<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ERPakademi &#187; deney</title>
	<atom:link href="http://www.erpakademi.com/tag/deney/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.erpakademi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Jun 2010 15:27:30 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>ÖLÇME TEKNİĞİ DENEY RAPORU</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/10/05/olcme-teknigi-deney-raporu/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/10/05/olcme-teknigi-deney-raporu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 13:14:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ARŞİV]]></category>
		<category><![CDATA[deney]]></category>
		<category><![CDATA[ölçme]]></category>
		<category><![CDATA[raporu]]></category>
		<category><![CDATA[tekniği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=97</guid>
		<description><![CDATA[DENEY CİHAZININ ADI:  PROFİL PROJEKTÖR
DENEY CİHAZININ NE AMAÇLA KULLANILDIĞI:
Ufak parçaları belirli kademelerde büyütüp, parçanın profil görünüşünü dairesel ekrana yansıtarak yüksek hassasiyette uzunluk ölçümü yapmaya, parçayı daha iyi tanımaya, üzerindeki toz,leke gibi zor görülen kalıntıları görmeye  dairesel ekranın çevresindeki bilezik
ile parça üzerindeki istediğimiz kısımların açılarını ölçmeye  yarar.
       [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>DENEY CİHAZININ ADI:  PROFİL PROJEKTÖR</p>
<p>DENEY CİHAZININ NE AMAÇLA KULLANILDIĞI:<br />
Ufak parçaları belirli kademelerde büyütüp, parçanın profil görünüşünü dairesel ekrana yansıtarak yüksek hassasiyette uzunluk ölçümü yapmaya, parçayı daha iyi tanımaya, üzerindeki toz,leke gibi zor görülen kalıntıları görmeye  dairesel ekranın çevresindeki bilezik<br />
ile parça üzerindeki istediğimiz kısımların açılarını ölçmeye  yarar.<br />
             DENEY CİHAZININ TANITIMI:<br />
Bizim kullanmış olduğumuz profil projektör “MITITOYO” markadır.10,20,50 ve 100 kere büyültme kademeleri vardır. En fazla 25mm’lik  uzunluk ölçülebilir.<br />
<span id="more-97"></span><br />
DENEYİN YAPILIŞI:<br />
1-)Cihazı açmak için power düğmesine basarız. Cihazın  OFF  konumunda olduğunu kontrol etmeliyiz. Çünkü; cihaz üzerinde henüz parça yoktur.</p>
<p>2-)Ölçüm yapılacak parçayı  saydam lamel üzerine yavaşça koyarız.</p>
<p>3-)Numunemiz fazla küçük olmadığı için projektörün objektifinden 10X  konumuna getirip<br />
10 kere büyültmüş olduk. Üzerindeki pis,toz,yağ  gibi kalıntıları ve parçanın detaylarını iyice gördük.</p>
<p>4-)Numunenin kaba taslak resmini çizip ölçmek istediğimiz  kısımlara  harfler verdik.<br />
 Ölçeceğimiz değerleri harflerin karşısına yazmak üzere bir tablo oluşturduk.</p>
<p>5-)Dairesel ekranda birbirine dik iki eksen olduğunu belirtmiştik. Bu eksenler  X ve Y eksenleridir. X ekseni doğrultusunda ölçüm yapmak için, parça  X eksenine paralel  olacak şekilde getirilerek  Y ekseni hareket ettirilmek suretiyle  ölçüm yapılır.</p>
<p>6-)Mikrometre sola doğru çevirdiğimizde  o çizgisinden uzaklaşmaktadır. Aynı zamanda 0,005 hassasiyette ölçüm yapmaktadır. Ölçmeye  başlamadan önce numunede ölçmek istediğimiz kısmın  başlangıcının (ölçme yönüne dik eksen çizgisiyle çakışık halde olduğu konumu) ilgili  mikrometredeki değeri okunup bir kenara not alınır. Mikrometre vasıtasıyla ölçme yönüne dik eksen çizgisi ölçülen kısmın sonuna getirildiğinde mikrometre üzerindeki değer okunur. Bu iki değer arasındaki farkın mutlak değeri numunenin gerçek boyutu olacaktır. Ancak, burada her zaman aynı sonucu bulmak zordur. Çünkü, cihaz için olduğu için daha önce bulunan sonuçlara çok yakın sonuçlar bulunur.   </p>
<p>             CİHAZI ÜZERİNDEKİ  PARÇALAR:<br />
1.	Çerçeve(Görüntünün daha  belirgin oluşması için )<br />
2.	Dairesel ekrandaki dönen bilezik( açısal baremlere ayrılmış)<br />
3.	Dairesel ekran (üzerinde birbirine dik iki eksen bulunuyor.)<br />
4.	Saydam lamel  (parçayı üzerine koyup ölçüm yaparız.)<br />
5.	İki tane mikrometre (biri X ,diğeri Y ekseni boyunca ölçüm yapar.)<br />
6.	Körük ayar kolu (görüntünün netleşmesi için hareket ettirilir.)<br />
7.	Tabla hareket kolları (iki tarafta simetrik olarak bulunur.)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/10/05/olcme-teknigi-deney-raporu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MOTORLU TAŞITLAR DENEY RAPORU</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/10/05/motorlu-tasitlar-deney-raporu/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/10/05/motorlu-tasitlar-deney-raporu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 13:13:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ARŞİV]]></category>
		<category><![CDATA[deney]]></category>
		<category><![CDATA[motorlu]]></category>
		<category><![CDATA[raporu]]></category>
		<category><![CDATA[taşıtlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[MOTORLARIN TARİHSEL GELİŞİMİ:
Hava gazı ile çalışan, ticari bakımdan elverişli ilk motor, Fransız Mühendisi Etiyen Löner tarafından  1860 yılında yapıldı.Bu motorda yakıt olarak kullanılan hava gazı ,sıkıştırılmadan ateşlendiginden ,motorun devri istenilen seviyeye yükseltilememiştir.
1862 `de Fransız Mühendisi Beau-De Rochas 4 zamanlı çevrimin esaslarını ortaya koymuştur. Böylece 1. zamanda emilen yakıt hava karışımının , ateşlenmesinden önce sıkıştırılması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>MOTORLARIN TARİHSEL GELİŞİMİ:<br />
Hava gazı ile çalışan, ticari bakımdan elverişli ilk motor, Fransız Mühendisi Etiyen Löner tarafından  1860 yılında yapıldı.Bu motorda yakıt olarak kullanılan hava gazı ,sıkıştırılmadan ateşlendiginden ,motorun devri istenilen seviyeye yükseltilememiştir.<br />
1862 `de Fransız Mühendisi Beau-De Rochas 4 zamanlı çevrimin esaslarını ortaya koymuştur. Böylece 1. zamanda emilen yakıt hava karışımının , ateşlenmesinden önce sıkıştırılması gerektigi prensibide , Rokhas tarafından bulunmuş oldu.<br />
Bütün bu çalışmalardan faydalanan Alman Mühendis Nikalaus Auğust Otto,dört zaman esasına göre başarı ile çalışan ilk motoru , 1876 tarihinde yaptı.<br />
<span id="more-95"></span><br />
Otomobillerde kullanılan ilk motorların özelliklerini sıralayacak olursak:<br />
a) Silindir sayısı az, devir adedi, sıkıştırma oranı ve sıkıştırma sonu basıncı düşük oldugu için, güçleride düşük oluyordu.<br />
b) Motorlar güçlerine göre büyük, ağır ve gösterişsiz yapılıyordu.<br />
c) Egzoz sistemi basit, lastikler dolma tip oldugundan motor gürültülü, vasıta sarsıntılı çalışıyordu.<br />
Bu günkü Otto motorları yapım ve donanım bakımından ilk motor ve otomobillere göre büyük degişiklikler göstermekle beraber, prensip yönünden Otto`nun 1876 yılında yaptıgı 4 zamanlı motorlardan büyük bir farkı yoktur.</p>
<p>Otomobil motorları günümüze gelinceye kadar bir takım degişiklikliklere ugramıştır. Bu gelişmelere etkiyen başlıca faktörler:<br />
•	 Otomobillerin geniş halk kitleleri tarafından bir taşıt aracı olarak kullanaılması, insanlarda rahat yaşama(konfor)  ve zamandan tasarruf fikrinin gelişmesi.<br />
•	 Motorların degişik iş sahalarında kullanılabilmesi va böylece işçiden zamandan tasarruf ve seri iş yapabilme imkanlarının dogması.<br />
•	 Enerji kaynaklarının mümkün oldugunca en yüksek verimde kullanılması.<br />
otomobil motorlarının gelişmesinde etkili olmuştur.  </p>
<p>GÜNÜMÜZDE ÜRETİLEN MOTORLARDA, İLK MOTORLARA GÖRE YAPILAN BAŞLICA DEGİŞİKLİKLER :</p>
<p>1) Şıkıştırma oranları daha büyük yapılabilmektedir;  Yakıt özelliklerinin iyileştirilmesi sonucu, sıkıştırma oranları artırılarak motorun devri ve gücü arttırılmıştır. Yüksek sıkıştırma oranı  sıkıştırma stroku sonunda yüksek silindir basıncı demektir, silindir basıncının artması motorun vuruntuya karşı direncinide azaltmaktadır,bu yüzden yanma odasının tasarımı ile ilgili yenilikler yapılmıştır.<br />
2) Subapların açılıp kapanma zamanları daha iyi düzenlenebilmektedir; Subapların açılıp kapanması krank miline baglı olarak hareket eden kam mili yardımıyla olmaktadır, subaplardan herhangibirisinin zamanında açılmaması yada kapanmaması motorun çalışma düzenini tamamen degiştirerek zararlara neden olmaktadır. Subapların hareketini kontrol eden kam mili krank milinden hareket almaktadır ve bu hareketi iletim elemanlarıyla subaplara iletmektedir.Ancak iletim elemanları ile kam mili arasında madensel temas söz konusudur, belli bir süreden sonra bu madensel temas aşınmaya neden olmakta ve hareket iletimi tam olarak saglanamamaktadır, buda subapların hareketinde aksamalara yol açmaktadır. Bu aksamaların önlenebilmesi için kam mili ile subapları arasındaki mesafe azaltılmıştır ve kam milinin hareketi direk olarak subaplara aktarılmıştır. Bunun sonucunda iletim elemanlarının oluşturdugu atalet kuvvetleri ortadan kaldırılmış ve subap hareketleri daha iyi düzenlenmiştir.<br />
Kam milinin subaplarla olan mesafesinin azaltılması motor hacmini, dolayısıyla agırlıgı azaltmıştır.<br />
3)  Ateşleme sistemlerindeki farklar; Benzin motorlarında ateşleme buji ile yapılmaktadır. Ateşleme sisteminden saglanan enerji elektronlar vasıtasıyla civardaki karışım moleküllerine aktarılarak buji tırnagı civarında yüksek enerjili bir nüve teşkil ettirilmektedir. Motor çok soguk iken böyle bir nüvenin teşkil etmesi veya saglanan enerjinin cidarlardan transfer olan enerjiden az olması halinde sönme oluşması mümkündür. Olayın başlangıcında buji civarından önemli ısı kaybı oldugundan reaksiyonlar yavaş gelişir ve dolayısıyla kimyasal reaksiyon sınırı kabul olarak edilen alev cephesi yavaş ilerler.Yanan karışım miktarı az oldugundan basınç yükselmeside çok küçüktür. Daha sonra reaksiyonlar hızlanır, ortamdaki aktif molekül sayısı ve dolayısıyla basınç yükselir,açıga çıkan enerji miktarı cidarlardan transfer olan ısı miktarını hızla geçmeye başlar ve bu safhada yüksek türbülanslı hava hareketleri sebebiyle de alev cephesinin küresel şekli bozulur. Motorlarda süreli bir yanmanın sebep oldugu güç kayıpları zaman kayıpları olarak bilinir. Bu kayıpların en aza indirilebilmesi için ateşlemenin maksimum basınç pozisyonunu saglayacak şekilde zamanında yapılması gerekmektedir. Buna ateşleme avansı denilmektedir. Ayrıca buji, ateşlemeyi belirli zamanlara bölünmüş dönme hareketleri ile yapmaktadır, bu mekanik hareket zamanla aksamaktadır ve dolayısıyla yukarıda bahsedilen sorunlara sebep olmaktadır.<br />
Günümüzde bilgisayar progları ile yapılan ve yanma odası içesindeki yakıt miktarı,  basınç degeri gibi kritik degerlere göre ateşlemeyi  gerçekleştiren elektronik ateşleme sistemleri kullanılmaktadır.<br />
Bir diger yöntemde yakıtın yanma odasına atamize olarak gönderilerek sürtünme ve yüksek basınç yardımıyla ateşleme yapılması ve  daha yüksek verimli bir yanma elde  edilmesidir.<br />
4) Silndir sayıları ve motor devri arttırılarak daha yüksek güçlü motorlar yapılabilmektedir; Motorlarda silindir sayısının artması, aynı zamanda daha fazla genişleme dolayısıyla daha fazla iş eldesidir, buda motorun devir sayısını yani hızını arttırmaktadır. Silindir sayısının artması subap sayısının artması demektir, subaplar hareketini kam milinden almaktaydı daha fazla subapın kam milinden hareket aynı kam milinen hareket alabilmesi için kam milinin imalatında geometrik degişiklikler yapılmıştır. Bu sayede tek bir kam mili ile çok sayıda subabın hareketi sglanabilmektedir.</p>
<p>Motorlarda ki degişim yukarıda belirlenen degişikliklerle sınırlı kalmayıp motorun   belirli krıtik bölgelerinde ki sogutma sekilleri ve yaglama şekillerindede degişiklikler meydana gelmiştir. Örnegin motorun çalışma esnasında en çok ısınan bölgelerinden birisi devir sayısını düzenleyen dişli kutusudur, dişli kutusunda ısnmadan dolayı meydana gelebilecek problemlerin önlenebilmesi için dişli kutusunu çevreleyen hacmin içerideki ısıyı maksimum seviyede dışarı atması gerekmektedir, bu yüzden bu hacimlerde özel alaşımlı alüminyum malzemeler kullanılmakta ve bu yüzeyler  kanatçıklı(ısı transfer yüzeyinin arttırılması için) yapılmaktadır.<br />
Motorlarda ki bir başka sogutma şekli yaglama yoluyla olmaktadır. Ancak yaglamanın motor üzerindeki asıl önemi, elemanlar arasında meydana gelebilecek  sürtünme kuvvetlerinin en aza indirilmesini saglamaktır. Bu noktada bir yag basıncından ve yaglama şeklinden bahsedilmelidir. Motorun en önemli parçası, pistonlara ve kam miline hareket veren  krank milidir, krank milinin bu hareketler esnasında görebilecegi zararları en aza indirmek için krank kolu ile mil yuvası arasında bir sıvı basıncı oluşturulmaktadır, dolayısıyle sürtünme metaller arasında degil sıvı yüzeyleri ile metal yüzey arasında olmaktadır. Ancak bu sıvının(yaglayıcı elemanın) bu bölgeye gönderilmesi ve bir sıvı basıncının oluşturulması basit  bir yaglama ile saglanamamaktadır. Bu işlemin yapılabilmesi için krank milinin içerine bir matkap tardımıyla ve tüm deyme noktalarından geçecek şekilde delik açılmıştır ve bu deliklerden istenilen yağ basıncı seviyesinde yag basılmaktadır.<br />
Motor endüstrisindeki bu gelişmeler sosyal ve ekonomik bakımdan önemli gelişmelerdir ancak ülkemizde henüz tam bir rekabet sistemi olmayışı ve toplumun bu sektörde yeteri kadar bilgi sahibi olmamasından dolayı, eski tip motorların üretimi devam etmektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/10/05/motorlu-tasitlar-deney-raporu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AKIŞKANLAR MEKANİĞİ DENEY RAPORU</title>
		<link>http://www.erpakademi.com/2009/10/05/akiskanlar-mekanigi-deney-raporu/</link>
		<comments>http://www.erpakademi.com/2009/10/05/akiskanlar-mekanigi-deney-raporu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 13:12:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ARŞİV]]></category>
		<category><![CDATA[akışkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[deney]]></category>
		<category><![CDATA[mekaniği]]></category>
		<category><![CDATA[raporu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erpakademi.com/?p=93</guid>
		<description><![CDATA[DENEY CİHAZININ TANIMI:
Deney cihazı debi ölçümünü sağlayan bir cihazdır. Venturimetre gittikçe daralan ve bunu takiben bir boğaz ve gittikçe genişleyen uzun bir bölümden meydana gelmektedir. Su Hidrolik deney tezgahından cihaza yakınsak venturimetreden girmektedir .Daha sonra kesit alanı ani genişleyen bir bölümden geçtikten sonra akımın genişlemesi için uzun bir gelişme bölgesinden geçer ve bir orifisten geçerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>DENEY CİHAZININ TANIMI:<br />
Deney cihazı debi ölçümünü sağlayan bir cihazdır. Venturimetre gittikçe daralan ve bunu takiben bir boğaz ve gittikçe genişleyen uzun bir bölümden meydana gelmektedir. Su Hidrolik deney tezgahından cihaza yakınsak venturimetreden girmektedir .Daha sonra kesit alanı ani genişleyen bir bölümden geçtikten sonra akımın genişlemesi için uzun bir gelişme bölgesinden geçer ve bir orifisten geçerek debinin ölçülmesi yöntemini belirler. Orifis takiben akımın gelişmesi için geçerli uzunluktan sonra bir dik açılı dirsek gelir ve bu dirsekten sonra akışkan rotometreye girer. Rotometre şeffaf bir boru ve bunun içinde akan akışkanın debisine göre aşağı yukarı doğru hareket ederek denge konumunda durabilen bir şamandıradan ibarettir. Bu şamandıranın pozisyonu debinin ölçüsüdür. Rotometreden sonra su kontrol vanasından geçerek hidrolik tezgaha ve ağırlık tankına döner. Daha sonra deney setinin 9 ayrı noktasından basıncı ölçeriz.<br />
<span id="more-93"></span></p>
<p>MONTAJ VE DENEYE HAZIRLIK:</p>
<p>1)İlk olarak rotometrenin üstünde bulunan dirsek sökülerek kontrol valfi açılır,cam rotometredeki nakliyat teli çıkarılır, valf ve dirsek manşonu sıkıştırılır.</p>
<p>2)Hidrolik tezgahtan su temin hortumu venturimetre girişine bağlanır ve hortumun kelepçesi sıkıştırılır.</p>
<p>Bir başka hortumu debi ölçer cihazının çıkışındaki kontrol valfi çıkışına bağlanır ve diğer ucu tezgahın üzerine serbest bırakılır ve merkezi giriş deliğine sokulur. Devam etmeden önce hidrolik tezgahın ağırlık debi ölçme sisteminin çalışması elle kontrol edilir.</p>
<p>3) Manometrelerin üzerindeki hava temizleme vanası kapalı iken cihazın vanası tamamen kapatılır ve daha sonra 1/3 kadar açılır. Hidrolik tezgah açılır ve su debi ölçer cihazına yavaş yavaş verilir(Hidrolik tezgah vanasından).Debi ölçer cihazının tam olarak su ile dolmasına izin verecek şekilde hidrolik tezgahın vanası açılır ve daha sonra hirolik tezgah vanası tamamen açılır. Debi ölçerin vanası tamamen kapatılır. Bisiklet pompasını hava temizleme valfine bağlayarak manometrede belli bir seviyeye gelinceye kadar pompalanır.</p>
<p>Sonuç ve Hesaplamalar</p>
<p>1) Çıkan debinin hesabı ;<br />
Venturimetre A ile B noktaları arasına Bernouille denklemi uygulanır.Bernouille denklemi uygulandığında A ile B noktaları arasındaki mesafe az oldu.ğu için za – zb ihmal edilir</p>
<p>Pa/  + Va ^2/2*g +Za = Pb/ +Vb^2/2*g +Zb</p>
<p>Pa/ro*g + Va^2/2*g = Pb/ro*g + Vb^2/2*g</p>
<p>Süreklilik denkleminden:<br />
Aa*Va = Ab*Vb ise Vb = Aa/Ab*Va<br />
Q = Ab*Vb<br />
Q = Ab*[(2*g/1-(Ab/Aa)^2)*(Pa-Pb)/ro*g]^1/2<br />
Cihazda: A ve B noktaların boru çapları<br />
Da=26 mm<br />
Db=16 mm<br />
Ab/Aa=0,38 ve Ab=2,01*10^(-4) m2</p>
<p>1.Ölçümde<br />
Q=9,62*10-4 * (hA-hB)^(1/2)  m3/s<br />
Suyun özgül kütlesi 1000 kg/m3 alınırsa kütlesel debi<br />
m= 0,962*(hA-hB)^(1/2) kg/s                                                                         hA=354 mm   hB=340 mm ise (hA-hB)^(1/2) =0,118  ve                                  m=0,962*0,118 ise m=0,114 kg/s bulunur<br />
Ağırlık Tankıyla bu ölçüm değer ;<br />
Geçen süre 46,5 s , 2 kg yük konulduğu için su tankına 3 katı kadar yani 6 kg su dolar<br />
46,5 s’de           6 kg su dolarsa<br />
      1s’de           x kg su dolar</p>
<p>m= x=6/46,5             ise m=0,129 kg/s</p>
<p>2.Ölçümde :<br />
m=0,962*(hA-hB)^1/2  kg/s<br />
hA=349 mm   hB=284 mm<br />
(hA-hB)^1/2=0,255  ve<br />
m=0,962*0,255   ise   m=0,245 kg/s</p>
<p>Ağırlık tankıyla ölçümde bu değer;<br />
Geçen süre  47,5 s   ,   4 kg yük konulduğu için su tankına 3 katı kadar yani 12 kg su dolar</p>
<p>47,5 s’de 12 kg su dolarsa<br />
     1 s’de   x kg su dolar</p>
<p>m=x= 12/47,5   ise m=0,253 kg/s bulunur</p>
<p>3.Ölçümde</p>
<p>m=0962*(hA-hB)^1/2 kg/s<br />
hA=332 mm   hB=182 mm<br />
(hA-hB)^1/2=0,387<br />
m=0,962*0,387    ise m=0,372 kg/s  bulunur.</p>
<p>Ağırlık tankıyla ölçümde bu değer<br />
Geçen süre 32s   ,   4 kg yük konulduğu için su tankına 3 katı kadar yani 12 kg su dolar</p>
<p>32s’de  12 kg su dolarsa<br />
 1 s’de    x kg su dolar</p>
<p>m=x=12/32  ise m=0,375 kg/s bulunur.<br />
Orifis;<br />
E ve F manometre ölçüm noktaları arasına Bernouilli denklemi uygulanır.Fakat zA-zB ihmal edilmez</p>
<p>zE-zF yük kaybı manometrelerdeki yükseklikler arasındakifark cinsinden yazıldığında</p>
<p>vF2/2*g – vE2/2*g=k2*(PE/ro*g – PF/ro*g)<br />
k=0,6           Q=AF*VF<br />
Q=k*AF(2*g/1-(AF/AE)2*(PE-PF)/ro*g)^1/2<br />
Orifis için DE=51 mm<br />
    DF=20 mm</p>
<p>Q=1,89*10^(-4)*(2*9,81)^(1/2)/(1-0,155)*(hE-hF)^(1/2)<br />
Q=9,1*10^(-4)*(hE-hF)^(1/2)    kg/s</p>
<p>1.Ölçümde;<br />
hE=352 mm   hF=338 mm<br />
(hE-hF)^1/2=0,118<br />
m=0,91*0,118=0,107<br />
Ağırlık tankıyla yapılan ölçümde    m=0,129 kg/s bulunur</p>
<p>2.Ölçümde;<br />
m=0,91*(hE-hF)^(1/2)<br />
hE=340 mm    hF=274 mm<br />
(hE-hF)^(1/2)=0,257<br />
m=0,91*0,257=0,234 kg/s</p>
<p>Ağırlık tankıyla ölçümde m=0,253 kg/s bulunur.</p>
<p>3.Ölçümde;</p>
<p>m=0,91*(hE-hF)^(1/2)<br />
hE=320 mm     hF=160 mm<br />
(hE-hF)^(1/2)=0,4<br />
m=0,91*0,4=0,364</p>
<p>Ağırlık tankıyla ölçümde m=0,375 kg  bulunur.</p>
<p>Yük Kaybının Hesapları:<br />
Venturimetre ; A ve C basınç ölçer noktaları arasına<br />
PA/ro*g-PC/ro*g=hA-hC<br />
Bu giriş kinetik enerji yüküne (VA2/2*g) bölünerek boyutsuz duruma getirilir.<br />
VB2=2*g/1-(AB/AA)2*(PA/ro*g-PB/ro*g)<br />
VA2=VB2*(AB/AA)2<br />
VA2/2*g=(AB/AA)2*[1/1-(AB/AA)2*(PA/ro*g-PB/ro*g)]<br />
AB/AA=0,38    Buradan giriş kinetik yükü<br />
VA2/2*g=0,144*1,16*(PA/ro*g-PB/ro*g)=0,167*(hA-hB)</p>
<p>1.Ölçümde:<br />
hA =354 mm hB=340 mm   hC=349 mm<br />
hA-hC=5 mm<br />
VA2/2*g=0,167*(hA-hB)iseVA2/2*g=0,167*14=2,338mm<br />
Yük kaybı=2,139 Giriş kinetik enerji yükü</p>
<p>2.Ölçümde:<br />
hA =349 mm hB=284 mm   hC=333 mm<br />
hA-hC=16 mm<br />
VA2/2*g=0,167*(hA-hB)iseVA2/2*g=0,167*65=10,855mm<br />
Yük kaybı=1,474 Giriş kinetik enerji yükü</p>
<p>3.Ölçümde:<br />
hA=332 mm  hB=182 mm   hC=305 mm<br />
hA- hC=27 mm<br />
VA2/2*g=0,167*(hA-hB)iseVA2/2*g=0,167*150=25,05mm<br />
Yük kaybı= 1,079 Giriş kinetik enerji yükü</p>
<p> ORİFİS;<br />
HEF=0,83*(hE-hF) mm</p>
<p>1.Ölçümde<br />
hE=352 mm  hF=338 mm<br />
hEF=0,83*(352-338)<br />
hEF=11,62 mm<br />
Orifis giriş kinetik yükün yüksekliği venturimetrenin yaklaşık 1/16’sı kadar 1.ölçümde venturimetrede VA2/2*g=2,338mm<br />
1/16’sı=2,338/16=0,146 mm<br />
hEF=11,62/0,146=79,59  giriş kinetik yükü</p>
<p>2.Ölçümde<br />
hE=340 mm  hF=274 mm<br />
hEF=0,83*(340-274)<br />
hEF=54,78 mm<br />
Orifis giriş kinetik yükün yüksekliği venturimetrenin yaklaşık 1/16’sı kadar 2.ölçümde venturimetrede VA2/2*g =10,855mm<br />
1/16’sı=10,855/16=0,678 mm<br />
hEF=54,78/0,678=80,796  giriş kinetik yükü</p>
<p>3.Ölçümde<br />
hE=320 mm  hF=160 mm<br />
hEF=0,83*(320-160)<br />
hEF=132,8 mm<br />
Orifis giriş kinetik yükün yüksekliği venturimetrenin yaklaşık 1/16’sı kadar 3.ölçümde venturimetrede VA2/2*g =25,05mm<br />
1/16’sı=25,05/16=1,566 mm</p>
<p>hEF=132,8/1,566=84,802  giriş kinetik yükü</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erpakademi.com/2009/10/05/akiskanlar-mekanigi-deney-raporu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
