<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ERPakademi &#187; bank</title>
	<atom:link href="http://www.erpakademi.com/tag/bank/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.erpakademi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Jun 2010 15:27:30 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Bankaların  İhtiyatlı Yönetimine İlişkin Yükümlülükler ve Düzenlemeler Konusundaki  Uygulamalar</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/10/07/bankalarin-ihtiyatli-yonetimine-iliskin-yukumlulukler-ve-duzenlemeler-konusundaki-uygulamalar/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/10/07/bankalarin-ihtiyatli-yonetimine-iliskin-yukumlulukler-ve-duzenlemeler-konusundaki-uygulamalar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 11:47:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[EKONOMİ&FİNANS]]></category>
		<category><![CDATA[bank]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[bankacılık]]></category>
		<category><![CDATA[duzenlemeler]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyat]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[yukumlulukler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=150</guid>
		<description><![CDATA[Gözetim ve denetim otoritesi banka yönetimlerince bankacılığa ait risklerin tanınması, izlemesi, ve kontrolünün yapılması konusunda önemli bir rol oynar. Gözetim ve denetim işlevinin en önemli kısmı yetkili otoritece, söz konusu bu risklerin yönetiminde uyulması gereken ihtiyati düzenlemelerin (sermaye yeterliliği, kredi karşılıkları, aktif yoğunluğu, likidite yönetimi, risk yönetimi ve iç denetim konularını kapsamak üzere) geliştirilmesi ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gözetim ve denetim otoritesi banka yönetimlerince bankacılığa ait risklerin tanınması, izlemesi, ve kontrolünün yapılması konusunda önemli bir rol oynar. Gözetim ve denetim işlevinin en önemli kısmı yetkili otoritece, söz konusu bu risklerin yönetiminde uyulması gereken ihtiyati düzenlemelerin (sermaye yeterliliği, kredi karşılıkları, aktif yoğunluğu, likidite yönetimi, risk yönetimi ve iç denetim konularını kapsamak üzere) geliştirilmesi ve uygulanmasını sağlamaktır. Niceliğe ya da niteliğe ilişkin bu düzenlemeler bankaların ihtiyatsızca riskler almasını sınırlandırmak içindir. İhtiyati düzenlemeler banka yönetimine ait kararların önüne geçmemeli ancak bankaların uygun şekilde faaliyette bulunmaları için gerekli asgari standartları gerekli kılmalıdır. Bankacılığın dinamik yapısı, gözetim ve denetim otoritelerince ihtiyati kurallara uyulduğunun denetlenmesi ve bu kurallara uyumun sürdürülmesi hususlarını olduğu kadar yeni koşullar altında da gerekli kurallara uyulacağı hususunun değerlendirilmesini gerektirir.<br />
1. Sermaye Yeterliliği     </p>
<p>6. Prensip:  Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi, bankaların taşıdıkları riskler karşılayacak şekilde asgari sermaye yükümlülüklerini tanımlamalıdır. Ayrıca, sermayenin banka zararlarını karşılayabilmesine yönelik sermaye alt kalemlerinin tanımlanması gerekmektedir. Uluslararası alanda faaliyet gösteren bankalar için bu standart Basle Komite&#8217;nin belirlediği Sermaye Yeterliliği Rasyosu&#8217;nun altında olmamalıdır.</p>
<p>Banka öz sermayesi, bankaya fon sağlaması, hissedarların sabit gelir kaynağı olması, büyüklüğü ölçüsünde risk alınması, zararların karşılanması ve bankanın büyümesine olanak vermesi gibi bir çok amaca hizmet eder. Asgari sermaye yeterliliğine ilişkin yükümlülükler, mevduat sahiplerinin, bankanın ve banka hissedarlarının kayıp risklerini azaltmak ve bankacılık sektöründe istikrarın sağlanmasında gözetim ve denetim otoritelerine yardımcı olmaktır. Gözetim ve denetim otoritesi uygun asgari sermaye yeterliliğini belirlemeli ve bankaları asgari sermaye yükümlülüğünün üzerinde sermaye bulundurmaları için teşvik etmelidir. Bir bankanın taşıdığı risklerin mahiyeti dolayısıyla ya da aktif kalitesi, risk dağılımı ve/veya bankanın mali yapısına ilişkin diğer özelliklerde belirsizlikler varsa, gözetim ve denetim otoritesi asgari sermaye yeterliliği rasyosunu daha yüksek tutabilmelidir. Bankanın sermaye yeterliliği rasyosu asgari oranın altına düşerse bankacılık gözetim ve denetim otoritesi belli zaman sürecinde asgari yükümlülüğün tekrar karşılanması için bankanın gerçekçi bir planı olduğundan emin olmalıdır.  Gözetim ve denetim  otoritesi ayrıca söz konusu durumlarda gerekli olabilecek ilave sınırlandırmalar olup olmadığını da dikkate almalıdır.</p>
<p>1998 yılında, Basle Bankacılık Gözetim Komitesi üyeleri banka sermaye yeterliliğinin hesaplanmasına ilişkin bir metot üzerinde de anlaşmışlardır. Diğer bir çok ülke Sermaye Uyum Anlaşması’nı (Capital Accord) ya da ona yakın bir düzenlemeyi benimsemiştir.  Sermaye Uyum Anlaşması’nda bankacılık faaliyetleriyle ilgili iki önemli konuya dikkat çekilmiştir;  (1) banka bilançosunda yer alan farklı kredi risklerine ilişkin seviyeler, (2) önemli risklerin taşındığı bilanço dışı işlemler.</p>
<p>Sermaye Uyum Anlaşması’nda gözetim ve denetim otoritelerince kabul edilebilir sermaye türleri ve uygun oranlar tanımlanmıştır: “tier one capital”-öz kaynaklar ve “tier two capital”- sermaye ölçümüne dahil edilmesi gereken diğer rezervleri, melez sermaye türlerini içeren alt sermaye grupları- tanımları yapılmıştır.  </p>
<p>Sermaye Uyum Anlaşmasında bilanço ve bilanço dışı işlemlere ilişkin risk ağırlıkları belirlenmiştir. Mümkün olduğunca basit ifade edilmesi amacıyla risk ağırlıkları 0, 10, 20, 50, 100 olmak üzere beş ayrı kategoride incelenmiştir. </p>
<p>Ayrıca, uluslararası alanda faaliyet gösteren bankalar için risk ağırlıklı aktiflerine  uygun olarak asgari  yüzde 4 öz sermaye (tier one capital)  ve asgari yüzde 8 toplam sermaye (tier one plus tier two) rasyosu öngörülmüştür. Bu rasyoların uygulanmasında konsolide bilançolar  dikkate alınmalıdır. Bu rasyolar asgari sermaye yeterliliğini öngörmekle birlikte gözetim ve denetim otoriteleri bu rasyoların daha üzerindeki değerleri ve daha sıkı sermaye tanımları ve yüksek risk ağırlıklarını benimseyebilirler. </p>
<p>2. Kredi Risk Yönetimi</p>
<p>(i) Kredi verme standartları ve kredi izleme işlevi</p>
<p>7. Prensip: Gözetim ve denetim sistemlerinin en önemli özelliklerinden birisi bankaların kredi verme, yatırım yapma, kredi ve yatırım portföylerini yönetmelerine ilişkin politika, yöntem ve uygulamalarının bağımsız olarak değerlendirilebilmesidir.</p>
<p>Gözetim ve denetim otoritesi her bankada kredi ve yatırım faaliyetlerinin bağımsız ve güvenilir prensiplere uygun biçimde yürütüldüğünden emin olmalıdır. Bankanın kredi faaliyetlerinden sorumlu yönetiminin kredi açma, onay verme ve diğer idari prosedürlere ilişkin yazılı ihtiyati politikalarının olması ve bunların uygulanması gereklidir. Kredi verme ve yatırım yapma faaliyetleri banka yönetim kurulunca onaylanmış ve kredi departman sorumluları ve personeline bildirilmiş ihtiyati standartlara uygun olarak yürütülmelidir. Gözetim ve denetim otoritesince önem arz eden bir diğer husus ise kredi işlemlerine ilişkin kararların ne ölçüde çıkar çatışmalarından ve dış baskılardan bağımsız olarak verildiğinin değerlendirilmesidir. </p>
<p>Bankaların ayrıca, ödünç alanın finansal durumunu içermek üzere kredi ilişkilerinin aralıksız olarak izlenmesine yönelik uygun prosedür ve işlevleri olmalıdır. Yönetime bilgi akışını sağlayan sistemlerin en önemli özellikleri banka kredi portföy duruma ilişkin (kredilerin sınıflandırılması ve puanlandırılmasını içermek üzere) ayrıntılı bilgi bulunan bir veri tabanının bulunmasıdır. </p>
<p>(ii) Aktif kalitesi ile kredi karşılıkları ve rezervlerin yeterliliğinin değerlendirilmesi</p>
<p>8. Prensip:  Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi, bankaların aktif kalitesi ve kredi karşılıklarının yeterliliğinin değerlendirilmesine ilişkin oluşturduğu politikaları ve kullandığı yöntemleri yeterli bulmalıdır.</p>
<p>Gözetim ve denetim otoritesi, kredilerin, aktif sınıflamasının ve ayrılan karşılıkların periyodik olarak incelenmesine yönelik banka politikalarını yeterli bulmalıdır. Ayrıca söz konusu bu politikaların düzenli olarak gözden geçirildiğinden ve uygun biçimde uygulandığından emin olmalıdır. Gözetim ve denetim otoritesi bankanın problemli kredilerinin izlenmesi ve vadesi dolmuş kredilerinin geri ödenmesine ilişkin gerekli yöntemleri kullandığı konusunda tatmin olmalıdır. Bir bankanın problemli kredileri büyük boyutlarda ise gözetim ve denetim otoritesi bankadan mali yapısını güçlendirmesini ve kredi uygulamalarına ilişkin prosedür ve standartlarını  sağlamlaştırmasını istemelidir.<br />
Alınan garanti ve teminat değerlerinin ölçülmesine, sağlamlık ve güvenirliklerinin düzenli olarak değerlendirilmesi yönelik bankadan gerekli altyapıyı oluşturması talep edilmelidir.  Gözetim ve denetim otoritesi ayrıca bankanın belirsiz risklere maruz olan bilanço dışı işlemleri için de yeterli sermaye tuttuğundan ve bunları kayıtlarında uygun biçimde gösterdiğinden emin olmalıdır.</p>
<p>(iii) Risk yoğunluğu ve büyük riskler</p>
<p>9. Prensip Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi, bankaların portföylerindeki yoğunlaşmayı belirlemelerine olanak verecek yeterli kapasitede bilgi iletişim ağına sahip oldukları konusunda tatmin olmalıdır. Ayrıca, gözetim ve denetim otoritesi bir kişi ya da gruba verilebilecek kredilerin sınırlandırılmasına ilişkin esasları belirleme yetkisine sahip olmalıdır.</p>
<p>Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi, kişi ya da gruplara verilen krediler ile diğer risk yoğunluklarına ilişkin banka risklerinin sınırlandırılmasına yönelik ihtiyati limit ve esasları belirlemelidir. Bu limitler genel olarak banka sermeyesi ile ilişkilendirilen bir yüzdeyle ifade edilmekle birlikte farklılık gösterebilmektedir. Bir banka ya da banka grubu gözetim ve denetim otoritesinden  onay almaksızın sermayesinin azami yüzde 25’i oranında,  özel sektörden bir kişi ya da gruba kredi açabilir. Yeni kurulmuş ya da oldukça küçük ölçekli bir banka olması durumunda ise  olası riskleri karşılamak için daha fazla sermayeye gereksinim duyulacağından pratikte farklı limitler uygulanabilir.</p>
<p>Gözetim ve denetim otoritesi bankaların risk yoğunluklarını izlemeli ve bankalardan özel limitleri (örneğin sermayenin yüzde 10’u)  aşan risklerini ve belirlediği büyük kredilere ilişkin risklerini  rapor etmelerini talep edebilmelidir. Bazı ülkelerde söz konusu büyük risklerin tümü için ayrı limitler uygulanmaktadır.</p>
<p>(iv) Bağlantılı Krediler </p>
<p>10. Prensip: Bankaların birbiriyle bağlantılı kuruluşlara verdikleri krediler nedeniyle artabilecek zararlardan korunabilmesi için bankacılık gözetim ve denetim otoritesi bankaların söz konusu bu kuruluşları sürekli gözetim altında bulundurmalarına imkan verecek gerekli düzenlemeleri oluşturmalıdır. Ayrıca, bu riskleri kontrol altına alabilmek ve bilançoya yayılmasını önlemek için bankaların gerekli önlemleri almalarını sağlamalıdır.</p>
<p>Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi birbiriyle bağlantılı kişi ya da kuruluşlara verilen kredilerden kaynaklanabilecek zararların önlenmesi konusunda bankalar için uyulması gerekli  yükümlülükleri tanımlamalıdır.</p>
<p>Gözetim ve denetim otoritesi, söz konusu bu kredilerin usule uygun şekilde (arm’s length basis)   verildiğinden ve  toplam kredi miktarının izlendiğinden emin olmalıdır.  Söz konusu kredilere ilişkin vade ve koşulların benzer durumlarda diğer krediler için uygulanan esaslardan farklı olmamasını gerekli kılmak suretiyle bu kontroller kolaylıkla yapılabilir.  </p>
<p>Gözetim ve denetim otoritesinin gerekli durumlarda daha ileri giderek söz konusu kredi kategorilerine ilişkin kesin sınırlamalar koyabilme, sermaye yeterliliği değerlendirilirken bu kredileri sermayeden düşürme ya da birleştirilmelerini talep etme yetkisi olmalıdır. Birbiriyle bağlantılı taraflarla yapılan ve bankaya yeni riskler yükleyen işlemlerin banka yönetim kurulunca onaylanarak gözetim ve denetim otoritesine rapor edilmesi ya da bu işlemlerin tamamıyla iptal edilmesi gerekmektedir. Bankaların konsolide bazda denetimi bağlantılı kredilere ilişkin risklerin farkedilmesine ve olası problemlerin en aza indirilmesine olanak vermektedir.</p>
<p>Gözetim ve denetim otoritesinin, banka ile kredi alan taraf arasında bağlantı oluğu konusunda ihtiyari kararlar verme yetkisi olmalıdır. Bu yetkiye daha çok banka ve bağlantılı olduğu tarafların söz konusu ilişkinin gizlenmesi için gerekli tedbirleri aldığı durumlarda ihtiyaç duyulmaktadır.</p>
<p>(v) Ülke ve transfer riski </p>
<p>11. Prensip: Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi, bankaların uluslararası kredilendirme ve yatırım  faaliyetlerine ilişkin olarak ülke ve transfer risklerinin saptanması, izlenmesi ve kontrol edilmesine ilişkin yeterli politika ve uygulamalara sahip olduklarından ve söz konusu risklerin karşılanması için yeterli rezervlerinin olduğundan emin olmalıdır. </p>
<p>3. Piyasa Riskinin Yönetimi</p>
<p>12. Prensip: Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi bankaların piyasa risklerinin etkin olarak ölçülmesi, izlenmesi ve kontrol edilmesine imkan veren sistemlere sahip olduklarından emin olmalıdır. Piyasa riskine maruz kalındığında, gözetim ve denetim otoritesi üstlenilebilecek piyasa riskine limit getirme ya da sermaye artırımı gibi yaptırımları uygulayabilme  yetkisine sahip olmalıdır.</p>
<p>Gözetim ve denetim otoritesi bankaların piyasa risklerini uygun biçimde ölçtüğü ve kontrol ettiğinden emin olmalıdır. Ayrıca, bankaların ticari işlemlerinde maruz kaldıkları fiyat risklerinden korunmaları için uygun sermaye limitleri belirlemelidir. Sermaye yeterliliği rasyolarının bankalarca uygulanması konusunda geliştirilen disiplin mali piyasalarda istikrar ve güvenin artırılmasındaki önemli bir diğer adımdır. Piyasa riskinin ölçümüne ilişkin nicel ve nitel olarak belirlenmiş standartlar olmalıdır . Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi banka yönetiminin döviz işlemleri ile ilgili olarak gerekli ve uygun iç kontrolleri oluşturduğuna kanaat getirmelidir.   </p>
<p>4. Diğer Risklerin Yönetimi    </p>
<p>13. Prensip: Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi, bankaların taşıdıkları tüm risklerini tespit edecek, ölçecek, yönetecek, kontrol edecek, ve bu riskler için yeterli sermayeyi bulunduracak şekilde geniş kapsamlı bir risk yönetimi sistemi ( yönetim kurulu ve üst düzey yönetimin izlenme işlevini de içermek üzere) olduğuna ikna olmalıdır.</p>
<p>Risk yönetimine ilişkin standartlar bankacılıkta gözetim ve denetim için en gerekli unsurlardan biridir.  Özellikle finansal araçlar  ve risk yönetimi teknikleri daha karmaşık hale gelirken bu standartların önemi giderek artmaktadır. Ayrıca, yeni teknolojilerin finansal piyasalardaki etkisi   bankaların günlük olarak portföylerini izlemelerini, piyasa ve müşteri ihtiyacına göre risklerini ayarlamalarını hem gerekli hem de mümkün kılmaktadır. Dolayısıyla, banka  yöneticileri,  yatırımcılar ve gözetim ve denetim otoritesi bankanın üstleneceği riskler hakkında doğru ve periyodik bilgiye ihtiyaç duymaktadır. Gözetim ve denetim otoritesi bankalar için güvenilir  uygulamalar geliştirmek, uygulamak ve gerekli bilgi akışını  temin edecek prosedürleri oluşturmak suretiyle gerekli bilginin sağlanmasına katkıda bulunur.</p>
<p>(i) Faiz riski    </p>
<p>Gözetim ve denetim otoritesi, bankaların yönetim kurulu ve üst düzey yönetimlerince faiz riskini ne  şekilde kontrol ettiklerini, risk yönetimi politika ve prosedürlerini, izleme ve kontrol sistemlerini izlemelidir. Ayrıca, bankadan faiz riskinin değerlendirilmesi için yeterli ve düzenli bilgiyi istemelidir. Bu bilgi her bankanın portföyünün vade ve döviz yapısı ile diğer ilgili faktörlere ilişkin yeterli ve uygun bilgiyi içermelidir. </p>
<p>(ii) Likidite yönetimi   </p>
<p>Likidite yönetiminin amacı bankaların tüm sözleşme taahhütlerini yerine getirebilmesini sağlamaktır. Güçlü bir likidite yönetiminin en önemli unsurları etkin bilgi sistemleri, merkezi likidite kontrolü, alternatif durumlara göre net fon ihtiyacının analizi, fon kaynaklarının çeşitliliği ve fon planlamasıdır. Gözetim ve denetim otoritesi bankaların yeterli likiditeyi bulundurmak suretiyle aktif, pasif ve nazım hesaplarını yönetmelerini ister. Bankalar çeşitli fon kaynaklarına ve yükümlülüklerinin farlı vadelerde dağılımına sahip olmalı ve yeterli miktarda  likidite bulundurmalıdırlar. </p>
<p>(iii) Faaliyet riski</p>
<p>Gözetim ve denetim otoritesi banka üst yönetiminin etkin iç kontrol ve denetim prosedürlerini oluşturduğundan ve faaliyet risklerinin yönetimine ilişkin uygun politikaları geliştirdiğinden emin olmak ister. Ayrıca bankaların tüm temel sistemlerinin gelişmeye açık ve süreklilik arz eden bir yapıda olmasını talep eder.</p>
<p>5. İç Kontroller </p>
<p>14. Prensip: Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi, bankaların faaliyetlerinin yapısına uygun ve yeterli iç kontrollerinin bulunduğundan emin olmalıdır. Söz konusu kontroller yetki ve sorumlulukların paylaşılması, fonksiyonel ayırımlar, fon ödemeleri, aktif-pasif yönetimi, bu işlemlerin mutabakatı ve varlıkların korunmasına ilişkindir. Hem bu iç kontrollere hem de yasal ve idari düzenlemelere uyulup uyulmadığını kontrolü için uygun iç veya bağımsız dış  denetimin fonksiyonları belirlenmelidir.</p>
<p>15. Prensip: Mali sektörde mesleki ve ahlaki yüksek standartların gelişmesi ve bankacılık faaliyetleriyle bilerek ya da bilmeyerek kötüye kullanımların engellenebilmesi için bankacılık gözetim ve denetim otoritesi müşterini tanı prensibinin uygulanmasına yönelik bankaların uygun politika ve uygulamalarının olduğundan emin olmalıdır.</p>
<p>İç kontrollerin amacı bir bankanın yönetim kurulunca belirlenen politika ve stratejilerine uygun biçimde ihtiyati kurallara göre faaliyet göstermesini,  işlemlerin uygun otoritelerin onayı alınarak yapılmasını, varlıkların korunmasını,  yükümlülüklerin kontrol altında tutulmasını sağlamak, hesap ve kayıtların doğruluğunu test etmek ve banka yönetiminin bankanın taşıdığı her türlü riski tanıması, değerlendirmesi ve yönetmesi için gerekli altyapıyı hazırlamaktır. </p>
<p>İç kontrollere ilişkin dört temel uygulama alanı bulunmaktır.</p>
<p>-	Organizasyon yapısı (yetki ve sorumlulukların tanım ve ayrımı, kredi verme onay limitleri,  karar alma süreci),<br />
-	Muhasebe uygulamaları (hesapların karşılaştırılması, kontrol listeleri, periyodik muhakemeler),<br />
-	&#8216;four eyes&#8217; prensibi ( fonksiyonel ayrımlar, karşılıklı kontrol, çift  taraflı kontrol ve imza),<br />
-	Varlıkların ve yatırımların fiziki kontrolü.</p>
<p>Söz konusu bu kontroller, bankanın yeterli, etkin ve verimli bir kontrol sisteminin bulunduğu etkin ve bağımsız iç denetim sistemi ile desteklenmelidir. Banka müfettişlerinin bankada uygun ve bağımsız statüsü olmalı ve bu statünün korunması için gerekli raporlama kanalları olmalıdır. Banka gözetim ve denetim otoritesi, iç kontrollere ilişkin etkin politika ve prosedürlerin uygulandığından, bağımsız denetim ve  iç kontrollerle ortaya çıkan hata ve aksamalara ilişkin olarak banka yönetiminin gerekli önlemleri alacağından emin olmalıdır.</p>
<p>Bankalar  bankacılıkla ilgili ve diğer bir dizi kanuna ve hukuki düzenlemeye tabidirler ve bunlara uygun olarak gerekli politika ve prosedürleri  uygulamak durumundadırlar. Aksi takdirde  mevcut kanun ve kurallara  uyulmaması banka itibarını sarsabilir ve hatta cezai yaptırımlar getirebilir, dahası banka yükümlülüklerini yerine getiremez hale gelebilir. Örnek vakalar incelendiğinde bankanın uygun biçimde yönetilmediği sonucuna varılmıştır. Özellikle büyük ölçekli bankaların faaliyetlerinin yasalara ve hukuki düzenlemeler uygun olarak yürütülmesini sağlayacak uygun fonksiyonlarının olması gerekmektedir.</p>
<p>Bir bankanın uyuşturucu ticareti yapanlarla ya da diğer suçlarla bağlantısının olması durumunda kamuoyunun güveni ve banka itibari kaybedilebilir. Gözetim ve denetim otoritesi kara para aklanmasıyla ilgi düzenlemelerden ya da kara para aklanmasıyla mücadele çalışmalarından doğrudan sorumlu olmamakla birlikte bankaların müşterini tanı prensibiyle hareket etmelerine ilişkin prosedürlere sahip olmaları, uyuşturucu ticareti ve diğer  suçlarla ilgili faaliyetlerin bir parçası olmaktan kaçınmaları konusunda ve yüksek mesleki ve ahlaki  standartların oluşturulmasında önemli bir rol oynar. Gözetim ve denetim otoriteleri  Mali Eylem Çalışma Grubu&#8217;nun (FATF) kara paranın aklanmasının önlenmesi konusunda finansal kurumlara ilişkin tavsiyelerinin bankalar tarafından benimsenmesine çalışmalıdırlar. Bu tavsiyeler, müşteri kimliklerinin tespiti ve kayıtların saklanması,  şüpheli işlem bildirimleri ve kara parayla mücadele için yeterli önlemleri almayan ülkelere yönelik gerekli önlemlerin alınması konularını içermektedir. </p>
<p>Bankalarda sahtekarlık olgusu üç nedenden dolayı gözetim ve denetim otoritelerini  ilgilendirmektedir. Öncelikle bankaların ödeme gücünü ve finansal sistemin güvenirliliğini tehdit etmesi dolayısıyla önemlidir. İkinci olarak bankaların iç kontrollerin zayıflığı konusunda gözetim ve denetim otoritesini uyarır. Son olarak mali sistemde  itibar ve güven kaybına yol açabilecek etkiler yaratabilir. Bu nedenlerden dolayı   banka çalışanlarının karşılaştıkları problemleri rapor edebilmek için bankada uygun yönetim kanallarının  olması ve kurum içinde görevlendirilen bağımsız güvenlik birimleriyle temasta bulunabilmesi gerekmektedir.  Banka çalışanları şüpheli gördükleri davranışları üst yöneticilerine ya da iç güvenlik birimine rapor etmelidirler. Ayrıca şüpheli işlemleri ve olası sahtekarlıkları gözetim ve denetim otoritesine de rapor etmelidirler. Bankalarda sahtekarlık olup olmadığını araştırmak gözetim ve denetim otoritesinin yasal sorumluluğu olmamakla birlikte yetkili otoritelerin haberdar edilmesini sağlamalıdır. Ayrıca bir bankada yapılan sahtekarlığın diğer bankaları etkilemesini önlemek ve bankaların konudan haberdar olmalarını sağlayarak durumun kontrol altına alınması için gözetim  ve denetim otoritesi gerekli tedbirleri alabilmelidir.     </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/10/07/bankalarin-ihtiyatli-yonetimine-iliskin-yukumlulukler-ve-duzenlemeler-konusundaki-uygulamalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BANKANIN TANITIMI</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/10/05/bankanin-tanitimi/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/10/05/bankanin-tanitimi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 12:00:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ARŞİV]]></category>
		<category><![CDATA[bank]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[tanım]]></category>
		<category><![CDATA[tanımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=20</guid>
		<description><![CDATA[1948 yılında kurulan Akbank bugün aktif büyüklüğü açısından (iştiraklerin piyasa değerlemesi hariç) Türkiye&#8217;nin en büyük özel sektör bankası konumundadır. 2000 yılında Akbank, Banker Dergisi&#8217;nin aktif ve özsermaye büyüklüğü açısından yaptığı sıralamada dünyanın ilk 500 bankası arasında yer almıştır. Ayrıca, banka 1992, 1993 ve 1998 yıllarında Euromoney dergisinin &#8220;Türkiye&#8217;nin En İyi Bankası&#8221; ödülünün sahibi olmuştur. Akbank, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1948 yılında kurulan Akbank bugün aktif büyüklüğü açısından (iştiraklerin piyasa değerlemesi hariç) Türkiye&#8217;nin en büyük özel sektör bankası konumundadır. 2000 yılında Akbank, Banker Dergisi&#8217;nin aktif ve özsermaye büyüklüğü açısından yaptığı sıralamada dünyanın ilk 500 bankası arasında yer almıştır. Ayrıca, banka 1992, 1993 ve 1998 yıllarında Euromoney dergisinin &#8220;Türkiye&#8217;nin En İyi Bankası&#8221; ödülünün sahibi olmuştur. Akbank, temel bankacılık hizmetlerinin yanısıra, bireysel, kurumsal, özel bankacılık ve uluslararası ticaretin finansmanı hizmetlerini sunmaktadır. Sermaye piyasaları, sigorta ve finansal kiralama hizmetleri ise bankanın iştirakleri tarafından verilmektedir.<br />
<span id="more-20"></span><br />
Akbank faaliyetlerini İstanbul&#8217;daki Genel Müdürlüğü ve 13 Bölge Müdürlüğü aracılığı ile yurt çapında sürdürmektedir. Banka&#8217;nın Almanya&#8217;da altı (Frankfurt, Hannover, Hamburg, Stuttgart, Essen ve Münih), Malta&#8217;da bir şubesi ve Hollanda&#8217;da Akbank International N.V. adında yeni kurulmuş bir bankası bulunmaktadır. Akbank International N.V. 2001 yılı ortasında faaliyete geçecektir. Londra&#8217;da kurulu Sabancı Bank&#8217;ın %37&#8217;sine ve İstanbul&#8217;da kurulu BNP-AK-Dresdner Bank&#8217;ın %39,99&#8242;una sahip olan Akbank&#8217;ın, Londra, Paris ve Roterdam&#8217;da üç temsilciliği vardır.  Bunlardan başka banka, Ak Yatırım Menkul Değerler, Ak Portföy Yönetimi ve Ak Ödeme Sistemleri’nin % 100 üne, Ak Yatırım Ortaklığının % 46’sına sahiptir.  Bankanın IT sektöründe de iştirakleri mevcuttur.<br />
Moody&#8217;s uluslararası derecelendirme kuruluşundan A3 uzun vadeli Türk Lirası notu alan Akbank, Fitch IBCA&#8217;dan AA+ ülke içi notu ile B/C bireysel rating notu almıştır. Her iki not, uluslararası derecelendirme kuruluşları tarafından bir Türk bankasına bugüne kadar verilmiş olan en yüksek notlardır. Bu olumlu değerlendirmeler sonucunda Akbank&#8217;ın uluslararası piyasalardan varlığa dayalı menkul kıymet arzı yoluyla sağladığı borç toplamı 750 milyon ABD Doları düzeyine çıkmıştır. 2000 Haziran ayında alınan 400 milyon ABD Doları tutarındaki sendikasyon kredisini, Ekim ayında alınan 350 milyon ABD Doları tutarında bir diğer sendikasyon kredisi izlemiştir.<br />
Akbank hisse senetleri %27&#8242;lik halka açıklık oranı ile İstanbul Menkul Kıymetler Borsası&#8217;nda işlem görmektedir. Yurtdışında ise, bankanın depo sertifikaları SEAQ International ve Portal&#8217;da kote edilmiştir. 25 Ocak 2001 tarihi itibariyle Akbank&#8217;ın piyasa değeri 3,8 milyar ABD Doları&#8217;dır.<br />
Ucuz maliyetli yabancı kaynak temin olanakları ve yüksek iş verimliliği sayesinde aktiflerinde gerçekleştirdiği güçlü büyüme, Akbank&#8217;ı Türkiye&#8217;nin en karlı bankası haline getirmiştir. Bir önceki yıla göre TL bazında %7,9 büyüme ile 2000 yılı sonunda net kar 343,6 trilyon TL (yaklaşık 560 milyon ABD Doları) ve toplam aktifler TL bazında %69,0 büyüme ile 7.358,0 trilyon TL (yaklaşık 11.025 milyon ABD Doları) seviyesine yükselmiştir.</p>
<p>AKTIFLER<br />
2000 yılı sonunda Akbank’ın toplam aktifleri bir yıl öncesine gore % 69 büyüme göstererek 7,358 trilyon TRL düzeyine erişmiştir.  Aktifteki büyümenin gerçekleşmesine, % 91 oranında artan krediler kalemi, önemli bir katkı sağlamıştır.  1999 yılında % 2,5 düzeyinde olan kötü kredilerin toplam kredilere oranı, 2000 yılında % 1,6 düzeyine indirilmiştir.</p>
<p>Bankanın aktif kalitesi, yani tahsis ettiği kredilerin toplam aktiflere oranı seneler itibariyle aşağıda görülmektedir.  Bankanın aktif kalitesi son 10 yılın tümünde sektör ortalamasının altında kalsa da,  aktif büyüklüğünü göz önüne alırsak, reel sektör için önemli bir hizmet verdiği açıktır. </p>
<p>Zira Akbank tahsis ettiği kredilerle 2000 yılında % 7,7 sektör payıyla özel sermayeli bankalar arasında 4., tüm sektör içinde de 5. sırada  yer almıştır (1. Ziraat &#8211; %12,6   2.YKB &#8211; %8,6     3.İşbank &#8211; %8,5     4. Pamukbank &#8211; %8,1     6. Garanti &#8211; %7,3 ).</p>
<p>Bankanın aktifinde dikkat çeken hareketlerden biri de, bankalar hesabı bakiyesinin 597 trilyondan, 2,329 trilyona çıkmasıdır.  Bu hareketin 2000 yılında getirisi azalan borçlanma senetlerinin azaltılarak gerçekleştirildiği söylenebilir.</p>
<p>LIKIDITE DURUMU</p>
<p>Bankanın taahhütlerini her an karşılamak üzere emre hazır bulundurduğu kıymetleri 3,795 trilyondur.  Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi bankanın, “likit aktifler / toplam aktifler” rasyosu, kendi grubunun ortalamalarının üstüne çıkmıştır.  Ancak “YP likit aktifler / YP Pasifler” rasyosu, 1999’dan 2000’e %47’den %25 düşerek tehlike sinyali vermektedir.  Fakat bu orandaki şiddetli düşüşün, bankanın yurtdışından sağladığı uzun vadeli sendikasyon kredilerinden kaynaklandığı unutmamak gerekir.</p>
<p>PASIFLER VE ÖZKAYNAKLAR</p>
<p>Pasiflere baktığımızda DTH, tasarruf mevduatları ve yurtdışından kullanılan kredilerde büyük artışlar görmekteyiz. Bankaya uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları tarafından verilen iyi notlar, bankanın ucuz maliyetli dış kaynak bulmasında önemli rol oynamıştır.  Zira Akbank, söz konusu kuruluşlar tarafından Türkiye’deki bankalara verilen en yüksek notları almıştır.</p>
<p>2000 yılında mevduat toplamı % 68 büyüyerek 4,376 trilyon TRL ye ulaşmıştır (tüm sektörün % 6,4 ü).  Toplam aktiflerin % 60’ını karşılayan mevduat, fon kaynaklarının büyük bölümünü oluşturmuştur.  2000 yılı sonunda özsermaye %43 artışla 1,082 trilyon TRL, yurtdışı borçlanma ise %138 artışla 1,500 trilyon TRL olarak gerçekleşmiştir.</p>
<p>Her ne kadar banka 2000 senesinde aktif büyüklüğünü artırdığı oranda karını artırmayı başaramamışsa da, zarar etmemiş, gerçekleştirdiği karlılık oranları da kendi grubunun ortalamasının üstüne çıkabilmiştir.  Gelir Tablosundan anlaşılacağı gibi, bankanın net faiz gelirlerindeki artış, faiz dışı kalemlerdeki zararla örtüşmüş(kambiyo zararları) ve sonuç olarak 99 sonundaki 318 trilyon liralık karını ancak 344 trilyon liraya çıkartabilmiştir.</p>
<p>Yukarıdaki tabloya bakıldığında açıkça görüleceği gibi bankanın fonlama maliyetleri her zaman çok düşük düzeylerde gerçekleşmiş, getiriyle maliyet oranları arasındaki marj her zaman çok yüksek olmuştur. 2000 senesinde de banka 10,2 den bulduğu fonları, 30,7 den satmıştır ki 945 trilyonluk net faiz geliri elde etmiştir. Unutmamak gerekir ki bu oranlar sadece getirili ve götürülü kalemler dikkate alınarak hazırlanmıştır. Zira kur farkları ve diğer faiz dışı giderlerin etkisiyle net faiz dışı gider 432 trilyon olarak gerçekleşmiştir.  </p>
<p>RISK DURUMU VE RISKTEN KORUNMA</p>
<p>Banka bilançosunun vade yapısı hakkında bilgi sahibi olmadığım için (Bilançonun kalan vadeye göre düzenlenmiş detayı bankadan istenmiş ancak, Akbank yetkilisi bu türden bilginin banka dışına çıkarılmasının sakıncalı olduğu gerekçesiyle isteğimi reddetmiştir.) bankanın faiz riski hakkında kesin yargılarda bulunamayacağım.  Fakat 1 katrilyona yakın net faiz geliri elde etmiş bir bankanın piyasayı iyi tahlil ettiğini rahatlıkla söyleyebilirim.  Ayrıca çok fazla likit olan bankanın yurtdışından temin ettiği uzun vadeli sendikasyon kredilerinin Libor a endeksli olması, bu riski belli bir oranda azaltmaktadır.  </p>
<p>Bankanın piyasa riskine maruz kıymetlerini aşağıdaki tabloda görmekteyiz.  Her ne kadar bu kıymetlerin  toplam aktiflere oranı %14 lerdeyse de – ki bu %14’ün hemen tamamı borçlanma senetleridir &#8211; , bankanın likidite durumunun iyi derecede olması, bu menkul kıymetlerin vadesinden önce elden çıkarılmasına olan ihtiyacı minimuma indirmekte, bu riski otomatik olarak ortadan kaldırmaktadır.</p>
<p>Akbank, seçici kredi politikalarıyla kredi riskini sektör ortalamasının altında tutmayı başarmıştır.  Bankaca açıklanan faailiyet raporlarında, bu konuda etkin risk yönetimi yapıldığı, sağlanan proje kredilerinin sektörlere eşit olarak dağıtıldığı ve bu tür kredilerin genelde Hazine teminatında olduğu, sağlanan diğer kredilerin de yüksek oranda teminatlandırıldığı belirtilmektedir.  Aşağıdaki tablo incelendiğinde gerçektende bankanın kredi riskini düşürmede başarılı olduğu açıkça görülmektedir.</p>
<p>Bankanın likidite riskinin olmadığı yukarıdaki bölümlerde anlatılan “Likidite Durumu” bölümüne bakılarak rahatça anlaşılabilir.  Bankalar, aktif – pasif kalemlerinin vadelerine dikkat ederek bu riskten kaçınabilirler.  </p>
<p>Bankacılık sektöründe en çok bilinen risk, döviz kuru riskidir.  Kur değişimlerinin bilançodaki döviz pozisyonunu etkilemesi durumunda ortaya çıkar.  Akbank’ın 2000 yılı sonu itibariyle taşıdığı YP pozisyonlar yukarıdaki tabloda görülmektedir. Buna göre türev enstrümanları hesaba katmadığımızda bankanın 1,3 katrilyonluk açık pozisyona sahip olduğunu görüyoruz.  Bankanın döviz borçlarının, varlıklarından yüksek olduğu  bu durumda, devalüasyon olduğunu farzedersek, bankanın borçları, taşıdığı açık pozisyon oranında artacaktır.  Fakat bankanın yapmış olduğu vadeli türev enstrümanları da hesaba katarsak, bankanın açık pozisyonu 111 trilyona düşmektedir.  Açıkça görülmektedir ki, banka türev enstrümanlarla kendini döviz riskine karşı korumuştur.</p>
<p>Bankanın faaliyet raporunda da bahsedildiği gibi, banka türev enstrümalara sadece riskten korunma amacıyla başvurmakta, spekülatif amaçla türev piyasalarda işlem yapmamaktadır.  </p>
<p>Bankaların dönemler itibariyle tutturmak zorunda oldukları Sermaye Yeterliliği Rasyoları vardır.  Bu rasyo hesaplanırken banka aktifleri, risklerine göre gruplandırılarak, hesaba katılır.  Dolayısıyla bu  rasyo, kendi başına bir risk ölçümü rasyosudur.  Türkiye’deki bankalar, Sermaye Yeterliliği Rasyolarını en az % 8 in üstünde tutmak zorundadırlar. </p>
<p>BITIRIRKEN</p>
<p>Bankacılık Sektörünün liderlerinden Akbank’ın faaliyet yapısını, sektördeki payını, taşıdığı yada kaçındığı riskleri incelediğim bu çalışmada, bankanın sağlıklı bir yapıda olduğunu, gerçek anlamda bankacılık yaparak, hem üretimin finansmanında, hemde dış ticaretin finansmanında reel sektör için önemli bir kurum olduğu sonucuna ulaştım.  Ulaştığı sağlıklı yapı sayesinde yurtdışı piyasalardan çok uygun şartlarda fon bulabilen Akbank, bu yapısıyla uzun yıllar sektörde önlerde yer alıcaktır.  Banka ekonomini her kesimine hizmet et</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/10/05/bankanin-tanitimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
