<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ERPakademi &#187; banka</title>
	<atom:link href="http://www.erpakademi.com/tag/banka/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.erpakademi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Jun 2010 15:27:30 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Bankaların  İhtiyatlı Yönetimine İlişkin Yükümlülükler ve Düzenlemeler Konusundaki  Uygulamalar</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/10/07/bankalarin-ihtiyatli-yonetimine-iliskin-yukumlulukler-ve-duzenlemeler-konusundaki-uygulamalar/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/10/07/bankalarin-ihtiyatli-yonetimine-iliskin-yukumlulukler-ve-duzenlemeler-konusundaki-uygulamalar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 11:47:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[EKONOMİ&FİNANS]]></category>
		<category><![CDATA[bank]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[bankacılık]]></category>
		<category><![CDATA[duzenlemeler]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyat]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[yukumlulukler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=150</guid>
		<description><![CDATA[Gözetim ve denetim otoritesi banka yönetimlerince bankacılığa ait risklerin tanınması, izlemesi, ve kontrolünün yapılması konusunda önemli bir rol oynar. Gözetim ve denetim işlevinin en önemli kısmı yetkili otoritece, söz konusu bu risklerin yönetiminde uyulması gereken ihtiyati düzenlemelerin (sermaye yeterliliği, kredi karşılıkları, aktif yoğunluğu, likidite yönetimi, risk yönetimi ve iç denetim konularını kapsamak üzere) geliştirilmesi ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gözetim ve denetim otoritesi banka yönetimlerince bankacılığa ait risklerin tanınması, izlemesi, ve kontrolünün yapılması konusunda önemli bir rol oynar. Gözetim ve denetim işlevinin en önemli kısmı yetkili otoritece, söz konusu bu risklerin yönetiminde uyulması gereken ihtiyati düzenlemelerin (sermaye yeterliliği, kredi karşılıkları, aktif yoğunluğu, likidite yönetimi, risk yönetimi ve iç denetim konularını kapsamak üzere) geliştirilmesi ve uygulanmasını sağlamaktır. Niceliğe ya da niteliğe ilişkin bu düzenlemeler bankaların ihtiyatsızca riskler almasını sınırlandırmak içindir. İhtiyati düzenlemeler banka yönetimine ait kararların önüne geçmemeli ancak bankaların uygun şekilde faaliyette bulunmaları için gerekli asgari standartları gerekli kılmalıdır. Bankacılığın dinamik yapısı, gözetim ve denetim otoritelerince ihtiyati kurallara uyulduğunun denetlenmesi ve bu kurallara uyumun sürdürülmesi hususlarını olduğu kadar yeni koşullar altında da gerekli kurallara uyulacağı hususunun değerlendirilmesini gerektirir.<br />
1. Sermaye Yeterliliği     </p>
<p>6. Prensip:  Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi, bankaların taşıdıkları riskler karşılayacak şekilde asgari sermaye yükümlülüklerini tanımlamalıdır. Ayrıca, sermayenin banka zararlarını karşılayabilmesine yönelik sermaye alt kalemlerinin tanımlanması gerekmektedir. Uluslararası alanda faaliyet gösteren bankalar için bu standart Basle Komite&#8217;nin belirlediği Sermaye Yeterliliği Rasyosu&#8217;nun altında olmamalıdır.</p>
<p>Banka öz sermayesi, bankaya fon sağlaması, hissedarların sabit gelir kaynağı olması, büyüklüğü ölçüsünde risk alınması, zararların karşılanması ve bankanın büyümesine olanak vermesi gibi bir çok amaca hizmet eder. Asgari sermaye yeterliliğine ilişkin yükümlülükler, mevduat sahiplerinin, bankanın ve banka hissedarlarının kayıp risklerini azaltmak ve bankacılık sektöründe istikrarın sağlanmasında gözetim ve denetim otoritelerine yardımcı olmaktır. Gözetim ve denetim otoritesi uygun asgari sermaye yeterliliğini belirlemeli ve bankaları asgari sermaye yükümlülüğünün üzerinde sermaye bulundurmaları için teşvik etmelidir. Bir bankanın taşıdığı risklerin mahiyeti dolayısıyla ya da aktif kalitesi, risk dağılımı ve/veya bankanın mali yapısına ilişkin diğer özelliklerde belirsizlikler varsa, gözetim ve denetim otoritesi asgari sermaye yeterliliği rasyosunu daha yüksek tutabilmelidir. Bankanın sermaye yeterliliği rasyosu asgari oranın altına düşerse bankacılık gözetim ve denetim otoritesi belli zaman sürecinde asgari yükümlülüğün tekrar karşılanması için bankanın gerçekçi bir planı olduğundan emin olmalıdır.  Gözetim ve denetim  otoritesi ayrıca söz konusu durumlarda gerekli olabilecek ilave sınırlandırmalar olup olmadığını da dikkate almalıdır.</p>
<p>1998 yılında, Basle Bankacılık Gözetim Komitesi üyeleri banka sermaye yeterliliğinin hesaplanmasına ilişkin bir metot üzerinde de anlaşmışlardır. Diğer bir çok ülke Sermaye Uyum Anlaşması’nı (Capital Accord) ya da ona yakın bir düzenlemeyi benimsemiştir.  Sermaye Uyum Anlaşması’nda bankacılık faaliyetleriyle ilgili iki önemli konuya dikkat çekilmiştir;  (1) banka bilançosunda yer alan farklı kredi risklerine ilişkin seviyeler, (2) önemli risklerin taşındığı bilanço dışı işlemler.</p>
<p>Sermaye Uyum Anlaşması’nda gözetim ve denetim otoritelerince kabul edilebilir sermaye türleri ve uygun oranlar tanımlanmıştır: “tier one capital”-öz kaynaklar ve “tier two capital”- sermaye ölçümüne dahil edilmesi gereken diğer rezervleri, melez sermaye türlerini içeren alt sermaye grupları- tanımları yapılmıştır.  </p>
<p>Sermaye Uyum Anlaşmasında bilanço ve bilanço dışı işlemlere ilişkin risk ağırlıkları belirlenmiştir. Mümkün olduğunca basit ifade edilmesi amacıyla risk ağırlıkları 0, 10, 20, 50, 100 olmak üzere beş ayrı kategoride incelenmiştir. </p>
<p>Ayrıca, uluslararası alanda faaliyet gösteren bankalar için risk ağırlıklı aktiflerine  uygun olarak asgari  yüzde 4 öz sermaye (tier one capital)  ve asgari yüzde 8 toplam sermaye (tier one plus tier two) rasyosu öngörülmüştür. Bu rasyoların uygulanmasında konsolide bilançolar  dikkate alınmalıdır. Bu rasyolar asgari sermaye yeterliliğini öngörmekle birlikte gözetim ve denetim otoriteleri bu rasyoların daha üzerindeki değerleri ve daha sıkı sermaye tanımları ve yüksek risk ağırlıklarını benimseyebilirler. </p>
<p>2. Kredi Risk Yönetimi</p>
<p>(i) Kredi verme standartları ve kredi izleme işlevi</p>
<p>7. Prensip: Gözetim ve denetim sistemlerinin en önemli özelliklerinden birisi bankaların kredi verme, yatırım yapma, kredi ve yatırım portföylerini yönetmelerine ilişkin politika, yöntem ve uygulamalarının bağımsız olarak değerlendirilebilmesidir.</p>
<p>Gözetim ve denetim otoritesi her bankada kredi ve yatırım faaliyetlerinin bağımsız ve güvenilir prensiplere uygun biçimde yürütüldüğünden emin olmalıdır. Bankanın kredi faaliyetlerinden sorumlu yönetiminin kredi açma, onay verme ve diğer idari prosedürlere ilişkin yazılı ihtiyati politikalarının olması ve bunların uygulanması gereklidir. Kredi verme ve yatırım yapma faaliyetleri banka yönetim kurulunca onaylanmış ve kredi departman sorumluları ve personeline bildirilmiş ihtiyati standartlara uygun olarak yürütülmelidir. Gözetim ve denetim otoritesince önem arz eden bir diğer husus ise kredi işlemlerine ilişkin kararların ne ölçüde çıkar çatışmalarından ve dış baskılardan bağımsız olarak verildiğinin değerlendirilmesidir. </p>
<p>Bankaların ayrıca, ödünç alanın finansal durumunu içermek üzere kredi ilişkilerinin aralıksız olarak izlenmesine yönelik uygun prosedür ve işlevleri olmalıdır. Yönetime bilgi akışını sağlayan sistemlerin en önemli özellikleri banka kredi portföy duruma ilişkin (kredilerin sınıflandırılması ve puanlandırılmasını içermek üzere) ayrıntılı bilgi bulunan bir veri tabanının bulunmasıdır. </p>
<p>(ii) Aktif kalitesi ile kredi karşılıkları ve rezervlerin yeterliliğinin değerlendirilmesi</p>
<p>8. Prensip:  Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi, bankaların aktif kalitesi ve kredi karşılıklarının yeterliliğinin değerlendirilmesine ilişkin oluşturduğu politikaları ve kullandığı yöntemleri yeterli bulmalıdır.</p>
<p>Gözetim ve denetim otoritesi, kredilerin, aktif sınıflamasının ve ayrılan karşılıkların periyodik olarak incelenmesine yönelik banka politikalarını yeterli bulmalıdır. Ayrıca söz konusu bu politikaların düzenli olarak gözden geçirildiğinden ve uygun biçimde uygulandığından emin olmalıdır. Gözetim ve denetim otoritesi bankanın problemli kredilerinin izlenmesi ve vadesi dolmuş kredilerinin geri ödenmesine ilişkin gerekli yöntemleri kullandığı konusunda tatmin olmalıdır. Bir bankanın problemli kredileri büyük boyutlarda ise gözetim ve denetim otoritesi bankadan mali yapısını güçlendirmesini ve kredi uygulamalarına ilişkin prosedür ve standartlarını  sağlamlaştırmasını istemelidir.<br />
Alınan garanti ve teminat değerlerinin ölçülmesine, sağlamlık ve güvenirliklerinin düzenli olarak değerlendirilmesi yönelik bankadan gerekli altyapıyı oluşturması talep edilmelidir.  Gözetim ve denetim otoritesi ayrıca bankanın belirsiz risklere maruz olan bilanço dışı işlemleri için de yeterli sermaye tuttuğundan ve bunları kayıtlarında uygun biçimde gösterdiğinden emin olmalıdır.</p>
<p>(iii) Risk yoğunluğu ve büyük riskler</p>
<p>9. Prensip Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi, bankaların portföylerindeki yoğunlaşmayı belirlemelerine olanak verecek yeterli kapasitede bilgi iletişim ağına sahip oldukları konusunda tatmin olmalıdır. Ayrıca, gözetim ve denetim otoritesi bir kişi ya da gruba verilebilecek kredilerin sınırlandırılmasına ilişkin esasları belirleme yetkisine sahip olmalıdır.</p>
<p>Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi, kişi ya da gruplara verilen krediler ile diğer risk yoğunluklarına ilişkin banka risklerinin sınırlandırılmasına yönelik ihtiyati limit ve esasları belirlemelidir. Bu limitler genel olarak banka sermeyesi ile ilişkilendirilen bir yüzdeyle ifade edilmekle birlikte farklılık gösterebilmektedir. Bir banka ya da banka grubu gözetim ve denetim otoritesinden  onay almaksızın sermayesinin azami yüzde 25’i oranında,  özel sektörden bir kişi ya da gruba kredi açabilir. Yeni kurulmuş ya da oldukça küçük ölçekli bir banka olması durumunda ise  olası riskleri karşılamak için daha fazla sermayeye gereksinim duyulacağından pratikte farklı limitler uygulanabilir.</p>
<p>Gözetim ve denetim otoritesi bankaların risk yoğunluklarını izlemeli ve bankalardan özel limitleri (örneğin sermayenin yüzde 10’u)  aşan risklerini ve belirlediği büyük kredilere ilişkin risklerini  rapor etmelerini talep edebilmelidir. Bazı ülkelerde söz konusu büyük risklerin tümü için ayrı limitler uygulanmaktadır.</p>
<p>(iv) Bağlantılı Krediler </p>
<p>10. Prensip: Bankaların birbiriyle bağlantılı kuruluşlara verdikleri krediler nedeniyle artabilecek zararlardan korunabilmesi için bankacılık gözetim ve denetim otoritesi bankaların söz konusu bu kuruluşları sürekli gözetim altında bulundurmalarına imkan verecek gerekli düzenlemeleri oluşturmalıdır. Ayrıca, bu riskleri kontrol altına alabilmek ve bilançoya yayılmasını önlemek için bankaların gerekli önlemleri almalarını sağlamalıdır.</p>
<p>Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi birbiriyle bağlantılı kişi ya da kuruluşlara verilen kredilerden kaynaklanabilecek zararların önlenmesi konusunda bankalar için uyulması gerekli  yükümlülükleri tanımlamalıdır.</p>
<p>Gözetim ve denetim otoritesi, söz konusu bu kredilerin usule uygun şekilde (arm’s length basis)   verildiğinden ve  toplam kredi miktarının izlendiğinden emin olmalıdır.  Söz konusu kredilere ilişkin vade ve koşulların benzer durumlarda diğer krediler için uygulanan esaslardan farklı olmamasını gerekli kılmak suretiyle bu kontroller kolaylıkla yapılabilir.  </p>
<p>Gözetim ve denetim otoritesinin gerekli durumlarda daha ileri giderek söz konusu kredi kategorilerine ilişkin kesin sınırlamalar koyabilme, sermaye yeterliliği değerlendirilirken bu kredileri sermayeden düşürme ya da birleştirilmelerini talep etme yetkisi olmalıdır. Birbiriyle bağlantılı taraflarla yapılan ve bankaya yeni riskler yükleyen işlemlerin banka yönetim kurulunca onaylanarak gözetim ve denetim otoritesine rapor edilmesi ya da bu işlemlerin tamamıyla iptal edilmesi gerekmektedir. Bankaların konsolide bazda denetimi bağlantılı kredilere ilişkin risklerin farkedilmesine ve olası problemlerin en aza indirilmesine olanak vermektedir.</p>
<p>Gözetim ve denetim otoritesinin, banka ile kredi alan taraf arasında bağlantı oluğu konusunda ihtiyari kararlar verme yetkisi olmalıdır. Bu yetkiye daha çok banka ve bağlantılı olduğu tarafların söz konusu ilişkinin gizlenmesi için gerekli tedbirleri aldığı durumlarda ihtiyaç duyulmaktadır.</p>
<p>(v) Ülke ve transfer riski </p>
<p>11. Prensip: Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi, bankaların uluslararası kredilendirme ve yatırım  faaliyetlerine ilişkin olarak ülke ve transfer risklerinin saptanması, izlenmesi ve kontrol edilmesine ilişkin yeterli politika ve uygulamalara sahip olduklarından ve söz konusu risklerin karşılanması için yeterli rezervlerinin olduğundan emin olmalıdır. </p>
<p>3. Piyasa Riskinin Yönetimi</p>
<p>12. Prensip: Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi bankaların piyasa risklerinin etkin olarak ölçülmesi, izlenmesi ve kontrol edilmesine imkan veren sistemlere sahip olduklarından emin olmalıdır. Piyasa riskine maruz kalındığında, gözetim ve denetim otoritesi üstlenilebilecek piyasa riskine limit getirme ya da sermaye artırımı gibi yaptırımları uygulayabilme  yetkisine sahip olmalıdır.</p>
<p>Gözetim ve denetim otoritesi bankaların piyasa risklerini uygun biçimde ölçtüğü ve kontrol ettiğinden emin olmalıdır. Ayrıca, bankaların ticari işlemlerinde maruz kaldıkları fiyat risklerinden korunmaları için uygun sermaye limitleri belirlemelidir. Sermaye yeterliliği rasyolarının bankalarca uygulanması konusunda geliştirilen disiplin mali piyasalarda istikrar ve güvenin artırılmasındaki önemli bir diğer adımdır. Piyasa riskinin ölçümüne ilişkin nicel ve nitel olarak belirlenmiş standartlar olmalıdır . Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi banka yönetiminin döviz işlemleri ile ilgili olarak gerekli ve uygun iç kontrolleri oluşturduğuna kanaat getirmelidir.   </p>
<p>4. Diğer Risklerin Yönetimi    </p>
<p>13. Prensip: Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi, bankaların taşıdıkları tüm risklerini tespit edecek, ölçecek, yönetecek, kontrol edecek, ve bu riskler için yeterli sermayeyi bulunduracak şekilde geniş kapsamlı bir risk yönetimi sistemi ( yönetim kurulu ve üst düzey yönetimin izlenme işlevini de içermek üzere) olduğuna ikna olmalıdır.</p>
<p>Risk yönetimine ilişkin standartlar bankacılıkta gözetim ve denetim için en gerekli unsurlardan biridir.  Özellikle finansal araçlar  ve risk yönetimi teknikleri daha karmaşık hale gelirken bu standartların önemi giderek artmaktadır. Ayrıca, yeni teknolojilerin finansal piyasalardaki etkisi   bankaların günlük olarak portföylerini izlemelerini, piyasa ve müşteri ihtiyacına göre risklerini ayarlamalarını hem gerekli hem de mümkün kılmaktadır. Dolayısıyla, banka  yöneticileri,  yatırımcılar ve gözetim ve denetim otoritesi bankanın üstleneceği riskler hakkında doğru ve periyodik bilgiye ihtiyaç duymaktadır. Gözetim ve denetim otoritesi bankalar için güvenilir  uygulamalar geliştirmek, uygulamak ve gerekli bilgi akışını  temin edecek prosedürleri oluşturmak suretiyle gerekli bilginin sağlanmasına katkıda bulunur.</p>
<p>(i) Faiz riski    </p>
<p>Gözetim ve denetim otoritesi, bankaların yönetim kurulu ve üst düzey yönetimlerince faiz riskini ne  şekilde kontrol ettiklerini, risk yönetimi politika ve prosedürlerini, izleme ve kontrol sistemlerini izlemelidir. Ayrıca, bankadan faiz riskinin değerlendirilmesi için yeterli ve düzenli bilgiyi istemelidir. Bu bilgi her bankanın portföyünün vade ve döviz yapısı ile diğer ilgili faktörlere ilişkin yeterli ve uygun bilgiyi içermelidir. </p>
<p>(ii) Likidite yönetimi   </p>
<p>Likidite yönetiminin amacı bankaların tüm sözleşme taahhütlerini yerine getirebilmesini sağlamaktır. Güçlü bir likidite yönetiminin en önemli unsurları etkin bilgi sistemleri, merkezi likidite kontrolü, alternatif durumlara göre net fon ihtiyacının analizi, fon kaynaklarının çeşitliliği ve fon planlamasıdır. Gözetim ve denetim otoritesi bankaların yeterli likiditeyi bulundurmak suretiyle aktif, pasif ve nazım hesaplarını yönetmelerini ister. Bankalar çeşitli fon kaynaklarına ve yükümlülüklerinin farlı vadelerde dağılımına sahip olmalı ve yeterli miktarda  likidite bulundurmalıdırlar. </p>
<p>(iii) Faaliyet riski</p>
<p>Gözetim ve denetim otoritesi banka üst yönetiminin etkin iç kontrol ve denetim prosedürlerini oluşturduğundan ve faaliyet risklerinin yönetimine ilişkin uygun politikaları geliştirdiğinden emin olmak ister. Ayrıca bankaların tüm temel sistemlerinin gelişmeye açık ve süreklilik arz eden bir yapıda olmasını talep eder.</p>
<p>5. İç Kontroller </p>
<p>14. Prensip: Bankacılık gözetim ve denetim otoritesi, bankaların faaliyetlerinin yapısına uygun ve yeterli iç kontrollerinin bulunduğundan emin olmalıdır. Söz konusu kontroller yetki ve sorumlulukların paylaşılması, fonksiyonel ayırımlar, fon ödemeleri, aktif-pasif yönetimi, bu işlemlerin mutabakatı ve varlıkların korunmasına ilişkindir. Hem bu iç kontrollere hem de yasal ve idari düzenlemelere uyulup uyulmadığını kontrolü için uygun iç veya bağımsız dış  denetimin fonksiyonları belirlenmelidir.</p>
<p>15. Prensip: Mali sektörde mesleki ve ahlaki yüksek standartların gelişmesi ve bankacılık faaliyetleriyle bilerek ya da bilmeyerek kötüye kullanımların engellenebilmesi için bankacılık gözetim ve denetim otoritesi müşterini tanı prensibinin uygulanmasına yönelik bankaların uygun politika ve uygulamalarının olduğundan emin olmalıdır.</p>
<p>İç kontrollerin amacı bir bankanın yönetim kurulunca belirlenen politika ve stratejilerine uygun biçimde ihtiyati kurallara göre faaliyet göstermesini,  işlemlerin uygun otoritelerin onayı alınarak yapılmasını, varlıkların korunmasını,  yükümlülüklerin kontrol altında tutulmasını sağlamak, hesap ve kayıtların doğruluğunu test etmek ve banka yönetiminin bankanın taşıdığı her türlü riski tanıması, değerlendirmesi ve yönetmesi için gerekli altyapıyı hazırlamaktır. </p>
<p>İç kontrollere ilişkin dört temel uygulama alanı bulunmaktır.</p>
<p>-	Organizasyon yapısı (yetki ve sorumlulukların tanım ve ayrımı, kredi verme onay limitleri,  karar alma süreci),<br />
-	Muhasebe uygulamaları (hesapların karşılaştırılması, kontrol listeleri, periyodik muhakemeler),<br />
-	&#8216;four eyes&#8217; prensibi ( fonksiyonel ayrımlar, karşılıklı kontrol, çift  taraflı kontrol ve imza),<br />
-	Varlıkların ve yatırımların fiziki kontrolü.</p>
<p>Söz konusu bu kontroller, bankanın yeterli, etkin ve verimli bir kontrol sisteminin bulunduğu etkin ve bağımsız iç denetim sistemi ile desteklenmelidir. Banka müfettişlerinin bankada uygun ve bağımsız statüsü olmalı ve bu statünün korunması için gerekli raporlama kanalları olmalıdır. Banka gözetim ve denetim otoritesi, iç kontrollere ilişkin etkin politika ve prosedürlerin uygulandığından, bağımsız denetim ve  iç kontrollerle ortaya çıkan hata ve aksamalara ilişkin olarak banka yönetiminin gerekli önlemleri alacağından emin olmalıdır.</p>
<p>Bankalar  bankacılıkla ilgili ve diğer bir dizi kanuna ve hukuki düzenlemeye tabidirler ve bunlara uygun olarak gerekli politika ve prosedürleri  uygulamak durumundadırlar. Aksi takdirde  mevcut kanun ve kurallara  uyulmaması banka itibarını sarsabilir ve hatta cezai yaptırımlar getirebilir, dahası banka yükümlülüklerini yerine getiremez hale gelebilir. Örnek vakalar incelendiğinde bankanın uygun biçimde yönetilmediği sonucuna varılmıştır. Özellikle büyük ölçekli bankaların faaliyetlerinin yasalara ve hukuki düzenlemeler uygun olarak yürütülmesini sağlayacak uygun fonksiyonlarının olması gerekmektedir.</p>
<p>Bir bankanın uyuşturucu ticareti yapanlarla ya da diğer suçlarla bağlantısının olması durumunda kamuoyunun güveni ve banka itibari kaybedilebilir. Gözetim ve denetim otoritesi kara para aklanmasıyla ilgi düzenlemelerden ya da kara para aklanmasıyla mücadele çalışmalarından doğrudan sorumlu olmamakla birlikte bankaların müşterini tanı prensibiyle hareket etmelerine ilişkin prosedürlere sahip olmaları, uyuşturucu ticareti ve diğer  suçlarla ilgili faaliyetlerin bir parçası olmaktan kaçınmaları konusunda ve yüksek mesleki ve ahlaki  standartların oluşturulmasında önemli bir rol oynar. Gözetim ve denetim otoriteleri  Mali Eylem Çalışma Grubu&#8217;nun (FATF) kara paranın aklanmasının önlenmesi konusunda finansal kurumlara ilişkin tavsiyelerinin bankalar tarafından benimsenmesine çalışmalıdırlar. Bu tavsiyeler, müşteri kimliklerinin tespiti ve kayıtların saklanması,  şüpheli işlem bildirimleri ve kara parayla mücadele için yeterli önlemleri almayan ülkelere yönelik gerekli önlemlerin alınması konularını içermektedir. </p>
<p>Bankalarda sahtekarlık olgusu üç nedenden dolayı gözetim ve denetim otoritelerini  ilgilendirmektedir. Öncelikle bankaların ödeme gücünü ve finansal sistemin güvenirliliğini tehdit etmesi dolayısıyla önemlidir. İkinci olarak bankaların iç kontrollerin zayıflığı konusunda gözetim ve denetim otoritesini uyarır. Son olarak mali sistemde  itibar ve güven kaybına yol açabilecek etkiler yaratabilir. Bu nedenlerden dolayı   banka çalışanlarının karşılaştıkları problemleri rapor edebilmek için bankada uygun yönetim kanallarının  olması ve kurum içinde görevlendirilen bağımsız güvenlik birimleriyle temasta bulunabilmesi gerekmektedir.  Banka çalışanları şüpheli gördükleri davranışları üst yöneticilerine ya da iç güvenlik birimine rapor etmelidirler. Ayrıca şüpheli işlemleri ve olası sahtekarlıkları gözetim ve denetim otoritesine de rapor etmelidirler. Bankalarda sahtekarlık olup olmadığını araştırmak gözetim ve denetim otoritesinin yasal sorumluluğu olmamakla birlikte yetkili otoritelerin haberdar edilmesini sağlamalıdır. Ayrıca bir bankada yapılan sahtekarlığın diğer bankaları etkilemesini önlemek ve bankaların konudan haberdar olmalarını sağlayarak durumun kontrol altına alınması için gözetim  ve denetim otoritesi gerekli tedbirleri alabilmelidir.     </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/10/07/bankalarin-ihtiyatli-yonetimine-iliskin-yukumlulukler-ve-duzenlemeler-konusundaki-uygulamalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bankacılıkta Riskler</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/10/07/bankacilikta-riskler/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/10/07/bankacilikta-riskler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 11:45:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[EKONOMİ&FİNANS]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[bankacilikta]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=148</guid>
		<description><![CDATA[Bankacılık doğası gereği geniş ölçüde risk almayı gerektirmektedir. Bankacılık gözetim ve denetim otoriteleri bu riskleri bilmeli ve bankaların taşıdıkları riskler için yeterli risk ölçme ve yönetme tekniklerine sahip olduklarından emin olmalıdır. Bankaların karşılaştıkları risklerin neler olduğuna aşağıda yer verilmiştir.
Kredi Riski
Kredi vermek çoğu bankanın en temel faaliyetidir. Kredi işlemleri, bankaların ödünç alanların kredibilitesi konusunda doğru kararlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bankacılık doğası gereği geniş ölçüde risk almayı gerektirmektedir. Bankacılık gözetim ve denetim otoriteleri bu riskleri bilmeli ve bankaların taşıdıkları riskler için yeterli risk ölçme ve yönetme tekniklerine sahip olduklarından emin olmalıdır. Bankaların karşılaştıkları risklerin neler olduğuna aşağıda yer verilmiştir.</p>
<p>Kredi Riski</p>
<p>Kredi vermek çoğu bankanın en temel faaliyetidir. Kredi işlemleri, bankaların ödünç alanların kredibilitesi konusunda doğru kararlar vermelerini gerektirir. Bu kararlar her zaman doğru olmayabilir ya da ödünç alanların kredibilitesi çeşitli faktörlere bağlı olarak zaman içerisinde azalabilir. Dolayısıyla, bankaların maruz kaldıkları en temel risk kredi riski, yani ödünç alan tarafın yapılan anlaşma gereklerine uymaması durumudur. Yalnızca kredi işlemlerinde değil diğer bilanço dışı işlemlerde de ( garanti ve kabuller, menkul kıymet yatırımları vb.) bankalar bu tür risklere maruz kalabilirler. Önemli bankacılık problemleri, bankaların aktif kalemlerindeki zararları doğru  tespit ederek yeterli karşılığı  ayıramamaları ve faiz gelirlerindeki ertelemeyi zamanında hesaplarına geçirememelerinden kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Kredi alan gerçek kişi ya da tüzel kişilerle bağlantısı olan bir grubun taşıdığı  önemli büyüklükteki riskler bankalar için yoğun bir kredi riski yaratacağı için sektördeki problemlerin de temel kaynağını oluşturur.</p>
<p>Kredi riskindeki yoğunluk ayrıca bir sektöre, cooğrafik bir bölgeye ya da aynı ekonomik faktörlerden kolayca etkilenebilecek diğer etmenlerle ilişkili kredilerin (finansal kaldıracın yüksek olduğu krediler) bulunmasına bağlı olarak da ortaya çıkabilir. </p>
<p>Kredibilitenin tarafsız olarak değerlendirilmeyeceği kaygısıyla banka sahiplerine ya da banka üzerinde doğrudan veya dolaylı olarak kontrol yetkisi bulunan kişi ya da kuruluşlara verilen krediler dikkatli biçimde kontrol edilmediği takdirde önemli problemlere yol açabilir. Bankanın büyük hissedarları, yan kuruluşları, bağlı ortaklıkları, yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticileri de bu kapsam içinde değerlendirilir. Ayrıca aynı aile ya da grup tarafından kontrol edilen şirketlere verilen krediler de bağlantılı krediler olarak kabul edilir. Bu ve benzer durumlarda banka ile ödünç alan arasındaki bağlantı kredi  işleminde özel bir muameleyi gerektirebilir ve böylece kredi riskini artırabilir. </p>
<p>Ülke ve Transfer Riski</p>
<p>Uluslararası kredi işlemlerinde krediyi alan kişi ya da kuruluş dışında ilgili ülkenin taşıdığı riskler de (kredi alanın ülkesindeki ekonomik, sosyal ve politik yapı) önem taşımaktadır. Ülke riski, özellikle yabancı hükümetlere, kamu kurum ve kuruluşlarına verilen kredilerde önemlidir. Dışarıya verilen kredilerin ya da yapılan yatırımların kamu sektörüne mi yoksa özel sektöre mi yönelik olduğu da dikkate alınmalıdır. Ülke riskinin bir uzantısı ise transfer riskidir. Bu riskler, ödünç alan tarafın yükümlülüğünün ulusal para cinsinden tanımlanamadığı durumlarda yerine getirilememesinden kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Piyasa Riski</p>
<p>Bankalar piyasadaki fiyat değişmelerine bağlı olarak bilanço ve bilanço dışı işlemlerinde zarar riski taşırlar. Yerleşik  muhasebe kuralları bu tür risklerin bankaların özellikle ticari işlemlerinde görülmesine neden olur. Piyasa risklerinden en önemlisi döviz riskidir. Bankalar müşterileri için döviz kurları belirlemek ve bilançolarında açık pozisyon yaratmak suretiyle döviz piyasasındaki kurları belirleyendirler. Dövizle yapılan işlemlere ilişkin riskler, özellikle bankaların açık döviz pozisyonları dolayısıyla taşıdıkları riskler, döviz kurlarının istikrarsız olduğu dönemlerde artmaktadır.</p>
<p>Faiz Riski</p>
<p>Faiz riski, faiz oranlarındaki hareketler nedeniyle bankanın finansal durumuna bağlı olarak maruz kaldığı  riskdir. Faiz riskinin hem bankanın gelirleri hem de bilanço ve bilanço dışı  kalemlerinin ekonomik değerleri üzerinde etkisi vardır. Bankaların maruz kaldıkları faiz riskine ilişkin tipik örnekler şunlardır: (1) vade farklılıkları nedeniyle riskin yeniden fiyatlandırılması, banka bilanço kalemlerinin yeniden fiyatlandırılması, (2) verim eğrisi riski (verim eğrisindeki değişmelerden kaynaklanır), (3) temel faiz riski (aynı fiyatlandırma özelliklerine sahip farklı enstrümanlara uygulanan faiz oranlarının ayarlanmasında yapılan hatalı korelasyondan kaynaklanmaktadır).</p>
<p>Faiz riski bankacılıkta olağan bir durum olmakla birlikte, aşırı faiz riski bankaların                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                           karlılıkları ve sermaye yapıları için önemli bir tehdit oluşturabilir. Banka müşterilerinin faiz riskine karşı kendi tedbirlerini alabildikleri gelişmiş finansal piyasalarda faiz riski yönetiminin önemi daha da artmaktadır. Faiz oranlarının serbest bırakıldığı  ülkelerde faiz riski yönetimine daha fazla önem verilmektedir.  </p>
<p>Likidite Riski </p>
<p>Likidite riski bankanın yükümlülüklerindeki azalmayı iyi düzenleyememesi ya da aktiflerindeki artışı karşılayacak şekilde yeterli kaynak bulundurması nedeniyle ortaya çıkar. </p>
<p>Likidite sıkıntısı çeken bir banka kısa sürede yükümlülüklerini artırarak ya da aktiflerini makul maliyetlerde nakde çevirerek ihtiyacı olan fonu sağlayamayabilir. Olağandışı hallerde likidite yetersizliği bankanın yükümlülüklerini yerine getiremez duruma düşmesine yol açabilir.</p>
<p>Faaliyet Riski</p>
<p>Faaliyet riski özellikle kurum içi kontrollerdeki aksamalar ve şirket yönetimindeki hatalardan kaynaklanır.  İç kontrollerdeki aksamalar mevcut hata ve sahtekarlıkların gözden kaçmasına yol açacağı için bankanın zarar uğramasına ya da zaman ve koşullara uygun hareket edilememesine ve banka çıkarlarının tehlikeye sokulmasına (örneğin; dealer, kredi yetkilisi ya da diğer  banka mensuplarınca yetkilerin aşılarak ya da ahlaki olmayan  şekilde hareket edilmesi, uygun olmayan risklerin alınması gibi) neden olabilir. Faaliyet riskine ilişkin diğer örnekler ise bilgi teknolojisi sistemlerindeki hata ve aksamalar ile yangın, sel gibi felaketlerin yol açabileceği kayıplardır.</p>
<p>Yasal Risk  </p>
<p>Bankalar çeşitli şekillerde yasal risklere maruz kalabilirler. Yasal risk yetersiz ya da yanlış  yasal bilgi ve doküman nedeniyle alacakların değer kaybederek geri dönmesi ya da yükümlülüklerin beklenilenin üzerinde gerçekleşmesi durumlarını ifade eder. Ayrıca, mevcut yasalar banka ile ilgili yasal sorunların çözümünde yetersiz kalabilir ya da bir bankanın özel bir durumuna ait bir mahkeme kararı bankacılık sektörünü kısmen ya da tamamen olumsuz etkileyebilecek nitelikte olabilir. Ayrıca,  bankacılık ve diğer ticari işletmeler ile ilgili yasalar değişebilir.  Bankalar özellikle yeni işlemlerin uygulanmasında ve bir işleme taraf olmaya ilişkin yasal hakkın bulunmaması durumlarında doğabilecek yasal risklere karşı oldukça duyarlı davranırlar.</p>
<p>İtibar Riski </p>
<p>İtibar riski bankanın faaliyetlerindeki başarısızlıklarından dolayı ya da mevcut yasal düzenlemelere uygun davranılmaması sonucu ortaya çıkar. Banka müşterilerinin ve piyasa katılımcılarının güveninin kazanılması ve muhafaza edilmesi bankacılık için önemli olduğundan itibar risk bankaya önemli hasarlar verebilir.  </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/10/07/bankacilikta-riskler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Banka Hisselerinin Devredilmesi</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/10/07/banka-hisselerinin-devredilmesi/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/10/07/banka-hisselerinin-devredilmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 11:44:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[EKONOMİ&FİNANS]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[devredilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[hisselerinin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=146</guid>
		<description><![CDATA[Yeni bankalara faaliyet izni  verilmesinin yanısıra, banka gözetim ve denetim otoritesi bir bankanın yapacağı doğrudan ve dolaylı yatırımları ve bankanın el değiştirmesi konularında da bilgilendirilmelidir. Ayrıca söz konusu bu yatırımları, yeni kurulan bankaların uymakla yükümlü oldukları kriterlere uygun olmaması durumunda bloke etme yetkisine sahip olmalıdır. Gözetim ve denetim otoritesine bildirim yapılması genellikle bankanın el [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bankalara faaliyet izni  verilmesinin yanısıra, banka gözetim ve denetim otoritesi bir bankanın yapacağı doğrudan ve dolaylı yatırımları ve bankanın el değiştirmesi konularında da bilgilendirilmelidir. Ayrıca söz konusu bu yatırımları, yeni kurulan bankaların uymakla yükümlü oldukları kriterlere uygun olmaması durumunda bloke etme yetkisine sahip olmalıdır. Gözetim ve denetim otoritesine bildirim yapılması genellikle bankanın el değiştirmesi ya da belli oranda  oy kullanım hakkı olan hisselerin devredilmesi durumunda söz konusu olmaktadır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/10/07/banka-hisselerinin-devredilmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bankanın Mülkiyet (Ortaklık) Yapısı</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/10/07/bankanin-mulkiyet-ortaklik-yapisi/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/10/07/bankanin-mulkiyet-ortaklik-yapisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 11:39:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[EKONOMİ&FİNANS]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[mulkiyet]]></category>
		<category><![CDATA[ortaklik]]></category>
		<category><![CDATA[yapisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=137</guid>
		<description><![CDATA[Gözetim ve denetim otoritesinin bankaların (bankacılık faaliyetinde bulunan kuruluşların) mülkiyet yapısını değerlendirme yetkisi olmalıdır. Bu değerlendirmede, bankanın büyük hissedarlarının  doğrudan ve dolaylı kontrollerinin yapılmasına, hissedarların bankacılık ve diğer işleriyle ilgili deneyimlerinin ve aldıkları risklerin araştırılmasına, iş dünyasındaki itibarlarının ve finansal durumlarının gerekli olduğunda mali destek sağlamaya yeterli olup olmadığının incelenmesine yer verilmelidir. İş dünyasındaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gözetim ve denetim otoritesinin bankaların (bankacılık faaliyetinde bulunan kuruluşların) mülkiyet yapısını değerlendirme yetkisi olmalıdır. Bu değerlendirmede, bankanın büyük hissedarlarının  doğrudan ve dolaylı kontrollerinin yapılmasına, hissedarların bankacılık ve diğer işleriyle ilgili deneyimlerinin ve aldıkları risklerin araştırılmasına, iş dünyasındaki itibarlarının ve finansal durumlarının gerekli olduğunda mali destek sağlamaya yeterli olup olmadığının incelenmesine yer verilmelidir. İş dünyasındaki itibarın değerlendirilmesinde ayrıca bankaya ait ana sermayenin nereden temin edildiği de belirlenmelidir.</p>
<p>Bankanın daha büyük bir organizasyonun bir parçası olması durumunda faaliyet izni veren kurum ile gözetim ve denetim otoritesi, başvuruda bulunan bankanın sermaye yapısı ve kurumsal yapısının yeterince güçlü olduğuna ve organizasyonun diğer faaliyetleri dolayısıyla mevduat sahiplerine yansıyabilecek risklerin en aza indirildiğine kanaat getirmelidir. Bankanın büyük hissedarlarının diğer faaliyetleri de incelenmeli ve bu faaliyetlerine ilişkin finansal durumları gözden geçirilmelidir. Sermayenin, banka ortakları tarafından bireysel olarak finansman ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılmayacağı güvence altına alınmalıdır. Bankanın ve yan kuruluşlarının konsolide olarak değerlendirilmesinde, faaliyet izni veren kurum ile gözetim ve denetim otoritesi bankanın faaliyetlerinden sorumlu olacak kişilerin belirlenmesine imkan verecek şeffaflıkta bilgilerin olduğundan emin olmalı, ayrıca bu kişilerin konsolide yapı içinde gözetim ve denetime ilişkin tavsiye ve yükümlülüklerin yerine getirilmesi için gerekli özerkliğe sahip olduklarına kanaat getirmelidir. Son olarak; her iki otorite de bankaların etkin gözetim ve denetimini engelleyecek şekilde birleşme ve benzeri diğer oluşumların önlenmesi konusunda yetki sahibi olmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/10/07/bankanin-mulkiyet-ortaklik-yapisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BANKA KARTLARI</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/10/05/banka-kartlari/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/10/05/banka-kartlari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 12:49:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ARŞİV]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[kartları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=70</guid>
		<description><![CDATA[Bankacılıkta Kullanılan Kart Türleri ve Fonksiyonları
 		Banka kartlarını altı temel başlık altında ele almak mümkündür. Bunlar; özel fonksiyonlara sahip, verilerin chip üzerine depolandığı Bellek Kartları (Smart-Chip Card), alışveriş kolaylığı sağlayan, nakit olma özelliğinin yanısıra kredi kullanma imkanı da sağlayan Kredi Kartları (Credit Cards), alışveriş kolaylığı sağlayan fakat kredi özelliği olmayan borçlandırma kartları (Ödeme Kartları-Charge Cards), [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bankacılıkta Kullanılan Kart Türleri ve Fonksiyonları</p>
<p> 		Banka kartlarını altı temel başlık altında ele almak mümkündür. Bunlar; özel fonksiyonlara sahip, verilerin chip üzerine depolandığı Bellek Kartları (Smart-Chip Card), alışveriş kolaylığı sağlayan, nakit olma özelliğinin yanısıra kredi kullanma imkanı da sağlayan Kredi Kartları (Credit Cards), alışveriş kolaylığı sağlayan fakat kredi özelliği olmayan borçlandırma kartları (Ödeme Kartları-Charge Cards), hesaba doğrudan borç geçilmesini ve alışveriş kolaylığı sağlayan hesaba erişim kartları (Debit Cards), Vergi Kimlik Kartları ve Özel Amaçlı Kartlar. </p>
<p>2.	Kredi Kartları</p>
<p>a-  Genel Tanımı</p>
<p> 		Kredi kartı Banka ya da kartı veren kuruluş tarafından kart hamiline belirli bir limit dahilinde harcama yapma imkanı sunmaktadır. Bu durum kart hamiline rotatif bir kredi imkanı sağlamaktadır. Bir diğer ifade ile kart hamili önceden belirtilmiş limitler dahilinde kısa vadeli kredi kullanma imkanına kavuşmaktadır.<br />
<span id="more-70"></span><br />
 		Kredi kartının bir ödeme vasıtası olarak kullanılması onun nakit para ve çek kadar önemli bir değişim aracı olduğu gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Günümüzde kredi kartının bu etkinliği teknolojinin gelişmesine paralel olarak artmaktadır.</p>
<p> 		Yukarıdaki kısa açıklamaların ışığında kredi kartının tanımını şöyle yapmak mümkündür: “Kredi kartı, kartı ihraç eden Banka veya kuruluşun kart hamiline açtığı kredi (tahsis edilen limit) karşılığında kart hamilinin ihtiyaç duyduğu mal ve hizmeti alışveriş esnasında herhangi bir ödeme yapmaksızın satın almasına ve bedelini belirlenen müteakip tarihte ödemesine imkan sağlayan bir ödeme aracıdır.”</p>
<p> 		Kredi kartları bireylerin sürekli değişen ve çeşitlenen gereksinimlerini karşılamak üzere gündeme gelen, bireylerin günlük gereksinmelerinin giderilmesi ve  beklenmedik  harcamalarını karşılayabilmesi, özellikle seyahata çıkması durumunda fazla miktarda para taşımanın getirdiği kaybolma, çalınma gibi riskleri aşabilme amacıyla geliştirilen,  “plastik para” olarakta adlandırılan çağdaş ödeme araçlarıdır.</p>
<p> 		Kredi kartı sistemini üç taraf oluşturmaktadır :</p>
<p>Kredi Kartı Çıkaran Kurum: Çeşitli uğraşı alanlarındaki ticari işletmelerle bağlantı kurup, onlarla kart sahibine peşin para istemeksizin mal satma ya da hizmet sunma konusunda sözleşmeler imzalayan kuruluşlardır. Kredi kartını çıkaran kuruluş kart sahibine peşin para ödemeksizin alışveriş yapmayı mümkün kıldığı gibi kart sahiplerinin alışverişlerinin geri ödeme süresini isterlerse uzatıp zamana yayarak kısa vadeli kredi kullanma hakkıda tanımaktadır..<br />
Kart Sahibi : Kredi kartını çıkaran kuruluş ile yaptığı sözleşme uyarınca kendisine verilen kart ile nakit ödeme zorunluluğunda kalmaksızın alışveriş yapabilen gerçek ya da tüzel kişilerdir.<br />
Üye İşyeri: Kredi kartını çıkaran kurum ile imzaladığı sözleşme uyarınca kart sahiplerinin nakit ödeme zorunluluğunda kalmaksızın alışveriş yapabildiği gerçek ya da tüzel kişilerdir.</p>
<p> 		Kredi kartı sistemini oluşturan taraflardan kredi kartını çıkaran kurum ile üye işyeri arasında imzalanan  sözleşme “üye işyeri sözleşmesi”, kredi kartını çıkaran kuruluş ile kart sahibi arasında  yapılan sözleşme ise “üyelik sözleşmesi” olarak adlandırılmaktadır. Kredi kartını çıkaran kuruluş ile kart sahibi arasındaki borç-alacak ilişkisi, kredi kartını çıkaran kuruluş ile sözleşme yapan satıcı firmayı ilgilendirmektedir. Kredi kartı ise ancak kredi kartını çıkaran kuruluş ile sözleşmesi bulunan satıcı firmalar da geçerlidir.</p>
<p>Bankalar kredi kartlarını iki türlü ihraç edebilirler :</p>
<p> 		Bilindiği üzere kredi kartı sistemlerini oluşturan uluslararası kuruluşlar vardır. Bankalar bu kuruluşlarla lisans sözleşmeleri imzalayarak bulundukları ülkelerde bu kartı ihraç etme yetkisi almaktadırlar. Kart sistemini oluşturan uluslararası kuruluşlar her ülkede birden fazla banka ile lisans sözleşmeleri imzalayabilirler. Bankalar kendi üye işyerlerine hem kendi kartlarının hem de diğer bankaların ihraç ettiği kartların slip bedellerini ödemek zorundadırlar. Bu durumda bankalar arasında bir hesaplaşma gereği ortaya çıkmaktadır. Bankalar birbirlerine olan ödemeleri bir takas bürosu aracılığı ile yapıp karşılıklı olarak kapatmaktadır. Ülkemizde takas işlemleri Bankalar Arası Kart Merkezi (BKM) aracılığı ile yapılmaktadır. Bankaların ihraç ettikleri bu tür kartların üzerinde hem kendi logoları, hem de lisans sözleşmesi imzaladıkları kuruluşun logosu bulunmak zorundadır. Günümüzde yaygın olarak lisans sözleşmeleri imzalayarak kendi kartını ihraç etme yetkisini veren belli başlı kuruluşlara örnek olarak Visa, Europay/Mastercard, Amex, Diners Clup sayılabilir.</p>
<p> 		Bu şirketlere üyelik başvurusunda bulunan Bankaların yıllık işlem hacmi, kar-zarar, gelir-gider gibi istatistiki bilgileri incelenerek üyelik talebi kabul veya red edilir. Bu kuruluşlar tarafından farklı üyelik seçenekleri sunulmaktadır. Bunlardan en yaygın olanları aşağıda belirtilmiştir;</p>
<p>•	Asli üyelik (Principal Membership)<br />
•	Ortak üyelik (Associate Membership)<br />
•	Katılma üyelik (Participan Membership)</p>
<p> 		Asli üyelik hakkını kazanan bankaların kart basımı, kartın müşteriye ulaştırılması, hesap özetlerinin üretimi, borcun tahsil ve takibi, bankalararası takas ve hesaplaşma işlemleri kendisi tarafından veya anlaşma yaptığı bir başka üye tarafından yapılmaktadır. Ortak üyelik veya katılımcı üyelik durumunda ise tüm işlemler; ortak üyelik için herhangi bir asli üyenin, katılımcı üyelik için ise herhangi bir asli ve ortak üyenin sorumluluğu altında bulunmaktadır.<br />
b.  Kredi Kartlarının Sağladığı Faydalar :</p>
<p> 		Yukarıda açıklanan temel bilgilerden anlaşılacağı üzere kredi kartları uygulamasının tarafları ve ülke ekonomisi açısından değerlendirmeleri yapılmak zorundadır. Bu kapsamda kredi kartı uygulamasının sağladığı yararları dört ana başlık altında toplamak mümkündür.</p>
<p>b1-  Kart Hamili Açısından</p>
<p>•	Hız ve kullanım rahatlığı,<br />
•	Küçük bir kartı muhafaza etmek sureti ile para ve çek kullanmaya oranla riskinin az olması,<br />
•	Harcama tarihi ile hesap özetinde belirtilen son ödeme tarihine kadar kredi limiti dahilinde kalmak kaydı ile rotatif ve faizsiz kredi imkanının sağlanması,<br />
•	Yurtiçi ve yurt dışı banka ve ATM’lerden nakit çekebilme imkanı,<br />
•	Kartı ihraç eden banka veya mali kuruluşun sağladığı sigorta (kaza, hayat, sağlık) mal veya hizmet bedelinde indirim, rezervasyon önceliği gibi bir takım ücretsiz hizmetlerden yararlandırılması,<br />
•	Acil durumlarda telefonla mal siparişinde kredi kartı kullanılabilmesi,<br />
•	Kredi kartı ihraç eden bankaların bir çoğunun uluslararası kart kuruluşlarının anlaşmalı üyeleri olması ve seyahat-dinlence kartlarının çoğunun da bu uluslararası kuruluşlarca ihraç edilmesi nedeniyle ülke dışında seyahat çeklerinin yerini tutacak şekilde kullanılabilmesi gibi hususlar kredi kartının kart hamiline sağladığı yararlar olarak sıralanabilir.</p>
<p>b2-  Üye İşyerleri (Satıcılar) Açısından    </p>
<p>•	Mal veya hizmet satış bedelinin düzenlenen belgeye istinaden (Slip) bir bankanın garantörlüğü altında hemen tahsil edilebilmesi,<br />
•	Nakit alışveriş yapmak istemeyen ve en pratik alışveriş yöntemlerinden birisi olan kredi kartını kullanan kart hamillerini kendilerine çekerek cirosunu ve müşteri sayısını artırma imkanına kavuşması,<br />
•	Nakit kullanma riskinden kurtulması,<br />
•	Kartı ihraç eden bankalar ve kurumlar genellikle ödeme gücü yerinde olan itibarlı müşterilerine kart verdiklerinden yeni müşteri gruplarının kazanılması,<br />
•	Yurtdışı kredi kartı hamillerine de mal veya hizmet satarak işlem hacmini arttırabilmesi gibi hususlar kredi kartı ile yapılan alışverişlerde üye işyerleri açısından avantajlar olarak belirtilebilmektedir.</p>
<p>b3-  Kredi Kartını Çıkaran Kuruluş Yönünden </p>
<p>•	Kredi kartını kullanmak isteyen kişileri bu olanaklardan yararlandırmak sureti ile müşterisi haline getirerek bu kişilerin tasarruflarını kendisine çekebilme ve diğer bankacılık hizmetlerini sunabilme olanağına kavuşmak,<br />
•	Kredi kartı sayısının artmasına paralel olarak müşterilerine sunduğu bankacılık hizmetleri sayesinde prestij ve rekabet gücünün artması,<br />
•	Kart hamillerinin mal ve hizmet satın almalarından dolayı işyerlerinden alınan komisyon gelirlerini artırmak,<br />
•	Kart hamillerinin borçlarını taksitlendirmelerinden dolayı oluşacak faiz gelirlerini artırmak,<br />
•	Kredi kartı sayesinde kullandırılan kredilerin riskini tabana yaymak sureti ile riski dağıtmak ve minimize etmek,</p>
<p>b4-  Ülke Açısından </p>
<p>•	Kart hamilleri ve üye işyerlerine sağlanan imkanlar ölçüsünde ortaya çıkan aktivitenin ticari faaliyetleri canlandırması,<br />
•	Nakit para tedavülünün ortadan kaldırılarak kaydi para yaratılması ve ülke açısından kullanılabilir küçük tasarrufların bankalarda toplanmasını sağlamak,<br />
•	Türkiye’ye gelen yabancıların yanlarında getirmedikleri nakit dövizi harcamalarına imkan sağlayarak ülkenin döviz girdisinin artmasına katkıda bulunmak şeklinde sıralanabilir.</p>
<p> 		Türkiye’de ilk kredi kartı  uygulamasının 1968 yılında ihraç edilen Diners Clup kartı ile başladığı ifade edilmekte ise de Türkiye’deki teknolojik gelişmelerinde etkisi ile 1980’li yıllarda etkisini hissettirmiştir. Henüz gelişim sürecini sürdürmekle birlikte çok şubeli büyük bankaların sisteme süratle intibakı kredi kartı sistemine ülkemizde büyük bir aktivite kazandırmıştır.</p>
<p>2.  Akıllı Kart (Smart Card)</p>
<p> 	 	Manyetik bantlı kredi ve banka kartlarının takibinde ortaya çıkan sorunlar, alt yapı zorlukları, sistemlerin iletişim aksaklıkları, maliyetinin yüksekliği, manyetik kartların yeterli güvenlikten yoksun olmaları bellek kartlarını gündeme getirmiştir. Smart ya da Chip kart diye de adlandırılan bellek kartlarının üzerine mikro-chip yerleştirilmek sureti ile bu kartın çok özel fonksiyonlara sahip olması sağlanmıştır. Tüm temel veriler chip üzerine depolanarak (Ör: Kart sahibinin kredi limiti, hesabındaki para vb.) işlemler bankaların ana bilgisayarına ulaşmadan gerçekleştirilebilmektedir. İlk defa Fransa’da kullanıma giren Chip’li kartlar ülkemizde henüz yaygınlaşmamasına rağmen yakın gelecekte kredi kartları ve banka kartları paralel olarak sisteme girecektir. Her ne kadar chip kart; kart sahibi, işyeri, ve bankaya sayısız olanaklar sağlasa da tüm dünyada entegre bir uygulama alanı bulması için önemli maliyetlere varan yatırımlar ile mevcut manyetik bant okuyucu terminallerin chip kartlar ile karşılıklı veri alışverişi yapar hale getirilmesi gerekmektedir. </p>
<p> 		Smart Card kullanıcıları, kartı kullanmadan önce fonlarını karta transfer etmek durumunda olduklarından  bankanın riski yoktur. Ayrıca düşük miktarda harcamaların dahi yapılabiliyor olması bu kartı oldukça önemli kılmaktadır. Kişiler kendi fonlarını kullanacaklarından kart talebinde bulunanın varlıklı oluşuna bakılmaksızın hesapların kendilerinde olması kaydıyla bankalar tarafından bu kartlar  tüm vatandaşlara dağıtılabilecektir. Bu sistemde bilhassa elektronik sahtekarlık ve dolandırıcılık olayları ciddi risk oluşturmakta ancak chip adını verdiğimiz mikro işlemcilerin olması bu sistemin riskini önemli ölçüde azaltmaktadır.</p>
<p>3.  Ödeme Kartları (Charge Cards)</p>
<p> 		Bu tür kredi kartı bir alacaklı cari hesap üzerine çalışmaktadır. Bu kartın debit kartlardan farkı bir kredi kartı niteliği taşıdığından harcama yapıldığı esnada hesap bakiyesinin müsait olmasına bakılmamasıdır. Sadece kart limitinin harcama miktarına uygunluğu kontrol edilmektedir. Kart hamili harcama tarihi ile son ödeme günü arasındaki süre kadar faizsiz kredi imkanı kullanmakta, ancak kart hamili borcunu taksitlendirememektedir. Günümüzde bu uygulama fazlaca rağbet görmemektedir. Çünkü bankaların bir çoğu kredi kartı hamillerine dilediği takdirde borcunu taksitlendirme imkanı sağlamaktadırlar. Bir başka ifade ile kart hamili kredi kartını dilerse borçlandırma (Charge Card), dilerse kredili kredi kartı (Credit Card) gibi kullanabilmektedir.</p>
<p>4.  Hesaba Erişim Kartları (Debit Kartlar)</p>
<p> 	 	Bu kartlar müşterinin alacaklı cari hesabı üzerinden çalışır. Günümüzde bu kartlar çoğunlukla müşterinin bankadaki parasını şubeye uğramadan çekebilmesine dönük olarak kullanılmaktadır. Ancak bu kartlar asıl işlev itibariyle alışverişlerde kullanılabilmekte ve bu kart ile yapılan harcamalar bankaya ulaştığında hesap bakiyesinden bu tutar düşmektedir. Bu kartlara Transfer Kartları, Hesaba Erişim Kartları ya da daha genel olarak Banka Kartları gibi adlar da verilebilmektedir.</p>
<p> 		Hesaba erişim kartlarının özelliği müşterinin alacaklı cari hesabının üzerinden çalışıyor olmasıdır. Kart hamilinin bankada mutlaka bir alacaklı cari hesabının bulunması gereklidir. Yani kart hamili, sadece hesabında bulunan parayı kullanabilmekte, yanında para taşıma külfetinden kurtulmaktadır. </p>
<p>  		Ülkemizde de kredi kartı uygulamasında karşılaşılan sorunlara çözüm bulmak amacıyla Türkiye Bankalar Birliği’nin öncülüğünde onüç bankanın katılımıyla Bankalar Arası Kart Merkezi A.Ş.  (BKM) adı altında bir şirket kurulmuştur. Bu şirketin amacı bankalar arasındaki takas ve provizyon işlemlerini ve uluslararası kredi kart kuruluşları ile iletişimi daha güvenli, daha süratli ve daha az bir maliyetle tek bir merkezden yürütmektir. Ayrıca sistemin iyileştirilmesi açısından mevcut ve muhtemel imkanları araştırmak ve değerlendirmek, sahtekarlığı önleyici tedbirler almak ve birleşik uyarı listesi hazırlamak şirketin görevleri arasındadır. Bankaların beklentisi bu kuruluşun eksik standardisazyonu sağlaması ve yasal boşlukların giderilmesinde itici güç olarak çalışması yönündedir. Bu merkez üçer aylık peryotlarda bütün üye bankalara yapılan işlemler, bankaların kart sayıları, yapılan işlemlerin hacimleri, bankaların rapor dönemine ait takas rakamlarını vb. içeren raporlar göndermektedir. Merkez tarafından 31.12.1999 tarihinde düzenlenen rapora göre bankaların kredi kartı sayıları aşağıdaki gibidir :</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/10/05/banka-kartlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BANKANIN TANITIMI</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/10/05/bankanin-tanitimi/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/10/05/bankanin-tanitimi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 12:00:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ARŞİV]]></category>
		<category><![CDATA[bank]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[tanım]]></category>
		<category><![CDATA[tanımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=20</guid>
		<description><![CDATA[1948 yılında kurulan Akbank bugün aktif büyüklüğü açısından (iştiraklerin piyasa değerlemesi hariç) Türkiye&#8217;nin en büyük özel sektör bankası konumundadır. 2000 yılında Akbank, Banker Dergisi&#8217;nin aktif ve özsermaye büyüklüğü açısından yaptığı sıralamada dünyanın ilk 500 bankası arasında yer almıştır. Ayrıca, banka 1992, 1993 ve 1998 yıllarında Euromoney dergisinin &#8220;Türkiye&#8217;nin En İyi Bankası&#8221; ödülünün sahibi olmuştur. Akbank, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1948 yılında kurulan Akbank bugün aktif büyüklüğü açısından (iştiraklerin piyasa değerlemesi hariç) Türkiye&#8217;nin en büyük özel sektör bankası konumundadır. 2000 yılında Akbank, Banker Dergisi&#8217;nin aktif ve özsermaye büyüklüğü açısından yaptığı sıralamada dünyanın ilk 500 bankası arasında yer almıştır. Ayrıca, banka 1992, 1993 ve 1998 yıllarında Euromoney dergisinin &#8220;Türkiye&#8217;nin En İyi Bankası&#8221; ödülünün sahibi olmuştur. Akbank, temel bankacılık hizmetlerinin yanısıra, bireysel, kurumsal, özel bankacılık ve uluslararası ticaretin finansmanı hizmetlerini sunmaktadır. Sermaye piyasaları, sigorta ve finansal kiralama hizmetleri ise bankanın iştirakleri tarafından verilmektedir.<br />
<span id="more-20"></span><br />
Akbank faaliyetlerini İstanbul&#8217;daki Genel Müdürlüğü ve 13 Bölge Müdürlüğü aracılığı ile yurt çapında sürdürmektedir. Banka&#8217;nın Almanya&#8217;da altı (Frankfurt, Hannover, Hamburg, Stuttgart, Essen ve Münih), Malta&#8217;da bir şubesi ve Hollanda&#8217;da Akbank International N.V. adında yeni kurulmuş bir bankası bulunmaktadır. Akbank International N.V. 2001 yılı ortasında faaliyete geçecektir. Londra&#8217;da kurulu Sabancı Bank&#8217;ın %37&#8217;sine ve İstanbul&#8217;da kurulu BNP-AK-Dresdner Bank&#8217;ın %39,99&#8242;una sahip olan Akbank&#8217;ın, Londra, Paris ve Roterdam&#8217;da üç temsilciliği vardır.  Bunlardan başka banka, Ak Yatırım Menkul Değerler, Ak Portföy Yönetimi ve Ak Ödeme Sistemleri’nin % 100 üne, Ak Yatırım Ortaklığının % 46’sına sahiptir.  Bankanın IT sektöründe de iştirakleri mevcuttur.<br />
Moody&#8217;s uluslararası derecelendirme kuruluşundan A3 uzun vadeli Türk Lirası notu alan Akbank, Fitch IBCA&#8217;dan AA+ ülke içi notu ile B/C bireysel rating notu almıştır. Her iki not, uluslararası derecelendirme kuruluşları tarafından bir Türk bankasına bugüne kadar verilmiş olan en yüksek notlardır. Bu olumlu değerlendirmeler sonucunda Akbank&#8217;ın uluslararası piyasalardan varlığa dayalı menkul kıymet arzı yoluyla sağladığı borç toplamı 750 milyon ABD Doları düzeyine çıkmıştır. 2000 Haziran ayında alınan 400 milyon ABD Doları tutarındaki sendikasyon kredisini, Ekim ayında alınan 350 milyon ABD Doları tutarında bir diğer sendikasyon kredisi izlemiştir.<br />
Akbank hisse senetleri %27&#8242;lik halka açıklık oranı ile İstanbul Menkul Kıymetler Borsası&#8217;nda işlem görmektedir. Yurtdışında ise, bankanın depo sertifikaları SEAQ International ve Portal&#8217;da kote edilmiştir. 25 Ocak 2001 tarihi itibariyle Akbank&#8217;ın piyasa değeri 3,8 milyar ABD Doları&#8217;dır.<br />
Ucuz maliyetli yabancı kaynak temin olanakları ve yüksek iş verimliliği sayesinde aktiflerinde gerçekleştirdiği güçlü büyüme, Akbank&#8217;ı Türkiye&#8217;nin en karlı bankası haline getirmiştir. Bir önceki yıla göre TL bazında %7,9 büyüme ile 2000 yılı sonunda net kar 343,6 trilyon TL (yaklaşık 560 milyon ABD Doları) ve toplam aktifler TL bazında %69,0 büyüme ile 7.358,0 trilyon TL (yaklaşık 11.025 milyon ABD Doları) seviyesine yükselmiştir.</p>
<p>AKTIFLER<br />
2000 yılı sonunda Akbank’ın toplam aktifleri bir yıl öncesine gore % 69 büyüme göstererek 7,358 trilyon TRL düzeyine erişmiştir.  Aktifteki büyümenin gerçekleşmesine, % 91 oranında artan krediler kalemi, önemli bir katkı sağlamıştır.  1999 yılında % 2,5 düzeyinde olan kötü kredilerin toplam kredilere oranı, 2000 yılında % 1,6 düzeyine indirilmiştir.</p>
<p>Bankanın aktif kalitesi, yani tahsis ettiği kredilerin toplam aktiflere oranı seneler itibariyle aşağıda görülmektedir.  Bankanın aktif kalitesi son 10 yılın tümünde sektör ortalamasının altında kalsa da,  aktif büyüklüğünü göz önüne alırsak, reel sektör için önemli bir hizmet verdiği açıktır. </p>
<p>Zira Akbank tahsis ettiği kredilerle 2000 yılında % 7,7 sektör payıyla özel sermayeli bankalar arasında 4., tüm sektör içinde de 5. sırada  yer almıştır (1. Ziraat &#8211; %12,6   2.YKB &#8211; %8,6     3.İşbank &#8211; %8,5     4. Pamukbank &#8211; %8,1     6. Garanti &#8211; %7,3 ).</p>
<p>Bankanın aktifinde dikkat çeken hareketlerden biri de, bankalar hesabı bakiyesinin 597 trilyondan, 2,329 trilyona çıkmasıdır.  Bu hareketin 2000 yılında getirisi azalan borçlanma senetlerinin azaltılarak gerçekleştirildiği söylenebilir.</p>
<p>LIKIDITE DURUMU</p>
<p>Bankanın taahhütlerini her an karşılamak üzere emre hazır bulundurduğu kıymetleri 3,795 trilyondur.  Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi bankanın, “likit aktifler / toplam aktifler” rasyosu, kendi grubunun ortalamalarının üstüne çıkmıştır.  Ancak “YP likit aktifler / YP Pasifler” rasyosu, 1999’dan 2000’e %47’den %25 düşerek tehlike sinyali vermektedir.  Fakat bu orandaki şiddetli düşüşün, bankanın yurtdışından sağladığı uzun vadeli sendikasyon kredilerinden kaynaklandığı unutmamak gerekir.</p>
<p>PASIFLER VE ÖZKAYNAKLAR</p>
<p>Pasiflere baktığımızda DTH, tasarruf mevduatları ve yurtdışından kullanılan kredilerde büyük artışlar görmekteyiz. Bankaya uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları tarafından verilen iyi notlar, bankanın ucuz maliyetli dış kaynak bulmasında önemli rol oynamıştır.  Zira Akbank, söz konusu kuruluşlar tarafından Türkiye’deki bankalara verilen en yüksek notları almıştır.</p>
<p>2000 yılında mevduat toplamı % 68 büyüyerek 4,376 trilyon TRL ye ulaşmıştır (tüm sektörün % 6,4 ü).  Toplam aktiflerin % 60’ını karşılayan mevduat, fon kaynaklarının büyük bölümünü oluşturmuştur.  2000 yılı sonunda özsermaye %43 artışla 1,082 trilyon TRL, yurtdışı borçlanma ise %138 artışla 1,500 trilyon TRL olarak gerçekleşmiştir.</p>
<p>Her ne kadar banka 2000 senesinde aktif büyüklüğünü artırdığı oranda karını artırmayı başaramamışsa da, zarar etmemiş, gerçekleştirdiği karlılık oranları da kendi grubunun ortalamasının üstüne çıkabilmiştir.  Gelir Tablosundan anlaşılacağı gibi, bankanın net faiz gelirlerindeki artış, faiz dışı kalemlerdeki zararla örtüşmüş(kambiyo zararları) ve sonuç olarak 99 sonundaki 318 trilyon liralık karını ancak 344 trilyon liraya çıkartabilmiştir.</p>
<p>Yukarıdaki tabloya bakıldığında açıkça görüleceği gibi bankanın fonlama maliyetleri her zaman çok düşük düzeylerde gerçekleşmiş, getiriyle maliyet oranları arasındaki marj her zaman çok yüksek olmuştur. 2000 senesinde de banka 10,2 den bulduğu fonları, 30,7 den satmıştır ki 945 trilyonluk net faiz geliri elde etmiştir. Unutmamak gerekir ki bu oranlar sadece getirili ve götürülü kalemler dikkate alınarak hazırlanmıştır. Zira kur farkları ve diğer faiz dışı giderlerin etkisiyle net faiz dışı gider 432 trilyon olarak gerçekleşmiştir.  </p>
<p>RISK DURUMU VE RISKTEN KORUNMA</p>
<p>Banka bilançosunun vade yapısı hakkında bilgi sahibi olmadığım için (Bilançonun kalan vadeye göre düzenlenmiş detayı bankadan istenmiş ancak, Akbank yetkilisi bu türden bilginin banka dışına çıkarılmasının sakıncalı olduğu gerekçesiyle isteğimi reddetmiştir.) bankanın faiz riski hakkında kesin yargılarda bulunamayacağım.  Fakat 1 katrilyona yakın net faiz geliri elde etmiş bir bankanın piyasayı iyi tahlil ettiğini rahatlıkla söyleyebilirim.  Ayrıca çok fazla likit olan bankanın yurtdışından temin ettiği uzun vadeli sendikasyon kredilerinin Libor a endeksli olması, bu riski belli bir oranda azaltmaktadır.  </p>
<p>Bankanın piyasa riskine maruz kıymetlerini aşağıdaki tabloda görmekteyiz.  Her ne kadar bu kıymetlerin  toplam aktiflere oranı %14 lerdeyse de – ki bu %14’ün hemen tamamı borçlanma senetleridir &#8211; , bankanın likidite durumunun iyi derecede olması, bu menkul kıymetlerin vadesinden önce elden çıkarılmasına olan ihtiyacı minimuma indirmekte, bu riski otomatik olarak ortadan kaldırmaktadır.</p>
<p>Akbank, seçici kredi politikalarıyla kredi riskini sektör ortalamasının altında tutmayı başarmıştır.  Bankaca açıklanan faailiyet raporlarında, bu konuda etkin risk yönetimi yapıldığı, sağlanan proje kredilerinin sektörlere eşit olarak dağıtıldığı ve bu tür kredilerin genelde Hazine teminatında olduğu, sağlanan diğer kredilerin de yüksek oranda teminatlandırıldığı belirtilmektedir.  Aşağıdaki tablo incelendiğinde gerçektende bankanın kredi riskini düşürmede başarılı olduğu açıkça görülmektedir.</p>
<p>Bankanın likidite riskinin olmadığı yukarıdaki bölümlerde anlatılan “Likidite Durumu” bölümüne bakılarak rahatça anlaşılabilir.  Bankalar, aktif – pasif kalemlerinin vadelerine dikkat ederek bu riskten kaçınabilirler.  </p>
<p>Bankacılık sektöründe en çok bilinen risk, döviz kuru riskidir.  Kur değişimlerinin bilançodaki döviz pozisyonunu etkilemesi durumunda ortaya çıkar.  Akbank’ın 2000 yılı sonu itibariyle taşıdığı YP pozisyonlar yukarıdaki tabloda görülmektedir. Buna göre türev enstrümanları hesaba katmadığımızda bankanın 1,3 katrilyonluk açık pozisyona sahip olduğunu görüyoruz.  Bankanın döviz borçlarının, varlıklarından yüksek olduğu  bu durumda, devalüasyon olduğunu farzedersek, bankanın borçları, taşıdığı açık pozisyon oranında artacaktır.  Fakat bankanın yapmış olduğu vadeli türev enstrümanları da hesaba katarsak, bankanın açık pozisyonu 111 trilyona düşmektedir.  Açıkça görülmektedir ki, banka türev enstrümanlarla kendini döviz riskine karşı korumuştur.</p>
<p>Bankanın faaliyet raporunda da bahsedildiği gibi, banka türev enstrümalara sadece riskten korunma amacıyla başvurmakta, spekülatif amaçla türev piyasalarda işlem yapmamaktadır.  </p>
<p>Bankaların dönemler itibariyle tutturmak zorunda oldukları Sermaye Yeterliliği Rasyoları vardır.  Bu rasyo hesaplanırken banka aktifleri, risklerine göre gruplandırılarak, hesaba katılır.  Dolayısıyla bu  rasyo, kendi başına bir risk ölçümü rasyosudur.  Türkiye’deki bankalar, Sermaye Yeterliliği Rasyolarını en az % 8 in üstünde tutmak zorundadırlar. </p>
<p>BITIRIRKEN</p>
<p>Bankacılık Sektörünün liderlerinden Akbank’ın faaliyet yapısını, sektördeki payını, taşıdığı yada kaçındığı riskleri incelediğim bu çalışmada, bankanın sağlıklı bir yapıda olduğunu, gerçek anlamda bankacılık yaparak, hem üretimin finansmanında, hemde dış ticaretin finansmanında reel sektör için önemli bir kurum olduğu sonucuna ulaştım.  Ulaştığı sağlıklı yapı sayesinde yurtdışı piyasalardan çok uygun şartlarda fon bulabilen Akbank, bu yapısıyla uzun yıllar sektörde önlerde yer alıcaktır.  Banka ekonomini her kesimine hizmet et</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/10/05/bankanin-tanitimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
