Capital Şirketinin pazarlama konusunda çalışmaları pazar payını arttırmaya, pazar yatırımların optimize etmeye, yeni pazar segmentleri tespit etmeye, müşteriye ve endüstriye özel entegre planlar yaratmaya ve sonuçları analiz edip karlılığı ölçebilmeye yöneliktir. Bu stratejiler aşağıdaki gibi gruplanabilir :<br />
Müşteriyi tanımlama ve GE&#8217;nin amaçlarını tespit etme<br />
Portföy analizleri yapma<br />
Pazar planlaması yapma<br />
Program / Test Tasarımı ve İdaresi<br />
Analiz ve öneriler</p>
<p>3.2TÜRKİYE&#8217;DE FİNANSMAN ŞİRKETLERİ :<br />
Batı mali piyasalarında 20. yüzyılın başlarından itibaren başarı ile uygulanan finansman şirketleri, ülkemize ancak 70-80 yıl sonra gelebilmiştir.</p>
<p>3.2.1FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN TANIMI VE YASAL DÜZENLEMELER:<br />
Aşağıda tüketici finansmanı şirketlerinin Türkiye&#8217;deki yasal dayanağı, gelişimi, işlevleri, ilgili vergi düzenlemeleri incelenmiş ve Türkiye&#8217;deki ilk tüketici finansmanı şirketi olan Koçfinans örnek olarak incelenmiştir.<br />
3.2.1.1 TANIM VE YASAL DAYANAK :<br />
27 Haziran 1994 tarih, 21973 mükerrer sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan 545 sayılı KHK ile 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında KHK&#8217;nin bazı maddeleri değiştirilerek, finansman şirketlerinin kurularak çalışmasına olanak sağlanmıştır. Kanunla verilen yetki uyarınca Hazine Müsteşarlığı&#8217;nca 26 Temmuz 1994 tarihinde yayınlanan &#8220;Finansman Şirketlerinin Kuruluş, Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik&#8221; ile kuruluş ve çalışma esasları belirlenmiştir.<br />
Bu yönetmelikte amaç-kapsam, tanımlar, kuruluş izni, izin için istenen bilgi ve belgeler, faaliyet izninin iptali, sözleşme değişikliği ve hisse devri, şube açılması, bu tür şirketlerin yapamayacağı iş ve işlemler, sözleşme esasları, bilgi verme ve denetim gibi konular yer almaktadır.<br />
Kanun ve Yönetmelikte finansman şirketleri ; &#8220;Devamlı ve mutad iştigal konusu olarak her türlü mal ve hizmet alımını kredilendirmek üzere ödünç para veren tüketici kredi şirketleri olarak tanımlanmıştır.<br />
3.2.1.2 KURULUŞ VE SERMAYE<br />
Yönetmeliğin 4&#8242;ncü maddesinde de belirlendiği üzere, finansman şirketleri anonim şirket statüsünde kurulabilirler. Ödenmiş asgari sermayelerinin 200 milyar TL olması zorunludur.<br />
Bu tür şirketlerde ayrıca, hisse senetlerinin tamamının nama yazılı olması ve nakit karşılığı çıkarılması gerekmektedir. Ayrıca bu şirketlerin %10 veya daha fazla payına sahip ortaklarında, bankerlerle ilgili yasal düzenleme gereğince tasfiye edilmemiş olma, müflis veya konkordato talep etmemiş olma, bir kısım haysiyet kırıcı suçlarla mahkum olmama koşulları aranmaktadır. Mali bünyesi finansman şirketlerine taahhüt edeceği sermayeyi karşılamaya yeterli tüzel kişiler de, finansman şirketlerine ortak olabilecektir. Finansman şirketlerine kurucu olacak tüzel kişilerin %10 veya daha fazla payına sahip ortakları için de, gerçek kişi ortaklarda olduğu gibi, sabıka kaydı ve müflis olmama gibi koşullar aynen aranacaktır. Kuruluştan sonra ortak olacaklar ile mevcut payları devralarak pay oranını %10 veya daha yukarı yükseltecek olanlar için de bu koşul geçerli olacaktır. Müsteşarlık, hisse devirlerini denetim altında tutarak, finansman şirketlerinin kötü niyetli kişiler veya Kuruluşlar eline geçmesini önlemeye çalışmıştır.<br />
Yönetmeliğin 3.maddesine göre, finansman şirketlerinin kuruluşunda, banka kuruluşlarında olduğu üzere, Hazine Müsteşarlığından izin almak gerekmektedir. Bunun için gerekli bilgi ve belgelerle başvuruda bulunulması zorunludur. Müsteşarlık gerekli incelemeleri yaptıktan sonra kuruluş iznini verecektir.<br />
Finansman şirketlerinin kurulduktan sonra faaliyete geçebilmesi için Yönetmeliğin 7.maddesi gereğince, faaliyet izin belgesi alınması gereklidir. Faaliyet izninin alınmasından itibaren bir yıl içinde faaliyete geçmesi koşulu getirilmiştir. Bu süre içinde faaliyete geçilmemesi veya çalışmaya sürekli veya birden fazla ara verilmesi halinde faaliyet izin belgesi Müsteşarlıkça iptal edilebilecektir.<br />
545 sayılı KHK&#8217;nin &#8220;genel gerekçe&#8221; ve &#8220;madde gerekçeleri&#8221;nde, finansman şirketlerinin kuruluş, faaliyet konusu ve koşullarının belirlenmesine temel alınan ilkeler belirlenerek ;<br />
&#8220;Mali sektörümüzün dünya ile bütünleşmesi sürecine yönelik çalışmalar çerçevesinde bankacılık ve sigortacılık ile ilgili yeni düzenlemeler yapılırken sektördeki bütünlüğün sağlanması için Ödünç Para verme İşleri Hakkında 90 sayılı KHK&#8217;nin de günün gelişen şart re ihtiyaçlarına göre yeniden düzenleme gereğinin ortaya çıktığı, bankacılık, sigortacılık, finansal kiralama ve sermaye piyasasından oluşan mali kesimimizin yeni müesseselerle çeşitlendirilmesi gereği duyulduğundan, finansman ihtiyacı olanlara kredi sağlayan finansman şirketlerinin yasal çerçeveye oturtulduğu, tüketici finansmanına yönelik olarak çalışacak finansman şirketlerinin faaliyete geçmeleri ile ekonomik hayatın gerektiği gibi işlemesine katkı sağlanacağı&#8221; belirtilmiştir.<br />
Görüleceği üzere, Yasa gerekçesinde de mali sektörümüzün dünya ile bütünleşme sürecinde sektörde bütünlük sağlanması ve ekonomik hayatın gerektiğince işlemesine katkı sağlanması amaçlanarak, kurumlaşma süreci içerisinde finansman şirketlerinin kuruluşu öngörülmüştür.<br />
3.2.1.3 FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN ÇALIŞMA KONUSU :<br />
Yasa ve yönetmelikteki tanımlamalara göre finansman şirketlerinin başlıca işlevi, devamlı ve mutad meslek halinde her türlü tüketim malı ve hizmet alımını kredilendirmek süretiyle tüketicinin finansmanının sağlanmasıdır. Yani asıl faaliyet konusu kredi şeklinde ödünç para verilmesidir.<br />
3.2.1.4 Açılacak Krediler ve Yapılacak Sözleşmeler :<br />
Kredilendirme işlemleri imzalanan sözleşmeler ile yapılmaktadır. Finansman şirketlerinin iki tür genel sözleşme kullanmaları gerekmektedir :<br />
Birincisi, satıcı (üretici) firma ile yapacakları genel anlaşmadır. Bu tür anlaşmada, finansman şirketleri, kredilendirecekleri mal ve hizmetleri temin eden satıcılarla önceden genel bir sözleşme yaparlar. Genel sözleşmede mal ve hizmetin teminine ilişkin genel şartların yanında tüketiciye uygulanacak faiz ve diğer masraflar serbestçe belirlenir. Genel sözleşmenin bir örneği, imza tarihinden itibaren 30 gün içinde Hazine Müsteşarlığına gönderilecektir.<br />
İkincisi, tüketiciler ile yapılacak genel sözleşmelerdir. Finansman şirketleri ayrıca, tüketicilerle kredi işlemleri için yazılı sözleşme imzalamak zorundadırlar. Bu sözleşmede tüketicinin kredi sözleşmesinden doğan yükümlülüğü açıkça belirlenecektir.<br />
Yönetmeliğin 12.maddesi gereğince finansman şirketlerince açılan krediler, satıcılarla yapılan genel sözleşmedeki esaslara göre tüketicinin nam ve hesabına mal ve hizmet teslimi ve temini ile birlikte, doğrudan satıcıya ödenmektedir. Ancak geri ödemeler, adına kredi açılanlar tarafından finansman şirketlerine yapılmaktadır.<br />
Bankalar tarafından açılan tüketici kredilerinde ödeme doğrudan doğruya tüketiciye yapıldığı halde, finansman şirketlerince açılan kredi, mal üreten veya hizmet arz eden satıcıya yönelmiştir. Bu şekilde açılan kredinin amaç dışında kullanılması olanağı ortadan kalkmaktadır.<br />
3.2.1.5 FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN YAPAMAYACAKLARI İŞ VE İŞLEMLER :<br />
Yönetmeliğin 11. Maddesine göre bankalarca yapılması gerekli bazı iş ve işlemlerin finansman şirketlerince yapılması yasaklanmıştır. Buna göre;<br />
Ana faaliyetleri dışında başka işlerle iştigal edemezler.<br />
Teminat mektubu veremezler.<br />
Mevduat veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı para toplayamazlar.<br />
SPK&#8217;na göre menkul kıymet ihracı ile mali piyasalardan ödünç para alınması bu yasak . kapsamının dışındadır.<br />
3.2.1.6 BİLGİ VERME VE DENETİM:<br />
Yönetmeliğin 14.maddesine göre, finansman şirketleri yıllık bilanço ile kar-zarar tablolarını ve faaliyet raporlarımı bir örneğini genel kurul toplantısının yapılmasını izleyen ayın sonuna kadar Hazine Müsteşarlığı&#8217;na göndermek zorundadırlar. Müsteşarlık ayrıca şeklini belirleyeceği formlara göre, şirketten istatistiki bilgiler de isteyebilecektir.<br />
Finansman şirketlerinin faaliyet ve işlemleri, Hazine Müsteşarlığı ile Maliye<br />
Bakanlığı’nın denetim elemanlarınca denetlenecektir. Bu kuruluşlar kurumlar vergisi mükellefi olarak, denetim elemanlarına her türlü bilgiyi vermek, defter ve belgelerini ibraz etmek zorundadırlar. .<br />
Genel hükümlere göre, finansman şirketlerinin işlemleri ayrıca bağımsız denetim kuruluşlarına da denetlettirilir. Bu takdirde denetleme raporlarının bir örneği Hazine Müsteşarlığı&#8217;na gönderilecektir.</p>
<p>3.2.2 FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN TÜRKİYE&#8217;DEKİ GELİŞİMİ VE İŞLEVLERİ:<br />
Ülkemizde tüketici kredileri, benzeri ilk uygulama, T.C. Ziraat Bankası&#8217;nın 1950&#8242;li yıllarda &#8220;Marshall Planı&#8221; çerçevesinde başlatarak daha sonra kendi kaynaklarından finanse ettiği &#8220;Donatma ve techiz&#8221; kredileridir. Bu yolla nihai kullanıcı olarak çiftçilere önemli sayıda traktör, biçer döğer ve diğer tarım araçları kredileri açılarak, halen uygulanan tüketici kredileri yönteminin hemen hemen aynısı (malın çiftçiye teslimi, bedelin bayiye ödenmesi şeklinde) uygulanmak süretiyle Ülkemiz tarımsal üretim, teknoloji ve sanayiine çok büyük katkılar sağlanmıştır.<br />
Bugünkü anlamda yaygın tüketici kredisi uygulaması ise 1988 yılından itibaren bankalarca uygulanmaya başlamıştır. Bunun yanında bugüne kadar, üretici, dağıtım firmaları ve bayiler seviyesinde dayanıklı tüketim ürünleri ve otomotiv satışları kredilendirilmiştir.<br />
Bankaların kullandırdıkları tüketici kredileri tutarı ve kredi kullandırılan kişi sayısı T. Bankalar Birliğin raporlarından tespit etmek mümkündür. Buna göre :</p>
<p>Yıllar	Kredi Tutarı (mil. T.L.)	Kişi Adedi (küm.)	GSMH artışı (%)<br />
1989	548.593	195.312	1.6<br />
1990	4.170.701	1.132.954	9.4<br />
1991	7.897.851	1.603.981	0.3<br />
1992	16.685.412	2.097.624	6.4<br />
1993	51.473.147	3.252.946	8.1<br />
1994	75.899.978	3.466.435	-6.1<br />
1995	124.471.329	3.679.924	8.0<br />
Tablo 1:Bankaların kullandırdıkları Tüketici kredi tutarları ve kişi adedi</p>
<p>Görüleceği üzere bankalarca kullandırılan tüketici kredilerinde sürekli bir artış görülmektedir, özellikle 1993 yılında bir önceki yıla göre %208.49 gibi çok yüksek artış kaydedilmiş, buna bağlı olarak üretim de benzeri oranlarda artmıştır. 1993 yılı GSMH artışının da yüksek oranda gerçekleşmesi (%8.1) dikkat çekicidir. 1995 yılında da kullandırılan tüketici kredileri tutarında %67.95 oranında bir artış, GSMH&#8217;da ise %8 gibi yine yüksek oranda bir artış gerçekleşmiştir.<br />
Yapılan bir araştırmaya göre tüketici kredileri; otomotiv sektöründe satışları %88. Dayanıklı Tüketim Ürünlerinde %47 oranında artırmaktadır.<br />
Ancak, bankacılık sektöründe kullandırılan tüketici kredileri hacmi bilinmekle beraber, üretici, dağıtıcı firmalar ve bayilerce kullandırılan tüketici kredilerinin hacmi tam olarak bilinmemektedir. Bu krediler her ne kadar tüketici kredisi olarak adlandırılmamakla birlikte, üretici, dağıtım / pazarlama şirketi ve bayiler seviyesinde, &#8220;taksitli satış&#8221;, &#8220;kampanyalı satış&#8221; adı altında gerçekleştirilmektedir. Kredilerin finansmanı ise üretici veya dağıtım firmaları fonları yanında bayiler seviyesinde, ilave olarak bayiler fonlarından sağlanmaktadır.<br />
	Yapılan araştırmalara göre, dayanıklı tüketim ürünleri sektöründe satışların %85&#8242;nin taksitli / kampanyalı satışlarla gerçekleştirildiği belirtilmektedir. Otomotiv satışlarının önemli bir kısmı banka kredileri ile gerçekleştirilmekte birlikte, bu sektörde de önemli bir hacimde üretici, dağıtıcı firma ve bayi kredilerinin varlığı anlaşılmaktadır. Buradan, dayanıklı tüketim ve otomotiv sektörlerinde çok önemli boyutlarda kredi yoluyla finansmanın bulunduğu ortaya çıkmaktadır.<br />
	Üretici, dağıtıcı ve bayi kredilerinin mevcut uygulamada, taksitli satış ve kampanyalı satış adı altında gerçekleştirilmesinde, malın fiyatına vade farkı da eklenerek satış faturası düzenlenmekte veya vadeli fiyat ilan edilerek, peşin ödemelerde peşin indirimi uygulanmaktadır. Özellikle dayanıklı tüketim ürünleri sektöründe çok yaygın olan uygulama ise; peşin fiyatın içerisinde belli bir oranda vade farkı ekleyerek satış fiyatı bulunması, buna nispeten piyasanın altındaki bir faiz oranıyla vade farkı uygulayarak taksitli satış yapılmasıdır. Bu yöntemle, görünüşteki düşük faiz oranı ile satışları teşvik edilmektedir.<br />
	Görüleceği üzere taksitli ve kampanyalı satış yöntemlerinde ürün fiyatları gerçekte olması gerekenin üzerine suni bir fiyat artışını yaratmakta, bu da genel tüketici fiyatlar seviyesini yükseltmektedir. Nitekim, bu etkinin sakıncası görülerek, ürünün üretici dağıtıcı &#8211; bayi güzergahında oluşan vade farkı (faiz tutan) dolayısıyla fiyat seviyesinin yükselmesi ve vade farklarının da gider kalemi olarak mali tablolarda yer almasının engellenmesi amacıyla Maliyece düzenleme yapılmıştır. 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15&#8242;ci maddesi, 01.01.1996 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 4008 sayılı Kanunla eklenen bent ile, &#8220;V.U.K. hükümlerine göre dönem sonu stoklarını son giren ilk çıkar yöntemine göre değerleyen veya amortismana tabi kıymetlerini yeniden değerlemeye tabi tutan kurumların, Gelir Vergisi Kanununun 41&#8242;ci maddesi 8 numaralı bendeki esaslar çerçevesinde hesapladıkları giderlerin&#8221; belirli bir oranını gider olarak yazılamayacağı hükmüne bağlanmıştır.<br />
Kronik Enflasyon sorununu yaşayan Ülkemizde, hem bu nedenle, hem de Gümrük Birliği&#8217;ne geçilmesi safhasında ürün fiyatlarının gerçek seviyesine çekilmesinde yukarıda açıklanan uygulamaların yerine geçecek sistemin kurulmasında finansman şirketlerinin önemli bir misyonu bulunmaktadır.<br />
Finansman şirketleri münhasıran tüketici kredisi vermek üzere kurulan finans kuruluşu hüviyeti ile bir ihtisas kurumu fonksiyonunu yerine getirerek; asıl fonksiyonu üretim veya pazarlama olan kuruluşların asli faaliyetlerinden uzaklaşarak kredi veren kurumlar haline gelmelerini önleyecek, üretici firmalar karlılıkları sadece üretimden doğan karlılıklarını ifade ederek, gerçek karlılıklarının ölçülmesine imkan verecek, dağıtım şirketlerinin fiyatlar genel seviyesini yükseltici etkisi giderilecek ve tüketiciler bayiler yerine münhasırın kredi vermek özere kurulmuş ciddi ihtisas kurumları ile karşılaşarak güven duyacak ve tüketicilerin istismarı engellenecektir.<br />
Ayrıca, bankalardan kredi kullanamayan, çeşitli nedenlerle bankalardan çekinen düşük gelirli tüketiciler, bir ihtisas kurumunun güvencesi altında bayiler seviyesinde kredi kullanabileceklerdir. Bununla birlikte, bu sistem ile bayilik sistemi de kendisine çeki düzen verecek, vade farkı ve fiyatlama, faturalama konusunda çok farklı uygulamalar bulunan sektörde kayıt dışı işlemler ve vergi kaçakları da önlenecektir.<br />
Diğer taraftan finansman şirketleri, kredilerin fonlamasını önemli ölçüde VDMK satışları ile sağlayacağından, mevcut alacak portföyünün menkul kıymetleştirilmesi yoluyla sağlanan ve gerçek bir alacak hakkı ve tahsilata dayalı olan yöntem ile piyasada da toplam fon arz ve talebi etkilenmeden finansman sağlanacağından talep artışı yoluyla fiyatlar genel seviyesi etkilenmeyecektir.<br />
	Özetlenirse :<br />
Finansman Şirketlerinin piyasalarda gerçek yerini alması ile birlikte :<br />
Sektördeki vade farkı ve peşin fiyatta gizli vade farkı uygulaması nedeniyle fiyatlar genel seviyesinin yükselmesi engellenecektir.<br />
Üretici firmalar, asıl faaliyet alanlarında faaliyet göstererek gerçek karlılık seviyesini saptayabileceklerdir. Dağıtım ve pazarlama firmaları da asli faaliyet alanlarına  döneceklerdir.<br />
Tüketiciler ciddi ihtisas kurumları ile muhatap olacaklar, tüketicilerin istismarı engellenecektir.<br />
Ülkemiz uygulamasındaki bayilik sistemi, kendisine çeki düzen vererek kurumlaşma , sürecine girecek, kayıt dışı ekonomi küçülecektir.<br />
VDMK fonları ile finansman sağlanması nedeniyle, alacak portföyünün menkul kıymetleştirilmesi sağlanarak, krediler yine tüketicilerin fonları ile finanse edilecek, talep , artışı yoluyla fiyatlar genel seviyesi etkilenmeyecektir.<br />
3.2.3 FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN FON KAYNAKLARI :<br />
Yasa ve yönetmelikte; finansman şirketlerinin mevduat veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı para toplamayacakları hükme bağlanarak, fon sağlayacak tek yöntem olarak menkul kıymet ihracı ve mali piyasalardan ödünç alınması imkanı , bırakılmıştır.<br />
Burada “mevduat veya ivaz karşılığı para toplama” kavramının, yaygın bir şekilde para toplanması anlamında kullanıldığı kanaatindeyiz. Bilindiği üzere tüm dünyada olduğu gibi, Türk finans kesimi mevzuatı da, geçmişte yaşanılan birçok acı deneyime tepki olarak, halktan para toplanmasını katı kurallara bağlamış, bu tür kurumlar için güçlü bir mali yapı ve sıkı bir denetim öngörerek bu imkanı sadece bankalara tanımıştır. Madde devamında, &#8220;sermaye piyasası mevzuatına göre menkul kıymet ihracı&#8221; ise kısıtlama hükmü dışında bırakılmıştır. Menkul kıymet ihracı ve halka arzın da kurallara bağlanmış halktan yaygın para toplanması anlamına geldiği düşünülürse, burada asıl sınırlamanın halktan yaygın para toplanması olduğu, mali piyasalardan ödünç para kullanımına imkan tanındığı anlaşılmaktadır.<br />
	Ayrıca, 545 sayılı KHK&#8217;nin 2&#8242;ci maddesi ile &#8220;finansman şirketlerinin bu KHK hükümlerine bağlı olmakla birlikte, bankalar, sigorta şirketleri ve özel kanunlarına göre ödünç para vermeye yetkili kılınan kuruluşlar ile tüzel kişilerin doğrudan veya ortak veya iştirakleri vasıtasıyla dolaylı olarak ortaklık ilişkisi içinde bulundukları diğer tüzel kişilere ödünç vermeleri hakkında bu KHK&#8217;nin uygulanmayacağı&#8221; belirtilmek süretiyle, Kanun&#8217;un 2&#8242;ci maddesi gerekçesinde de açıklandığı üzere, uygulamada karşılaşılan zorluklar gözönüne alınarak Kanun kapsamı daraltılmak süretiyle, dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan Holding ve Grup şirketlerinden ödünç para alınması imkan dahiline alınmıştır.<br />
	Yönetmeliğin 11&#8242;ci maddesinde, mali piyasalardan ödünç para alınmasına imkan veren hüküm &#8220;mali piyasa&#8221; kavramı ile yoruma ihtiyaç göstermektedir. Ayrıca, KHK&#8217;deki 	benzer düzenlemede, &#8220;Uluslararası piyasalar&#8221; kavramına yer verilirken, Yönetmelikte &#8220;mali piyasalar&#8221; kavramı kullanılmaktadır.<br />
	Literatürde &#8220;mali piyasa kavramı&#8221;; fon talep edenlerle fon fazlası olanlar arasındaki fon akımlarını düzenleyen aracı kurumlar, akımı sağlayan araçlar ve bunları düzenleyen yasal ve idari kurallardan oluşan yapı olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle tüm aracı kuruluşlardan sağlanan veya sermaye piyasası araçları ile sağlanan fonların mali piyasalardan sağlandığı anlaşılmakla birlikte, burada bankacılık sistemi asıl kaynak olarak ortaya çıkmaktadır.<br />
	Ancak, halen mevcut mevzuata göre finansman şirketlerinin Bankacılık sisteminden kullanacağı fonlar için ödeyecekleri faizlerin %10 KKDF ve %5 BSMV&#8217;ne tabi tutularak ilgili mevzuat uyarınca %15 ek maliyetin bulunduğu, KHK&#8217;nin 2&#8242;ci maddesi uyarınca kullanılan Grup ve Holding içi firmalardan sağlanan fonların da %15 KDV&#8217;ne tabi olduğa dikkate alındığında, bu alandan fon sağlanması yüksek maliyetleri içerdiğinden fiili kullanımı çok dar kalmaya mahkum bulunmaktadır.<br />
Bu durumda finansman şirketlerinin fon sağlayabilecekleri en önemli kaynak; tahvil-finansman bonosu, VDMK ihracıdır. Ancak, SPK&#8217;nın 13&#8242;cü maddesi ve Bakanlar Kurulu&#8217;nun &#8220;Tahvil ve Sermaye Piyasası Aracı Niteliğinde Diğer Borçlanma Limitlerine Dair&#8221; 14.01.1993 tarihli kararı ile, belirli koşullara göre sermayenin belirlenen katları şeklinde ihraç limitlerinin belirlenmesi, bu yolla sağlanan fonları da sermaye tutarına bağımlı kıldığından sınırlı bir kaynak sağlamaktadır.<br />
Buna karşılık, SPK&#8217;nun 3794 sayılı Kanun&#8217;la eklenen 13/A; maddesi uyarınca VDMK ihracında, Kanun&#8217;un l3&#8242;cü maddesinde belirtilen limitlerin uygulanmayacağı hükme bağlanarak, alacak portföyleri karşılığında VDMK ihracı ile sadece portföy marjına bağlı bir fon kaynağı sağlanmaktadır.<br />
Finansman şirketleri, Seri : III No: 14, Seri : III No: 17, Seri : III No: 18 sayılı tebliğler hükümlerine göre &#8220;doğrudan&#8221; VDMK ihraç etme imkanına sahip bulunmaktadırlar.</p>
<p>3.2.4 FİNANSMAN ŞİRKETLERİ VE VERGİ :<br />
Yeni bir kuruluş oldukları için finansman şirketleri Türk vergi ve usul kanunları içinde yer almamaktadır. Finansman şirketleri anonim şirket statüsünde kuruldukları için vergileme açısından bu tür şirketlerin tabi olduğu rejime tabidirler. Ancak vergi kanunları dikkatle incelenecek olursa, finansman şirketlerinin banker statüsünde olmaları nedeniyle, vergilendirilmelerinde bazı özellikler mevcuttur.<br />
i) Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları :<br />
Finansman şirketleri anonim şirket statüsünde kuruldukları için kurumlar vergisi mükellefi olmaları doğaldır. Ancak yönetmeliğe göre sermayelerinin nakit karşılığı ödenmesi hisse senetlerinin tamamının nama yazılı olması bu kuruluşların tipik özelliğidir.<br />
Yönetmelikteki bu hükme karşılık, SPK&#8217;nun 15.12.95 tarih ve 1301 sayılı ilke kararı uyarınca finansman şirketlerinin kayıtlı sermaye sistemine geçmek ve hisse senetlerinin halka arzına izin verebilmek için, asgari ödenmiş sermayelerinin yatırım bankalarında aranan sermaye tutarında olmasına, ayrıca ortak sayısı itibariyle halka açık şirket haline gelirlerse, sermaye artırımı ve hisse senetlerinin halka arzına ilişkin taleplerinin “&#8230;rüçhan haklarının kullanılmasından sonra kalan kısmının tahsisli satışına&#8221; şeklinde değerlendirilmesine karar verilmiştir. Bu nedenle finansman şirketlerinin halka açık şirket haline gelme imkanı bulunmaktadır. Halka açık olmayan finansman şirketleri %25 oranında kurumlar vergisine ve %24 oranındaki asgari kurumlar vergisine, Gelir Vergisi Kanununun 94.maddesinin 6-b bendi gereğince de %20 oranında gelir vergisi stopajına tabi bulunmaktadır.<br />
	Gerek kurumlar ve gerekse gelir vergisi tutarlarının %10&#8242;u tutarında da fon kesintisi bulunmaktadır.<br />
	ii) Katma Değer Vergisi :<br />
	Finansman şirketleri banka işlemlerinden biri olan &#8220;kredi verme&#8221; ile iştigal ettikleri için 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu&#8217;nun l7.maddesinin dördüncü fıkrasının (e) bendi gereğince istisna kapsamına girmekte ve katma değer vergisine tabi bulunmamaktadır.<br />
	iii) Gider Vergileri :<br />
1956 tarih ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu&#8217;nun 28.maddesine göre kredi veren finansman şirketleri bu tür işlemleri nedeniyle kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun müşteri durumunda olan kişilerden nakden veya hesaben aldıkları paralardan muamele vergisi ödemekle mükelleftirler. Bu nedenle KDV kapsamı dışında bulunan finansman şirketleri gider vergisi mükellefi olmaktadırlar. Bu verginin oranı halen %5&#8242;tir.<br />
iv) Damga Vergisi Kanunu :<br />
Finansman şirketlerinin satıcı (üretici) ile yapacakları genel sözleşmeler ile tüketicilerle yapacakları özel sözleşmeler 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu gereğince binde 6 vergiye tabi bulunmaktadır.<br />
v) Harçlar Kanunu :<br />
Yönetmeliğe göre, finansman şirketleri, Hazine Müsteşarlığı&#8217;ndan iki türlü belge almaktadırlar. Bunlar :<br />
Kuruluş izin belgesi : Bu belge izin için başvuran şirketin kurucularına, kanuni formalitelerin tamamlanması üzerine finansman şirketinin kurulması için verilen bir belgedir. Bu belge i1e şirket kuruluşuna geçilebilir.<br />
Faaliyet izin belgesi : Finansman şirketinin kuruluşu tamamlandıktan sonra Hazine Müsteşarlığı şirkete faaliyete geçmesi için bu belgeyi düzenler. Faaliyet  izninin alınmasından sonra, şirketin bir yıllık süre içinde çalışmaya başlaması gerekir. Aksi takdirde Müsteşarlıkça Belge iptal edilebilecektir.<br />
492 sayılı Harçlar Kanunu&#8217;na ait olmak üzere 25 Aralık 1995 tarihli Resmi Gazete’de  yayınlanan 29 seri no&#8217;lu Harçlar Kanunu Genel Tebliğinin &#8220;XI. Finansal Faaliyet İzin Belgesi Harçları&#8221; bölümünde konu ile ilgili şu açıklamalar yer almaktadır.</p>
<p>	Tutar T.L.<br />
i)Diğer Finansal kurumlar kuruluş ve faaliyet izin belgeleri (her yıl için)<br />
ii)i fıkrrasında belirtilen kurumların açacakları şubelerle ilgili izin belgeleri (her şube için)	414.162.000<br />
207.081.000<br />
Tablo2 : Diğer Finansal Kurumlara İlişkin Belgeler ile ilgili Harçlar<br />
Tablonun incelenmesinden de anlaşılacağı gibi finansman şirketlerinin kuruluş ve faaliyet izin belgesi harçları bir hayli yüksek düzeydedir.</p>
<p>3.2.5 TÜRKİYE&#8217;DEKİ İLK FİNANSMAN ŞİRKETİ : KOÇFİNANS A.Ş.<br />
22.11.1994 tarihinde kuruluş ön izni alınarak, kuruluşu 03.01.1995 tarihinde Ticaret Sicili&#8217;ne tescil edilen Şirket, T.C. Hazine Müsteşarlığı&#8217;ndan 30.03.1995 tarihinde &#8220;Finansman Şirketi Faaliyet İzin Belgesi&#8221;ni alarak faaliyetlerine fiilen başlamıştır. Her türlü mal ve hizmet alımını kredilendirmek amacıyla kurulan Şirket, Türkiye&#8217;deki ilk finansman şirketi tüketici kredisini 14.04.1995 tarihinde kullandırmış, tüketicilere yaygın kredi kullandırılması faaliyetlerine ise 01.08.1995 tarihinde başlamıştır.<br />
Sermaye Yapısı :<br />
Kuruluş sermayesi l Trilyon TL olan Şirket, 30.03.1996 tarihi itibariyle sermayesini 6 Trilyon TL nominal değere yükseltmiş ve 30.06.1996 tarihi itibariyle 4 Trilyon TL&#8217;si ödenmiştir. 6 Trilyon &#8216;TL&#8217;lik nominal sermayesi bulunan Şirket sermayesinin %50&#8217;si Koç Holdinge, kalan °/o50&#8217;si ise Grup içi üretim ve dağıtım şirketlerine aittir.<br />
	Amacı :<br />
	Türkiye&#8217;de kurulan ilk tüketici finansmanı şirketi olarak, mali sektörümüzün dünya ile bütünleşmesi sürecine yönelik çalışmalar çerçevesinde ekonomik hayatın gerektiği gibi işlemesine katkı sağlamak şirketin kuruluş misyonudur. Koç Grubunun geniş bir ürün yelpazesi vardır. Ayrıca bu ürünlerin satışına yönelik 7000 bayiden oluşan dağıtım ve pazarlama teşkilatı bulunmaktadır. Bu geniş ürün potansiyelini kredi ile destekleyerek satışları arttırmak ve topluluk sinerjisinden karlılık yaratmak amacındadır. Koçfinans tüketiciye doğrudan finansman sağlayarak üretici şirketler üzerindeki finansman yükünü kaldırmaktadır.<br />
Kredi özellikleri :<br />
Ürünün satış noktasında / satışla eş zamanlı<br />
Yeterli miktarda<br />
Kolay Nispeten ucuz<br />
Kredi sistemi :<br />
Kredi Koçfinans&#8217;tan tüketiciye veriliyor,<br />
Kredi, tüketici nam ve hesabına, Koçfinans tarafından bayinin işyerinde bayiye ödeniyor,<br />
Ürüne bağlı olarak çeşitli güvenceler istenmekle beraber, bayi nihai garantör / kefil konumunda.<br />
Geri ödemeler,:<br />
Bayinin kendisine, veya<br />
Belirlenen banka şubelerine yapılıyor.<br />
Kredi değerlendirmeleri bayide bayinin risk takdiri ile merkezde ise scoring ve bayi risk analizi sistemleri ile yapılıyor.<br />
1995 ve 1996 Yılı Faaliyetleri :<br />
1995 yılı Nisan ayında ilk tüketici kredisini veren Koçfinans, test çalışmalarını ve pilot uygulama hazırlıklarını Mayıs ve Haziran aylarında sürdürmüş, Temmuz ayında yapılanmasına son şeklini vererek 31 Temmuzda Koç Topluluğunun üretmiş olduğu dayanıklı tüketim ürünleri ve otomotiv ürünleri için tüketici kredisi pilot uygulaması başlatmıştır.<br />
Yaygın kredi kullandırma faaliyetlerine Ağustos 1995’te başlayan Şirketin, 1995 yıl sonu itibariyle açmış olduğu kredilerle ilgili tablolar aşağıda sunulmaktadır.</p>
<p>	Kredi Sayısı	Toplam Kredi (Mil T.L.)	Toplam Faizli Bakiye(mil. T.L.)	Bayi Sayısı Adet<br />
DTÜ	25.147	915.180	1.142.485	291<br />
LASTİK	11.977	456.920	565.104	198<br />
OTOMOTİV	2.447	1.624.742	2.601.947	311<br />
TOPLAM	39.571	2.996.842	4.309.536	800<br />
Tablo3:Koçfinans A.Ş.’nin 1995 Yıl Sonu İtibariyle Açmış Olduğu Kredilerin Dağılımı<br />
1995 yıl sonu bilançosuna göre Aktif toplamı 3.650 milyar TL, vergi öncesi karı 402 milyar TL&#8217;dir.<br />
Kredilerin finansmanı amacıyla, Aralık 1995&#8242;te 1 trilyon nominal değerde tahvil, Ocak 1996&#8242;da 900 milyar nominal değerde l. tertip, Mart 1996&#8242;da 1 trilyon nominal değerde 2.tertip, Ekim 96&#8242;da I,5 trilyon nominal değerde 3.tertip ve Aralık 96&#8242;da 2 trilyon nominal değerde 4.tertip olmak üzere 1996 yılında toplam 5.4 trilyon nominal değerde VDMK ihraç edilmiştir.<br />
Koçfinans A.Ş.&#8217;nin l996 yılı açılan kredi tutarı, adedi ve bayi sayıları ile il performans rakamları ve 1996 yılı kadar olan kümülatif değerler aşağıda sırasıyla Tablo 4 ve Tablo 5’de sunulmaktadır.</p>
<p>	Kredi Sayısı	Toplam Kredi (milyon)	Toplam Faizli Bakiye (mil T.L.)	Bayi Sayısı (Adet)<br />
DTÜ	194.534	8.698.903	10.646.581	1.331<br />
LASTİK	26.374	1.164.448	1.515.146	183<br />
OTOMOTİV	23.895	20.273.122	28.466.973	619<br />
	244.803	30.136.473	40.628.700	2.133<br />
Tablo4: Koçfinans A.Ş.’nin 1996 Yılı itibariyle Açmış Olduğu Kredilerin Dağılımı</p>
<p>	Kredi Sayısı	Toplam Kredi (milyon)	Toplam Faizli Bakiye (mil T.L.)	Bayi Sayısı (Adet)<br />
DTÜ	219.681	9.614.083	11.789.066	1.331<br />
LASTİK	38.351	1.621.368	2.080.250	183<br />
OTOMOTİV	26.342	21.897.864	31.068250	619<br />
	284.374	33.133.314	44.938.236	2.133<br />
Tablo5:Koçfinans A.Ş.’nin 01.10.1995-31.12.1996 tarihleri arasında kümülatif olarak açmış olduğu kredilerin dağılımı</p>
<p>					BÖLÜM 4</p>
<p>		MENKULKIYMETLEŞTİRME<br />
	Bu bölümde menkul kıymetleştirmenin tanımı, avantajları, yöntemleri ve yurtdışındaki gelişimi üzerinde durulmuştur.<br />
4.1 MENKULKIYMETLEŞTİRMENİN TANIMI, AMAÇLARI<br />
	&#8220;Menkulkıymetleştirme, bir mali kuruluşun bilançosunda yer alan kredilerden doğan alacakların benzer nitelikte olanlarını bir araya toplayarak, kendisinin ya da bu amaç için kurulmuş olan bir kurumun (Genel Finans Ortaklığı) vasıtasıyla bu alacak havuzuna dayalı menkul kıymet ihraç etmesi ve ödemelerin bu havuzdaki kredilerin geri ödemeleriyle finanse edilmesidir. Böylece kredi veren kurumun bilançosunda yer alan alacaklar, aktif bir ikincil piyasaya sahip olan menkul kıymetler haline getirilir. Bu yöntemle bilançolarında bulunan riskli aktifleri azaltan kredi kurumlan, özkaynak yeterliliği koşullarını daha rahat yerine getirmektedirler. Bunun yanında, krediyi kullananlar ile bu krediyi finanse eden yatırımcıları bir araya getirirken, kendi açtıkları kredilerden faiz geliri yerine hizmet geliri elde etmektedirler.&#8221;<br />
&#8220;Menkulkıymetleştirme varlıkların nakit akışlarına dayanan finansal enstrümanların satışıdır. Varlıklardan ya da varlıkların nakit akışlarından oluşturulan havuzun getirilerinden yatırımcıların paylan oranında faydalanmasını sağlayan bir menkul kıymet ihracıdır.<br />
	Menkulkıymetleştirme, bir yerde VUMK’ lerin ticari bankalar ve sanayi kuruluşları gibi geleneksel yatırımcılar dışında alıcılara sunulmasıdır ki bunu sağlamada birkaç faktör önemlidir :<br />
Riski ölçebilme<br />
Risk faktörlerinin açıklanabilmesi ve<br />
Diğer yatırım alternatiflerine kıyaslanabilir bir derecelendirme yapılabilmesi&#8221;<br />
&#8220;Menkulkıymetleştirmeyi ortaya çıkaran etmenler şöyle sıralanabilir:<br />
-    Devletin mali kurumlara müdahalesi dolayısıyla maliyetlerin yükselmesi ,<br />
Rekabetin artması sonucu karlılık marjlarının düşmesi,<br />
Teknolojinin sağladığı olanaklar,<br />
Kaynak aktarma maliyetlerini düşürerek piyasaları etkinleştirme çabaları,<br />
Aracılığın eliminasyonu (disintermediation)<br />
De-regülasyon ve/veya re-regülasyon &#8221;<br />
&#8220;Beklenen nakit akımlarını kaynak yaratmada kullanmak bir hayli yeni bir kavram. Fakat bu kavramın menkulkıymetleştirme formunda adaptasyonu mevcut mali piyasaları önemli ölçüde değiştirecek bir prosesi oluşturdu.&#8221;<br />
&#8220;İlk büyük kamu varlığa dayalı menkul kıymet ihraçları olan 1985 ve 1986 (ABD) ihraçlarının bile henüz itfa olmadığı dikkate alınırsa, menkulkıymetleştirmenin hala yeni bir kavram olduğu daha iyi anlaşılır. Zarar rakamları, ödeme modelleri ve yapıyla ilgili belirsizlikler sürmektedir. Ancak ipoteğe dayalı menkul kıymetler piyasasının olgunlaşması genel olarak VDMKler piyasasının gelişimini desteklemektedir. İpoteğe dayalı menkul kıymetlerdeki ipoteklerin tersine VDMK’ lerdeki varlıklar aşağıdaki konularda standardize değildir :<br />
Varlığın türü<br />
Nakit akış kaynağı olan kredinin kalitesi<br />
Hizmet prosedürü<br />
Ödeme modelleri<br />
Bu standartizasyon eksikliği bir dereceye kadar VDMKIer piyasasının hacmini ve verimliliğini etkileyecektir. Potansiyel VDMK ihraççıları menkulkıymetleştirmenin gerekliliklerine sistemlerini adapte ederken birtakım güçlükler ve maliyetlerle karşı karşıya kalırlar. Yatırımcılarsa bir yandan çeşitli varlıklara ait riskleri ve varlıkların niteliklerini nasıl analiz edeceklerini, öte yandan belirli bir tür varlığın ihraççılarını nasıl ayırt edebileceklerini öğrenmektedirler.&#8221;<br />
&#8220;Bir menkulkıymetleştirme işleminde şu unsurlar dikkate alınmaktadır :<br />
-Yapı : vergi etkileri ve muhasebe etkileri<br />
-Kredi risk değerlemesi<br />
-Derecelendirme kuruluşu değerlendirmesi<br />
-Maliyet / finansman stratejisi<br />
-Teknik destek&#8221;</p>
<p>4.2. MENKULKIYMETLEŞTİRMEDE ALACAK PORTFÖYÜ YAPISI<br />
&#8220;Alacak portföyü, sözleşmeye dayalı nakit akımları bulunan alacaklardan oluşmaktadır. Genel olarak sözleşmeye dayalı nakit akımları bulunan alacakların tamamı menkulkıymetleştirilebilirse de, başarılı bir menkulkıymetleştirmeye temel oluşturacak alacakların en azından aşağıdaki özelliklerin bir kısmına sahip olması gerekmektedir :<br />
Alacak portföyü iyi çeşitlendirilmiş olmalıdır.<br />
Menkulkıymetleştirme sonucu yaratılan ve yatırımcılara sunulan menkul kıymetlerin getirileri, çeşitli kredi sözleşmelerinin bir araya getirildiği bir havuz vasıtasıyla çeşitlendirilmiş bir alacak portföyünün nakit akımları olmalıdır ki, tek bir sözleşmenin taşıdığı kredi riski çeşitlendirme yoluyla minimize edilebilmelidir.<br />
Alacakların nakit akımları önceden belirlenmiş bir program dahilinde periyodik olarak elde edilmelidir.<br />
Alacakların geçmişteki geri ödenmeme oranları ile ilgili istatistiksel veriler olmalı ve alacaklardan elde edilebilecek gerçek nakit akımları hesaplanabilmelidir. Bu geri ödenmeme oranlarının düşük olması gerekmektedir. Aksi takdirde garanti teknikleri kullanarak menkul kıymetleştirilen alacak havuzunun güvenilirliği arttırılmalıdır.<br />
Alacaklar homojen bir yapıya sahip olmalı, geri ödeme ve vade yapıları itibariyle benzer olmalıdır.<br />
 Alacak portföyünün değeri Menkulkıymetleştirmeyi ekonomik kılacak büyüklükte olmalıdır.<br />
Sürekli bir menkulkıymetleştirme programının uygulanması halinde vadesi dolan alacaklar yenilenebilmelidir.&#8221;</p>
<p> 4.3 MENKULKIYMETLEŞTİRMENİN AVANTAJLARI:<br />
Satıcıya<br />
(a) Satıcı kendi kredi derecesinden daha yüksek kredi derecesi olan alacak havuzunu kullanarak fonlama maliyetini düşürür.<br />
		(b) İhraç işlemi varlıkların satışı olarak düzenlenirse söz konusu varlıklar satıcının bilançosundan çıkarılır ve bu varlık havuzu üzerindeki payı gösteren menkul kıymetler de , satıcının bilançosunun pasifinde görülmez.<br />
		(c) Satıcının bilançosundan aktiflerin çıkarılmasıyla, satıcının borç/özsermaye oranı alternatif finansman yollarına oranla daha iyi olur. Varlıkların satışı bilançoyu küçülttüğü için, satıcı sermaye yeterliliği standartlarını daha kolay yakalar.<br />
		(d) Menkulkıymetleştirme alacakların vadesinden önce nakite dönüştürülmesini sağlayacağından uygun bir yönetimle, bir likidite aracı olarak kullanılabilir.<br />
		(e) Artan regülasyonlardan dolayı kredi kullandırmada daha isteksiz olan banka ve sigorta şirketlerinin fonlarını yönlendirebilecekleri alternatif bir yöntem teşkil eder.<br />
		(f) Bankaların kredi sınırlamaları ya da satıcının halka arz etmeksizin (privately placed debt) yapacağı ihraca göre daha az finansal sınırlaması vardır.<br />
		(g) Varlıkların satışı anında, Genel Kabul Görmüş Muhasebe Prensiplerine göre beklenen nakit akışlarının şimdiki değerine eşit bir kazanç (ya da zarar) yazma imkanı vardır.<br />
ii) Yatırımcıya<br />
(a) İyi yapılandırılmış bir menkulkıymetleştirmede yatırımcı satıcının iflası riskini elimine eder.<br />
(b) Menkul kıymet, pek çok kredi türünün bir arada bulunduğu çeşitlendirilmiş varlık havuzunu temsil eden yüksek kalitede bir alacak senedidir.<br />
	(c) Menkul kıymet teminat teşkil eden varlıklardan daha likittir.<br />
	(d) Menkul kıymetin getirisi benzer vade ve kalitedeki enstrümanlardan daha  yüksek olabilir &#8221; </p>
<p>	iii) Mali Piyasalara<br />
Kredi ile kaynak yaratma yöntemine önemli bir alternatif oluşturur.<br />
Uzun vadede kaynak aktarma maliyetini düşürerek, finansal sistemin faaliyet etkinliğini artırır<br />
Sermaye piyasalarının büyümesine, derinleşmesine ve likiditasyonuna katkıda bulunur. Finansal ürün arzını artırarak piyasaların eksikliğini giderir<br />
Piyasa mekanizmalarının kullanımını yaygınlaştırıp, işleyişini etkinleştirir.”</p>
<p>4.4 MENKULKIYMETLEŞTİRME YÖNTEMLERİ:<br />
	Yurtdışında menkulkıymetleştirme türleri, öncelikle ihracın varlıkların satışı ya da teminatı olarak düzenlenmesine, ödemelerin de bu varlıkların nakit akışlarını menkul kıymetin yatırımcılarına yansıtma şekline göre üç ana başlık altında incelenmiştir. Daha sonra ise alacakların menkulkıymetleştirilmesinde finansman bonosu ya da tahvil yapısı kullanımı arasındaki farklar açıklanmıştır.</p>
<p>4.4.1 MENKULKIYMETLEŞTİRME TÜRLERİ<br />
&#8220;Menkulkıymetleştirmenin en yaygın türleri pass throughs (gelir aktarmalı) ve pay throughs (nakit aktarmalı) yöntemlerdir. Pass throughs yapısı temel olarak sertifika sahiplerine alacaklar üzerinde bir ortaklık hakkı verir. Bu yapıda alacaklar bir garantöre satılır. Sertifika sahipleri alacakların tüm nakit akımları üzerinde hak sahibidirler. Pay throughs ise alacakların teminat görevi gördüğü ve ihraççının yükümlülüğü olan bir yapıdır. Alacakların nakit akışları, menkul kıymetin geri ödemelerinin temel kaynağıdır. Pay throughs tek seri ya da çok seri halinde ihraç edilebilir. Çok seri halinde ihraç yapılması durumunda anapara ilk vadeden başlanarak ödenir.&#8221;</p>
<p>4.4.1.1 GELİR AKTARMALI SENETLER<br />
	(PASS THROUGH CERTİFİCATES-OBLİGATİONS)<br />
	Gelir aktarmalı senetler ; varlıklardan oluşan portföye ortak olmayı , yani belli bir kredi havuzu ile bundan gelen düzenli ödemeler üzerinde mülkiyet hakkını temsil etmekte ve varlıklardan sağlanan nakit akımları (anapara ve faiz ödemeleri) portföydeki payları oranında direkt olarak yatırımcılara aktarılmaktadır. Bu senetleri satın alan yatırımcılar , menkul kıymetin bağlı olduğu ipotekli alacaklardan aylık olarak tahsil edilen anapara ve faiz ödemelerini yine aylık olarak alırlar. Diğer bir deyişle söz konusu menkul kıymet başlı olduğu ipotekli kredi havuzunun ödeme akış karakteristiğini yatırımcıya aynen yansıtır.<br />
	Bu tip menkulkıymetleştirmede ihraç için özel amaçlı bir finans kurumu oluşturularak kredi havuzu bu kuruma satılır. Kurum bu alacaklara dayalı tahvil ihraç ederek yatırımcılara satar . Daha sonra kredilerin anapara ve faiz tahsilatlarını yaparak kendi komisyon ücretini düştükten sonra kalan mablağı yatırımcılara aktarır.<br />
	Pass Throughs tekniği ile menkulkıymetleştirmede portföydeki varlıkların sahipliği yatırımcılara devredilmekte , portföyü oluşturan kuruluşun yükümlülüğünden çıkmakta ve mali tablolarında yer almamaktadır. Uzun dönemli varlıklar bilançodan çıkarıldığı zaman aktiflerin ortalama vadesi kısalmakta ve gereken sermaye miktarı azalmaktadır. İhraççı kurum bu arada kredi hizmetine devam edip , hizmet komisyonu aldığı için daha az aktif ve daha az sermaye üzerinden yaratılan gelir arttığı için aktif karlılığı ve sermaye karlılığı artmaktadır.<br />
	Pass Throughs menkulkıymetleştirme yapısının ana ilkesi nakit akımlarının yeniden şekillendirilmesine izin vermemesidir. Ödemelerin faiz kısmı yatırımcı ve ihraç amacıyla kurulan kurum arasında paylaştırılabileceği gibi , kredi değerliliğini arttırmak için de kullanılabilir. Oysa anapara ödemeleri yatırımcılara alındığı gibi aktarılır.<br />
	Portföy borçluları herhangi bir cezaya maruz kalmaksızın borçlarını vadesinden önce ödeyebilmekte ve piyasa faiz oranlarında küçük değişmeler olması halinde önemli tutarlarda erken ödeme sözkonusu olabilmektedir. Portföyden sağlanan nakit akımlarının direkt olarak yatırımcılara aktarılması nedeniyle bu durum , gelir aktarıcı senetlerin vadelerinin belirsiz ve nakit akımlarının değişken olmasına neden olarak , gelir aktarıcı senetlerin en büyük problemini oluşturmaktadır.</p>
<p>	i)Yapısal Özellikler:<br />
Menkul kıymetler kredi havuzunda bölünemez bir payı temsil eder.<br />
Bütün anapara ve faiz ödemeleri (hizmet komisyonları ve idari giderler düşüldükten sonra )yatırımcılara payları oranında dağıtılır.<br />
Geri ödemelerde aksamalar ve kredilerin erken tahsilatı yatırımcılara payları oranında aynen yansıtılır. Bazı ödeme aktarmalı menkul kıymetler Ginnie Mae örneğinde olduğu gibi , anapara ve faiz ödemelerinin yine Ginnie Mae tarafından garantilendiği ve kredilerin erken ödenme riskinin azaltıldığı bir garantöre dayanabilir.<br />
İhraççı kredilerin mülkiyetini bir Trust’a transfer eder ve Trust’da bir payının olması da gerekmez.<br />
İhraç hizmeti veren kurum , yatırımcılar adına kredilerin tahsilatını takip eder.<br />
-Hizmet komisyonu genellikle menkul kıymetin dayandığı kredi taksitlerinin faiz ödemesi kısmının bir oranıdır.<br />
Aşağıdaki işlem tiplerine kredi desteği gerekir.:<br />
derece rücu hakkı olmaması durumunda<br />
Nakit teminat kullanılması durumunda<br />
3.taraf garantisi kullanılası durumunda<br />
Genellikle Genel Kabul Görmüş Muhasebe Kuralları ve Gelir Vergisi açısından , kredilerin yatırımcılara satışı şeklinde ele alınır.<br />
Orjinatör, kredilerin satışında bir kar ya da zarar realize eder.<br />
Menkul kıymet orjinatörün borcu olarak görünmez.</p>
<p>4.4.1.2 NAKİT AKTARMALI SENETLER<br />
(PAY THROUGH CERTİFİCATES – OBLİGATİONS)<br />
Yapısal Özellikler :<br />
a)Menkul kıymetler orjinatör açısından kredi havuzu ile teminat altına alınmış anapara ve faiz yükümlülükleri temsil eder. Genellikle menkul kıymetlerin ödemesi için sadece kredilere bakılır.<br />
	b) Orjinatör kredilerin mülkiyetini bir trust’a transfer etmez ancak kredileri  teminat olarak ipotekler<br />
	c) Menkul kıymetlerin itfa planını kredilerin vadeleri ile çakıştırmak gerekmez, ancak menkul kıymetlerin itfa tarihleri, kredilerin vadesini geçemez ,<br />
	d) Orjinatör tarafından yatırımcılara yapılacak ödemeler de dayanak; teşkil eden kredilerin geri ödemelerine direk bağlanmak zorunda değildir.<br />
	e) İlave garantilerin yokluğu halinde, kredilerdeki erken ödemeler menkul kıymetin de ortalama vadesini kısaltacak şekilde erken ödenmesini gerektirir. Garanti orjinatör ya da 3.bir taraftan verilebilir ,<br />
f) Menkul kıymetler pek çok seri ve tertip halinde ihraç edilebilir&#8221;</p>
<p>ii) Vergi ve Muhasebe Yönü :<br />
İhraççının menkul kıymete dayanak teşkil eden teminatların üzerinde yeterli bir payı olması halinde bu menkul kıymetler gelir vergisi ve muhasebe kayıtları açısından orjinatörün borcu olarak görünür. Bu ihraççının teminatın transferi esnasında bir kar ya da zarar kaydetmesini önler.&#8221;</p>
<p>iii) Nakit Aktarmalı Senetlerin Bir Türü Olarak “İpoteğe dayalı tahviller” (Mortgage Backed Bonds) :<br />
tahvil, ihraççının genel fonları ve kredi havuzunun teminatına dayanır<br />
Teminatın değeri dayalı olduğu kredi havuzunun likidite değeridir<br />
Bu yüzden pass through ya da pay through&#8217;a göre daha fazla aşırı teminatlandırma gerekir<br />
Kredi havuzunun değeri belli bir seviyenin altına düşerse ihraççının ilave teminat sağlama yükümlülüğü vardır<br />
Bu seviye menkul kıymetin bakiye anapara ve faiz borcuna bağlanır<br />
İlave teminat sağlanamaması teminatın likide edilmesi ve menkul kıymetin geri çağrılmasını gerektirir<br />
Aşırı teminatlandırmanın da gerekli seviyesinin üzerindeki teminatlar belli durumlarda ihraççıya bırakılabilir<br />
Aşırı teminatlandırma miktarı aşağıda sıralanan pek çok faktöre bağlıdır<br />
Krediler türü ve kalitesi<br />
Pazar değerini saptama sıklığı<br />
İhraççının ilave teminat sağlaması için gerekli süre<br />
Tahviller için istenen kredi derecesi<br />
Kredi erken ödemelerinin idaresi<br />
i)Erken ödemeler yatırımcılara aktarılarak menkul kıymetler erken itfa edilir.<br />
ii)İhraçcı erken ödenen krediye eşdeğerde yeni bir teminat getirmeyi kabul eder.<br />
A) Yeni bir teminat getirilmesinin sağlanamaması durumunda kredinin erken ödenmesinden sağlanan tutar yatırımcının lehine bekletilir.<br />
B) Erken ödemeler ihraççıya kabul edilebilir yeni teminatlar bulması halinde aktarılır.”<br />
İpoteğe dayalı tahviller, kurumlara kredileri portföylerinden çıkarmaksızın borçlanma olanağı sağlar. Yani kuruluşlar portföylerindeki kredileri teminat göstererek belli bir faiz ve vadeyle tahvil ihraç ederler. Bu tahvilleri ödemek için ilgili kredilerin nakit akımları kullanılır. Ancak çıkarılan tahvilin geri ödeme planının teminat gösterilen kredi havuzunun nakit akışını aynen yansıtması gerekmez. Varlıkların değeri satılacak olsalar oluşturacakları piyasa değerine göre ölçülebileceği gibi, nakit akışı yaratabilme niteliklerine göre de ölçülebilir. Bu tür menkulkıymetleştirmede çıkarılan tahvilin yazılı değerinden çok daha fazla varlığı teminat göstermek kredi değerliliğini arttırmanın en pratik yoludur.<br />
Bu yöntem ile tahvil ihraç eden kuruluşun borç yükümlülüğü devam etmekte, varlıklar ve tahviller mali kayıtlarda yer almaktadır. Bu nedenle kredilerin teminat gösterilmesi yoluyla tahvil ihracı, bu aktiflerin satılması yoluyla tahvil ihracının sağladığı sermaye yeterliliği avantajını sağlamamaktadır. Bu yüzden de genellikle düşük maliyetli kaynak yaratmak için kullanılır.<br />
	Bu tür tahvil ihracında rating kuruluşları öncelikle kredi havuzunun kaliteli olmasını talep ediyorlar. Böylece borçlu ödemelerini yapmadığı takdirde satılacak olan ipoteklerin aktif bir ikincil piyasaya sahip olması garantiye alınıyor. Teminatlar üç ayda bir değerlemeye tabi tutuluyor. Eğer faiz oranlarındaki hareketler, tahsil edilemeyen alacaklar ve erken ödemeler nedeniyle teminatın değeri gerekli değerin altına düşerse, daha fazla teminat eklenmesi isteniyor.<br />
	İpoteğe dayalı tahviller, üç nedenden ötürü değerlerinden daha fazla teminat altına alınmaktadır. Bunlardan ilki nakit akımının alacak portföyü ya da tahvil sahiplerine değil de tahvil ihraç eden kuruluşa olması ve zamanla kredi havuzunun değerinin tahvil anapara değerinden daha düşük hale gelebilmesidir. İkincisi ise, teminat fazlasının, ödenmeyen alacaklara karşı tahvil sahiplerine ek bir koruma sağlamasıdır. Üçüncü bir neden de fazla teminatın, değerleme tarihleri arasında teminatın değerinde ortaya çıkabilecek düşüşlere karşı tahvil sahiplerini korumasıdır.</p>
<p>4.4.1.3 İPOTEKLE DESTEKLENMİŞ TAHVİLLER<br />
	(COLLATERALİZED MORTGAGE OBLİGATİONS &#8211; CMO ) :<br />
	&#8220;Bu tahviller ipoteğe dayalı tahvillerde olduğu gibi ipotek karşılığı verilen krediler ile teminat altına alınmış ve ihraççı şirketin mali tablolarında borçlar arasında gösterilmiştir İpoteğe dayalı tahvillerden farkı ise kredilerden sağlanan nakit akımlarının tahvilin anapara ve faiz ödemelerine tahsis edilmiş olmasıdır. Yatırımcı tercihlerine uyacak nakit akışları vaad etmek amacıyla bu tahviller, farklı vade ve getiri oranlarına sahip, üç veya daha fazla seri halinde ihraç edilmektedir. Belli bir CMO ihracında en kısa vadeli seriye A-serisi, bir sonraki en kısa vadeye B-serisi adı veriliyor. En uzun vadeli tahviller ise Z-serisi olarak adlandırılıyor. Kredi havuzundan gelen nakit akışından, faiz ödemelerine karşı gelen kısmı tüm seri tahvil sahiplerine 3 ya da 6 ayda bir aktarılıyor. Nakit akışından anapara geri ödemelerine karşı gelen kısım ise yalnız A-seri tahvil sahiplerine aktarılıyor. A-seri tahviller tamamen ödendikten sonra B-seri tahvil sahiplerine aktarılmaya başlanıyor. Bu ödeme yapısı aynı şekilde tüm serilerin ödemeleri bitene kadar devam ediyor. Z-seri tahvillere ise önceki tüm serilerin faiz ve anapara ödemeleri bitene kadar hiçbir ödeme  yapılmıyor ve birikmiş faiz anaparaya ekleniyor. Önceki serilere ait ödemeler bittikten sonra tüm faiz ve anapara ödemeleri Z-seri tahvillere aktarılıyor.&#8221;<br />
Tahvil sahiplerine yapılan ödemelerin elde tutulan tahvilin serisine bağlı olarak değişmesi nedeniyle CMO&#8217;lar gelir aktarıcı senetlerin vadedeki belirsizlik problemini önemli ölçüde çözmüştür. Yani kredilerin erken geri ödenmeleri riski ortadan kalkmıştır Aktif bir ikincil piyasa oluştuğu için de bu tahvil türü portföyün likiditesini arttırmaktadır.</p>
<p>Yapısal Özellikler :<br />
“a) Değişik faiz oranları, değişik vade ve ödeme planına sahip, pay through menkul kıymet ihracıdır .<br />
b) Herbir tranş dayandığı kredi grubunun anapara ve faiz tahsilatlarından ödenir. Kısa dönemli tranşlar ödemede öncelik alırlar<br />
İlk tranşlar (vade tarihlerine göre) periyodik olarak anapara ve faiz ödemelerini alırken, kredilerin erken geri ödemelerinden sağlanan fonlar da birinci tranşın anapara geri ödemesindeki eksikleri tamamlamak için kullanılır.<br />
Herbir tranş geri ödendikten sonra, kalan tranşların periyodik faizlerini ödeme amacı dışındaki tahsilatlar, kalan tranşlar içindeki en yüksek tranşın geri ödemesinde kullanılır<br />
Son tranşa itfaya kadar ödeme yapılmaz (daha önceki tranşlar tamamen ödenmiş olup faiz birikebilmesine rağmen)</p>
<p>4.4.2 ALACAK SENETLERİNİN MENKULKIYMETLEŞTİRİLMESİNDE FİNANSMAN BONOSU YAPISI İLE ORTA VADELİ TAHVIL YAPISI KIYASLAMASI :<br />
Aşağıda menkulkıymetleştirme işleminde, ihraç edilen menkul kıymetin finansman bonosu ya da orta vadeli yapısında ihraç edilmesi arasındaki farklar üzerinde durulmakta, son zamanlarda neden orta vadeli tahvil yapısına yönelme olduğu açıklanmaktadır.</p>
<p>4.4.2.1 FİNANSMAN BONOSU YAPISI :<br />
Alacak senetlerine dayalı finansman bonosu ihracında birkaç istisna dışında hemen hemen aynı yapı kullanılır.<br />
a Finansman bonosu ihraç etmek için özel bir şirket kurulur (SPC-Special Purpose Corporation). Bu şirketin sahibi genellikle üçüncü bir taraf olur. SPC sürekli olarak alacakları satın alırken para da yeni kredilerde kullanılarak yeni alacaklar oluşturulur.<br />
b Tahsil edilemeyen alacak senetleri ile ilgili zararlar için aşağıdaki yöntemlerin bir kombinasyonu ile destek sağlanır.<br />
ı) Rezerv Fon : Alacak senetlerindeki zararları karşılamak için bir nakit fon tutulur , zararlar beklenenden fazla olursa para rezerv fondan çekilir.<br />
ıı) Iskonto : Satıcının daha önceki zarar deneyimleri yansıtacak şekilde alacak senetlerin satın alma fiyatı düşürülür. Pek çok senetin tamamının tahsil edilmesi diğerlerindeki tahsil edememe durumlarının dengeler.<br />
ııı) Üçüncü taraf taahhüdü : Genellikle bir bankadan akreditif istenir . Son zamanlarda üçüncü tarafın ödenmeyen senetleri üstlendiği garanti yapısı kullanılır . Genellikle ilk iki yöntem kullanılmadan taahhüt devreye sokulmaz.<br />
c) Alacakların tahsili ve finansman bonosunun vadesi arasındaki zaman farklılıklarında , bir bankadan likidite desteği sağlanır. Daha sonra yapılan alacak tahsilatlarıyla veya yeni finansman bonosu ihraçlarıyla bankaya geri ödeme yapılır.<br />
d) Birçok durumda ihraç , alacakların gerçek satışı gibi yapılanmaz. Bunun yerine SPC’nin alacak havuzunda bölünmez ve değişen bir payı vardır.</p>
<p>4.4.2.2 ORTA VADELİ TAHVİL YAPISI<br />
Orta vadeli tahvillerin dayalı olacağı alacakları satın almak için bir özel finans kurumu kurulur. Bu kurum sahibi genellikle satıcıdır. Orta vadeli tahvil ihracı genellikle iki yolla olur:<br />
SPC tarafından ihraç edilen garantili bir borç yoluyla .Genel kabul görmüş muhasebe kuralları (GAAP)’na göre varlıkların satışı söz konusu değildir.<br />
Alacakların SPC’dan bir ‘Trust’a transferi yoluyla (kredi kartı modelinde olduğu gibi) . Bu GAAP’a göre alacakların satışı gibi gösterilirken , vergi yönünden orta vadeli tahviller SPC’nın borçlu olarak görülür (SPC’nın konsolide vergi grubunda olduğu varsayımıyla da satıcının borcu olarak görülür ) .<br />
SPC finansman bonosu yapısında görüldüğü gibi , bu yöntemlerden birini kullanarak alacakları satın almaya devam eder . Bu periyottan sonra amortisman dönemi başlar. Orta vadeli tahviller alacakların geri ödemeleri kullanılarak amortize edilir ve yeni alacaklara yatırım yapılmaz.<br />
Kredi desteği nakit rezerv fonu , alacakların iskonto edilerek değerlenmesi , akreditif yada alacaklar üzerinden 1.derece talep hakkı olan ( Senior / Subordinate ) yapı ile sağlanabilir.<br />
Alacakların aşırı teminatlandırılması likiditeyi sağlayabilmekle beraber, finansman bonosu örneğindeki gibi bir likidite desteği yoktur ,<br />
En çok ,iflas açısından alacak senetlerinin gerçek satışı şeklinde düzenlenmesine önem verilir. Bu alacak senetlerinin satıcıdan SPC’na transferi bakımından önemlidir.<br />
Orta vadeli tahvillerin erken amortismanı , alacakların balansındaki bir azalma ile veya belirli bir satıcının riskini karşılamak için teşvik edilebilir. </p>
<p>4.4.2.3 ALACAKLARIN NİTELİKLERİ<br />
Alacakların satın alma fiyatlarında ;müşterilerin toptan alımlarında yapılan indirimleri, müşterilerin erken ödemelerini , satılan malların geri dönüşlerini ve fatura hatalarını yansıtacak şekilde uygun iskontolar yapılmalıdır .<br />
Bir alacak senedi ödenmediği zaman , Ne zamandan itibaren şüpheli alacak kabul edileceğini tespit etmek için uygun testler yapılmalıdır.<br />
Yükümlülerin (Borçluların) çeşidini , coğrafi dağılımını , v.b. tespit eden kriterler geliştirilmelidir.<br />
Borçluların kredibilitesi ve satıcının aracılık yüklenimi standartları yeniden gözden geçirilmelidir.<br />
Menkulkıymetleştirilecek alacakların belirli kategorileri üzerinde yoğunlaşmak önemlidir .</p>
<p>4.4.2.4 ORTA VADELİ TAHVİL YAPISINA YÖNELME<br />
Finansman bonosu oranları, orta vadeli tahvil oranlarından daha düşük olmakla beraber ,kredi ve likidite için bankaları kullanmanın ilave maliyetiyle maliyetler hemen hemen aynı olur.<br />
Finansman bonosu ihraç yapısında satın alınan alacaklar daha sınırlıdır.<br />
Finansman bonosu ihraçlarına likidite ve kredi desteği veren bankaların sayısı azdır , dolayısıyla bu şekilde kaynak yaratmada talep arzdan fazladır. Yakın zamanlarda American Merkez Bankası likidite ve kredi desteği ile ilgili incelemelere daha fazla önem vermeye başladı .<br />
Faizlerdeki son zamanlardaki düşüşler , üç yıldan beş yıla kadar borçlanarak faizi kitlemek için ideal zamanı oluşturdu. </p>
<p>4.5 MENKULKIYMETLEŞTİRMENİN YURTDIŞINDAKİ TARİHÇESİ, GELİŞİMİ VE UYGULAMALARI<br />
Bu bölümde menkulkıymetleştirmenin tarihçesi , bölgelere göre gelişimi , yine bölgelere göre yasal düzenlemeleri üzerinde durulmuş , son olarak da İngiltere’deki bir otomobil kredisi menkulkıymetleştirmesi uygulama örneği olarak incelenmiştir. </p>
<p>4.5.1 MENKULKIYMETLEŞTİRMENİN YURTDIŞINDAKİ TARİHÇESİ , GELİŞİMİ :<br />
“Kredi alacaklarının satışı 1880 öncesine dayanmakla birlikte , varlıkların satışında menkulkıymetleştirmenin orijini 1970’li yıllara dayanmaktadır. Bu yıllarda Amerika’da , ilk<br />
olarak Ulusal İpotek Kurumu (Government National Mortgage Assosication-GNMA ya da Ginnie Mae), Federal Konut İdaresi (Federal Housing Administration-FHA)&#8217;nin ipotekli kredileri ile teminat altına alınmış ödeme aktarmalı menkul kıymetleri geliştirmiştir. O zamandan beri ticari bankalar, tasarruf ve kredi kurumları ve diğer çeşitli mevduat, toplamayan kurumlar ticari ispotek alacaklarını, otomobil kredilerini, kredi kartı alacaklarını, bilgisayar finansal kiralamalarından doğan alacaklarını ve diğer muhtelif ticari alacaklarını menkulkıymetleştirmektedirler.<br />
Federal İpotekli Konut Kredisi Kurumu (Federal Home Loans Mortgage Corporation-FHLMC ya da Freddie Mac) 1971&#8242;de benzer bir ödeme aktarmalı menkul kıymeti, katılım sertifikasını (participation certificate, PC) geliştirdi. Federal İpotek Kurumu (Federal National Mortgage Association-FNMA ya da Fannie Mae) ise 1981 yılında ipoteğe dayalı menkul kıymetleri (Mortgage backed securities, MBS) geliştirdi ‘<br />
&#8220;Federal İpotekli Konut Kredisi Kurumu tarafından ihraç edilen katılma belgeleri, Ginnie Mae&#8217;ler gibi ipotek karşılığı verilen kredilerden oluşturulan bir portföye ortak olma hakkını temsil etmekle birlikte, bazı temel noktalarda farklılık arzetmektedir. Bu ; farklılıkları şu şekilde sıralayabiliriz:<br />
a) Portföy, FHLMC tarafından verilen kredilerden oluşturulmaktadır.<br />
b) Portföyü oluşturan krediler, özel bir kurumca sigorta edilmekte veya hiç edilmemektedir.<br />
c) Anaparanın tam olarak ödenmesi ve aylık faiz ödemelerinin zamanında yapılması FHLMC tarafından garanti edilmektedir.<br />
d) Portföy oldukça geniştir ve farklı faiz oranlarına sahip kredileri içine almaktadır<br />
&#8220;FHLMC&#8217;nin geleneksel ipotek kredilerini menkulkıymetleştirmedeki başarısı, özel sektörü teşvik edici bir rol oynamıştır. Haziran 1983&#8242;te FHLMC tarafından ilk ipotekle desteklenmiş tahvil (CMO) ihraç edilmiştir. Bu tahviller, ABD&#8217;de ipotek karşılığı verilen kredilerin geleneksel olarak sabit faiz oranlı olması nedeniyle başlangıçta büyük ölçüde sabit faiz oranlı olarak piyasaya sunulmuştur. İlk değişken faiz oranlı ipotekle desteklenmiş tahviller, Kasım 1986&#8242;da ihraç edilmiştir. Bu senetlerin teminatı olan kredilerin genellikle sabit faizli olması nedeniyle senetlere ödenebilecek faiz oranının bir üst limiti bulunmaktadır.<br />
İpotek karşılığı verilen krediler dışındaki varlıklarla desteklenmiş menkul kıymet ihracı ilk defa Mart 1985&#8242;te ABD&#8217;de gerçekleştirilmiştir. Bu menkul kıymetler, Sperry Lease Finance Corporation&#8217;ın bilgisayar kiralaması nedeniyle oluşan alacaklarıyla desteklenmiştir. ABD, bu tür menkul kıymetler için hala büyük bir finans piyasası olma özelliğini sürdürmektedir.</p>
<p>Tarih	Varlık Türü	İhraççı	Milyon $<br />
Mayıs,1985	Otomobil kredileri	Valley National Bank ve<br />
Marine Midland Banks	100.5<br />
60.2<br />
Aralık,1986	Bilgisayar Finansal Kiralama Alacakları	Goldome FSB	205.7<br />
Şubat,1987	Kredi Kartı Alacakları	Bank of America	400.0<br />
Eylül,1987	Konut Kredileri	Green Tree Acceptance Corp.	71.5<br />
Ekim,1987	Ekipman finansal kiralama alacakları	American Airlines	92.6<br />
TABLO 6: Ödeme Aktarmalı Olarak Yapılan İpoteksiz İhraç Türleri 	(İlk Kamu İhraçları) </p>
<p>Tarih	Varlık Türü	İhraççı	Milyon $ yapı<br />
Mart,1985	Bilgisayar finansal kiralama alacakları	Sperry	192.5   Pay throughs<br />
Temmuz,1986	Otomobil Kredileri	Chrysler	205.7   Pay throughs<br />
Ekim,1986	Otomobil Kredileri	GMAC	4.000   ABBs<br />
Ocak,1987	Kredi kartı alacakları	Republic Bank	199.5  Pay Throughs<br />
Eylül,1987	Junk Bonds	Imperial Savings	100.0   ABBs<br />
Ekim,1987	Otomobil finansal kir. Alacakları	Volkswagen	150.0   ABBs<br />
Kasım,1987	Tüketici Kredileri	Household FSB	432.1   Pay throughs<br />
TABLO 7: Varlığa Dayalı Tahvil (ABBs) ve Nakit Aktarmalı (Pay Throughs) Olarak Yapılan İpoteksiz İhraç Türleri (İlk Kamu ihraçları) </p>
<p>4.5.2 DÜNYADA MENKULKIYMETLEŞTİRME UYGULAMALARI :</p>
<p>Amerika haricindeki ülkelerde menkulkıymetleştirmenin gelişimi ve büyümesi birkaç sene önceki beklentilerden çok daha yavaş ve tahminlerin dışında oldu. Her ne kadar gelecekte hem var olan piyasaların büyümesi hem de yeni piyasaların gelişmesi çoğu durumlarda umut verici görünse de, önümüzdeki bir kaç sene içinde ilerlemesi düzensiz olacaktır.<br />
Menkulkıymetleştirmenin ana nedenleri; bilanço idaresi, fonlamanın çeşitlendirilmesi, ve daha ucuz fonlama, halen pek çok ülkedeki potansiyel ihraççılar ve daha geniş yelpazeli varlık türü için geçerlidir. Fakat, çoğu ülkede, varlığa dayalı yapının kurulması ya da daha sonraki aşamalarında önemli engeller mevcuttur. Bu engeller yatırımcı, ihraççı ve hukuki olmak üzere üç temel düzeyde meydana gelir.<br />
Yatırımcı düzeyindeki engeller açıktır. Menkulkıymetleştirme işlemlerinde güvenilir yatırımcı teme1i var olmalı veya yaratılmalıdır. Çoğu kez yapıları kompleks olan işlemlerin riskleri ve getirileri ile ilgili yatırımcıları eğitmek oldukça güçtür. Yatırımcı belirsizliği için ödenen primin, toplam maliyetlerin işlemleri efektif kılabileceği kadar düşük olması gerekmektedir. İlaveten, piyasanın gelişmeye devam etmesi için hem üst hem de ikincil yatırımcı grubunun büyümesi mecburidir.<br />
Hukuki engeller, ülkenin hem varlıklar hem de ihraççı seviyesindeki menkul kıymet yönetmelikleri, vergi kanunları, ve genel kanuni çerçevesi ile ilgilidir. Bazı ülkelerde, menkulkıymetleştirmenin önemli gereklerinin (özel amaçlı ihraç kurumu, trust veya fon gibi) yerine getirilebilmesi için menkulkıymetleştirme yönetmelikleri yaratılmalı veya değiştirilmelidir. İhraç edilecek menkul kıymetlerin fiyatlandırması yapılmadan önce, güvenilir risk değerlendirmeleri yapılmalıdır. Yasa düzenleyiciler, menkulkıymetleştirme işlemleri için kılavuzlar yayınlamalıdırlar.<br />
Benzer bir şekilde, ilgili vergi kanunları, eğer özellikle belirsizse, yetkide önemli engellere yol açmıştır. Yatırımcı ve/veya ihraççı seviyesindeki vergi yükümlülüğünün belirsizliği çeşitli menkulkıymetleştirmeleri geciktirmiş veya iptal ettirmiştir.<br />
Son olarak, ülkenin genel kanuni çerçevesi, özellikle iflas yasası, menkulkıymetleştirmeye engel teşkil edebilir. Örneğin, Fransa ve İspanya&#8217;da menkulkıymetleştirmeye izin vermek için belirli kanunlar gerekmiştir. İhraçcının iflası halinde, ilgili mahkeme içtihatlarına dayanan hukuk eksikliği belirsizliğe yol<br />
açabilmektedir. Bazı ülkelerde aktiflerinin transferinin kanunen yasak olması da bu belirsizliğe örnek gösterilebilir.<br />
İhraççı düzeyindeki tipik engeller; yetersiz miktarda aynı cinsten olan aktifler: ihraççının müşterilerini borçlarının (yani aktiflerin) satıldığı hakkında bilgilendirmeye çekinmesi; ve ihraçtan sonra menkulkıymetleştirilmiş aktiflerin geri ödemeleri ile ilgili data toplayıp, izlemeyi yapacak bilgi sistemlerinin bulanmaması olarak sıralanabilir. Sistem modifikasyonları için gerekecek kaynaklar, istisnasız değerinin altında düşünülmüştür ve &#8220;sistemleri üzerinde çalışan&#8221; ihraççılar listesi sürekli büyümektedir. Genel olarak menkulkıymetleştirme projeleri için gereken kaynak, çoğu durumlarda beklentilerin üzerinde olmuştur, özellikle ilk menkulkıymetleştirme işlemi ise.</p>
<p>4.5.3 BÖLGELERE GÖRE MENKULKIYMETLEŞTİRMENİN GELİŞİMİ :<br />
Şu anki gelişme safhaları ve geleceğe dönük beklentiler ülkelere göre önemli<br />
değişiklikler göstermekle birlikte, belirli benzerlikler de mevcuttur. Bölgelere göre menkulkıymetleştirmenin özeti aşağıdaki gibidir.<br />
Avrupa :<br />
Almanya ve Danimarka&#8217;da ipoteğe dayalı tahvil türü menkulkıymetleştirmenin senelerdir var olduğu ileri sürülebilse de, ihraççıya rücu hakkı olmayan, ve yatırımcının geri isteme için sadece aktif havuzuna dayandığı modern anlamda menkulkıymetleştirme 1987&#8242;nin başlarında ipotek teminatlı menkul kıymet ihracı ile İngiltere&#8217;de başladı.<br />
	İpoteğe dayalı piyasa 1991&#8242;in ortalarına kadar İngiltere&#8217;de büyümeye devam etti, bu dönemde bir kaç faktör bir noktada birleşince piyasadaki ihraçlar önemli ölçüde düştü. Makroekonomik düzeyde, resesyon yeni ipotek kaynaklarını azalttı, kredilerin geri ödemelerini etkiledi, emlak değerlerini düşürdü ve yatırımcı tereddütlerini de arttırarak varlıkların menkulkıymetleştirilmesini azalttı. İlaveten, İngiltere Merkez Bankası 1993&#8242;un başından itibaren ipotek teminatlı ihraçlar için risk ağırlılığını %50&#8242;den %100&#8242;e çıkaracağını belirtti (%50 ağırlığı yakın bir zamanda beyan etmesine rağmen). Fakat büyümeyi engelleyen en önemli faktör İngiliz takas bankalarının (Barclays Bank Plc&#8217;nin bir tek ihracı hariç) ve ipotek kuruluşlarının piyasada bulunmamalarıdır. Bir kaç ipotek kuruluşu ve bir de takas bankasının menkulkıymetleştirmeyi ciddi olarak düşünmelerine rağmen daha henüz yeterince ekonomik teşvikler bulunmamaktadır.<br />
İpoteğe dayanmayan menkulkıymetleştirmede, 4 İngiliz otomobil kredisine dayalı menkul kıymet ihracı, yakın zamanda tır finansal kiralamalarıyla teminatlandırılmış ihraçlar, kiralama-satın alma kontratları ve bayi alacakları ile birlikte, ticari alacaklarla teminatlandırılmış finansman bonosu ihracı kanalı ile gerçekleştirilmiştir. Bu ihraçlara rağmen, bu sektörün gelişmesi beklenenden daha uzun sürdü, bu da vergi kanunlarının karışık olmasından, Muhasebe Standartları Kurulu tarafından gerekli görülen finansal raporlamalardan ve ihraççıların sistemlerini geliştirmesinin uzun sürmesinden kaynaklanmaktadır.<br />
Fransa&#8217;da Aralık 1988&#8242;de yürürlüğe giren kanun ve beraberindeki metin, tek tip kredilerin yeniden paketlenmesini mümkün kılmakla beraber, büyük boyutlu aktif havuz ihraçlarını teşvik etmede yeterince başarılı olmadı. Bunun en büyük nedeni metindeki; (1) aktiflerin transfer işlemleri (2) özel-amaçlı kurumların borç almasındaki imkansızlıklar gibi kısıtlamalardan kaynaklanmaktadır. İlki menkulkıymetleştirmeyi kredibilitesi yüksek finansal kuruluşlara sınırlamaktadır. Ayrıca, finans kuruluşu olmayanlar kanunun dışında kalmaya devam etmektedirler. Kanunda yapılacak değişiklikler kısa sürede aktiflerin değiştokuşuna izin vermeli ve yasal onay yöntemini hızlandırmalıdır.<br />
Bunlara rağmen, Fransız menkulkıymetleştirmesine iyimserlikle bakmak için sebepler vardır bankaların sermaye sınırlandırmaları ve fonlama masraflarında yükselmeler, Fransız varlığa dayalı menkul kıymetlerini diğer fonlama kaynaklarına rakip kılmaktadır.<br />
İsveç&#8217;te ipoteğe dayalı menkul kıymetler ilk olarak 1990&#8242;ın sonlarına doğru ihraç edilmiştir ve 1993 itibariyle itfa olmamış yedi ihraç söz konusudur. Fakat bazı potansiyel ihraçcılar, yasal düzenlemelerden karışık sinyaller aldıkları ve yeterince ekonomik teşvik olmadığı için beklemeyi tercih etmektedirler.<br />
İsveç&#8217;teki menkulkıymetleştirmelerden biri otomobil kredisine dayalı olarak yapılmıştır, fakat genelde menkulkıymetleştirmeyi ekonomik kılacak kadar yeterli miktarda aktif mevcut değildir. Kredi kart alacaklarının transferi ile ilgili kanuni bildiri de belirsizdir. Fakat, orta vadede İsveç küçük ama ümit verici bir piyasadır.<br />
İspanya&#8217;da ipoteğe dayalı menkulkıymetleştirmenin orijinal kanunları Ağustos 1992&#8242;de revize edildiğinden daha geniş kapsamlı ihraç yapılarına izin vereceği beklenmektedir. İpoteğe dayalı menkul kıymet piyasasının ilk gelişimi, bu yapı için gerekli idari firmaların kuruluşlarının onaylanması prosesi beklenildiğinden daha uzun sürdüğü için gecikmiştir. Diğer varlığa dayalı menkul kıymetlerin yapılanması daha ileriki bir zamanda gerçekleşebilir. Fakat şu ana kadar kanuni bakış açısı konut kredileri i1e ilgili ipotek masraflarının düşürülmesi yönünde oldu, ve ipoteğe bağlı olmayan menkulkıymetleştirmelere karşı finansal teşviklerde bulunulmadı.<br />
Avrupa&#8217;nın diğer kısımlarında düzenleyiciler ve potansiyel ihraçcılar menkulkıymetleştirmenin mümkün olup olmayacağına bakmaktadırlar. Finlandiya, Belçika ve Hollanda bir iki sene içinde varlığa dayalı menkulkıymetleştirmenin bir türünü görebilecektir. Almanya&#8217;da ipoteğe dayalı tahvil piyasasını gerçek bir menkulkıymetleştirme yapısı ile değiştirme veya ekleme gereği görülmemektedir. Şu anda diğer aktiflerin de menkulkıymetleştirilmesinde ekonomik açıdan çok az teşvik vardır, fakat bu bir kaç sene içinde değişebilecektir. İtalya&#8217;da otomobil kredisi alacakları veya ekipman finansal kiralama alacaklarına dayalı bir kaç ihraç yapılmış, fakat bunlar İtalya&#8217;nın vergi ve kanuni transfer zorluklarından dolayı offshore satılmıştır.<br />
ii) Asya Pasifik :<br />
Avustralya’da ipoteğe dayalı menkul kıymetler piyasası bir kaç senedir var olmakla beraber, ipotekli aktifler genelde konut ve küçük ticari emlaklardaki yatırımları finanse etmek için verilen beş yıllık krediler olmak üzere tek tiptir. Hükümet sponsorlu iki program, FANMAC Ltd. ve National Mortgage Market Corporation ipoteğe dayalı piyasanın geliştirilmesinde öncülük yapmıştır; fakat daha çok küçük miktardaki borçları menkulkıymetleştirilmiştir. 25 senelik ipotekli konut kredilerini veren büyük bankalar, ekonomik teşvik olmadığı için bu alacakları menkulkıymetleştirmemektedir. Bunun yanısıra, yatırımcılar tarafından tercih edilen yüksek getirili, sabit-faizli hükümet menkul kıymetlerine karşı, erken ödeme riski taşıyan kredi alacaklarına dayalı menkul kıymetlere çok az ilgi vardır. Kısa vadeli kamu ve ticari alacakların menkul kıymetleştirilmelerinde yakın zamanlarda gelişmeler olmuştur, fakat düşük aktif hacmi ve ekonomik teşvikler yüzünden potansiyel belirsizdir. Yeni Zelanda&#8217;da hükümet ihraçlarının dominant olması, yatırımcıların yeni tip menkul kıymetlere karşı taleplerini etkilemektedir. Fakat, ilk yerli ipoteğe dayalı ihraç geçen yıllarda yapılmış ve piyasa tarafından iyi karşılanmıştır. Bu nedenle başka ihraçlar takip edebilecektir.<br />
Japonya&#8217;da, Amerika&#8217;da ihracı yapılan ticari alacaklara dayalı finansman bonosu programı yakın bir zamanda başlatıldı. Japon bankaları ve şirketlerinin Amerika&#8217;daki yan şirketlerinin aktiflerine dayalı birkaç ihraç programı vardır. Fakat hala Japonya piyasasındaki gelişmeleri engelleyen bir kaç faktör vardır. Bunların arasındaki en önemlileri kanunlarda gerekli değişikliklerin yapılması ve piyasada rekabet potansiyeli olan farklı unsurları temsil eden değişik yönetmelik kuruluşlarının daha iyi koordine edilmesidir. Bir kısım potansiyel ihraççı halen, özellikle bilgisayar sistemlerindeki modifikasyonları ve hangi aktiflerin daha ekonomik şekilde menkul kıymetleştirileceği konusunda maliyetleri incelemektedir.<br />
Düzensiz ilerlemeye rağmen Japon menkulkıymetleştirmelerinde önümüzdeki bir kaç sene içinde gerçekleştirilmesi gereken kuvvetli bir potansiyel vardır.<br />
Hong Kong, Kore, Malezya ve Tayland gibi bölgedeki diğer ülkelerde orta vadede potansiyel vardır. Fakat Hong Kong hariç, hemen hemen adı geçen tüm ülkelerin sermaye piyasaları bu alanda henüz çok yenidir ve menkulkıymetleştirmenin temelini yerleştirmek için çok önemli kanuni düzenlemeler gerekmektedir.<br />
	iii) Kanada :<br />
	Kanada&#8217;dan ipoteğe dayalı varlıklar piyasası 1980&#8242;li yılların ortalarından bu yana, çoğunlukla hükümet tarafından garantilenmiş konut ipoteklerine dayalı olarak vardır. Hükümet garantisi dışındaki ipoteklerin miktarının düşük olması bu sektördeki gelişmeleri engellemiştir. Ticari alacaklara dayalı finansman bonosu programları, perakende ve toptan otomobil kredisi alacaklarına dayalı işlem1er, kredi kart alacakları ve ekipman finansal kiralamalarının menkul kıymetleştirilmesi gibi değişik türde varlığa dayalı menkul kıymet ihracı gerçekleştirilmiştir. Fakat, Kanadalı kanun düzenleyicileri, menkulkıymetleştirmede kuruluşların oynayabileceği çeşitli roller, sermaye yeterliliği ve ihraççıya rücu konularında muhafazakar bir tutum izlemektedirler. Bu da piyasanın gelişmesini yavaşlatmaktadır.<br />
iv) Latin Amerika :<br />
Latin Amerika, menkulkıymetleştirmeden yararlanabilecek uygun bir bölgedir ve Meksika benzeri aktiflerle birkaç borçlanma yapılmıştır. Kullanılan aktifler genelde Meksika&#8217;da yapılan ticari kredi kart harcamalarından oluşmaktadır, fakat gerçek ödeme yükümlülüğü ve bundan dolayı menkulkıymetleştirilmiş aktifler Amerika veya diğer kredibilitesi yüksek ülkelerde ikamet eden tüketicilerden kaynaklanmaktadır.<br />
Ticari sektörde bir çok Latin Amerikan şirketi, banka kredisine alternatif olarak daha düşük masraflı fonlama arayışı içindedirler ve sermaye piyasasından fonlama yollarını araştırmaktadırlar. Bunun sonucunda ihracat alacaklarının menkulkıymetleştirmesinde büyüme olabilecektir.</p>
<p>4.5.4 BÖLGELERE CÖRE MENKULKIYMETLEŞTİRME İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER<br />
Menkulkıymetleştirmeyi etkileyen kanunlar ve yönetmelikler arasında muhasebe, banka ve kurumların iflası ve vergi yer almaktadır. Herhangi bir ülkede yönetmelikler veya düzenleyici kurumlar arasında anlaşmazlıklar doğabilir. Menkulkıymetleştirmeyi düzenleyen özel kanunlar çıkarılsa bile, Fransa ve İspanya&#8217;da olduğu gibi, önceden bunların sonuçlarını veya var olan kanunlar ile çelişen yönlerini tespit etmek mümkün olmamaktadır. Ayrıca, menkulkıymetleştirmeyi düzenleyen yerel kanunlar ile Avrupa Topluluğunun yönetmelikleri arasında doğan çelişkiler için de modifikasyonlar gereklidir.<br />
	Gerçekte önemli olan menkulkıymetleştirmenin ekonomik boyutudur. Aktiflerin menkulkıymetleştirmesi karlı değilse, buna yönelik hazırlanacak kanunlar ve yönetmelikler ihraçların yapılanmasını sağlamayacaktır. Bu nedenle, bazı yönetme1iklerde gerçekleşen değişiklikler beklenen sonuçları yaratmamıştır.<br />
İngiltere :<br />
1989&#8242;da İngiltere Merkez Bankası tarafından çıkarılan “Borç Transferleri ve Menkulkıymetleştirme” yönetmeliği İngiliz bankalarının yönetmelikleri açısından menkulkıymetleştirme muamelelerindeki önemli belirsizlikleri ortadan kaldırdı, fakat bu yönetmelik değişiklikleri teşvik edici ya da etmeyici olarak algılanmadı. Ama, menkulkıymetleştirme muamelelerindeki belirsizliklerin ortadan kaldırılması İngiliz bankaları tarafından yapılacak menkulkıymetleştirmeleri bir miktar teşvik eder diye düşünüldü. Buna rağmen, ipoteklerin verimi ve banka fonlama maliyetleri ile ipoteklerin menkulkıymetleştirilmesinden kazanılacak ücretler arasındaki marj, takas bankalarının oldukça iyi olan sermaye oranları ve müşteri ilişkileri ile ilgili düşünceleri gibi çeşitli faktörler yüzünden, bu bankalar ipoteklerin menkulkıymetreştirmesine çok az ilgi gösterdiler.<br />
	Fakat, yakın zamanda İngiltere takas bankaları daha aktif olmaya başladılar. Örneğin, Barclays tarafından ipoteksiz aktifleri kullanarak finansman bonosu ihracı gerçekleştirildi, ancak bu ilk ihraçta Barclays kendi aktiflerini kullanmadı. Değişik ticari ve fonlama kaygıları ile banka olmayan uzman kuruluşlar veya yabancı bankalar bu tekniği İngiliz takas bankalarından daha cazip bulmaktadırlar.<br />
	Bankalar tarafından tutulan ipoteğe dayalı menkullerin İngiliz Merkez Bankası tarafından yeniden sınıflandırılarak, sermaye yeterliliği oranı için %100 risk ağırlığına karşın, bankaların ipoteği direkt ellerinde tutmaları durumunda %50 olması şu anda revize edildi. Yönetmelikler halen bazı şartların yerine getirilmesini gerektiriyor. Fakat genel görüş bunların önüne geçilemez olmadığı ve bu nedenle ipoteğe dayalı menkullerin %50 ağırlıklı olmaya devam etmesi gerektiği yönündedir. 	Ayrıca, Ekim 1991&#8242;de İngiltere&#8217;deki Muhasebe Standartları Kurumu (ASB- Accounting Standards Board) bilanço dışı finansmanın Finansal Raporlama Standardı ile ilgili bir takım öneriler öne sürdü. Bu öneriler, daha önce hazırlanan ED49 önerilerinin taslağından geliştirildi. Piyasanın yeni standarda reaksiyonu sabitti ve bu nedenle öneriler revize edildi.<br />
Muhasebe Standartları Kurumu Kasım 1992&#8242;de orijinal yaklaşımda değişiklik yapıldığını ve bununla ilgili bir Standart taslağını yayınlayacağını bildirdi. Bu bildiride yer alan değişikliklerin meydana gelen itirazları bir miktar karşılayacağı beklenmekle beraber, tamamında uzlaşmanın sağlanmasının bir sonraki taslağa kalması beklenmektedir.<br />
	ii) Fransa<br />
	Fransa&#8217;da orijinal menkulkıymetleştirme kanun ve regülasyonlarında, 1988 ve 1989&#8242;da yayınlanan ve uzun zamandır beklenilen değişiklikler gerçekleşti, fakat bunları yürürlüğe sokacak yönetmelikler halen yürürlüğe konulmadı. Kanundaki değişiklilerin, aktiflerin el değiştirebilmesini, menkulkıymetleştirilmiş ipoteklerin kaydına ilişkin belirsizliklerin kaldırılmasını ve ihraçların onaylanma yönteminin kolaylaşmasını sağlaması beklenmektedir. Çoğu ihraçlar kişisel, ticari veya interbank borçları ile teminatlandırılmıştır. İpoteğe dayalı ihraçlar, ihraç olmayışı nedeniyle ilgi çekmeye devam etmektedirler.<br />
	Kredi kartı ve oto alacaklarına dayalı ihraçlar, bazı kanuni ve yönetmeliğe ilişkin noktalar ile engellenmektedir. Yapılacak revizasyonların yürürlüğe girmesiyle bu noktaların ortadan kalkıp kalkmayacağını zaman gösterecektir.<br />
	iii) Belçika<br />
Avrupa&#8217;da Belçika hükümeti de kanunlarına bazı değişiklikler getirdi. Bu değişiklikler, gerçek değişken ipotek oranlarının kullanılmasını sağladı. Daha önce bütün borçlanmalar sabit oranlardan ibaretti. Ancak oran ayarlama mekanizması yakından denetlenmektedir. Ayrıca, ipotek transferleri ve kayıtları ile ilgili formalitelerin azaltılması gibi bazı hükümlerin menkulkıymetleştirmeyi kolaylaştırması beklenmektedir. Fakat, menkulkıymetleştirmede halen engeller mevcuttur. Bunlardan biri, de alacaklıları bilgilendirme konusudur ve bunun çözümlenmesi zaman alacaktır.<br />
iv) İspanya :<br />
İspanya&#8217;daki menkulkıymetleştirmelerin participacion hipotecaria (PH) olarak bilinen bir enstrüman örneği vardır. Bu enstrüman 1981&#8242;de 2/81 kanunu ile tesis edildi ve 1991 ve 1992&#8242;de tasfiye edildi. Hükümet yasaları İspanya&#8217;daki ipoteğe dayalı menkul kıymetleştirmeleri tanzim, etmek için hazırlanmıştır. PH ihraçları bilanço dışında değerlendirilir ve ihraçcı ancak ihraç için hizmet verebilir. Bunu sağlamak için ihraç edilen menkuller bağımsız idari şirketler tarafından yönetileceklerdir. Bu şirketlerin Ekonomi Bakanlığı ve Comision National del Mercado de Valores (menkul kıymetler borsasını yöneten kurum) tarafından onaylanması gerekiyor. Bu verilen onayları almakta gecikme yaşanmıştır ve bu da piyasanın gelişimini ertelemiştir. Fakat, idari şirketlerin kuruluşunun ve menkulkıymetleştirmeyi adapte etmeye başlayan şirketlerin aktiviteleri hızlandıracağı beklenmektedir.<br />
v) İskandinavya :<br />
Avrupa&#8217;nın kuzeyinde örneğin İsveç’te ipoteğe bağlı menkul piyasasını geliştirmek için yönetmeliklerinde değişiklikler yapmaları gerekmedi. Fakat, yöneticiler bu piyasayı gözaltında tutmaktadır ve hangi kredi kurumlarının menkulkıymetleştirmeyle finansman sağlayabileceği üzerinde etkileri vardır. İpoteğe dayalı menkulkıymetleştirme piyasasının gelişmesine ilgi gösteren bir kaç banka nedeniyle Finlandiya&#8217;da kanuni değişiklikler beklenmektedir.<br />
	vi) Avustralya<br />
	Avustralya Merkez Bankası borç transferi ve menkulkıymetleştirmede sermaye oranının hesaplanması konusundaki muameleler ile ilgili tüzük yayımladılar. 	Merkez bankasının pozisyonu sadece aktifin kesin satışı söz konusuysa, bu aktifi desteklemek için sermaye tutma yükümlülüğünün kaldırılması yönündedir. Menkulkıymetleştirmeyi gerçekleştiren bankanın aktifin geri ödemesini, likiditesini, piyasa fiyatını veya ihraç eden kurumu destekleme yükümlülüğü olmaması durumunda satış kesin olarak kabul edilir ve bunların hepsi banka yönetmeliği açısından makul karşılanır. Bankanın borçlarla ilgili hürriyet veren acente olarak çalışmasına izin verilir. Fakat bankanın borçların anaparası üzerinde fazladan bir menfaatinin olmaması ve bunların ifaları üzerinden ödenek almaması gerekmektedir. Riskin azaltılmasını sağlamak için konulan şartlar, örneğin fazladan teminat sağlamak, anlaşılabilir şartlar olmakla beraber, bunlar bazı muameleleri düzenlemek açısından zorluklar çıkartabilmekte ve belki de bankaların menkulkıymetleştirmeye karşı ilgilerini azaltabilmektedir.<br />
	vii) Japonya<br />
Japonya&#8217;daki otoriteler iç piyasada menkulkıymetleştirme ihracı ile finansman sağlanması için yönetmelikleri yayınlayıp yayınlamama konusunda araştırmalar yapmaktadırlar. Şu anda trust bankaları aracılığı ile sınırlı tipte menkulkıymetleştirme ile finansman sağlanabilmekte, bunlar da kurumsal yatırımcılara satılmaktadır. Fakat, ihraç edilebilecek araçların tanımının genişletilmesi gerekmektedir ve Maliye Bakanlığı bu Gereksinimleri ortaya koyan öneriler sunmuştur. Ayrıca, Uluslararası Ticaret Bakanlığı banka olmayan finansal kurumların blok aktif transferleri yapabilmesini sağlayacak öneriler üzerinde çalışmaktadır. Bu da transferi gerçekleştirmek için borç alan kişilere haber verme gereğini ortadan kaldıracaktır. Daha geniş bakıldığında, varlığa dayalı menkullerin ikinci piyasada işlem yapabilmesi için yönetmelikte değişiklikler gözden geçirilmektedir.<br />
	viii) Kanada :<br />
	Kanada&#8217;da düzenleyiciler öncelikle bilanço dışı muamelelerin yönetmeliklerini belirlemeye yönelmişlerdir. Hem Kanada&#8217;nın Mali Müşavirler Kurumu hem de Finansal Kurumlar İdaresi mevcut tüzükleri ve taslak önerilerini gözden geçirmektedirler. Onların amaçlan uluslararası standartlara uygun olan kriterler yerleştirilirken, Kanada piyasalarının özel durumumu da hesaba katmaktır. 1993 yılı sonuna kadar hukuki düzenlemelerin çözümlenmesi beklenmektedir.<br />
	Çeşitli piyasalarda yönetmeliklerin ve kontrollerin farklı yönlerde ve farklı hızlarda gelişmesine rağmen, menkulkıymetleştirme ile ilgili kavramların şu anda daha iyi anlaşıldığı ve daha yaratıcı bir şekilde uygulandığı açıkça ortadadır.</p>
<p>4.5.5 OTOMOBİL KREDİLERİNİN MENKULKIYMETLEŞTİRİLMESİ İLE İLGİLİ BİR UYCULAMA : İNGİLTERE ÖRNEĞİ<br />
	i) Tarihçe : İngiltere&#8217;de 1988 yılına kadar ipoteğe dayalı varlıkların menkul kıymetleştirilmesi çok başvurulan bir yol olmasına karşın tüketici kredilerinin menkul kıymetleştirilmesi henüz yapılmamıştı. Mevcut yasa, vergi ve muhasebe problemleri nedeniyle bunun imkansız olduğunu öne sürenler vardı.<br />
Standard Chartered PLC&#8217;nin İngiltere&#8217;de tüketici kredisi veren iştiraki Chartered Trust plc ana şirketten sermaye transferi olmaksızın büyümesine devam etmek ve aynı zamanda sermaye yeterliliği rasyosunu iyileştirmek için menkul kıymetleştirme yoluna gitmek istiyordu. 1988 yılında Standard Chartered Merchant Bank Ltd, Standard Chartered Bank&#8217;ın İngilteredeki ticari bankacılık iştiraki, (daha sonra adı Chartered WestLB oldu) ve Goldman Sachs International bu alanda araştırma yapmak için anlaştılar.<br />
1989 Sirketler Kanunu&#8217;nun yayımlanması, İngiltere Merkez Bankasının Sterling üzerinden düzenlemiş menkul kıymetlerdeki 5 yıllık vade kuralını kaldırması ve menkul kıymetleştirmenin düzenleyici çerçevesini oluşturan &#8220;Kredi Transferleri ve Menkul Kıymetleştirmeyi&#8221; yayımlaması bu türdeki menkul kıymetleştirme işlemleri üzerinde önemli etkilerde bulundu.<br />
Muhasebe Standartları ile ilgili olarak da 1988 yılında &#8220;Özel Amaçlı İşlemleri Muhasebesi&#8221; ve daha sonra bunun yerini alan &#8220;Aktif ve Pasiflerde İşlemin Özününün Yansıtılması&#8221; direktifi yayımlandı.<br />
1990 yılı temmuz ayında Cardiff Otomobil Kredileri 1995 vadeli 328 milyon sterling değişken faizli olarak menkul kıymetleştirildi. Bu İngiltere&#8217;deki ipotek harici ilk menkul kıymetleştirme ve Avrupa&#8217;daki en büyük otomobil kredisi menkul kıymetleştirmesiydi.<br />
ii) İşlem : İngiltere&#8217;deki otomobil kredilerinin menkul kıymetleştirilmesinde öncülük etmek başlangıç maliyetlerini artırıcı bir faktör oldu. Bu nedenle menkul kıymetleştirilecek otomobil kredisi portföyünün maliyeti yayacak makul bir büyüklük ve vadede olması gerekiyordu.<br />
Bu tür kredilerdeki ilk menkul kıymetleştirme olması nedeniyle, yatırımcı ilgisini çekmek için Chartered WestLB ve Goldman Sachs hem Moody’s hem de S&amp;P&#8217;den AAA derecelendirmesi almak istediler. Bunu sağlamak için de tüketici kredileri havuzunun bir başka kediyle desteklenmesi gerekiyordu. AAA derecelendirmesine sahip bir bankadan kısmi kredi desteği almak aynı zamanda özel amaçlı kuruma likidite de sağlayacağı için en uygun yöntem olarak düşünüldü ve Union Bank Of Switzerland seçildi.<br />
Avrupa&#8217;da varlığa dayalı menkul kıymetler piyasasının henüz fazla gelişmemiş olması nedeniyle, ihracın kurumsal yatırımcılara yönelik AAA derecelendirmesine sahip ve değişken faizli olması kararlaştırıldı.<br />
iii) İşlem Yapısı : İşlemin yapısı aşağıdaki grafikte gösterilmiştir. </p>
<p>Şekil1 CARS(UK) Menkul Kıymetleştirmesinin Yapısı</p>
<p>Cardiff Automobil Receivables Securitisation (UK) plc (kısaca CARS (L1K)) özel amaçlı kurum olarak kuruldu ve menkul kıymetlerin ihraçcısı oldu. CARS (UK) Chartered Ttrust&#8217;tan menkul kıymetleştirilmiş sözleşmeleri satın aldı. Bu işlemi değişken faizli tahvil ihraç ederek finanse etti. UBS ise CARS (UK) ‘in bu değişken faizli tahvil ihracına anapara tutarının %15&#8242;i kadar kredi garantisi sağladı. CARS (UK) daha sonra Chatered Trust ile faiz oranı swapı yaparak sabit getirili alacak ve değişken faizli yükümlülükler sahip olmanın yarattığı faiz oranı riskinden kendini korumuş oldu. Bu arada Receivables Trust da alacakları tahsil ederek bunları CARS (UK), UBS ve Chartered Trust arasında daha önce kararlaştırıldığı şekilde dağıtımını yaptı.<br />
iv) Kredi Desteği<br />
Bu işlemin AAA derecelendirmesi alabilmesi için, otomotiv kredilerindeki geri dönmeme oranının beklenenin üzerinde gerçekleşmesi olasılığına karşı tahvil yatırımcılarını korumak amacıyla, mutlaka kredi desteği (credit enhancement) sağlanması gerekiyordu. Ayrıca tüketici kredilerinde genellikle olduğu üzere, geç ödemelerden kaynaklanan nakit akışı düzensizliklerini dengelemek için likidite sağlanmasına da ihtiyaç vardı. Bütün bu ihtiyaçları karşılamanın en ekonomik yolu AAA derecelendirmesine sahip bir bankadan kısmi kredi desteği atmaktı. Bu rol için UBS seçildi. Bu mekanizma sayesinde hem kredi desteği hem de likidite gereksinimi sağlanmış oldu.<br />
UBS tarafından sağlanan bu kredinin , büyüklüğü, Chartered Trust&#8217;ın otomobil kredileri portföyü performansının istatistik değerlendirilmesi sonucu, değişken faizli tahvillerin anapara tutarının % 1.5&#8242;undan az olmamak üzere, portföydeki kredilerin her hangi bir zamandaki anapara tutarının %15&#8242;i olarak belirlendi.<br />
UBS&#8217;den sağlanan bu kredi garantisi dışında iki garanti daha vardı. Bulardan birincisi temerrüt durumuna karşı bulundurulan bir marjin hesabı, diğeri ise Chartered Trust tarafından daha başlangıçta UBS&#8217;de depo edilen değişken faizli tahvillerin anapara miktarının %1’i tutarındaki 3.28 milyon poundluk bir başka hesaptı. UBS bu ikinci hesaptaki bakiyeyi işlemin sonunda geri ödemeyi taahhüt etmişti.<br />
Kredi ile garanti edilen miktarın üzerinde zarar oluşması durumunda bu zarar değişken faizli tahvilleri elinde bulunduran yatırımcılara aitti ve Chartered Trust&#8217;a rücu . edilemeyecekti. Bu sayede Chartered Trust menkulkıymetleştirilmiş varlıkları tamamen bilançosundan çıkarabildi.<br />
v) Opsiyonlar : Chartered Trust&#8217;ın otomobil kredilerin büyük çoğunluğunun vadesinin 3 yıl olmasına rağmen, ortalama vadenin bundan daha da kısa olması nedeniyle gelir aktarmalı (pass-through) menkulkıymetleştirme uygun değildi. Çünkü gelir aktarmalı yapılarda varlığa dayalı menkul kıymetlerin vadesi, alacak havuzunu oluşturan kredi sözleşmelerinin vadesi kadar olabilmekteydi. Oysa Eurobond piyasalarından finansman sağlamak için vade bundan daha uzun olmalıydı.<br />
Bu nedenle CARS(UK)&#8217;ye ilk yıllarda geri ödemesi yapılan otomobil kredilerinin anapara tutarıyla, değişken faizli tahvillerin her kupon ödemesinde Chartered Trust’tan yeni alacak senetleri alma opsiyonu verildi. Böylece alacak havuzuna benzer nitelikte ve alacak senetleri ekleniyor ve ortalama vade uzuyordu.</p>
<p>	Bölüm 5<br />
MENKULKIYMETLEŞTİRMENİN BİR TÜRÜ OLARAK VDMK TÜRKİYE&#8217;DEKİ GELİŞİMİ VE UYGULAMALARI<br />
5.1 MENKULKIYMETLEŞTİRMENİN BİR TÜRÜ OLARAK VDMK VE TÜRKİYE&#8217;DEKİ GELİŞİMİ</p>
<p>	Varlığa dayalı menkul kıymet ihracı , daha geniş kapsamlı olan menkul kıymetleştirmenin bir türüdür ve·Türkiye’de menkulkıymetleştirme VDMK ihracı şeklinde gelişmiştir.<br />
	VDMKlerle ilgili ilk yasal düzenleme; 31.07.1992 tarih 21301 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sermaye Piyasası Kurulunun VDMKlerin Kurul Kaydına Alınmasına ve Genel Finans Ortaklıklarının Kuruluş ve Faaliyet İlkelerine Dair Esaslar Tebliğidir.<br />
Bu tebliğe göre VDMKIer, doğrudan veya atacakların temellükü suretiyle dolaylı olarak ihraç edilebilir. VDMK ihraç etmeye genel finans ortaklıkları, bankalar, finansman ;şirketleri ve finansal kiralama şirketleri yetkilidir.<br />
	VDMK&#8217;lerin ihracında işleme konu olabilecek alacak türleri şunlardır :<br />
a) Tüketici kredileri : Bankaların gerçek kişilere, ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla, mal ve hizmet alımları dolayısıyla açmış oldukları bireysel krediler ile finansman şirketlerinin kendi mevzuatları çerçevesinde gerçek ve tüzel kişilere açmış oldukları krediler.<br />
Ancak Seri: III, No:l8 sayılı Tebliğ ile eklenen &#8220;Geçici Madde 1&#8243; ile Tebliğin 4&#8242;üncü maddesinin a bendi uyarınca bankaların tüketici kredileri karşılığında varlığa dayalı menkul kıymet ihraçlarının Kurul kaydına alınması, bu tebliğin yayınlandığı tarihten itibaren Kurulun öngöreceği bir tarihe kadar durdurulmuştur.<br />
b) Konut Kredileri : Bankaların, 2985 sayılı Kanun ve bu Kanuna dayalı mevzuat çerçevesinde, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile yapılan anlaşma hükümlerine göre kendi kaynaklarından hazır konut alan kişilere açtıkları bireysel krediler, bankaların verdikleri ipoteğe dayalı bireysel konut kredileri ile konut sektörünü kredilendirmeye yetkili Kamu İktisadi Teşebbüsü statüsündeki bankaların kendi mevzuatları çerçevesinde açtıkları krediler.<br />
c) Finansal Kiralama Sözleşmelerinden Doğan Alacaklar : 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde finansal kiralamaya yetkili kuruluşların yaptıkları finansal kiralama sözleşmelerinden doğan alacakları.<br />
d) İhracat İşlemlerinden Doğan Alacaklar :Bankalar ve özel finans kurumlarının açmış oldukları ve fiilen ihracatta kullandırdıkları krediler ile faktoring işlemi yapan anonim ortaklıklarca temellük edilen ihracat karşılığındaki belgeye dayalı alacaklar.<br />
e) Diğer Alacaklar : Bankalar dışındaki, mal ve hizmet üretimi faaliyetlerinde bulunan anonim ortaklıklar ile mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınanlar dahil Kamu İktisadi Teşebbüslerinin müşterilerine yaptıkları taksitli satışlardan doğan, senede bağlanmış alacaklar.<br />
f) Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla verilen bireysel kredilere ilişkin olarak T.C. Ziraat Bankası&#8217;nın senede bağlanmış alacakları.<br />
g) Halk Bankası&#8217;nca esnaf ve sanatkarlarla küçük işletmelere açılan ihtisas kredileri<br />
İhraç limiti : ihraç edilecek VDMK lerin nominal değerleri toplamı, herbir tertip için, bu tertibin dayalı olduğu alacaklar portföyünde yaralan alacakların ihraç tarihindeki toplam tutarının %90&#8242;ını aşamamaktadır.<br />
Satış esasları : VDMKler iskonto esasına göre satılabileceği gibi, dönemsel ve değişken faiz ödemeli olarak da ihraç edilebilmektedir. VDMK lerde iskonto veya faiz oranı ve ödeme planı, ihraca dayanak teşkil eden alacakların vade yapısı ve getirileri dikkate alınmak ve vade uyumunu sağlamak kaydıyla, ihraçcı tarafından serbestçe belirlenebilir.<br />
Alacakların temliki : Alacakların temliki alacaklarını .devreden kuruluş ile genel finans ortaklığı veya banka arasında yapılacak bir temlik sözleşmesi ile gerçekleştirilmektedir.<br />
Vekalet Sözleşmesi : Alacaklar portföyü nedeniyle yapılacak ihtar, ihbar, protesto, takibat, tahsilat ve ilgili diğer hizmetler ile VDMK lerin vadelerinde ödenmelerini kapsayan bir vekalet sözleşmesi yapılması zorunludur.<br />
Bu sözleşme ;<br />
- Bankalar tarafından alacakların devredilmesi halinde, genel finans ortaklığı ile alacakları devreden banka arasında,<br />
- Bankalar dışındaki kuruluşlar tarafından alacakların devri halinde, genel finans ortaklığı ile alacaklarını devreden kuruluşun belirlediği bir banka arasında,<br />
- Finansal kiralamaya yetkili kuruluşlar tarafından VDMK lerin halka arzı halinde, bu şirketler ile bunların belirleyeceği bir banka arasında yapılmaktadır.<br />
İhraçcının bir banka olması halinde ise yukarıda belirtilen hizmetler aynı banka tarafından yerine getirilir.<br />
Garanti : Bankalar tarafından ihraç edilenler dışında ödenmesi banka garantisine dayanmayan VDMK ihraç edilemez.<br />
Saklama Sözleşmesi : Halka arz edilecek VDMK lere dayanak teşkil eden alacaklar portföyünün, VDMK lerin vadelerinin bitimine kadar;<br />
- Bankalar tarafından alacakların temliki halinde genel finans ortaklığı ile alacak temlik eden banka arasında,<br />
- Bankalar dışındaki kuruluşlar tarafından alacakların temliki halinde genel finans ortaklığı ile alacaklarını temlik eden kuruluşun belirlediği bir banka arasında,<br />
-Finansman şirketleri ile finansal kiralamaya yetkili kuruluşlar tarafından VDMK lerin halka arzı halinde ise, bu kuruluşlar ile bunların belirleyeceği bir banka arasında, imzalanacak saklama sözleşmesinde belirtilen esaslar dahilinde bir bankada saklamada tutulması zorunludur. İhraçcının bir banka olması halinde ise, saklama hizmeti bu banka tarafından yerine getirilir.<br />
-14 Haziran 1996 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren VDMK lerle ilgili tebliğde Bu maddeye tüketici kredi sözleşmeleri bu hükmün dışındadır ifadesi eklenerek, zaten uygulanabilirliği olmayan bu zorunluluk ortadan kaldırılmıştır.</p>
<p>5.2 TÜRKİYE&#8217;DE VDMK UYGULAMALARI<br />
Türkiye&#8217;de VDMK ihracı ile ilgili yasal düzenlemeler yapıldığından beri, bankalar kaynak yaratmada sıklıkla bu yönteme başvurmaktadırlar. Tüketici finansmanı şirketleri ile ilgili yasal düzenlemeler yapılarak, Türkiye&#8217;deki ilk tüketici finansmanı şirketi oları Koçfinans&#8217;ın kurulmasından beri de VDMK&#8217;lerin banka harici kurumlarca kaynak. yaratmada kullanılmasını izlemekteyiz. Aşağıda öncelikle Türkiye sermaye Piyasası’nda menkul kıymet ihraçları içerisinde VDMK&#8217;lerin yeri incelenecek, daha sonra da bir Tüketici Finansmanı Şirketinin VDMK ihracı örnek olarak sunulacaktır.</p>
<p>5.2.1 TÜRKIYE SERMAYE PİYASASI MENKUL KIYMET İHRAÇLARI İÇİNDE VDMK&#8217;LERİN YERİ VE ÖNEMİ :<br />
1995 yılı 1994&#8242;te yaşanan ekonomik krizin olumsuz etkilerinin yavaş yavaş ortadan kalktığı, negatif büyümeden pozitif büyümeye geçildiği ve dolayısıyla bu iyileşmenin sermaye piyasalarına da yansıdığı bir yıl olmuştur. Özellikle ikinci el piyasalarda önemli nicel gelişmeler kaydedilmiştir. 1995 yılının son üç aylık döneminde ise seçimin de etkisiyle faizlerin ve döviz kurlarının yükselişe geçmesi, ikinci el piyasalarda olumsuz gelişmelere yol açmıştır.<br />
Ülkemizde menkul kıymet stoku I,5 katrilyon TL düzeyine, ikinci el piyasa işlem hacmi 21 katrilyon TL’ ye, İMKB&#8217;nin toplam işlem hacmi 2,4 katrilyon TL’ ye ve özel sektör menkul kıymet ihraçları 174,5 trilyon TL’ ye ulaşmıştır.<br />
1994 yılında ekonomideki belirsizlik ve azalan güven ortamı, mali kesimin borçlanma amaçlı menkul kıymet ihraçlarında durgunluğa sebebiyet vermişti. Böyle bir ortamda öz kaynak finansmanına yönelen şirketlerin hisse senedi ihraçları %292,3&#8242;lük büyük bir artış kaydetmişti. 1995 yılında ise bir önceki yıla göre %36,7&#8242;lik bir artış yaşanmıştır. 1994 yılının bu olumsuz şartlarının ortadan kalkmasıyla, 1995 yılında, şirketlerin hisse senedi ihraçları düşük oranda artmış; finansman ihtiyaçlarını hisse senedi dışındaki borçlanma araçları ile karşılamaları beklenirken; özel sektör tahvili ve finansman bonosu gibi borçlanma araçlarına ilgileri de sınırlı düzeyde kalmıştır. Tahvil ve finansman bonosu ihraçlarının toplam menkul kıymet ihraçları içerisindeki payı 1994 yılında % 0,8 iken 1995 yılında %2,0 düzeyinde gerçekleşmiştir. Ancak bankacılık kesimi geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yılda da yoğun olarak borçlanma araçlarından VDMK ihraçlarına başvurmuşlardır. 1995 yılında bir önceki yıla göre borçlanma amaçlı menkul kıymet ihraçlarında %16l,l oranında bir artış kaydedilmiştir. Bu artışta, %169,3&#8242;lük bir yükseliş kaydeden VDMK ihraçları etkin olmuştur. 1994 yılında %17,8&#8242;lik bir oranda artan özel sektör menkul kıymet ihraçları, 1995 yılında yaşanan ekonomik canlanma sonucunda %106,0&#8242;lık bir artış oranına ulaşmıştır. 1995 yılında özel sektör menkul kıymet ihraçları 174.526,2 milyar TL seviyesine ulaşmıştır.<br />
1995 yılında özel sektör menkul kıymet ihracı içinde en önemli payı VDMK ihraçları oluşturmuştur. 1994 yılında yaşanan kriz ve bu nedenle alınan tedbirler sonucunda VDMK ihracıyla toplanan fonların disponibiliteye tabi tutulması yüzünden %19,8 oranında azalan VDMK ihraçları, disponibilite koşullarında bir değişiklik olmamasına rağmen, 1995 yılındaki canlanma sonucunda %169,3 oranında artmıştır. Bu artış neticesinde 1995 yılında VDMK ihraçlarının toplam özel sektör menkul kıymet ihraçları içinde payı %49,9&#8242;dan %65,3&#8242;e yükselmiştir.<br />
1995 yılı içinde VDMK ihraçlarının 113.928,5 milyar TL&#8217;lik bir hacime ulaşmasında ihracat işlemlerinden doğan alacaklar ile Tarım Kredi Kooperatiflerinden olan alacaklara dayalı olarak çıkarılan VDMK’ ler etkin olmuştur,<br />
Aşağıda sunulan tabloda menkul kıymet ihraçları içerisinde VDMK&#8217;lerin önemini görmek mümkündür. 1992 yılında VDMK’ lerle ilgili yasal düzenleme yapılır yapılmaz yüklü miktarda banka VDMK ihraçları başlamıştır. 1992 yılında VDMK&#8217;lerin toplam ihraç tutarının toplam menkul kıymet ihraç tutarları içinde %64.28 gibi bir orana sahip olduğu görülmektedir. Bu oran 1993 yılında %73.28&#8242;e yükselmiştir”</p>
<p> 	Tablo8: “Yıllar itibariyle Menkul Kıymet İhraçları” </p>
<p>5.2.2 VDMK İhracına İlişkin Bir Tüketici Finansman Şirketi Uygulaması : KOÇFİNANS A.Ş.</p>
<p>I-Ortaklık Hakkında Bilgiler:<br />
A-Tanıtıcı Bilgiler:<br />
1. Ticaret Ünvanı:		Koç Tüketici Finansmanı A.Ş.<br />
2. Merkez Adresi :		Emirhan Caddesi, Barbaros Plaza 145/C Beşiktaş/İst.<br />
3. Tescil tarihi, sicil numarası ve ticaret sicil memurluğu :03.01.1995 , 323299/270881 İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu<br />
4. Süresi :			Süresiz<br />
5. Bilinen Ortak Sayısı:	5 adet<br />
B-Sermaye ile ilgili bilgiler:<br />
		1.Ödenmiş Sermayesi:		1.000.000.000.000. T.L.<br />
		2.Ödenmiş Sermayenin ortaklar arasında dağılımı:</p>
<p>Ortağın Ticaret Ünvanı	Sermaye Payı (bin T.L.)	(%)<br />
Koç Holding A.Ş.	840.000.000	84<br />
Temel Tic. Ve Yatırım A.Ş.	100.000.000	10<br />
Zer Madencilik ve Dayanıklı Mallar Yatırım ve Paz. A.Ş.	5.000.000	0.5<br />
Nazar Dayanıklı ve Dayanıksız Sınai Mallar Paz. A.Ş.	5.000.000	0.5<br />
Koç Yatırım veSanayi Mamülleri Paz. A.Ş.	50.000.000	5	 </p>
<p>C. Kar ile İlgili Bilgiler:</p>
<p>	30.09.1995 (bin T.L.)<br />
Ticari Kar	271.295.266<br />
Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler	638.953<br />
Zarar Mahsubu	-<br />
Yatırım İndirimi	-<br />
İştirak Kazançları İstisnası	-<br />
İhracat Geliri İndirimi	-<br />
Devlet Tahvili Vb. Faizleri	78.675.559<br />
Diğer İstisnalar	-<br />
MALİ KAR (ZARAR)	193.258.660<br />
Daha Önceki Yıllardan Devreden Zarar Yoktur.</p>
<p>II-Varlığa Dayalı Menkul Kıymetlere İlişkin Bilgiler:<br />
1.Varlığa Dayalı Menkul Kıymetlerin ihracına ilişkin yönetim kurulu kararının tarih ve numarası:29.11.1995/9<br />
2. Çıkarılacak varlığa dayalı menkul kıymetlerin :<br />
a)Nominal Değerleri Tutarı :		900.000.000.000. T.L.<br />
b)Tertibi ve Serisi :			1.Tertip, VI Seri<br />
c)Kupürler itibariyle dağılımı:	</p>
<p>Serisi	Kupür Değeri	Adedi	Toplam Tutarı<br />
I	500.000.000	402	201.000.000.000<br />
II	500.000.000	336	168.000.000.000<br />
III	500.000.000	338	169.000.000.000<br />
IV	500.000.000	296	148.000.000.000<br />
V	500.000.000	240	120.000.000.000<br />
VI	500.000.000	188	94.000.000.000<br />
		Toplam:	900.000.000.000<br />
d) Satış Süresi:		9 işgünü<br />
	Baş. Tarihi:		23.01.1996<br />
	Bit. Tarihi:		02.02.1996<br />
e) Satış Yeri:			Finansbank A.Ş. Merkez Şubesi<br />
f) Satış Şekli :			Varlığa dayalı menkul kıymetler satış süresi içinde her gün iskonto edilerek bulunacak değerleri üzerinden satılacaktır.</p>
<p>Seri 	Vadeli Tarihi	Nominal Değer	Satış Süresinin ilk Gününden Vadeye kalan Gün Sayısı	Yıllık Brüt Basit Faiz Oranı	1.000.000 T.L. Nominal Değer VDMK’in 1. Gün S.F<br />
I	31.07.1996	201.000.000.000	190	105	646.589<br />
II	31.08.1996	168.000.000.000	221	110	600.230<br />
III	30.09.1996	169.000.000.000	251	116	556.266<br />
IV	31.10.1996	148.000.000.000	282	122	514.780<br />
V	30.11.1996	120.000.000.000	312	128	477.523<br />
VI	31.12.1996	94.000.000.000	343	134	442.628	 </p>
<p>g) Hamiline veya nama yazılı olduğu : Kıymetlerin tamamı hamiline yazılıdır.<br />
h) Anapara ve faizlerin vadelerinde ödenmesini taahhüt eden banka : Kıymetlerin I, V ve VI’ncı serileri toplamı 415.000.000.000 T.L.’ye T. Garanti Bankası A.Ş. , II, III ve  IV’ncü serileri toplamı 485.000.000.000 T.L.’ye Finansbank A.Ş. garanti vermektedir.<br />
	k) İtfa planı :</p>
<p>Serisi	Ödeme Tarihi	Faiz (Bin T.L.)	Anapara (Bin T.L.)<br />
I	31.07.1996	71.035.611	129.964.389<br />
II	31.08.1996	67.161.360	100.838.640<br />
III	30.09.1996	74.991.046	94.008.954<br />
IV	31.10.1996	71.812.560	76.187.440<br />
V	30.11.1996	62.697.240	57.302.760<br />
VI	31.12.1996	52.392.968	41.607.032	 </p>
<p>	l) Anapara ve faizlerin ödeme yeri/ yerleri : Finansbank A.Ş. Merkez Şubesi<br />
3. Varlığa dayalı menkul kıymete dayanarak teşkil eden alacak portföyüne ilişkin bilgiler:<br />
Alacak portföyünü oluşturan senetler:</p>
<p>Seri	Kapsadığı Dönemler	Tüketici Kredi Tutarı	Vade Tarihi<br />
I	01.07.1996-31.07.1996	224.013.670.211	31.07.1996<br />
II	01.08.1996-31.08.1996	87.235.382.651	31.08.1996<br />
III	01.09.1996-30.09.1996	187.881.602.867	30.09.1996<br />
IV	01.10.1996-31.10.1996	165.499.973.548	31.10.1996<br />
V	01.11.1996-30.11.1996	134.082.005.308	30.11.1996<br />
VI	01.12.1996-31.12.1996	104.819.408.818	31.12.1996	 </p>
<p>b) Varlığa dayalı menkul	kıymetlere dayanak teşkil eden alacak portföyünün saklanmasına ilişkin esaslar: Alacak portföyünü oluşturan senetler Koç bank Yatırım Bankacılığı&#8217;nın menkul kıymet kasalarında Bankanın müşterek muhafaza esaslarına göre saklanacaktır.<br />
c) Alacak portföyü nedeniyle yapılacak ihtar, ihbar, protesto, takibat, tahsilat ve ilgili diğer hizmetlere ilişkin esaslar: Alacak portföyündeki bir alacağa ait herhangi iki taksidin peş peşe veya ayrı ayrı vadelerinde ödenmemesi halinde tüketici kefil veya kefillere herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın ödenmeyen ikinci taksidin vadesinde, borcun tamamı muaccel olur ve muaccel olan borca sözleşmede belirlenen temerrüt faizi uygulanır. Temerrüde düşen alacak önce idari takibe alınacaktır. İdari takip yoluyla kısmen veya tamamen tahsil edilemeyen alacak kanuni takibe intikal ettirilecektir. İdari takip yoluyla tahsil edilemeyeceğine karar verilen alacaklar doğrudan kanuni takibe aktarılabilecektir.<br />
d) Portföydeki alacakların erken ödenmesi halinde oluşacak fonun ve varlığa dayalı menkul kıymetlere ilişkin ödemeler yapıldıktan sonra vekil banka nezdindeki müvekkil kuruluş veya banka hesabında kalan paranın kullanım esasları: Portföyündeki alacakların erken ödenmesinden sağlanan nakit, açılacak olan özel bir hesaba, Varlığa Dayalı Menkul Kıymetlerin vadelerinde ödenmesinde kullanılmak üzere aktarılacaktır.<br />
4. Varlığa dayalı menkul kıymetlerin ihracıyla saklanacak fonun kullanım yerleri: Kıymetlerin satışından elde edilecek nakit, tüketici kredisi olarak kullandırılacaktır.<br />
5. Daha önce varlığa dayalı menkul kıymet ihraç edilmemiştir.</p>
<p>5.3 VDMK İHRACINDA VERGİ FAKTÖRÜ VE YASAL, DÜZENLEMELER:</p>
<p>Bu bölümde, VDMK&#8217;lerin Türkiye&#8217;deki vergi ile ilgili yasal düzenlemeleri incelenmiştir.</p>
<p>5.3.1 VDMK&#8217;LERİN SAĞLADIĞI GELİRİN NİTELİĞİ :<br />
&#8220;VDMK’ lere ilişkin olarak düzenleme getiren SPK&#8217;nun 13/A maddesinde, bu menkul kıymetlerin niteliklerinin Kurul tarafından belirleneceği hüküm altına alınmıştır. SPK&#8217;nun 3/b maddesinde, &#8220;ortaklık veya alacaklılık sağlayan, belli bir meblağı temsil eden, yatırım aracı olarak kullanılan, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte, seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve şartları Kurulca belirlenen kıymetli evrak&#8221; olarak tanımlanan menkul kıymet kavramı içerisinde yer atan bu kağıtların içermek zorunda oldukları unsurlar tebliğin 3.maddesinde sayılmış ve tebliğde hüküm bulunmayan hallerde de TTK’nun kıymetli evraka ilişkin hükümleri ile genel hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Diğer taraftan TTK&#8217;nun 557.maddesinde kıymetli evrak, &#8220;kıymetli evrak öyle senetlerdir ki, bunlarda mündemiç olan hak senetten ayrı olarak dermeyen edilemeyeceği gibi, başkalarına da devrolunamaz.&#8221; ifadesiyle tanımlanmış bulunmaktadır.<br />
TTK&#8217;nun kıymetli evrak ile ilgili olarak getirdiği bu tanımdaki &#8220;senet&#8221; deyimi, bütün senetleri kapsamamakta sadece borç senetlerini ifade etmek amacı ile kullanılmış bulunmaktadır. Bu düzenlemeler dikkate alındığında, VDMK’ in, SPK&#8217;nun 3/b .maddesindeki menkul kıymet tanımı ile TTK&#8217;nun 557.maddesinde yer alan ve borç senetlerini düzenleyen hükmü kapsamında yer aldığı gözlenmektedir.<br />
Bu düzenlemelerden hareketle VDMK&#8217;lerin öncelikle tahvil ya da borç senedi niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunun saptanması gerekmektedir. VDMK&#8217;lerin niteliğinin belirlenmesi buna bağlı olarak elde edilecek gelirin vergilendirilmesi açısından büyük bir önem taşımaktadır. VDMK&#8217;lerin sağlayacakları gelirin, faiz geliri olduğu ve bu gelirin iskonto esasında ya da dönemsel veya değişken faiz ödemeli olarak saptanabileceği tebliğin 24.maddesinde belirtilmiş bulunmaktadır. Bu noktada, menkul kıymetin gelirinin faiz niteliğinde olması, GVK&#8217;nun 75.maddesi anlamında bir menkul sermaye iradının bulunduğunu da ortaya koymaktadır.<br />
Gelirin niteliğinin menkul sermaye iradı olarak saptanmasından sonra, bu geliri sağlayan menkul kıymetin niteliğinin ve dolayısıyla sağlanan gelirin GVK&#8217;nun 75.maddesinin hangi bendi kapsamında ele alınması gerektiği hususunun açıklığa kavuşturulması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.<br />
GVK&#8217;nun 75.maddesinin konuyu kapsamına alabilecek nitelikte 5. ve 6.bentlerinde düzenlemeler içerdiği gözlenmektedir.<br />
Kanunun 75/5.maddesinde her nevi tahvil faizlerinin menkul sermaye iradı sayılacağı belirtilmiş bulunmaktadır.<br />
75/6.maddede ise adi, imtiyazlı, rehinli, senetli alacaklarla, cari hesap alacaklarından doğan faizler ve kamu tözel kişilerince borçlanılan ve senede bağlanmış meblağlar için ödenen faizler dahil olmak üzere her nevi alacak faizlerinin menkul sermaye iradı olduğu hüküm altına alınmıştır.<br />
VDMK’ lerden menkul sermaye iradı niteliğinde faiz geliri elde edecek kişi ve kuruluşların, bu gelirler nedeniyle vergilendirilmeleri gelirin tahvil ya da alacak faizi olarak değerlendirilmesine göre farklılık göstermektedir.<br />
Tahviller de menkul kıymet ve kıymetli evrak olma özelliğine sahiptirler. Bununla beraber tahvillere ilişkin düzenleme, diğer borçlanmalara bağlı olarak çıkarılan menkul kıymetlere ilişkin kurallardan farklı esas ve yapıya sahip bulunmaktadır. Bu farklılık özellikle, SPK&#8217;nun tahvillere ilişkin olarak yayınladığı tebliğ ile getirilen düzenlemede de görülebilmektedir. Tebliğde, tahvillerin Kurut kaydına alınmasına ilişkin olarak saptanan esaslar arasında; vade (2 yıldan az olamaz), anapara ve faiz ödemeleri (faizler ancak 3 ayda bir, 6 ayda ya da yılda bir defada) kuponlara bağlı olarak yapılabilir gibi hükümler bulunmaktadır. Tebliğde ayrıca erken itfa gibi VDMK uygulamasında söz konusu olmayan hususlara yer verildiği görülmektedir.&#8221;<br />
Ancak finansman bonolarıyla ilgili olarak Maliye ve Gümrük Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğünün GVK/1-2126-4-1587 sayılı muktezasında bunların, tahvillerin (devlet tahvilleri hariç) tabi olduğu vergileme rejimine tabi olacağı, başka bir söyleyişle, finansman bonolarının gelir açısından tahviller gibi nitelendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.<br />
VDMK’ ler hukuki niteliği, sermaye piyasası uygulamaları bakımından finansman bonoları ile banka bonosu ve banka garantili bonolarla aynıdır. Bu bakımdan VDMK&#8217;lerin GVK/75.maddesinin 5.bendi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>
<p>5.3.2 VDMK&#8217;LERE YATIRIM YAPAN GERÇEK VF TÜZEL KİŞİLER AÇISINDAN VERGİ<br />
a) Ticari kazancı olmayan gerçek kişiler: VDMK&#8217;lerin ticari kazancı olmayan kişilerce, diğer bir ifade ile küçük tasarruf sahiplerince alındığı hallerde elde edilecek faiz gelirleri için GVK&#8217;nun 85.maddesine göre beyanname verilmeyeceği gibi diğer gelirler nedeniyle beyanname verilse bile bu gelirlerin beyannameye dahil edilmeyeceği hükme bağlanmıştır. VDMK faizleri tasarruf sahibine ödenirken GVK&#8217;nun 94.maddesi 7-e numaralı bendine göre %10 oranında tevkifat yapılır. Gelir vergisi üzerinden de (01.01.1993&#8242;den beri) %10 oranında fon kesintisi yapılır.<br />
VDMK&#8217;lerin elden çıkarılması sonucunda elde edilecek ve gelir vergisi uygulaması açısından değer artış kazancı olarak kabul edilen kazançların vergilendirilmesinde ise elde edilen kazancın beyanı ve vergisinin ödenmesi kural olarak gerekli bulunmaktadır. Bununla birlikte GVK&#8217;nun Geçici 27.maddesi uyarınca bu menkul kıymetlerin bankalar ya da aracı kuruluşlar vasıtasıyla elden çıkarılması halinde elde edilecek kazançlar 31.12.1999 tarihine kadar gelir vergisinden muaf tutulmuştur.<br />
b) Ticari kazanç sahibi gerçek kişiler : Ticari faaliyette bulunan ve VDMK&#8217;leri ticari işletmelerinin aktifinde kayıtlı olan gerçek kişilerin vergilendirilmesi, ticari kazanca ilişkin hükümler çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. GVK uyarınca %10 gelir vergisi ve bunun da %10&#8242;u tutarında fon kesintisi yapılacak, Söz konusu kesinti daha sonra beyana dayalı olarak tahakkuk ettirilecek gelir vergisinden mahsup edilecektir. Değer artış kazancı ise, ticari kazanca dahil edilip vergilendirilecektir. GVK&#8217;nun geçici 27.maddesindeki muafiyet burada geçerli değildir.<br />
c) Tam mükellef kurumlar : Tam mükellef olarak kurumlar vergisi ödeyen kurum ve kuruluşların VDMK edinmeleri ve bu menkul kıymetlerden faiz geliri elde etmeleri halinde yapılacak vergilendirmenin, ticari kazanç sahibi gerçek kişiler ile aynı esaslara tabi olduğu görülmektedir. Tam mükellef kurumların VDMK’ lerden elde ettikleri gelirler, bu gelirleri ödeyenlerce %10 gelir vergisi stopajı ve bunun da %10&#8242;u oranında fon kesintisine tabi tutulacak, daha sonra mükellef ödeyeceği kurumlar vergisinden bu kesinti tutarlarını mahsup edecektir. Bu kurumlar için değer artış kazançları ise, kurum kazancı içerisinde vergiye tabi olacaktır. Buna karşılık kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan kurum ve kuruluşlara yapılacak faiz ödemeleri sırasında ise bir kesinti yapılmasına gerek olmamaktadır.</p>
<p>5.3.3 VDMK&#8217;LERI İHRAÇ EDEN KURULUŞ AÇISINDAN VERGİ :<br />
SPK&#8217;nun VDMK’ lerle ilgili tebliğinin 25.maddesinde, VDMK&#8217;lerin 2.e1 piyasada alım satımının serbest olduğu hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla VDMK ihraç eden bir kuruluş kendi menkul kıymetlerini geri satın alabilecek ve bunları tekrar satabilecektir.<br />
İhracın tamamlanmasından sonra ihraçcının ihraç ettiği VDMK’ lerle ilgili olarak ikinci piyasada işlem yapması, bu kağıtların ihraç edenden bağımsız olarak ele alınması halinde farklı, erken itfa olarak ele alınmasında ise farklı vergi yaklaşımları doğuracaktır.<br />
İhraçcı kuruluş iskonto esasına göre sattığı VDMK&#8217;i vadesinde nominal bedeli üzerinden itfa ettiğinde; nominal bedeli ile müşteriden satışta tahsil edilen bedel arasındaki fark müşterinin net geliri olduğundan bu net gelir brüte çevrilerek %10 gelir vergisi ve bunun da %10&#8242;u fon hesaplanarak vergi ödenecektir.<br />
İhraçcının VDMK&#8217;i vadesinden önce geri alması ve vadesine kadar tekrar alım satım yapmaması halinde, geri alma tarihi itibariyle ödenen fiili faiz tutan üzerinden yapılacak hesaplama ile gelir vergisi stopajı ve fon ödenecek, diğer şartların bulunması kaydıyla kurumlar vergisinin ödenmesi sırasında bu kazanca isabet eden vergiden mahsup edilecektir.<br />
VDMK&#8217;in ihraçcı tarafından alım satım konusu yapıldığı bir durumda ise iki ayrı yöntemle karşılaşmaktayız.<br />
Birincisinde ihraçcı kurum vadesinden önce geri aldığı kıymetleri menkul değerler cüzdanına alır. İleride bir tarihte bu kıymetleri tekrar satarken menkul değerler cüzdanından çıkarır ve alım satım bedelleri arasındaki fark üzerinden kar veya zarar kaydeder. Kar kaydedilmesi durumunda ise Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi yükümlülüğü ortaya çıkmaktadır. Bu durumda ihraçcı ilk satış bedeli ile nominal bedel arasındaki farkı gider gösterecek ve bu farktan yola çıkarak yapılacak brüt gelir hesaplamasına göre gelir vergisi stopajı ve fon ödeyecek, hem de arada yapılan alım satımlarda kar kaydedilmişse bununu üzerinden BSMV ödeyecektir.<br />
Bu yönteme göre ihraçcının VDMK&#8217;in kendisinde kaldığı süre içinde kaydettiği gelir fiktiftir ve borçlunun kendi kendisine faiz ödemesi gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Aslında ihraçcı toplamda ödeyeceği ancak kağıdan kendi elinde bulunması nedeniyle eksik ödediği tutan kazanç gibi değerlendirmektedir. Böyle bir yaklaşımın ise BSMV açısından aranan nakden ve hesaben alınma şartını içermemesinin yanı sıra bir kişinin kendi kendisi ile işlem yaparak lehe tahsilat yapmasının imkansızlığına bağlı olarak kabulü imkanı da yoktur.<br />
İkinci yönteme. göre ise diğer yorumun sakıncalarını ortadan kaldırmak için VDMK&#8217;lerin ihraçcı tarafından vadesinden önce geri alınması bir erken itfa gibi kabul edilip, ilk satış bedeli ile geri satın alma bedeli arasındaki farktan yola çıkılarak<br />
hesaplanacak gelir vergisi stopajı ile fon ödenecek, daha sonraki satışlar ise yine ilk ihraç gibi ele alınacak ve bunların da tekrar geri alınması söz konusu olduğunda tekrar satış ve alış bedelleri arasındaki farktan yola çıkılarak vergi ödemesi yapılacaktır. Bu yöntemde ihraçcı kurum VDMK’ leri vadesinden önce satın aldığında menkul değerler cüzdanı artmak yerine, pasifinde VDMK’ ler hesabı azalış kaydedecektir.<br />
Bu yöntemlerden ikincisi, yani VDMK&#8217;lerin vadesinden önce geri alındığı ve tekrar satıldığı durumlarda erken itfa ve ilk ihraç gibi tekrar satış vergi uygulamaları ve muhasebe açısından daha sağlıklıdır.</p>
<p>5.3.4 DAMGA VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN VERGİLENDİRME :<br />
VDMK’ ler ile bu menkul kıymetin ihracı ile ilgili olarak düzenlenecek kağıtların bir bölümü damga vergisi ödenmesini gerektirecek niteliktedir.<br />
VDMK&#8217;lerin düzenlendiği Seri:III, No:l4 tebliğin 6.maddesinde VDMK&#8217;in içermesi gereken zorunlu unsurlar arasında belirli bir meblağın kayıtsız şartsız ödenmesine ilişkin ödeme taahhüdünün yer aldığı görülmektedir. Bir borcun ödenmesine ilişkin olarak düzenlenen bu kağıtların borç senedi oldukları açıktır.<br />
488 sayılı Kanuna bağlı (1) sayılı Tablonun “makbuzlar ve diğer kağıtlar” başlığını taşıyan bölümünün 1/j maddesinde, ödünç alınan paralar için makbuzlar veya bu mahiyetteki senetlerin %4.8 oranında nispi damga vergisine tabi olacağı hüküm altına alınmış bulunmaktadır.<br />
VDMK’ ler bankalar tarafından kendi alacaklarına dayalı olarak ihraç edilirse, VDMK belli bir meblağı kayıtsız şartsız ödeme taahhüdü içerdiği için (Seri:III, No:l4, Tebliği. md.6), 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa bağlı 1 sayılı tablonun ilgili fıkrasınca %4.8 damga vergisine tabidir. Diğer taraftan tebliğin 6.maddesinde bankalar haricindeki kuruluşlar tarafından çıkarılacak VDMK&#8217;lerin üzerinde, banka garantisinin yer alması zorunluluğu bulunmaktaydı. l4 Haziran 1996 tarihinde tebliğde yapılan değişiklikle Bankalar dışındaki ihraçcılardan garanti istenmesi Kurulun insiyatifine bırakılmıştır. Bilindiği gibi bu tür şerhler de vergilendirmeyi gerektiren bir özelliğe sahip bulunmaktadırlar. Ayrıca verilecek bu garanti şerhinin %6 oranında vergi ödenmesini gerektiren bir niteliktedir. Buna bağlı olarak verilecek garanti şerhinin VDMK üzerinde yer alması ile kağıdın düzenlenmesi anında konulduğu hallerde vergilendirme; Kanunun 6.maddesi uyarınca, bir asıldan doğma ve birbirine bağlı akit ve işlemlerin vergilendirilmesine ilişkin esaslar uyarınca yapılacaktır. Bu maddeye göre; bir kağıtta toplanan akit ve işlemler birbirine bağlı ve bir asıldan doğma oldukları takdirde Damga Vergisi, en yüksek vergi alınmasını gerektiren akit veya işlem üzerinden alınır. Şayet garanti şerhi VDMK&#8217;in üzerinde beyan şeklinde ise, ayrı bir kağıdın varlığına bağlı olarak verginin ayrıca ödenmesi gerekir.<br />
Temlik Sözleşmesi: VDMK tebliğinin l4.maddesi uyarınca öngörülen nitelikteki alacakların devri için bir temlik sözleşmesi düzenlenmesi zorunludur. Belli bir tutarın devri amacını taşıyan ve Borçlar Kanununun 16l vd.maddelerindeki hükümlere tabi tutulması gereken bu kağıtlar, Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı Tablonun 1/1-a maddesi uyarınca içerdikleri miktar üzerinden %06 oranında nasbi vergiye tabi tutulacaktır. Şayet, devredilen alacakların teminatları, alacaklardan fazlaysa, yüksek olan bu tııtar üzerinden Kanunun 6.maddesi uyarınca vergi kesilecektir,<br />
Vekalet Sözleşmesi : VDMK tebliğinin l5.maddesinde öngörülen hallerde bir vekalet sözleşmesinin yapılması gerekmektedir. Bu sözleşme nedeniyle doğacak ücret %06 oranında nasbi damga vergisine tabi olacaktır.<br />
Saklama Sözleşmesi : VDMK tebliğinin l7.maddesinde belirtilen saklama sözleşmesi ise VDMK&#8217;lerin dayanağını oluşturan alacaklar portföyünün muhafazası amacına yönelîk olarak yapılacaktır. Bu sözleşmede de saklama hizmeti karşılığında alınacak bir ücretin belirlenmesi halinde bu tutar üzerinden yine kanuna ekli (1) sayılı tablonun 1/1.a maddesi uyarınca %o6 oranında damga vergisi ödenmesi söz konusu olacak, belli bir meblağın bulunmadığı ya da bir meblağın hesaplanmadığı hallerde ise maktu vergilendirme yapılacaktır. Yine tebliğde yapılan değişiklikle tüketici kredi sözleşmeleri dışarıda tutulmuştur.</p>
<p>5.4 VDMK İHRACI İLE FONLAMA MALİYETLERİ :<br />
Bu bölümde kaynak yaratmada özellikle bankalar tarafından sıklıkla kullanılan bir yöntem olan VDMK ihracının, gerek Bankalar ile Tüketici Finansmanı şirketleri açısından, gerekse bu kurumların diğer kaynak yaratma yöntemleri açısından bir kıyaslaması yapılmıştır.</p>
<p>5.4.1 BANKALAR İÇİN MFVDUAT MALİYETİ İLE VDMK MALİYETİ KIYASLAMASI<br />
Bilindiği üzere bankaların kaynak yaratmada esas olarak başvurdukları yöntemlerin başında mevduat toplamak gelir. Ancak bankalar topladıkları mevduat üzerinden bazı yasal yükümlülüklere tabidirler.<br />
Mevduat Munzam Karşılıkları<br />
1211 sayılı TCMB Kanunu&#8217;nun 40-11-a maddesi uyarınca 20.03.I985 tarih, 18700 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Mevduat Munzam Karşılıkları Hakkındaki 85/1 sayılı Tebliğin 94/3 ve 94/4 sayılı Tebliğlerle değişik, 3.maddesinin l.fıkrası uyarınca, 27.01.1995 tarih, 22184 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 95/1 sayılı Mevduat Munzam Karşılıkları Hakkında Tebliğde belirlenen Türk Lirası ve yabancı para mevduatlarından yurtiçi bankalar mevduatını düştükten sonra kalan mevduat tutarlarını sabit kabul ederek bu tutarlar üzerinden aşağıda belirtilen mevduat munzam karşılık oranları esas alınarak TCMB nezdinde açılacak hususi birer bloke hesapta nakden munzam karşılık tesis etmekle mükelleftirler :<br />
Türk Lirası ;<br />
- Vadesiz ve 1 ay vadeli mevduatta	%17.00<br />
- 3 aydan 1 yıla kadar vadeli mevduatta	% 8.50<br />
(3 ay ve 1 yıl dahil)<br />
- 2 ve 3 yıl vadeli değişken faizli mevduatta	% 7.00<br />
- 4 ve 5 yıl vadeli değişken faizli mevduatta	% 3.00<br />
Umumi Disponsibilite<br />
03.01.1996 tarih, 22512 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Umumi Disponibilite Hakkında Tebliğ, 1211 sayılı TCMB Kanunu&#8217;nun 40-II-a maddesine istinaden, bankaların taahhütleri ve bu taahhütler karşılığında bulundurmak zorunda oldukları disponsibl değerlere ilişkin esas ve şartları belirler. Buna göre sadece Türk Lirası mevduat ve mevduat dışı Türk lirasına ilişkin taahhütler aşağıda verilmiştir:<br />
ba) Türk Lirası mevduata ilişkin taahhütler :<br />
-31.03.1994 tarihindeki Türk Lirası mevduat için, bankaların bulunduracakları toplam disponibilite oranı; asgari %2&#8217;si TCMB nezdindeki vadesiz serbest tevdiat, kalanı TCMB nezdinde açılan hesaplarda serbest olarak bulundurulan, mülkiyeti bankalara ait DİE&#8217;ce açıklanan TEFE ve/veya Dövize Endeksli DİBS olmak üzere %32&#8242;dir.<br />
-31.03.1994 tarihinden sonra artan Türk Lirası mevduata ilişkin taahhütler için disponibilite oranı, tamam, bankaların TCMH nezdinde açılan hesaplarda serbest olarak bulundurdukları mülkiyeti bankalara ait DİE&#8217;ce açıklanan TEFE ve/veya Dövize Endeksli DIBS olmak üzere asgari %3&#8242;dür.<br />
bb) Mevduat dışı Türk Lirası&#8217;na ilişkin taahhütler :<br />
-31.03.1994 tarihinden sonra artan mevduat dışı Türk Lirası&#8217;na ilişkin taahhütlerle ilgili olarak bankaların bulunduracakları disponibilite oranı; %9&#8242;u TCMB nezdinde Türk Lirası vadesiz serbest tevdiat, %3&#8242;ü ise TCMB nezdinde serbest olarak bulundurdukları mülkiyeti bankalara ait DİE’ce açıklanan TEFE ve/veya Dövize Endeksli DİBS olmak üzere toplam %12’dir.<br />
Yukarıda açıklanan mevduat munzam karşılığı ve umumi disponibiliteden dolayı bankaların mevduat toplama yoluyla yarattıkları kaynağın maliyeti bir hayli yüksektir. Mevduat yoluyla topladıkları her 100 TL kaynağın umumi disponibilite tebliğine göre 2TL&#8217;sini serbest tevdiat ve 30TL&#8217;sini de DIBS olmak üzere toplam 32 TL’ sini, mevduat munzam karşılıkları tebliğine göre ise iradesizden 1 ay vadeli mevduata kadar 17 TL’ sini, 3 aydan 1 yı1 vadeli mevduata kadar 8.5 TL’ sini ayırmak zorunda oldukları için plase edebilecekleri miktar 49 TL’ ye kadar düşebilmektedir. Her ne kadar TCMB nezdindeki depolarda tutmak zorunda oldukları %30 oranındaki DİBS, TEFE ve/veya Dövize Endeksli bir getiri sağlasa da bankaların bunu alternatif yollardan daha fazla getirilerle değerlendirebilecekleri düşünülürse yine maliyeti artıran bir unsur olarak dikkate alınabilir.<br />
Bankaların VDMK ihraçları ise ilk başlarda umumi disponibilite tebliği kapsamına girmezken daha sonra yapılan yasal düzenlemelerle bu kapsama alınmıştır. Yukarıda bu tebliğin mevduat dışı Türk Lirası&#8217;na ilişkin taahhütler kısmında açıklandığı üzere VDMK ihracı yoluyla kaynak yaratan bankalar her 100 TL ihraç tutarı karşılığında 9 TL’ si TCMB nezdinde Türk Lirası vadesiz serbest tevdiat, 3 TL’ si ise DİE’ce açıklanan TEFE ve/veya Dövize Endeksli DİBS olmak üzere toplam 12 TL ayırmak zorundadırlar.<br />
VDMK’lerin doğal olarak mevduat munzam karşılığından muaf olması ve disponibilite oranlarının mevduata kıyasla toplamda düşük olması (serbest tevdiat oranı, mevduat karşılığı bulundurulması gereken serbest tevdiat oranından yüksek olmakla beraber) bankalar açısından VDMK ihracını mevduattan daha cazip kılar.</p>
<p>5.4.2 TÜKETİCİ FİNANSMANI ŞİRKETLERİ İÇİN KREDİ MALİYETİ İLE VDMK MALİYETİ KIYASLAMASI<br />
Tüketici Finansmanı Şirketlerinin fon kaynakları 1. bölümde kısaca incelenmişti. Bu kaynaklar içerisinde bankalardan kredi kullanmak suretiyle fon temini halen mevcut mevzuata göre %10 KKDF ve %5 BSMV olmak üzere %15 ek bir maliyet getirmektedir.<br />
Grup ve Holdîng içi firmalardan sağlanan fonlar ise %15 KDV&#8217;ne tabi tutulduğundan bu alandan fon sağlanması da banka kredileri ile eşdeğer bir finansman yükü getirmektedir.<br />
Gerek banka kredisi gerekse grup içi firmalardan sağlanan fonlar ancak uygun faiz oranları yakalandığı takdirde anlamlı olabilmektedir. Aksi takdirde çok yüksek maliyetler içerdiğinden fiili kullanımı çok dar kalmaya mahkum bulunmaktadır. Bu durumda finansman şirketleri kredilerin fonlamasını önemli ölçüde VDMK satışları ile sağlayacaklardır. Ancak Tüketici Finansmanı Şirketleri&#8217;nin VDMK ihraçlan gerek SPK mevzuatı gerekse vergi mevzuatı açısından önemli bir maliyet yükü içerebilmektedir. Bu maliyetler aşağıda Tüketici Finansmanı Şirketleri ile Bankaların VDMK ihraç maliyetlerini inceleyen bölümde açıklanmıştır.</p>
<p>5.4.3 TÜKETİCİ FİNANSMANI ŞİRKETLERİ ILE BANKALARIN VDMK İHRAÇ MALİYETİ KIYASLAMASI<br />
Tüketici Finansmanı Şirketleri&#8217;nin VDMK ihraçlan, bankaların VDMK ihraçlarına kıyasla disponibiliteden muaf tutulması avantajı dışında birtakım dezavantajlara sahiptir.<br />
VDMK’ ler finansman şirketleri açısından çok fazla önem arz etmekle birlikte vergi dezavantajı nedeniyle pazarlanması zor bir ürün olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerçek kişiler açısından VDMK’ lerden elde edilen gelirler %10 oranında gelir vergisi ile bu tutarın % 10&#8242;u kadar Fon kesintisine tabidir. Tam mükellef tüzel kişiler için de aynı tevkifat oranlarının geçerli olması yanında, bu gelirlerin Devlet İç Borçlanma Senetlerinde olduğu gibi Kurumlar Vergisi matrahından da indirilemez oluşu nedenleriyle, bu enstrümanın gerçek ve tüzel kişilere vergisiz net getiri sağlayan Hazine Bonosu ve Devlet tahvili karşısında maliyeti bu ölçüde yüksek olduğu da diğer bir gerçektir.<br />
VDMK’ ler ihraç maliyeti konusunda da SPK mevzuatı açısından çok yüksek maliyetli bir ürün olarak karşımıza çıkmaktaydı. Ancak SPK 14 Haziran 1996 tarih, 22666 sayılı resmi gazetede, VDMK&#8217;lerin Kurul Kaydına Alınmasına ve Genel Finans Ortaklıklarının Kuruluş ve Faaliyet İlkelerine Dair Esaslar Tebliği&#8217;nde değişiklik yapılmasına ilişkin bir tebliğ yayınlayarak maliyeti arttıran bazı konularda esneklik getirmiştir.<br />
VDMK&#8217;lerin Kurul Kaydına Alınmasına ve Genel Finans Ortaklıklarının Kuruluş ve Faaliyet İlkelerine Dair Esaslar Tebliği&#8217;nin 16&#8242;ncı maddesinde; &#8221; Bankalar tarafından ihraç edilenler dışında ödenmesi banka garantisine dayanmayan varlığa dayalı menkul kıymet ihraç edilemez&#8221; hükmü yer almaktaydı. Yapılan değişiklikle bu madde &#8220;Bankalar dışındaki ihraçcılar tarafından ihraç edilen VDMK’ lerde, Kurulca gerekli görülmesi halinde banka garantisi sağlanması şarttır.&#8221; şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda Kurulca banka dışındaki ihraçcının kredibilitesi değerlendirilerek yine yatırımcının lehine olmak üzere garantinin gerekli olup olmadığına karar verilecektir. Bu kararları objektif olarak verebilmek için Kurulun belli standartlar geliştirmesi gereği açıktır.<br />
Menkul kıymet ihraçlarında katlanılması gereken mutad ihraç maliyetlerinin yanı sıra, bankalar dışında VDMK ihraç edecek kurumlardan banka garantisi istenmesi finansman şirketlerine önemli bir yük getirmekteydi. Mevduat toplama dışında bankalardan pek de farklı bir yapıya sahip olmayıp, ihtisas konusu bankacılık Fonksiyonlarından tüketici finansmanı olan ve bir kredi kurumu hüviyetiyle gerek Hazine Müsteşarlığı&#8217;nın, gerekse Sermaye Piyasası Kurulunun denetim ve kontrolü altında bulunan finansman şirketlerinden VDMK ihracı içi ayrıca banka garantisi istenmesi, bu şirketleri önemli bir finansman kaynağından yoksun bırakmaktaydı.<br />
İhraç tutarlarının yüksek olması sebebiyle, Finansman Şirketleri bir taraftan bu büyük tutarlara kefalet verecek banka bulmakta zorlanırken, diğer taraftan oldukça yüksek komisyon talepleriyle karşılaşmaktaydı. Bankaların limitlerinin dolu olması veya ihraç edilecek yüksek tutarlardaki VDMK&#8217;lere garanti vererek gayrinakdi kredi limitlerini kısa zamanda doldurmak istememeleri, bazı bankaların ise finansman şirketlerini kendilerine rakip olarak görmeleri sebebiyle garanti vermekten kaçınmaları, zaman içerisinde bu konuda bir tıkanıklığa yol açacaktı. Yeni düzenlemenin uygulamada karşılaşılan tüm bu olumsuzlukların giderilmesi için atılmış son derece olumlu bir adım olduğu açıktır.<br />
VDMK ihracı uygulama teknik ve mevzuatında halen ülkemizde uygulanmakta olan yöntem, alacak portföyünün satışı olmayıp, bu portföyün yatırımcılara teminat gösterilerek alacakların nakde çevrilmesidir (Paythrough). Esasen alacak portföyünün % 90’ı kadar VDMK ihraç edilebileceği düşünüldüğünde, kredilerin geri dönmeme riskine karşı bir emniyet marjı da bırakılmış olmaktadır. Bu anlamda VDMK’ların aşırı teminatlandırılması (overcollateralizaton), banka garantisine ihtiyaç bırakmamaktadır. Bununla beraber yatırımcıyı korumak bakımından Kurul’a banka garantisi isteme konusunda esneklik tanınmıştır. Ayrıca bu amaçla tebliğe aşağıdaki madde de eklenmiştir:<br />
	Fon Oluşturulması<br />
	“Madde 17/A- Kurul, bankalar dışındaki ihraçcılar tarafından ihraç edilen ve ödenmesi banka garantisine dayanmayan varlığa dayalı menkul kıymetlerde, ihraç edilecek varlığa dayalı menkul kıymetlerin nominal değerleri toplamının yüzde 10’unun ihraçcı tarafından bir bankada açılacak özel bir fon hesabına avans olarak yatırılmasını, varlığa dayalı menkul kıymetlerin vadesi boyunca bu menkul kıymetlerin dayanağını oluşturan alacaklardan elde edilen faizin yatırımcılara yapılacak ödemeleri aşan kısmının da bu fon hesabında toplanmasını zorunlu tutabilir. Fon hesabı varlığa dayalı menkul kıymetler itfa edilene kadar başka bir amaçla kullanılamaz.”<br />
	Finansman Şirketlerinin VDMK ihracında maliyeti yükselten diğer bir unsur ise bir bankada saklama zorunluluğuydu: Seri III , No:14 Sayılı Tebliğin 17&#8242;nci maddesinde “Finansman şirketleri ve finansal kiralamaya yetkili kuruluşlar tarafından VDMK’lerin halka arzı halinde ise, bu kuruluşlar ile bunların belirleyeceği bir banka arasında, imzalanacak saklama sözleşmesinde belirtilen esaslar dahilinde bir bankada saklamada tutulması zorunludur. İhraçcının bir banka olması halinde ise, saklama hizmeti bu banka tarafından yerine getirilir.” &#8230;. denilmek suretiyle bankalar uygulama dışında bırakılırken, finansman şirketleri için VDMK’lere konu alacak portföyü için bir bankada saklama zorunluluğu getirilmekteydi. Mezkur tebliğin 2’nci maddesinde; &#8220;VDMK&#8217;lere dayanak teşkil eden alacakları temsil eden kambiyo senetleri, sözleşmeler ve diğer belgeler” Alacaklar Portföyü olarak tanımlanmıştır.<br />
Kredi sözleşmelerinin kambiyo senedi niteliğinde olmaması nedeniyle ciro yoluyla piyasalarda tedavül edemeyeceği, kambiyo senetleri gibi fiziki temliki yoluyla bankalar ve diğer kurumlardan kredi temine edilemeyeceği bir gerçektir. Burada Borçlar Kanunu hükümlerince alacağın temliki suretiyle kredi temin edilebileceği düşünülebilirse de, bu da; taraflar arasında özel bir sözleşme yapılmasını gerektirmekte ve sözleşmenin fiziki, tesliminin önemi bulunmadığı gibi, ihraç sırasında SPK’na karşı verilen taahhüt ve beyanlara aykırı bulunmaktadır. Bu nedenle, kredi sözleşmelerinin bir bankada saklanması zorunluluğu ihraç maliyetlerini arttıran ve operasyonel güçlük yaratan bir düzenleme olmaktaydı. 14 Haziran 1996 tarihli yeni düzenlemede tebliğin “Saklama Sözleşmesi” başlıklı l7.maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir :<br />
“Finansman şirketleri ve finansal kiralamaya yetkili kuruluşlar tarafından varlığa dayalı menkul kıymetlerin halka arzı halinde ise, bu kuruluşlar ile bunların belirleyeceği bir banka arasında, imzalanacak saklama sözleşmesinde belirtilen esaslar dahilinde bir bankada saklamada tutulması zorunludur. Tüketici kredi sözleşmeleri bu hükmün dışındadır. İhraçcının bir banka olması halinde ise, saklama hizmeti bu banka tarafından yerine getirilir.&#8221;<br />
Aşağıda öncelikle eski düzenlemeye göre Bankalarla Finansman Şirketlerinin VDMK ihraç maliyetleri karşılaştırılmış, daha sonra Finansman Şirketlerinin eski ve yeni düzenlemeye göre VDMK ihraç maliyetleri karşılaştırılmış olup, son olarak da Finansman Şirketlerinin yeni düzenlemeye göre durumları ile Bankalar kıyaslanmıştır.</p>
<p>Tablo9: 1Trilyon T.L.’lik VDMK İhracında Banka ve Finansman Şirketi VDMK İhraç Maliyeti Karşılaştırması<br />
Bir trilyon liralık varlığa dayalı menkul kıymetin bankalara ve finansman şirketlerine faiz hariç ihraç maliyetleri karşılaştırmalı olarak tabloda gösterilmiş olup , bu maliyet bankalara nazaran finansman şirketlerine 2.84 kat fazlasıyla yansımaktadır.<br />
Tabloda görüleceği üzere VDMK’in bankalar için %4.8 olan Damga Vergi oranı , finansman şirketleri için bankanın verdiği garanti şerhinden dolayı %6’ya çıkmaktadır. VDMK ihracında finansman şirketleri açısından Damga Vergisi farkı , garanti komisyonu , ait BSMV ve bu sözleşmeye istisnaden garanti veren banka tarafından açılan gayrinakdi kredi sebebiyle talep edilen Genel Kredi Sözleşmesinin toplam maliyeti 12.450.000.000 T.L.’ye ulaşmakta , bu da toplam ihraç maliyeti içinde %59.8’lik pay tutmaktadır. Bu haliyle sadece banka garantisi nedeniyle üstlenilen maliyet, bankaların aynı ihraç için katlanacakları toplam maliyetin 1.7 katıdır. Saklama sözleşmesinden kaynaklanan maliyetlerle beraber Bankalara göre maliyetlerdeki fark 13.500.000.000 T.L.’ye ulaşmakta , bu da toplam ihraç maliyeti içinde %64.84’lik pay tutmaktadır.</p>
<p>Tablo10 : 1Trilyon T.L.’lık VDMK ihracında Finansman Şirketi Açısından Tebliğin Yeni Şekli ile Eski Şeklinin Maliyet Karşılaştırılması</p>
<p>Tablo 11 : 1 Trilyon T.L.’lık VDMK İhracında Tebliğin Yeni Şekli ile Banka ve Finansman Şirketi Maliyet Karşılaştırması<br />
Banka ile Maliyet Farkı :	1.050.000.000 T.L.</p>
<p>Mevzuatın eski şekline göre VDMK ihracının teorik olarak mümkün olmakla birlikte , yaygın kullanımın mümkün olmadığı açıktır. VDMK’ler ile ilgili ilk yasal düzenleme yapılırken “Finansman Şirketleri” hakkında yasal düzenlemenin henüz yapılmamış olması , finansman şirketlerinin maliyet ve işlevlerinin gözardı edilmesine sebep olmuştur. Finansman şirketlerinin de münhasıran kredi işlemi yapmak üzere kurulmuş birer “kredi kurumu” oldukları dikkate alınarak , düzenlemelerin yapılması uygun olmuştur. Hatta eski uygulamada , bankaların sadece VDMK’leri mevduat alternatifi olarak kullanarak , disponibilite ve mevduat munzam karşılık maliyetlerinden kurtulmak amacıyla bu aracı kullandıkları dikkate alınırsa , VDMK’lerin piyasaların gereği doğrultusunda gerçek amacına uygun bir şekilde kullanılan bir enstrüman haline getirilmesi için yapılan yeni düzenlemenin sermaye piyasalarına sağlayacağı katkı gözardı edilemez.<br />
Tebliğin ikinci el piyasa işlemlerini düzenleyen 25’nci maddesi “Varlığa Dayalı Menkul Kıymetlerin ikinci el piyasada alım satımı serbesttir.” Hükmünü içermektedir. Bilindiği üzere varlığa dayalı menkul kıymetler , bugüne kadar ülkemizde sadece bankalar tarafından ihraç edilmiş , böyle olunca da alım-satım ve repo işlemleri yapma konusunda yetki problemi olmayan bankalar için varlığa dayalı menkul kıymet ikinci el alım-satım işlemleri de sorun yaratmamıştır.<br />
Oysa tebliğin anılan maddesine göre ; VDMK alım-satım serbestisi finansman şirketleri için de geçerli olmakla birlikte , uygulamanın ne şekilde yapılacağına bir açıklık getirmemektedir. Zira piyasada VDMK’lerin ikinci el alım-satım uygulamasına baktığımızda ;alacak portföyünün vade yapısından kaynaklanan bir yıla kadar uzayan vadelere karşın , para piyasalarında yaşanan son gelişmeler, siyasi ve ekonomik istikrarsızlık sebepleriyle yatırımcı kısa vadeyi tercih etmekte ve uzun vadeli işlemlere girmekten kaçınmaktadır. Hal böyle olunca bankalar bu sorunu ihraç ettikleri uzun vadeli VDMK’leri bir iki ay vadelerle repo yapmak suretiyle aşmakta , böylelikle satışlarında tıkanıklık yaşanmamaktadır. Bu durum karşısında , finansman şirketlerince ihraç edilen VDMK’lerin de piyasalarda fiilen işlem gören bir sermaye piyasası aracı niteliğini kazanabilmesi için , finansman şirketlerine de repo yapma yetkisi verilerek varlığa dayalı menkul kıymetlere ikincil piyasada alım-satım imkanı sağlanması uygun olacaktır.</p>
<p>BÖLÜM 6 </p>
<p>6.1.AZALAN SATIŞLARI ARTIRMANIN YENİ YOLU<br />
	Şimdi pek rastlanmıyor ama bundan 15-20 yıl önce , İstanbul’dan Adıyaman’a , Bursa’dan Yozgat’a kadar tüm il ve ilçelerdeki esnaf dükkanlarının baş köşesini herkesin yakından bildiği bir tablo süslerdi .<br />
	Tabloda iki kare vardı. Birincisinde , derli toplu bir mekanda bir sandalyede oturur vaziyette duran , elindeki puroyu keyifle içen gürbüz bir işadamı görülüyor ve bu kare “Peşin satan”ı simgeliyordu.<br />
	İkincisinde ise son derece dağınık bir mekanda çelimsiz biri oturuyordu. Omuzları çökmüş , elbiseleri yamalı , bir yandan elindeki sigaraya diğer yandan etrafında dolaşan farelere bakan bu işadamı da “Veresiye Satan”ı simgeliyordu.<br />
	Esnafların duvarlarında , bu görüntü dışında bazı anonim deyişler de yer alıyordu . Örneğin “Veresiye veremem , peşin sıra gelemem , gelirsem de bulamam , bulursam da alamam” gibi sözlere de pek çok dükkanda rastlamak mümkündü. </p>
<p>6.2.DEVİR DEĞİŞTİ<br />
	Bunlar Anadolu’da hala birçok esnaf ve tüccarın odalarını süslüyor. Fakat giderek globalleşen Türkiye ekonomisinde bu anlayış hızla yok oluyor. Çünkü tüketici artık eskisinden çok daha bilinçli . Birçok üretici ve satıcı , hızla değişen tüketim alışkanlıkları ve harcama biçimlerine adapte olabilmek için , bu eski zihniyeti çoktan terk etti .<br />
	Bugünkü tüketim profilini ortaya koyabilmek için belki de yukarıda sözünü ettiğimiz tablodaki alt yazıların yerini değiştirmek her şeyi çok daha iyi özetleyecek. Çünkü günümüzde artık “peşin” alışverişten çok “veresiye” , yani taksitle alışveriş tercih ediyor.<br />
	Bu tercihi yapan sadece tüketiciler değil . Büyük üreticiler de düzenledikleri kampanyalar , uygun vade koşulları ile durgunluğu aşmanın yollarını arıyor.</p>
<p>6.3.FİNANSMAN YÖNTEMİ<br />
	Gelişmiş ülkelerde yaygın olan Tüketici Finansman Şirketleri ile , Türkiye ilk olarak 4 yıl önce Koç Finans’ın kurulmasıyla tanıştı. Sadece Koç Grubu’nun ürünlerinin satışında aracılık eden kuruluş bugünlerde yeni bir çalışma içinde. Hedefi , diğer grupların ürünlerinin satışını da finanse etmek . Bunu bir örnekle anlatırsak , şimdiye kadar Koç’un Arçelik , Beko gibi markalarını finanse eden Koç Finans , yapılacak yeni anlaşmalarla Vestel’in buzdolabı , Opel’in otomobili , Nokia’nın cep telefonu için de devreye girebilecek. Bu çalışmamda tüm detaylarını okuyacağınız sistemin yaygınlaşması , durgunluk nedeniyle satış yapamayan şirketler için de bir can simidi olacak.<br />
	Son yıllarda tüketim alışkanlıkları ile birlikte tüketim finansman yöntemleri de hayli değişti. Bankaların bireysel bankacılık yatırımları hızlandıkça , tüketimin bir numaralı ayağı olan finansman sorusu da yeni trendlerle çözülmeye başladı.<br />
	Bankaların tüketici finansmanı için pazarladığı bireysel bankacılık ürünlerinin yanısıra, üretici ve pazarlamacı firmalar da satışlarını arttırmak için son yıllarda tüketiciye daha fazla ilgi gösterir oldu. Bankalardan tüketici kredisi almak için önceleri haftalarca formalitelerle uğraşıp , belki de krediyi alamayan tüketiciler , şimdi bir – iki günde çıkarılan bireysel kredileri , kefil bile aranmayan kredi kartlarını hayretle karşılıyor.<br />
	Tüm bunlar bireysel bankacılığın , dünya standartlarını yakalamaya başlamasının sonucu olarak ortaya çıkıyor. Her ne kadar daha kat edilecek çok yol olsa da Türkiyede tüketim finansmanı konusunda , her geçen gün yeni bir ürün piyasaya sunuluyor. </p>
<p>6.4.TÜKETİCİ FİNANSMANI<br />
	Tüketici finansmanı denilince akla ilk gelen şirketler tabii ki bankalar. Zaten finansman kelimesini çağrıştırdığı ilk ürün de banka kredisi. Uzun yıllardır gelişmiş ülkelerde kullanılan , ancak 1995’ten beri Türkiye’de bulunan bir tüketici firmasının ürünü , önümüzdeki dönemde hızlı bir çıkış yapmaya hazırlanıyor.<br />
	Burada tüketici finansman şirketleri ve mağazada kullanılan kredilerden söz ediyoruz. Türkiye’de bir çok kişi , tüketici finansman şirketlerinden , örneğin Koç Finans’tan haberdar.<br />
	Ancak çoğumuz , bu şirketlerden Türkiye’de kaç tane olduğunu , nasıl bir sistemle çalıştıklarını , hangi ürünlerin bu şirketler vasıtasıyla alınabileceğini bilmiyor. </p>
<p>6.5.DEVLERİN İLGİSİ<br />
	Türkiye’de üç yıllık bir geçmişi bulunan tüketici finansman şirketlerinin sayısında giderek artış olduğu görülüyor. Koç Finans ile başlayan bu süreç , son iki yıldır Escort Bilgisayar , Anadolu Grubu , Uzel Makine ve Kibar Holding’in katılımıyla hızlandı. Bunlara Benkar , Cankart ve Koç-Fiat da katıldı ve bu şirketler kısa bir süre önce bir birlik oluşturarak, sistemi yaygınlaştırmak için harekete geçti. Piyasalardan aldığımız duyumlara göre Sabancı Holding ile Doğuş Holding de tüketici finansmanı şirketi kurmaya hazırlanıyor.<br />
	Tüketici finansman şirketlerinin kurulma nedenleri , grup şirketlerinin mal satışını artırmaya dayansa da tabana yayarak , grup dışı şirketlerle de çalışmaya hazırlanıyor.</p>
<p>6.6.BANKALARLA FARKI<br />
	Tüketici finansman şirketlerinin işleyiş yapısı bankalarla büyük benzerlik gösterse de kredi kullandırımı aşamasındaki birkaç temel noktada ciddi yöntem farklılıkları var.<br />
	Bunlardan birincisi , kredi kullandırım yöntemi. Aslında tüketici finansman şirketleri , bankaların tüketici kredileri departmanın uzmanlaşmış ve yeni bir yöntem geliştirilmiş versiyonu olarak da kabul edilebilir.<br />
	Normalde herhangi bir ihtiyacı için bankaya giderek kredi başvurusu yapan bir şahıs , başvurusu kabul edildiği kabul edildiği taktirde bankadan parasını nakit olarak alır.<br />
	Oysa tüketici finansman şirketleri , kesinlikle bireylere nakit çıkışı yapmıyor. Tüketici Finansman şirketleri direkt olarak satıcı ile muhatap oluyor ve parayı satıcıya ödüyor. Ayrıca tüketici finansman şirketinin bireylerle direkt olarak çalışması da kanunen yasak.<br />
	Tüketici finansman şirketlerinin bir malı kredilendirebilmesi için , satıcı firma ile bir anlaşma imzalamış olması gerekiyor. Bu da kanunla belirlenmiş bir zorunluluk . Böyle bir durumda , bireylerin tüketici finansman şirketlerinden yararlanamayacağı akla gelebilir. </p>
<p>6.7.BİREYLER VE ŞİRKETLER<br />
	Tüketici finansman şirketlerinin ana faaliyet konusu tüketicinin değil malın finansmanı olduğu için , şirketlerin direkt olarak satıcı ile diyaloga geçmesi gerekiyor. Tüketici finansman şirketlerinin çalışma prensibi , “krediyi malın satıldığı yerde kullandırma mantığına” dayanıyor. Ayrıca tüketici finansman şirketlerinin kredi kullandırma mantığı da banka kredisinden farklı işliyor. Tüketici finans şirketleri ayrıca bankalara göre 1-3 puan düşük faizle kredi kullandırıyor.</p>
<p>		6.8.İKİ GÜNDE<br />
	Tüketici finansman şirketleri arasında hacim olarak lider konumda olan Koç Finans’ın Genel Müdürü Coşkun Ulusoy , kredi kullandırma prensip ve prosedürlerini şöyle açıklıyor:<br />
	“Ödeme gücünü artırmak isteyen tüketiciler daha çok banka kredisini talep ediyor ve yapacağı birtakım harcamalar için banka kredisi kullanıyor. Oysa Finans şirketlerinin kullandırdığı kredi spesifik bir mala yönelik ve malın satıldığı yerde kullandırıyor. Bir malı alacaksınız ve satıcı ile anlaştınız. Satıcıya Finans şirketi ile çalışmayı teklif ettiğinizde , ya da satıcı direkt olarak Finans şirketine gittiğinde , şirketin sattığı mala ve satışın büyüklüğüne bakıyoruz. Uygun görürsek , Koç Finans’la şirket arasında bir bilgisayar bağlantısı yapılıyor ve iki gün içinde kredi kullandırımı gerçekleştiriyor.<br />
Tüketici finansman şirketlerinin kullandırdığı krediler , banka kredilerine göre bazı avantajlara sahip . Öncelikle banka kredisindeki prosedür külfetinden kurtuluyorsunuz ve kredi aldığınızın farkına bile varmadan, taksitli alışveriş imkanı buluyorsunuz. Kredi kullanma aşamasında şirketler, satışlarını artırmak ve müşteri kaçırmamak için tüketici finansman şirketlerinin maliyetinin bir kısmına ortak olabiliyor. Bu , tüketici finansman şirketine komisyon vermek ya da faizin bir bölümünü kendi bünyesinde eritmek vasıtasıyla olabiliyor . Tüketici finansman şirketi ile satıcı şirket arasındaki anlaşma tüketiciye kesinlikle yansımıyor ve bu alışverişten tüketici avantajlı çıkıyor. Ayrıca bankadan kredi kullanırken , sigorta gibi bazı yan ürünleri farkında olmadan satın alabiliyorsunuz . Diğer taraftan bankadaki hesabınızda kalan “tortu”lar da bir araya geldiğinde bankalar için hayli yüksek boyutlu kazanç demektir.<br />
Bankalardan döviz bazında alınan tüketici kredilerinde de ödeme tarihindeki Döviz alım-satımlarında tüketicinin zararı söz konusu olabiliyor. Piyasada , döviz kredi taksitlerini döviz olarak kabul etmeyen ve müşteriyi dövizi bankadan almaya zorlayan bankalar olduğu düşünülürse , hayli riskli olduğu ortaya çıkıyor.</p>
<p>6.9.SINIRSIZ ÜRÜN YELPAZESİ<br />
Tüketici finansmanı malı konu edindiği için çalışma alanı çok geniştir. Yani her ürün tüketici finansman şirketleri vasıtasıyla kredilendirilebiliyor. Zaten şu anda , otomobilden buzdolabına , cep telefonundan PVC kapı pencere yapımına kadar pek çok alanda tüketici finansmanı vasıtasıyla alışveriş yapılıyor. Hatta tüketici finansmanıyla konut almak bile mümkün. Örneğin bir konut alacaksınız ve fiyat hakkında müteahhit firma ile anlaştınız, bir miktar peşininiz var ve geri kalanı da tüketici finansman şirketleri vasıtasıyla karşılamak istiyorsunuz. Bu aşamada , tüketici finansman şirketlerine başvurma konusunda önünüz tamamen açıktır. Özellikle strateji olarak grup dışına açılmayı planlayan tüketici finansman şirketleri , gerek müşterinin gerekse firmanın ortaklık teklifine sıcak bakacaktır.</p>
<p>6.10.KISITLAMA YOK<br />
Türkiyede önde gelen finans şirketlerinden olan Anadolu Cetelem Finans’ın genel müdürü Serdar Güray , bu konuda dedikleri:<br />
“Geçmişte ağırlıklı olarak grup ve grup dışı otomotiv ürünlerini kredilendirdik. Fakat yeni ortaklık yapımızla , bağımsız bir tüketici finansman şirketi olarak Anadolu Grubuna bağlı otomotiv ürünlerinin yanı sıra diğer grup dışı otomotiv ürünlerini ve aynı zamanda dayanıklı tüketim ürünlerinde , özellikle ücretli kesime kredi vermeyi hedefliyoruz. Anadolu Cetelem olarak , Anadolu Grubu içi ve dışı tüm distribütör ve satıcılarla tüm çalışma tüm çalışma prensipleri aynı olup , satış noktalarında adımıza tüketici kredi başvuruları minimum evrakla kabul edilip , en kısa sürede tarafımızdan cevaplandırılıyor.<br />
Ayrıca konut satışı ile ilgilenen şirketler de tüketici finansman şirketleriyle diyaloga geçerek anlaşma yapabiliriz. Bu konuda bazı tüketici finansman şirketleri , şirketlerde hacim , bilanço gibi kalemleri bir kriter olarak değerlendirse de ürün konusunda bir kısıtlama yok. </p>
<p>6.11.ORTAK SORUNLAR<br />
Tüketici finansman şirketleri , kredi kullandırma aşamasında bankalar gibi faaliyet göstermelerine rağmen fon bulma aşamasında bazı zorluklarla karşılaşıyor. Bu nedenle , sekiz tüketici finansman şirketinin katılımıyla kurulan Tüketici Finansman Şirketleri Birliği , yeni ayağa kalkan sektörün sorunlarının çözülmesi için ortak hareket edecek. Tüketici finansman şirketlerinin , ortak sorunlarını şöyle sıralayabiliriz.:<br />
Şirketler , bankaların aksine mevduat toplayamadıkları için tek bir kaynaktan besleniyorlar. Ancak para ve sermaye piyasalarından borçlanma olanağı kısıtlıdır. İşlemlerini bir banka aracılığı ile yapmak zorunda kalıyorlar. Bu da hem prosedür işlemlerini hem de maliyeti artırıyor.<br />
Tüketici finansman şirketlerinin Elektronik Fon Transferi yetkisi de yoktur. Bu da şirketlerin en önemli sorunlarından biridir.<br />
Tüketici finansman şirketleri kanunen açık olarak tanımlanmamış durumdadır. Tüketici finansman şirketlerinin kanunen tanınmasını ve yetki ve sorumluluklarının kanunda açıkça belirtilmesi gerekiyor. Çünkü finansman şirketleri ne yapıp neyi yapamayacaklarını bilmiyorlar.<br />
Tüketici finansman şirketlerinin en cazip olarak kullanabilecekleri fon kaynağı Varlığa Dayalı Menkul Kıymetler (VDMK) . Oysa tüketici finansman şirketleri VDMK’ları bir banka aracılıyla çıkarmak zorundadır. Şirket yetkilileri , kendilerine VDMK çıkarma yetkisini verilmesi gerektiğini vurguluyorlar.</p>
<p>6.12.KARA LİSTE<br />
Tüketici finansman şirketlerinin en büyük sıkıntılarından biri de , Merkez Bankasındaki kredi ile ilgili kaynaklara ulaşamamaları . Bilindiği gibi , bankalardaki ve özel finans kurumlarının sorunlu kredi müşterileri , Merkez Bankasındaki “Kara Liste”de toplanıyor ve bankalar kredi kullandırmadan önce , müşterisinin kara listede olup olmadığını öğrenebiliyor . Oysa tüketici finansman şirketleri , bu kaynaktan yararlanamıyor. Ayrıca kendi kara listelerini de Merkez Bankasına bildiremiyorlar.</p>
<p>6.13.NEDEN KURULDU ?<br />
Tüketici Finans şirketlerinin kuruluş nedeni , özellikle 1994 krizinden sonra bankaların kredi kullandırmada çok seçici davranmalarından kaynaklanıyor.<br />
Şu anda bir bankanın tüketici kredileri departmanı gibi faaliyet gösteren sektör , piyasada sekiz şirket tarafından temsil ediliyor. Ancak piyasadaki söylentiler , birçok büyük grubun  sektörde bir şirket kurmaya niyetli olduğunu gösteriyor. Sabancı ve Doğuş Holdingin de bu alana girmeyi planladığı konuşulanlar arasında. </p>
<p>6.14.BAKİR PAZAR<br />
Sektör yetkilileri , çok bakir bir Pazar olarak nitelendirdikleri bu sektörün yeni bir trend içine girdiğini vurguluyorlar . Özellikle 2000 yılından sonra tüketici kredileri konusunda bankaları ciddi şekilde zorlayacağı da belirtiliyor. Ancak bunun için , tüketici finansman şirketlerinin bankalara bağımlılığını ortadan kaldıran mevzuat değişikliklerinin yapılması gerektiğine dikkat çekiliyor.<br />
Bugün itibariyle tüketici finansman şirketlerinin ulaştığı kredi hacmi , bir sektör için tatminkar değil . Sektörün hacmi ile ilgili bir kayıt olmasa da sektörde kullandırılan toplam kredi 150 trilyon lirayı aşmıyor. Bu kredi pastasının 103 trilyon liralık bölümü zaten tek başına Koç Finans’ın .</p>
<p>6.15.TÜRKİYEDEKİ ÖZEL FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN HEDEFLERİ<br />
Son iki yılda 2 milyonun üzerinde tüketici kredisiyle mal alınıp s atıldı , işlem miktarı 150 trilyonu aştı. 1995 yılından itibaren yaklaşık 2 milyon 122 bin tüketici , özel finansman firmalarından 152.6 trilyon liralık kredi kullandı. Türkiye’de hizmet veren Anadolu grubunun ATF , Boynerler’in Benkar , Bosch-Siemens-Profilo’nun BSP ve Koç Holdingin Koçfinans olmak üzere 4 özel tüketici finansman şirketi pazarın daha da genişlemesiyle yeni uygulamalara geçiyor. Koçfinans , Koç Topluluğun ürettiği mamullerin yanısıra diğer tüm marka ve ürünleri de “kredilendirmek” için hazırlıklar yapıyor. ATF , otomotiv dışında beyaz ve kahverengi eşya için kredi vermeye hazırlanırken , Benkar da 1998’de bir banka ile iş birliği yaparak kredi kartlarını tüm dünyada kullanıma açmak ve tüketicilere farklı ürünler pazarlama kararı aldı. Özel tüketici finansman firmaları sektördeki gelişmeleri şöyle özetlenebilir:<br />
	Koçfinansın %50’si Koç holding , %27.5’i Arçelik, %7.5’i Beko Elektronik ve %15’i de diğer şahıslara ait . 1995’te 43 bin tüketiciye 5 trilyon . 1996 da 245 bin tüketiciye 41 trilyon 97’de ilk 8 ayında 302 bin tüketiciye 60 trilyon liralık kredi kullandırmıştır. Halen Koç Topluluğu’nun ürettiği dayanıklı tüketim, otomotiv ürünleri, bilgisayar , lastik , doğalgaz tesisatı ve ürünleri ile turizm için kredi veriyoruz. Ürün yelpazelerine cep telefonu satışı da ekleyerek ilk olarak topluluk dışı ürünleri de kredilendirilmiş olunacaktır. Hedefleri Koç Topluluğunun bulunmadığı tüm alanlarda da tüm ürünlerin kredilendirilmesini sağlamak.<br />
	ATF Fransız Cetelem ve İtalyan Findomestik ile gerçekleştirilen ortaklık sonucu önümüzdeki aylarda yeni bir yapılanmaya giriliyor. Beyaz Kahverengi eşyaya da kredi sağlamak istiyorlar. 1996’da ticari ve binek 260 araca, 1997’de ise 1643 araca kredi sağlanmıştır. ATF bugüne kadar 3.4 trilyon liralık tüketici kredisi verdi. Bankalara göre avantajları vardır. Honda ve Isuzu biyileri birer şube gibi hreket ediyorlar. Kısa sürede araştırılıp hemen bayiye ret veya onay veriliyor. Yani müşteri en geç bir saatte kredi alıp alamayacağını biliyor.<br />
	Benkar , 1992’de öncelikle Boyner holding bünyesindeki markaların müşterilerine özel kredi kartı hizmeti vermek amacıyla kuruldu , 1996’dan itibaren tüketici finansman şirketi haline getirdi. Benkar , şu an için 4’ü Boyner holding bünyesinde olmak üzere 10 ayrı firmanın müşterisine kredi kartı hizmeti veriyor. 1997’de müşteri adedi 360 bin kredi hacmi ise 40 milyon doları aştı .Kredi kartı yapılan firma sayılarını artırmak ve hizmet edilen sektörde çeşitlendirme büyümesinin sürdürülecektir. Asıl hedefleri bir banka ile işbirliğine girmek ve kredi kartlarını tüm dünyada kullanımına açmak ve bunun yanısıra tüketicilere farklı ürünler pazarlayabilmektir.<br />
	1995’te Profilo Finans olarak kurulan şirket , 1996’da Bosch-Siemens grubuyla birleşerek BSP AŞ olarak faaliyete geçti. 1996’da 233 tüketiciye 14.7 milyar , 1997’de 2537 tüketiciye 183.5 milyar Türk Lirası kredi kullandırmıştır. Gruba bağlı şirketlerin imal ve ithal ettiği beyaz ve kahverengi eşyanın satışıyla ilgili kredi kullandırmaya devam etmektedir. Kendi şirket dışındaki kuruluşlara kredili satışa izin vermemekteler. Hedefi kredi kullandırdığımız kitleyi arttırmaktır.</p>
<p>	1995 ve 1996 da kullanılan tüketici kredisi miktarları:</p>
<p>MAL ve HİZMET GRUPLARI	1995 (milyon lira)	1996 (milyon lira)<br />
Otomobil	23.782.218	63.809.387<br />
Beyaz ve Elektr. eşya	5.268.803	7.544.762<br />
Konut	2.635.317	6.029.727<br />
Ev eşyası	2.022.536	3.087.558<br />
Mesleki araç	413.964	2.839.459<br />
Eğitim	317.821	676.865<br />
Tatil	199.919	585.519<br />
Yakıt	153.677	273.061<br />
Gıda	194.672	216.859<br />
Giyim	232.491	307.977<br />
Diğer	16.349.933	47.264.711<br />
Genel Toplam	51.571.351	132.635.885	 </p>
<p>6.16.AZ BÜROKRASİ ÇOK İŞ<br />
	Çoğu tüketici finansman şirketi bürokrasiyi azaltmaları ve cari faiz oranlarının altından piyasaya girmelerinden dolayı tercih ediliyor. Tüketici firmaları distribütör veya üretici kompanse ediyor. Bankalarla , tüketici finansman firmaları arasında bankaların lehine oluşan bir fark da mevcut . Bir ticari şirket veya tüzel kişi bankadan tüketici kredisi kullandığında faiz dışından alınan KKDF yüzde 6 , özel finansman firmasından alınan ise yüzde 10cıvarında . Bu durum 1997 Ocak’ında değişti . Artık bu miktar Tüketici Finansman şirketlerinden alınmıyor.<br />
	Türkiyede Tüketici Finansmanı sağlayan özel şirketlerin bankalara göre mali yönden bir dezavantajı da bankaların mevduat toplama yetkisine sahip olmaları nedeniyle fonlama maliyetinin finansman şirketlerine göre oldukça düşük olmasıdır. </p>
<p>6.17.TÜRKİYEDE BAZI FİNANS ŞİRKETLERİNİN UYGULADIĞI FAİZ ORANLARI:</p>
<p>Koç Finans<br />
Otomobil 	Tofaş Ürünleri	1 milyar lira için<br />
Süre	3 Ay	6 Ay	12 Ay	18 Ay<br />
Faiz oranı	0	4.03	4.60	6.90<br />
Aylık Taksit	333.333.000	190.917.000	110.294.000	98.696.000	 </p>
<p>Koç Finans<br />
Cep telefonu	KVK ürünleri	100 mil için.<br />
Süre	3 Ay	6 Ay	9 Ay	12 ay	18 Ay<br />
Faiz oranı	8.30	8.34	8.40	8.45	8.63<br />
Aylık Taksit	39.890.000	22.690.000	17.130.000	14.470.000	12.150.000	 </p>
<p>Koç Finans<br />
Beyaz Eşya	Arçelik &#8211; Beko	100 mil için.<br />
Süre	3 Ay	6 Ay	9 Ay	12 ay	18 Ay<br />
Faiz oranı<br />
Aylık Taksit	36.760.000	19.830.000	14.790.000	12.510.000	9.850.000	 </p>
<p>Anadolu 	Tüketici 	Finansmanı<br />
Otomobil		1Milyar için<br />
Süre	3 Ay	6 Ay	9 Ay	12 ay	18 Ay<br />
Faiz oranı<br />
Aylık Taksit	394.439.000	222.339.999	166.206.000	139.036.000	122.420.000	 </p>
<p>BSP<br />
Beyaz Eşya<br />
		100 mil için.<br />
Süre	3 Ay	6 Ay	9 Ay	12 ay	18 Ay<br />
Faiz oranı	4.37	4.72	6.33	7.48	6.63<br />
Aylık Taksit	36.290.000	19.530.000	14.910.000	12.910.000	12.580.000	 </p>
<p>ESCORT	Tüketici 	Finansmanı 	A.Ş.<br />
Bilgisayar		100 mil için.<br />
Süre	3 Ay	6 Ay	9 Ay	12 ay	18 Ay<br />
Faiz oranı	7.2	7.7	8.0	8.15<br />
Aylık Taksit	39.039.881	22.195.695	16.815.744	14.228.208		 </p>
<p>BÖLÜM 7<br />
SONUÇ</p>
<p>Gelişmiş batılı sermaye piyasalarında 1970&#8242;li yıllarda ortaya çıkan, beklenen nakit akımlarının kaynak yaratılmasında kullanılması kavramının menkulkıymetleştirme formu içerisinde mali piyasalara adaptasyonu ile önemli gelişmeler yaşanmıştır. Belirtilen sürecin yansımaları ile de yeni sermaye piyasası araçları ve bunun paralelinde yeni kurumlar ortaya çıkmıştır.<br />
1981 yılında yürürlüğe giren 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu uygulaması gerçek anlamda sadece 10 yıllık bir geçmiş ve deneyime sahip olan Ülkemiz sermaye piyasalarında da, hızlı gelişim süreci içerisinde batıdaki uygulamalardan etkilene menkulkıymetleştirme ve kurumlaşma süreci başlamıştır.<br />
Özellikle 1992 yılında, 3794 sayılı Kanunla Sermaye Piyasası Kanunu&#8217;nda yapılan düzenlemeler ve buna bağlı olarak SPK&#8217;ca yayınlanan seri tebliğlerin bu süreci hızlandırmasından dolayı, menkulkıymetleştirme yöntemi olarak Varlığa Dayalı Menkul Kıymet ihracı sermaye piyasalarında yerini almıştır.<br />
Gelişmiş ülkelerdeki sermaye piyasası araç ve kurumlarının zenginliği, Dünyada görülen globalleşme eğilimi ve ülkeler ekonomilerinin dış ekonomilerle olan ilişki ve entegrasyonunda sermaye piyasası araç ve kurumlarının köprü görevini üstlenmiş olduğu dikkate alındığında; Ülkemizin bu yöndeki hedefleri doğrultusunda konunun önemi ve gerçekçi yaklaşım ve teşviklerin gereğini ortaya çıkarmıştır.<br />
Belirtilen gelişmeler sonucu, kurumlaşmanın teşviki amacıyla finansman şirketlerinin kuruluşu öngörülmüştür. 545 sayılı KHK&#8217;nin yasa gerekçelerinde; “Mali Sektörümüzün dünya ile bütünleşme sürecinde sektörde bütünlük sağlanması, mali kesimimizin yeni müesseselerle çeşitlendirilmesi gereği, finansman ihtiyacı olanlara kredi sağlayan finansman şirketlerinin yasal çerçeveye oturtulması, finansman şirketlerinin faaliyete geçmesi ile ekonomik hayatın gerektiği gibi izlemesine katkı sağlanacağı” ilkeleri vurgulanmıştır.<br />
Söz konusu ilkelerin isabetliliği, 1992 yılında ülkemizde VDMK ihracı ile başlayan menkulkıymetleştirme sürecindeki,banka ihraçları dışında gerçek anlamda ihraç yapılamaması yönündeki tıkanıklığın, Ülkemiz ilk tüketici finansmanı şirketinin kuruluş ve faaliyete geçmesi sonucu aşılması ile görülmüştür.<br />
Ancak, bu süreç içerisinde, oluşturulan sermaye piyasası araçları ve kurulan kurumlar için önceden hazırlanan mevzuat çerçevesinin, piyasaların gerçek koşullarındaki uygulamalarda gereken alan ve derinliği tam anlamda sağlayamadığı, bu nedenle bir kısmının ya tam amacına uygun kullanılamadığı veya zamanla anlamını kaybettiği geçmiş uygulamalarla kanıtlanmıştır. Ülkemiz ilk tüketici finansmanı şirketi uygulamaları sonucu menkulkıymetleştirme sürecindeki tıkanıklıklar aşıldığı gibi,SPK&#8217;nun konu ile ilgili düzenlemeleri ile de bu süreçte önemli iyileştirmeler sağlanmıştır.<br />
Tüketici finansmanı şirketleri, menkul kıymetleştirme ve kurumlaşma sürecinde önemli işleve sahip oldukları gibi, piyasaların gerçek anlamda gelişmesine de önemli katkı sağlayacaktır. Batıda 70 &#8211; 80 yıllık geçmiş deneyime sahip olan finansman şirketlerini, finansman endüstrisindeki popülasyon trendi, maliyet baskıları, pazarın genişlemesi, yenilik ihtiyacı, diğer finansal kuruluşlarla olan yoğun rekabet sonucu daha büyük hacim ve verimlilikle çalışmaya teşvik etmiştir. Büyüme yolu ile azalan sayılarına rağmen finansman şirketleri, Amerika&#8217;da aracı kurumlar arasında en hızlı gelişenidir ve kurumsal ve bireysel krediler pazarında potansiyel bir güç olmaya devam etmektedirler.<br />
 Ülkemizde de uygulamaya başlanılan tüketici finansmanı şirketi, piyasalarda hala yerini almakta, finansal kuruluşlar arasında rekabeti yaygınlaştırarak maliyetin düşürülmesi, verimliliğin yükseltilmesi yönünde etkin olmaktadır. 1996 yıl sonu itibariyle 15 aylık faaliyet sonucu 33 Trilyon T.L.&#8217;lik kredi hacmine ulaşan sistem, 1995 yılında tüm bankaların ulaştıkları 51 Trilyonluk hacim yanında önemli bir potansiyeli göstermekte ve 1996 yıl sonunda kredi hacmi itibariyle ilk 4 banka arasına girmeye aday bulunmaktadır. Ayrıca, yeni finansman şirketleri kurularak piyasalara girme hazırlıkları yapmaktadırlar.<br />
Tüketici finansmanı şirketlerinin piyasalarda gerçek hacim ve yerini alması ile birlikte; kurulan sistemin bu güne kadar üretici, dağıtım/pazarlama şirketleri ve bayiler seviyesinde “taksitli satış” , “kampanyalı satış” adı altında gerçekleştirilen finansmanı, bir ihtisas kurumu olan finansman şirketleri üzerine aktararak;<br />
- Sektördeki vade farkı ve peşin fiyatta gizli vade farkı uygulaması nedeniyle fiyatlar genel seviyesinin yükselmesi engellenecektir.<br />
-Üretici firmalar, asıl faaliyet alanlarında faaliyet göstererek gerçek karlılık seviyesini saptayabileceklerdir. Dağıtım ve pazarlama firmaları da asli faaliyet alanlarına döneceklerdir.<br />
- Tüketiciler ciddi ihtisas kurumlan ile muhatap olacaklar, bayilik sistemindeki çok farklı uygulamalar yoluyla tüketicilerin istismarı engellenecektir.<br />
- Ülkemiz uygulamasındaki bayilik sistemi, kendisine çeki düzen vererek kurumlaşma sürecine girecek, kayıt dışı ekonomi küçülecektir.<br />
- VDMK fonları ile finansman sağlanması nedeniyle, alacak; portföyünün menkul kıymetleştirilmesi sağlanarak, krediler yine tüketicilerin fonları ile finanse edilecek, talep artışı yoluyla fiyatlar genel seviyesi etkilenmeyecektir.<br />
Dünyada menkulkıymetleştirme, çok geniş hacim ve türlerde uygulama alanı bulmakta, otomobil, tüketici kredileri, bilgisayar finansal kiralama, kredi kartı alacakları, konut kredileri ve hizmet alanından oluşan çeşitliliğe sahip olmaktadır. Ülkemizde ise uygulamalar sadece bankaların tüketici, kredi kartı, konut kredileri alacaklarından oluşan VDMK uygulamalarından ibaret kalmıştır. Hernekadar tüketici finansmanı şirketi kuruluşu ile bu alanda yeni bir gelişim süreci başlamış ise de, bu alanda uygulanan sistem, aracı ve kurum eksikliği açık olarak görülmektedir. Dünyadaki menkulkıymetleştirme uygulamalarında dahi, yatırımcı, ihraçcı ve ülke hukuki çerçevesi düzeyinde büyük engellerin varlığından söz edilmektedir. Bu nedenle, menkulkıymetleştirme ve kurumlaşma sürecinin teşvikinde etkin yöntemler kullanılarak yasa ve mevzuat düzenlemeleri yapılmalı, özellikle kurumların piyasalarda gerçek yerini almasını sağlayacak piyasa araç ve yöntemlerini bu kuruluşların kullanabilmeleri sağlanmalıdır.<br />
Belirtilen düzenleme eksiklikleri, menkulkıymetleştirmenin Ülkemizdeki tek uygulama alanı olan VDMK ihracında da görülmüştür. Bankalar ihraçlarında VDMK&#8217;i mevduat alternatifi olarak değerlendirmiş, munzam karşılık ve disponibilite uygulamalarına göre oluşan nakit kullanım ve maliyet avantajları yanında, repo ve 2’ci el piyasa uygulaması imkanları ile kısa vadeli nakit akış regülasyonu amacıyla kullanılmıştır. Bu sonucun ortaya çıkmasında; asıl hedef olan üretici ve üreticileri destekleyen finansal kuruluşların teşvik edilerek maliyet ve uygulama kolaylığı avantajları yaratılması yerine, Banka ihraççılarının her yönden teşvik edilmesi etken olmuştur. Asıl amaçlanan kuruluşlar, ilk tüketici finansman şirketi uygulamaları dışında hiçbir ihracı gerçekleştirmemişlerdir.<br />
Bu sonuç uygulamadaki çarpıklığı açık olarak ortaya koymaktadır. Çalışmamızda ortaya konulan bankaların maliyet avantajları yanında, hernekadar bir ölçüde düzelme sağlanmasına rağmen ihraç prosedüründeki kolaylıklar ile VDMK’ın repo ve 2&#8242;ci el uygulamaları, sadece bankalara kısa vadeli nakit kolaylıklar ve uzun vadeli VDMK ihraç olanakları yarattığı dikkate alınarak, alacak portföyüne sahip olan tüm üretici ve finansman şirketlerine benzer imkanların sağlanması, Ülkemiz sermaye piyasalarının tüm kurum ve araçları ile birlikte geliştirilmesi, dünya ekonomilerinde önemli işlevi bulunan kıymetleştirmenin Ülkemizde de amaçlarına ulaşabilmesi yönlerinden zorunlu görülmektedir.</p>
<p>	YARARLANILAN KAYNAKLAR</p>
<p>BAHAKARAN, Mehmet, Uzman Gözüyle Bankacılık Dergisi, Aralık 1994 </p>
<p>BALLANTINE, Dewey	Securitization of trade receivables, August 1994</p>
<p>BİLİR, Şule,		Menkul Kıymetleştirme, Bankacılar Dergisi, 1990, Sayı:3 </p>
<p>KIRMAN, Ahmet,		Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi, Ankara 1995 </p>
<p>KIRMAN, Ahmet,	Varlığa Dayalı Menkul Kıymetler ve Vergilendirme, Bankacılar, Sayı:9<br />
LEDERMAN, Jess,	The Handbook of Asset-Backed Securities, New York Institute of Finanse, A Division of Simon &amp; Schuster,<br />
	Inc., New York, 1990<br />
ÖZMEN, Tahsin,	Menkul Kıymetleştirmenin (VDMK) avantaj ve dezavantajları, SPK araştırma rapoıu, 1993<br />
ÖZMEN, Tahsin,		Varlığa Dayalı Menkul Kıymetlerin Vergilendirilmesi, 	Sermaye Piyasası Kurulu, 1992<br />
PAVEL, Christine,	Securitization: The Analysis and Development of the 		&#8220;Loan Based-Asset Backed&#8221; Securities Markets, 1989<br />
	Probus Publishing Chicago, Illinois<br />
ROSE, Peter S		Money and capital markets : the financial system in an 	increasingly global economy, Richard D.Irwin Inc. 1983,<br />
	1986, and 1989, USA,<br />
 Standard &amp; Poor&#8217;s		Credit Comments, March 29,1993<br />
 Creditweek<br />
TUNCER, Selahattin,	Finansman Şirketleri ve Vergi Sorunları, Mükellefin 	Dergisi, Sayı 39/Mart 1996<br />
YÖNDER, Filiz,		Menkul Kıymetleştirme, Yeterlilik Etüdü, Sermaye 	Piyasası Kurulu, Ocak 1990</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/tuketici-kredileri-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YARI İLETKENLER</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/yari-iletkenler-2/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/yari-iletkenler-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 00:26:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor2</dc:creator>
				<category><![CDATA[ÜRETİM VE LOJİSTİK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/2010/01/16/yari-iletkenler-2/</guid>
		<description><![CDATA[YARI İLETKENLER
A – İLETKEN, YALITKAN VE YARI İLETKEN
İletkenler
İletkenler, elektrik akımının geçmesine kolaylık gösteren maddelerdir. Aşağıdaki şekilde, bakır iletkeninin kesiti görülmektedir.
                                    [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>YARI İLETKENLER</p>
<p>A – İLETKEN, YALITKAN VE YARI İLETKEN<br />
İletkenler<br />
İletkenler, elektrik akımının geçmesine kolaylık gösteren maddelerdir. Aşağıdaki şekilde, bakır iletkeninin kesiti görülmektedir.</p>
<p>                                                  Valans  elektronlar</p>
<p>	Bakır iletken</p>
<p>Bakır atomunun en dış yörüngesinde (valans yörünge) sadece bir elektron bulunur. En dış yörüngede sadece bir elektronun bulunması, iletkenlik yönünden anahtar faktördür. En dış yörüngede bulunan elektrona valans elektron adı verilir.<br />
Çok küçük bir bakır parçasında bile, her biri valans elektrona sahip milyarlarca atom vardır. Bu valans elektronlar, atom çekirdeğine zayıf olarak bağlıdır. Bu nedenle, valans elektronları, bulundukları yörüngeden koparmak kolaydır. Bir bakır iletken uçlarına gerilim uygulanırsa, iletkendeki milyarlarca valans elektron, kendi atomlarından kopacak ve gerilim kaynağının pozitif ucuna doğru hareket edecektir. Bu nedenle, bakır çok iyi bir iletkendir ve direnci çok düşüktür.<br />
Bakır en yaygın olarak kullanılan iletkendir. Elektrik ve elektronik devrelerinin pek çoğunda, iletken olarak bakır kullanılır. Baskılı devrelerde de iletken yollar bakırdır. İyi bir iletken oluşu, ucuzluğu ve kolay lehimlenebilmesi, bakırı tercih edilen bir iletken haline getirmiştir.<br />
Gümüş,direnci en düşük olan iletkendir. Ayrıca lehimlemesi de kolaydır. Bakıra oranla çok pahalı olması, yaygın olarak kullanılmamasının en büyük sebebidir. Bununla birlikte, çok hassas bazı elektronik devrelerde, gümüş iletken olarak kullanılmaktadır.<br />
Altın da iyi bir iletkendir ve bakır ile gümüşe nazaran paslanması daha azdır. Bu nedenle hareketli kontaklarda altın kaplama kullanılmaktadır.</p>
<p>Yalıtkanlar<br />
Yalıtkanlar, elektrik akımını iletmeyen maddelerdir. Yalıtkanlara örnek olarak, plastik, mika, kağıt gösterilebilir. Yalıtkan maddelerin en dış (valans) yörüngelerinde 8 elektron bulunur. Yani en dış yörüngede ne eksik, ne de fazla elektron vardır. Bu tip yörüngelere doymuş yörünge adı verilir. Doymuş yörüngelerden elektron koparmak çok zor olduğu için yalıtkan maddelerde serbest elektron sayısı çok azdır. Bu nedenle elektrik akımını iletmezler. Yalıtkan maddeler, elektrik kablolarının izolasyonunda kullanılırlar.</p>
<p>Yarı İletkenler<br />
Yarı iletkenler, elektriksel iletkenlik bakımından, yalıtkanlarla iletkenler arasında yer alırlar. Germanyum ve silisyum, elektronik alanında yaygın olarak kullanılan yarı iletkenlerdir. Germanyum ve silisyumun en dış (valans) yörüngelerinde 4 elektron bulunur. Germanyum ve silisyum yarı iletkenler maddeleri, bu yarı iletkenlere katkı maddesi ilave edilerek  elektronik devre elemanı imalinde (diyot, transistör, tristör, triyak, vb.) kullanılırlar. </p>
<p>B – SAF (KATKISIZ) GERMANYUMUN KRİSTAL YAPISI VE KOVALENT BAĞ<br />
Germanyum atomunda 32 proton vardır. Elektronların yörüngelere göre dağılımı ise şöyledir: Birinci yörüngede 2 elektron, ikinci yörüngede 8 elektron, üçüncü yörüngede 18 elektron ve en dış yörüngede 4 elektron. Şekil 1 –2 ‘de germanyum atomunun yapısı görülmektedir.</p>
<p>	Kovalent Bağlar</p>
<p>Germanyum atomuyla ilgili olarak bilinmesi gereken en önemli husus, en son yörüngedeki 4 valans elektrondur. Bu kural, bütün yarı iletkenler için geçerlidir. Hepsinin atomlarının en dış yörüngesinde 4 elektron bulunur. Buna göre germanyum atomu basitleştirilmiş olarak çizildiğinde sadece en dıştaki 4 elektron gösterilir. Şekil 1 – 4’te germanyum atomunun basitleştirilmiş çizimi görülmektedir.<br />
En dış yörüngelerinde 4 elektron bulunan maddeler, kimyasal olarak başka maddelerle birleşme eğilimi gösterirler. Bu maddeler, en dış yörüngelerindeki elektron sayısını 8’e tamamlama eğilimindedirler. Herhangi bir katkı maddesi katılmazsa, birbirine komşu germanyum atomları, en dış yörüngelerindeki elektronları ortak kullanarak 8 sayısına ulaşırlar. Bu paylaşma işlemi sonucunda komşu atomlar arasında “Kovalent Bağlar” oluşur. Şekil 1 – 3’te saf germanyum maddesinde oluşan kovalent bağlar görülmektedir.<br />
Söz konusu şekilde de görüldüğü gibi, saf germanyum maddesinde, komşu atomlar, son yörüngelerindeki elektronları ortak olarak kullanmaktadırlar. Bu nedenle saf germanyum maddesi, kimyasal olarak kristal bir yapıya sahiptir. Kristal yapı, komşu atomlar arasındaki kovalent bağların sonucudur.</p>
<p>C – SAF (KATKISIZ) SİLİSYUMUN YAPISI<br />
Saf silisyum maddesinin atomunda 14 proton ve 14 elektron bulunur. Silisyumun son yörüngesinde de, germanyum atomunda olduğu gibi 4 valans elektron vardır. Bu nedenle silisyum da bir yarı iletkendir. Aşağıdaki şekilde silisyumun atom yapısı görülmektedir.</p>
<p>Silisyumun son yörüngesinde de 4 elektron bulunduğu ve biz de daha ziyade bu 4 elektronla ilgilendiğimiz için silisyum atomunun basitleştirilmiş yapısını şekil 1 – 6’da görüldüğü gibi çizebiliriz.<br />
Diyot, transistör, tristör ve triyak gibi elektronik devre elemanlarının imalinde, silisyum germanyuma göre çok daha yaygın olarak kullanılmaktadır.<br />
Buraya kadar, saf germanyum ve saf silisyum maddeleri  incelendi. Elektronik devre elemanları yapımında, germanyum ve silisyum maddeleri saf olarak kullanılmaz, içlerine katkı maddeleri enjekte edilerek N (negatif) ve P (pozitif) tipi yarı iletkenler elde edilirler.</p>
<p>D – N TİPİ YARI İLETKENLER<br />
Saf silisyum maddesine, “Arsenik” maddesi ilavesi edilerek “N tipi yarı iletken” elde edilir. Arsenik maddesinin atomlarının en dış yörüngesinde 5 elektron bulunur. Aşağıdaki şekilde arsenik atomunun basitleştirilmiş şekli görülmektedir (Sadece en dış yörünge çizilmiş).</p>
<p>Saf silisyum maddesine, atomlarının en dış yörüngesinde 5 elektron bulunan arsenik maddesi katılırsa, silisyum atomları, komşu arsenik atomlarının en dış yörüngesindeki 5 elektrondan 4 tanesiyle kovalent bağlar kurar. 5. elektron ise açıkta kalır. Bu elektron, katkılı kristal yapı içerisinde serbest elektron olarak ortaya çıkar. Bu yolla, yeni kristal yapı içerisinde birçok serbest elektron meydana gelmiş olur. Şekil 1 – 8’de, arsenik katkılı silisyum maddesinin yapısı görülmektedir.<br />
Bu maddede elektronlar protonlara göre daha fazla olduğu için madde negatif özellik kazanır ve bu nedenle N tipi madde olarak adlandırılır.</p>
<p>E – P TİPİ YARI İLETKENLER<br />
Saf germanyum veya silisyum maddesine, “Bor” maddesi ilavesi edilerek “P tipi yarı iletken” elde edilir. Bor maddesinin atomlarının en dış yörüngesinde 3 elektron bulunur. Aşağıdaki şekilde, bor atomunun basitleştirilmiş çizimi görülmektedir.</p>
<p>Silisyum maddesine, bor maddesi enjekte edildiğinde, bor atomlarının en dış yörüngelerindeki 3 elektron, silisyum atomlarıyla kovalent bağ kurar, buna karşılık bor atomunun en dış yörüngesindeki elektron sayısı 3 olduğu için bir kovalent bağ eksik kalır. Yani her bor atomu 1 elektronluk eksiklik meydana getirir. Bu elektron eksikliği veya boşluğu “oyuk” olarak da adlandırılır. Katkılı maddede meydana gelen elektron eksikliği, bu maddenin pozitif bir yapı kazanmasına yol açar. Bu nedenle bu madde, P tipi yarı iletken olarak adlandırılır. Şekil 1 – 10’da bor katkılı silisyum maddesi görülmektedir.<br />
Buraya kadar anlatılanları şöyle özetleyebiliriz:</p>
<p>Saf silisyum veya germanyum maddesine, bir miktar arsenik maddesi katılırsa, elde edilen bileşimde elektron fazlalığı ortaya çıkar ve bu madde “N tipi yarı iletken” olarak adlandırılır.<br />
Saf silisyum veya germanyum maddesine, bir miktar bor maddesi katılırsa, elde edilen bileşimde elektron eksikliği (oyuk) ortaya çıkar ve bu madde “P tipi yarı iletken” olarak adlandırılır.</p>
<p>F – N VE P TİPİ YARIİLETKENLERDE ELEKTRON VE OYUK HAREKETLERİ<br />
N tipi yarı iletkenlerde elektronlar, P tipi yarı iletkenlerde ise oyuklar akım taşıyıcı olarak görev yaparlar.<br />
N tipi bir yarı iletken, DC gerilim kaynağına bağlandığında, bu maddedeki elektronlar (akım taşıyıcılar), gerilim kaynağının negatif kutbu tarafından itilirler ve pozitif kutbu tarafından çekilirler. Böylece gerilim kaynağının negatif kutbundan pozitif kutbuna doğru bir elektron akışı meydana gelir. Şekil 1 – 11’de, N tipi bir yarı iletkende elektron hareketi görülmektedir.<br />
P tipi bir yarı iletken, DC gerilim kaynağına bağlandığında ise, akım oyuklar tarafından taşınır. Oyuklar, gerilim kaynağının pozitif kutbu tarafından itilirler ve negatif kutbu tarafından çekilirler. Böylece, gerilim kaynağının pozitif kutbundan negatif kutbuna doğru bir oyuk hareketi meydana gelir. Şekil 1 – 12’de ise, P tipi bir yarı iletkende oyuk hareketi görülmektedir.</p>
<p>	-	+</p>
<p>	-	+</p>
<p>Oyuklar, kendileri bir varlık olmayıp, bulundukları yerde bir elektron eksikliği anlamına gelirler. Oyukların hareketini şekil 1 – 13’te  görülen otomobillerin hareketi sırasında ters yönde giden boşlukla kıyaslayabiliriz. Söz konusu şekilde, en üstteki sırada, trafik lambasının kırmızı yanması sırasında duran arabalar görülüyor. Arabaların ilk durduğu anda, en öndeki arabayla trafik lambası arasında bir arabanın durabileceği bir boşluk kalmıştır. En öndeki araba bunu değerlendirecek ve ilerleyecektir. Bu durumda öndeki boşluk dolacak ve en öndeki arabanın daha önce bulunduğu yer boşalacaktır. Bu durumda, ilk anda en önde bulunan boşluk bir geriye hareket etmiş olur. Şimdi boşluk birinci araba ile ikinci araba arasındadır. İkinci arabanın da aynı şekilde davranarak önündeki boşluğa ilerlediğini düşünelim. Bu durumda boşluk bir geriye doğru hareket etmiş olacaktır. Bütün arabalar sırayla ilerlediklerinde boşluk en önden en arkaya doğru hareket etmiş olur.<br />
N tipi yarı iletkenlerde de aynı şeyler olmaktadır. Elektronlar, önlerinde bulunan oyukların yerini aldıkça, bu elektronların bıraktığı oyuklar, tam ters yönde hareket etmiş olmaktadır.</p>
<p>F – ÇOĞUNLUK VE AZINLIK AKIM TAŞIYICILAR<br />
P ve N tipi yarı iletken elde edilirken, saf germanyum veya silisyum maddelerine, yaklaşık olarak milyonda bir oranında katkı maddesi enjekte edilir. Bu demektir ki, çok az miktarda arsenik veya bor maddesi, saf germanyum veya silisyum kristaline enjekte edilmektedir. Diğer taraftan germanyum ve silisyum kristallerini tam saf (pure) olarak elde etmek mümkün olmaz. Örneğin saf germanyum veya silisyum kristalinde, son yörüngesinde 3 elektron olan veya 5 elektron olan atomlar da bulunacaktır. Bundan dolayı, P tipi yarı iletkenlerde çok az da olsa serbest elektronlar, N tipi yarı iletkenlerde de yine çok az oyuklar bulunacaktır. Ancak, P tipi yarı iletkenlerde oyuklar, N tipi yarı iletkenlerde de elektronlar çoğunluktadır. P tipi yarı iletkenlerdeki oyuklar, “çoğunluk akım taşıyıcı”, elektronlar ise “azınlık akım taşıyıcı” olarak adlandırılır. N tipi yarı iletkenlerde ise, elektronlar, “çoğunluk akım taşıyıcı”, serbest oyuklar ise “azınlık akım taşıyıcı” olarak adlandırılırlar.<br />
Özetle, N tipi yarı iletkenlerde elektronlar, P tipi yarı iletkenlerde oyuklar, akım taşıyıcı olarak görev yaparlar. Azınlık akım taşıyıcılar ise yarı iletken devre elemanında sızıntı akımına yol açarlar.<br />
Günümüzde, germanyum ve silisyum, saflığa çok yakın bir şekilde elde edilebilmektedir. Böylece, azınlık akım taşıyıcılar en aza indirilmiş olmaktadır. Bununla birlikte, yarı iletken devre elemanının çalışması sırasında ısınması, azınlık akım taşıyıcılarının artmasına sebep olur ve bu da devrenin çalışma karakteristiğinin bozulmasına yol açar. Bunun önüne geçmek için, özellikle yüksek akımdan dolayı ısı artışı olabilecek yarı iletken devre elemanları (örneğin yüksek akımlı diyot, transistör ve tristörler) soğutucu metal kılıflar (case) içerisinde imal edilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/yari-iletkenler-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çekme Numuneleri</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/cekme-numuneleri/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/cekme-numuneleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 00:25:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor2</dc:creator>
				<category><![CDATA[ÜRETİM VE LOJİSTİK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/2010/01/16/cekme-numuneleri/</guid>
		<description><![CDATA[Çekme Numuneleri
Çekme deneyinde kullanılacak numunelerin biraz önce bahsettiğimiz özellikleri tam olarak hatasız bir şekilde çıkarabilmesi için, alındığı malzemeyi net bir şekilde temsil edebilmeleri şarttır. Ayrıca şu hususların bilinmesi de, sonuçların irdelenmesi bakımından gereklidir.
İmalat şekli :
Döküm
Kaynak
Sıcak dövme veya haddeleme
Soğuk dövme veya haddeleme
İmalat şekline göre yönlenme
Tatbik edilen ısıl işlemler
Deney sonuçlarının irdelenmesinde, numunenin alındığı malzemenin durumu yanı sıra, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çekme Numuneleri</p>
<p>Çekme deneyinde kullanılacak numunelerin biraz önce bahsettiğimiz özellikleri tam olarak hatasız bir şekilde çıkarabilmesi için, alındığı malzemeyi net bir şekilde temsil edebilmeleri şarttır. Ayrıca şu hususların bilinmesi de, sonuçların irdelenmesi bakımından gereklidir.</p>
<p>İmalat şekli :<br />
Döküm<br />
Kaynak<br />
Sıcak dövme veya haddeleme<br />
Soğuk dövme veya haddeleme<br />
İmalat şekline göre yönlenme<br />
Tatbik edilen ısıl işlemler</p>
<p>Deney sonuçlarının irdelenmesinde, numunenin alındığı malzemenin durumu yanı sıra, alınan numunede de şu hususların bilinmesi faydalıdır:<br />
Numunenin alındığı bölgeler<br />
Numunenin alınış şekli<br />
Numunenin hazırlanış şekli</p>
<p>Çekme deneyine tabi tutulacak numunelerin şekil ve boyutları standartlarda belirtilmektedir. Sonuçlar, numune boyut ve biçimine göre değişiklik gösterebilir. Numuneler iki kısımdan ibarettir.<br />
      1. Numunenin baş kısımları : Yük tatbik edilmek için tutulan kısımlardır ve diğer bölgeye göre daha büyük boyutludur.<br />
      2. Numunenin orta kısmı : Yük tatbik edildiğinde deformasyonun yer alması arzu edilen daha küçük boyutlu bölgedir. Deney sonuçları bu kısımda yapılan ölçmelerle tespit edilir. Numunenin bu kısmında, kesit ile uzunluk arasında belli bir ilişki vardır.<br />
Numunenin orta kısmındaki kesit alanı, ilk kesit olarak alınır ve A0 ile gösterilir.<br />
Yuvarlak çubuklar için ;<br />
                                            A0= p D02/ 4<br />
Yassı çubuklar için ;<br />
                                            A0= a x b                    şeklindedir.<br />
Numunenin ince kısmı içerisinde en az L0 boyu kadar bir uzunluk bulunmalıdır. Bu mesafe, numunenin kopma uzamasının tayinine yaraya ilk uzunluk olup şu şekilde hesaplanır ;<br />
     L0 = 5 D0<br />
     L0 = 10 D0<br />
İnceltilmiş kısımdan baş kısımlara uygun eğriliklerle geçilir. Numunelerin hazırlanması esnasında çentik etkisi yapacak yüzey hatalarından kaçınılır. Bilhassa inceltilmiş kısım ince işleme ile bitirilmiş olmalıdır.<br />
Metalik malzemelerin çekme deneyinde kullanılan çeşitli kesitte numune örnekleri aşağıda verilmiştir.</p>
<p>Yuvarlak Kesitli Silindirik Başlı Çekme  Numunesi                 Yuvarlak Kesitli Basamaklı Çekme Numunesi</p>
<p>Dökme Parçalar İçin Standart Çekme Numunesi                               Saclar İçin Çekme Numunesi</p>
<p>Şekil 1. Çekme Deneyi Numuneleri</p>
<p>3.Deney Cihazı</p>
<p>En basit şekilde, bir el dinamometresi dahi çekme deneyi cihazı vazifesini görebilir. Bugün için çok mükemmel cihazlar geliştirilmiştir. Hidrolik ve elektronik sistemle çalışan, muhtelif yükleme kapasiteli olanları mevcuttur. Çekme deneyi cihazların hassasiyeti çok önemlidir. Cihazların yük sisteminin toleransı ± %1 den düşük olmalıdır. Deney cihazı karşılıklı iki tutucu (çene) tertibatından oluşup genellikle çenelerden biri sabit, değeri hareketlidir. Çene  tertibatında uygun tutucularla muhtelif boy ve şekildeki numuneleri tutabilmek mümkündür.</p>
<p>Şekil 2.Çekme Deneyi Test Cihazı</p>
<p>Deneyde kullanılan cihaz ALŞA marka universal çekme test cihazıdır. Universal olması çekme deneyinden başka basma ve üç noktada eğme deneylerinin de yapılabilmesi anlamına gelmektedir. Cihazın kapasitesi maksimum 40 ton olmakla birlikte 10-20 ve 40 tonluk üç kademede yükleme yapılabilmektedir. ± %2 toleransla çalışan cihaz tam otomatiktir.<br />
Cihazın otomatik kaydedicileri, deney sırasında tatbik edilen yük ve uzama miktarını grafik olarak çizerler. Uzama miktarı apsis de, yük miktarı da ordinatta olacak şekilde ayarlanmıştır. Bu şekilde yük-uzama diyagramı elde edilmiş olur.</p>
<p>4.Deneyin Yapılışı</p>
<p>Deneyde kullanılan malzeme 14’lik inşaat demiridir (yumuşak çelik). Bu malzemenin kullanılmasının nedeni bizim için önemli olan diyagramlardaki 4 noktayı görebilmektir. Bu noktalar elastiklik sınırı, akma noktası, maksimum yük noktası ve kopma noktasıdır.<br />
Çapı 14 mm olana bu numunemizi cihazın sabit alt ve hareketli olan üst çenelerine bağlayıp gerekli olan tüm tedbirleri aldıktan ve ayarlamaları yaptıktan sonra yavaş yavaş yükleme yapılır. Yükleme yapılmaya başladığı andan itibaren cihaz diyagramı çizmeye başlar. Yüklemeye numune kopana kadar devam edilir. Numune koptuktan sonra ölçümler yapılır. Numunenin son boyu ve büzülme noktasındaki son çapı ölçülür. Daha sonra eldeki verilerle ve mevcut formüllerle arzu edilen bilgiler elde edilir.</p>
<p>5.Teorik Bilgiler</p>
<p>Gerilme : Birim alana etkiyen yük olup, (s) sembolü ile gösterilir ve;<br />
        s=P/A0 (N/mm2)<br />
formülü ile hesaplanır.<br />
Elastisite modülü : Çekme diyagramındaki ilk doğrusal  kısmın eğimine elastisite modülü veya young modülü (E) denir. Çekme diyagramında elastisite modülün hesaplandığı elastik bölgede Hook kanunu (s = Ee) geçerlidir.<br />
       E = sE / eE<br />
Elastiklik sınırı (E) : Çekme yükü kaldırıldığı zaman malzeme kalıcı (plastik) şekil değişimini görülmediği en büyük gerilmedir. Bu sınır aşıldığında plastik şekil değişim başlar.<br />
Akma gerilmesi (A): Tarif olarak ep = 0,002 (%0,2) plastik birim uzamaya karşılık gelen nominal çekme gerilmesine akma gerilmesi denir.<br />
Çekme dayanımı : Mühendislik çekme diyagramındaki maksimum nominal gerilmeye malzemenin çekme dayanımı denir.</p>
<p>Şekil 3.Yumuşak Çeliğin Çekme Diyagramı</p>
<p>Rezilyans : Elastik alanda akma sınırına kadar yapılan birim hacim şekil değişimi işine rezilyans modülü denir. Çekme diyagramının elastik bölgesi altında kalan alandır.<br />
Tokluk : Çekme diyagramı altındaki tüm alana tokluk denir. Malzeme kopmadan birim hacim başına yapılabilecek toplam işi gösterir.<br />
Birim uzama (e) ve yüzde uzama  (%e) ise ;<br />
      e = (l-l0) / l0 = Dl / l0       ve<br />
      % e = [(l-l0) / l0] x 100 = (Dl / l0) x 100<br />
bağıntıları ile hesaplanır.<br />
Yüzde kesit daralması (%y) ise ;<br />
       %y = [(A0-Ak) / A0] x 100<br />
bağıntısı ile hesaplanır.</p>
<p>6.Deney Sonuçları                                                     </p>
<p>	P (Kgf )	Dl (mm)<br />
E	5800	0,25<br />
A	5900	0,95<br />
M	8000	35,6<br />
K	5400	48	 </p>
<p>            d0 = 14  mm<br />
            dk = 8,2 mm<br />
            l0 = 140 mm<br />
            lk = 188 mm<br />
A0 = (p d02 / 4 ) = (p 142 / 4 ) = 153,9 mm2<br />
Ak = (p dk2/ 4 ) = (p 8,22 / 4 ) = 52,8 mm2</p>
<p> sE = PE / A0 = 5800 / (p 142 / 4 ) = 37,68  kgf / mm2<br />
 sA = PA / A0 = 5900 / (p 142 / 4 ) = 38,33  kgf / mm2<br />
 sM = PM / A0= 8000 / (p 142 / 4 ) = 51,97  kgf / mm2<br />
 sK = PK / A0 = 5400 / (p 142 / 4 ) = 35,08  kgf / mm2</p>
<p>%eE = ( Dl / l0 ) x 100 = ( 0,25 / 140 ) x 100 = 0,179<br />
%eA = ( Dl / l0 ) x 100 = ( 0,95 / 140 ) x 100 = 0,678<br />
%eM = ( Dl / l0 ) x 100 = ( 35,6 / 140 ) x 100 = 25,42<br />
%eK = ( Dl / l0 ) x 100 = ( 48 / 140 ) x 100 = 34,29</p>
<p>Elastisite modülü (E) ;<br />
    E = sE / eE = 37,68 / ( 0,25 / 140 ) = 21100,8 kgf / mm2</p>
<p>% Kesit daralması (%y) ;<br />
    %y = [( A0-Ak ) / A0 ] x 100<br />
            = [ (153,9 – 52,8 ) / 153,9 ] x 100<br />
            = 65,69</p>
<p>7.Deneyin İrdelenmesi</p>
<p>Çekme deneyi sırasında, çekme kuvvetinin etki ettiği kesit sürekli olarak azalmaktadır. Eğer kesit azalması olmasa, çekme gerilmesi plastik alanda pekleşmeye bağlı olarak sürekli bir şekilde artacaktı. Buna karşılık eğer pekleşme olmasa, kesit küçülmesi nedeniyle çekme gerilmesinin düşmesi gerekecekti. Çekme kuvvetinin maksimum olduğu noktaya kadar, pekleşme nedeniyle gerilmedeki artış, kesit küçülmesi nedeniyle gerilmedeki düşüşten fazladır. Çekme diyagramları incelenirse, plastik alanda pekleşme derecesinin sürekli olarak küçüldüğü görülür. Pekleşme derecesinin küçülmesi ise, pekleşme nedeniyle gerilmenin yükseltilmesi gerektiğinin azaltır. Sonuçta, çekme kuvvetinin maksimum olduğu noktada  ds / de = s elde edilir. Şekil değişiminin daha da artması plastik dengesizliğe yol açar, deney çubuğu büzülmeye başlar ve bu bölgede yoğunlaşan şekil değiştirme sonunda parça kopar.</p>
<p>P-Dl diyagramı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/cekme-numuneleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gezi Diyagramı</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/gezi-diyagrami/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/gezi-diyagrami/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 00:25:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor2</dc:creator>
				<category><![CDATA[ÜRETİM VE LOJİSTİK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/2010/01/16/gezi-diyagrami/</guid>
		<description><![CDATA[2-a) Gezi Diyagramı:
	1	2	3	4	5	6	7
1-Hammadde Stok	-	40	20	-	-	-	-
2-Testere	-	-	-	-	40	-	-
3-Giyotin Makas	-	-	-	20	-	-	-
4-Abkant Pres	-	-	-	-	-	20
5-Torna Tezgah Grubu	-	-	-	-	-	40	-
6-Montaj Sahası	-	-	-	-	-	-	2
7-Mamül Stok	-	-	-	-	-	-	-	   
Hammadde stok-Testere			40	A	4
Testere-Torna tezgah grubu			40	A	4
Torna tezgah grubu-Montaj sahası			40	A	4
Hammadde stok-Giyotin makas			20	E	3
Giyotin makas-Abkant pres			20	E	3
Abkant pres-Montaj sahası			20	E	3
Montaj sahası-Mamül stok			2	O	1			 
2-b) Faaliyet İlişki Çizelgesi:
2-c) Faaliyet İlişki Diyagramı:
2-d) Tezgahlar, İş Merkezleri ve İşlem Dışı Faaliyetlerin Alanlar Tablosu:
		Tezgah	İş merkezi	İşlem dışı faaliyet
1-Hammadde Stok		-	-	150
2-Testere		9	-	-
3-Giyotin Makas		12	-	-
4-Abkant Pres		12	-	-
5-Torna Tezgah Grubu		-	24	-
6-Montaj Sahası		-	120	-
7-Mamül Stok		-	-	180
NOT:Alanlar metrekare cinsindendir.					 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2-a) Gezi Diyagramı:</p>
<p>	1	2	3	4	5	6	7<br />
1-Hammadde Stok	-	40	20	-	-	-	-<br />
2-Testere	-	-	-	-	40	-	-<br />
3-Giyotin Makas	-	-	-	20	-	-	-<br />
4-Abkant Pres	-	-	-	-	-	20<br />
5-Torna Tezgah Grubu	-	-	-	-	-	40	-<br />
6-Montaj Sahası	-	-	-	-	-	-	2<br />
7-Mamül Stok	-	-	-	-	-	-	-	   </p>
<p>Hammadde stok-Testere			40	A	4<br />
Testere-Torna tezgah grubu			40	A	4<br />
Torna tezgah grubu-Montaj sahası			40	A	4<br />
Hammadde stok-Giyotin makas			20	E	3<br />
Giyotin makas-Abkant pres			20	E	3<br />
Abkant pres-Montaj sahası			20	E	3<br />
Montaj sahası-Mamül stok			2	O	1			 </p>
<p>2-b) Faaliyet İlişki Çizelgesi:</p>
<p>2-c) Faaliyet İlişki Diyagramı:</p>
<p>2-d) Tezgahlar, İş Merkezleri ve İşlem Dışı Faaliyetlerin Alanlar Tablosu:</p>
<p>		Tezgah	İş merkezi	İşlem dışı faaliyet<br />
1-Hammadde Stok		-	-	150<br />
2-Testere		9	-	-<br />
3-Giyotin Makas		12	-	-<br />
4-Abkant Pres		12	-	-<br />
5-Torna Tezgah Grubu		-	24	-<br />
6-Montaj Sahası		-	120	-<br />
7-Mamül Stok		-	-	180<br />
NOT:Alanlar metrekare cinsindendir.					 </p>
<p>2-e) Alan İlişki Diyagramı:</p>
<p>2-f) Yerleşim Plan Seçenekleri:</p>
<p>    1.Seçenek</p>
<p>2.Seçenek        </p>
<p>3)     Yerleşim planı seçeneklerini geliştirirken Muhter’in (en küçük potansiyel enerji) analojisinden hareketle farklı konumlandırmalar bulunmuştur. Bu konumlandırmalarda bölümlerin birtakım çekici lastik bağlar ve itici yaylarla birleştirildiği düşünülerek iki bölüm arasında A ilişkisi varsa 4, E ilişkisi varsa 3, I ilişkisi varsa 2, O ilişkisi içinde 1 lastik bağ bulunduğu varsayılır. Burada dört paralel ‘çekici bağ’ dolayısıyla A ilişkisi bulunan bölümlerin yan yana gelmesi, ‘itici yay’ X ilişkisi bulunan bölümlerin uzaklaştırılmasıyla daha iyi bir yerleşim bulunması sonucuna gidilir.  </p>
<p>4)        Bu seçenekler türetilirken yakın ilişki içerisinde bulunan tezgahların yan yana gelmesi göz önüne alınarak geliştirilmiştir. Bu sonucun doğrultusunda bulunan  seçeneklerden en uygununun  3.seçenek olduğuna  karar verilmiştir. Bu seçenekteki tezgah yerleşimlerinin daha az alan kapladıklarını görülmektedir bu nedenledir ki en iyi seçeneğin 3. Seçenek olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca gezi diyagramı da bu seçeneğin seçilmesinde büyük bir etken olmuştur.</p>
<p>5)	Tezgahların aralarındaki taşıma ve uzaklık matrisleri göz önüne alınarak tezgahların ikili yer değiştirmeleri sonucu oluşan maliyetler dikkate alınarak en düşük maliyetli yerleşim ‘Craft ‘ paket programı kullanılarak elde edilen çözümden daha iyi bir çözüm bulma sonucuna gidebiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/gezi-diyagrami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ERGONOMİ HAKKINDA GENEL BİLGİ</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/ergonomi-hakkinda-genel-bilgi-2/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/ergonomi-hakkinda-genel-bilgi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 00:24:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor2</dc:creator>
				<category><![CDATA[ÜRETİM VE LOJİSTİK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/2010/01/16/ergonomi-hakkinda-genel-bilgi-2/</guid>
		<description><![CDATA[1.1	ERGONOMİ HAKKINDA GENEL BİLGİ
1.1.1	Ergonomiye Giriş
	Günümüzün gelişen teknolojisi ile her alanda bir değişim gözlenmektedir. Söz konusu değişim, bu alanlarda çalışan insanların yeteneklerini bedensel ve düşünsel açıdan çeşitlendirmekte ve zorlamaktadır. Buna karşılık insanların bazı belirli yapısal (anatomik), boyutsal (antropometri) ve psikolojik özellikleri vardır. İnsan iskelet ve kas sisteminin belirli bir hareket yeteneği ve gücü, kasların enerji yaratma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1.1	ERGONOMİ HAKKINDA GENEL BİLGİ<br />
1.1.1	Ergonomiye Giriş<br />
	Günümüzün gelişen teknolojisi ile her alanda bir değişim gözlenmektedir. Söz konusu değişim, bu alanlarda çalışan insanların yeteneklerini bedensel ve düşünsel açıdan çeşitlendirmekte ve zorlamaktadır. Buna karşılık insanların bazı belirli yapısal (anatomik), boyutsal (antropometri) ve psikolojik özellikleri vardır. İnsan iskelet ve kas sisteminin belirli bir hareket yeteneği ve gücü, kasların enerji yaratma şekli, çevreyi algılayabilme ve gerektiğinde ondan korunma özellikleri bulunmaktadır. Bu nedenle, işyerlerinde insandan yapması beklenenler ile insanın temel özellikleri arasında bir uyum olması gerekir. Aksi yöndeki gelişmeler insanı yorar, iş verimi ve kalitesini düşürür, iş güvenliği ve personel sorunlarına neden olur.<br />
	İnsanın fiziksel ve düşünsel yeteneklerini daha etkin ve verimli olarak kullanabilmesini sağlamak amacıyla sürekli olarak makina, takım, aparat ve cihazlar geliştirilmektedir.<br />
	Bu araç ve gerecin insanın özellik ve yeteneklerini dikkate alarak geliştirilmiş olması iş verimini de arttıracaktır. iş ortamında ısı, nem, hava akımı, toz, duman, gaz, buhar, zararlı ve zehirli maddeler, gürültü, titreşim, aydınlanma eksikliği gibi faktörler de iş verimini etkilemekte, insan sağlığı ve güvenliği açısından çeşitli sorunlara neden olmaktadır.<br />
	İş yerlerinde motivasyon ve iletişim eksiklikleri, insan yaratıcılığını ön plana çıkaracak sistemlerin olmaması, iş monotonlukları, sürekli eğitim ve gelişim ortamının yaratılmaması gibi faktörler de çalışanlar üzerinde iş tatminsizliği yaratmakta ve iş verimini olumsuz yönde etkilemektedir.<br />
	İnsanları işyerlerinde sağlıklı, güvenli ve verimli olarak çalışabilmeleri için çalışma yeri ve gerekli donanımın, ses, aydınlatma, çevre sıcaklığı gibi faktörler ile iş organizasyonu ve yönetime yönelik sistemlerin insanın yapısal, boyutsal ve psikolojik özelliklerine düzenlenmesi gerekir. Ergonominin temel görevi yukarıdaki amaçlar doğrultusunda bir iş düzenlemesin gerçekleştirmektir. Bir anlamda ergonomiyi, işin insanın özelliklerine uygun bir şekilde düzenlenmesi olarak tanımlayabiliriz. Ergonomi sözcüğü, Yunanca &#8220;Ergon&#8221; ve &#8220;Nomic&#8221; sözcüklerinden oluşmaktadır. Ergon, iş anlamına, nomic ise kural anlamına gelmektedir. Ergonomi, bazı ülkelerde İnsan Faktörleri Mühendisliği veya İş Bilimi adları ile anılmaktadır.<br />
	Ergonomi, İnsanların anatomik özelliklerini, antropometrik özelliklerini, fiziksel kapasitelerini ve toleranslarını göz önüne alarak, endüstriyel iş ortamındaki tüm faktörlerin etkisi ile olabilecek organik ve psiko-sosyal stresler karşısında, sistem verimliliği ve insan-makina-çevre uyumunun temel yasalarını ortaya koymaya çalışan disiplini bir araştırma geliştirme aracıdır.<br />
 </p>
<p>Ergonomik Yaklaşımlar<br />
 <br />
	İşgücünde Yaşanan Aşamalar<br />
	İş; Toplum tarafından kabul gören ve karşılığı kişiler tarafından veya kamu tarafından ödenen çaba olarak tanımlanabilir. Bir ödeme karşılığı yapılan bu faaliyetin sonucu emeğin karşılığıdır.<br />
	Buradaki ana tema, &#8220;Bir insanın performansı nedir ?&#8221; sorusudur. İşin ekonomikliği, bizim ne yapabileceğimiz ve ne yaptırabileceğimiz önemlidir. İş bilimi tarihi incelendiğinde, iş yaşamı ile ilgili üç aşama görülmektedir. Bunlar aşağıda kısaca tanımlanmıştır.<br />
1.	Aşama (Sömürü Periyodu): Kölelerin, savaş esirlerinin çalıştırıldığı, işçinin para ile satın alınabildiği bir devirdir. İşçi sağlığı ve işçi hakkı gibi kavramların düşünülmediği bir çalışma düzenidir.<br />
2.	Aşama (Sınırlı Yararlanma Periyodu): Sömürü periyodunda aşırı bir şekilde çalıştırılan işçilerin ölmesi, nüfusun azalması gibi sömürünün kötü sonuçlarının elimine edilmesi için kademe kademe kural ve kanunlar konulmuştur. Ancak çalışma saati olarak işçiler yine yoğun bir şekilde çalıştırılmaktadır.<br />
3.	Aşama : Tüm üretkenlik becerilerinin akılcı bir şekilde kullanılıp geliştirildiği bir periyot, yani şu anda ulaşmak istediğimiz düzeydir. İş bilimi kurallarına uyarak, sömürü olmayacak şekilde insan performansı ve becerilerini dikkate alarak işlerin sistematik olarak düzenlendiği sistem.<br />
	Ergonomi konusu gereği, insanın işinde daha verimli olabilmesi için;<br />
İşinde sağlık ve güvenlik içinde çalışması,<br />
İşin, insanın antropometrik ölçülerine, beden gücüne ve kişisel özelliklerine uygun olarak tasarlanması,<br />
Her türlü alet, makina ve donanımın insan yetenekleriyle uyumlu bir şekilde tasarlanması,<br />
Psiko-sosyal açıdan olumlu bir iş ortamın yaratılması ve çalışma hayatının insana önem vermesi gibi işlevleri yerine getirir.<br />
	Sözü edilen bu işlevlerin yerine getirilebilmesi için ergonomi; insanın fizyolojik ve biyolojik özelliklerini enerji gereksinimini, insan-makina sistemlerini, enerjinin çalışma ile ilişkisini, beslenme ve bunun çalışma ile ilişkisini, yorulmayı ve diğer çalışma koşullarını inceler. Ergonomi, gürültü, renk ve ışık etüdü yapar, çalışma ve dinlenme sürelerinin belirlenmesinde katkıda bulunur. Bu işlevler dikkate alındığında, ergonominin amaçlarını aşağıdaki şekilde özetlemek mümkün olmaktadır.</p>
<p>   İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması<br />
   İşgücü kayıplarının önlenmesi<br />
   Yorulmanın ve iş stresinin azaltılması<br />
   İş kazaları ve mesleki risklerin minimizasyonu<br />
   Verimlilik ve kalitenin yükseltilmesi<br />
	Anatomi, antropometri, fizyoloji, psikoloji, iş hekimliği, mühendislik ve istatistik disiplinlerinin katkılarıyla gerçekleştirilen ergonomik çalışmaların odak noktası insan makina sistemlerinin tasarımıdır.<br />
	İnsan makina sistemi, belirli bir çalışma ortamı içinde bir veya daha fazla insanla, bir veya daha fazla makina arasında gerçekleştirilen etkileşimlerle istenilen üretimi yapan bir sistem olarak tanımlanabilir. Sistemin iyi işlemesi için dikkate alınması gereken hususlardan en önemlileri şunlardır; <br />
Makina üzerindeki kontrol cihazları, insanların bunları en kolay ve rahat kullanabileceği şekil ve konumda olmalıdır.<br />
İnsanlar, göstergelerden yararlanarak edindiği bilgileri iyi değerlendirip uygun kararlar alabilecek durum ve konumda olmalıdır. Bunun ön koşulu, işe fizyolojik uygunluk, uygun psiko-sosyal ortam ve yeterli iş eğitimidir.<br />
Makinanın işlenmesi ile ilgili bilgiler çalışana doğru, eksiksiz ve en kolay yoldan iletilmeli, insan bilgileri alırken ayrıca çaba sarf etmemelidir.<br />
Ergonomik çalışmalar sadece iş ortamıyla sınırlı olmayıp çağımızın teknolojisi ile üretilen ürünlerin üretim aşamasında olduğu kadar kullanım ve onarım aşamalarında da ergonomiden yararlanma bir gereklilik halini almıştır. Bu gereklilik, üretilen mamullerin insan için olduğu gerçeğinden doğmaktadır. üretimin, tüketimin, kullanım ve onarımın insansız olmayacağı dikkate alınınca, yaşamı kolaylaştıran her türlü ürünün insanın fiziksel özelliklerine uygun olarak tasarımı bir zorunluluk olmaktadır.<br />
1.1.2	Ergonominin Tarihçesi<br />
Ergonomi tarihinde genellikle ve öncelikle F.W. Taylor’dan söz edilir. Yaratıcı bir makina mühendisi olan Taylor, 18’inci yüzyıl ikinci yarısında, “İŞ DÜZENİ”. anlayışını geliştiren ve iş görenlerin daha üstün bir verim ile çalışabilmesi için de, çeşitli teoriler ortaya atarak bunları deneyen teknik bir zeka idi. Anatomi ve fizyoloji bilgileri eksik olduğu için çeşitli yanılgılar içinde bulunduğu ima edilen Taylor ayrıca, iş hevesini ve işçilerin verimini artırmak için «işçi seçme ve ücret artırma» yaklaşımları nedeni ile de eleştirilmiştir. Taylor’un geliştirdiği el aletleri ve hızlı çalışma temposu ise, daha fazla ücret almalarına rağmen iş görenleri de memnun etmemiştir. Yine de, insan faktörüne ve insanların kullandıkları araç ve gereçlere deneysel yaklaşımlar getiren Taylor, sosyal psikolojide ve ergonomide «iş hevesi konusuna ücret yaklaşımı»nı öneren ilk araştırmacı olarak anılmaya değer.<br />
1910’larda ergonomik yaklaşımlara öncülük eden iki yeni metot girişimi dikkati çekmiştir. Bunlardan birincisi, Mühendis Gilbreth ile bir Psikolog olan hanımının geliştirdikleri İŞ VE ZAMAN ETÜDÜ (Time and Motion Study), ikincisi ise, işbaşında enerji harcamayı ölçmek için, 0KSİJEN TÜKETİMİ (Oxygen Uptake) formülünü geliştiren ve gaz geçirmez örnek alma torbaları ile tanınmış Douglas’ın çalışmalarıdır. Günümüzde her iki yaklaşım da geliştirilmiş metodları ile kullanılmaktadır. Bu arada, bazı kaynaklar Gilbreth Ailesi’nin ergonomi yaklaşımının öncüleri olduğunu kabul ederler.<br />
Ergonomi bilim alanının ilk adımları uygulamalı psikoloji uzmanlarınca atılmıştır. Munsterberg’in 1913 yılında yayınladığı «Endüstriyel Etkinliklerde Psikoloji» yapıtı, bu konuda öncü bir eser olmuştur. 1921 yılında ise Cambridge Üniversitesinde ilk «Deneysel Psikoloji Laboratuarı» kurulmuştur. Birinci Dünya Savaşı ardından İngiltere’de bir «Yorgunluk Araştırmaları Kurulu» oluşturulmuş ve «Ulusal Endüstri Psikolojisi Enstitüsü»nün kurulmasına kadar, adı geçen kurul, deneysel çalışmaları ve uy­gulamalı araştırmaları desteklemiştir.<br />
İkinci Dünya Savaşında, savaşan ülkeler, pek çok yeni harp silah ve araçlarını hizmete sokmuş fakat, makinaların yetenekleri abartılarak, insan-makina sistemleri düşüncesi önemsenmediğinden, savaş suresince, insan ya da makina hataları nedeni ile pek çok kişi hayatını kaybetmiştir. Konunun derinliğine incelenmesi sonucunda da «GELİŞTİRİLECEK HER TÜRLÜ ARAÇ VE GERECİN TASARIMINDA İNSAN FAKTÖRÜNÜN DİKKATE ALINMASI»nın ne derece önemli olduğu anlaşılmıştır.<br />
Savaşın ardından İngiltere’de Oxford Medical Research Unit ile Cambridge Applied Psychology Unit kurulmuştur. Amerika Birleşik Devletleri’nde de. «Dayton Aeromodical Laboratory Psychology Branch» kurularak çeşitli araştırmalar başlatılmıştır. İngiliz Kara Kuvvetleri aynı ta­rihlerde, kendi gereksinimlerine göre ayrıca örgütlenmiştir. Bu kuruluşlarda insan ve iş psikolojisi yaklaşımlarından çok insan &#8211; makina ara kesiti sorunları dile getirilmiş ve araştırmalar bu yöne kaymıştır.<br />
İngiltere’de bu gelişmeler olurken, ABD Hava Kuvvetlerinden Fitts ve Deniz Araştırmaları Bürosu’ndan Taylor, 1940’larda yaptıkları araştırmalar ile, araç &#8211; gereç ve malzerme tasarımlarına önemli yenilikler getirmişlerdir. ABD’de John Hopkins, Tafts ve Princeton Üniversitelerinin de katkıları ile yapılan benzer çalışmalar önceleri, «İnsan mühendisliği» adı altında toplanmış, daha sonra «İnsan Faktörü Mühendisliği» deyimi kullanılmaya başlanmıştır. Son zamanlarda ise. ABD kaynakları sadece «İnsan Faktörü» ismini kullanmaktadırlar.<br />
Aynı süreç içinde, İngiliz Silahlı Kuvvetleri, daha çok ekipman tasarılarına önem vermiş ve bu amaçla bir araştırmalar komitesi kurmuştur. Deniz Kuvvetlerinde de «Applied Research Unit» ile yakın ilişkiler içinde çalışan bir «Operasyon Etkinlikleri Komitesi» teşkil edilmiştir. Aynı tarihlerde Kara Kuvvetleri Komutanlığınca «Army Operation Research Group» kurulmuş ve Hava Kuvvetlerinde ise benzer çalışmaları «Farbourg Air Force Institute of Aviation Medicine» üstlenmiştir. Bu dönemler, ergo­nomi tarihinde «Knobs and Dials Ergonomics Era» (Düğmeler ve Göster­geler Ergonomisi Çağı) olarak anımsanır.<br />
1940’lara kadar yapılan çalışmaların dağınık oluşu çeşitli güçlükler yarattığından, 1949’da Oxford Üniversitesinde ve Murrel’in başkanlığında bir toplantı yapıldı. Anatomi, antropoloji, fizyoloji, psikoloji, mühendislik bilimleri, tasarımcılar gibi, çeşitli uzmanlık alanlarından gelen araştırmacılar ile yapılan bu toplantıda ERGONOMİ terimi önerildi. Bu arada tüm uzmanlar arasında köklü bir işbirliği kararı da desteklendi. Yunanca’da İŞ(Ergo) ve YASALAR (Namos) kelimelerinden üretilen bu yeni isim ile, İŞYAŞAMI VE İŞ GÖRMENİN DOĞAL YASALARINI İLGİ ALANINDA GÖREN TÜM MESLEK ADAMLARININ ÇABALARINI TEK BİR BAŞLIK ALTINDA TOPLAMAK OLANAĞI DOĞMUŞTU<br />
ABD’de Human Factors Engineering, İsveç’te Biotechnology, İngilte­re’de Applied Psychology ve Almanya’da da Arbeit Physiology gibi ilgi alanlarını ve farklı yaklaşımları içine alan ve ayrıca; Industrial Psycho­logy, Work Study, Human Biodynamics gibi uğraş alanlarını da çatısı altında toplayabilen bir bilimsel yaklaşım da böylece doğmuş oluyordu.<br />
1949’dan bu yana, ergonomi biliminin gelişmesi farklı boyutlara ulaşmıştır. İlk zamanlar, ekipman tasarımı araştırmalarında sadece uygulamalı psikoloji yaklaşımının yeterli olmayacağı görülerek, çok disiplinli bir kapsam benimsenmiştir. 0 zamana kadar genellikle düğmeler, kontrol düzenekleri, göstergeler, makina boyutları ve paneller gibi konularla uğraşılırken, Oxford toplantısından sonra konu, daha geniş bir perspektif içinde ele alınmaya başlanmıştır. Bunu gerçekleştirmede ilk adım ise «Ergonomics Research Council» (Ergonomi Araştırmaları Konseyi’nin kurulması olmuştur. Bu kuruluşun çalışmaları uluslararası bir işbirliğini de amaçladığı halde, böyle bir birleşme ancak 1961 yılında Stockholm’de yapılan uluslararası bir toplantıda gerçekleştirilebilmiştir. Bu toplantı vesilesiyle. “Inter­national Ergonomics Society” kurulmuş ve merkezi İngiltere’de bulunan bu uluslararası cemiyetin önemli bir birleştirici etkisi olmuştur.<br />
Yurdumuzda konu oldukça yeni sayılır. Ergonomi düşüncesi, dolaylı yollardan da olsa, en önce Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde «Ziraatte Canlı Kuvvet Kaynakları» kürsüsünün kurulması ile konu edilmeye başlanmıştır. 1969 yılına kadar bu kürsüde genellikle mekanik kuvvet kaynakları üzerinde çalışılmış ve Kadayıfçılar’ın başlattığı bu çalışmalar Dinçer’in «İnsan Emeği ve Ziraatteki Prodüktivitesi», «Çalışma Şekli ve Kas Yorgunluğu» yapıtları ile, insan faktörü konusunu da uğraş alanı içine almıştır.<br />
Ergonomi, 1969 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde «İşbilim» ders konuları içinde okutulmaya başlanmış ve bu dersin uygulamalı çalışmalarında endüstride antropometrik araştırmalara önem verilmiştir. Bu amaçla temeli atılan laboratuarda giderek artan sayıda uygulamalı araştır­malar yapılmaktadır.<br />
1970’lerde, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında ergonomik yaklaşım görüşü Ankara’da Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü’nde C.Erkan’ın çabaları ile gündeme gelmiş ve 1968 yılında Çalışma Bakanlığı ve Dünya Çalışma Teşkilatı (ILO) işbirliği ile modern bir İşçi Sağlığı ve iş Güvenliği Merkezi kurulması için çalışmalara başlanmıştır. Bu merkezin, modern cihazlar ile donatılmış ergonomi ünitesi ancak 1972 yılında kurulabilmiştir. Ergonomi ünitesi kuruluş aşamasında sınırlı sayıda da olsa bazı uygulamalı araştırmalar yaptığı gibi, Çalışma Bakanlığı’nın eğitim etkinliklerinde bu yeni ilgi alanını tanıtmaya da çaba göstermiştir. Daha sonra, bina ve kadro değişiklikleri ergonomi laboratuvarının dağılmasına ve çalışmaların, aksa­masına neden olmuştur.<br />
Ergonomi, 1971 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde «Human Factors Engineering» adı altında eğitim programına alınmış ve ilk iki yıl dersler. İSGÜM’ün (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Merkezi) ILO Danışmanı Dr. Korinek tarafından yürütülmüştür. Bölümde, 1975 yılından itibaren, yurt dışından getirtilen cihazlar ile bir de laboratuvar kurulmuştur. Halen bu bölümde iki dönem okutulan Human Factors Engineering derslerinde öğrenciler laboratuar araştırmaları ve endüstride gözlemler yaparak bu cihazlardan yararlanmaktadırlar. Endüstri Mühendisliği Bölümü, öğrencilerin saha incelemelerini değerlendirmek için 1980’İerde iki «Öğrenci Sempozyumu» düzenlemiş ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından desteklenen bu sempoz­yumlar çok yararlı olmuştur.<br />
1980’lerde Dokuz Eylül Üniversitesi, Endüstri Mühendisliği Bölümü, yurt dışından getirtilen çok sayıda çağdaş laboratuar cihazları ile desteklenen “Ergonomi” derslerini eğitim programlarına almakla kalmamış, 1984 ve 1986 yıllarında İzmir Batı Alman Kültür Ataşeliği ile yardımlaşarak 1’inci ve 2’inci Türk-Alman Ergonomi Sempozyumlarını düzenlemiştir. Bu sempozyumların tebliğleri kitap olarak basılmış ve önemli birer kaynak oluşturmuşlardır.<br />
Ülkemizde ergonomi görüşünün iş dünyasına tanıtılmasında, Milli Prodüktivite Merkezi’nin önemli katkılar olmuştur. Kurumca düzenlenen “Ergonomi”, “İşyerlerinde Fiziksel Ortamın iyileştirilmesi”, “Endüstri Mühendisliğinin İşletmelere Katkısı” gibi seminerlerde, ergonomi düşüncesinin vurgulanması yanısıra, MPM Uzmanlarından G. incir tarafından hazırlanarak, Kurumca yayınlanan “Endüstriyel İşyerlerinde Çevre Koşullarının Etkileri (1976)” ve “Ergonomi (1980)” kitapları da yararlı kaynaklar olarak, halen pek kısır olan ergonomi literatürüne öncülük etmişlerdir.<br />
Milli Prodüktivite Merkezi 1987 yılının Kasım ayında, İstanbul Teknik Üniversitesi ile yardımlaşarak ilk ulusal ergonomi kongresinin toplanmasına da katkılarda bulunmuştur. Bu tarihten sonra, her iki yılda bir düzenlenen Ergonomi Kongrelerine; Çukurova, ODTU, Dokuz Eylül ve HÜ’ nün büyük ölçüde bilimsel katkıları olmuştur<br />
İnsan-makine ilişkileri açısından ergonomi bilim alanı ile yakından ilgilenen Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), çeşitli sempozyum ve kongrelerde düzenlemektedir.<br />
1.1.3	Ergonomi ve İletişim<br />
Ergonomi ile günlük yaşantımızda popüler ürünlerin tanımlarında çokça karşılaşıyoruz. Ancak onu sadece ürünlerin insan yapısına göre uygunluğunu belirtmek olarak anlıyoruz. Aslında, ergonomi üzerinde popüler kültürün yadsıyamayacağı kadar geniş ve yarım yüzyıldan fazla bir süredir bir o kadar da derin araştırmalar yapılmak, günümüzün refah ülkelerinde konunun hakkı verilerek uygulanmakta ve çok büyük katkılar sağlanmaktadır.<br />
Ergonomi üzerinde bu güne kadar pek çok tanımlamalar yapılmıştır ve hala bu tanımlama süreci devam etmektedir. Ergonominin disiplinler-arası özelliğinden dolayı kapsadığı alanları her geçen gün artırması, diğer bilim dallarına göre genç bir bilim dalı olması ve uygulamalarının heyecan verici sonuçlar yaratması, üzerinde her geçen gün yeni yeni tanımlamalar yapılmasına neden olmaktadır. Bununla birlikte, ergonomi daha çok kelime anlamı ile tanımlanmaya çalışılmaktadır. Şöyle ki, ergonomi Yunanca bir kelime, ergon iş anlamına, nomos ise yasa anlamına geliyor. Bu iki sözcüğün birleşiminden ergonomi dilimizde işbilimi olarak biliniyor. Bunun dışında ergonomi daha çok sistemsel uygulamaları ile anlaşılmaktadır.<br />
Ergonomi amaçlı bir edimi gerçekleştirmede bir sistemin, insanlar ve diğer elementler arasındaki etkileşimleriyle uğraşan bilimsel bir disiplindir. Ergonomi, insan-sistem uyumunu optimize ederek, bütün sistem performansını ve insanın gönencini iyileştirmeyi amaçlar. İnsan-sistem etkileşiminin tasarım etmenleri çevresel, organizasyonel, sosyal, bilişsel, ve fiziksel faktörlerdir. Ergonomi ya da Kuzey Amerika’da bilindiği şekliyle İnsan Faktörleri Mühendisliği, insanın yapabilirlikleri ve sınırları hakkında öğrenmeyi ve insanların ürünler, sistemler ve çevreleri ile etkileşimlerini geliştirecek bilgiyi uygulamayı amaçlayan, görece yeni bir bilim dalıdır. 2. Dünya Savaşı sırasında sistemler ve ürünler, eğer güvenli ve etkin bir şekilde kullanılacaklarsa, insanları ve çevresel faktörleri dikkate alan ürün ve sistem tasarımının gerekli olduğu gerçeği, ergonomi disiplininin ortaya çıkması ile sonuçlanmıştır.<br />
Ergonomi, insan kullanımı için, çevre, sistem ve nesnelerin tasarımına insanla ilgili bilimsel bilginin uygulanmasıdır. Ergonomi, insanların içinde bulunduğu her yerde vardır. İş sistemleri, spor, dinlenme, sağlık ve güvenlik iyi tasarımlandığı zaman bütün ergonomi prensiplerini içermelidir. Ergonominin bu gibi bir çok tanımı bulunmakla birlikte, en yaygın olanı işin insancıllaştırılarak verimliliğin artırılmasıdır. İnsanı çalışma yaşamında tehdit eden pek çok stres faktörü vardır. Bunlar; ısı, aydınlatma, gürültü, hava akımı, mekan donanımı fiziksel; iş yükü, iş doyumu, stres gibi psiko-sosyal; toz, kir, ağır metaller gibi kimyasal; böcek ve haşerat gibi biyolojik faktörlerdir. Bu stres faktörlerini izleyerek denetim altına alıp iş ortamından kaynaklanan verimlilik kısıcı faktörlerden kurtularak hem insanın sağlık, mutluluk ve güvenliği sağlanmakta hem de üretim artışı gerçekleştirilmektedir.<br />
Aşağıdaki konu başlıkları Türkiye’de 1970 ve 1980’lerin ortasına kadar olan süreçte ergonominin bazı uğraş alanlarını göstermektedir.<br />
İnsan gücünden yararlanma, ürünlerin ergonomisi, radyasyon, kadın işçiler, insani ilişkiler, iş kapasitesi, fabrika yerleşim planlaması, verimlilik, çalışanların enerji tüketimi, toksikoloji, işitme kaybı, beslenme, aşırı çalışma, vardiya çalışması, ücret tespiti, otomasyon, aralıklı çalışma, işletme psikolojisi, yaş, zararlı gaz ve buharlar, kimyasallar, antropometri, toplu pazarlık, engelli işçiler, gürültü, çevre, işçi sendikaları, eğitim, sıcak ve soğuk ortamda çalışma, dinlenme, liderlik, etkileşim, sağlık koruma, güvenlik, çıraklık, personel seçimi ve terfisi, sosyo-ekonomik problemler, sosyal güvenlik, algılama, grup dinamikleri, motivasyon, insan kapasite ve performansı, insan-makine kompleksi, bilgi-geri beslemesi, kazalar, işçi sağlığı ve iş güvenliği, devamsızlık, görev ve sorumluluk, otorite, moral ve fiziksel sağlık.<br />
1980’lerin ortasından bugüne kadar ise aşağıdaki konu başlıkları üzerinde durulmaktadır.<br />
Yaratıcılık, endüstriyel psikoloji, endüstriyel sosyoloji, katılımcılık, ISO 9000, ISO 14000, Toplam Kalite Yönetimi, uluslararası rekabet, yarı otomat-otomat-robot sistemleri, CE ve ergonomi standartları, üretim araçları ergonomisi, uçak koltuğu-mobilya-hazır giyim-klavye tasarımları, özürlü istihdamı, gürültü-iklim gibi çevre sorunları, çalışanların kan ve serumlarındaki eser element kirliliği, eğitim ergonomisi, psiko-teknik test bataryaları, işgücü verimliliği, hizmet sistemi ergonomisi, bilişsel ergonomi, iş kazaları ve iş yeri düzenleme, ev kazaları, makro ergonomi, motivasyon, kalite çemberleri, tüketici ergonomisi, çalışan çocuklar, bilgisayar destekli üretim-tasarım, endüstri ergonomisi, tarım-orman ergonomisi, mekan ve donanım ergonomisi, iş organizasyonu, performans, ekran önü çalışması, yaşlı ve bedensel engelli çalışanlar, kadın işgücü, klavye kullanımında Karpal Tünel Sendromu, iş doyumu.<br />
Çağcıl insan, karşılaştığı bütün problemleri hallettikten sonra tekrar o problemlerle ilgilenmez. Bundan sonra yapılması gereken dinamik olan yaşamda başka diğer problemlere bu bilgi birikimi temelinde nasıl yanıt aranacağıdır.<br />
İnsanlık, avcı-toplayıcı, tarım ve endüstri toplumu aşamalarından sonra şimdi de iletişim ve bilgi toplumu aşamasına ulaşmış bulunuyor. Bundan sonraki aşamayı ise yaratıcılığın belirleyeceği bir hayal toplumunun (dream society) kurulacağı varsayımı yapılıyor.<br />
Yaşamımızda her geçen gün iletişim vazgeçilmez bir hale geliyor. İşyerindeki verimsizliğin ve mutsuzluğun kaynağını ise insana iletişim gücü ile ulaşılamaması oluşturuyor. İletişimi sistem yaklaşımı ve verimli bir biçimde nasıl kullanacağımızı, bunun bireylere ve örgüte ne gibi katkılar yapabileceğini ne yazık ki yeterince değerlendiremiyoruz. Aslında sorunlarımızın temelinde sadece sağlıklı bir iletişim ortamını oluşturamamak yatıyor. İletişim çağında yaşıyoruz ama onu yaşamımızda etkin bir şekilde kullanamıyoruz.<br />
Yakın zamana kadar dilimize fransızcadan ve fransızca söyleyişi ile geçen komünikasyon (communication) sözcüğü ile birlikte ve aynı anlamı karşılamak üzere haberleşme kavramı kullanılıyordu. Günümüzde kullanımı yaygınlaşan iletişim sözcüğü ise haberleşmeyi de içeren daha geniş kapsamlı bir ileti alışverişi anlayışını yansıtmaktadır. Yazılı kaynakların taranması yöntemi ile yapılan bir araştırmada sözcüğün 4560 kullanımı derlenmiştir. Bu çok değişik anlamlardaki kullanımına karşın iletişim denince ilk anda akla genellikle insanlar arası iletişim ve bu amaçla kullanılan araçlar gelmektedir.<br />
Nitekim Türk Dil Kurumu sözlüğünde iletişim :<br />
“1- Duygu, düşünce ya da bilgilerin usa gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme (&#8230;)<br />
2- Telefon, telgraf, televizyon, radyo, bilgisayar gibi aygıtlardan yaralanarak yürütülen bilgi alışverişi, bildirişim, haberleşme (&#8230;) “ olarak tanımlanmaktadır.<br />
Sonuçta, iletişim bir başkası ile konuşmadır; televizyondur, gazetedir, yazınsal bir eleştiridir, saç biçimimizdir, giyim biçemimizdir, mağara duvarındaki resimdir, sahnede Anouilh’un “Antigone’u”, sinema perdesinde “Yurttaş Kane”dir, bazen duymak, bazen görmek, bazen de dokunmaktır. İnsan etkinliklerinin ve ilişkilerinin tümü iletişimle ilgilidir. Bu nedenle her zaman ve her yerde vardır. Toplumsaldır ve anlamların paylaşımıdır; temel amacı insanın çevresi üzerinde etkili olma isteğidir ve değişik katmanlarda gerçekleşen bir etkinliktir.<br />
Günümüzde iletişim, sistem yaklaşımı temelinde incelenmektedir. Sistem kendi sınırları içinde girdiler, süreçler ve çıktılardan oluşan sıkı bir iletişim ağı ile etkileşim ve geri bildirimde bulunarak kendini yeniden üretebilen ve dış dünya ile bağlantısını sürdüren bir bütünlüktür. Sistemin, sistem sınırında girdiler ve çıktılar yer alıyorsa açık sistem, almıyorsa kapalı sistem olarak adlandırılır. İletişim sistemi, kaynak, ileti, hedef, kanal ve araçlardan oluşmaktadır. Her iletişim durumu, kaynakla hedefin karşılıklı bağımlılığı demektir. Bu karşılıklı bağımlılığın tanımsal ve fiziksel, etki-tepki, empati (başkasını anlama yeteneği) ve etkileşim gibi dört düzeyi bulunmaktadır. İletişimin gerçek bir etkileşim süreci olabilmesi, iletişimde taraf olanların empati biçimini karşılıklı olarak gerçekleştirebilmelerine bağlıdır.<br />
İş yaşamımızdaki başarının en önemli temeli kurduğumuz iletişimdir. Güven, sevgi, saygı, ilgi, dinleme, ve önemseme kaliteye ve etkili iletişime giden yolda belirleyici etkenlerdir. İnsanlar birbirleri ile iletişim ve ilişki kurarlarken bu değerlere büyük önem verirler. Bu duyguların doyurulması için örgüt ve birey kimliğinin özdeşleştirilmesi ve bütünleştirilmesi gerekmektedir. İş ortamında daha demokratik bir ortamın yaratılması için yönetim ve çalışan arasında iletişim büyük bir öneme sahiptir. İletişimde sürekli geri bildirim hedeflenmelidir. Çalışanların gereksinimleri ve memnuniyetleri, yönetim kararlarının çalışanlarda yarattığı uygunluğu görebilmeli ve motivasyonu sağlamalıdır. Yönetim çalışan kimliğini ne kadar benimser ve çalışanına önem veren bir kimlikle yaklaşırsa, kimlik saygısına erişen, hisseden çalışan da kurum kimliğini kendi kimliği gibi benimseyerek, tüm yeteneklerini ve becerisini kurumu için büyük bir özveri ile kullanmaktan kaçınmayacaktır.<br />
İş ortamında tartışmaların kaçınılmaz olduğu hatta gerekli olduğu bir gerçektir. Özellikle karar alma süreçlerinde ilgililer konuları ayrıntılı tartışırlar. Bu tartışmalar yapıcı oldukları sürece yararlı, verimli oldukları sürece de etkilidir. Bu yüzden, iş ortamında yapıcı tartışmalar yaratarak sağlıklı kararlar almak ve aynı zamanda yıkıcı tartışmalardan uzak kalabilmek için etkili ve sağlıklı iletişim kurma amaçlanmalıdır. Örgütte kurulacak etkin ve empatik bir iletişim anlayışı ile kuruluşa ve çalışanlara aşağıda sayılabilecek yararlar sağlanacaktır.<br />
Kalite düzeyi iyileşecektir.<br />
Kararlar daha sağlıklı alınacak ve çözümler daha doğru olacaktır.<br />
Etkileşimle birlikte çalışanların yaratıcılığı gelişecektir.<br />
Maliyetler azalacak, üretim artacaktır.<br />
İnsan ilişkileri iyileşecek, insanlar birbirlerini dinleme ve eleştirmeye tahammül edebileceklerdir.<br />
Hiyerarşik yapı esnekleşecektir.<br />
İş kazaları, işe devamsızlık,iş gücü devri azalacaktır.<br />
Çalışanların yöneticilik vasıfları ve yetenekleri gelişecektir.<br />
Çalışanların iş doyumu ve kurumlarına aidiyet duyguları gelişecektir.<br />
Çalışanlar anlamlı ve değerli olduklarının bilincine varacaklardır. </p>
<p>İş dünyasında son yıllardaki eğilimlerin hepsinde ortak paydayı bilgi temelli yaklaşımlar oluşturmaktadır. Elektronik iş yapış şekillerini büyük ölçekli organizasyonlar başarı ve maksimum verimlilik ve karlılıkla kullanmaktadırlar. E-trade (elektronik ticaret), e-business (elektronik iş), e-banking (elektronik bankacılık), e-entertainment (elektronik eğlence), e-government (elektronik yönetim) gibi elektronik faktörler insan hayatına mutlu, huzurlu, ve güvenli sistemleri getirmek için kullanılmaktadır. Ancak, her zaman başarı, teknolojiden daha çok onu insancıl, verimli, yapıcı, olumlu, ve estetik kullanarak katma değer yaratan insana aittir.<br />
Bilgiye sahip olmak, ona erişmek önemlidir, fakat bu yeterli değildir. Daha önemli olan ise bu bilginin nasıl kullanıldığı ve nasıl yeniden oluşturulduğudur. Rekabette üstünlük yaratacak olgu ise özgün bilgiyi yaratma becerisi olacaktır. Geleceğin yönetimi, ekonomik-teknik ve psiko-sosyal olmak üzere iki olgu üzerinde yoğunlaşacak, başka bir deyişle teknik verimlilik ve personel tatmini süreçlerini entegre etme eğiliminde olan ergonomik bir anlayış hakim olacaktır.<br />
Ergonominin temel amacı, performansın en yüksek düzeye çıkarılmasıdır. Yani maksimum performansı (verimlilik, doyum) minimum insansal maliyetle (stres, yorgunluk, kazalar) elde etmektir. Ergonomik düşünce geniş anlamı ile de tüm canlıların içinde bulundukları çevre ile uyum içinde yaşaması, sağlıklı ilişkiler kurulması amacına yönelik çabaları kapsamaktadır. Ergonominin disiplinler arası özelliği, ekonomik ve sosyal politikalara yakınlığı teknik yönü kadar önemlidir. Çeşitli bilim dalları ver ergonomi işbirliği ile konuların bütünleştirici bir yaklaşımla ele alınması yaşam kalitesinin yükseltilmesi açısından kaçınılmazdır.<br />
Tıpkı ergonomi gibi iletişim de sosyoloji, psikoloji, felsefe, hukuk ve ekonomi alanlarından beslenen disiplinler arası bir çalışma alanıdır. Disiplinler arası çalışma alanları ise bizi daha ileri noktalara taşıyacaktır. Bireyin birey, bireyin örgüt ve bireyin toplumla ilişkilerinde yaşam kalitesinin yoğunluğunu, oluşturduğu ilişkilerin düzeyi belirlemektedir. Açık iletişim, karşılıklı güven ve örgüt içi çalışmalara yapıcı bir şekilde yaklaşma ortamı gibi değişimlere açık bir ortam oluşturma konusunda ilgiler artacak, problem çözerken bireyler ve gruplar arası rekabet, yerini daha çok işbirliği ve ekip çalışmasına bırakacaktır.<br />
Müşteri memnuniyetine odaklı, çalışma ortamında değişime-gelişime açık, yaratıcılığı teşvik eden, çalışanlara güvenildiği ve yetki ile sorumluluğun verildiği bir kurum kültürünün yaratılmasında olumlu, insancıl, empatik, yapıcı bir ergonomik iletişim ortamının yarattığı sinerji, verimlilik artışları getirecektir.<br />
Sağlıklı iletişim ortamı sağlayan örgütler, ekonomik ve sosyal kalkınmanın sağlanmasında, rekabet gücünün artırılmasında, yeni istihdam alanları yaratacak yeni buluş ve düşünceleri destekleyerek yaratıcı düşünce üretimine fırsatlar yaratacaklardır. </p>
<p>1.1.4	Ergonomik Bir Toplum Yaratmak</p>
<p>Ergonomi sözcüğü yaşamımıza cep telefonu, yatak, koltuk gibi ürünlerin tanıtımlarındaki popülerlikten yararlanarak girmiş bulunuyor. Peki ama gerçekte ergonomi ne anlama geliyor. Ergonomi Yunanca bir kelime, ergon iş anlamına, nomos ise yasa anlamına geliyor. Bu iki sözcüğün birleşiminden ergonomi dilimizde işbilimi olarak biliniyor. Ergonomiyi mühendislik ve işletme temelli eğitim alan insanlarımız çok yakından biliyorlar ancak toplumun geneli onu gerçek anlamda henüz tanımış değil. İşte bu yüzden bu kısa yazı Ergonomi’yi biraz daha açımlama amacıyla kaleme alınmıştır.<br />
Ergonomi amaçlı bir edimi gerçekleştirmede bir sistemin insanlar ve diğer elementler arasındaki etkileşimleriyle uğraşan bilimsel bir disiplindir. Ergonomi, insan-sistem uyumunu optimize ederek bütün sistem performansını ve insanın gönencini iyileştirmeyi amaçlar. İnsan-sistem etkileşiminin tasarım etmenleri çevresel, organizasyonel, sosyal, bilişsel, ve fiziksel faktörlerdir. Ergonomi ya da Kuzey Amerika’da bilindiği şekliyle İnsan Faktörleri Mühendisliği insanın yapabilirlilikleri ve sınırları hakkında öğrenmeyi ve insanların ürünler, sistemler ve çevreleri ile etkileşimlerini geliştirecek bilgiyi uygulamayı amaçlayan, bu yıl 50. yılını kutlayan görece yeni bir bilim dalıdır. 2. Dünya Savaşı sırasında sistemler ve ürünler eğer güvenli ve etkin bir şekilde kullanılacaklarsa insanları ve çevresel faktörleri dikkate alan ürün ve sistem tasarımının gerekli olduğu gerçeği Ergonomi disiplininin ortaya çıkması ile sonuçlanmıştır.<br />
Ergonomi insan kullanımı için çevre, sistem ve nesnelerin tasarımına insanla ilgili bilimsel bilginin uygulanmasıdır. Ergonomi insanların içinde bulunduğu her yerde vardır. İş sistemleri, spor, dinlenme, sağlık ve güvenlik iyi tasarımlandığı zaman bütün ergonomi prensiplerini içermelidir. Ergonominin bu gibi birçok tanımı bulunmakla birlikte en yaygın olanı işin insancıllaştırılarak verimliliğin artırılmasıdır.<br />
İnsanı çalışma yaşamında tehdit eden pek çok stres faktörü vardır. Bunlar ısı, aydınlatma, gürültü, hava akımı, mekan donanımı gibi fiziksel; iş yükü, iş doyumu, stres gibi psiko-sosyal; toz, kir, ağır metaller gibi kimyasal; böcek ve haşarat gibi biyolojik faktörlerdir.<br />
Bu stres faktörlerini izleyerek denetim altına alıp iş ortamından kaynaklanan verimlilik kısıcı faktörlerden kurtularak hem insanın sağlık, mutluluk ve güvenliği sağlanmakta hem de üretim artışı gerçekleştirilmektedir.<br />
Aşağıdaki konu başlıkları Türkiye’de 1970 ve 1980’lerin ortasına kadar olan süreçte ergonominin bazı uğraş alanlarını göstermektedir.<br />
İnsan işgücünden yararlanma, ürünlerin ergonomisi, radyasyon, kadın işçiler, insani ilişkiler, iş kapasitesi, fabrika yerleşim planlaması, verimlilik, çalışanların enerji tüketimi, toksikoloji, işitme kaybı, beslenme, aşırı çalışma, vardiya çalışması, ücret tespiti, otomasyon, aralıklı çalışma, işletme psikolojisi, yaş, zararlı gaz ve buharlar, kimyasallar, antropometri, toplu pazarlık, engelli işçiler, gürültü, çevre, işçi sendikaları, eğitim, sıcak ve soğuk ortamda çalışma, dinlenme, liderlik, etkileşim, sağlık koruma, güvenlik, çıraklık, personel seçimi ve terfisi, sosyo-ekonomik problemler, sosyal güvenlik, algılama, grup dinamikleri, motivasyon, insan kapasite ve performansı, insan-makina kompleksi, bilgi geri-beslemesi, kazalar, işçi sağlığı ve iş güvenliği, devamsızlık, görev ve sorumluluk, otorite, moral ve fiziksel sağlık.<br />
1980’lerin ortasından bugüne kadar ise aşağıdaki konu başlıkları üzerinde durulmaktadır.<br />
Yaratıcılık, endüstriyel psikoloji, endüstriyel sosyoloji, katılımcılık, ISO 9000, ISO 14000, Toplam Kalite Yönetimi, uluslararası rekabet, yarı otomat-otomat-robot sistemleri, CE ve Ergonomi Standartları, üretim araçları ergonomisi, uçak koltuğu-mobilya fabrikaları-hazır giyim sanayi-klavye tasarımları, özürlü istihdamı, gürültü-iklim gibi çevre sorunları, çalışanların kan ve serumlarındaki eser element kirliliği, eğitim ergonomisi, psiko-teknik test bataryaları, işgücü verimliliği, hizmet sistemi ergonomisi, bilişsel ergonomi, iş kazaları ve işyeri düzenleme, ev kazaları, makro ergonomi, motivasyon, kalite çemberleri, tüketici ergonomisi, çalışan çocuklar, bilgisayar destekli üretim-tasarım, endüstri ergonomisi, tarım-orman ergonomisi, hizmet sektörü ergonomisi, mekan ve donanım ergonomisi, iş organizasyonu, performans, ekran önü çalışması, yaşlı ve bedensel engelli çalışanlar, kadın işgücü, klavye kullanımında Karpal Tünel Sendromu, iş doyumu.<br />
Çağcıl insan karşılaştığı bütün problemleri hallettikten sonra tekrar o problemlerle ilgilenmez. Bundan sonra yapılması gereken dinamik olan yaşamda başka diğer problemlere bu bilgi birikimi temelinde nasıl yanıt aranacağıdır.<br />
Günümüzde insanlarımız devlet sistemimizin işlemesinden rahatsızlık duymaktadırlar. Devlet kapısında işlerini yurttaş olmanın mutluluğu ile bitirmek istemektedirler. Devlet Sistemi dediğimiz bir aygıttır, bir enstrümandır. Bu enstrümanın iyi işletilmesi için sistemin iyi kurulmasının yanında o sistemi işletecek kişilerin de kaliteli ve insan-merkezli düşünen daha yüksek bilinç düzeyine sahip insanlar olmaları gerekmektedir.<br />
Devlet sistemimiz hızla ve daha çok çağın nimetlerinden faydalanmalıdır. Sistem, devlet-yurttaş iş ve ilişkilerinde daha insani, daha eşitlikçi ve insanına daha çok özgürlük verici bir yapıda olması gerekmektedir. Bunu teknolojinin nimetlerinden yararlanarak çözmek artık hiç de zor değildir. Bunu yaptığımızda topluma bilimsel yaşamın önemini kavratmış olacağımız gibi insana verilen değerle birlikte daha demokratik, daha eşitlikçi ve daha ülkesine sahip çıkan bireyler yetiştirmiş olacağız.<br />
Bilimselliği ve insancıllığı yaşamla harmanlamalıyız. Rahatlığı, konforu, hızı ve kaliteyi insanımıza biran önce sunmalıyız. Militan, gözü kara taraftar bireyler yerine sorun-çözücü, ilkeli, bilimsel ve insancıl bireyler yetiştiren ergonomik bir toplum yaratmalıyız.<br />
Nasıl bir ürün aldığımız zaman estetik mi, işlevsel mi, kullanımı kolay mı? gibi sorular soruyorsak, devletten ve toplumdan aldığımız hizmetler de son tahlilde birer üründür. Bu ürünlerin de insancıl mı, kolaylaştırıcı mı, olduğunu sorgulamalıyız. Nasıl daha iyi yapabilirim sorusunu herkesin sormasını sağlamalıyız. Yapıcı, olumlu, yenilikçi ve yaratıcı bireylere 21. yüzyıla girerken bilgi toplumunda daha çok ihtiyaç duyacağız. İşte bu tipte bireylerin yetiştirilmesi için ergonomik düşüncenin etkinlikle uygulanması gerekmektedir. Dinamik yaşama karşı dinamik, insani, adil, bilimsel çözümleri ancak ergonomi temelli düşünen insanlar bulabilirler.</p>
<p>1.1.5	Ergonomi Teknolojisi ve Uygulama Alanları</p>
<p>Başlıca araştırmalar 20. Yüzyılın ilk zamanlarına gidilerek izlenmesine rağmen, tanımlanabilir bir pratik ve çalışma alanı olan insan faktörleri/ergonomi biliminin gelişimi ise 2. Dünya savaşı sıralarında 1940’larda başlamaktadır. Amerika, İngiltere ve Almanya’da insan faktörleri/ergonomi çalışmaları, askeri silah sistemlerinde insan performansını artıracak araştırma ve uygulamaları gerçekleştirmek amacıyla gerçekleştirilen faaliyetler sonucunda bulunmuştur. Örneğin, bu üç ülke, insanların daha etkili bir biçimde silahları daha iyi kullanmaları için silahların görüş tasarımlarını nasıl daha iyi geliştirebiliriz  sorusu ile ilgilenmişlerdir. Amerika’da mühendislik psikologları, pilot hatası olarak atfedilen çoğu askeri uçak kazalarının niçin olduğunu daha iyi anlamaya çalışmak için bu kazaları araştırmaya çalıştılar.  Araştırmaların sonucunda ortaya çıkan temel bulgu ise gerçekte pilot hatası olarak anılan durumun mühendisliksel tasarım hatası olduğunun anlaşılması olmuştur. Bu tasarım hatasına, kontrol araçlarının, göstergelerin, çalışma alanı düzenlemelerinin insanın yetenek, sınır ve diğer karakteristik özellikleri ile uyumlu olmaması durumu yol açmıştı. Böylece, bu tasarımlar pilotların hata yapmalarına yol açıyordu. Amerika’da bu bulgular, insan-makine ara kesiti tasarımıyla ilgili insan faktörlerini daha iyi anlamaya yarayacak araştırmalara yöneltti ve böylece  insan faktörleri tanımlanabilir bir araştırma ve uygulama alanı olarak gelişti. İlk zamanlar, ana odak noktası, insanın algılama, reaksiyon ve öğrenme faktörleri üzerineydi ve insan makine teknolojisi olarak bilinen gelişmesi ise daha sonra laboratuar çalışmaları şeklinde oldu. 2. Dünya savaşını izleyen yıllarda Avrupa ve Japonya fabrikalarını tekrar inşa etme görevleriyle karşılaştılar. Sonuçta, sistematik olarak insanın iş doğası üzerine nasıl çalışılacağı yani ergonomiye karşı bir ilgi gelişti ve daha sonra bu bilgi işyeri tasarımına uygulandı. Daha sonra ana ilgi noktası ise, ergonomi teknolojisini geliştirmek için sistematik alan gözlem çalışmalarına, biyo-mekaniğe, antropometrik karakteristiklere ve insan fizyolojisine doğru kaydı. Zamanla Amerika ve Avrupa birbirine uydu ve çalışmalar genişledi. Günümüzde, insan faktörlerini ve ergonomiyi uygulama ve geliştirme amacıyla kullanılan yöntemler ve çalışma alanları ise benzerdir ve ergonomi ile insan faktörleri IEA tarafından aynı disiplin olarak resmen tanınmaktadır.</p>
<p>1.1.6	İnsan Sistem Aarakesit Teknolojisi<br />
Yukarıda bahsi geçen görüşler temelinde, HSEF Stratejik Plan Yönetme Komitesi, insan faktörlerinin/ergonominin geçen 60 yıl içerisinde bilimsel araştırma yoluyla geliştirdiği tek bir teknolojiye sahip olduğunu tespit etmiştir. HSEF bu teknolojiyi İnsan Sistem Ara Kesit Teknolojisi olarak tanımlamıştır (HSIT). Bir bilim olarak ergonomi, sistem bileşenlerinin insan ara kesit yönünün tasarımıyla ilgili olduğu sürece, insan yeteneklerinin, sınırlarının ve diğer karakteristiklerine ilişkin gelişen bilgi ile ilgili var olacaktır. Bu bilimsel bir biçimde gelişen bilgi, öncelikle HSIT’ı geliştirmek için kullanılır. Daha önce belirtildiği gibi bu teknoloji ergonomi tasarım prensiplerini, kılavuzlarını, spesifikasyonlarını, yöntemlerini ve araçlarını kullanır. Pratik olarak ergonomist, güvenlik, sağlık, konfor, performans  ile verimlilik ve kaliteyi de içeren sistem değişiklikleri ve tasarımına, insan sistem ara kesit teknolojisini uygular. Bütün ergonomi topluluklarının amacı, insanın yaşam kalitesini geliştirecek insan sistem ara kesit teknolojisini uygulamak ve geliştirmektir. Bu ise sistemlerin kontrolü, standartlaştırılması, test ve değerlendirilmeleri, tasarımları ve analizlerini insan sistem ara kesit teknolojisini kullanma yoluyla başarılabilir (HFES 1999 : 389). HSIT açık bir biçimde ergonomiyi tek, bağımsız bir disiplin olarak tanımlayan bir teknolojidir. Bu aynı zamanda ergonomi mesleğinin rolünü ve ergonominin çalışma alanını da açıkça tanımlayan tek teknolojidir.<br />
İnsan sistem ara kesit teknolojisi en az beş adet tanımlanabilir ana bileşene sahiptir. Bunlar, İnsan makine ara kesit teknolojisi ya da donanım ergonomisi (hardware ergonomics), insan çevre ara kesit teknolojisi ya da çevresel  ergonomi (environmental ergonomics), insan yazılım ara kesit teknolojisi ya da bilişsel ergonomi (cognitive ergonomics), insan iş ara kesit teknolojisi ya da iş tasarım ergonomisi (job design ergonomics), ve insan organizasyon ara kesit teknolojisi ya da makro ergonomi (macroergonomics)dir.<br />
İNSAN MAKİNE ARA KESİT TEKNOLOJİSİ – DONANIM ERGONOMİSİ<br />
Daha önce belirtildiği gibi,  insan makine ara kesit teknolojisi çalışması “pilot hatası” olarak tanımlanan askeri havacılık kazalarının nedenlerini açıklamak üzere başlamıştı. Probleme neden olan bulgu, mühendislik tasarım hatasıydı ve bu hata, insan faktörleri araştırmalarında insan makine ara kesit teknolojisinin gelişimine yol açtı. Özelde ilgi, insanın konfor ve verimliliğini geliştirmek, insanın iş yükünü azaltmak ve hata yapmasını düşürecek oturma, çalışma alanı düzenlemesi, göstergeler ve kontrol panellerinin tasarımına yönelikti. Bu gelişmenin ve insan makine ara kesit teknolojisinin uygulanmasının erken bir sonucu o tarihten beri havacılık güvenliğini geliştirmesi oldu.<br />
Avrupa ve Japonya da operatör  üzerine yapılan çalışmalar, özellikle endüstriyel sistemlerde çalışma alanı düzenleme ve kontrol araçlarının tasarımı yönünden biomekanik ve antropometriği uygulayarak benzer insan makine ara kesit teknolojisinin gelişimine yol açtı. Günümüzde insan makine ara kesit teknolojisi, tüketici ürünleri, iş istasyonları, endüstriyel ve ofis donanımı ve taşımacılığın bütün şekillerinde tasarım yoluyla  geniş bir yelpazede teknolojinin kullanımını ve güvenliğin gelişimini mümkün kılmaktadır.<br />
İNSAN ÇEVRE ARA KESİT TEKNOLOJİSİ – ÇEVRESEL ERGONOMİ<br />
HSIT’ın ikinci yönü aydınlatma, sıcak, soğuk, gürültü ve titreşim gibi değişik çevresel durumlarda yüklenen taleplere göre insanın yeteneği ve sınırlarıyla ilgilidir. Verimliliği artıran ve performansı geliştiren konfor, sağlık, ve güvenlik gibi insanın performansı üzerindeki çevresel stres faktörlerini minimize etmek için insanın fiziksel çevresinin tasarımına uygulanmasıdır. Belki de çevresel ergonominin kökeni 1900’lerde başlayan ve 1930’lara kadar devam eden İngiliz Endüstriyel Yorgunluk Araştırma Kurulu’nun çalışmalarına dayanır. Çevresel stres ve insan performansının değişik yönlerinde otuzun üzerinde mükemmel çalışma gerçekleştirildi. 1960’larda araştırma, İngiltere’de Aston, Loughborough, Wales ve Birmingham üniversitelerinde, Amerika da değişik savunma birimlerinde, NASA ve Cornell gibi üniversitelerde başlatıldı. Yine aynı tarihlerde Batı Avrupa ülkelerinde, Japonya’da,  Sovyetler Birliğinde, ve Avustralya’da da insan çevre ara kesit teknolojisini uygulama ve geliştirme yönünde paralel araştırmalar yapılıyordu.<br />
Son birkaç on yılda insanın hem doğal hem de kurgusal çevresini anlamanın önemi uluslar arası boyutlarda  artmaktadır ve konuyla ilgili ekolojik yönelimli insan çevre ara kesit teknolojisi sürekli gelişmektedir. Bu artan ilgi merkezinin bir yönü de Amerika’da NIOSH (Sağlık ve Güvenlik Kurumu) tarafından geliştirilmekte olan California’da gerçekleştirilen sağlık ve güvenlikle ilgili yasal zorunluluklar sonucunda artan bir ergonomi eğilimidir. Bu yasa özellikle işten kaynaklanan kas iskelet rahatsızlıkları ile ilgili insanın rahatsızlık ve incinmelerini önleme amacıyla sistemlerin hem insan-çevre hem de insan-makine yönlerini kapsamaktadır.<br />
İNSAN YAZILIM ARA KESİT TEKNOLOJİSİ – BİLİŞSEL ERGONOMİ<br />
Bu üçüncü HSIT, 1960’larda silikon chip’in keşfedilmesi ve izleyen yıllarda gerçekleşen bilgisayar devrimiyle hayat bulan ergonomi disiplini içerisinde gelişen, görece yeni bir teknolojidir. Bu teknoloji başlıca insanların nasıl düşündüğü ve bilgiyi nasıl işlediğiyle ilgili olduğu için genellikle bilişsel ergonominin ana ürünü olarak görülmektedir. İnsanın düşünme ve bilgiyi işleme şekli ile diyalog kuran yazılımları mümkün kılan, kullanılabilir yazılımı geliştirmek için gerekli yöntem, spesifikasyon, kılavuz ve prensiplerin tasarımından oluşmaktadır.<br />
Amerika’da insan yazılım ara kesit teknolojisi ile ilgili, bilişsel ergonominin gelişmesi ve endüstri tarafından uygulamalarına olan talepler 1970’lerin sonunda ve 1980’lerde HSEF üyesi ergonomistlerin sayısında %25’lik bir artış şeklinde sonuçlanmıştır. Bu artış 1990’larda sabitleşmiştir. Aslında, HSEF işe yerleştirme servisinde boş olan işlerin bulunması, insan yazılım ara kesit teknolojisinin profesyonel bilgisine sahip olan ergonomistlere  şu sıralar olan ihtiyacı yansıtmaktadır.<br />
Yazılım teknolojisi ve uygulamalarında devam eden artış ve kullanılabilir etkili yazılım tasarımına insan yazılım ara kesit teknolojisinin artan önemi nedeniyle, ergonominin bu yönü  disiplin içerisinde çok güçlü bir büyüme alanı olarak gelişmeye devam ediyor. Yapay zeka teknolojisindeki artış ve uzman sistemlerin gelişimindeki yüksek potansiyel, ergonomi disiplininin teknoloji geliştirme ve uygulama bölümü olan bu kısmının gelişimini ileride daha da hızlandıracaktır.<br />
İNSAN İŞ ARA KESİT TEKNOLOJİSİ – İŞ TASARIM ERGONOMİSİ<br />
İnsan iş ara kesit teknolojisinin kökleri, Hugo Munsterberg ve endüstriyel psikolojinin gelişimi, Fredrick W. Taylor ve Frank B. Gilberth’in çalışmaları ile endüstri mühendisliğinin gelişimindeki (Helander 1997)  kişilerin çalışmalarına dayanmaktadır. Endüstriyel psikoloji, söz konusu özel işlerdeki talepleri karşılayabilecek kişisel özelliklere sahip  işler için gerekli kişilerin seçimindeki hem iş gerekleri hem de insanın yetenekleri ve sınırları konularındaki çalışmalarla gelişmiştir. İş analizi ve doğal yetenek testi gibi iş karakteristikleri ve diğer karakteristikler ile insanın yetenek ve sınırları konusundaki çalışmaların çoğu yöntemleri ve araçları endüstriyel psikoloji disiplinince geliştirilmiştir. Benzer biçimde, iş yapış yöntemleri ve prosedürleri ile ilgili çalışmalardaki çoğu teknoloji de endüstri mühendisliği disiplininin bir parçası olarak gelişmiştir (Helander 1997). İş tasarım ergonomisi, kendi başına tek iş teknolojisini geliştirmek için bu teknolojiler üzerinde gelişmiştir. Bu çalışmalar, iş modülleri geliştirecek yöntemler ve bu modülleri işlerle birleştirerek fiziksel ve zihinsel iş yükü gibi insan sınırlarını zorlayan streslerden kaçınmak, insanın yeteneklerinden daha çok yararlanmak, ve içsel olarak insanları güdüleme gibi çalışmalardır. Bu çalışmalar hem işverenlere hem de çalışanlara katkılar sağlamaktadır. İşverenler için daha az ödemeyle, daha az devamsızlık, daha az şikayet, artan çalışan sorumluluğu, artan verimlilik ve performans gelişimidir. Çalışanlar için ise öz-değerin gelişimi, kişisel sağlık, ve iş yaşamının kalitesinin artırılmasıdır.<br />
İNSAN ORGANIZASYON ARA KESİT TEKNOLOJİSİ – MAKRO ERGONOMİ<br />
Tanımlanabilir bir alt disiplin olarak makro ergonomi mesleğin en yeni konusudur. İlk dört teknoloji için mesleğin ana ilgi noktası bireysel operatörle ilgili ve bir noktaya kadar da operatör takımları ve alt sistemlerle ilgilidir. Bu yüzden bu dört teknolojinin ana uygulama alanı mikro ergonomi düzeyindedir. Aksine, iş sistemi süreçleri ile ilgili ve bütün yapıyı optimize etmekle ilgili olduğu için insan organizasyon ara kesit teknolojisi, ana ilgi merkezi açısından makro eğilimindedir  ve bu yüzden makro ergonomi olarak anılmaktadır. Kavramsal olarak, makro ergonomi, baştan aşağıya iş sisteminin tasarım karakteristiğini  insan-iş, insan-makine, insan- yazılım ara kesiti tasarımıyla gerçekleştiren, iş sistemi tasarımına sosyo-teknik sistem yaklaşımı olarak tanımlanabilir.  Sosyo-teknik sistem yaklaşımı sistematik olarak iş sisteminin şu ana karakteristik özelliklerini düşünür:<br />
a- Teknolojik alt sistemi<br />
b- Personel alt sistemi<br />
c- İş sisteminin organizasyon yapı ve süreçlerinin tasarımında, organizasyonun hayatta kalması ve başarısı için, organizasyonun bağımlı olduğu dış çevre unsurları (hükümet politikaları ve düzenlemeleri, malzeme kaynakları, müşteriler ve hissedarlar gibi).<br />
İş sisteminin yapı ve süreç karakteristiklerine bir organizasyonun bu ana sosyo-teknik karakteristik ilişkilerinin deneysel modelleri, organizasyonun iş sistemi tasarımına ve analizine yardımcı olarak  geliştirilmiştir (Hendrick 1991, 1997). Bu teknoloji insan organizasyon ara kesit teknolojisi olarak anılmaktadır. Çünkü organizasyonun yapı, politika ve prosedürleriyle verilen bir iş sistemi ara kesitleriyle çoğunlukla doğrudan ilintilidir.<br />
Kavramsal olarak baştan aşağıya bir yaklaşım olmasına rağmen, gerçek pratikte makro ergonomi genellikle bütün organizasyonel düzeylerde çalışanların katılımını içermektedir. Bu yüzden işletme ve analiz yönünden, bütün düzeylerde başlıca tasarım süreci olma eğilimindedir.<br />
Makro ergonominin amacı iş sisteminin süreçlerini ve yapısını dış çevre, personel alt sistemi, ve organizasyonun teknolojik alt sisteminin ana karakteristikleriyle uyumunu  sağlamaktır. İkinci olarak da, iyi tasarımlanmış iş sistemi karakteristiklerini mikro ergonomik unsurların tasarımına taşıyarak sonuçta tam olarak uyumlu bir iş sistemi oluşturabilmektir. Tam uyumlu bir iş sistemi kötü tasarımlanmış bir sistemle karşılaştırıldığında değişik organizasyonel performans ölçüleri %60-90 seviyelerinde geliştirilebilir ( örneğin, kazalardan kaynaklanan kayıp zamanların ve incinmelerin azaltılması, şikayet ve ıskartaların düşürülmesi gibi,  Hendrick 1997a, b).<br />
Organizasyonel faktörler genellikle ergonomik tasarımlarda düşünülmesine rağmen, tanımlanabilir bir meslek olarak ergonominin başlangıcından bu yana, tanımlanabilir bir alt disiplin olan makro ergonomi, 1980 yılında İnsan Faktörleri Topluluğu  tarafından tamamlanan “Gelecekte Ergonomik İhtiyaçlar” çalışmasında ilk kez kendini hissettirmeye başlamıştır (Hendrick 1991). Bu çalışma, şu faktörleri tespit etmiştir.<br />
* Teknolojide meydana gelen hızlı değişimler temelde işin doğasını değiştirmektedir.<br />
* İş gücü değer sistemlerinde değişimler olmaktadır.<br />
* Özellikle iş gücünün yaşlanmasıyla ortaya çıkan demografide değişimler oluşmaktadır.<br />
* Dünya rekabetinde artış olmaktadır.<br />
* Hem Sistem güvenliği, sağlığı, kaliteli iş yaşamı amaçları ile ilgili potansiyel başarılara ulaşmanın getirileri hem de üretim maliyeti olarak bütün sistem yönetimi verimliliğini geliştirmek için mikro ergonomik müdahaleler yetersizleşmektedir.<br />
Diğer çalışmaların arasında bu çalışma, 1986’ya kadar insan organizasyon ara kesit teknolojisi, ergonominin ayrı bir alt disiplini şeklinde makro ergonomi olarak tanımlanarak geliştirilmiştir. Ayrıca, 2000’li yıllarda ergonomistlerin kendi teknoloji ve pratikleriyle organizasyonel tasarım ve yönetim faktörlerini bütünleştirerek de bu konunun üstünden geleceği açıktır<br />
1.1.7	İnsan Hareketleri</p>
<p>1.1.7.1	Baş Hareketleri</p>
<p>İnsan başı sağa ve sola 55°dönebilme; öne 40°, geriye 50° bükülebilme ve yanlara 40° lik bükülme esnekliğine sahiptir. Baş rotasyon hareketleri dikkate alındığı zaman, sağa ve sola dönüşlerin açısal ortalamasının 55° olduğu görülmektedir. Ergonomik yaklaşımlarda bu harekete, gözlerin yuvalarında dönme hareketleri de dikkate alınarak, daha geniş açılarda bir hareket boyutu varsayımı ile yaklaşılır. Başın sağa ve sola dönüşü şüphesiz, boyun omurlarının işlekliği ve boyundaki kas ve bağ dokularının esnekliğine bağlıdır. Göz hareketleri ise burada önemli bir kolaylık ve avantaj sağlayabilir. Bu arada, başın geriye bükülmesinin ortalama 50o gibi değerlere ulaşabilmesine rağmen, ergonomik açıdan başın, bu ölçülerde geriye bükülmüş duruşu herhangi bir yarar sağlamaz. Nitekim, zorlanarak geriye bükülen baş pozisyonunda yutkunma güçleşir ve başı uzun süre bu pozisyonda tutmak çok rahatsız edicidir. Başın öne bükülmesi daha rahat bir pozisyondur fakat, yine de gözle takip gerektiren göstergelerin, baş hareketlerini zorlamayacak bir şekilde göz bakış açılarına göre yerleştirilmesi prensip kabul edilir. Özellikle, uzun süreli izleme gerektiren göstergeler hiç bir zaman normal göz bakış açılarının dışına yerleştirilmemelidir.<br />
1.1.7.2	Gövde ve Üst Taraf Hareketleri<br />
	Üst etraf hareketlerinin büyük bir bölümünde gövde hareket hudutlarının da kullanılarak çalışması söz konusudur. Gövdenin sağa ve sola dönüş hareketleri 40° civarındadır. Dik duran bir insanın, gövdesini bu açısal değerler içinde hareket ettirmesi ardından üst etraf hareketlerini gerçekleştirmesi mümkündür. Ancak, bu tür gövde döndürme hareketleri statik bir şekilde ve uzun süreli olmamalıdır. Gövdenin öne ve geriye bükülmesi konusunda da aynı sakınca geçerlidir. Özellikle, gövdenin öne bükülü duruşunda, sağa ve sola döndürme hareketleri ve kuvvet gerektiren kas zorlamaları yapmak sakıncalıdır. Bu tür zorlamalarda kalıcı sakatlıklara neden olan eklem zedelenmeleri görülebilir.<br />
	Omuz ekleminin yuvarlak eklem başı ve oldukça düz eklem yuvası, bu eklemin geniş açısal hareketini kolaylaştırır. Omuz eklemi hareketine dirsek ve el bileği hareketleri de katıldığı takdirde, gövde etrafında geniş bir erişme alanı oluşur. Ancak, el ve kol hareketleriyle ve duyarlı bir şekilde gerçekleştirilebilen hareketlerin uygulama alanı sınırlıdır. El ve kolların hareketi söz konusu olunca, hareket etkinlik alanı oldukça daralır. Normal olarak kolların duruşu, omuzdan sarkık ve avuç içi gövdeye dönük bir duruştur. Oturan bir insanın rahat çalışma pozisyonu ayrıca değerlendirilmelidir. Çünkü, bu duruş kolun dirsekten 90° bükülü, alttan desteklenmiş ve parmakların hafifçe bükülü ve avuç içlerinin de birbirine dönük olduğu bir duruştur.<br />
1.1.7.3	Alt Taraf Hareketleri<br />
	Ayakta dururken dizlerin normal duruşu, vücut ağırlığını taşıyan kemiklerin düşey doğrultuda tutulabilmesi için tam gergin bir duruştur. Oysa,otururken ve sırtüstü yatarken dizlerin en rahat pozisyonu 70°-130° açılar içinde fleksiyon halindeki duruşudur. Kalça ekleminin eklem kapsülü derin olduğu için, omuz eklemi ile kıyaslandığında hareketlerinin önemli ölçülerde sınırlı olduğu görülür. Bacağın, kalça ekleminden fleksiyon hareketi 120° civarındadır. Ancak, çoğu insan bu hareketi diz bükülü iken gerçekleştirebilir. Kalçadan  gerçekleştirilebilen hiperekstansiyon ise 45° civarındadır. Şekil 2.3 &#8216;de görülen kalça, diz ve bilek eklemi hareketleri ergonomik tasarımlar açısından. önemlidir. Oturan bir makina operatörünün ayaklarda kuvvet uygulamaları, diz ve kalçadan fleksiyon hareketlerinin desteğinde, oldukça geniş bir tasarım alanı ve hacmi sağlar. Ayakta duran bir insanın bir kontrol pedalı üzerinde yaratabileceği kuvvet kişinin ağırlığı ile bağlantılı olduğu gibi, ayak pedallarının yerleştirme alanı da sınırlıdır. Oturan bir operatörün sırt bölgesine iyi bir destek sağlandığında, diz ve kalça açılarının farklı değerlerinde, oldukça önemli ölçülerde kuvvet uygulanabilir. Örneğin; otururken, dizin 165° &#8216;lik bir açı içinde tutuluşunda, ayak pedalına 350 kilogram kadar kuvvet uygulanabilmektedir. Dizin açısı değiştikçe bu kuvvet azalır. Ergonomik açıdan önemli olan sadece kuvvet uygulaması değildir. Eklemlerin hareketliliğine göre, reaksiyon zamanı en kısa uygulama pozisyonu, en uzun süre uygulamalarla elverişli noktalar gibi gereksinimler de dikkate alındığından, el ve ayakların çeşitli eklem açıları içinde hareketleri bu yaklaşımlarla da incelenir. Bir bakıma FONKSİYONEL ANATOMİ olarak adlandırabileceğimiz bu yaklaşımlar, insan-makina ara kesitinde önemli araştırma alanlarıdır.<br />
	Taşınan yüklerin insan vücudu üzerindeki etkisi, yük ağırlığı arttıkça gövdenin öne eğilmesi şeklinde ortaya çıkar. Ergonomik yaklaşımlarla, çeşitli yük kaldırma koşullarında, vücudun nasıl etkilendiği ve duruş değişiklikleri dikkatle incelenmiştir.<br />
	a. Yükün sırtta taşınması: Sırtta taşınan yüklerin ağırlığı arttıkça, öne eğilme ve dizlerde de giderek artan bir gerilme halinin oluştuğu bilinmektedir. Anatomik açıdan önemli değişiklikler ancak, rahatça kaldırılabilen belli bir ağırlığı aşmakla ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, yük omuzdan bele doğru inmeye başladığında, gövdenin öne eğilmesi de artmaktadır. Gerçekte, yük karşısında değişen gövde eğimi, biyomekanik açıdan, ağırlık merkezinin yer ve konumunu korumaya yönelik bir uyumdur. Önemli olan, insan anatomik özelliklerine göre kas, bağ ve eklem dokularına zarar vermeyecek yük ağırlığını saptamaktır. Bu konuda Dünya Çalışma Teşkilatı&#8217;nın &#8220;Taşınabilir maksimum yük&#8221; kararları olduğu gibi, her ülkenin de kabul ettiği yük ağırlıkları vardır.<br />
	b. Bir yükü kaldırmak: Gövdenin pozisyonu ve çeşitli anatomik bölgelerin bu hareketlerden etkilenmesi, kaldırılan yükün ağırlığına, yükün kaldırıldığı yüksekliğe ve tutuş pozisyonlarına da bağlıdır. Yerde olan bir yükü kaldırmak için ilk yapılan hareketler, gövde gerici kaslarının tam olarak gevşetilmesi ve böylece gövdenin öne bükülmesi ile başlar. Yük kaldırılırken, omurgayı dikleştiren kaslar kuvvetle kasılarak, gövdenin tam dikleştiği noktaya kadar, giderek azalan kas eforu ile çalışırlar. Gövdenin hiç bir yük kaldırmasa da, öne eğilmesi ve doğrulması sırasında aynı kaslar çalışır. Aslında, gövdenin öne eğilme hareketlerini karın kasları başlatır. Ancak, oturan ya da ayakta duran bir insanın öne eğilmesi, hafif bir pozisyon değişikliği ile ve pek sınırlı ölçülerde kas çalışması sonrası başlar ve yerçekimi etkisi ile devam eder. Gövde denge durumundan öne eğilmeye geçer geçmez esas yük gövde gerisindeki kaslara biner. Belli ağırlıkları yüksek bir yerden alarak yere indirmek ya da yine önemsiz ölçülerdeki ağırlıkları yerden kaldırmak, sırt ve bel kasları ile omurgaya aşırı yük getirmemekle beraber, biyomekanik açıdan sakıncalıdır. Yükün artması ise bel ve kalça leğeni arasındaki eklemi ve bel omurları arasındaki fibroelastik kıkırdak dokularını zedeleyebilir. Ani ve şiddetli zorlamalarda bel omurları arasındaki kıkırdak disklerin kayabildiği, bazen bu kıkırdak doku içindeki destek sıvı keseciğinin (pulpa) dışarı fırlamaya zorlanabildiği bilinmektedir. Be1 omurlarının mekanik zorlanması, dizler gergin bir şekilde gövdeyi öne bükerek, yerden belli bir ağırlığı kaldıran insanların hareketlerinin biyomekanik değerlendirilmesi ile ortaya çıkarılmıştır. Şekil 14&#8242;de görüldüğü gibi, gövdesini öne bükerek 40 kilogram bir ağırlığı yerden kaldıran normal bir insanın, bel omurları arasındaki fibroelastik kıkırdak dokusu üzerine 450 kilogram yük binebilmektedir. Bu da uzun dönemde, disk kayması, disk fıtığı gibi sakıncalı sakatlıkların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle, ergonomik açıdan uygun kaldırma teknikleri üzerinde devamlı araştırmalar yapılmaktadır.<br />
	Günümüze kadar yapılan çalışmalar, yük kaldırmada, fonksiyonel anatomi açısından zayıf olan bel kasları yerine, daha kuvvetli ve biyomekanik bakımda da daha avantajlı olan bacak kaslannın kullanılması gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Gövdenin olabildiği ölçülerde dik kalmasına olanak verecek bir şekilde, dizleri bükerek yüklere yaklaşmak ve bacakların gücü ile (çoğunda kolları dahi kullanmadan) yük kaldırmak, endüstrilerde ilk öğretilen biyomekanik prensiplerden biridir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/ergonomi-hakkinda-genel-bilgi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TORNA TEZGAHLARI</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/torna-tezgahlari-5/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/torna-tezgahlari-5/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 00:24:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor2</dc:creator>
				<category><![CDATA[ÜRETİM VE LOJİSTİK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/2010/01/16/torna-tezgahlari-5/</guid>
		<description><![CDATA[TORNA TEZGAHLARI
Bir eksen etrafında dönen parçaları, uygun bir kesici kalemle talaş kaldırarak işleyen iş makinelerine torna tezgahı denir. [1]
UNİVERSAL TORNALAR:
Tornacılık işlemlerinin uygulanması ve öğretimi yönünden en kullanışlı olan tezgahlardır (Bu tip tezgahların ana kısımları ekte gösterilmistir). [5]
UNIVERSAL TORNANIN ÖNEMLİ KISIMLARI VE GÖREVLERİ:
Gövde: Dökümden yapılmış sağlam ve esnemez temel organdır. Gövdenin görevi hassa işlenmiş kayıtları üzerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TORNA TEZGAHLARI</p>
<p>Bir eksen etrafında dönen parçaları, uygun bir kesici kalemle talaş kaldırarak işleyen iş makinelerine torna tezgahı denir. [1]<br />
UNİVERSAL TORNALAR:<br />
Tornacılık işlemlerinin uygulanması ve öğretimi yönünden en kullanışlı olan tezgahlardır (Bu tip tezgahların ana kısımları ekte gösterilmistir). [5]<br />
UNIVERSAL TORNANIN ÖNEMLİ KISIMLARI VE GÖREVLERİ:<br />
Gövde: Dökümden yapılmış sağlam ve esnemez temel organdır. Gövdenin görevi hassa işlenmiş kayıtları üzerinde hareketli elemanların, fener mili eksenine paralel konumlarını muhafaza etmektir.<br />
İş (fener) mili kutusu: İçersinde iş milini ve yataklarını muhafaza eder.<br />
Dişli kutusu: Tornalama işlemleri için gerekli devirler, kutudaki dişlilerin eşleştirilmesi ile düzenlenir. Bu eşleştirme işlemi kutu dışındaki devir hız kollarının istenilen şekilde ayarlaması sonucunda gerçekleşir.<br />
Norton Kutusu: İçerisindeki kademeli dişlilerle talaş miline ve anan mile uygun dönme hızları verir. Dişli kutusundan Norton kutusuna gelen hareket, ayar dişlisinden kademeli dişliye gelir.<br />
Talaş mili: Otomatik ilerlemelerde kullanılan kama kanallı bir mildir.<br />
Ana mil: Trapez vidalı ve vida açmaya yarayan mildir.<br />
Araba: Üzerinde tabla ve suportu taşır. Kayıtlar üzerinde boydan boya hareket için kendi kullanır veya hareketin tabla miline vererek tabla ile kalemin enine hareketini sağlar<br />
Tabla: Arabanın üzerine kızaklandırılmış olup kalemin fener mili eksenine dik hareketini sağlar<br />
Suport: Tabla üzerine kızaklandırılmış olup, açı bölüntülü tablası üzerinde yatay düzlemde istenilen açıda döndürülebilir. Ayrıca boyuna kısa ilerlemeler için elle hareket verilebilir.<br />
Kalemlik: Kalemin doğrudan doğruya veya katerle bağlanmasına yarayan kısım olup, çeşitli özelliklerde yapılır.<br />
Gezer punta: torna kayıtları üzerinde gezebilen ve ucunda 600lik konik uçlu puntası olan aygıttır. İş parçalarını alın yüzeylerinden desteklemeye yarar. Fener mili ile gezer punta aynı eksendedir. [5]</p>
<p>Özel Tornalar: Seri üretimi sağlamak için düzenlenmiştir. [1]<br />
Hava Tornası: Büyük parçalar için<br />
Düşey Torna: Ağır parçaları dik eksende işler<br />
Kopya Tornası: Orijinal bir profili, iş üzerine kopya eder. Talaş kaldırmak için gereken bilgi, işlenecek yüzeyin profiline göre şekillendirilmiş bir şablon (model) tarafından verilir.<br />
Revolver Torna: Yarı otomatik kalemliği ile seri iş yapar. bir torna tezgahında silindirik ve alın tornalama gibi arka arkaya yapılan işlemlerin hızları arttırılmıştır. Bu tornalar adi tornalardan başlıca iki noktada ayrılır: aynı anda birden fazla takımla talaş kaldırmak mümkündür ve on veya daha fazla sayıda takım, üç takım taşıyıcısı üzerine takılabilir ve ayarlanabilir. Revolver torna kalem taşıyıcı ve puntanın yerini olan çok kafalı bir takım tutucu sayesinde takım değiştirmenin süratle yapılabilmesi ve aynı anda, birçok yüzeyin birden işlenmesi gerçekleştirilebilir.<br />
Mekanik Otomat Torna Tezgahları: İşlemleri programa göre otomatik yapar. Bu tür tezgahlarda parça işlenirken konum bilgileri ve teknolojik bilgiler kam kontrollü otomatik sistemler tarafından verilir.</p>
<p>NÜMERİK KONTROLLÜ TORNA TEZGAHLARI</p>
<p>	Tornalama işlemlerinde gerekli olan bilgiler, konum bilgileri ve teknolojik bilgiler olmak üzere iki çeşittir. Konum bilgileri takımın gideceği noktalardır. Teknolojik bilgiler ise takımın iki nokta arasında ki kesme hızı, ilerleme gibi kesme koşullarıdır. Bu bilgiler insan müdahalesi olmadan bir program tarafından veriliyorsa bu tip tezgahlara Nümerik Kontrollü (NC) tezgahlar denir.<br />
	NC tezgahlarında takımın gideceği noktaların koordinatları bir program yardımıyla tezgaha verilir ve takımın o noktalara vardığında, yine programda yazılan işlemleri gerçekleştirir.  [4]</p>
<p>TORNADA KESME HIZI VE İLERLEME</p>
<p>	Tornanın kalemliğe bağlı kalemin ucunun, iş parçası çevresinde dakikada metre cinsinden aldığı yola kesme hızı denir.<br />
	Kesme hızına etki eden faktörler: Malzemenin cinsi, kullanılan kesici takımın cinsi,<br />
Tezgahın gücü ve kapasitesi, ilerleme miktarı, talaş derinliği, işleme cinsi.<br />
	Kesme hızına göre devir sayısının hesabı:   dır. V:kesme hızı, d:çap, n: dakikadaki devir sayısı.<br />
	İlerleme, iş parçasının bir devirde kalemin aldığı yol olup, talaş kalınlığı olarak görülür, ‘s’ ile gösterilir [3]</p>
<p>TORNALAMA TAKIMLARI<br />
Torna kalemlerinin özelliklerine göre standartlaştırılmış olanları vardır. Standart takımlar kalem tipi, sap kesiti, malzemesi ve standardı gösterilerek simgelenir. Standart  olmayan takımlarda takım geometrisini belirleyen açılar  verilmelidir<br />
Vida kalemleri standart değildir. Genellikle talaş açısı 00 dir. Uç açıları açılacak vidaya göre değişir.<br />
İç yüzeylerin (deliklerin) tornalamasında dış yüzeye göre daha uzun takımlar kullanılır. Bu takımların rijitliği azdır. Bu takımlar doğrudan doğruya katere veya kartuş adı verilen kesici takım taşıyıcılarına bağlanabilirler.<br />
Torna tezgahlarında en çok kullanılan kalem türü kaba talaş kalemidir. Bu kalemde gerekli açıların tümü vardır. Diğer kalemlerde daha az sayıda açı bulunabilir. [5]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/torna-tezgahlari-5/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İŞ  DEĞERLEMENİN TANIMI</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/is-degerlemenin-tanimi/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2010/01/16/is-degerlemenin-tanimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 00:24:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>editor2</dc:creator>
				<category><![CDATA[ÜRETİM VE LOJİSTİK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/2010/01/16/is-degerlemenin-tanimi/</guid>
		<description><![CDATA[
BÖLÜM 1  
1.1 İŞ  DEĞERLEMENİN TANIMI
İş değerleme, kaba bir tabirle bir işletmedeki işin mevcut diğer işlerle kıyaslanma  çalışmasıdır. Bu çalışma işletmede mevcut olan  işler diğer arasındaki durumunu ,değerini ,  işin yapılması için gerekleri ve  olması gereken koşulları belirler. Sadece işi değerlendirir işi yapan iş göreni değerleme  gibi çalışmalara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
BÖLÜM 1  </p>
<p>1.1 İŞ  DEĞERLEMENİN TANIMI</p>
<p>İş değerleme, kaba bir tabirle bir işletmedeki işin mevcut diğer işlerle kıyaslanma  çalışmasıdır. Bu çalışma işletmede mevcut olan  işler diğer arasındaki durumunu ,değerini ,  işin yapılması için gerekleri ve  olması gereken koşulları belirler. Sadece işi değerlendirir işi yapan iş göreni değerleme  gibi çalışmalara girişilmez.</p>
<p>İş değerleme  iş analizleri ile başlayan ve genellikle ücretleme çalışmalarıyla son bul-bir çalışmadır. Bu süreç aşağıdaki gibi işler.*</p>
<p>1-  HAZIRLIK AŞAMASI </p>
<p>a) İş Analizleri<br />
b) İş  Gerekliliklerinin oluşturulması<br />
c) İş tanımlarının oluşturulması</p>
<p>2- İŞ DEĞERLEMESİ</p>
<p>3-PİYASA ÜCRET ARAŞTIRMASI</p>
<p>4-ÜCRETLEME </p>
<p>İş değerlemesinin en göze batan yansıması  ücretlerde oluşmuştur ; bundan dolayı iş değerleme çalışmasının insan kaynaklarında ve işletmenin işleyişindeki  niceliksel yansımaları göz ardı edilerek iş değerleme çalışması ücret hesaplama tekniklerinden biri olarak görülmüştür. İş değerlemesi ücret saptamak amacıyla işletmiçindeki işlerin bir biriyle araştırılarak göreli değerlerinin sistematik bir biçimde belirlenme süre İngiliz yönetim enstitüsünün tanımına göre iş değerleme bir işletmede ücret yapısını belirlemek  amacıyla çalışmadır*. A.B.D  çalışma bürosu ise iş değerlemeyi ; işin göreceli değerini belirleyen  ve bu değere göre ücret yönetimi ilke ve kurallarını saptanmasını amaçlayan bir yöntem olarak değerlendirmiştir.* Halil Yazar ise iş değerlendirmeyi iş değerlemenin örgütsel amaca en fazla fayda sağlayan ve bunun sonucu itibariyle en fazla ücreti hak eden iş göreni hakkeder mantığıyla iş değerlendirmeyi tanımlamıştır.** </p>
<p>İş değerlemeye işler arasındaki değer farklılıklarını belirlenmesi amacıyla yaklaşan görüş ise yapılan bu çalışmaların ücret yapısının  oluşturulmasına yarayan bu çalışmanın  işin temel ücretinin oluşturulmasında kullanılabileceğini anlatıyor. Bu görüş iş değerlemeyi söyle açıklamaktadır :</p>
<p>         &#8221; Önceden saptanan mantısal ölçeklere göre bir endüstri dalındaki veya işletmedeki işlerin aralarındaki göreceli değerlerin belirlenmesi için uygulanan bir </p>
<p>          İş değerlendirmeyi sadece basit bir ücret hesabı olarak görmeyip , işletmenin yapısal ve işleyiş seklini inceleyip gerek , sistemdeki akaklıkları gidermeye çalışan bu yaklaşım çağdaş iş değerleme anlayışını yansıtmaktadır. Sonuçta bir tanıma ulaşmak gerekirse : </p>
<p>İş değerleme ; önceden belirlenmiş işletmenin koşullarına uygun ölçeklere göre işletmedeki  mevcut işler arasında karşılaştırma ve bu karşılaştırma sonucunda bu işlerin önem sırasını belirleyen bir gruplama yapılarak iş yapısı oluşturulması çalışmasıdır.  </p>
<p>1.2 İŞ DEĞERLENDİRMENİN AMACI VE YARARLARI</p>
<p>İş değerlemenin işletmeye yararlarının insan kaynaklarına işletme işleyişi ve<br />
ücretleme sistemine katkıları açısından iki ana grup başlığı altına alınabilir.    </p>
<p>Ücretlendirme Sistemi Açısından </p>
<p>•	İşler arasındaki ücret farklılıklarını ve ücret farklılıklarını ve ücret ilişkilerini bilimsel ve mantıklı bir temele oturtmak. </p>
<p>•	 Eşit işe eşit ücret mantığıyla işin niteliklerine göre adil ve dengeli  bir ücretlendirme sistemikurabilmek                                                                                                                                               .<br />
•	Teşvikli ücretlendirme sistemini isletmede kurabilmek.</p>
<p>İnsan Kaynakları ve İşletme İşleyişi Açısından </p>
<p>•	    Örgüt içinde kişiler arasındaki yetki ve sorumluluk paylaşımının belirlenmesinde.</p>
<p>•	   Örgüt içinde insanlar arasındaki iletişim yollarının oluşturulmasında.</p>
<p>•	   Çalışanların secimi işe alınmasında ve eğitiminde temel bir bilgi sistemi oluşturulmasına  yararlı olmak için.  </p>
<p>•	  Örgüt içindeki iş rotasyonunu objektif bir şekilde yapabilmek amacıyla .</p>
<p>•	  İş gören motivasyonunda faydalı olabilmek için.</p>
<p>•	  Kuruluşun gelişen şartlara adaptasyonunu amacıyla reorganizasyon ve modernizasyon çalışmalarına yardımcı olabilmek için.</p>
<p>•	  İş etüdü , iş basitleştirme çalışmaları gibi işletmenin işleyişini kolaylaştıran<br />
çalışmalara yardımcı olmak için</p>
<p> 1.3      İŞ DEĞERLEMENİNİ KAPSAMI	</p>
<p> İş değerleme kapsamına alınacak işler iş değerleme çalışmasının hazırlık aşamalarında karar verilir. İş kapsamına alınacak işler iş görenin  ücret ödeme şekline göre aylık ücret ödenen ve saat başı işlerin değerlendirilmesi ayrı ayrı yapılır. Aylık ücret ödenen işler zihinsel çaba ile devam eden işlerdir ve bu işler değerlendirilirken karar verme , önderlik iş birliği gibi nesnel olmayan faktörler kullanılır bu da genelde niceliksel değerlendirme faktörlere sahip saat ücreti ödenen işlere göre biraz daha zorluk çıkarır.</p>
<p>İş değerlemesinde kapsama alınacak işlerin miktarını işletmenin mevcut durumu ve teknik olanakları belirler. Mesela bu çalışmalara ayrılan zaman , çalışmayı yürütecek olan kişilerin nitelik ve  nicelikleri , çalışmanın maliyeti , iş görenlerle ilişkileri(işletme-sendika ilişkisi) yada incelenecek olan işlerin nitelik ve nicelikleri bu faktörlerden belli başlılarıdır. </p>
<p>İş değerlemesi kapsamına alınacak işlerin sayısı ve özellikleri değerleme planının oluşturulmasına ve yöntem seçimine direkt etki edeceğinden çok önemli bir noktadır çünkü iş değerleme kapsamına alınacak işlerin miktarı azaldıkça daha az karmaşık değerleme yöntemlerin kullanıla bilme imkanı artar,  çalışma süresini kısalır, çalışma maliyeti azalır değerlemeyi yapacak olan ekibin seçimini kolaylaştırır. Bu yüzden ön çalışmalar sırasında değerlendirilecek işin seçimi ,işin niteliği , işletmenin teknik<br />
düzeyi ve olanakları açısından titiz bir çalışma yapılması lazımdır.</p>
<p>BÖLÜM 2</p>
<p>İŞ ANALİZLERİ</p>
<p>İş analizi bir iş hakkında bütün verileri hakkında bütün verileri toplama belirlenir , bir yandan da söz konusu iş in hangi çevre içinde ve hangi koşullar altında yapıldığı öğrenilmiş çalışmasıdır. Daha da açmak gerekirse iş analizi her bir işin niteliğini ve o işin görüldüğü çevre koşullarını gözlem ve inceleme yoluyla belirleme ve bunlarla  ilgili  bilgileri yazıya dökme işlemidir . Bununla bir yandan işi oluşturan eylemler ve ödevler ile bu işin başarılı olması için  gerekli ustalık , bilgi yetenek ve sorumluluk olur.   İş ören açısından bakmak gerekirse iş analizi belli bir işteki iş gören faaliyetlerini  gereksinimlerini teknik ve çevreye ilişkin bilgileri anket gözlem ve görüşme yöntemiyle inceleyip iş görenini görevini başarılı bir şekilde yapabilmesi için gereken bilgi , beceri yetenek ,sorumluluk ve işe ilişkin bilgilerin oluşturulması aşamasıdır.  işte bu iş analizleri mühendislik  personel yönetimi çalışmalarına temel olmak amacıyla  kullanılır. .</p>
<p>Mühendislik çalışmaları açısından iş analizleri : İş analizlerinin ve daha etkin mühendislik alanında kullanımındaki esas amacı işin daha basit ve daha verimli yapılmasında etken olan öğelerin araştırılması , işlerin basitleştirilmesi ve yeni yöntemlerin geliştirilmesinde kullanılmasıdır. Aynı zamanda endüstri mühendisliği amaçları altında ya yapılan bu çalışmada kullanılan yöntem ve teknikler personel yönetimi alanında yapılan çalışmalarda da kullanılır. Endüstri mühendisliği açısından iş analizinin amaçlarını saymak gerekirse :</p>
<p>•	İş geliştirilme çalışmalarında kullanılması.<br />
•	Standartların saptanmasında. iş basitleştirme çalışmalarında.<br />
•	İş basitleştirme çalışmalarında kullanılmasına<br />
•	Teşvikli ücret sistemine göre iş görene ödem yapılmasında.<br />
•	Hareket zaman ve çaba ekonomisi çalışmalarında.<br />
•	 Sistemin ve ekipmanların geliştirilmesinde .<br />
Personel  yönetimi açısından iş analizleri: İş analizlerini personel yönetimi  açısından  amaçları:</p>
<p>•	İşlerin göreli değerlerini belgelemek ve  verileri sağlamak<br />
•	İş gören  değerlendirilmesi için ölçülebilen iş başarısına göre iş gereklerini belirlemek.<br />
•	İş gören seçimi yerleştirilmesi aktarılması terfisi için ilgili gereklilikleri belirlemek.<br />
•	İş görenin eğitimine ilişkin olarak işçinin kendi işini başarmada yapacakları hakkında ayrıntılı bilgi sağlamak.<br />
•	İş görülürken karşılanabilecek tehlikeleri önleyecek tedbirlerin alınmasına yardımcı olmak.<br />
•	Çalışma koşullarını iyileştirmek.<br />
•	Üretim standartlarını düzenlemeye yardım etmek.<br />
•	İş yalınlaştırmasını ve yöntemlerin iyileştirilmesi ile iş gören üretkenliğini arttırılmasını sağlamak.<br />
•	Örgütte yetki ve sorumluluk dağılımını gerçekleştirmek.<br />
•	İş gören kayıt ve istatistiklerine temel olmak.</p>
<p>Her ne kadar iş analizi için bir dizi amaç belirtilmiş ise iş analizinin temel amacı işlerin göreli değerinin belirlenmesi başka bir deyişle iş  değerleme çalışmasına bağlı olan amacıdır. Yalnızca bu amaç için iş analizleriyle sağlanan iş gerçekleri diğer amaçlar için de sağlam ve güvenilebilir bir veri niteliği  taşıyacaktır. Kısacası bir iş analizinin diğer amaçlarının gerçekleşmesi için analizin öncelikli hedefi iş değerlemesi için yapılmış olması lazım.</p>
<p>Bir iş analizi süreci  ön çalışmalar , uygulama ve uygulama sonuçlarının kullanılması olarak üç aşamadan oluşmaktadır.</p>
<p>2.1.1 İŞ ANALİZİNDE ÖN ÇALIŞMALAR</p>
<p>2.1.1.1. Amaca Göre  Form dizaynı: Her analiz çalışmasının incelenecek iş çeşidine göre amacı işlevi , özellikleri ve hedeflenen bilgiler farklıdır. Hedeflenen bilgilerin tam ve eksiksiz olarak elde edilmesi için her analiz çalışmasında işin özelliklerine göre yeni bir form hazırlanır.</p>
<p> 2.1.1.2. Tanıtma: İş gören desteğini elde etmek ve yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak  amacıyla yapılan analiz çalışmasının hedef ve ilkelerini toplantı , seminer broşür v.b &#8230; gibi yazılı ve / veya sözlü yollarla anlatılmasıdır.</p>
<p> 2.1.1.3 Analizcilerin seçimi: bir iş analizinin hedefine ulaşabilme oranını iş analiz formlarının ve analizcinin nitelikleri etkiler. Eğitim ,tecrübe ve bilgi açısından bakıldığında  bir iş analizcisi endüstri yönetimi veya endüstri mühendisliği konusunda bilgiye sahip  en az yüksek okul  bitirmiş olmalıdır. Ayrıca bir iş analizcisi iş hakkında veri toplama ve incelemede, bu verileri diğer işlerde elde edilen verilerle muhakemede ,görev ve sorumlulukları belirleyen organizasyon tasarımında bilgili ve yetenekli olmalıdır. İşletme içi analizci seçiminde bu faktörler  örnek olarak teşkil edilebilir. İş analizinin yapılmasındaki önemli bir husus ise analizcilerin sayısıdır. Ortalama bir analizci bir günde 3 –5   iş görenle görüşür eğer görüşülecek iş gören sayısı çok fazla ise  bu sayı aşağıdaki gibi hesaplanır. </p>
<p>                    A= İ/S .G   </p>
<p>A :  Analizci sayısı<br />
S :   Tüm görüşmelerin devam süresi<br />
G :   Analizcinin yapacağı ortalama görüşme<br />
İ  :   İş gören sayısı    </p>
<p>2.2 İş Analiz yöntemlerinin saptanması: İş analizinde üç yöntem kullanılır. Bunlar görüşme anket ve karma ve yöntemlerdir.</p>
<p> 2.2.1Görüşme yöntemi : Görüşme yönteminde iş analizcileri işletmede görülmekte olan belirli işler için gerekli bilgileri ve görüldüğü çevre koşullarını ya işgören ya gözetimci yada her ikisiyle görüşerek belirler. Bunun için analizci için analizci iş görenin yaptığı işi baştan sona kadar gözlem yoluyla izleyip iş görene gerektiği zaman sorularını sorar. Burada en önemli nokta iş hakkında tam bir bilgiye sahip olabilecek tüm verileri eksiksiz bir biçimde toplayabilmektir. Bu yüzdende görüşme yapılırken  hiçbir konu atlanmamalı veri sağlayabilecek her şey sorulmalıdır. Görüşme yapılırken iş analiz veri kağıtları ve kılavuzları kullanılır. İş analiz kılavuzu her zaman hazır bulundurulmasına rağmen kullanımına pek baş vurulmaz. Esas kullanım amacı iş analizi sırasında bazı önemli noktaları atlamamak için el altında bulundurulmasıdır. İş analizi veri kağıtlarının ise amacı toplanan verileri kaydetmede kolaylık sağlamasıdır. </p>
<p>Görüşme yöntemini bilgilerin tam ve net elde edildiğinden dolayı tercih edilen bir yöntemdir. Fakat maliyetinin fazla olması ve uzun bir süre gerektirmesi bu yöntemin  eksileridir.</p>
<p> 2.2.2. Anket  Yöntemi (Soru Kağıdı):   İle ilgili verileri elde etmek amacıyla iş değerleme departmanı tarafından hazırlanan anketlerle yapılır ve yine aynı departman tarafından değerlendirilir. Bu yöntem en önemli artısı işle ilgili daha fazla iş verisine  daha çok daha hızlı ulaşılabilmesine rağmen çok zor ve detaylı bir anket  formu hazırlama aşaması gerektirdiğinden birde tam ve doğru bilgilere ulaşılamadığından dolayı bu yöntem yalnız başına tercih edilmemektedir.</p>
<p> 2.2.3 Karma Yöntem:  Bu yöntem görüşme ve anket yöntemlerinin bileşiminden oluşmuştur. Bu yöntemde önce iş görenlere soru kağıtları doldurturularak  , geniş çapta ilk veriler toplanır. Sonra örnekleme yoluna baş vurularak , daha küçük çapta iş gören ile görüşmeler yapılır. Böylelikle her iki yöntemin zaaflarını gideren bir yöntem oluşturulmuştur.</p>
<p>2.3 İŞ ANALİZİNİN YAPILMASI  </p>
<p>2.3.1 Analiz Öncesi Hazırlıklar: Bu aşamada kitap, dergi ,işletmeye ait katologlar ,iş akım şemaları, örgüt şemaları ,işlem tanımları ve açıklamaları gibi işle ilgili veriler toplanır. </p>
<p>2.3.2 İş Yerini Tanıma : Bu aşamada iş yerini tanıyıp  çevre koşulları ve işin yapılışını zorlaştıran etmenler ortaya çıkarılır.<br />
2.3.4 Analiz Öncesi Planlama ve Unvan Standardizasyonu: Bu aşamada incelemenin nasıl yapılacağını planlamak örgüt semasını ve işleri genel olarak inceleyip birbirleriyle arasında olan ilişkiler  çıkarılır.  Ayrıca benzer işler aynı unvan adı altında toplanarak  unvan satandardizasyonuna gidilir.</p>
<p>2.3.5 Seçilen yönteme Göre Zaman Proglamlama : İş gören iş analizcisi ve üretim programı dengesi korunarak işin normal tempoda yapıldığı dönemde bu çalışmanın yapılabilmesi için zamanlama çalışmaları yapılır.</p>
<p>2.4) Kılavuz ve Veri Formlarındaki  Bilgilerin İşlenmesi: Elde edilen formlardaki bilgiler işlenir ve ardından tanımlar ve iş gerekleri çıkartılır.</p>
<p>İşözeti</p>
<p>İş özetleriyle işin görevleriyle ilgili gereklerin tümü kısaca belirtilir. İş özeti işin kapsamını ve amacını ve ona bağlı bilgilerin tam bir anlatımını sağlar. İşin işle ilgili ne, niçin, nasıl sorularınının cevabını vermeye çalışır. </p>
<p>İşTanımları</p>
<p>İş tanımının görevler kısmında dikkat edilecek en önemli nokta tanımları yapılacak işlerle ilgili bir bilginin sıraya sokulmasıdır. Bunun sebebi uygun bir biçimde sıralanmış bilginin yazılmasında ve iş görenin okuyup kavramasında büyük kolaylık sağlamasıdır. Görevler bölümünün düzenlenmesinde yapılacak ilk şey ana bölümlerin, basamakların yada görevlerin neler olduğunu belirlemektir. Bu ise eldeki bilginin esaslı bir şekilde incelenmesini ve bölünmesini gerektirir. Genelikle her işte kendisine özgü özel bir bölümlemeyi gerektirir. Bu işi oluşturan görevler başka bir işe ait olanlar eldeki bilginin esaslı bir şekilde incelenmesini oluşturan görevler başka ise ait olanlardan tümüyle ayrı karakterde olabilir. Bu nedenle; işi tamamlamada kullanılan yalnız biri tanımlanabilir. Örneğin bir fireze tezgahında işçinin yaptığı işlerden biri şu görevlerden oluşabilir:</p>
<p>1-Makinaların hazırlanması<br />
2- Makinaların çalıştırılması<br />
3- İş parçasının bölünmesi<br />
4- Ayarlama ve bakım   </p>
<p>Diğer taraftan yalnız başına işi hazırlamakla uğraşan başka bir işçinin işi şu kısımlara ayrılabilir:</p>
<p>1-Makinanın hazırlanması için ön çalışma<br />
2- Kalıpların yerleştirilmesi<br />
3- İş parçasının ölçülmesi<br />
4- Ayarlama ve bakım<br />
5- Makinanın asıl görevli işçiye teslim edilmesi</p>
<p>Bilgiyi iyi bir şekilde düzenliye bilme becerisi, analizcini sahip olması gereken en önemli niteliklerden biridir. Bu işe çeşitli işler üzerinde oldukça uzun bir süre çalışıp ilgili kişilerin eleştiri ve öğütleri alındıktan sonra kazanılabilir.</p>
<p>İş Gerekleri<br />
İş analiz ve tanımlarından sonra işin başarılması için gerekler ortaya çıkar. Bu çalışmanın sonuçları iş gerekleri formunda toplanır. Bu çalışmanın amacı iş değerlendirilirken başvurulacak iş faktörlerine verilmesi öngörülen değerlerin temelini oluşturur. Söz konusu faktörlere ilişkin olarak iş gereklerinde yer alan anlatımlar onların istek payını ve zorluk derecesini ortaya koyar. İş gereklerine alınan iş verileri ile  kanaatler sonrasında iş değerleme kılavuzunda zorluk derecesi tanımlarıyla karşılaştırılarak söz konusu kılavuzda gösterilen standart ölçüye bağlı olarak bir işteki her faktör incelenir. Bu faktörler ise ustalık gerekleri (öğrenim, tecrübe, düşünsel uygulama, iş bilgisi, sorumluluklar), fiziksel gerekler, çalışma koşulları ve iş tehlikeleridir.</p>
<p>İş  Analizi  soru  formu  örneği<br />
İŞYERİNİN  ADI    : &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..       İŞ  KOLU     :  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
BÖLÜM                  : &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;      TARİH          :  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
 Cevap  vermeden  önce   soruları  dikkatle  okuyunuz.  Kısa  ve  özlü  cevaplar  veriniz.<br />
Görevlerin  Tanımı  : Yaptığınız  işin  genel  amacı  nedir  ?<br />
1.       İşinizi,  yapış  biçimini  ve  işlerinizin  türünü  açıklayınız. (Kimden  veya  nereden  iş  alırsınız,  aldığınız  iş  üzerinde  ne  gibi  değişiklikler  yaparsınız  ve  yaptığınız  işi  kime  veya  nereye  verirsiniz. Bu  soruyu  cevaplarken  günlük  işlerinizi  göz  önüne  getiriniz.)<br />
2.       Haftalık,  aylık  gibi  dönemsel  görevleriniz  varsa  nelerdir,  açıklayınız.<br />
3.       Belirsiz  zaman  aralıkları  ile  yaptığınız  işler  varsa  açıklayınız.<br />
4.       Emrinizde  çalışanlar  varsa,  nezaret  ettiğiniz  işlerin  adını  ve  her  işte  çalışanlar  sayısını  belirtiniz.<br />
5.       Kime  karşı  sorumlusunuz  ve  işin  yapımı  ile  ilgili  olarak  kimden  talimat  alırsınız  ?<br />
Görevlerin  Yapımı  :<br />
A.  Düşünsel  Gerekler<br />
7.       Yapmakta  olduğunuz  işin  iyi  bir  biçimde  yapılabilmesi  için  gerekli  örgütün  eğitim  düzeyi  nedir<br />
8.       İşinizin  yapımı  ile  ilgili  gerekli  yaygın  eğitim  kapsamını  süre  ve  konu  yönünden  açıklayınız.<br />
B.  İş  Tecrübesi  ve  Beceriler<br />
9.       Yapmakta  olduğunuz  iş  için  gerekli  iş  tecrübesi  ve  becerinin  kazanılabilmesi  için  gerekli  süre  nedir  ve  söz  konusu  beceri  ve  iş  tecrübesinin  nitelikleri  nelerdir  ?<br />
10. Hangi  görev  kademelerinde  çalışanlar,  eğitim  yoluyla  yapmakta  olduğunuz  işi  yapabilir  duruma  getirilebilir.<br />
11. Yapmakta  olduğunuz  işten  sonra  göreceğiniz  ilave  eğitimle  hangi  üst  görevlere  geçebilirsiniz<br />
12. Yapmakta  olduğunuz  işin  güç  yönleri  nelerdir  ve  bu  güçlüklerin  nedenlerini  açıklayınız </p>
<p>C. Bedeni  Gayret  :<br />
13.  Çalışma  sürenizin;  ayakta,  oturarak,  hareket  ederek  ve  başka  bir  biçimde  geçen  sürelerini  yüzde  olarak  belirtiniz.<br />
     	Ayakta  %          ,   Oturarak  %         ,  Hareket  ederek  %          ,  Diğer  %<br />
14.  Yapmakta  olduğunuz  işle  ilgili  bedeni  gerekler  nelerdir  ?<br />
 Sorumluluk:<br />
15.  Yapmakta  olduğunuz  işin  parasal,  nezaret  ve  başkaca  değer  taşıyan  sorumlulukları  nelerdir  açıklayınız<br />
Çalışma  Şartları  :<br />
16. Çalışma  saatleriniz  nelerdir  ?<br />
17. Yapmakta  olduğunuz  işin  hoş  olmayan  yönleri  nelerdir  ?<br />
Not  :  İşinizle  ilgili  gerekli  gördüğünüz  başkaca  açıklamalar  varsa  belirtiniz<br />
Adınız  Soyadınız  :<br />
Yapmakta  olduğunuz  görevde  kıdeminiz  :<br />
İş  Tarifi  Formu  Örneği,<br />
İŞYERİNİN  ADI  :  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;            İŞ  KODU  :<br />
DEPARTMAN      :  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;             İŞİN  ADI  :<br />
BÖLÜM                :  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;             TARİH       : </p>
<p>1.İŞİNÖZETİ  : &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
                         &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..<br />
2.GÖREVLER  :  ( Belirli  görevlerin  tanımlanması,  her  görev  için  tüm  çalışma  zamanına  oranla  yüzde  kaç  zaman  ayrıldığının  yazılması  ) </p>
<p>Temel  Görevler  :<br />
             %<br />
1)  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
            %<br />
2 )  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
            %<br />
3 )  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. </p>
<p>Periyodik  Görevler  :<br />
            %<br />
1 )  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
            %<br />
2 )  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
Arızi  Görevler  :<br />
             %<br />
1 )  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..<br />
             %<br />
2 )  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. </p>
<p>3.ORGANİZASYONEL  İLİŞKİLER  VE  NEZARET  :<br />
Çalışmalarını  Nezaret  Ettiği  Kişiler  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
Çalışmasına  Nezaret  Eden  Kişi &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..<br />
İşbirliği  Yaptığı  Birimler  ve  Görevler &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..<br />
 4.İŞİN  YAPIMI  İÇİN  GEREKLİ  ASGARİ  NİTELİKLER<br />
Eğitim                                          :  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;                                                                                   CİNSİYET                                               Kadın       Erkek<br />
 Ya ş 	:<br />
İşTecrübesi                                                :&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
Beceri  	:&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..<br />
Sorumluluk	:&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..                                                                                                                                    İş  Bilgisi   	:  &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
ÇALIŞMA  ŞARTLARI:&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>2.5	İş değerleme çalışmalarında çıkabilecek mevcut hata kaynakları şunlardır:</p>
<p>1- İş değerlemenin kullanım yeri önceden tespit edilmeli, o yere uygun çalışmalar yürütülmelidir.</p>
<p>2- İş değerlemenin yapılma zamanı çok uygun olmalıdır. Toplu sözleşmelerin başladığı, toplu işten çıkarmaların olduğu firmanın tasfiyeye gittiği kızgın dönemler çalışmayı başından baltalayabilir.</p>
<p>3- İş değerlemenin yapılma amacı iyi tespit edilmelidir ve çalışmalar bu amacı gerçekleştirecek şekil ve tarzda yürütülmeli çalışmalar belirlene amaçlar dışında kullanılmamalıdır.</p>
<p>4- İş değerlemenin benimsetilme şeklinin yapılış amacına uygun tarafların senpasitisini sağlayacak şekilde olmasına gayret edilmelidir.</p>
<p>5- İş değerleme çalışmalarını yürüten grubun durumu çalışmayı aksatmayacak, benimsetecek yapıda olmalıdır. Dürüst olduğuna inanılan insanlardan ve değerlendirme sonuçlarından etkilenecek kesimlerin taraflarından oluşturulması yararlıdır.</p>
<p>6- İş ünvanlarının tespit ve sınıflandırılması çok dikkatli ve yaygın görüşmeli biçimde yapılmalı, mevcut ünvanlarda büyük değişiklik yapılmamaya özen gösterilmeli, ünvanlar organizasyon yapısına uyumlu olmalıdır.</p>
<p>7- İş değerlemede ku